Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/803 E. 2026/727 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/803
- Karar No
- 2026/727
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
15.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2023/803
KARAR NO:2026/727
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:16/02/2023
NUMARASI:2019/492 Esas, 2023/160 Karar
DAVANIN KONUSU:Alacak
KARAR TARİHİ:03/06/2026
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Dava, su ve kanal yapım bakım ve rehabilitasyon işlerini konu alan yazılı ... sözleşmesi kapsamında alacak talebine ilişkin olup; mahkemece, davanın kısmen kabulüne dair verilen karar taraf vekillerince süresinde ve usulünce istinaf edilmiştir.Davacı vekili, ... Genel Müdürlüğü ile müvekkili şirketin ortağı olduğu konsorsiyum arasında 23/07/2004 tarihli ... Müdürlüğü mesuliyet sahasındaki içme suyu ve atık su yapım ve rehabilitasyon işi sözleşmesi ile 31/01/2006 tarihli ... Şube Müdürlüğü mesuliyet sahasındaki içme suyu ve atık su yapım ve rehabilitasyon işi sözleşmesinin imzalandığını, davalı şirket ile imzalanan taşeronluk sözleşmesi ile yüklenilen bir kısım işin davalıya taşere edildiğini, davalının alt yüklenici olduğunu, davalı şirketin yüklendiği edimi eksik ifa etmesi ve gereği gibi yerine getirmemesi nedeniyle bu işlerin müvekkili şirket tarafından tamamlandığını, müvekkili şirketin kesin hakediş neticesinde davalı şirketten alacaklı hâle geldiğini, müvekkilinin hakediş yapma taleplerinin kabul edilmemesi üzerine müvekkilinin yüklenilen işlere ilişkin kesin hakedişleri düzenleyerek davalıya ihtarname ile gönderdiğini, davacının dava dışı idare ile yaptığı sözleşmeler uyarınca bloke edilen ve hakedişlerden yapılan kesinti nedeniyle müvekkilinin 75.824,04 TL tutarında alacaklı olduğunu, bunun taraflar arasındaki taşeronluk sözleşmesinin 23.2 maddesine uygun olduğunu, idare tarafından yapılan kesintiler müvekkili şirkete ödendikçe müvekkilinin de davalı şirkete ödeme yaptığını, iyiniyet çerçevesinde müvekkilinin davalıya daha fazla ödeme yaptığını, taraflar arasındaki ... ve ... işlerine ilişkin taşeronluk sözleşmeleri uyarınca, davalı şirketin yükümlülükleri arasında bulunan idare nezdinde yapılması gereken kesin hesap onay işlemlerinin, müvekkili şirketçe yapılması sonucu tahakkuk eden masraflar nedeniyle müvekkili şirketin, davalı şirketten ... Müdürlüğü mesuliyet sahası içinde su, kanal ve atıksu yapım ve rehabilitasyon işleri taşeronluk sözleşmesi kapsamında 70.800,00 TL, ... Şube Müdürlüğü mesuliyet sahası içinde su, kanal ve atıksu yapım ve rehabilitasyon işleri taşeronluk sözleşmesi kapsamında 181.579,45 TL alacağı bulunduğunu, imalat farkları nedeniyle idare tarafından müvekkili şirket hak edişlerinden kesilen bedellerin davalı şirketten tahsili gerektiğini, müvekkili şirket ile davalı şirket arasında imzalanan ... ve ... taşeronluk sözleşmelerine istinaden işveren idare tarafından müvekkili şirket hak edişlerinden şantiye giderleri altında kesinti yapıldığını, bu miktarın davalı şirketten alınması gerektiğini, müvekkili şirket ile davalı şirket arasında imzalanan taşeronluk sözleşmeleri uyarınca, davalı şirket çalışanlarının ...'a ait boru hatlarına verdiği zararın müvekkili şirket tarafından ödendiğini, bunun davalıdan tahsili gerektiğini, yine dava dışı işveren idare tarafından müvekkilinden malzeme kesintisi adı altında yapılan kesintinin davalı tarafından karşılanması gerektiğini, işveren ... tarafından kesilen cezanın müvekkili şirket ile davalı arasında imzalanan taşeronluk sözleşmesi uyarınca müvekkili şirkete ödenmesi gerektiğini,davalı şirket ile imzalanan taşeronluk sözleşmesine göre yapılan iş sırasında üçüncü kişilere verilen zararların müvekkili tarafından ödenmesi nedeniyle davalıdan tahsili gerektiğini, yine anılan taşeronluk sözleşmeleri uyarınca, müvekkili şirket aleyhine açılan davalar nedeniyle müvekkili şirketten tazmin edilen zararın tamamının davalıdan tahsili gerektiğini, bu nedenlerle davalı ile imzalanan taşeronluk sözleşmeleri uyarınca davacının alacaklı olduğu 348.779,14 TL'nin temerrüt tarihlerinde itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile müvekkiline ödenmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, müvekkili şirketin davacı ile yapılan taşeronluk sözleşmesi kapsamında tüm edim ve taahhütlerini yerine getirdiğini,müvekkili şirketin davacıdan alacaklı olduğunu,müvekkili şirketin yapmış olduğu işlere ait hak edişlerin hem davacı şirket hem de dava dışı idare tarafından onaylandığını,bu hak ediş raporlarına göre müvekkilinin toplam 225.022,56 TL alacaklı olduğunu,davacı şirket tarafından gönderilen hak ediş raporlarının müvekkili tarafından kabul edilmediğini ve bunun davacıya bildirildiğini, davacı ile imzalanan taşeronluk sözleşmeleri uyarınca müvekkili şirketin tüm edimlerini yerine getirdiğini, bu işlere ilişkin hak edişlerin davacı ve idare tarafından onaylandığını, hak edişlere istinaden düzenlenen faturaların da itiraza uğramadığını, davacının üçüncü kişilere haksız olarak yaptığı ödemeleri müvekkilinin alacağından düşmek istediğini, müvekkilinin işi eksiksiz teslim ettiğinin düzenlenen geçici kabul tutanakları ile tespit edildiğini, müvekkili şirketin... sözleşmesi kapsamında davacıdan alacaklı olduğundan bahisle İstanbul 4.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2009/299 esas sayılı dosyası üzerinden dava açtığını, ... sözleşmesi kapsamında herhangi bir tören düzenlenip masraf yapılmadığı halde davacının sözleşme uyarınca bunu talep etmesinin mümkün olmadığını, her iki sözleşme kapsamında kesin hesapların hazır olmasına rağmen kesin hesap sunma konusunda müvekkili yetkili olmadığından kesin hesapların dava dışı idareye sunulamadığını, davacı vekilinin dava dilekçesinde alacak kalemleri olarak gösterdiği kalemlerin gerçeği yansıtmadığını, bu nedenlerle davanın reddine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece 15/11/2018 tarihli karar ile, yargılama aşamasında alınan bilirkişi heyet kök ve bunu doğrulayan ek rapor karara esas kabul edilerek davacının trafik kazası nedeniyle Kadıköy 3. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyasına ödediği 51.447,14 TL ile, talep konusu diğer kalem alacaklar nedeniyle 297.331,00 TL olmak üzere toplam 348.779,13 TL alacaklı bulunduğu belirtilerek davanın kısmen kabulü ile 348.779,13 TL'nin 02.01.2012 temerrüt tarihinden itibaren değişen oranlarda ticari temerrüt (avans) faiziyle birlikte tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermiştir.Dairemizin 28.5.2019 tarihli 2019/252 E ve 2019/687 K sayılı kararı ile, mahkemece yargılama sırasında alınan ve karara esas yapılan bilirkişi raporu ve taraf itirazları üzerine alınan ek rapor hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmadığı gibi bir çok talep kalemleri yönünden de gerekçesiz olduğu, ek raporda da taraf itirazlarının bir kısmının tartışılmadığı,davalı tarafın imzalamadığı kesin hakedişler dışındaki diğer bilgi ve belgelerin de yeterince incelenmeden eksik değerlendirmeyle sonuca varıldığı, bu nedenle tarafların sair istinaf sebepleri incelenmeksizin mahkeme kararının kaldırılmasına, dosyadaki tüm bilgi ve belgeler, davacı ile dava dışı idare arasında bu iş nedeniyle düzenlenen tüm hakedişler ve dayanak belgeleri ile davacı şirketin konsorsiyum ortağı olan şirketin bu işler nedeniyle dava dışı ...'ye karşı açtığı davalar ve talep ettiği alacaklar ve sonuçları, sair bağlantılı tüm bilgi ve belgeler, asıl sözleşme hükümleri ile taraflar arasındaki taşeron sözleşmesi hükümleri ve ileri sürülen vakıalar özelinde bağlantılı olarak taraflarca yapılan itirazları da dikkate alınarak sözleşme konusu işler nedeniyle kesin hesap çıkaracak şekilde hüküm kurmaya elverişli ve denetlenebilir şekilde içinde sözleşmeler hukukunda uzman bir bilirkişinin de bulunduğu mali müşavir ve inşaat mühendisinden oluşan yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınarak sonucuna göre yeniden esas hakkında karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Mahkemece, davacı vekilinin dava dilekçesinde birden çok sebeple alacaklı olduğunu belirterek uğranılan zararların tahsilini talep ettiğinden her bir talebin ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği,
a-)"İşveren İdarenin,Davacı Şirket İle İmzalamış Olduğu ... İşi Sözleşmesi Gereği Bloke Ettiği ve Davacı Şirketin Hakedişlerinden Kestiği 41 Oranındaki Teminat Tutarının Tamamı Henüz Ödenmediğinden; Davacı Şirketin Davalı Şirketten 75.824,04 TL Alacaklı Durumda Olduğu” yönündeki iddia ve talehin incelenmesinde; dava dışı idare ile davacının ortağı bulurduğu konsorsiyum arasında imzalanan sözleşme kapsamında, idare tarafından sözleşmenin eki niteliğindeki İdari Şartrame'nin 62. maddesine istinaden, ... işine ilişkin olarak tesislerin temel atma töreni ve açılış merasimlerinin giderleri için kullanılmak üzere, davacı şirket ve konsorsiyumun diğer ortağı şirket hakedişlerinden ayrı ayrı 961'lik kesinti yapıldığı; Davacı ile davalı arasında akdedilmiş olan Taşeronluk Sözleşmesinin 23.20 nolu maddesi hükmünün “Taşeron (davalı) temel atma ve açılış merasimlerinin giderleri olan saha tanzimi, ses cihazı temini, ikram davetiye, ilan, afiş, broşür basım vs, diğer hizmetler için harcama belgeleri karşılığında tavan miktar olarak, fiyat farkı dahil sözleşme bedelinin en çok %1 oranındaki harcamaları karşılamayı taahhüt eder” şeklinde olduğu, burada önemli noktanın “harcama belgeleri karşılığında” ibaresi olduğu, temel atma ve açılış töreni yapılmadığından, bu şekilde bir harcamanın söz konusu olmadığı hususunun taraf beyanları ve dava dışı ... yazılarından anlaşıldığı; ... işinin devamı sırasında, davacı ...'nın hakedişlerinden dava dışı ...'nin toplam olarak 139.440,79 TL kesinti yaptığı, ...'nın da davalının hakedişlerinden toplam olarak 92.987,72 TL kesinti yaptığı; dava dışı ...'nin 1-2-3-4-5 numaralı hakedişlerden yapılan kesintiyi 26.01.2015 tarihinde 25.738,02 TL olarak davacı ...'ya iade ettiği, kalan miktarın 113.702,77 TL olduğu; ...'nın, ...'ye verdiği 31.03.2010 tarihli dilekçesi ile 113.702,76 TL tutarındaki X1 teminat kesintilerinin kesin kabulü yapılıp, teminat mektubu iade edilmiş olmasına rağmen ödenmediğini ifade ederek belirtilen tutarın taraflarına ödenmesini talep ettiği, ...'nin ilgili birimleri arasında yapılan iç yazışma sonucunda Mayıs 2010 tarihli yazıda “ilgili kesintinin sözleşme dosyasında yer alan İdari Şartnamenin 62. Maddesi kapsamında yapılmış olduğundan geri iadesinin mümkün görülmediği”nin belirtildiği, ...'nin benzer bir yazıyı T.C. İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesine de gönderdiği, ... iç yazışmalarından kesilen %1'in hesapta beklediğinin anlaşıldığı;Davacı davalıya, 92.987,75 TL x 418,458 - 17.163,71 TL ödeyecekken, iyi niyet çerçevesinde 16.453,09 TL ve 47.171,00 TL olmak üzere toplam 63.624,09 TL'lik bir ödeme yapıldığını öne sürmekteyse de, bu ödemeye ait bir makbuz veya dekontun dosyaya sunulmadığı, cari hesapta görülebileceğinin ifade edildiği; mali incelemeler neticesinde, davacı ...'nın davalıya nakden 16.453,09 TL, cari hesap virmanı olarak da 23.618,62 TL olmak üzere, toplamda 40.071,71 TL teminat iade yaptığının tespit edildiği, davacı yanın talebinin ise 75.824,00 TL olup, davacı yanın yapmış olduğu kesintiyi bir daha davalıdan talep etmekte olduğu; Dava dosyası içeriğinden, dava dışı idarenin bu hükümde sözü edilen işlerin gerçekleştirilmesi için harcama yaptığını gösteren belgelere rastlanmadığı, ayrıca davadışı idarenin temel atma ve açılış merasimi yaptığı hususunu gösteren belgelere de rastlanmadığı, dolayısıyla da, davacı/işveren tarafından davalı/taşerona, davadışı idarenin bu tür işlerin yapımı için düzenlemiş olduğu herhangi bir harcama belgesi sunmamış olduğu ve sunmasının da mümkün olmadığı anlaşıldığından davacının davalıdan, 75.824,00 TL'lik teminat kesintisi tutarının iadesini talebe hak kazanamadığı ve bu yöne ilişkin talebinin reddi gerektiği, b) “Taraflar Arasındaki ... ve ... İşlerine İlişkin Taşeronluk Sözleşmeleri uyarınca davalı şirketin yükümlülükleri arasında bulunan, idare nezdinde yapılması gereken kesin hesap onay işlemlerinin davacı şirketçe yapılması sonucu tahakkuk eden masraflar nedeniyle, davacı şirketin davalı şirketten, ... İşleri taşeronluk sözleşmesi kapsamında 70.800,00TL, ... İşleri taşeronluk sözleşmesi kapsamında da 181.579,45 TL alacağı bulunduğu” yönündeki iddia ve talebin değerlendirilmesinde; Bu konuda Taşeronluk Sözleşmelerinin 22.5 maddesinin "....'ye onaylatılmış ve GİS ortamında alınan ölçümler neticesinde, taraflar arasında kesin hesap yapılır. Kesin hesabın işveren nezdindeki takibi taşeron tarafından hazırlanıp yaptırılacak, ancak ilgili masraflar varsa ... ile taşeron arasında işin sonunda taşeronun yapmış olduğu iş miktarının toplam miktarı oranı göz önüne alınarak bölüşülür" şeklinde olduğu, dosyadaki bilgi ve belgelerden, davacının kesin hakedişleri kendi çabası ile dava dışı ...'ye onaylattığının anlaşıldığı; Davalının ise “bu konuda kendisine yetki verilmediğini, kesin hakedişin esasında yapı denetim tarafından yapılması gerektiğini” öne sürdüğü; Kesin hakedişte bu hizmet için toplam hakedişler bedelinin %1+KDV göz önüne alındığı, kesin hakedişin onayı için 70.800 TL ve 181.579,45 TL gibi oldukça yüksek sayılabilecek masraf olduğu yönünde bir kanaate ulaşılamadığı, davacının kesin hakedişte bu meblağları davanın alacağından düştüğünü ancak kesin hesapların davalı tarafından imzalanmadığını, davacının bu konuda dosyaya herhangi bir bilgi ve belge sunmadığı, bu nedenle davacının bu talebinin ispata muhtaç olduğu, davacının iddiasını ispat edemediği anlaşıldığından bu yöne ilişkin talebinin reddine karar verildiği, c) “İmalat Farkları Nedeniyle, İdare Tarafından Davacı Şirket Hak Edişlerinden Kesilen Bedellerin, Davalı Şirketten Tahsili Gerektiği” yönündeki davacı iddia ve talebinin değerlendirilmesinde; Davacı ile ... arasında ... İşi ile ilgili olarak hazırlanan 10.03.2006 tarih ve 22 numaralı kesin hesapta hakedişin 152,83 TL + KDV= 180,34 TL olarak hesaplandığı; ... işi ile ilgili olarak davacı tarafından hazırlanan ancak davalının imzalamadığı 20 numaralı 10.03.2006 tarihli kesin hesapta ise, Taşeron Hakedişinin KDV dahil 6.578,82 TL olarak gösterildiği; ... işi ile ilgili olarak ... ile ... arasında düzenlenen ve imzalanan 23.11.2007 tarih ve 22 numaralı kesin hak edişte, yüklenici hakedişinin 10.349,26 TL + KDV = 12.212,13 TL olarak hesaplandığı, malzeme kesintileri sonucu davacının 25.507,18 TL borçlu çıktığı; Davacı ... ile davalı ...arasında kesin hakediş düzenlenmediği, davacının tek taraflı olarak düzenlediği, davalının imzalamadığı 20 numaralı kesin hakedişe göre Taşeron Hakedişinin 73.537,12 TL4* KDV- 86.773,80 TL borçlu çıkmıştır (kesintiler hariç); davacının bu konuda dosyaya herhangi bir bilgi ve belge sunmadığı, davacı tarafından yapılan hesaplamanın denetlemesinin yapılamadığı, bu nedenle davacının bu talebinin ispata muhtaç olduğu, davacının iddiasını ispat edemediği anlaşıldığından bu yöne ilişkin talebinin reddine karar verildiği, d) “Davacı Şirket ile Davalı Şirket Arasında İmzalanan ... ve ... Taşeronluk Sözleşmelerine İstinaden İşveren İdare Tarafından Davacı Şirket Hakedişlerinden Kesilen Şantiye Kesintilerinin, Davalı Şirketten Tahsili Gerektiği” yönündeki iddia ve talebin değerlendirilmesinde; sözleşmelerin eki niteliğinde olan Yapım İşleri Teknik Şartnamesi'nin 17. maddesinde “Yüklenici, yapı denetim görevlisinin işlerle ilgili her türlü çalışmaları ve gerektiğinde yatıp kalmaları için, sözleşmesinde belirlenen şartlar altında uygun yerle, bina ve/veya barakalar hazırlayıp bedelsiz olarak idareye teslim etmek zorundadır. Yüklenicinin sözleşme gereği bedelsiz olarak yapmak zorunda olduğu binaların dişmda, idarece istendiği taktirde yüklenici, yapı denetim görevlisi için gerekli olan başka binaları da şartları ihale dokümanında belirtilmesi halinde bedeli karşılığında yapacaktır.Bina ve barakalar ister bedeli karşısında ister bedelsiz olarak yapılmış olsun, işin bitiminde bunlar idarenin malı olur" denildiğini; ... Yönetim Kurulunun 2008/263 K. Sayılı Kararı ile, 01.05.2008 tarihli yapıların teslimi ile kamu zararına sebebiyet verileceğini belirterek, davacı şirketin 10.03.2006 tarihli hak ediş raporundan, ... işine ilişkin olarak toplam 20.625,91 TL'lik şantiye kesintisi yapıldığı, bunun da yapılan iş oranına göre bedelinin KDV hariç 12.375,55 TL olduğu; İdarenin ... işine ilişkin olarak, Davacı şirketin 22 nolu kesin hak ediş raporundan 23.980,90 TL şantiye kesintisi yaptığı, bu miktardan davalının payına KDV hariç 14.388,54 TL düşmekte olduğu, kesintilerde KDV gösterilmediğinden değerlerin KDV'siz olarak hesaba katılması gerektiği; İstanbul 7. ATM'nin 2010/82 E sayılı dosyasında verilen 12.12.2011 tarihli 2011/446 K sayılı kararda, "Davacı ... İnşaat ile ... arasında 08.01.2006 tarihinde sözleşme imzalandığı, 18.01.2008 tarihinde işin tamamlandığı, 16.03.2009 tarihinde kesin kabulün yapıldığı, 18.01.2008 tarihli kesin hesapta 28.039,41 TL alacaklı iken davalı ... tarafından yapılan değişiklik ile 23.618,35 TL borç yüklendiği, 15.01.2010 tarihli itiraz dilekçesinin kabul edilmediği, bunun sonucu olarak teminat mektubunun iade edilmediği, davalı İdare Yönetim Kurulunun 01.05.2008 tarih ve 263 s. Kararı İle şantiye binalarının sökülerek idare ambarlarına kaldırılması ve depolanmasının kamu zararına sebebiyet vereceğinden teslim edilen şantiye binalarının idare ambarlarına kaldırılması yerine bedellerinin ... yapı yaklaşık maliyet hesabı tablosunda I. Sınıf B Grubu yapı rayicine göre işin müteahhidinin kesin hesabından kesilmesi kaydıyla müteahhide bırakılmasına karar verilmiş, olup İdare tarafından verilen 29.01.2010 tarihli yanıtta eksi bakiyenin ödenmesi halinde teminat mektubunun iade edileceğinin bildirildiği, davalı İdarenin yönetim kurulunun 01.05.2008 tarihli bu kararı ile, ihale şartnamesinde ve sözleşmede bulunmamakta, aksine şartname ve sözleşmeye aykırı düştüğü, davalının yüklenicinin şantiye binalarını teslim almayıp, şantiye binalarının bedelini davacının kesin hakediş bedelinden keserek ödetmeye zorlamasının taraflar arasında düzenlenen sözleşme ve ihale şartnamesine açıkça aykırılık teşkil etmekle, şantiye bedeli binası adı altında kesilen 24.500 TL'nin davacı şirket alacağından mahsubu işlemi hukuka aykırı bulunduğu, şantiyebinası bedelinden sorumlu tutulamayacak olan davacıya bu bedelin iadesi gerektiği kanısına varıldığı"nın ifade edildiği, dolayısıyla davalı/taşerondan şantiye binası bedeli altında yapılan kesintinin sözleşmeye aykırı olduğu, bunun sonucu olarak da davalının, davacıdan bu konuda bir kesinti yapamayacağı kanaatine varıldığı; bizzat davacının dava dilekçesinde belirtildiği üzere; davacı ile davadışı/İdare arasında akdedilmiş olan Sözleşmenin eki niteliğinde olan Yapım İşleri Teknik Şartnamesi'nin 17'inci maddesinde yer alan hükme göre, davacının, davadışı/İdare ile akdetmiş olduğu Sözleşmenin konusunu oluşturan işlerin yapımı sırasında barınma için bina ve barakalar inşa edecek olup,işin bitiminde bu bina ve barakaların mülkiyeti bedelsiz olarak davadışı/İdareye ait olacağının kararlaştırıldığı, davadışı/İdarenin ise bu bina ve barakaların mülkiyetinin kendisine ait olmasından vazgeçtiği, bina ve barakaları davacının mülkiyetine bıraktığı ve fakat bu baraka ve binaların bedelini davacının hak edişinden kestiği ve davacının da bu kesintinin bir kısmını davalı/taşerona yansıttığı, ancak Mahkeme kararında da belirtildiği üzere, davadışı/İdarenin bu davranışı, davacı ile aralarında akdedilmiş olan Sözleşme ve Şartname hükümlerine aykırı bir davranış olduğu, dolayısıyla da, davacının hakedişinden yapmış olduğu kesintinin de haksız bir kesinti olduğu; davadışı/İdare tarafından davacının hakedişinden yapılmış olan haksız kesintinin bir kısmının, davacı tarafından davalıya yansıtılmasının da haksız bir davranış olduğu, zira davacı ile davalı arasındaki Taşeronluk Sözleşmesinde, davacıya böyle bir hak veren bir hüküm bulunmadığı, Sözleşmenin 6.3/f.2 ve 8.4/cümle hükümleri yorumlandığında, davacıya, davalı hak edişinden böyle bir kesinti yapma (yani davacının hak edişinden İdare tarafından yapılmış olan haksız kesintinin bir kısmını davalıya yansıtma) hakkını vermediği anlaşıldığından davacının bu yöne ilişkin talebinin reddine karar verilmesi gerektiği, e) “Davacı İle Davalı Arasında İmzalanan ... İşleri Taşeron Sözleşmesi Kapsamında Yapılan İş Esnasında, ...'a Verilen Zararın Davalıdan Tahsili Gerektiği” yönündeki davacı talebinin değerlendirilmesinde; ... işinin yapımı sırasında muhtelif tarihlerde ... ilçesinde dört farklı adreste yapılan kanal kazısı esnasında, ...'a ait boru hatlarına zarar verildiği hususu ... yetkililerince tespit edildiği, ... tarafından sigorta şirketine yapılan başvuru sonucu hasar bedellerinin sigorta şirketince karşılandığı, sigorta şirketi tarafından davacı şirket aleyhine Eyüp 2. İcra Dairesinin ... sayılı dosyası üzerinden dört farklı takip başlatıldığı, toplam bedelin 3.040 TL olduğu, durumun 31.08.20010 tarihli ihtarnameyle davalıya bildirilerek takip dosyalarında talep edilen toplam 5.940,66 TL'nin davacı şirketçe belirtilen banka hesabına yatırmaları hususu ihtar olunduğu, ancak davalı tarafından hasar tespit tutanaklarının, ödeme emrinin ve tahsilat makbuzlarının kendilerine tebliğ edilmediği, tebliğ edilse dahi davacı şirketten alacaklı olmaları nedeniyle bu durumun değerlendirileceği gerekçesiyle ödemenin yapılamayacağının bildirildiği, davalının cevabında hasara kendilerinin neden olmadığı şeklinde bir beyanının bulunmadığı, tutanakların bir kısmında ...'nın adı geçerken bir kısmında da ...'nin adının geçtiği, dolayısıyla ... a verilen hasardan davalının sorumlu olduğunun anlaşıldığı; Taraflar arasında imzalanan sözleşmelerin 6.3, 6.4, 10.3, 19.3, 19.4 nolu maddeleri hükümleri gereği, bu hasarın davalı tarafından karşılanması gerektiği, dolayısıyla da davacının davalıdan 5.840,66 TL'nin tahsilini talebe hak kazarıdığı anlaşıldığından bu miktarın temerrüt tarihi olan 08/09/2010 tarihinden itibaren değişen oranlarda işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınmasına karar verildiği, f) “...'nin Davacı Şirket Hakedişlerinden Malzeme Kesintisi Adı Altında Yapmış Olduğu Kesintiler Toplamı Olan 16.211,32 TL'nin, Sözleşmesi'nin İlgili Maddeleri Uyarınca Davalı Şirketten Tahsili Gerektiği” yönündeki iddia ve talebin değerlendirilmesinde; ... tarafından davacı şirket hak edişlerinden “..." adı altında 5.317,73 TL, “..." adı altında 7.122,57TL ve de ..." adı altında 3.771,02TL olmak üzere toplam KDV dahil 16.211,32TL'lik kesinti yapıldığı, ancak hakedişteki kesintilerinde ayrıca KDV hesaba katılmadığı; Davacının beyanına göre, ...'nin bazı malzemeleri yüklenicilere verdiği, bu malzemelerin taraf yetkililerinin imzalarını içeren ambar fişi ile yükleniciye teslim edildiği, imalata giren veya geri teslim edilmeyen malzemenin bedelinin yüklenici hakedişinden kesildiği, artan malzemenin yine imza ile ...'ye iade edildiği; ancak yukarıda sayılan malzemelerin davalı Taşerona teslim edildiği hususunda dosyaya herhangi bir bilgi ve belge sunulmadığı, ... işinde davalı ile birlikte davacı ...'nın kendisinin ve başka taşeronların da sahada çalıştığı, davacı bu konuda dosyaya herhangi bir bilgi ve belge sunmadığından davacının bu talebinin ispata muhtaç olduğu, davacının iddiasını ispat edemediği anlaşıldığından bu yöne ilişkin talebinin reddine karar verildiği, g)“... İşi Sözleşmesi Kapsamında, ... Tarafından, Davacı Şirket Adına Kesilen ve Faturalandırılan 21.261,76 TL Cezanın, Davacı İle Davalı Arasında İmzalanan ... İşi Taşeronluk Sözleşmesi'nin İlgili Maddeleri Uyarınca Davalı Şirketten Tahsili Gerektiği” yönündeki iddla ve talebin değerlendirilmesinde; Davacının beyanına göre, ... ile davacı şirket arasında yapılan kesin hesap neticesinde yapılan Sayıştay denetimlerinde, Sayıştay tarafından ... adına ceza kesildiği, bahsi geçen cezanın ... tarafından "İş Makinesi Kiraları" adı altında kendilerine fatura edildiğinin ifade edildiği; Davacının bilerek Sayıştay tarafından ...'ye kesilen cezanın hakedişinden kesilmesine razı olduğu, bu kez kendisinin bunu davalıya yansıtmak istediği, bu cezadan davalının sorumluğu olduğu hususunun ispata muhtaç olduğu, davacının bu hususu ispat edemediği anlaşıldığından davacının bu yöne ilişkin talebinin reddine karar verildiği, h) “Davalı Şirket İle Davacı Şirket Arasında İmzalanan ... İşleri Taşeron Sözleşmesi Kapsamında Yapılan İş Esnasında Kurum/Kuruluşlara,Üçüncü Kişilere Verilen Zararın Davalı Şirketten Tahsili Gerektiği” yönündeki iddia ve talebin değerlendirilmesinde; Davacının beyanına göre, davalı şirket tarafından ifa edilen ... İşi kapsamında, kurum, kuruluş ve üçüncü kişilere verilen zararlardan ötürü, ... tarafından ...'nın 16 nolu hak edişinden 11.805,82 TL'lik hasar bedeli kesildiği, davacı şirket hakedişlerinden kesilen KDV dahil hasar bedelinin 14,048,80 TL olup, bu bedelin davalı şirketten tahsilinin gerektiğinin iddia edildiği; Taşeronluk sözleşmesinin 6.3 maddesinin "... Sözleşmede adı geçen ve belirtilen bütün şartname ve dokümanlar iş bu taşeron sözleşmesinin ayrılmaz parçası olduğundan taşeron, taşeran sözleşmesinde açıkça belirtilmeyen hususlar olması durumunda işin sözleşmenin gayesine uygun olarak yapılması ve tamamlanması için gerekli bütün işleri yapacaktır. Taşeron sözleşme konusu işi, ...'ya ve/veya ...'ye sözleşme altında herhangi bir ihmal veya kusur atfedilmesine meydan vermeyecek şekilde yerine getirecektir", 6.4 maddesinin "Taşeron, taşeronluk sözleşmesine aykırı hareketlerinden dolayı işin tamamlanmasından önce veya sonra şahıslara veya mülklere verilebilecek her türlü zarar ve ziyan sonucunda ortaya çıkabilecek bütün iddia ve taleplere ve bunlarla ilgili her türlü tazminat, ceza ve masraflara karşı ...'yı, ...'yi masun tutacak, aksi halde ...'nin ve ...'nın bu yüzden maruz kalabileceği zarar ziyanı üstlenecek, ... ve/veya ...'nın ödeyeceği tazminatı ödeyecektir", 10.3 maddesinin "Sözleşme gereği işin yapımı sırasında üçüncü şahıslara ...., ..., ..., ...., belediyelere, bunun gibi şahıs ve müesseselere verilecek zarar ve ziyandan taşeron sorumludur. Bu zarar, ziyan ve cezaların tutarları taşeronun alacak ve istikkaklarından veya teminatlarından tahsil edilir", 19.3 maddesinin “Taşeron, taşeron sözleşmesi işin ifası sırasında ve/veya sair zamanlarda kendisinin veya personelinin üçüncü şahıslara ve/veya ...'ya ve/veya ...'ye vereceği her türlü zarar ziyandan sorumludur", 19.4 maddesinin ise "Taşeron, işbu taşeron sözleşmesi konusu işle ilgili olarak yukarıdaki maddelerde belirtilen hususlarda ...'ya ve/veya ...'ye herhangi bir sorumluluk yüklenmek istediği taktirde ilgili uyuşmazlığa müdahale etmeye ve uyuşmazlığı üstelenmeye mecburdur. Uyuşmazlığın bütün sonuçlarından taşeron sorumlu olacağı gibi, ... bu nedenle yapmak zorunda olacağı her türlü ödeme için, ödemeden önce dahi Taşeron'a rücu edebilir" şeklinde olduğu; ... işi ile ilgili olarak 16 numaralı hakedişte ... tesislerine verilen hasar nedeni ile davadışı/... tarafından davacının hakedişinden 11.905,82 TL hasar kesintisi yapıldığı, ancak bu zarara davalı/...'nin sebep olduğu hususunda dosyada bilgi ve belge bulunmadığı, ... işinde, davalı ...ve başka taşeronların da çalıştığının anlaşıldığı, bu nedenle davacının bu iddia ve talebinin ispata muhtaç olduğu, davacının iddiasını ispat edemediği anlaşıldığından davacının bu yöne ilişkin talebinin reddine karar verilmesi gerektiği, ı) “Davacı İle Davalı Arasında İmzalanan ... İşleri Taşeronluk Sözleşmesi Uyarınca, Davalı Şirketin Kusuru Neticesinde Meydana Gelen Kazalar Ve Hak Sahiplerince Müvekkil Şirkete Açılan Davalar Nedeniyle, Davacı Şirketten Tazmin Edilen Zararın Tamamının Davalı Şirketten Tahsili Gerektiği” yönündeki iddia ve talebin değerlendirilmesinde; Sözleşmeye konu işin yapımı esnasında, davalı şirketin kazı yaptığı mahalde ölümcül trafik kazası meydana geldiği, bunun sonucu olarak içlerinde ... ve ...'nin de bulunduğu bir kısım davalılar hakkında tazminat ve ceza davası açıldığı, Şişli 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2008/101 Esas, Şişli 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/547 Esas, Şişli 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2010/340 Esas, Şişli 11.Asliye Ceza Mahkemesinin 2008/28 Esas sayılı dasyalarında görülen davaların bir kısmının derdest olup, bir kısmı karara çıktığı ve Yargıtay incelemesinde olduğu; Şişli 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/101 esas sayılı dosyasında verilen kararda 81.790,54 TL maddi tazminat ve 20.000,00 TL manevi tazminata hükmedildiği, davalılar ...,... ve ... hakkında husumet yokluğundan davanın reddine karar verildiği, dosyaya sunulan 03.06.2009 tarihli bilirkişi raporunda ... %70, vefat eden ... %20, ... İnşaat %5 ve ...ilgilisi ... %5 oranında kusurlu bulunduğu, ... A. Ş.'ye ait Muavin Defter Kayıtlarında 43.599,27 TL'nin İcra Müdürlüğüne ödendiğinin görüldüğü, bu konuda davacı tarafından davalıya 07.05.2010 tarihli ihtarname gönderilerek 43.599,27 TL min yedi gün içinde ödenmesi talep edildiği, Şişli 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2008/101 E. Sayılı dosyası üzerinden maddi ve manevi tazminat davasında mahkemece “davalı/...'nin taraf sıftı bulunmadığı” yönünde verilen karar Yargıtay tarafından bozularak, davaya konu kazada ...'nin sorumluluğunun bulunduğu, bu nedenle tekrar bilirkişi incelemesi yapılarak yeni kusur tespitine göre yeniden karar verilmesi gerektiğine hükmedildiği; yine aynı kazaya ilişkin olarak, müteveffanın diğer hak sahipleri tarafırdan, aralarında davacının da bulunduğu bir kısım davalılar hakkında, Şişli 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2010/340 Esas sayılı dosyası üzerinden toplam 125.000,00 TL bedelli maddi ve manevi tazminat davası ve de ... Sigorta tarafından İstanbul 10. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2010/625 Esas sayılı dosyası üzerinden açılan bir rücu davası bulunduğu; taraflar arasında imzalanan taşeronluk sözleşmesinin 6.4, 6.13 ve 10.3 maddeleri gereği, davalı işlerin yapımı sırasında etrafa verilen zararlardan dolayı davacıya karşı sorumlu olup, davacının bu yüzden uğradığı zararları tazmin etme ile yükümlü olduğu; söz konusu trafik kazası ile ilgili olarak İstanbul 10. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/156 E sayılı dosyasına verilen 03.01.2014 tarihli kararda, olayın meydana gelmesinde ...'nin %10,.... A. Ş. ve ...'ın %20, ... yetkilisi ...'un %20, davalı ... İnş. yetkilisi ...'ın %30 ve müteveffa'nın da %20 oranında kusurlu olduklarına ve davalıların 81.790,54 TL maddi ve 20.000,- TL manevi olmak üzere toplamda 101.790,54 TL tazminata mahkum edilmelerine karar verildiği, kararın Yargıtay tarafından 23.03.2015 tarihinde onandığı, davacının bu dosya ile ilgili olarak Kadıköy 3. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı takip dosyası üzerinden 43.599,27 TL ödediği, bu ödemenin hangi davalı/davalılar için olduğu hususunda bir açıklama bulunmadığı; ilgili kanun hükümlerine göre, o davanın davalıları o davanın davacısına karşı, davacının uğradığı zarardan müteselsilen sorumlu oldukları (TBK.md.61), bu davanın davacısı da (işveren de), haciz tehdidi altında vb. o davanın davacısına (zarar görene), o davanın davalıları ile arasındaki iç ilişkide kendisine düşen paydan daha fazlasını ödemiş olduğu gerekçesiyle, o davanın diğer davalılarına ve de davalı/...Şirketine (taşerona) karşı, rücu davası açabileceği ve icra takibi neticesinde zarar görene kendisine düşün paydan fazla yapmış olduğu ödeme tutarının tahsilini talep edebileceği, buna göre söz konusu kazada davalı şirketin % 20 kusurlu olduğu, taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre,davacının kaza nedeniyle ödediği miktarın %20'sinin davalı tarafından ödenmesi gerekeceğinden 8.719,85.-TL'nin davalıdan dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline, davalının kendi defterlerine göre alacaklı gözüküp alacak miktarı tam olarak ispat edilemediğinden davalının takas-mahsup talebinin reddine karar verilmesi gerektiği belirtilerek kısmen kabul kararı verilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde; yargılama aşamasında alınan bilirkişi birinci kök raporu ile ikinci kök rapor arasında çelişkiler olduğu, 3.bir bilirkişi heyetinden bu çelişkilerin giderilmesi için rapor alınmasını talep ettiklerini ancak mahkemenin ek raporlar ile yargılamaya devam ettiğini, bilirkişi raporundaki tespitlerin hatalı olduğunu, yerel mahkemece müvekkil şirketin yapılan kesintileri bir daha davalıdan talep ettiği yönündeki gerekçesinin de hatalı olduğunu, müvekkilinin, ... tarafından kendi hak edişlerinden yapılan %1’lik kesintiyi, davalı şirketle imzalamış olduğu ... Müdürlüğü ... Sözleşmesi’nin 23.2 maddesi uyarınca davalı şirket hak edişlerine yansıttığını ve davalı şirket hak edişlerinden kesinti yaptığını,ancak ... işi kapsamında bir kesinti yapmadığını, ... tarafından kendilerine kesininin tamamının iade edilmediğini,Sözleşmenin 23.2.maddesi uyarınca iadelerin davalıdan talep edildiğini, yapılan kesintinin bir daha davalıdan istenmesi gibi bir durumun olmadığını, sözleşmeyle kararlaştırılan işin yapılması için, ayrıca müvekkil şirketin davalı şirkete yetki vermesinin şart koşulmadığı, maddeye göre kesin hesabın işveren nezdindeki takibinin müvekkili şirketçe davalı şirkete verilecek bir yetki olmaksızın davalı şirket tarafından yapılacağını, bu işlemler davalı şirket tarafından yapılmadığından müvekkilince yapıldığını, imalat farkı ve şantiye kesintileri nedeniyle yaptıkları talebin reddinin hatalı olduğunu, ...'a verilen zararın hesabında KDV'nin dikkate alınmamasının hatalı olduğunu, reddedilen diğer talepler yönünden de kararın sözleşme hükümlerine hukuka aykırı olduğunu, davalının meydana gelen kazada sadece yüzde 20'sinin değil, müvekkilinin ödediği bedelin tamamından sorumlu olduğunu, ayrıca bu alacak yönünden davalı daha önceden ihtarname ile temerrüde düşürüldüğünden temerrüt tarihinin dava tarihi olarak kabul edilmesinin de yanlış olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde; davacı tarafın sözleşmelere aykırı olarak müvekkil Şirket’ten 225.022,56 TL fazladan tahsilat yaptığını, uyuşmazlığa konu sözleşmeler kapsamında müvekkilinden haksız olarak tahsil edilen tutar nedeniyle, müvekkilinin davacıdan fazlasıyla alacaklı olduğunun bilirkişi raporları ile sabit olduğunu, takas ve mahsup kapsamında davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, sadece müvekkil defterlerine göre değil, davacı defterlerine göre de müvekkilinin 225.022,57 TL alacaklı olduğu, mahkeme bu konuda maddi hata yapıldığını, keza alacak olduğunu varsayıp tutarın tam olarak belirlenememesi nedeniyle takas-mahsup işleminin reddine karar verilmesinin de hatalı olduğunu, bu durumda da yapılması gerekenin ek rapor ile alacak tutarını belirlemek olduğunu, ...'a verilen zararla ilgili olarak hasar tutanaklarının hiçbir zaman müvekkiline gönderilmediğini, hasar yeri tutanağı ile ataşmanın eşleştirilmediğini, bilirkişi tarafından da bu hususun incelenmediğini, kazalar nedeniyle ödenen tutardan müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını, müvekkil şirketin kusuruna isabet eden kısmın fazladan tahsil edildiğini, bu zararlar için müvekkil şirketten zaten sözleşme kapsamında tahsilat yapıldığını belirterek kararın kaldırılması talep edilmiştir.
DEĞERLENDİRME Uyuşmazlık, ... sözleşmesinden kaynaklanmaktadır.Davacı işveren, davalı yüklenicidir.Taraflar arasında yazılı sözleşme bulunmaktadır.Davacı vekili özetle, kendisinin de ortağı bulunduğu konsorsiyum ile ... Genel Müdürlüğü arasında imzalanan 23.07.2004 tarihli sözleşme ile üstlendiği ... ve ... Müdürlüğü sorumluluk sahasındaki içme suyu ve atık su yapım ve rehabilitasyon işlerinin bir kısmını davalı yüklenici şirkete taşere edildiğini, bu işler nedeniyle, davalıya yapılan fazla ödemeler, imalat farkları, şantiye kesintileri, malzeme kesintileri, ... tarafından kendi adlarına kesilen faturalar, işin yapımı sırasında ...'a verilen zarar ve davalının kusurlu bulunduğu trafik kazası nedeniyle ödenen tazminatlardan dolayı davalı şirketten alacaklı olduğunu belirterek trafik kazası nedeniyle ödenen KDV dahil 51.447,14 TL, işin yapımı sırasında ...'a ait alt yapı tesislerine verilen zarar nedeniyle ödenen 7.000,98 TL ve diğer alacak kalemleri nedeniyle 290.322,02 TL olmak üzere toplam 348.779,14 TL 'nin her bir kalem alacak yönünden temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili özetle, işin sözleşmeye uygun olarak tamamlanıp süresinde teslim edildiğini, borçlarının bulunmadığını, davacı taraftan 225.022,56 TL alacaklı olduklarını belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece özetle, davacının talepleri her bir talep yönünden ayrı ayrı ele alınmış olup;
(a) dava dosyası içeriğinden, dava dışı idarenin bu hükümde sözü edilen işlerin gerçekleştirilmesi için harcama yaptığını gösteren belgelere rastlanmadığı, ayrıca davadışı idarenin temel atma ve açılış merasimi yaptığı hususunu gösteren belgelere de rastlanmadığı, dolayısıyla da, davacı/işveren tarafından davalı/taşerona, davadışı idarenin bu tür işlerin yapımı için düzenlemiş olduğu herhangi bir harcama belgesi sunmamış olduğu ve sunmasının da mümkün olmadığı anlaşıldığından davacının davalıdan, 75.824,00 TL'lik teminat kesintisi tutarının iadesini talebe hak kazanamadığı ve bu yöne ilişkin talebinin reddi gerektiği, (b) kesin hakedişte bu hizmet için toplam hakedişler bedelinin %1+KDV göz önüne alındığı, kesin hakedişin onayı için 70.800 TL ve 181.579,45 TL gibi oldukça yüksek sayılabilecek masraf olduğu yönünde bir kanaate ulaşılamadığı, davacının kesin hakedişte bu meblağları davanın alacağından düştüğünü ancak kesin hesapların davalı tarafından imzalanmadığını, davacının bu konuda dosyaya herhangi bir bilgi ve belge sunmadığı, bu nedenle davacının bu talebinin ispata muhtaç olduğu, davacının iddiasını ispat edemediği anlaşıldığından bu yöne ilişkin talebinin reddine karar verildiği, (c) Davacının bu konuda dosyaya herhangi bir bilgi ve belge sunmadığı, davacı tarafından yapılan hesaplamanın denetlemesinin yapılamadığı, bu nedenle davacının bu talebinin ispata muhtaç olduğu, davacının iddiasını ispat edemediği anlaşıldığından bu yöne ilişkin talebinin reddine karar verildiği, (d) davadışı/İdarenin ise bu bina ve barakaların mülkiyetinin kendisine ait olmasından vazgeçtiği, bina ve barakaları davacının mülkiyetine bıraktığı ve fakat bu baraka ve binaların bedelini davacının hak edişinden kestiği ve davacının da bu kesintinin bir kısmını davalı/taşerona yansıttığı, ancak İstanbul 7. ATM'nin 2010/82 E sayılı dosyasında verilen 12.12.2011 tarihli 2011/446 K sayılı kararında da belirtildiği üzere, davadışı/İdarenin bu davranışı, davacı ile aralarında akdedilmiş olan Sözleşme ve Şartname hükümlerine aykırı bir davranış olduğu, dolayısıyla da, davacının hakedişinden yapmış olduğu kesintinin de haksız bir kesinti olduğu, (e) davalının cevabında hasara kendilerinin neden olmadığı şeklinde bir beyanının bulunmadığı, tutanakların bir kısmında ...'nın adı geçerken bir kısmında da ...'nin adının geçtiği, dolayısıyla ... a verilen hasardan davalının sorumlu olduğunun anlaşıldığı; Taraflar arasında imzalanan sözleşmelerin 6.3, 6.4, 10.3, 19.3, 19.4 nolu maddeleri hükümleri gereği, bu hasarın davalı tarafından karşılanması gerektiği, dolayısıyla da davacının davalıdan 5.840,66 TL'nin tahsilini talebe hak kazarıdığı anlaşıldığından bu miktarın temerrüt tarihi olan 08/09/2010 tarihinden itibaren değişen oranlarda işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınmasına karar verildiği, (f) yukarıda sayılan malzemelerin davalı Taşerona teslim edildiği hususunda dosyaya herhangi bir bilgi ve belge sunulmadığı, ... işinde davalı ile birlikte davacı ...'nın kendisinin ve başka taşeronların da sahada çalıştığı, davacı bu konuda dosyaya herhangi bir bilgi ve belge sunmadığından davacının bu talebinin ispata muhtaç olduğu, davacının iddiasını ispat edemediği anlaşıldığından bu yöne ilişkin talebinin reddine karar verildiği, (g) ... ile davacı şirket arasında yapılan kesin hesap neticesinde yapılan Sayıştay denetimlerinde, Sayıştay tarafından ... adına ceza kesildiği, bahsi geçen cezanın ... tarafından "İş Makinesi Kiraları" adı altında davacıya fatura edildiği; Davacının bilerek Sayıştay tarafından ...'ye kesilen cezanın hakedişinden kesilmesine razı olduğu, bu kez kendisinin bunu davalıya yansıtmak istediği, bu cezadan davalının sorumluğu olduğu hususunun ispata muhtaç olduğu, davacının bu hususu ispat edemediği anlaşıldığından davacının bu yöne ilişkin talebinin reddine karar verilmesi gerektiği, (h) ... işi ile ilgili olarak 16 numaralı hakedişte ... tesislerine verilen hasar nedeni ile davadışı/... tarafından davacının hakedişinden 11.905,82 TL hasar kesintisi yapıldığı, ancak bu zarara davalı/...'nin sebep olduğu hususunda dosyada bilgi ve belge bulunmadığı, ... işinde, davalı ...ve başka taşeronların da çalıştığının anlaşıldığı, bu nedenle davacının bu iddia ve talebinin ispata muhtaç olduğu, davacının iddiasını ispat edemediği anlaşıldığından davacının bu yöne ilişkin talebinin reddine karar verilmesi gerektiği, (ı) Sözleşmeye konu işin yapımı esnasında, davalı şirketin kazı yaptığı mahalde ölümcül trafik kazası meydana geldiği, söz konusu trafik kazası ile ilgili olarak İstanbul 10. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/156 E sayılı dosyasına verilen 03.01.2014 tarihli kararda, olayın meydana gelmesinde ...'nin %10, .... A. Ş. ve ...'ın %20, ...Tur. yetkilisi ...'un %20, davalı ... İnş. yetkilisi...'ın %30 ve müteveffa'nın da %20 oranında kusurlu olduklarına ve davalıların 81.790,54 TL maddi ve 20.000,- TL manevi olmak üzere toplamda 101.790,54 TL tazminata mahkum edilmelerine karar verildiği, kararın Yargıtay tarafından 23.03.2015 tarihinde onandığı, davacının bu dosya ile ilgili olarak Kadıköy 3. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı takip dosyası üzerinden 43.599,27 TL ödediği, buna göre söz konusu kazada davalı şirketin % 20 kusurlu olduğu, taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre,davacının kaza nedeniyle ödediği miktarın %20'sinin davalı tarafından ödenmesi gerekeceğinden 8.719,85.-TL'nin davalıdan tahsili gerektiği; davalının kendi defterlerine göre alacaklı gözüküp alacak miktarı tam olarak ispat edilemediğinden davalının takas-mahsup talebinin reddine karar verilmesi gerektiği belirtilerek kısmen kabul kararı verilmiştir.Dosyada mevcut deliller ele alındığında;05/03/2018 tarihli bilirkişi raporunda; Kadıköy 3. İcra Müdürlüğünün .... sayılı dosyasına .... A.Ş. tarafından (43.599,27 TL x1.18) 51.447,14 TL tazminat yatırıldığı ve ihtarname ile Taşeronluk Sözleşmesinin 6.4, 6.13, 10.3 maddelerine istinaden bu bedelin ...Şirketinden talep edebileceği, ...Şirketinin icmaldeki borç tutarının 297.331,99 TL olarak hesaplandığı, c. a ve b maddelerinden kaynaklı davalı ...şirketinin toplam borcunun 297.331,99 TL + 51.447,14 TL = 348.779,13 TL olduğu belirtilmiştir.04/07/2018 tarihli bilirkişi ek raporunda; Bilirkişi kurulu kök raporda belirtilen görüşlerinin değişmediği bildirilmiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesinin kaldırma kararı sonrasında yeniden bilirkişi ek raporları alınmıştır. 12/03/2021 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; Davacının davalıdan, teminat ve şantiye kesintilerinden kaynaklanan (22.908,00 TL + 26.764,09 TL) 49.972,09 TL alacağı bulunduğu, bu alacakların ödenmesi talebini içeren bir ihtarnamenin davalıya keşide edilmemiş olduğu için, bu alacağın dava tarihinden itibaren işletilecek ternerrüt faizi ile birlikte tahsili gerektiği, davacının davalıdan, ...'a verilen zararlardan dolayı davacı tarafından yapılmış olan tazminat ödemelerinden kaynaklanan 5.840,66 TL alacağı bulunduğu; davacının bu alacağının tahsilini talep ettiği 31.08.2010 tarihli ihtarnamesinin davalıya tebliği edildiği 06.09.2010 tarihinden 2 gün sonraki tarihten, yani 08.09.2010 tarihinden itibaren işletilecek temerrüt faizi ile birlikte tahsili gerektiği yönünde görüş bildirmişlerdir. 12/03/2021 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; ek rapordaki görüş ve kanaatin değişmediği, davacının davalıdan, kök raporun 18. sayfasında belirtildiği üzere 5.940,66 TL tutarında alacağı bulunduğu, davacının davalıdan ayrıca 8.719,85 TL alacağı bulunduğu sonucuna varılabileceği (ya da varılamayacağı) yönünde görüş belirtilmiştir.Uyuşmazlık konusu hususlar ele alındığında;Söz konusu yargılamada bilirkişiler tarafından düzenlenen kök ve ek raporların arasında farklılıklar olduğu, bu nedenle yeni bir bilirkişi heyetinden söz konusu çelişkiler giderilecek şekilde nihai mahiyette rapor alınmadan hüküm tesis edilmesi hatalı bulunmuştur. Davacı vekilinin istinaf talebi bu yön itibariyle yerinde görülmüştür Diğer taraftan,...sözleşmelerinde meydana gelecek kazalardan yüklenici tarafın sorumlu olacağına dair düzenlemeler geçerli olup, iş sahibinin kazanın ve zararın meydana gelmesinde kastı ya da ağır kusuru olmadıkça, kısmen dahi kusurlu olduğu durumlarda bile -yüklenicinin de kusurlu olması kaydıyla- zararın tamamından yüklenici sorumludur. Nitekim taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin 19.maddesinde bu doğrultuda hüküm yer almakta olup, kural olarak sözleşme serbestisi kapsamında geçerlidir. Bu nedenle, yüklenicinin zarardaki kusurunun kast ya da ağır kusur niteliğinde olup olmadığının tespiti, kast ya da ağır kusur niteliğinde olmadığının anlaşılması halinde ise Sözleşmenin 19.maddesi çerçevesinde meydana gelen zararın tamamından yüklenicinin sorumlu olup olmayacağının ele alınarak sonuca ulaşılması gerekirken, kusur oranları dikkate alınarak hesaplama yapma yoluna gidilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.Davalı vekili takas-mahsup talebinde bulunmuş olup, ilk derece mahkemesince "davalının kendi defterlerine göre alacaklı gözüküp alacak miktarı tam olarak ispat edilemediğinden davalının takas-mahsup talebinin reddine karar verilmesi gerektiği" gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir. Ancak, davalı tarafın alacaklı olduğu kesin olarak ortaya konabildiği durumlarda, alacak miktarının da tam olarak tespit edilmesi, şayet bir kısmı tespit edilebildiği takdirde tespit edilebilen bu kısmı itibariyle takas-mahsup definin ele alınması gerektiğinden, bu husus yeterince araştırılmadan hüküm kurulması da hatalı bulunmuştur.Diğer yandan, tarafların ticari defter ve belge incelemesi sonucunda ticari defter bakiyesinin olduğu belirtilmiş ise de, bu bakiyenin nereden kaynaklandığının bilirkişiler tarafından incelenmemiş olması da usuli eksiklik olarak kabul edilmiştir.Açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin istinaf talebinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun KABULÜNE,
2-BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 16/02/2023 tarih, 2019/492 Esas, 2023/160 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-Taraflarca yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE,
5-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA,
6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 03/06/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.