Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/284 E. 2025/1506 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/284
- Karar No
- 2025/1506
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/284 KARAR NO : 2025/1506
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2018/343 KARAR NO : 2022/1083 ASIL DAVA TARİHİ : 16.03.2018 BİRLEŞEN DAVA TARİHİ:29.03.2018 KARAR TARİHİ : 01.12.2022 DAVA : İtirazın İptali BİRLEŞEN DOSYA : İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2018/406 ESAS, 2018/1160 KARAR SAYILI DOSYASI; DAVA : İtirazın İptali KARAR TARİHİ : 25.11.2025 KARARIN YAZ. TARİH : 27.11.2025
İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 01.12.2022 tarih ve 2018/343 Esas, 2022/1083 Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin asıl davada davalı birleşen davada davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü. ASIL DAVA: İSTEM: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı borçluya yapılan bir kısım imalat işlerine ait borcun ödenmemesi nedeniyle davacı alacaklı müvekkili tarafından İzmir 9.İcra Müdürlüğü'nün 2018/1653 sayılı icra takip dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığı, ancak davalı borçlunun haksız kötü niyetli ve soyut ifadelerle takibe itiraz ettiğini, itiraz üzerine duran icra takibinin devamı için işbu davanın ikame edildiğini beyan ederek davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. YANIT: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı şirketin, müvekkil şirket aleyhine İzmir 9.İcra Müdürlüğü’nün 2018/1653 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını ve itirazlarımız neticesinde işbu davayı açma ihtiyacı hissettiğini, takibe konu alacağın taraflar arasında imzalanan ... İdari Bina Projesi Alüminyum Dış Cephe Uygulama Sözleşmesi gereğince yapılan işlemler neticesinde paranın ödenmediğine ilişkin olduğu, şler devam ederken, karşılıklı anlaşma ile iç mekan 4 adet otomatik kapı camı ve yine WC cam bölme işleri ilave edildiğini, Davacı şirket, sözleşmede belirtilen işleri yaptığını ve hak ettiği bedelin kendisine ödenmediğini iddia etse de davacı şirketin ifa ettiğini söylediği işlemler ayıplı olduğunu, İzmir 10.Sulh Hukuk Mahkemesi 2018/20 D.İş dosyası dayanak alınıp, taraflarınca da İzmir 2.İcra Müdürlüğü’nün 2018/2740 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, ve akabinde davacı şirket borçlu olduğu icra dosyasına itiraz ettiğini, taraflarınca da İzmir 2.Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/406 Esas numaralı dosyası ile itirazın iptali davası açıldığını, hal böyle iken, davacı şirketin kendi edimini yerine getirmeyip aynı zamanda tam ve eksiksiz şekilde ifa etmediği edimin karşılığını bizden talep etmesi hakkaniyete aykırı ve mesnetsiz bir talep olduğunu beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. BİRLEŞEN DAVA: İSTEM: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı/borçlu şirket arasında 2017 yılında imzalanan .. İdari Bina Projesi Alüminyum Dış Cephe Uygulama Sözleşmesi gereğince yapması gereken işlerle ilgili müvekkil üzerine düşen sorumluluğu yerine getirip gerekli ödemeleri yapmasına rağmen davalı/borçlu şirket eksik ve ayıplı üretim yapıldığını, ayıplı ifa neticesinde taraflarınca İzmir 10. SHM'nin 2018/20 D.iş sayılı dosyası ile eksik imalatların tespiti ve bedellerine ilişkin alınan bilirkişi raporuna istinaden İzmir 2. İcra Müdürlüğü'nün 2018/2740 E sayılı dosyası ile takibe giriştiklerini, borçlunun takibe itiraz etmesi nedeni ile borçlunun haksız itirazının iptali ile %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiş; 24/07/2018 tarihli cevaba cevap dilekçesinde ise dosyanın İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/343 E sayılı dosyası ile birleştirilmesini talep ve dava etmiştir. YANIT: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı ile davalı müvekkil arasında 11.10.2017 ve 12.10.2017 tarihlerinde imzalanan iş sözleşmeleri ile davalı borçlunun iş yerinde bir takım işler yapıldığı ve teslim edildiği, taraflar arasında kapsamında tarafların gerekenleri yaptığını ve hatta davalı müvekkilin davacının fiyat farkı faturası adı altına kestiği 28.12.2017 tarihli iade faturasını da iyi niyetli olarak kabul ettiğini, davacı tarafından ilk yazılı sözleşmeye ait ödemeler yapıldığını ancak sonradan ek işlere ait olan 26.12.2017 tarihli fatura bedelini ödenmediğini, davacının işbu davaya konu olmayan aleyhine olarak icra takibi yaptıkları İzmir 9.İcra Müdürlüğü'nün 2018/1653 dosyasına ait ödeme emrinin davacı şirkete tebliğ edilmesinden sonra 05.02.2018 tarihinde delil tespitine başvurmuş olmalarının manidar olduğunu beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesinin 01.12.2022 tarih ve 2018/343 Esas, 2022/1083 Karar sayılı kararı ile özetle; "...Tüm dosya kapsamı incelendiğinde, asıl davaya konu edilen uyuşmazlığın fazladan yapılan imalatlara ilişkin iddia edilen alacak hakkından kaynaklanan istem olduğu, birleşen davanın ise ayıplı imalatlar sebebiyle uğranılan zararların tazmini istemine ilişkin olduğu, mahkememizce ilk alınan bilirkişi raporunda bu hususlara değinmeksizin taraflar arasındaki mevcut bulunan eser sözleşmesinde, eserin bitme oranı, teslim şartları gibi hususların değerlendirildiği, mahkemece mahallinde yeniden keşif yapılarak ayıplı olduğu edilen imalatlar ve fazladan yapılan ek imalatlara ilişkin inceleme yapıldığı, yapılan incelemede; Asıl Dava Yönünden: Keşif esnasında hali hazırda 26.12.2017 tarih ve 11,432 KDV bedelli A-31681 seri numaralı fatura içeriği imalatın, 1 adet kapı kapatıcısı ve 3 takım erkek wc pisuar ara bölmesi hancinde kalan (11.432- 1.130)10302 TL +KDV tutarındaki imalatların eksiksiz ve kusursuz olarak kullanıldığının tespit edildiği, 1.130 TL + KDV tutarındaki 1 adet kapı kapatıcısı ve 3 takım eftek wc pisuar ara bölmesinin ise her ne kadar teslim somasında düzgun çalışmadığı, yönetmeliğe uygun olmadığı iddiasıyla söküldüğü anlaşılmakla ise de söz konusu beyanı destekler herhangi bir bilgi veya belgeye dosya kapsamından ulaşılamadığının tespit edildiği, asıl davaya dayanak fatura konusu imalatın eksiksiz olarak dayalıya teslim edildiği bir sure kullanıldığı ancak bir süre sonra bir kısım imalatın (l adet kapı kapatıcının ve 3 takım erkek wc pisuar ara bölmesinin) davalı tarafça söküldüğü veya söktürüldüğü, büyük kısmınm ise halen kullanılır durumda olduğunun tespit edildiği, mali kayıtlar ile de karşılaşınldığında davacının bu fatura içenği imalatı teslim ettiği tespit edildiği, bu haliyle asıl davanın davacısı birleşen davanın davalısının ek imalatları yaptığı, karşı tarafa teslim ettiği, karşı tarafın bu imalatlara karşılık bir ödeme yapmadığı, Birleşen dava yönünden ise; İzmir 10. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2018/20 değişik iş sayılı dosyasına sunulu bilirkişi raporunda tespit edilen eksik ve ayıplı imalat açısından yerinde yapılan incelemelerde, rapor konusu eksik imalatlar görülemediğinin tespit edildiği, eksik ve ayıplı imalata ilişkin değerlendirmenin yapılamadığı, Dosya kapsamında söz konusu eksikliklerin ne bedelle giderildiğinin tespitine imkan tanıyacak herhangi bir ödeme belgesi veya fatura sunulmadığının tespit edildiği, İzmir 10. Sulh Hukuk Mahkemesi 2018/20 değişik iş sayılı dosyasına sunulu bilirkişi raporunda bir tespit yapılmışsa da karşı tarafın itirazları ile birlikte tüm dosya kapsamı irdelendiğinde bu tespiti ayıplı imalatı destekler nitelikte bir delil olarak kabulünün mümkün olmadığı, bu haliyle asıl davanın davacısı birleşen davanın davalısının ek imalatlara ilişkin alacak hakkını ispat ettiği, ancak asıl davanın davalısı birleşen davanın davacısının ayıplı imalat iddialarını ispat edemediği, asıl davanın davacısı birleşen davanın davalısının alacağının faturaya dayandığı ve likit olduğu anlaşılmakla," asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine dair karar verilmiştir. İSTİNAF EDEN: Asıl davada davalı birleşen davada davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ: Asıl davada davalı birleşen davada davacı vekili tarafından verilen 19.01.2023 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle; Müvekkili şirket ile davalı şirket arasında ... İdari Para Projesi Alüminyum Dış Cephe Uygulama Sözleşmesinin imzalandığını, sözleşmenin devamı sırasında karşılıklı anlaşma ile iç mekan 4 adetü otomatik kapı, WC cam bölme işlerinin ilave edildiğini, yapılan sözleşmeye rağmen davacı şirketin eksik ve ayıplı üretim yaptığını, kararlaştırılan kalitede ürünlerin kullanılmadığını, market olarak kullanılan binanın camların kapanmadığını, pencere ve kapıların vidalarının söküldüğünü ve marketin su aldığını, yerel mahkemenin gerekçesinde D.İş dosyasında tespit edilen ayıplı imalatların dosya kapsamındaki incelemelerde tespit edilemediği belirtildiğini ancak ayıplara ilişkin yapılan tespitin mevcutken ayıpların tespit edilemediğinden bahsedilmesinin ve çelişkili olarak ayıbın tespit edildiğinin kabul edilmesine rağmen delil olarak değer verilmemesinin abesle iştigal olduğunu, yerel mahkemenin gerekçesinde eksikliklerin ne bedelle giderildiğine ilişkin dosyada herhangi bir ödeme belgesi ve fatura bulunmadığının belirtildiğini ancak taraflarına defaatle sunulan 19.300-TL bedelli onarım faturasının dosyada mevcut olmasına rağmen dikkate alınmadığını, davacı tarafından iş tesliminin yapılmadığını, işin teslim edildiğinin ispat edilmediğini, 04.05.2020 tarihli bilirkişi raporunda davacı tarafından işin bir kısmının tamamlanmadığını, tamamlanan kısma ilişkin ödenmesi gereken 437,37-TL bakiye bulunduğunun tespit edildiğini, bilirkişi raporunda ayrıntılı olarak belirtilen sözleşme götürü bedelle düzenlendiğini, ayıplı imalatın bedelinin düşülmesi halinde davacının bakiye alacağının kabul anlamına gelmemek kaydı ile 473,37-TL olduğunun hesaplandığını, davacının davasının kabulü ile birleşen davanın reddine dair verilen kararın hatalı olduğunu, yerel mahkemenin hukuka aykırı kararının kaldırılmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ederek istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır. DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda aşağıdaki değerlendirmeler yapılmıştır: Asıl dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan iş bedeli istemi ile başlatılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir. Birleşen dava ise işin ayıplı yapıldığı iddiasına dayalı olarak başlatılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiş olup, karara karşı davalı - birleşen davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen “Eser sözleşmesi” yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir. Her iki tarafa karşılıklı borç yükleyen bir tür iş görme sözleşmesi olan eser sözleşmesinde “eser” ve “bedel” olmak üzere iki temel unsur vardır. Bu sözleşmelerde yüklenici, iş sahibine karşı yüklendiği özen borcu nedeniyle eseri yasa ve sözleşme hükümlerine, fen, teknik ve sanat kurallarına uygun olarak yapıp zamanında tamamlayarak teslim etmeyi, iş sahibi de bu çalışma karşılığında ivaz ödemeyi üstlenmektedir. Eser sözleşmesi ilişkisinde ayıp, yüklenicinin meydana getirip iş sahibine teslim ettiği eserde bulunan sözleşme ve fenne aykırılıklardır. Başka bir ifadeyle ayıp, sözleşme ve eklerinde kararlaştırılan ve iş sahibinin beklediği amaca göre eserde bulunması gereken bazı vasıfların bulunmaması ya da olmaması gereken bazı bozuklukların bulunması şeklinde tanımlanmaktadır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) 474- 478 maddeleri ayıplı işler hakkında uygulanır. Bu maddelerde yer alan düzenlemelere göre yüklenicinin ayıp nedeniyle sorumlu tutulabilmesi için eserin teslim edilmiş olması ve teslim edilen eserin ayıplı olması, ayıbın iş sahibinden kaynaklanmamış olması, iş sahibinin eseri muayene ve ayıbı ihbar yükümlülüğünü yerine getirerek eseri açık ya da zımnen kabul etmemiş olması gerekir. Eserin ayıplı yapılması sözleşmeye aykırılık teşkil etmekte olup; ayıp, açık ve gizli olabileceği gibi maddî ve hukukî ayıp şeklinde de olabilir. Açık ayıp, eserin teslimini müteakip makul süre içinde yapılan kontrol ve muayene sonucu görülüp tespit edilecek ayıptır. Gizli ayıp ise, basit bir kontrol ve muayene ile tespit edilemeyen, eserin kullanılmaya başlanmasından sonra ortaya çıkan ayıptır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 474/1. maddesi gereğince iş sahibinin eserin tesliminden sonra işlerin olağan akışına göre mümkün olduğunca en kısa sürede eseri gözden geçirip muayene ederek varsa açık ayıpları tespit etmek ve bu ayıpların neler olduğunu tek tek açıklamak suretiyle gecikmeksizin sözlü veya yazılı olarak yükleniciye bildirmesi gerekir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ve BK’da eserdeki açık ve gizli ayıpların yükleniciye bildirim şeklinin nasıl olacağına dair herhangi bir düzenleme yapılmamıştır. YHGK'nın 13.05.2009 tarih ve 13-160 E., 185 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere, ayıp ihbarı kural olarak şekle tabi bulunmayıp içeriği itibariyle ayıptan karşı tarafın haberdar olmasını sağlamaya elverişli her türlü ihbarın, ayıp ihbarı olarak kabulü mümkün olup, tespit dilekçesinin ya da raporunun tebliği işleminin de ayıp ihbarı niteliğinde olduğunun kabulü gerekir. (Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 30.06.2021 gün ve 2020/1263 Esas, 2021/3148 Karar sayılı kararı) 6098 sayılı TBK'nın 475. maddesinde ayıp halinde iş sahibine üç seçimlik hak tanınmıştır. Bunlar eserin kullanılamayacak ve kabule zorlanamayacak ölçüde ayıplı ya da sözleşme hükümlerine aykırı olması halinde sözleşmeden dönme, ayıp oranında bedelden indirim isteme ve aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde onarımı isteme ya da onarım bedellerini talep etme hakkıdır. Somut olayda; taraflar arasında 11/10/2017 tarihinde "...İdari Bina Projesi Alüminyum Dış Cephe Uygulama Sözleşmesi" başlıklı sözleşmenin imzalandığı, davacının bu sözleşme uyarınca yapımını üstlendiği işlerin bedelinin 250.000,00-TL olarak kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır. Sözleşmenin imzalanmasının ardından çeşitli tarihlerde düzenlenen teklif formu icap niteliğinde olup, davalı şirket adına mail ile onay verilmesi üzerine sözleşme haline gelmiştir. (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, 2023/375E., 2024/511K. Sayılı ilamı da bu yöndedir.) Eser sözleşmelerinde, kural olarak yapılan işin miktar ve değerini ispat yükü yüklenicide, iş bedelinin ödendiğini ispat yükü ise iş sahibindedir. Bir başka deyişle yüklenici yaptığı işin tutarını, iş sahibi de iş bedelini ödediğini kanıtlamak zorundadır. Taraflar arasındaki sözleşmenin bedeli, 6098 sayılı TBK 480. maddesinde düzenlenen götürü bedel olarak kararlaştırılmıştır. Kural olarak götürü bedelli eser sözleşmelerinde, iş bedelinin tamamı veya bir kısmı ödenmemiş ise, yüklenici işi kararlaştırılan götürü bedelle yapmak zorunda olduğundan yüklenicinin hakkettiği imalât bedelinin, fiziki oran yöntemi ile başka bir ifadeyle yüklenicinin sözleşme kapsamında gerçekleştirdiği imalâtların eksik ve ayıpları da dikkate alınarak işin tamamına göre fiziki oranının tespit edilip, bulunacak bu oranın götürü iş bedeline uygulanması suretiyle saptanması ve bulunacak bu rakamdan kanıtlanan ödemeler düşülerek hesaplanması gerektiği kabul edilmektedir. (Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesi, 2020/2407 Esas, 2020/3033 Karar). Ancak götürü bedelli sözleşmelerde iş bedelinin tamamı ödenmiş ise, eksik ve ayıplar nedeniyle fiziki oran kurulması gerekmez; bu durumda iş sahibi, eksik ve ayıplı işlerin giderim bedelini isteyebilir (ÖZTÜRK, Muammer; GÖZÜTOK Zeki: Usul ve Esaslarıyla Eser Sözleşmesi Uygulaması, 2019, s. 569). 05/04/2020 tarihli bilirkişi raporunda iş bedeli, Yargıtay içtihatlarına uygun olarak, 11/10/2017 tarihli sözleşme ile kararlaştırılan bedel ile her iki tarafın onayı ile sözleşme haline gelen fiyat teklif formunda belirtilen miktar üzerinden belirlenmiş, yüklenicinin hakkettiği imalât bedelinin, yüklenicinin sözleşme kapsamında gerçekleştirdiği imalâtların eksik ve ayıpları da dikkate alınarak işin tamamına göre fiziki oranının tespit edilip, bulunan bu oranın götürü iş bedeline uygulanması suretiyle saptanmış ve bulunan bu rakamdan kanıtlanan ödemeler düşülerek hesaplama yapılmıştır. Birleşen dosya davacısı, öncelikle İzmir 10. Sulh Hukuk Mahkemesi 2018/20 Değişik iş sayılı dosyası ile delil tespiti yaptırıldığı, delil tespiti sonrasında eldeki davayı açtığı dikkate alındığında birleşen dosya davacısının ayıp ihbarında bulunduğu anlaşılmaktadır. 05/04/2020 tarihli bilirkişi raporunun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, 02/12/2021 tarihli bilirkişi raporunun fiziki oran yöntemi kullanılmadan hazırlanması nedeniyle hükme esas alınamayacağı, birleşen dosya davacısı tarafından sunulan fatura bedelinin piyasa rayiçlerine göre uygun ve makul olduğunun tespit edildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda istinaf sebepleri ile bağlı kalınarak yapılan inceleme sonucunda ayıplı ve eksik işler için ayrıca dava açılmış olduğu dikkate alınarak birleşen davada eksik ve ayıplı iş bedeli yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekmiştir. Dosya kapsamı, mahkeme gerekçesi ve yapılan değerlendirmeye göre; yasal düzenlemeler ve yargısal içtihatlar karşısında, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-2. maddesi gereğince kaldırılarak, Dairemizce yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; A)1-Davacı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun KABULÜ ile; İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 01.12.2022 tarih ve 2018/343 Esas, 2022/1083 Karar sayılı kararının, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/(1)-b/2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, B)Esasa ilişkin aşağıdaki şekilde yeni hüküm tesisine: a)Asıl Dava Yönünden Değerlendirildiğinde; 1-Davanın KABULÜNE, 2-İzmir 9. İcra Müdürlüğünün 2018/1653 Esas sayılı dosyasına yapılan İTİRAZIN İPTALİ İLE TAKİBİN DEVAMINA, 3-Hüküm altına alınan alacak miktarı olan (13.489,76-TL)' %20 si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Harçlar kanunu uyarınca alınması gerekli olan 921,48-TL karar ve ilam harcından davacı tarafından peşin yatırılan 230,28-TL peşin harçtan mahsubu ile kalan 691,20-TL' nin davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına, (mükerrer harç tahsilinin önlenmesi için ilk derece mahkemesi tarafından harç tahsil müzekkeresi yazılmış ise işlemsiz iadesinin istenmesine, harç tahsil edilmiş ise yatırana iadesine) 5-Davacı tarafından yatırılan 230,28-TL peşin harç, 35,90-TL başvurma harcı, 3.000-TL bilirkişi ücreti, 419,90-TL keşif harcı, 300,00-TL taksi ücreti ve 384,00-TL posta-tebligat gideri olmak üzere toplamda 4.370,08-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 7-Davacı kendisini vekille temsil ettiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi maddesine göre 13.489,76-TL vekalet ücretinin davalı ... Şirketi'nden alınarak davacı ...'ne verilmesine, 8-Karar kesinleştiğinde yatırılan gider avansından artan kısmın talep halinde yatırana iadesine, b)Birleşen İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/406 Esas 2018/1160 Karar Sayılı Dosyası Yönünden Değerlendirildiğinde; 1-Davanın KABULÜNE, 2-İzmir 2. İcra Müdürlüğünün 2018/2740 Esas sayılı dosyasına yapılan İTİRAZIN İPTALİ İLE TAKİBİN DEVAMINA, icra inkar tazminatı talebinin reddine, 3-Harçlar kanunu uyarınca alınması gerekli olan 888,03-TL karar ve ilam harcından davacı tarafından peşin yatırılan 222,01-TL peşin harçtan mahsubu ile kalan 666,02-TL'nin davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına, (mükerrer harç tahsilinin önlenmesi için ilk derece mahkemesi tarafından harç tahsil müzekkeresi yazılmış ise işlemsiz iadesinin istenmesine, harç tahsil edilmiş ise yatırana iadesine) 4-Davacı tarafından yatırılan 222,01-TL peşin harç, 35,90-TL başvurma harcı ve 168,50-TL posta-tebligat gideri olmak üzere toplamda 426,41-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 6-Davacı kendisini vekille temsil ettiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi maddesine göre 13.000,00-TL vekalet ücretinin davalı alınarak, birleşen davada davacıya verilmesine, 7-HMK'nın 333/(1).maddesi gereğince artan gider ve delil avanslarının istemleri halinde ilk derece mahkemesince ilgililerine iadesine, C) İstinaf Yargılaması Hakkında: 1-Asıl davada davalı - birleşen davada davacı vekilinin istinaf isteminin kabulüne karar verildiğinden, .... Şirketi vekili tarafından asıl ve birleşen dava yönünden yatırılan toplam (179,90-TL+230,37-TL) 410,27-TL istinaf karar harcının talebi halinde yatırana ilk derece mahkemesince geri verilmesine, 2-Asıl davada davalı vekili tarafından asıl dava yönünden yatırılan 492,00-TL istinaf kanun yolu başvurma harcının kendi üzerinde bırakılmasına, 3-Birleşen davada davacı vekili tarafından birleşen dava yönünden yatırılan 492,00-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 30,00-TL posta masrafı olmak üzere toplam 522,00-TL harcın birleşen davada davalıdan alınarak, birleşen dosyada davacıya verilmesine, 4-HMK'nın 333/(1).maddesi gereğince artan gider ve delil avanslarının istemleri halinde ilk derece mahkemesince ilgililerine iadesine, 5-Kararın, ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nın 362/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 25.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.