Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/2211 E. 2026/1068 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/2211
Karar No
2026/1068
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2023/2211 KARAR NO : 2026/1068

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : AYDIN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 15/09/2021 (Dava) - 05/09/2023 (Karar) NUMARASI : 2022/880 Esas - 2023/480 Karar DAVA : Maddi ve Manevi Tazminat (Trafik Kazası Kaynaklı) BAM KARAR TARİHİ : 10/06/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 10/06/2026

İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen Aydın Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/880 Esas-2023/480 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... plakalı motosikleti ile 18/07/2021 tarihinde sol şeritte, kendi şeridinde ve trafik kurallarına uygun bir şekilde seyir halinde iken, maliki davalı ... ve sürücüsü ... olan ...plakalı motosikletin müvekkilinin aracına çarparak yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazasına sebebiyet verdiğini, kaza mahalline intikal eden Jandarma Trafik Denetleme mensuplarınca kaza tespit tutanağı tutulmuş olup bu tutanakta, müvekkilinin 2918 sayılı KTK'da yer alan 84. maddesindeki asli kusurlardan j bendinde yer alan; “Manevraları düzenleyen genel şartlara uymamak'' kuralını ihlal ettiği, karşı yan araç sürücüsü ...’ın ise 52/1-B ''Araçların hızlarını, gerektirdiği şartlara uymamak” maddesince tali kusurlu olduğu sonuç ve kanaatine varıldığını, bunu kabul etmelerinin mümkün olmadığını, zira motosikletlerin de motorlu araç kapsamında olup, her bir şeride motor sığmasının genel kabul olduğunu, müvekkilinin normal hızda en sol şeritte hareket halinde iken, arkasından çok hızlı bir şekilde gelen karşı yanı görünce çarpışmaya mahal vermemek için sol şeritten en sol şeride yanaştığını, karşı yan araç sürücüsünün buna rağmen müvekkilinin aracına arkadan çarptığını, kazanın hemen akabinde kafatasında, yüzünde, burnunda morluklar oluşan ve nefes alamayan müvekkilinin acilen hastaneye sevkinin yapıldığını, ameliyata alındığını, halen de tedavisine devam edildiğini, müvekkilinin bu süreçte psikolojik olarak da yıprandığını ve mağdur olduğunu,..... plakalı karşı tarafın aracının davalı sigorta şirketi tarafından sigortalanmış olup davalı.... . A.Ş.'ye 11.08.2021 tarihinde başvuruda bulunulduğunu, 13.08.2021 tarihinde tebliğ edildiğini, ancak ödeme yapılmadığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, belirsiz alacak davası niteliğindeki davalarında, şimdilik 10,00 TL geçici iş göremezlik, 10,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının ve 10,00 TL tedavi giderinin müşterek ve müteselsilen sigorta şirketi bakımından temerrüt tarihinden itibaren avans faiziyle, sigorta şirketi dışındaki davalılardan müşterek ve müteselsilen kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle, 2.000,00 TL manevi tazminatın ise sigorta şirketi dışındaki davalılardan müşterek ve müteselsil olarak kaza tarihinden itibaren yasal faiziyle tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı ..... A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin ve sigortalısı olan ...’ın meydana gelen kazada herhangi bir kusur ve sorumluluğunun bulunmadığını, kaza tespit tutanağında yer alan aleyhe hususları kabul etmediklerini, ancak tutanaktan da anlaşılacağı şekilde davacının motosikleti ile sağ şeritte ilerlerken anlaşılmaz bir şekilde ve kurallara aykırı olarak bir anda sol şeride hamle yaptığını, bu esnada ise sigortalı araç sürücüsü ...’ın, boş olan sol şeritte ilerlediğini, kazanın meydana gelme sebebinin davacının hatalı sürüşü olduğunu, zira tutanaktan da anlaşıldığı şekilde, davacının aracına yandan çarpıldığını, sol şeritte bir araca yandan çarpabilmenin tek yolunun o esnada yola paralel vaziyette olması olduğunu, önü boş iken kendi şeridinde ilerlemekte olan ...’ın kazanın oluşumunda herhangi bir kusuru olamayacağını, bir araçla hangi hızla ilerlenirse ilerlensin, yanda seyreden araç aniden öne doğru kırdığında kazanın kaçınılmaz olacağını, sürücü ...’ın trafik kurallarını ihlal eder bir şekilde hızlı gittiği yönünde bir tespit de bulunmadığını, kazanın meydana gelmesinde %100 kusurlu olan tarafın davacı taraf olduğunu, bu bakımdan müvekkili şirketin sorumluluğunun bulunmadığını, sigorta şirketine başvuru yapılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olmasının mevzuata aykırı olup, davanın bu yönüyle de usulden reddi gerektiğini, öncelikle tarafların kusur oranlarının belirlenmesini, sonrasında başvuru yapan tarafın, hastanede geçirmiş olduğu süre ve kalıcı maluliyet oranının belirlenmesini, bu bilgiler ışığında tazminat hesabı yapılabileceğini, davacının başvuru dilekçesi ekine sadece kaza tespit tutanağını eklediğini, belgeler davacıdan talep edildiği halde sunulmadığını, davacının bu davranışının üç tane sonucu bulunduğunu, muacceliyet şartı oluşmayacağını, faiz talep edilemeyeceğini, davacı lehine yargılama giderlerine hükmedilmemesi gerektiğini, arabuluculuk ücretinin de müvekkili şirket aleyhine hükmedilmesinin hakkaniyete aykırı olacağını, tedavi giderlerinden müvekkili şirketin sorumluluğunun bulunmadığını, Sosyal Güvenlik Kurumu’nun sorumlu olduğunu, müvekkili şirket ile davacı arasında ticari bir ilişki bulunmadığından ve iddia edilen zarar ticari bir zarar olmadığından avans faizi talep edilebilmesinin de mümkün bulunmadığını beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar .... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; kaza yeri tespit raporu, olayın oluşumu ve görgü tanıklarının da beyanına göre, davacının asli kusurlu olarak kazaya karıştığını, müvekkilinin de tali kusurlu olduğunun belirtildiğini, diğer davalı ...'ın kaza ile uzaktan yakından bir ilişkisinin bulunmayıp.... plakalı motosikletin sahibi olduğunu, olayda, müvekkillerinin hiç bir şekilde kusur ve kabahatinin söz konusu olmadığını beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece; "...Mahallinde keşif yapılarak kusur durumunun trafikçi bilirkişi marifetiyle belirlendiği, kazanın meydana gelmesinde davacının karayolu üzerindeki seyri sırasında arkasından aynı yöne seyir halinde bulunan araç veya araçlar olup olmadığını kontrol etmeden şerit değiştirmek için manevra yapması, sol şerit üzerinde araç bulunmasına rağmen manevrasına devam etmesi, trafik akımını tehlikeye düşürecek şekilde şerit değiştirmesi, araç kullanırken gösterilmesi gereken dikkat ve özen yükümlüğüne aykırı davranışı ile 2918 sayılı Kanunun 46/c ve 67/a kurallarını ihlal ettiğinin belirlendiği, yine Kuşadası 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2022/1353 E.-2023/804 K sayılı ilamı ile de bu dosyada sanık konumunda bulunan davacının tam kusurlu olduğu ve davalıların üzerine atılabilecek herhangi bir kusurun bulunmadığının belirlendiği, yapılan tüm yargılama, toplanan deliller ve alınan bilirkişi raporu gereğince davacının meydana gelen kazada tam kusurlu olduğu, davalı tarafa atfedilebilecek bir kusurun bulunmadığı, bu itibarla da davacının davalı taraftan tazminat talep hakkının bulunmadığı kanaatine varılarak, DAVANIN REDDİNE...." şeklinde karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili tarafından, "...Jandarma Trafik Denetleme mensuplarınca kaza tespit tutanağı tutulmuş olup bu tutanakta, müvekkilinin KTK'da yer alan 84.maddesi j bendinde yer alan; ‘Manevraları düzenleyen genel şartlara uymamak’ kuralını ihlal ettiği, .... karşı yan araç sürücüsü ...’ın ise 52/1-B ‘Araçların hızlarını, gerektirdiği şartlara uymamak’ maddesince tali kusurlu olduğu kanaatine varıldığını, yargılama esnasında keşif yapılıp sonucunda bilirkişice hazırlanan raporda; müvekkilinin 46/c ve 67/a maddesini ihlal ettiği, bu nedenle ‘Trafiği aksatacak veya tehlikeye sokacak şekilde şerit değiştirmemek’ hükmü nedeniyle gerçekleşen kazada asli kusurlu olduğu, davalıların ise vaki kazada herhangi bir kusurlarının bulunmadığı kanaatine varıldığını, rapora itiraz ettiklerini, ancak mahkemece ek rapor taleplerine ilişkin herhangi bir ara kurulmadan davanın reddine karar verildiğini, itirazları değerlendirilmeden, çelişkiler giderilmeden hukuka aykırı olarak karar verildiğini, kaza tespit tutanağında da karşı yana ait aracın 52/1-B kuralını ihlal ettiği açıkça görülmekteyken bilirkişice bu hususa hiç değinilmediğini, kaza tespit tutanağı ile rapor arasındaki çelişkilerin giderilmesi talep edilmiş olmasına karşın bu taleplerinin hiçbir şekilde değerlendirmeye alınmadığını, keşif esnasında dinlenen tanıkların müvekkilinin motorunun beyaz renk olduğunu söylediklerini, halbuki koyu lacivert olup tanık beyanlarına itibar edilmemesi gerektiğini ifade etmişlerse de, mahkemece bir değerlendirme yapılmadığını, karşı yan araç sürücüsü ...'ın mevcut hızını durabileceği uygun düzeye düşürmeden, tedbirsiz mevcut hızı ile kavşağa yaklaşarak sevk ve idare hatası yaptığını, fren tatbikinde, direksiyon manevrasında ve tedbirde yetersiz kalması sonucunda meydana gelen maddi hasarlı trafik kazasında; (52)’nci maddesinin (a-b) bendinde düzenlenmiş olan trafik kuralında belirtilen hususlara uygun davranmadığının açıkça ortada olduğunu, bu haliyle müvekkiline tamamen kusur verilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, karşı yan aracı o kadar hızlı kavşağa girmese zaten aracında bu kadar hasar oluşmayacağını ve iki tarafın yaralanmasının da bu denli ciddi olmayacağını, öte yandan mahkeme dosyasında atanan adli trafik bilirkişisi .... ile aynı vaki kaza nedeniyle Kuşadası Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2022/1025 soruşturma sayılı dosyasında atanan adli trafik bilirkişisinin aynı kişi olduğunu, bu haliyle bilirkişinin, soruşturma kapsamında hazırladığı ilk raporu ile çelişmek istemediği için itirazlarını yeterince değerlendirmediğini, raporunda değişiklik yapmadığını, mahkemece 'davalı .... Şirketi kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden 9.200,00 TL vekalet ücretinin verilmesine, davalılar ... ve ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden 9.200,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine' şeklinde hüküm kurulduğunu, dava dilekçelerinde görüleceği üzere huzurdaki davanın müvekkilinin trafik kazasında yaralanması nedeniyle açılmış olup davalılardan müşterek ve müteselsilen 10,00 TL geçici iş göremezlik, 10,00 TL kalıcı iş göremezlik ve 10,00 TL tedavi gideri talep edildiğini, ayrıca sigorta şirketi dışındaki davalılar ... ve ....'dan 2.000,00 TL manevi tazminat talebinde bulunulduğunu, davalı sigorta şirketinden 30,00 TL maddi tazminat, diğer davalılar ... ve ....'dan 30,00 TL maddi tazminat ve 2.000,00 TL manevi tazminat talep edilmiş olmasına karşın, mahkemece tüm davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden dolayı 9.200,00 TL vekalet ücretine hükmedildiğini, işbu dava maddi tazminat kalemleri bakımından belirsiz alacak davası olarak açılmış olup yargılama esnasında dava değeri belirlenmediğinden dolayı davanın reddi halinde davalılar lehine hükmedilecek vekalet ücretinin dava değeri üzerinden hesaplanması gerektiğini, dolayısıyla davalı sigorta şirketi lehine hükmedilmesi gereken vekalet ücreti 30,00 TL olması gerekirken mahkemece hatalı tespit yapıldığını ve 9.200,00 TL vekalet ücretine hükmedildiğini, yine davalılar ... ve ...'dan 30,00 TL maddi tazminat ve 2.000,00 TL manevi tazminat talep edildiğini, dava değeri olan 2.030,00 TL üzerinden vekalet ücreti hesaplaması yapılması gerekirken mahkemece hata yapılarak maktu vekalet ücretine hükmedildiğini, bir davanın tamamen reddedilmesi durumunda vekalet ücretinin dava değerini geçmemek üzere hükmedilmesi gerektiğini, bu hususa ilişkin olarak tavzih dilekçesi sunulduğunu, ancak mahkemece reddedildiğini..." beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; yukarıda yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verildiği, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; davacının sevk ve idaresindeki motosiklet ile davalılardan ...'ın sevk ve idaresindeki motosikletin karşılıklı karıştıkları trafik kazası nedeniyle davacının yaralandığı iddiası ile eldeki maddi ve manevi tazminat talepli davayı açtığı, davalıların kazada tüm kusurun davacıda olduğunu ileri sürerek davanın reddini savundukları anlaşılmaktadır. Mahkemece keşfen trafik bilirkişiden kusur raporu alındığı ve bu rapora göre, kazada davacının KTK 46/c ve 67/a maddelerini ihlalle asli ve tam kusurlu olduğu, davalı sürücünün ise alabileceği bir tedbir bulunmadığından kural ihlali bulunmadığı yönünde görüş bildirildiği, mahkemece bu rapor ve ceza davasında da tüm kusurun davacı ... .'da olduğunun belirlenmiş olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de, bu kabul eksik incelemeye dayalı olup mahkeme kararı yerinde görülmemiştir. Eksik inceleme ile hüküm tesis edilemez. Zira, davaya konu kaza akabinde jandarma ekibince resmi kaza tutanağı düzenlendiği ve bu tutanakta davalı sürücü ...'a da KTK 52/1-b maddesini ihlalden tali kusur verildiği görülmekte olup, mahkemece alınan raporda davalıya kusur izafe edilmemesi karşısında kusura ilişkin olarak dosyada çelişki oluştuğu açık olmakla, bu çelişki giderilmeksizin hüküm tesis edilemez. Davacı vekili de bu yönde gerekçeli olarak rapora itiraz ederek ATK Trafik İhtisas Dairesinden yeni bir rapor alınmasını talep etmiştir. Yine itirazlarında da belirttiği üzere, ceza dosyasına konu savcılık soruşturmasında kusur raporu alınan bilirkişi ile işbu mahkemece kusur raporu alınan bilirkişi (....) de aynıdır. Kaldı ki, ceza mahkemesinin kusura ilişkin değerlendirmesi hukuk hakimini bağlayıcı olmadığı gibi, üstelik ceza dosyasında HAGB kararı da verilmiş olup, kesin nitelikte olmayan bu kararın ve içeriğinin eldeki dosya bakımından etkisi olmayacağı da açıktır. Mahkemece yapılması gereken iş; öncelikle kaza tespit tutanağının her sayfasının okunaklı olduğu bir örneğinin ve ceza mahkemesi dosyasının eldeki dava dosyasına kazandırılması, akabinde kaza tespit tutanağı ile keşfen alınan kusur raporu arasındaki çelişkileri giderecek şekilde ve davacı tarafın itirazlarını da karşılamak suretiyle ATK, İTÜ ya da Karayolları Fen Heyetinden ayrıntılı yeni bir rapor alınarak sonucuna göre hüküm tesisinden ibarettir. Yine, kabule göre de, davacı tarafça belirsiz alacak davası olarak açılan maddi tazminat davasının miktarı gözetilmeksizin, dava değerini aşar şekilde davacı aleyhine vekalet ücretlerine hükmedilmesi de doğru olmamış olup, davacı vekilinin bu yöndeki itirazı da yerinde görülmüştür. Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davacı vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK 353/1-a-6. madde uyarınca kaldırılarak dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf itirazlarının KABULÜ ile; Aydın Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/880 Esas - 2023/480 Karar sayılı kararının HMK 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-İSTİNAF AŞAMASINDA; davacı tarafından yatırılan 269,85 TL istinaf karar harcının istek halinde davacıya iadesine, 4-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda ele alınmasına, 5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 6-Kararın taraflara tebliği, harç ve gider avansı işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.10/06/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/2211, K. 2026/1068, T. 10.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-2211-e-2026-1068-k-7e312cabc2af