Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1999 E. 2026/1051 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/1999
Karar No
2026/1051
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

13. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2023/1999 Esas

KARAR NO : 2026/1051 Karar

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

NUMARASI : 2021/87 Esas - 2023/88 Karar

TARİHİ: 01/02/2023

DAVA: Alacak (Cari Hesap Veya Ticari Kredi Sözleşmesi Kaynaklı)

KARAR TARİHİ: 21/05/2026

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili bankanın Tuzla Organize Sanayi Bölgesi kanuni takip borçlusu firma tarafından İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/2 Esas sayılı dosyasına kayden Konkordato istemli dava açıldığını, söz konusu davada yapılan yargılama neticesinde 28.12.2020 tarihli Mahkeme kararı ile davalı firmanın konkordato projesinin tasdiki ile davalı firmanın konkordatoya tabi borçlarının tamamının faizsiz bir şekilde konkordatonun tasdikine karar verildiği tarihten itibaren 18 ay ödemesiz dönem olmak üzere sonraki 54 ayda eşit taksitler halinde davalı firma tarafından alacaklılara ödenmesine karar verildiğini, Mahkeme tasdik kararının 31.12.2020 tarihinde Basın İlan Kurumunun resmi ilan portalında, 07.01.2021 tarihinde de Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlandığını, Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlanan 24.04.2019 tarihli Alacak Bildirimi İlanına istinaden taraflarınca yargılama aşamasında Konkordato Komiser Heyetine alacak bildiriminde bulunulduğunu, bahsi geçen bildirim dilekçelerinde, davalı borçlu firmanın bankalarında 19.04.2019 itibariyle 78.773,61 TL takipli riskinin bulunduğunu, takip riskine ilaveten banka asli hesaplarında davalı firmanın takastan karşılıksız çıkan 2 adet çek sebebiyle toplamda 3.200,00 TL banka çek sorumluluk tutarı riskinin, Mahkeme kararıyla tedbir konulan 13 adet çek sebebiyle toplamda 32.987,50 TL tutarında marj dahil edilmiş banka sorumluluk tutarı riskinin ve son olarak 2018 yılına ait 750,00 TL + BSMV tutarında tahsil edilmemiş istihbarat operasyon ücreti riskinin de olduğunu (davalının toplam riskinin 19.04.2019 itibariyle 115.711,11 TL 'dir) alacaklarına dayanak teşkil belgelerin tasdikli suretlerinin komiser heyetine sunulduğunu, alacak hesap tablosunun da çizildiğini, Komisere sunulan bilgi ve belgelere rağmen bankalarına tebliğ edilen 08.11.2019 tarihli komiser heyeti yazısı uyarınca banka alacağının kabul edilmediğinin ortaya çıktığını, borçlunun iş bu haksız ve yersiz beyanına karşı taraflarınca Mahkemeye müracaat edilerek banka alacağının alacak nisabına dahil edilmesinin talep edildiğini, itirazları uyarınca dosyanın bilirkişiye tevdi edildiğini, bilirkişi raporunda alacaklarının 3.749,12 TL olarak hesaplandığı, 111.961,99 TL bakiye alacak yönünden bankanın çekişmeli alacağının ortaya çıktığını, rapordaki hesaplamaların gerçeği yansıtmadığını, teknik açıdan hata ve yanlışlıklar içerdiğini, banka kayıtlarında yeterli inceleme ve araştırma yapılmadan rapor hazırlandığını, Komiser Heyetine bildirmiş oldukları 115.711,11 TL alacak tutarından 3.749,12 TL tutarın mahsup edilmesi sonrası kalan 111.961,99 TL tutarındaki çekişmeli alacaklarının tamamının Mahkemece kabul edilerek konkordato alacak nisabına dahil edilmesinin gerektiğini, ayrıca davacı borçlu firmanın 31.12.2020 itibariyle bankalarına olan borcunun 157.479,27 TL yi bulduğunu, davalı firmanın müvekkil bankaya asaleten 19.04.2019 itibariyle 78.773,61 TL tutarındaki takipli borcunun bulunduğunun bildirildiğini, ayrıca davacı firmanın takipli borcuna ilaveten müvekkili banka asli hesaplarda izlenen takastan karşılıksız çıkan 2 adet çekle ilgili 3.200,00 TL tutarlı banka sorumluluk tutarı riskinin, Mahkeme kararıyla tedbir konulan 13 adet çekle ilgili olarak toplamda 32.987,50 TL değerinde marj dahil banka sorumluluk tutarı riskinin son olarak 2018 yılına ait 750,00 TL * BSMV tutarında tahsil edilmemiş istihbarat operasyon ücreti riskinin bulunduğunun Komiser Heyetine sunmuş oldukları dilekçelerinde ayrıntılı bir şekilde açıklandığını, müvekkili banka defter, kayıt ve belgeleri üzerinde yaptırılacak bilirkişi incelemesi ile müvekkili banka alacağının net bir şekilde ortaya çıkacağını, davalı firmanın banka nezdindeki vadesiz TL ve USD hesaplarında bulunan bakiye tutarlar üzerine Mahkemece tedbir konularak söz konusu tutarların davalı firma tarafından çekilmesinin engellenmesinin gerektiğini, davalı firmaya ait ... numaralı vadesiz TL hesabında 11.429,14 TL, yine ... numaralı USD hesabında 5.862,15 USD bakiye bulunmakta olup söz konusu tutarlarla ilgili olarak müvekkil bankanın konkordato tedbirleri sebebiyle davalı firmanın riskine tahsilat sağlayamadığını, takip borcundan söz konusu tutarları mahsup edemediğini, fakat konkordatonun tasdik olması sebebiyle davalı firmanın işbu hesaptaki tutarlar üzerinde serbestçe tasarruf etme imkânının doğduğunu, davalı firmanın söz konusu tasarruf hakkına istinaden bahsi geçen hesaplardaki bakiye tutarları çekmesi durumunda müvekkili banka nezdinde ciddi bir zararın doğacağını, davalı firma hakkında verilecek olası bir konkordatonun feshi kararında davacı bankaya tahsilat yapma imkânı sağlayacak davalıya ait tek varlık ve seçeneğin hesaptaki paralar olduğunu, davalı firmanın bakiye tutarları çekmesi halinde ise müvekkil bankanın tahsilat yapma ve riskleri azaltma imkânının tamamen elinden alınacağını, zira davalı firmanın müvekkil bankadaki bakiye tutarları dışında bankadaki kredilerinin teminatında paraya çevrilebilecek ne bir araç rehin ne de bir taşınmaz ipoteği bulunduğu, müvekkil bankanın kamu bankası olduğu, bahsi geçen paraların hesaptan çekilmesi durumunda uğrayacağı olası kamu zararlarının önüne geçmek adına huzurdaki davada karar verilinceye kadar davalı firmaya ait ... numaralı vadesiz TL hesabında 11.429,14 TL, yine ... numaralı USD hesabında bulunan 5.862,15 USD bakiye para tutarı üzerinde bahsi geçen tutarların taraflarca kullanılması veya ilgili hesaplardan cekilmesini önleyici tedbir kararı verilmesini belirterek konkordato nisabına dahil edilmeyen 111.961,99 TL (115.711,11 TL - 3.749,12 TL) banka riskinin davalı firmanın konkordato nisabına dahil edilmesine, bu mümkün değil ise işbu çekişmeli alacaklarının borçlu davalıdan alacağın reddi tarihinden itibaren ticari faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilu şirket tarafından İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/2 Esas sayılı dosyasından yapılan konkordato başvurusuna istinaden yapılan inceleme neticesinde müvekkilinin konkordato talebinin kabulüne ve konkordato projesinin tasdikine karar verildiğini, anılan konkordato dosyasında davacının güncel alacağı 3.749,12 TL olarak gözükmekte ise de müvekkili şirket cari hesapları tetkik edildiğinde davacı bankanın müvekkilinden alacağının bulunmadığını, aksine müvekkil şirketin davacı bankadan 10.292,63 TL alacaklı olduğunun açıkça görüldüğünü, müvekkil şirket cari kayıtlarının tetkiki ile birlikte davacıya iş bu davada talep edilen fahiş miktarlarda borcu bulunmadığını ve hatta davacıdan alacaklı olduğunun açıkça gözler önüne serileceğini, davacı bankanın haksız ve hukuka aykırı olarak işlettiği faizlerin hiç bir yasal dayanağının bulunmadığını, hiç bir yasal gerekçesi olmayan alacak kayıtlarının dava ve takip masraflarını ve sair haksız alacak iddialarının taraflarınca kabulünün mümkün bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:

İlk Derece Mahkemesi 01/02/2023 tarih ve 2021/87 Esas - 2023/88 Karar sayılı kararında;

".......Mahkememizce 2019-2 esas sayılı dosyasından 04.01.2019 tarihi itibariyle davalı lehine geçici mühlet kararı verildiği, 28.12.2020 tarihinde de konkordato talebinin tasdik edildiği, kullandırılan kredi şartları, taraflar arasında akdedilen sözleşme ve konuya ilişkin Yargıtay kararları da göz önüne alındığında 04.01.2019 itibariyle davacı bankanın davalı şirketten kullandırdığı nakdi kredilerden kaynaklı alacağının;... numaralı Borçlu Cari Hesap Kredisinden kaynaklanan alacak tutarı 27.242,79 TL asıl alacak, 75,67 TL faiz ve 3,78 TL BSMV olmak üzere 27.322,25 TL, ... numaralı Kredili Mevduat Hesabından kaynaklanan alacak tutarı, 11.982,12 TL asıl alacak, 35,95 TL faiz ve 1,80 TL BSMV olmak üzere 12.019,86 TL, ...numaralı şirket kredi kartından kaynaklanan alacak tutarı, 15.193,87 TL asıl alacak, 45,58 TL faiz, ve 2,28 TL BSMV olmak üzere 15.241,73 TL,3 adet çekin tazmin bedellerinden kaynaklanan alacak tutarı 4.871,82 TL asıl alacak, 14,62 TL faiz ve 0,73 BSMV olmak üzere toplam 4.887,17 TL olduğu, bu durumda davacının toplam nakdi alacak tutarının 59.290,60 TL asıl alacak, 171,82 TL faiz ve 8,59 TL BSMV olmak üzere toplam 59.471,01 TL olarak hesaplandığı, 3.749,12 TL alacağının konkordato dosyasında nisaba dahil edildiği, davacının bakiye 55.721,89 TL alacağının bulunduğu,

Ayrıca davacının geçici mühlet tarihi itibariyle takastan karşılıksız kalmış olmasına karşın henüz çek sorumluluk bedeli tahsil edilmemiş 2 adet çekten kaynaklanan 04.01.2019 itabiriyle 3.200,00 TL çek sorumluluk bedelinin depo edilmesini talep edebileceği belirlenmekle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır. " gerekçesi ile,

''1-DAVANIN KISMEN KABULÜ ile ;

55.721,89 TL nakdi alacağın davalıdan tahsiline,

3.200 TL gayri nakdi kredi borcunun davalı tarafından davacı bankada açılacak faiz getirmeyen bir hesapta depo edilmesine,

Mahkememizce davalı şirket hakkında verilen 28.12.2020 tarihli konkordatonun tasdikine ilişkin kararın tamamen veya davacı yönünden feshine karar verilmediği sürece ödemelerin mahkememizin 2019/2 Esas - 2020/900 Karar sayılı dosyasından verilen tasdik kararındaki ödeme planı çerçevesinde yapılmasına,'' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosya kapsamında alınan 10.02.2022 tarihli kök bilirkişi raporu ile 12.12.2022 tarihli ek bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının hukuken kabul edilebilir nitelikte olmadığını, keza anılı raporların ve dosyadaki mezkur deliller tam ve gereği gibi incelenmeksizin düzenlenmiş olduğunu, yine taraf itirazlarının bilirkişi heyeti tarafından gözetilmediğini, nitekim hukuki dinlenilme hakkının bir neticesi olarak tarafların bilirkişi raporuna itiraz haklarını da kullanabilmesi ve hakim tarafından bu itirazlarını değerlendirilmesi gerektiğini, tarafların ileri sürdüğü itirazlarının değerlendirilerek yeniden inceleme yapılmasının kişilerin hukuki dinlenilme hakkının ve adil yargılama hakkının en doğal sonucu olduğunu, bu nedenle bilirkişi raporlarına dair itirazları değerlendirilmeden düzenlenen anılı raporların hükme esas alınmasının hatalı olduğunu,

Dosya kapsamına ibraz edilen Çek/Senet Teslim Tutanağı ile Çorlu Çarşı Şubesi - 30.09.2018 vade tarihli, 25.000,00 TL bedelli ve ... seri numaralı çek sureti gözetilmeksizin hüküm tesis edildiğini, keza ek bilirkişi raporunda incelenen ... numaralı borçlu cari hesap kredisine ilişkin olarak 02.10.2018 tarihinde %37 yıllık faiz oranıyla 25.000,00 TL tutarından davacı bankadan kredi alındığı belirtilmiş ise de bu hususun tamamen eksik incelemeye dayalı hatalı bir tespit olduğunu, ibraz edilen belgelerin gözetilmesi ile anılı 25.000,00 TL tutarındaki borcun, cari hesap kredisinden değil de keşidecisinin ... olduğu 30.09.2018 vade tarihli ve 25.000,00 TL bedelli bir adet çekin karşılıksız çıkmasından kaynaklandığını ve anılı çekin rotatif kredi olarak değerlendirilmesi gerektiğini, bunun yanı sıra davacı tarafından anılı çekin karşılıksız çıktığına dair beyanda bulunulmadığını, çekin karşılığının olup olmadığı hususunda da müvekkil şirkete herhangi bir bilgi verilmediğinin de gözetilmesi gerektiğini, davacı bankanın bahsi geçen çeki icra takibine konu etmesi yahut müvekkile iade etmesi sonrasında işbu borcu müvekkilden talep edebilecek iken her iki işlemi de haksız ve hukuka aykırı olarak yapmamış olduğunu, aradan uzun yıllar geçmesi ile davacı bankanın bahsi geçen çekin kambiyo vasfını kaybetmesine sebebiyet vererek kötü niyetli olarak müvekkili zarara uğrattığını, bu uğurda tekrarla yasal ibraz süresi içerisinde davacı bankanın kendi kusuru ile anılan çekin kambiyo vasfını yitirmesine sebebiyet verdiğini ve dolayısıyla anılı çeke dair artık kambiyo hukukundan doğan hiçbir işlem yapılamayacağını, anılı çek müvekkil şirketin nezdinde bulunmamakla birlikte müvekkil şirketin işbu 25.000,00 TL ve ferileri ile sorumlu olmadığını,

Müvekkil tarafından davacı bankadan kullanılan toplam kredi miktarının 109.707,37 TL olduğunu, bahsi geçen toplam kredi borç miktarı içerisinde anılan 25.000,00 TL bedelli bir adet çekin de bulunduğu varsayılsa dahi, bu kredi borcuna istinaden davacı bankaya farklı tarihlerde toplam 95.000,00 TL ödeme yapıldığının gözetilmesi gerektiğini, müvekkil şirketin davacı bankaya olan borcu hesaplanırken taraflara ait ticari defter ve kayıtların yeniden tetkik edilmesi gerektiğini, bu kayıtlar dikkate alındığında, davalı müvekkil şirketin davacı bankaya toplam 14.707,37 TL borcu bulunmasının muhtemel olduğunu, konkordato dosyasında 3.749,12 TL alacağın varlığı mahsup edildiğinde ise ancak ve ancak 14.707,37 - 3.749,12 = 10.958,25 TL borcunun bulunduğunun kabul edilebileceğini, taraflara ait ticari defter ve kayıtlar tetkik edilmeden dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarının hükme esas alınmasının hatalı olduğunu, yerel mahkemeden ek rapor düzenlenmek üzere dosyanın bilirkişiye tevdi edilmesi talep edilmiş ise de mahkemece işbu talepleri hakkında ara karar kurulmadan hüküm tesis edildiğini,

Müvekkil şirket tarafından İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/2 Esas sayılı dosyasından yapılan konkordato başvurusuna istinaden yapılan inceleme neticesinde müvekkilin konkordato talebinin kabulüne ve konkordato projesinin tasdikine karar verildiğini, anılan konkordato dosyasında davacının güncel alacağının 3.749,12 TL olarak görünmekte ise de müvekkil şirket cari hesapları tetkik edildiğinde davacı bankanın müvekkilde alacağı bulunmadığını, aksine müvekkil şirketin davacı bankadan alacaklı olduğunu, davacı bankanın müvekkil şirketin ticari hayatına devam etmesini engellemek ve konkordato müessesesini etkisiz kılmak maksadıyla kötü niyetli olarak işbu davayı ikame ettiğini, zira davacı banka tarafından dava dosyasına sunulan hesap ekstreleri incelendiğinde, davacının alacak kalemlerini kendince eklediği, konkordato geçici mühlet süreci başladıktan sonra birtakım dava ve icra masraflarının dahi bu hesaplara kaydedildiği, takip aktarım işlemi açıklaması ile borcun artırıldığı, bu aktarım işlemlerine dahi BSMV uygulandığı ve hatta bu oranlara haksız olarak faizler işletilerek müvekkil şirketin borçlandırılmaya çalışıldığının görülmekte olduğunu,

Davacı tarafından sunulan hesap ekstrelerinde görünen ve İstanbul Anadolu 16. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas ve ... Esas sayılı dosyalarından yapılan takip masrafı ve ihtiyati haciz masraflarının da alacak hesabına eklendiği görülmekle müvekkil lehine konkordato tasdik kararı veren İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/2 Esas sayılı dosyasında "Konkordato işbu tasdik kararı ile bağlayıcı hale gelmiş olmakla İİK'nun 308/ç maddesi gereğince geçici mühlet kararından önce başlatılmış takiplerde konulan ve henüz paraya çevrilmemiş hacizlerin düşmesine" kararı verilmiş olduğunu, bu hususta haksız olarak yapılan icra takiplerine ilişkin masrafların müvekkilden talep edilmesinin açıkça yasaya aykırı olduğunu, bu doğrultuda davacı bankanın haksız ve hukuka aykırı olarak işlettiği faizlerin, hiçbir yasal dayanağı olmayan banka sorumluluk bedellerinin, hiçbir yasal gerekçesi olmayan alacak kayıtlarının, dava ve takip masraflarının ve sair haksız alacak iddialarının kabulünün mümkün olmadığını,

Davacı tarafın dava dilekçesinde de bahsi geçen ve müvekkil şirkete ait hesaplarda bulunan 11.429,14 TL ile 5.862,15 USD miktarında nakit parasını haksız ve hukuka aykırı yollarla bloke ettiğini, müvekkil şirket tarafından davacı bankaya keşide edilen Kadıköy 14. Noterliği'nin 20.04.2020 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin de kesinlikle dikkate alınmadığını, yargılamada işbu delilin değerlendirilmediğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:

HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.

Dava; İİK'nun 308/b maddesi kapsamında; konkordato projesi kapsamında nisaba dahil edilmeyip çekişmeli hale gelen nakdi ve gayrınakdi alacağın tespiti ile proje kapsamında davalıdan tahsili istemine ilişkindir.

Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

Davacı T. ... Bankası T.A.O. ... O.S.B. Şubesi ile davalı ...Limited Şirketi arasında 02/04/2018 tarihli 1.000.000,00 TL. Miktarlı genel kredi sözleşmesi imzalandığı, bu genel kredi sözleşmesini dava dışı ...'in müteselsil kefil olarak imzaladıkları, davacı banka tarafından davalı asıl borçlu şirket ile dava dışı müteselsil kefillere Kartal 23 Noterliğinden gönderdiği 02/01/2019 tarihli ihtarname ile; Hesabın 02/01/2019 tarihi itibariyle kat edildiği belirtilerek ayrıntısı kat ihtarında belirtilen toplam 59.497,99 TL.'nin tebliğden itibaren 1 gün içerisinde ödenmesi, 2 adet çeke ilişkin toplam 3.200,00 TL. Gayrinakdi alacağın tebliğden itibaren 1 gün içerisinde depo edilmesinin ihtar edildiği, davalı ...Limited Şirketi'ne kat ihtarının 04/01/2019 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmıştır.

İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/2 Esas sayılı dosyasından 04.01.2019 tarihi itibariyle davalı asıl boçlu şirket hakkında Geçici Mühlet kararı verildiği, 28.12.2020 tarihinde de konkordato talebinin tasdik edildiği anlaşılmıştır.

Davacı banka tarafından, konkordato davasında alacak nisabına dahil edilmeyerek çekişmeli hale gelen 111.961,99 TL alacağın konkordato nisabına dahil edilerek davalı firmadan tahsili talebiyle huzurdaki dava ikame edilmiştir.

Mahkemece, bankacı bilirkişi ...'dan rapor alındığı, davalı vekilinin bilirkişi raporuna itiraz etmesi üzerine; mahkemece, davalı vekilinin beyan ve itirazlarının değerlendirilmesi için bankacı bilirkişi yanında hukukçu bilirkişi ...'de görevlendirilerek ek rapor alınmış, ek bilirkişi raporundaki tespitler doğrultusunda istinafa konu karar verilmiştir.

Bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere taraflar arasındaki sözleşmenin 16. maddesi HMK 193 madde kapsamında delil sözleşmesi niteliğini haizdir. Davacı banka kayıtları üzerinde inceleye yapılarak rapor hazırlanması usul ve yasaya uygun olduğu, davalı tarafın talep edilenden daha az borcu olduğu ve ödeme yapıldığına ilişkin somut bir delil ibraz edilmediğinden bu yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.

HMK'nın 146. maddesine göre hakim delillerden davanın yeterince aydınlandığı kanaatine varırsa tahkikatı bitirebilir. Yukarıdaki açıklamalar ve mahkemece gerekçesinde belirtilen tesbitler gözetildiğinde davalı vekilinin eksik araştırma ve yetersiz bilirkişi raporu ile karar verildiğine yönelik istinaf sebebi yerinde değildir.

Davalı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri yargılama aşamasında da ileri sürüldüğü, ilk derece mahkemesince alınan bilirkişi ek raporu ile mahkemece verilen hüküm gerekçesinde bu iddiaların değerlendirildiği, dosya kapsamı ve alınan bilirkişi raporundaki tespitlere göre ilk derece mahkemesince davanın kısmen kabulü yönünde verilen kararda yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalı vekilinin mahkemenin kabulüne ilişkin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.

Sonuç itibariyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,

3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 3.806,36 TL istinaf karar harcından istinaf eden davalı tarafından peşin olarak yatırılan 951,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.854,76 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,

4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden davalı üzerinde bırakılmasına,

5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,

6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 21/05/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/1999, K. 2026/1051, T. 01.02.2023, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-1999-e-2026-1051-k-24d40ad9a0f3