Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1277 E. 2026/549 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/1277
Karar No
2026/549
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2023/1277 KARAR NO : 2026/549

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2020/314 KARAR NO : 2023/99 DAVA TARİHİ : 13.07.2020 KARAR TARİHİ : 08.02.2023 DAVA : İtirazın İptali KARAR TARİHİ : 21.04.2026 KARARIN YAZ. TARİH : 21.04.2026

İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08.02.2023 tarih ve 2020/314 Esas, 2023/99 Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, dosyanın gönderildiği, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi'nin 22.06.2023 tarih ve 2023/1187 Esas, 2023/1221 Karar sayılı görevsizlik kararı ile dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü. İSTEM: Davacı vekili 13.07.2020 tarihli dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin araç bakım tamir işleriyle ilgilendiğini, davalı tarafın araç kiralama işleri yaptığını, davalı firmaya ait ....plakalı ticari araçta yaşanan sorun sebebiyle müvekkiline başvurulduğunu, müvekkilinin ilk önce aracın devir daiminde sorun olduğunu tespit ettiğini, devir daimindeki sorunun müvekkili tarafça onarıldığını ve müvekkilinin test amacıyla yaklaşık 30 KM yol da yaptığını, müvekkilinin araçta bir sorunun kalmadığını görmesi üzerine aracı davalı tarafa teslim ettiğini, davalı tarafın şoförünün aynı gün... - ... istikametinde hareket ettiğini ve aracın motorunun yandığının müvekkilline bildirdiğini, bunun üzerine müvekkilinin iş arkadaşını aracın olduğunu yere yönlendirdiğini ve durum değerlendirmesi yapmasını istediğini, davalı tarafın şoförünün aracın ikaz vermiş olmasını umursamayarak ve yolunu bu şekilde devam ederek arabanın hararet yapmasına sebebiyet verdiğini, davalı tarafın şoförünün araçtan duman çıktığını görmesine rağmen durmadığını ve en sonunda aracın motorunun, kendini kitleyerek durduğunu, bu durumun davalı firma tarafından da tespit edildiğini ve kendi şoförlerini bu sebepten işten çıkardıklarını, davalı firmanın çalışanlarının kusurlu eylemlerinin müvekkiline yükletilemeyeceğini kaldı ki, bir aracın motorunun kendini kitlemesinin en son ihtimal olduğunu, bunun üzerine müvekkiline motoru yanan aracın tamir edilmesinin istenildiğini ve müvekkilinin de şoförlerinin hatası sebebiyle oluşan hasarı giderdiğini, bu tamir ve bakım işlemleri neticesinde müvekkilinin devir daim için 1.781,80 TL, yanan motor için 16.968,40 TL alacaklı konuma geldiğini ve bu durumun davalı firmaca da ekte sunulu yazışmalarla kabul edildiğini, ancak davalı tarafın, ödeme yapmamak için türlü türlü bahaneler uydurduğunu, en sonunda araçta yağ kaçağı olduğunun müvekkiline bildirilip tamir edilmesinin istenildiğini, müvekkilinin alacağını da elde edeceği düşüncesiyle iyi niyetli olarak aracın bu tamir işini de yerine getirdiğini ve aracı davalı firmaya teslim ettiğini, ancak davalı firmanın bugün yarın diyerek müvekkilini oyaladığını ve alacağını ödememekte ısrar ettiğini, aynı zamanda davalı tarafın araçtaki sorunların müvekkilinden kaynaklandığına dair hiçbir tespit yapmadığını, kaldı ki, davalı taraf işçisinin yapmış olduğu hatanın çok açık olup, araç hareket lambası yanmasına rağmen devam ederek aracın zarar görmesine sebebiyet verdiğini, müvekkili firmaya atfedilebilecek herhangi bir kusur olmadığını, ....-... istikametinde aracın başına giden çalışanın araçtaki şoförün yattığını umursamaz tavırlar içerisinde olduğunu ve ayrıca araçtan aşırı bir duman çıktığını gördüğünü, gerek görülür ise tanık olarak dinletileceğini, davalı tarafın alacağı ödememesi üzerine İzmir 18. İcra Müdürlüğü'nün 2020/2594 ilamsız takip başlatıldığını ve haksız itiraz sonucu takibin durduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, yargılamanın icrasına, itirazın iptaline, takibin devamına, haksız itirazdan dolayı alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili 25.08.2020 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu aracın soğutma suyunun azalması nedeni ile gerekli tamiratın yapılması için davacının özel oto servisine teslim edildiğini, davacı tarafından da araçtaki ilgili parçaların değiştirildiğini ve bir gün serviste kalarak davalıya teslim edildiğini, bu ilk tamirat için fatura düzenlendiğini, aracın teslim alındıktan birkaç gün sonra yine aynı sorun vermesi üzerine aracın yine davacının özel servisine götürüldüğünü, davacının bu kez aracın periyodik bakımının eksik olması nedeni ile arıza çıktığını bakım yapıldıktan sonra herhangi bir sıkıntının yaşanmayacağını belirtmesi üzerine aracın ikinci kez servise teslim edildiğini, periyodik bakıma ilişkin de ikinci bir fatura düzenlendiğini ancak arızanın geçmediğini ve 20 gün sonra davacının özel servisine aynı sorundan dolayı teslim edildiğini, davacının bu kez de hararet problemi için başka öneri sunduğunu, çözüm için aracın bir gün serviste kaldığını, araç teslim alındığı gün yaklaşık 25-30 km yol yaptıktan sonra conta yakma sebebiyle arıza verdiğini, aracın bu arızadan dolayı 15 gün davacı servisinde kaldığını ancak arızaların giderilemediğini, bu nedenle davalının dava konusu aracı başka bir servise teslim ettiğini, bu serviste motor yenileme esnasında değişmiş olması gereken birçok parçanın değiştirilmediği ve motor kapağında halen çatlak olduğunun tespit edildiğini, davalı tarafından davacının düzenlemiş olduğu faturalara iade fatura düzenlenerek gönderildiğini, açılan davanın reddine, takibin iptaline, davacı aleyhine %20 den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesi 08.02.2023 tarih ve 2020/314 Esas, 2023/99 Karar sayılı kararında özetle; "...Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacı tarafından davalı aleyhine 24.060,20 TL alacak üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, takip dayanağı olarak ... plakalı aracın bakım ve tamirine ilişkin açıklamasıyla 3 adet fatura alacağının gösterildiği, davalı tarafından yasal süresinde borca, faize ve tüm ferilerine itiraz edilmesi üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği, cevap dilekçesinde davacı tarafından faturaya konu hizmetin yerine getirilmediği, araçtaki arızanın giderilmediğinin beyan edildiği, Mahkememizce otomotiv bölümü öğretim görevlisi ve makine mühendisi bilirkişiden oluşan bilirkişi heyetinden alınan 20.12.2021 tarihli raporda 16.968,40 TL bedelli faturanın 13 kalem parça 13 kalem parça ve işçilik bedelini içerdiği, bu işlemin motor revizyonu olduğu ve motorun hararet yapmasının bu arızaya neden olabileceği, davacının herhangi bir kusurunun bulunmadığı kanaatinin bildirildiği, Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nin 03.06.2022 tarihli raporunda davaya konu araçta su eksiltme ve buna bağlı olarak hararet yapma sorunu olduğu, bu soruna bağlı olarak aracın iki kez tamir işlemi gördüğü, ECM sistemi kontrolünde aracın son tamir işleminden sonra kısa bir süre içerisinde yine hararet yaptığı, bu durumda aracın hararet sorununa ilişkin yanlış tespit yapıldığı veya aracın onarımı sırasında yanlış/hatalı parça kullanıldığı izlenimi uyandırdığı ancak araç üzerinde olay sonrası inceleme yapılmadığı için, aracın hatalı onarım yapıldığına kesin olarak karar verilmesinin mümkün olmadığı, sürücünün yüksek harareti olan araçta ikaza rağmen seyrini sürdürdüğü, bu seyri sonucunda hararetin 140 dereceyi gördüğü ve devamında davaya konu arızanın meydana geldiği, araç onarımı hatalı olarak yapılmış olsa bile sürücünün hatalı tutum ve davranışı, araçta halihazırda bulunan arızaya ek olarak, davaya konu onarım faturasında oluşan zararı meydana getirdiği tespitine yer verildiği, davalı tarafından tamir işlemi sonrası araçtaki arızanın giderilmediğine dair bir delil tespiti bulunmadığı, Adli Tıp Kurumu raporunda davacı tarafından yapılan son tamir işlemi sonrası hararet yapma sorununun tekrarlandığı bu nedenle tamir işleminin hatalı yapıldığı izlenimi oluştuğu belirtilmiş ise de araç üzerinde tamir işlemi sonrası inceleme yapılmadığından bu hususun kesin olarak tespit edilmesinin mümkün olmadığının belirtildiği, tamir işlemi hatalı olarak yapılmış olsa bile sürücünün hatalı tutum ve davranışının faturaya konu zararı meydana getirdiğinin tespit edildiği, Adli Tıp Kurumu raporunun denetime ve hükme esas almaya elverişli mahiyette olduğu görülmekle davanın kabulü ile davalı itirazının iptali ile takibin devamına, alacak likit olduğundan %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur..." gerekçeleriyle; Davanın kabulü ile; İzmir 18. İcra Müdürlüğü'nün 2020/2594 Esas sayılı takip dosyasında davalı itirazının iptali ile takibin takip tarihinden itibaren %19,50'yi aşmamak kaydıyla işleyecek avans faizi ile birlikte devamına, 24.060,20 TL alacağın %20'si oranında hesaplanacak icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine dair karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ: Davalı vekili 11.05.2023 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket tarafından işletilen davaya konu .... plakalı aracın; soğutma suyunun sürekli olarak azalması ve motor hararetinin sürekli olarak yükselmesi sebebiyle 24.05.2019 tarihinde davacı ....'ın sahibi olduğu "... Özel Servis" unvanlı özel oto servisine götürüldüğünü, Davacı tarafın araçta yapmış olduğu inceleme neticesinde; aracın yedek su haznesinde ve hazne kapağında çatlak olduğunu, bu sebeple aracın su eksilttiğini ve motorunun yeterince soğumaması sebebi ile motor hararetinin yükseldiği bildiriminde bulunduğunu, müvekkili şirkete ait aracın davacı tarafa ait serviste 1 gün kalmış olup, davacı tarafça müvekkiline ait araçta parça değiştirildiği bildiriminde bulunulduktan sonra davacı tarafça yapılan işlere ilişkin olarak müvekkili şirket adına düzenlenen 24.05.2019 fatura ile birlikte aracın müvekkili şirkete teslim edildiğini, Davacı tarafça aracın teslim edilmesinden birkaç gün sonrasında araçtaki sorunların aynı şekilde devam ettiği yönünde müvekkili şirket çalışanı araç şoförleri tarafından müvekkili şirkete bildirimde bulunulmuş olup, iş bu sebeple aracın tekrar davacıya ait servise götürüldüğünü, davacı tarafça yapılan kontroller neticesinde haznede ve kapakta bir problem olmadığı, ancak aracın periyodik bakımının yapılması gerektiğinin bildirildiğini, araca periyodik bakımların yapılması halinde var olan sorunların da çözüleceğinin müvekkiline iletildiğini, müvekkili şirketin davacı tarafın beyanlarına istinaden aracın periyodik bakımını da davacı tarafa yaptırmış olup, aracın 10.06.2019 tarihinde yapılan çalışmalara ilişkin olarak düzenlenen fatura ile birlikte tekrar müvekkili şirkete teslim edildiğini, Davacı tarafça aracın teslim edilmesinden sadece 20 gün sonra araç 01.07.2019 tarihinde aynı şikayetlerle tekrar davacı tarafa ait servise götürülmüş olup, davacı tarafın bu defa aracın triger seti, devir daim seti ve V kayışının değişmesi sureti ile var olan arızanın giderileceği bildiriminde bulunmuş olup, müvekkili şirkete davacının söylemlerine güvenerek ve sorunun çözüleceği ümidiyle bu tamirata onay verdiğini ve aracın yapılan çalışmalara ilişkin olarak düzenlenen 02.07.2019 tarihli ve 1.781,80 TL bedelli fatura ile birlikte müvekkili şirkete teslim edilmiş olup, iş bu faturanın müvekkili aleyhine başlatın icra takibine konu faturalardan birisi olduğunu, Davacı tarafça gerçekleştirilen tamirat sonrasında aracın henüz 25 – 30 km yol kat etmişken davacı tarafça bir türlü giderilemeyen su eksiltme problemi sebebi ile araç motorunun aniden hararet yaptığını ve araçta "conta yakması" olarak tabir edilen arıza meydana gelmiş olup, aracın iş bu sebeple tekrar davacı tarafa ait özel servise götürüldüğünü, araçta bu defa rektifiye işleminin gerçekleştirilmiş olup, 15 gün süresince serviste kalan aracın 17.07.2019 tarihinde müvekkili şirkete teslim edilebildiğini, Davacı tarafça yapılan rektifiye işlemleri sonrasında dahi araçtaki hararet ve su eksiltme problemleri devam ettiği gibi, ayrıca yağ kaçırma probleminin de baş gösterdiğini, motor yenilemesi yeni yapılmış bir aracın hararet, su eksiltme veya yağ kaçırma gibi arızalar vermeyeceğinin her türlü izahtan yoksun olmasına, davacı tarafça araçtaki arızaların giderilememesine rağmen davacı tarafın müvekkili şirketten motor yenileme bedelini ve bir önceki işlemin (02.07.2019 tarihli faturaya konu triger seti, devir daim seti ve V kayışı değişimi) bedelini talep etmiş olup, iş bu yöndeki talebin müvekkil şirket tarafından haklı olarak reddedildiğini takdir olunacağı üzere; kayış ve devir daim setlerinin değişimiyle aynı gün conta yakan araç için değişim bedellerinin ve rektifiye işleminden sonra arızası devam eden araç için de rektifiye bedelinin ödenmesinin söz konusu olamayacağını, aracın aynı şikayetler ile tamir için 4 defa davacıya götürülmüş olmasına ve araçtaki arızanın giderilememiş olması rağmen davacı tarafın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun ödeme taleplerinin müvekkili şirket tarafından haklı olarak reddedildiğini, Tarafların bir süre bu anlaşmazlığı diyalog yoluyla halletmeye çalıştıklarını, bu aşamada davacının, araçtaki problemi gidereceğini vaat ettiğini, müvekkili şirketin ise ancak arızanın giderilmemesi durumunda bedel ödemeyi reddettiğini, bu aşamada davacının; motor yenileme işleminin faturasını bu sebeple uzun süre kesmediğini, 02.07.2019 tarihli fatura bedelini de talep etmediğini, ancak aracın daha sonra da birçok defa davacı tarafından tamirat görmesine rağmen arızaların devam ettiğini, davacının her seferinde yeni bahaneler ve yeni işlemler yapılması gerektiğini ileri sürdüğünü, müvekkili şirketin iyi niyetle süreç içindeki birçok yedek parça ve işçilik bedellerini dahi ödediğini, Davacı tarafça yapılan çalışmalar sonucunda araçtaki arızanın giderilememiş olması sebebi ile müvekkili şirketin araçtaki arızaların giderilmesi talebi ile aracı 25.01.2020 tarihinde "...-...." işletme adlı servise teslim etmek zorunda kalmış olup, iş bu serviste yapılan kontroller sonucunda motor yenileme esnasında değişmesi gereken birçok parçanın değiştirilmediği ve motor kapağındaki çatlağın varlığını koruduğu müvekkili şirkete iletilmiş olup, "... .-... .." unvanlı işletme tarafından yapılan çalışma sonucunda araçtaki arızanın tümü ile giderildiğini "....-..." unvanlı işletme tarafından hazırlanan servis raporu ve araç tamirine ilişkin olarak müvekkili şirket adına düzenlenen fatura suretinin dosyada mübrez olduğunu, Davacı taraf ile müvekkili şirket arasındaki anlaşmazlığın bu noktada belirginleşmiş olup, davacının 02.07.2019 tarihli faturaya ek olarak sözde motor yenileme işlemine ilişkin olarak düzenlediği ve icra takibine dayanak olarak gösterilen 17.02.2020 tarih ve 16.968,40 TL bedelli faturayı müvekkili şirkete gönderdiğini, müvekkili şirketin de iş bu faturaya ilişkin olarak davacı taraf adına iade faturası düzenlediğini ve davacı tarafa ilettiğini, Müvekkili şirkete ait aracın su eksiltmesi ve hararet yapması problemlerinin giderilmesine ilişkin olarak davacı tarafça 6 defa araçta çalışma yapılmış olmasına, davacı taraf araçtaki arızaları gidermediği gibi davacı tarafça yapılan çalışmalar sonrasında araçta evvelce var olmayan arızalar baş göstermiş olmasına rağmen davacı tarafça sanki araçtaki arıza giderilmiş gibi yapmış olduğu çalışmalara istinaden müvekkil şirket adına düzenlenen; 19.02.2020 tarih IZA2020000000062 fatura no’lu ve 16.968,40 TL meblağlı, 19.02.2020 tarih IZA2020000000063 fatura no’lu ve 5.310,00 TL meblağlı ile 19.02.2020 tarih IZA2020000000064 fatura no’lu ve 1.781,80 TL meblağlı faturalara konu alacakların tahsili talebi ile müvekkili şirket aleyhine İzmir 18. İcra Müdürlüğü'nün 2020/2594 Esas nolu dosyasından ilamsız icra takibi başlatılmış olup, icra takibine konu borca müvekkili şirket tarafından itiraz edilmesi sebebi ile icra müdürlüğü tarafından takibin durdurulmasına karar verildiğini, İzmir 18. İcra Müdürlüğü'nün 2020/2594 Esas nolu dosyasına ilişkin itirazı iptali ve icra takibinin devamına karar verilmesi talebi ile davacı tarafça İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/314 Esas numaralı dosyasından iş bu dava ikame edilmiş olup, yapılan yargılama neticesinde tesis olunan 08.02.2023 tarih ve 2023/99 Karar nolu ilam ile dava dosyası kapsamında alınan Adli Tıp Kurumu raporu hükme esas alınarak davanın kabulüne karar verilmiş ise de hukuka aykırılık teşkil eden takibin başlatılmış olup, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına verilmesi gerektiğini, Davacı tarafça araçtaki arızanın giderilememiş olmasına rağmen davanın kabulüne karar verilmesinin hukuka aykırılık teşkil ettiğini, Davaya ilişkin cevap dilekçelerinde ve yukarıda da belirtmiş oldukları üzere; müvekkili tarafından işletilen davaya konu .... plakalı araç devamlılık arz eden su eksilteme ve hararet problemlerinin çözümü amacı ile 6 defa davacı tarafça tamir edilmeye çalışılmış ise de davacı tarafça araçtaki problemin çözümüne hizmet etmeyen şekilde iş ve işlemler yapılarak müvekkili şirkete ek maliyet çıkarıldığı gibi problemin kaynağının tespit edilememiş olması sebebi ile araçtaki arızaların giderilemediğini, Yine dava dosyası kapsamı ile de sabit olduğu üzere müvekkili şirketin işleteni olduğu .... plakalı araçtaki arızaların davacı tarafça tespit edilemeyen motor kapağındaki çatlaktan kaynaklandığı "....-...." unvanlı işletme tarafından tespit edildiğini ve bu işletme tarafından yapılan çalışmalar sonrasında araçtaki arızanın tam olarak giderilebildiğini, Davacı tarafça; su eksiltme ve hararet problemlerinin çözümüne ilişkin olarak farklı zamanlarda 6 defa çalışma yapılmış olmasına rağmen davacı tarafça arızaların kaynağının tespit edilememiş olduğu gerçeği ayıplı hizmetin varlığına işaret ettiğini, Tanık anlatımları ile davacı tarafça ayıplı hizmet verildiği yönündeki iddialarının ispatlandığını, Dava dosyası kapsamında alınan 03.06.2022 tarihli adli tıp kurumu raporunda; davacı tarafça verilen hizmete ilişkin olarak “...sistemi kontrolünde aracın son tamir işleminden sonra kısa bir süre içerisinde yine hararet yaptığı görünmektedir. Bu durumdan; aracın hararet soruna ilişkin yanlış tespit yapıldığı veya aracın onarımı sırasında yanlış/hatalı parça kullanıldığı izlenimi uyandırmaktadır.” şeklinde belirlemeye yer verilmiş olup, davacı tarafça ayıplı hizmet verildiğinin dosya kapsamında alınan bilirkişi raporu ile sabit olmasına rağmen haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın kabulüne karar verilmesinin hukuka aykırılık teşkil ettiğini, Ayıplı hizmetin varlığı halinde hizmetin yeniden görülmesini isteme, hizmet sonucu ortaya çıkan eserin ücretsiz onarımı, hizmetteki ayıp oranında bedelden indirim ve hizmet için ödediği bedelin iadesini talep edilebilmesinin kanun ile hüküm altına alındığını, müvekkili şirkete ait araçtaki arızaların giderilmesine yönelik olarak davacı tarafça defalarca çalışma yapılmasına rağmen araçtaki arızanın kaynağının tespit edilememesi ve araçtaki arızaların giderilemediği, akabinde aracın başka bir servis tarafından tamir edildiği gerçeği dikkate alındığında müvekkilinin davacı tarafça düzenlenen faturalara ilişkin olarak ödeme yapmamak sureti ile seçimlik hakkını hizmet için ödediği bedelin iadesini talep ettiği şeklinde değerlendirilmesi gerekliliğine rağmen haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın kabulüne karar verilmesinin hukuka aykırılık teşkil ettiğini, Hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu raporundaki varsayıma dayalı tespitler dikkate alınarak davanın kabulüne karar verilmesinin hukuka aykırılık teşkil ettiğini, Dava dosyası kapsamında dinlenen tanık anlatımları ile de sabit olduğu üzere; davacı tarafça araçtaki arızaların giderildiği söylemi ile müvekkili şirkete teslim olunan aracın aynı gün içerisinde tekrar arızalanmış olup, konunun davacı tarafa iletilmesi akabinde aracın çekici vasıtası ile servise götürülebildiğinin tartışmasız olduğunu, İlk derece mahkemesi tarafından dava dosyası kapsamında alınan 03.06.2022 tarihli Adli Tıp Kurumu raporunun sonuç kısmındaki “Sürücünün yüksek harareti olan araçta ikaza rağmen seyrini sürdürdüğü, bu seyri sonucunda hararetin 140 dereceyi gördüğü ve devamında davaya konu arızanın meydana geldiği anlaşılmaktadır. Araç onarımı hatalı olarak yapılmış olsa bile; sürücünün hatalı tutum ve davranışı, araçta hâlihazırda bulunan arızaya ek olarak, davaya konu onarım faturasında oluşan zararı meydana getirmiştir.” şeklindeki tespitin nazarı itibara alınarak davanın kabulüne karar verildiğini, Dava dosyasının incelenmesi neticesinde de tespit olunacağı üzere; dava dosyası kapsamında hararet ikaz ışığının yanmış olmasına rağmen aracın kullanıldığına ilişkin somut bir delilin varlığı söz konusu olmamasına rağmen dava dosyası kapsamında alınan bilirkişi raporundaki varsayıma dayalı tespitler nazarı itibara alınarak haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın kabulüne karar verilmesinin hukuka aykırılık teşkil ettiğini, .... Havalimanı ile ... arası sadece 58 km olup, aracın ... otobanında arızalandığı gerçeği dikkate alındığında aracın çok daha kısa mesafede aynı sebeple arızalandığı sonucu çıktığını ki söz konusu hususun icra takibi dayanağı faturalara konu hizmetlerin gereği gibi verilmediğine işaret etmesine rağmen haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın kabulüne karar verilmesinin hukuka aykırılık teşkil ettiğini, İstinafa konu kararın davacı tarafın müvekkili şirket aleyhine sebepsiz zenginleşmesine sebebiyet vermesi yönünden de hukuka aykırılık teşkil ettiğini, Davacı tarafça araçtaki su eksiltme ve hararet problemin giderilmemiş olmasına rağmen ayıplı olarak verildiği sabit olan işler karşılığı düzenlenen faturalara konu alacağın tahsili amacı ile başlatılan icra takibine ilişkin itirazın kaldırılmasına ve icra takibinin devamına karar verilmek sureti ile davacı tarafın müvekkili şirket aleyhine sebepsiz zenginleşmesine sebebiyet vermenin önü açılmış olup, iş bu açıdan da haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın kabulüne karar verilmesinin hukuka aykırılık teşkil ettiğini belirterek; Yukarıda arz etmiş oldukları sebepler ve re'sen tespit olunacak diğer hukuka aykırılıklar nazarı itibara alınarak; hukuka aykırılık teşkil eden ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK.nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda, Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için faturaya dayalı olarak başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali ve icra inkar tazminatının tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş olup, karara karşı davalı vekilince yukarıda belirtilen nedenlerle istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Araç tamirine ilişkin olarak yüklenicinin sorumluluğu, eser sözleşmesi kapsamında, sözleşmesel ilişkiye dayalıdır. Eser sözleşmeleri iki tarafa karşılıklı borç yükleyen bir tür iş görme sözleşmesi olup, “eser” ve “bedel” olmak üzere iki temel unsuru vardır. Bu sözleşmelerde yüklenici, iş sahibine karşı yüklendiği özen borcu nedeniyle eseri yasa ve sözleşme hükümlerine, fen, teknik ve sanat kurallarına uygun olarak yaparak ve zamanında tamamlayarak iş sahibine teslim etmekle; iş sahibi de bu çalışma karşılığında ivaz ödemekle yükümlüdür. Bu noktada eser sözleşmesinde “ayıp” ile ilgili genel açıklamaların yapılmasında fayda vardır. Eser sözleşmesi ilişkisinde ayıp, yüklenicinin meydana getirip iş sahibine teslim ettiği eserde bulunan sözleşme ve fenne aykırılıklardır. Başka bir ifadeyle ayıp, sözleşme ve eklerinde kararlaştırılan ve iş sahibinin beklediği amaca göre eserde bulunması gereken bazı vasıfların bulunmaması ya da olmaması gereken bazı bozuklukların bulunması şeklinde tanımlanmaktadır. Eldeki davada uygulanması gereken ve uyuşmazlığın ortaya çıktığı tarihte yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) 474- 478. maddeleri ayıplı işler hakkında uygulanır. Bu maddelerde yer alan düzenlemelere göre yüklenicinin ayıp nedeniyle sorumlu tutulabilmesi için eserin teslim edilmiş olması ve teslim edilen eserin ayıplı olması, ayıbın iş sahibinden kaynaklanmamış olması, iş sahibinin eseri muayene ve ayıbı ihbar yükümlülüğünü yerine getirerek eseri açık ya da zımnen kabul etmemiş olması gerekir. Somut olayda; Davacı tarafından, davalı aleyhine faturaya dayalı ilamsız icra takibi başlatılmış olup, takibe davalı tarafından itiraz edilmesi üzerine itirazın iptali istemiyle eldeki dava açılmıştır. Taraflar arasında araç tamirine ilişkin eser sözleşmesi kurulmuş olup, davacı yüklenici, davalı iş sahibidir. Davacı vekilince, sözleşmeye konu edimin yerine getirildiği, yapılan işler nedeniyle fatura düzenlendiği, bedelinin ödenmediği, bu nedenle icra takibi başlatıldığı, takibe haksız olarak itiraz edildiği ileri sürülürken, davalı vekilince edimin ayıplı ifa edildiği, aracın tesliminden sonra da sorunun devam ettiği, aracın aynı arıza için dört kez davacının servisine gittiği, davacının her seferinde başka gerekçeler ileri sürdüğü belirtilerek davanın reddi savunulmuştur. Taraflar arasında eser sözleşmesinin kurulduğu, davacı yüklenicinin, davalıya ait aracın bakım ve onarım işlerini yaptığı hususunda ihtilaf bulunmayıp, uyuşmazlık; davacı yüklenicinin edimini ayıplı olarak ifa edip etmediği, bu bağlamda davalı iş sahibinin iş bedelini ödemekle yükümlü olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Mahkemece taraflarca bildirilen deliller toplanmış, otomotiv alanında uzman bilirkişi kurulundan ve ATK Trafik İhtisas Dairesi'nden rapor alınmıştır. Eser sözleşmesinde ayıbın varlığını ispat yükü kural olarak iş sahibine aittir. Tüm dosya kapsamına göre, işin ayıplı olarak ifa edildiğinin ispatlandığının kabulü mümkün görülmemektedir. Dava ve takip konusu iş bedelinin, davalı iş sahibince ödenmediği dosya kapsamıyla sabittir. Bu nedenlerle mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde dairemizce isabetsizlik görülmemiştir. Yukarıda açıklanan nedenler ve tüm dosya içeriğine göre; ilk derece mahkemesince taraflarca gösterilen delillerin toplanmasında, değerlendirilmesinde esas ve usul bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı ve davalı vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkrası (b-1) bendi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08.02.2023 tarih ve 2020/314 Esas, 2023/99 Karar sayılı kararı, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, davalı vekilinin bu karara karşı yapmış olduğu istinaf kanun yoluna başvurusunun, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olması nedeniyle, alınması gerekli 1.643,55 istinaf karar ve ilam harcından, peşin alınan 410,88 TL harcın mahsubu ile kalan 1.232,67 TL harç bedelinin davalıdan alınarak, Hazine'ye gelir kaydına, 3-Davalı tarafından yatırılan 492,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Kararın, ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/(1)-a maddesi uyarınca dava değeri itibarıyla kesin olmak üzere 21.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/1277, K. 2026/549, T. 08.02.2023, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-1277-e-2026-549-k-d04c3e5bfa9e