Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1114 E. 2026/493 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/1114
- Karar No
- 2026/493
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1114 KARAR NO : 2026/493
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2021/136 KARAR NO : 2023/189 DAVA TARİHİ : 03/03/2021 KARAR TARİHİ : 23/03/2023 DAVA : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 09.04.2026 KARARIN YAZ. TARİHİ : 09.04.2026
İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23.03.2023 tarih ve 2021/136 Esas, 2023/189 Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü. İSTEM: Davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesinde özetle; Davacı müvekkili ile davalı arasında, ... Sok. No... adresinde yer alan inşaat alanında "alüminyum perfore mesh panel ve karkas işleri, alüminyum sürme ve açılır kapı pencere sistemleri, ofis ara bölme sistemleri, döner fotoselli kapılar, motorlu güneş kırıcı sistemleri, ısıcam ve lamineli camlar, alüminyum brüt kapılar, cam kapılar, alüminyum kompozit panel cephe kedi yolları, ayna kolon kaplamaları, çelik konstrüksiyon imalatlar, spider tutuculu cam krom korkuluklar çatı kute kompozit işlerinin yapılması" konusunda 05.03.2019 tarihli eser sözleşmesi akdedilmiş olduğunu, davacı müvekkilinin işbu sözleşmede yüklenici sıfatını haiz olduğunu, davacı müvekkilinin kendi edimini sözleşmeye ve sonradan taraflarca mutabık kalınarak sözleşme üzerinde yapılan revizelere uygun şekilde yerine getirildiğini, bu hususta sözleşme, geçici kabul tutanağı, idari bina iş teslim tutanağı ve yönetim binası iş teslim tutanaklarının olduğunu, mezkur sözleşmede belirtilen işin son kısmının da teslim edilmesinin akabinde müvekkili tarafından teslim edilen kısma ilişkin son olarak, 10.03.2020 tarih ve RS12020000000015 numaralı 605.206,51 TL tutarında fatura düzenlendiğini, taraflar arasında ayrıca cari hesap ilişkisinin de bulunduğunu, davalı tarafın İzmir 21. Noterliği'nin 08335 yevmiye numaralı 17.03.2020 tarihli ihtarname ile faturaya haksız olarak itiraz ettiğini ve ödeme yapılmadığını davalının söz konusu ihtarname ile haksız olarak; ... Mesh arkası taşıyıcı konstrüksiyonda kumlama ve boya işçiliklerinin ayıplı olduğununun iddia edildiğini, bu haksız iddialara karşı Bornova 6. Noterliği' nin 05754 yevmiye numaralı ve 27.03.2020 tarihli ihtarnamesi ile davalıya gönderilen faturanın karşılıklı imza altına alınmış hak ediş dosyasının göz önüne alınarak düzenlenmiş olduğu ve rakam da mutabık kalındığı hususunun belirtildiğini, yapılan işlerin imalat ve montajının sözleşme şartlarına uygun olarak yapıldığını ve bu doğrultuda iş teslim tutanakları ve geçici kabul tutanağının taraflarca imza altına alınmış olduğunu ayrıca iddia edilen ayıplara ilişkin herhangi bir başvuruda bulunulmadığının belirtildiğini, sonrasında davalı tarafça Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 2020/20 D. İş sayılı dosyası ile eksik ve ayıplı işler olduğu iddiasıyla delil tespiti yapıldığını, işbu dosya kapsamında hazırlanan raporun hatalı ve eksik incelemeye dayandığını, ilgili raporun Cross Cut mekanik testi uygulanmadan, yoruma dayalı, sözleşme. şartları doğru değerlendirilmeksizin hazırlandığını, dolayısıyla kabulünün mümkün olmadığını, mesh paneli markası konusunda karşi tarafın onayı alınarak marka değişikliği teklif edildiğini ve bu teklifin karşı tarafça uygun bulunduğunu, yazılı ve sözlü olarak onay alındığını, bu hususta ilgili yazışmalar ve mail çıktılarının da dosyaya sunulduğunu, yapılan değişikliğin karşı tarafın rızası ve bilgisi dahilinde olduğunu, marka değişikliği talep edilerek kötü niyetli davranıldığını, karşı taraf kötü niyetli tutumuna devam ederek belirtilen günde müvekkil çalışanlarını iş sahasına alınmadığını, Bornova 6. Noterliği'nin 06661 yevmiye numaralı ve 30.04,2020 tarihli ihtarnamesindeki cevaplarını tekrar ettiklerini, yukarıda açıklanan nedenler ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik- 326.309,83 TL' nin 27.07.2020 (Karşıyaka Astiye Ticaret Mahkemesi 2019/54 D.İş sayılı dosya kapsamında hazırlanan bilirkişi raporunun karşı tarafa tebliğ tarihi)' den itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte karşı taraftan tahsili ile taraflarına verilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili tarafından verilen cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu alacağın zamanaşımına uğradığını, müvekkili olduğu şirketin ... SOK. No:... adresinde yer alan inşaat projesinin dış cephe işlerinin yüklenici sıfatı ile davacı şirket tarafından üstlenildiğini, taraflar arasındaki sözleşme ve teklif formu uyarınca davacı yüklenicinin, ... Markalı Mesh Panel kullanmayı ve ME arkası taşıyıcı konstrüksiyonda SAZ 14 normunda kumlama yapmayı diğer yükümlülükleri ile birlikte taahhüt ettiğini, davacı tarafından yapılan işlerde birtakım problemler ve paslanmalar olduğunu kumlama işleminin yapılmadığını, müvekkili olduğu şirketin tespit ettiği bu hususlardan sonra 29.01.2021 tarihinde Karşıyaka Asliye Ticaret mahkemesine 2020/20 Değişik İş sayılı dosya ile delil tespiti başvurusunda bulunduğunu, delil tespit raporundaki mali hükümlere taraflarınca itiraz edildiğini işin maliyetine ilişkin hesaplamaların bu davaya esas alınmaması gerektiğini, işbu delil tespit raporunda önemli olan kısmın; kumlama işleminin yapılmamış olduğunun tespiti olduğunu, müvekkili olduğu şirket incelemelerini sürdürdüğünde kullanılan panellerin, ..... marka olmadığını tespit ettiğini, İzmir 15. Noterliğinin 14.05.2020 tarih ve 5492 yevmiye numaralı ihtarı ile; bakiye sözleşme bedelinin taraflar arasındaki Garanti Sözleşmesinin 3 - b ve diğer bentleri uyarınca Mesh markası taşıyıcı konstrüksiyonda, teklifte ve sözleşmede belirtilen SA2 44 normunda kumlama yapılmaması sebebiyle, işbu yapıların vinç kullanmak suretiyle sökülmesi ve gerekli stardartlarda yapılarak boya işlerinde yapılan eksik ve hatalı imalatların düzeltilmesi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesinin 23.03.2023 tarih ve 2021/136 Esas, 2023/189 Karar sayılı kararı ile özetle; ''...Taraflar arasında yapılan .... SOK. No:....adresinde "alüminyum perfore mesh panel ve karkas işleri, alüminyum sürme ve açılır kapı pencere sistemleri, ofis ara bölme sistemleri, döner fotoselli kapılar, motorlu güneş kırıcı sistemleri, ısıcam ve lamineli camlar, alüminyum brüt kapılar, cam kapılar, alüminyum kompozit panel cephe kedi yolları, ayna kolon kaplamaları, çelik konstrüksiyon imalatlar, spider tutuculu cam krom korkuluklar çatı kute kompozit işlerinin yapılması" konulu ve 05/03/2019 tarihli sözleşme, taraflara ait ticaret sicil kayıtları, davacıya ait ticari defter ve belgeler, bilirkişi heyetinin 23/09/2022 tarihli raporları ve sair deliller birlikte değerlendirildiğinde, davaya konu uyuşmazlığın taraflar arasındaki ....SOK. No:....adresinde "alüminyum perfore mesh panel ve karkas işleri, alüminyum sürme ve açılır kapı pencere sistemleri, ofis ara bölme sistemleri, döner fotoselli kapılar, motorlu güneş kırıcı sistemleri, ısıcam ve lamineli camlar, alüminyum brüt kapılar, cam kapılar, alüminyum kompozit panel cephe kedi yolları, ayna kolon kaplamaları, çelik konstrüksiyon imalatlar, spider tutuculu cam krom korkuluklar çatı kute kompozit işlerinin yapılması" konulu ve 05/03/2019 tarihli sözleşmeye binaen bulunan ticari ilişki kapsamında davacı şirket tarafından yerine getirilen iş bedeli karşılığı olan 326.309,83 TL' nin 27.07.2020' den itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte karşı taraftan tahsili ile davacı şirkete verilmesi talebine ilişkin olduğu, 23/09/2022 tarihli bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere taraflar arasındaki sözleşmeye ve tespit raporu ile dava dilekçesindeki taleplere göre yapılan teknik değerlendirmede, Mahalinde yapılan keşif neticesinde; dava konusu iş kapsamında imalatı yapılmış olan dış cephe giydirme sistem elemanlarından kutu profillerin boya işlemlerinin tekniğine ve şartnameye uygun olarak yapılmamış olduğu, ayıplı ve gizli ayıplı olarak değerlendirilen kutu profillerin şözleşme ve şartnameye uygun hale getirilebilmesi için 20 günlük çalışma ve 2022 yılı Eylül ayı itibari ile 86.677,52TL harcama yapılması gerektiği, ayıplı ve gizli ayıplı olarak değerlendirilen kutu profillerin şözleşme ve şartnameye uygun hale getirilebilmesi için 20 günlük çalışma ve 2020 yılı itibari ile 31.110,84TL harcama yapılması gerektiği, davacı şirketin yıllar itibari ile yasal olarak kullanılmış yasal defter ve dayanağı belgelerinin incelenmesi sonucunda davacının davalıdan 01/06/2020 tarihi itibari ile 364.482,83 TL alacağının olduğu, söz konusu alacak miktarından ayıplı ve gizli ayıplı olarak değerlendirilen kutu profillerin şözleşme ve şartnameye uygun hale getirilebilmesi için gerekli olan 31.110,84TL harcama miktarı düşüldükten sonra davacının 333.371,99 TL alacaklı olduğunun anlaşıldığı, davacı tarafın iddialarını usulüne uygun deliller vasıtasıyla ispatladığı anlaşılmakla davanın kabulüne ve taleple bağlılık ilkesi gereği 326.309,83 TL 'nin 27/02/2022 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine'' dair karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili tarafından verilen 25.05.2023 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle; -Mahkemenin gerekçeli kararında atıf yaptığı delil tespit raporlarını ve bilirkişi raporlarını hüküm aşamasında gözardı ettiğini, bu raporları yok saydığını, mahkemeye iş bu istinaf dilekçelerinde arz ettiğimiz üzere; dava öncesi alınan tespit raporları, taraflar arasındaki ihtarnameler, yargılama sırasında yapılan keşif ve düzenlenen bilirkişi raporları nezdinde davacı yüklenicinin yaptığı işin ayıplı olduğu ve bu ayıbın gizli ayıp olduğunun sabit olduğunu, mahkemece gerekçeli kararda rapora atıf yapılıp davacı yüklenicinin sözleşmeye, şartnameye ve işin teknik gerekliliklerine aykırı şekilde ayıp ve gizli ayıp içeren imalatta bulunduğu vurgulanmasına rağmen aynı paragrafta "davacı tarafın iddialarını usulüne uygun deliller vasıtasıyla ispatladığı anlaşılmakla davanın kabulüne" şeklinde dayanaksız ve tutarsız bir gerekçe gösterilerek davanın kabulüne karar verilmesinin hukuken yerinde kabul edilemeyeceğini, yerel mahkemenin hangi gerekçe ile dosyada bulunan delil tespit raporlarını ve yargılama aşamasındaki bilirkişi raporlarını göz ardı ettiğinin anlaşılamadığını, iş bu sebep ile yerel Mahkeme kararının tamamen ortadan kaldırılmasının gerektiğini, yüksek mahkeme kararlarının istikrarlı olarak ayıplı işlerde ayıp ve eksik imalat bedelinin tespit edilerek, bakiye iş bedelinden indirilmesi gerektiğini açıkça belirttiğini, buna ilişkin olarak dilekçelerinde Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin, 05.02.2020 tarihli karar ve 2019/3258 E. - 2020/294 K sayılı ilamına değinildiğini, ayıplı ve eksik imalat bedellerinin mahsup edilmesi gerekliliğini açıkça belirttiğini, yine Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, 15.10.2019 tarihli karar ve 2019/2856E. - 2019/3943K sayılı ilamına değinildiğini, -Yerel mahkemenin, huzurdaki uyuşmazlıkta müvekkili şirket aleyhine olarak yasa hükümlerini uygulamadığını, davalı müvekkili şirketin dosya kapsamındaki süreç içerisinde, iş bu yüksek mahkeme kararında belirttiği gibi, TBK hükümleri uyarınca eserin muayenesini talep ettiğini, bu muayenenin mahkeme aracılığı ile yapıldığını ve müvekkili şirketin ayıplı ve eksik imalat hakkında ayıbı ihbar yükümlülüklerini yerine getirerek yasa hükümleri ve taraflar arasındaki garanti sözleşmesi uyarınca uğradığı zarara karşılık mahsup işlemi uyguladığını, ancak yerel mahkemenin verdiği karar ile tüm bu süreçleri gözardı ettiğini ve davanın kabulüne karar verdiğini, arz edilen yüksek mahkeme kararları ve açık olan TBK hükümleri uyarınca; usul ve yasaya aykırı kararın kaldırılması hukuksal bir zorunluluk olup, bu sebeple yerel mahkeme kararının ortadan kaldırılmasının gerektiğini, -Müvekkili şirketin eksik ve ayıplı ifadan uğradığı zarar tam olarak tespit edilmediğini, eksik inceleme yapıldığını, yerel mahkemece bilirkişi raporlarına yaptıkları itirazların görmezden gelindiğini ve bu hususta da gerekçeli kararında herhangi bir değerlendirme yapmadığını, -Kumlama ve boya işlemlerindeki ayıba ilişkin eksik inceleme hakkındaki itirazlarında; dava konusu olan işin ayıplı ve eksik nitelikte bir ifa niteliğinde olduğunda hiç bir tartışma bulunmadığını, öncelikli olarak, Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/20 Değişik İş sayılı dosyasında, Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/54 D. İş sayılı dosyasında ve huzurdaki dava dosyasında yapılan bilirkişi incelemesinde dava konusu işin ayıplı ve eksik ifa olduğu tartışmaya yer vermeyecek şekilde kesin olarak tespit edildiğini, ancak yargılama sırasında, bu ayıba ilişkin zarar miktarının doğru, tartışmasız ve hükme esas alınabilecek nitelikte tespit edilmediğini, -Dosyada ve delil tespit raporunda bu konu hakkında üç farklı değerlendirme yapıldığını, dilekçelerinde bu değerlendirmelere tablo şeklinde yer verildiğini, takdir edileceği üzere ayıplı imalat bedellerinin ve müvekkili şirketin uğradığı zararın, tartışmadan uzak olarak somut olarak belirlenmesinin hukuksal bir zorunluluk olduğunu, zararın tespit edilebilmesi için; yapılan işin sözleşmeye uygun olarak yapılıp yapılmadığının tam olarak incelenmesinin gerektiğini, dava konusu işin, müvekkilinin fabrika binasında yapıldığını, böylesine kapsamlı bir imalat yaptırılmasının amacının, yapının uzun yıllar boyunca dayanıklı olmasını sağlamak olduğunu, iş bu sebep ile müvekkili şirketin imalatların SA2 1/2 kumlama normunda yapılması gerektiğini belirttiğini ve bu durumun davacı - yüklenici tarafından da taahhüt edildiğini, Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/20 D.İş sayılı dosyasında yapılan delil tespitinde; "kumlama işleminin belirlenen SA21 /2 normunda yapılmadığı, hali hazırda korozyona uğramayan kutu profillerinde daha sonra korozyona uğrayacağının açık olduğu ayrıca boya işçiliklerinde de bundan bağımsız olarak kusurların bulunduğu" tespit edildiğini, yerel mahkemenin yaptığı bilirkişi incelemesinde ise kumlamadan kaynaklı bir ayıp olmadığına kanaat getirilir iken bilirkişi raporunda Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/20D İş sayılı bilirkişi raporu hiç değerlendirilmediğini, tam tersine sadece davacı tarafından yaptırılan Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/54 D.İş sayılı dosyadaki değerlendirmelere yer verildiğini, bu hususun açıkça huzurdaki bilirkişi raporunun zararın miktarının tespiti açısından hatalı, yetersiz ve hükme esas alınamayacağını gösterdiğini, yargılama boyunca taraflarınca eksik ve ayıplı olarak belirlenen işlerin bedelinin bilirkişiler tarafından eksik hesaplandığı ve sürekli olarak aynı hususun bilirkişi raporlarında göz ardı edildiği, bilirkişi raporlarına itiraz dilekçelerinde açıklandığını, Yargılama aşamasında göz ardı edilen; Sözleşme kapsamında davacı tarafından ifa edilip müvekkil şirkette bulunan paneller ile sözleşmede belirtilen ... panel arasındaki maliyet farklılığı, SA2 ½ normunda kumlama yapılmamış olması sebebiyle bu bedellerin toplam hakkedişten mahsup edilmesi ve bu kumlama maliyetşnin gerçekçi olarak hesaplanması, Sözleşme ile taahhüt edilen SA2 ½ normunda kumlama yapılmaması sebebi ile dava konusu ürünlerin kullanım ömürlerinde meydana gelecek azalma ve bu sebeple olan eksik ifanın da hesaplanması, boya işlemlerindeki ayıplara ilişkin zararın tam olarak hesaplanması gerekliliği yönündeki itirazlarımıza rağmen, yerel mahkemenin bu itirazlarını görmezden geldiğini, huzurdaki dosya kapsamında alınan ek raporda da itirazlarına uygun olarak hiç bir inceleme yapılmadığını ve gerekçesiz olarak itirazlarının değerlendirme dışı bırakıldığını, dosyada bulunan delil tespit raporları ile esas dosya üzerinden alınan bilirkişi raporunda maliyet açısından çok önemli farklılıklar bulunduğunu, bu farkın herhangi bir tereddüte yer vermeyecek şekilde giderilmesinin gerektiğini, iş bu eksik bilirkişi incelemesi sebebiyle de yerel mahkeme kararının ortadan kaldırılmasının gerektiğini, Ayıplı imalatların hesaplama yöntemine ilişkin itirazlarında; -Yargılama sırasında raporu hazırlayan bilirkişi heyetinin ayıplı imalat bedeline ilişkin olarak hesaplama yaparken Çevre Şehircilik Bakanlığı poz fiyatları da hesaplamaya dahil edildiğini, dava konusu işin yapılığı binanın, son derece üst inşaat kalitesine sahip özel yapım bir fabrika binası olduğunu, iş bu sebeple burada yapılacak işlerdeki maliyet hesaplamalarının en üst kalitedeki inşaat maliyetlerine göre yapılmasının hukuksal bir zorunluluk olduğunu, buna ilişkin olarak dilekçelerinde Yargıtay 15. Hukuk DAiresi, 17.06.2019 tarih ve 2018/5694E. - 2019/2820K sayılı ilamına değinildiğini, buna göre piyasa rayicine göre belirleme yapılması gerekliliğini belirttiğini, dava konusu işin yapıldığı binanın sınıfı belirlenmeden asgari hadden imalat ve ayıp giderim bedelin hesaplanmasının Yargıtay'ın yerleşik uygulamasına göre hatalı olduğundan bu açından da mezkur kararın ortadan kaldırılmasının gerektiğini, -Yukarıda detaylıca izah edildiği üzere mahkemenin, hükmüne dayanak olarak aldığı bilirkişi raporunda ve ilamın gerekçe kısmında açıkça davacının gizli ayıplı ifasının sabit olduğu yer almasına rağmen, davanın tümden kabulünün usul ve esaslara aykırı olduğunu, diğer yandan kabul anlamına gelmemek kaydıyla bir an için davanın kabul edilebileceği varsayılsa dahi yine gerekçeli kararda belirtilen sözleşme ve şartnameye uygun hale getirme bedellerinin doğru bir şekilde hesaplanmadığını ve davacının talep tutarından mahsup edilmediğini, Kısa karar ile gerekçeli kararın farklı olmasının hukuken mümkün olmadığını, yerel mahkemenin kısa kararında davanın kabulü ile 326.309,83 -TL'nin 27/02/2022 tarihinden itibaren faizi ile birlikte tahsiline karar vermiş iken yerel mahkemenin gerekçeli kararını tavzih ederek faiz başlangıç tarihini 27.07.2020 tarihinden işleyecek ticari faiz ile birlikte olacak şekilde değiştirdiğini, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu gereği kısa karar ile gerekçeli kararın birbirine aykırı olamayacağını, bu konuda bir çok yüksek mahkeme kararı bulunduğunu, bu içtihatların kaynağının İçtihadı Birleştirme Kararına dayandığını, buna ilişkin olarak dilekçelerinde 1991/7 Esas, 1992/4 Karar sayılı ve 10.04.1992 tarihli Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararına değinildiğini, -Faiz başlangıç tarihinin hatalı değerlendirildiğini, davacının faiz başlangıç tarihi yönünden talebinin kabulünün de yerinde olmadığını, dava dilekçesinde Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/54 D.İş sayılı dosya kapsamında hazırlanan bilirkişi raporunun tebliğ tarihi olarak faiz başlangıcı talep edilmişse de raporun tamamen davacının ayıplı hizmetinin tespiti ve bu ayıpların giderilmesi için gereken harcama bedellerinin hesaplanmasına dair olduğunu, tacirler arasında borçlu temerrüdü ve buna bağlı olarak faiz talep şartlarının oluşabilmesi için, alacaklı olduğunu ileri süren tarafın alacak tutarını açık bir şekilde belirtip mehil vermek suretiyle ihtarında talep etmesinin gerektiğini, oysa davacının faiz talebine dayanak olarak gösterdiği, değişik iş dosyasının tespit raporunda, herhangi bir alacak tutarı tespiti yer almadığı gibi temerrüt için aranan diğer hususlar da bulunmadığından faiz isteminin tebliğ tarihinden itibaren başlatılmasının hatalı olduğunu, yerel mahkeme kararının bu sebeple de ortadan kaldırılmasının gerektiğini, Yargıtay uygulaması'nın da belirttikleri yönde olduğunu, bun ilişkin olarak Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin E. 2014/7125 K. 2015/2786, 25.5.2015 tarihli kararına değinildiğini, -Mahkemeye sundukları, cevap dilekçeleri ve ikinci cevap dilekçelerinde müvekkili şirketin dava tarihinden evvel unvan değişikliğine uğradığı ve dava tarihindeki unvanının .... AŞ olduğunu belirtmelerine rağmen, davacı tarafça husumetin müvekkilinin eski unvanına yöneltilmiş olması ve mahkemeye bu hususta defalarca bildirimde bulunmalarına rağmen davacıya düzeltmesi için süre verilmemesinin de kararın bozulmasını gerektirdiğini, İş bu istinaf dilekçesi ve dosya kapsamında sundukları tüm beyan ve itirazlar kapsamında; İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/136 E, 2023/189 K. Sayılı ilamının davalı müvekkili şirket tarafından istinaf edildiğine dair derkenarın ve tehiri icra harç ödeme makbuzunun, istinaf konusu edilen ilamın icra takibine konu edildiği İzmir 6. İcra Müdürlüğü 2023/11218 E. sayılı dosyasına gönderilmesine, yerel mahkemenin açıkça hatalı ve eksik değerlendirme uyarınca vermiş olduğu, davanın kabulüne ilişkin kararının ortadan kaldırılarak davanın reddine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinini davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK.nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda, Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesi tarafından davanın kabulüne karar verildiği, verilen kararın davalı vekili tarafından istinaf edildiği görülmüştür. Davacı yüklenici ile davalı iş sahibi arasında 05.03.2019 tarihli eser sözleşmesinin yapıldığı hususunda uyuşmazlık bulunmadığı, sözkonusu sözleşmeye göre iş bedelinin 1.614.576,45 TL+ KDV olduğu görülmüştür. Davacı vekili, taraflar arasında yapılan eser sözleşmesi uyarınca davacı yüklenicinin edimlerini yerine getirdiğini ve işin son kısmının da teslim edilmesinin akabinde teslim edilen kısma ilişkin 10.03.2020 tarihli 605.206,51TL bedelli faturanın düzenlediğini, davalının işin ayıplı olduğunu iddia ederek faturaya itiraz ettiğini, davalı tarafça yaptırılan Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/20 D.İş sayılı dosyasındaki eksik ve haksız incelemeye dayalı raporu kabul etmediklerini, davacı tarafça Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/54 D.İş sayılı dosyasında yaptırılan delil tespiti neticesinde düzenlenen rapordaki 38.173,00TL tutarındaki nefaset bedeli kesildikten sonra geriye kalan fatura bedelinin ödenmesi talep edildiği halde davalı tarafın bu teklifi de kabul etmediğini belirterek bakiye alacağın tahsili istemiyle eldeki davayı açmıştır. Davalı vekili ise, eser sözleşmesi kapsamında davacı yüklenicinin edimlerini eksik ve ayıplı ifa ettiğinden faturanın iade edildiğini, gerek davacı tarafça gerek davalı tarafça yaptırılan delil tespiti raporlarında davacının edimlerini eksik ve ayıplı ifa ettiğinin tespit edildiğini, dava konusu alacağı talep için yasal koşulların oluşmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Taraflar arasındaki sözleşme 6098 sayılı TBK'nın 480.maddesi uyarınca götürü bedel esasına dayalı eser sözleşmesidir. Götürü bedelli sözleşmede, yüklenici işi kararlaştırılan götürü bedelle yapmak zorundadır. Kural olarak götürü bedelli eser sözleşmelerinde, iş bedelinin tamamı veya bir kısmı ödenmemiş ise, yüklenici işi kararlaştırılan götürü bedelle yapmak zorunda olduğundan yüklenicinin hakettiği imalât bedelinin, fiziki oran yöntemi ile başka bir ifadeyle yüklenicinin sözleşme kapsamında gerçekleştirdiği imalâtların eksik ve ayıpları da dikkate alınarak işin tamamına göre fiziki oranının tespit edilip, bulunacak bu oranın götürü iş bedeline uygulanması suretiyle saptanması ve bulunacak bu rakamdan kanıtlanan ödemeler düşülerek hesaplanması gerektiği kabul edilmektedir. Bu şekilde belirlenen iş bedeli yapılan ödemelerden az ise, iş sahibi fazla ödediği bedelin iadesini; fazla ise yüklenici ödenmeyen iş bedeli alacağının tahsilini isteyebilir. (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, 2020/2407 Esas, 2020/3033Karar Sayılı İlamı). Somut olayda mahkemece mahallinde yapılan keşif neticesinde rapor düzenleyen bilirkişi heyetinden davacı yüklenici tarafından işin son kısmına ilişkin düzenlenen 10.03.2020 tarihli 605.206,51 TL bedelli faturaya konu işler yönünden davacı yüklenicinin hakettiği imalât bedelinin, fiziki oran yöntemi ile başka bir ifadeyle davacı yüklenicinin gerçekleştirdiği imalâtların eksik ve ayıpları da dikkate alınarak işin tamamına göre fiziki oranının tespit edilip, bulunacak bu oranın götürü iş bedeline uygulanması suretiyle saptanması ve bulunacak bu rakamdan kanıtlanan ödemeler düşülerek davacı yüklenicinin ödenmeyen iş bedeli alacağının olup olmadığı hususunda denetime ve hüküm kurmaya elverişli ek rapor alınması gerekirken Mahkemece bilirkişi heyetinin "Çevre ve Şehircilik Bakanlığı pozlarındaki ve piyasa araştırmalarına göre özel pozlardaki fiyatlar esas alınarak ayıplı işlerin 2020 yılı itibariyle giderim bedelinin" hükme esas alınması usule ve yasaya aykırı olmuştur. Sözleşmeden doğan davalarda bir alacağa temerrüt faizi yürütülebilmesi için alacağın kararlaştırılan kesin vadede ödenmemiş ya da alacaklının usulüne uygun ihtarı ile borçlunun temerrüde düşürülmesi zorunludur. (6098 sayılı TBK'nın 117. maddesi) Somut olayda davacı tarafça Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/54 D.İş sayılı dosya kapsamında hazırlanan bilirkişi raporunun davalı tarafa tebliğ tarihi olan 27.07.2020 tarihinden itibaren faiz talep edilmiş ise de, davalı tarafa delil tespiti raporunun tebliği 6098 sayılı TBK'nın 117. Maddesi uyarınca davalı tarafı temerrüde düşürmeyeceğinden Mahkemece tavzih kararı ile temerrüdün 27.07.2020 tarihinde oluştuğunun kabul edilmesi usule ve yasaya aykırı görülmüştür. Kabule göre de, davalı şirketin cevap dilekçesinde ve ikinci cevap dilekçesi konulu dilekçesinde davalı şirketin nevi değişikliği sonucu limited şirket iken anonim şirkete dönüştüğünün bildirildiği, ticaret sicil kayıtlarına göre de limited şirket olan davalı şirketin 23.03.2020 tarihinde anonim şirkete dönüştüğü anlaşıldığından Mahkemece gerekçeli kararda ve Uyap kayıtlarında davalının unvanının anonim şirket olarak düzeltilmemesi usule ve yasaya aykırı görülmüştür. Bu durumda Mahkemece yukarıda belirtilen açıklamalar doğrultusunda gerekli inceleme ve değerlendirmeler yapılarak istinaf edenin sadece davalı taraf olması nedeniyle davalı lehine oluşan usuli kazanılmış haklara dikkat edilerek hasıl olacak sonuca göre karar verilmelidir. Dosya kapsamı, mahkeme gerekçesi ve yapılan değerlendirmeye göre; mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli olmadığından davalı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-a-6. maddesi gereğince kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun KABULÜ ile, 2-İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23.03.2023 tarih ve 2021/136 Esas, 2023/189 Karar sayılı kararının, 6100 Sayılı HMK'nın 353/(1)-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Verilen kararın niteliği gereğince harç alınmasına yer olmadığına, 5-Davalı tarafından yatırılan 5.572,55 TL istinaf karar harcının istemi halinde ilk derece mahkemesince yatıran davalıya iadesine, 6-Davalı tarafından yatırılan 492,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin, ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 7-Kararın, ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/(1)-g maddeleri gereğince, kesin olmak üzere, 09.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.