Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1035 E. 2025/1633 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/1035
- Karar No
- 2025/1633
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2023/1035
KARAR NO : 2025/1633
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 30/03/2023
NUMARASI : 2021/284 E. - 2023/82 K.
DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 27/11/2025
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Tarafların İddia ve Savunmaları:
DAVA:
Davacılar dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin ... markasının tanınmış olduğunu, müvekkilinin, Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde ... ibaresi için, hepsi deterjan ve bulaşık deterjanlarının bulunduğu 3. sınıfı kapsayan, ... ibareli ... sayılı; ibareli 2009 54736, 2012 53565 ve 2012 53579 sayılı; ve ... ... ibareli ... sayılı tescillerin sahibi olduğunu, ayrıca; 2012 36615 tescil numaralı, 2014 101602 tescil numaralı, 2011 57384 tescil numaralı ve ¸ ibareli 2017 98152 tescil numaralı markaların da sahibi olduğunu, Davalı şirketlerin de müvekkillerinin tescilli ve tanınmış ... şişe şeklini birebir taklit ederek üretip satmak suretiyle müvekkillerinin faaliyetleri ve iş mahsulleri ile iltibas yaratmakta, bu surette haksız rekabette ve markaya tecavüzde bulunmakta olduğunu, bunların yanı sıra, davalı şirketlerin, http://....com.tr/ ve http://www.....com/ adresli web siteleri ile https://www....com/... ve https://www....com/... adresli Facebook hesaplarında, web sitesinde de mütecaviz ürünlerin tanıtımını yaptıkları bu nedenlerle; müvekkillerine ait ... bulaşık deterjanı ürünü ve şişe şekli ile ayırt edilemeyecek kadar benzer ve iltibas yaratan, dava dilekçelerinde belirtilen formunda, herhangi bir renk veya boyutta deterjan şişeleri ile şişe kalıplarının üretim, satış, pazarlama, dağıtım ve ticari maksatla elde bulundurmasının önlenmesini; Davalı şirketlere ait http://....com.tr/ ve http://www.....com/ adresleri web siteleri ile https://www....com/... ve https://www....com/... adresli Facebook hesaplarında ve sair web sitelerinde ve diğer mecralardaki müvekkillerinin ... şişe şekli ile iltibas yaratacak şekildeki tüm tanıtım ve kullanımlarının durdurulmasını; mütecaviz görüntülerin web sitesi içeriğinden çıkartılmasını, bu mümkün olmadığı taktirde web sitelerine erişimin tedbiren önlenmesini , dava konusu ve deterjan şişeleri ile şişe kalıpları da dahil olmak üzere, müvekkillerinin ... şişe şekli ile benzer herhangi bir renk veya boyutta tüm deterjan şişesi ve kalıplarını üretmek, şişelemek, depolamak, satışa arz etmek, satmak, reklam ve tanıtımını yapmak suretiyle marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetlerinin tespitine, durdurulmasına,önlenmesine hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.
CEVAP:
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkil şirket ile davacı taraf her ne kadar aynı emtia grubunda ürün imal edip satışa sunsa da tarafların ürünlerinin karıştırılması ya da ilişkilendirilmesi mümkün olmadığı, sunulan deliller ışığında da görüleceği üzere müvekkili ile karşı tarafın ürünleri arasında iltibas bulunmadığı, davacı taraf, dava dilekçesinde ve ekinde birçok şişe örneğini sunmuş ve bu şişeleri müvekkilin kullandığını iddia ettiğini ancak söz konusu şişelerden birçoğunun müvekkiline ait olmadığı ve kullanılmadığını , zira davacı tarafın sunmuş olduğu şişelerin üzerinde etiket dahi bulunmadığı, bu nedenle müvekkillerce işbu şişelerin markasal bir kullanımı olduğu yöndeki iddialarını kabul etmediklerini, kaldı ki, davacı tarafta bu iddialarını ispatlayamadığı, nitekim davacının tescil ettirmiş olduğu şişenin şeklide, müvekkili tarafından kullanılmayan şişe modellerinden birisi olup, müvekkili şirketin ürettiği ve satışa sunduğu şişeler davacının kullandığı şişelere istinaden daha uzun ve ince olup gövde oylumu daha aşağıdan başlayıp genel itibari ile asla davacının şişesine benzemediği, ayrıca müvekkili şirketin şişeleri şeffaf iken davacının şişeleri beyaz renkli olduğu, ürünler bir bütün olarak incelendiğinde iltibas oluşmadığı, tarafların markalarına ait şişelerin, bir bütün olarak değerlendirildiğinde şişelerin genel kullanım özellikleri dışında benzerliği bulunmadığı, marka hakkına tecavüz koşulları oluşmadığını, davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.
İlk Derece Mahkemesi kararı ile; -Davalının davacıya ait tescilli marka hakkına (2012/36615 nolu şekil markası) tecavüzün ve haksız rekabetin tespitine, durdurulmasına, önlenmesine,
-Karar kesinleştiği takdirde davalının elinde ihlal teşkil eden ürün ambalajı varsa el konulmasına, 26.9.2022 tarihli bilirkişi raporunda ihlal teşkil eden ambalaj kutularının hür türlü ticarete(üretim/satış,tanıtım) konu edilmesinin tedbiren önlenmesine, hükmün infazında bu bilirkişi raporunun gözetilmesine,ihlal teşkil etmeyen ambalajlara yönelik istemin reddine,(hükmün yukarıda gerekçe kısmında da açıklandığı üzere tedbirin infazı esnasında 26.9.2022 tarihli bilirkişi raporunda ihlal teşkil eden ve raporun 37. Sayfasında renkli görsellerine yer verilen beyaz, mavi ve yeşil ambalaj kutularının(deterjanın doldurulduğu plastik kutuların) hür türlü ticarete(üretim/satış,tanıtım) konu edilmesinin tedbiren önlenmesine, hükmün infazında bu bilirkişi raporunun gözetilmesine,ihlal teşkil etmeyen ambalajlara yönelik tedbir istemin reddine( 29.9.2022 tarihli raporun 38.sayfasındaki (4,5,6,7,8,9,10,11,12,13,14,15 nolu şişe tasarımları yönünden)talep reddedilmiştir)
-Karar kesinleştiğinde hüküm özetinin Türkiye’de tirajı yüksek bir gazetede bir kez ilanına masrafın davalıdan tahsiline, karar verilmiştir.
İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:
Davalılar vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin davacı ile aynı emtia grubunda ürün imal edip satışa sunsa da ürünlerin karıştırılması ya da ilişkilendirilmesinin mümkün olmadığını, iltibas bulunmadığını, davacının dava dilekçesinde sunduğu şişelerin birçoğunun müvekkiline ait olmadığını ve etiket dahi bulunmadığını, bu nedenle markasal kullanım iddialarını kabul etmediklerini, mahkemece bu durum ispatlanmamasına rağmen ispatlanmış gibi karara çıkarıldığını, müvekkilin kullandığı şişelerin davacının tescil ettirdiği şişe modellerinden farklı olduğunu, daha uzun, ince, şeffaf ve genel itibarıyla birbirine benzemediğini, haksız rekabet iddiasının somut gerçeklikten uzak olduğunu, markanın benzerliği değerlendirilirken sadece şekil bazında değil resim, renk, yazım karakterleri ve kelimeler hepsi bir arada değerlendirilerek bir kanaate varılması gerektiğini, müvekkili şirketin kullandığı şişelerin üzerindeki etiketler, resim ve logonun davacının markasından oldukça farklı olduğunu, markaların bütün olarak görünüşlerinin dikkate alınması gerektiğini, etiketsiz şekilde inceleme yapmanın hukuka aykırı olduğunu, ürünler bütün olarak incelendiğinde iltibas oluşmadığını, haksız rekabet ve marka hakkına tecavüzün oluşması için tüketicinin karıştırılarak yanılgıya düşmesinin gerektiğini, ambalaj kompozisyonları karşılaştırıldığında ve bir bütün olarak gözlendiğinde ürünlerin çok farklı olduğunun kolayca algılanabileceğini, iltibas olmadığı hususunun açıklığa kavuştuğunu, Gaziantep 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin bilirkişi raporunda müvekkili şirketin davacının markasını ihlal etmediğinin sübut bulmasına rağmen bu raporun dikkate alınmadığını, tarafların markalarına ait şişelerin genel kullanım özellikleri dışında benzerliği bulunmadığını, davacının şişeyi etiketli hali ile tescillendirdiğini, sadece boş bir şişeyi tescil ettirip kullanımını kısıtlamanın hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, Sınai Mülkiyet Kanunu'nun teknik fonksiyonun zorunlu kıldığı görünüm özelliklerini koruma dışı tuttuğunu, EUIPO ve Avrupa Adalet Divanı kararlarında da şişe şeklinin ayırt edicilik niteliği açısından alışılagelmiş şekilden farklılaşan tek özelliğin tek başına ayırt etmeye yetmeyeceğinin belirtildiğini, tüm sıvı deterjan markalarına bakıldığında kullanım kolaylığı adına şişe formatının benzediğini, davacının kendi markasının da en bilinen marka ile birebir aynı olması gerçeği karşısında davacının hukuku kötü niyetli kullanma amacının olduğunu, bilirkişilerce yapılan incelemede benzer olarak algılanan şişe modelinin müvekkili şirkete ait olmadığı, müvekkili şirketin bu şişe üzerinden ticari bir kazanç elde etmediği, marka hakkına tecavüz koşullarının oluşmadığı, benzer bulunan ürünün müvekkili şirkete ait olduğunu gösteren herhangi bir emare bulunmadığı, müvekkili şirketin ürününde kullandığı şişe ile davacının ürününde kullandığı şişeler arasında iltibas bulunsa dahi bu durumun tek başına marka hakkına tecavüz sayılmadığını, Yargıtay kararlarında da bütüncül açıdan değerlendirildiğinde markaların tamamen birbirinden farklı olduklarını, karıştırılma ihtimaline maruz kalmayacaklarını hükmettiğini, EUIPO'ya göre tanınmışlığın herkese karşı öne sürülebilir haklar yaratmadığını, kanun hükümlerine ve somut duruma göre müvekkili şirketlerin davacı tarafa zarar vermediğini, davacının müvekkili şirketlerle bağlantısı olmayan ürünleri bağdaştırmaya çalıştığını, söz konusu durumun davacının kötü niyetli olduğunu gösterdiğini, piyasaya arz edilen benzer bir ambalaj bulunmadığını, aksinin de ispatlanmadığını, müvekkili tarafından piyasaya arz edilen ürünlerin ise raporlarda da görüldüğü üzere iltibas oluşturmadığı ve farklı algılandığını, iltibas kurulan şişenin müvekkiline ait olduğunu gösteren herhangi bir delil mevcut olmadığını, tek bir ambalaj bakımından iltibas ihtimali bulunsa da bu hususta piyasaya arz edilmiş/kullanılmış bir ürün bulunmadığından davanın kabulünün hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu belirterek istinaf isteminin kabulü ile mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddini talep etmiştir. Davacılar vekili istinafa cevap ve katılma yoluyla istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece markaya tecavüz ve haksız rekabeti teyit eder kararı hukuka uygun ve yerinde olduğunu, davalıların haksız ve mesnetsiz istinaf istemlerinin hiçbir hukuki dayanağı bulunmadığını, Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2020/409 D. İş sayılı delil tespit raporundan alınan bilirkişi raporunda mahalde yapılan inceleme sırasında dava konusu ürünlere rastlandığını, görseller eklenmek suretiyle haksız kullanımın mevcudiyeti tespit edildiğini, davalılara ait internet üzerinde gerçekleştirilen kullanımlar ile işyeri adresinde tespit edilen kullanımlar delil tespiti ile de teyit edildiğini, davalının benzerliğin olmadığına dair ileri sürdüğü savunmaların hiçbir dayanağı bulunmadığını, davalı taraflar, müvekkillerinin tanınmış markasını ve ticari takdim şeklini taklit etmek suretiyle ortalama tüketicide iltibas tehlikesi yaratarak FAİRY Şişe Şekli markasının tanınırlığından haksız kazanç sağlamayı hedeflediğini, bu durum markaya tecavüzün yanı sıra haksız rekabet teşkil ettiğini,Mahkeme huzurunda görülen 28 Şubat 2023 tarihli duruşma tutanağının 4 no.lu bendi ile “ihtiyati tedbir talebinin esas hükümle birlikte gerekçeli kararda değerlendirilmesine” karar verilmesine rağmen gerekçeli kararda sadece esas hakkında karar verildiğini, hüküm altına alınan taklit ürünlerin davalılar tarafından kullanımına devam edilmesinin karşısında halihazırda hiçbir engel bulunmadığını, https://www.....com.tr/urunler5.htmi adresli davalılara ait web sitesinde söz konusu ürünün tanıtımına devam edildiğini, oluşabilecek zararın telafisinin ileride mümkün olmayacağını, davalıların kullanımlarının müvekkillerinin ve markalarının tanınmışlığına zarar vereceğini, davalılar tarafından üretilen ve/veya satışa arz edilen, müvekkillerine ait ... bulaşık deterjanı ürünü ve şişe şekli ile ayırt edilemeyecek kadar benzer olan ve iltibas yaratan 5 3 > formunda, herhangi bir renk veya boyutta deterjan Şişeleri ile şişe kalıplarının üretim, satış, pazarlama, dağıtım ve ticari maksatla elde bulundurulmasının önlenmesini, davalı şirketlere ait şirketlere ait sitelerde müvekkillerinin ... Şişe Şekli ile iltibas yaratacak şekildeki tüm tanıtım ve kullanımlarının durdurulmasını, mütecaviz görüntülerin web sitesi ve sosyal medya hesapları içeriğinden çıkartılmasını, bu mümkün olmadığı takdirde erişimin tedbiren önlenmesini; davalı şirketler tarafından üretilen/ürettirilen ve/veya satışa arz edilen A, RE görünümlü deterjan şişeleri ile şişe kalıpları da dahil olmak üzere, müvekkillerini ... şişe şekli ile benzer herhangi bir renk veya kutuda tüm şişe, şişe kalıpları ve benzerlerine ait şişe, etiket, kalıp, kutu, koli, ambalaj, katalog, broşür, basılı evrak, yazı velhasıl her türlü tanıtım vasıtası ile şişe kalıpları ve deterjan şişelerinin üretim vasıtaları bakımından; üretmeye yarayan her tür araç, cihaz, makina, kalıp vesair vasıtaları dahil olmak üzere müvekkillerinin ... Şişe Şekli markasının aynısının veya iltibas ve haksız rekabet yaratan şekilde farklı versiyonları ve benzerlerine ait şişe, etiket, kalıp, kutu, koli, ambalaj, katalog, broşür, basılı evrak, yazı velhasıl her türlü tanıtım vasıtasının, davalılara ait işyer(ler)inden, depolardan, dağıtım araçlarından ve üçüncü kişiler ile Gümrük sahası da dahil bulundukları her yerden toplanarak yeddiemine teslimini mümkün kılacak şekilde gerek görülürse teminat mukabilinde (karara ürün resmi de eklenmek sureti ile) İhtiyati Tedbir Kararı verilmesini ve davalıların istinaf isteminin reddini talep etmiştir.
GEREKÇE:
HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;Dava , marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin, tespiti, durdurulması, önlenmesi taleplerine ilişkindir.Davacı vekili; müvekkilinin tanınmış ... markasının sahibi olduğunu, ..., ... ... ve bu markaların şişe şekillerine ilişkin tescil sahibi olduğunu, davalıların ... markasına ait tescilli şişe şeklini birebir taklit ederek üretim ve satış yaptıklarını, bu suretle marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet fiilinde bulunduklarını, davalıların kendi web sitelerinde ve sosyal medya hesaplarında ürünleri tanıttıklarını beyanla davalıların ... şişe formuna benzer tüm deterjan şişeleri ve kalıplarının üretim, satış, pazarlama, dağıtım ve ticari kullanımının durdurulmasını, ilgili web siteleri ve sosyal medya hesaplarında yer alan iltibas yaratan tanıtımların kaldırılmasını, bu mümkün olmazsa erişimin engellenmesini, marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespitine, durdurulmasına, önlenmesine, karar verilmesini talep etmiştir.Davalılar vekili, müvekkillerinin davacıyla aynı sektörde faaliyet göstermesine rağmen ürünler arasında iltibas ihtimali bulunmadığını, ürünlerin şekil, renk, boyut ve genel görünüm açısından açıkça farklı olduğunu, davacı tarafın sunduğu şişe örneklerinin birçoğunun müvekkillerine ait olmadığını ve bunların üzerinde etiket bulunmadığını, bu nedenle markasal kullanım sayılmayacağını davacının tescil ettirdiği şişe modelinin müvekkilleri tarafından hiç kullanılmadığını, müvekkillerine ait şişelerin daha uzun, ince ve şeffaf, davacının şişelerinin ise beyaz renkli olduğunu, benzerlik bulunmadığından , marka hakkına tecavüz şartlarının oluşmadığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 2012/36615 nolu şekil markasının davacı adına 03. Sınıf için 18.4.2012 tarihinde tescil edildiği anlaşılmıştır. Bakirköy 1.FSHHM’nin 2020-409 diş sayılı dosyasında yerinde inceleme yapan bilirkişilerin 23.11.2020 tarihli raporunda ; aleyhinde tespit talep edilen yana ait olduğu bildirilen internet siteleri, Facebook, Youtube ve Instagram sosyal medya hesapları ve adreslerde yapılan incelemeler neticesinde; ilgili URL adreslerinde ve mahallerden açık olan / ticari faaliyete devam edilen mahallerde kullanımların tespit edildiğini, İnternet üzerinden ve mahalde yapılan incelemeler neticesinde tespit olunan ve renkli görseli sunulu davalı işyerinde bulanan ürün ambalajının davacı yana ait 2012 36615 tescil numaralı markanın görselini ihtiva eden markası ile nihai tüketici nezdinde iltibasa sebebiyet verecek kadar benzer olduğu bildirilmiştir. 22/12/2021 Tarihli Bilirkişi Raporunda; davacıya ait 2012/36615 tescil numaralı ... markalı ürünün şişesine ait tescilli şekil markası ile davalı tarafa ait ürünler arasında karşılaştırma yapıldığı, Resim 04 numaralı ürün yönünden, bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenim itibariyle belirgin farklılık bulunmadığı ve bu nedenle benzer olarak algılandığı, ancak davalı tarafın internet sitesinde tespit edilen ürün görselleriyle yapılan kıyaslamada, belirgin farklılıklar bulunduğu ve bu ürünlerin farklı olarak algılandığı belirtilmiştir.26/09/2022 Tarihli Bilirkişi Raporunda; ....com.tr sitesinde temizlik ve kişisel bakım ürünleri için plastik ambalaj ve kapak tanıtımı yapıldığı, ....com sitesinde ise temizlik ürünleri ve “private label” (markaya özel) üretim tanıtımlarının bulunduğu,https://www....com/... adlı profilin “...” ve “...” firmalarıyla ilişkili olduğu, burada davacı markasına ait ürünlerle benzer logolar ve ambalajların paylaşıldığı,https://www....com/... bağlantısının ise erişilemez veya herkese açık olmayan bir sayfa olduğu, diğer sosyal medya bağlantılarındaki görsellerin bir kısmının kaldırıldığı veya artık erişilemediği tespit edilmiş, Marka Tecavüzü Yönünden: Davacıya ait 2012/36615 tescil nolu ... ambalajı ile davalılara ait 1, 2 ve 3 numaralı ambalaj ürünleri arasında görsel benzerlik bulunduğu, bunların aynı tür üründe kullanılması nedeniyle karıştırılma ihtimalinin yüksek olduğu, tüketici nezdinde davacı ile davalı arasında ticari ilişki varmış algısı yaratabileceği, bu sebeple SMK m.29/1 anlamında marka hakkına tecavüzün oluştuğu ,buna karşılık, 4–15 numaralı ambalajlar yönünden ise şekil, renk, girinti ve form bakımından belirgin farklılıklar bulunduğu, ayrıca bu ambalajlar üzerinde marka etiketi kullanılacağı için nihai tüketicide karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı değerlendirilmiş, bu ürünler yönünden marka hakkına tecavüz oluşmadığı, Haksız Rekabet Yönünden:1, 2 ve 3 numaralı ambalaj ürünleri yönünden, davalıların davacı markasıyla benzer ambalaj kullanmasının ticari ilişki varmış algısı yarattığı ve bu durumun TTK m.55/1-a-4 anlamında haksız rekabet teşkil ettiği, davacı tarafın SMK m.149/1 uyarınca koruma ve yasaklama taleplerinde bulunabileceği kanaati bildirilmiştir. Dosya kapsamı, sunulan deliller ve bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde; davacı adına 2012/36615 nolu şekil markasının (ambalaj şekli), TPMK nezdinde 03. sınıf mallar (deterjanlar ve temizlik ürünleri) için 18.04.2012 tarihinde tescil edildiği, tescilli şişe formunun ayırt edici ve özgün unsurları taşıdığı, ve ... markalı deterjanların bu ambalaj ile satışının yapıldığı, 26.09.2022 tarihli bilirkişi raporunda , davalı tarafından üretilen 1, 2 ve 3 numaralı ambalaj ürünlerinin( deterjan şişelerinin) , davacıya ait 2012/36615 sayılı şekil markası ile aynı ürün türünde kullanılmaları ve şekilsel benzerliklerinin yüksek düzeyde olması nedeniyle, ortalama tüketici nezdinde karıştırılma ihtimalinin yüksek olduğu tespit edilmiştir. Bakırköy 1. Fikrî ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2020/409 d.iş sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporu da aynı doğrultuda olup, davacıya ait tescilli deterjan ambalajı, şekil markasının ilgili piyasada tanınmışlığa sahip bir ürün formu olduğu, deterjan şişe ambalajı tasarımı açısından seçenek özgürlüğü geniş olmasına ve teknik bir zorunluluğun söz konusu olmamasına rağmen davalı tarafın, davacı markasının özgün şekil özelliklerini birebir kullanarak satışa arz edilen fairy marka bulaşık deterjanlarının plastik şişeleri ile ayırt edilemeyecek ve karışıklığa sebebiyet verecek kadar benzer (1-2-3 nolu) plastik şişelerin üretime ve satışa sunulmasının ve tanıtım yapılması suretiyle ... markasıyla özdeşleşmiş şekil markası olarak da tescilli olan ambalaj formunun davalı tarafından kullanılması şeklindeki davalı eyleminin ortalama tüketici nezdinde iltibasa neden olacağı bu kullanımın SMK m. 7 ve 29/ anlamında marka hakkına tecavüzü ve davacının ticari takdim şeklinden ticari dürüstlük kurallarına aykırı şekilde haksız biçimde yararlanma sonucu doğuracağından Türk Ticaret Kanunu m.55/1-a-4. anlamında haksız rekabet teşkil ettiği, bunun dışındaki davalıya ait plastik deterjan şişelerinin ise davacı markası ile benzer olmadığı sonucuna varılmıştır.
Mahkemece yasal ve yeterli gerekçeyle davanın kabulü yönündeki kararın hukuka uygun olduğu hükmün "2" nolu bendinde ikinci cümleden itibaren tedbir talebi hakkında hüküm kurulduğu anlaşıldığından, davalılar vekilinin istinaf talebi ile, davacı tarafın katılmalı istinaf talebinin reddi gerekmiştir.Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 30/03/2023 tarih ve 2021/284 E., 2023/82 K. sayılı kararına karşı taraf vekillerince yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50 TL harcın davacılardan müteselsilen tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50 TL harcın davalılardan müteselsilen tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4-Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,5- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy çokluğu ile karar verildi. 27/11/2025
MUHALEFET ŞERHİ:
Davacı taraflar, marka hakkına ilişkin hükümlerin yanı sıra ayrıca TTK'nın haksız rekabet hükümleri gereğince de istemde bulunmuş olup anılı düzenlemelerin kümülatif olarak somut olayda tatbikinin gerekip gerekmediği meselesinin aydınlatılması gerekmiştir. Bu noktada emsal alınan Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2019/5189 esas, 2022/1852 karar sayılı ilamında ve 22/04/2021 tarihli, 2021/89-3054 sayılı kararlarında vurgulandığı üzere; 6762 sayılı mülga TTK’nın 57/5.maddesinde yazılı “Başkasının emtiası, iş mahsulleri, faaliyeti veya ticaret işletmesiyle iltibaslar meydana getirmeye çalışmak veya buna müsait bulunan tedbirlere başvurmak, hususiyle başkasının haklı olarak kullandığı ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtalariyle iltibasa meydan verebilecek surette, ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtaları kullanmak veyahut iltibasa meydan veren malları, durumu bilerek veya bilmiyerek, satışa arz etmek veya şahsi ihtiyaçtan başka her ne sebeple olursa olsun elinde bulundurmak” şeklindeki düzenlemeden yola çıkılarak, marka hakkına tecavüz eylemleri, hem özel yasa niteliğindeki 556 sayılı Marka KHK’nın 61 ve 9.maddeleri uyarınca, hem de anılı hüküm nedeniyle mülga 6762 sayılı TTK’nın 57/5.maddesi hükümleri doğrultusunda kümülatif olarak korunmakta iken mülga 6762 sayılı TTK’nın 57/5.maddesindeki hüküm, 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren mer’i 6102 sayılı TTK’nın 55/1-a-4 bendinde yer alan “Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak,” şeklinde düzenlenmiş olup, Kanunun gerekçesinde de ifade olunduğu üzere, Kanun Koyucu bilinçli bir şekilde, “ad, unvan ve marka” kavramlarına yeni düzenlemede yer vermemiş ve buna gerekçe olarak da bu kavramların kendi özel yasası niteliğindeki 556 sayılı Marka KHK, 554 sayılı ...Tasarım KHK ve 555 sayılı Coğrafi İş. KHK ve TTK’nın unvan ile ilgili düzenlemeleriyle korunması gösterilmiş ve bunların bir kez de TTK’nın haksız rekabet hükümleriyle korunmasının gereksiz olduğu ve yorum güçlüklerine yol açacağına vurgu yapılmıştır. Bu hâli ile markaların kendi özel yasası niteliğindeki hükümlerle korunması ve 6102 sayılı TTK’nın 55/1-a-4 maddesindeki düzenleme karşısında, dairenin eski içtihatlarını sürdürme imkanının kalmadığı belirtilmiştir. Nitekim Türk Borçlar Kanunu'nun sebeplerin yarışması başlıklı 60. maddesi gereğince de bir kişinin sorumluluğu, birden çok sebebe dayandırılabiliyorsa hâkimin, zarar gören aksini istemiş olmadıkça veya kanunda aksi öngörülmedikçe, zarar görene en iyi giderim imkânı sağlayan sorumluluk sebebine göre karar vereceği ifade edilmiştir. Bu gerekçeler ışığında somut olaya bakıldığında; davacı taraflara en iyi giderim imkanı sağlayan SMK'nın marka hükümleri kapsamında hukuki koruma sağlanmış olup aynı zamanda haksız rekabete ilişkin hükümlerin kümülatif olarak uygulanmasına yer olmadığı sonucuna varılması gerekmiştir. Bu açıklamalar doğrultusunda haksız rekabete yönelik istemlerin reddine karar verilmesi gerektiği kanaatinde olduğumdan sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.