Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/803 E. 2025/11 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/803
- Karar No
- 2025/11
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2022/803 KARAR NO : 2025/11
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2021/132 KARAR NO : 2022/122 DAVA TARİHİ : 23.02.2021 KARAR TARİHİ : 15.02.2022 DAVA : Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 07.01.2025 KARARIN YAZ. TARİH : 09.01.2025
İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15.02.2022 tarih ve 2021/132 Esas, 2022/122 Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü. İSTEM: Davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesinde özetle; Davacı ... .. plakalı, .. marka aracın maliki olduğunu, söz konusu araçta yaşanan motor ve kullanımdaki performans düşüklüğü, egzoz borusundan siyah duman çıkması gibi çeşitli teknik aksaklık ve arızalar nedeni ile araç seyir halinde iken motorun stop etmesi, çekişte yaşanan düşüklükler ile motorun teklemesi gibi nedenlerle söz konusu davalıya ait olan servis bölümüne götürüldüğü, davalı tarafından bakım ve onarımın yapıldığı belirtilerek müvekkile aracın teslim edildiğini ancak aracın aynı sorunlarının devam ettiği görüldüğünü, aracın ikinci kez yine aynı şikayetler ile davalıya ait servise götürüldüğü ancak sorunların devam ettiği, daha önce iki kez servise gitmiş olan ve birçok parçasının yetkili servisçe incelenip değiştirilen araçta toplamda iki fatura karşılığı 34.177,93-TL ödeme yapmasına rağmen halen aynı sorunların devam ettiği belirtilerek tespit raporunda belirtilen onarım bedelinin ve aracı kullanamadığı süre için ikame araç bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. YANIT: Davalı vekili tarafından verilen cevap dilekçesinde özetle; Davacı şirket adına kayıtlı ... plakalı....marka 2011 model araç 303.960 kilometre kullanımlı olarak " Araç yolda giderken stop etti " şikayeti ile 14.09.2020 tarihinde davalı şirkete getirildiğini, bu tür araçların kapalı devre motor sistemine sahip olduğunu, göz ile muayene etmenin mümkün olmadığını, aracın 14.09.2020 tarihinde OBD portuna bağlandığını, aracın soğutma sisteminde kaçağın mevcut olduğunu, aracın su eksilttiğini, radyatörden kaçan suyun ateşleme sistemine zarar verdiğini, aşırı ısınmaya neden olduğunu ve aşırı ısınma nedeniyle motor üst kısmı silindir kapağına zarar verdiği hususları tespit edildiğini, kimyasal yollar ile temizlemenin her zaman yeterli olmayabileceğini, yeterince temizlik sağlayamayabileceği hususlarında ayrıntılı bilgi verildiğini, davacı bu bilgilerden sonra DPF 'nin kimyasal yollar ile temizlenmesini tercih ettiğinin belirtildiğini, davacının talebi doğrultusunda işlem yapıldığını, müvekkili 14.09.2020 tarihinde aracın, soğutma/radyatör sistemi, enjektör değişimi, üst silindir kapağı tamiri gibi arızalarını tamir ettiğini, bilirkişi 14.09.2020 tarihli bu tamiratların yanlış yapıldığını ve yapılmaması gereken işlemlerin haksız şekilde yapıldığını beyan ettiğini, bu hususta davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesinin 15.02.2022 tarih ve 2021/132 Esas, 2022/122 Karar sayılı kararı ile özetle; "...Tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde davacı şirkete ait aracın arızalanması sebebiyle, mevcut arızanın onarımı için aracın davalı şirkete götürüldüğü, davalı şirketin servis ve onarım hizmeti vermesine rağmen aracın arıza vermeye devam ettiği, bunun üzerine tekrardan davalı şirkete götürüldüğü, ancak yine yapılan servis ve onarım hizmetine rağmen davacı şirkete ait araçta arızaların devam ettiği, her servis ve onarım hizmeti için ayrı ayrı davacı şirket tarafından ücret ödendiği, davacı şirketin tespit yaptırdığı, uyuşmazlığın, davalının servis ve onarımı edimini ayıplı ifa ettiği yönünde olduğu, taraflar arasında bir eser sözleşmesi bulunduğu, eserde meydana gelen ayıplardan eseri meydana getiren yüklenicinin sorumla olduğu, seçimlik hakları olduğu gibi genel hükümler gereğince borcun gereği gibi ifa edilmemesinden kaynaklı tazminat isteminin de bulunduğu, ayıpların cinsi borçluya yükletilip yükletilemeyeceği, eğer yükletilecek ise alacaklının zararının miktarının ne kadar olduğunun uyuşmazlığın makine mühendisliği bilimini ilgilendirdiğinden bahisle belirlenebilmesi için bilirkişi raporu alındığı, yapılan itirazların da bilirkişi tarafından tatmin edici nitelikte değerlendirildiği, araçta meydana gelen ayıptan davalının sorumlu olduğunun tespit edildiği anlaşılmakla raporla belirlenen miktar doğrultusunda davanın kabulüne, " dair karar verilmiştir. İSTİNAF EDEN: Davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ: Davalı vekili tarafından verilen 24.04.2022 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle; Mahkemece tanıkları dinlenmeden karar verildiğini, davaya konu olayda makine mühendisinden değil, otomotiv bilirkişisinden rapor alınmasının davanın çözümüne katkı sağlayacağını, ancak mahkeme etkili bir muhakeme yürütmeden bir anda davayı bitirme yolunu seçtiğini, tüm itirazları tekrar ettiklerini, mahkemeye sundukları bilirkişi kök ve ek raporuna karşı beyanları ayrıntılı açıklamalarda bulunulduğunu, bilirkişi ek raporunun davalının haklılığını ortaya koyduğunu, davacı aracını motor stop etti şikayeti ile getirdiğini, bu şikayetine uygun parça değişimi ve tamirat yapıldığını, araç çalışır vaziyette davacıya teslim edildiğini, davacı daha sona motorda çekiş düşüşü şikayeti olduğunu belirttiğini, davacıya motordaki bu çekiş düşüşünün tespit edilebilmesi için motorun sökülerek arızanın tespit edilmesi gerektiği bilgisi verildiğini, ancak davacı motorun sökülerek arıza tespitine izin vermediğini, aracını alarak davalı servisten ayrıldığını, iddia edilen zarar ile davalının işlemi arasında illiyet bağı olmadığını, davacıya ait araç 14.10.2020 tarihinde 305.110 kilometre olarak teslim edildiğini, 04.12.2020 tarihli tespit sırasında ise aracın 310.148 kilometrede olduğu tespit raporuna yazıldığnı, hiç kullanılmadığı ileri sürülen aracın 40 günlük sürede 5.000 kilometre yol yaptığını, araç yağ yakmadığını, yağın eksiltmediğini, bilirkişi tespit ettiği hususlar aracın yaşı ve kilometresinden kaynaklanan sorunlar olduğunu, silindir bloğunun yüzeyinde meydana gelen aşınmalar olduğunu, bu aşınmaların en büyük sebebinin motorun çok kullanılmış olması olduğunu belirterek haksız ve dayanaktan yoksun davanın reddini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ederek istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. YANIT: Davacı vekili tarafından verilen 16.05.2022 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesine yanıt ile özetle; Dilekçelerinde ayrıntılı olarak belirttikleri hususlar ile müvekkili ...'ne ait ....plakalı, ... marka ve JN1TCNT31U0302816 şase no'lu araçta bulunan sorunların giderilmesi için iki kez servis hizmeti veren ve karşılığında 34.177,93 TL ücret ödenilen ancak buna rağmen hiçbir şekilde araçtaki sorunları gideremeyen ve başka bahaneler üreten davalı ...'nin onarım, servis ve bakım hizmetini hiç yada gereği gibi yerine getirmediğini, bu durumun İzmir 2 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/376 değişik iş dosyası içerisinde de tespit edildiğini ve aynı şekilde işbu dava dosyasında da alacakları ile ilgili olarak verilen kararın hukuka ve yasaya uygun olduğunu, davalının istinaf taleplerinin reddi ile kararın onanmasını talep etmiştir. DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda aşağıdaki değerlendirmeler yapılmıştır: Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkinidir. İlk derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nda (TBK) ise 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen “Eser sözleşmesi” yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir. Her iki tarafa karşılıklı borç yükleyen bir tür iş görme sözleşmesi olan eser sözleşmesinde “eser” ve “bedel” olmak üzere iki temel unsur vardır. Bu sözleşmelerde yüklenici, iş sahibine karşı yüklendiği özen borcu nedeniyle eseri yasa ve sözleşme hükümlerine, fen, teknik ve sanat kurallarına uygun olarak yapıp zamanında tamamlayarak teslim etmeyi, iş sahibi de bu çalışma karşılığında ivaz ödemeyi üstlenmektedir. Hukukumuzda egemen ilke “şekil serbestisi” olup, kural olarak eser sözleşmesi herhangi bir geçerlilik şartına tabi değildir. Yasada aksi öngörülmedikçe, sözlü veya yazılı yahut resmî biçimde yapılabilir. Eser sözleşmesinde ayıba dair hükümler, TBK 474-478 maddeleri arasında düzenlenmiştir. İmâl edilen eserde ayıp varsa, iş sahibi tarafından süresi içersinde ayıp ihbarında bulunulması şartıyla dava tarihinde yürürlükte bulunan Türk Borçlar Kanunu'nun 475. maddesinde sayılan seçimlik haklarından birisini kullanabilir. TBK'nın 475. maddesinde ayıp halinde iş sahibine üç seçimlik hak tanınmıştır. Bunlar eserin kullanılamayacak ve kabule zorlanamayacak ölçüde ayıplı ya da sözleşme hükümlerine aykırı olması halinde sözleşmeden dönme, ayıp oranında bedelden indirim isteme ve aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde onarımı isteme ya da onarım bedellerini talep etme hakkıdır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 474/I. maddesinde açık ayıplar yönünden iş sahibinin eserin tesliminden sonra eseri muayene edip ayıpları uygun bir süre içerisinde yükleniciye bildirmek yükümlülüğü getirilmiştir. Aksi halde, yani iş sahibi, gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse eseri kabul etmiş sayılır (TBK.nın 477/2). Gizli ayıplar yönünden ise, iş sahibi ortaya çıkması üzerine ayıbı gecikmeksizin yükleniciye bildirmek zorundadır. Bildirmezse eseri kabul etmiş sayılır (TBK. 477/3). Somut olayda, davacı iş sahibi, aracının davalıya onarımı yapılmak üzere teslim edildiğini, onarım yapıldığı beyan edilerek araç iade edildikten sonra yeniden arızalandığını belirterek onarım bedelinin ve araçtan mahrum kalınan süre için ikame araç bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, davalı yüklenici arızanın kendilerinden kaynaklanmadığını, kusurlarının olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. Dava tarihinden önce yaptırılan tespit neticesinde düzenlenen bilirkişi raporunda ve yargılama sırasında alınan bilirkişi raporunda, aracın radyatörünün su kaçırması neticesinde aracın hararet yaptığı ve stop ettiği, bunun sonucunda aracın silindir kapağının sökülerek üsten silinidir kapak contası değiştirilerek hararet sorununun giderildiği bunun yanında su radyatörünün su kaçağı sonrası aracın motorun üst tarafındaki silindir kapağında işlem yapılmasına rağmen aracın motor bloğundaki silindirlerde herhangi bir sorun olup olmadığının kontrol edilmediği ve bunun sonucunda araçta çekiş düşüklüğü ve performans alınamamasının devam ettiği görüldüğü, halbuki aracın silindirinde çizikler oluştuğu, davalı şirketin su radyatörünün değişimi esnasında silindir kapağında yapılan işlemde motor içindeki çiziklerinin görülerek onarım yapılması gerektiği, motorun üst kısmının elden geçirildiği ancak alt kısmının silindirlerin incelenmediği bu nedenle yapılan onarımın eksik olduğu, aracın motor kısmındaki arızanın olduğunu dikkate almadan sadece silindir kapaktaki onarımın tamamlanması nedeniyle yapılan eksik onarım sonrası aracın yağ eksiltmesi, yağ yakması gibi sorunların devam ederek egzozdan siyah duman atmasına sebep olacak şekilde arızaya neden olmasının mümkün olabileceği, onarım bedelinin 21.712,00-TL olduğu belirlenmiştir. Diğer yandan, aracın tamir süresinin 10 iş günü olduğu, buna göre ikame araç bedelinin 4.000,00.-TL (10 gün X 400,00.-TL = 4.000,00.-TL) olduğu tespit edilmiştir. Davacı tarafça, işin sözleşmeye uygun şekilde yapılmadığı iddiası ile öncelikle İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/276 D.iş sayılı dosyası ile tespit yaptırılmış ve ardından dava açılmıştır. Davacının delil tespiti sonrasında eldeki davayı açtığı dikkate alındığında davacının ayıp ihbarında bulunduğunun kabulü gerekir. Hükme esas alınan bilirkişi raporlarına göre davacının ayıplı onarım yaptığının sabit olduğu, raporların somut olayla uyumlu ve denetime elverişli olduğu anlaşıldığından Mahkemece rapor esas alınarak 21.712,00-TL onarım bedeline hükmedilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. İkame araç bedeli yönünden bilirkişi raporunda belirtildiği üzere aracın onarımı için makul olan 10 günlük süre üzerinden yapılan hesaplama dikkate alınarak 4.000,00-TL ikame araç bedeline hükmedilmesinde de bir isabetsizlik bulunmadığından davalı vekilinin istinaf isteminin reddine karar verilmiştir. Dosya kapsamı, mahkeme gerekçesi ve yapılan değerlendirmeye göre; mahkemece verilen karar usul ve yasaya uygun olup, davalı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15.02.2022 tarih ve 2021/132 Esas, 2022/122 Karar sayılı kararı, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, davalı vekilinin bu karara karşı yapmış olduğu istinaf kanun yoluna başvurusunun, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olması nedeniyle, alınması gereken 1.756,38-TL istinaf nispi karar harcından peşin olarak yatırılan 439,95-TL harcın mahsubu ile kalan 1.316,43-TL harç bedelinin bu davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 3-Davalı vekili tarafından yatırılan 220,70-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Kararın, ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 07.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.