Bölge Adliye Mahkemesi · Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi 2022/424 E. 2024/551 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Daire
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/424
Karar No
2024/551
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/424 - 2024/551

T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 22. H U K U K D A İ R E S İ

ESAS NO : 2022/424 ( KABUL KALDIRMA) KARAR NO : 2024/551

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 30/12/2021 ESAS-KARAR NO : 2019/445 E 2021/737 K

DAVACILAR : VEKİLİ : DAVALI : DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit KARAR TARİHİ : 03/05/2024 YAZILDIĞI TARİH : 06/05/2024

Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ İDDİANIN ÖZETİ Davacılar vekili; davalı banka tarafından davacılar aleyhine kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile başlatılan takibe dayanak bono ile müvekkillerinin herhangi bir ilgisinin bulunmadığını, davacı ... İnşat Taahhüt Petrol Ürünleri Turizm San ve Tic. Ltd.Şti'nin münferiden yetkilisinin ... olduğunu, bononun keşideci kısmındaki imzaların şirket yetkisi ...'a ait olmadığını, yine bononun aval veren kısmında bulunan imzalarında davacı ...'a ait olmadığını, takibe konu bonoyla davacı ...'un bir ilgisinin bulunmadığını, bono üzerinde davacının eşinin yazılı rızası bulunmadığından kefalet sözleşmesinin geçersiz olduğunu belirterek müvekkillerinin Ankara 25. İcra Müdürlüğünün 2019/5779 esas sayılı dosyasında borçlu olmadığının tespitine, takibin iptaline %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMANIN ÖZETİ Davalı vekili; davacılardan ...'un 17.05.2019 tarihinde icra dairesine gelerek dosya borcunu kabul ettiğini, bir itirazı olmadığını beyanla 13 taksitle dosya borcunu ödeyeceğine ilişkin icra taahhüdünde bulunduğunu, ilk ödeme tarihi olan 17.05.2019 tarihinde davacı borçlunun 42.000,00 TL ödeme yaptığını, davacı ...'un borcun kabulüne ilişkin açık beyanının olduğunu, davacının eşi ...'un 08.11.2013 tarihli muvafakatnamesi bulunduğunu, bonoda şirketi temsilen ...'un imzası ve yine şahsı kefilliğinden ötürü imzasının yer aldığını, borçlular tarafından ödeme emrine itiraz edilmediğinden takibin kesinleştiğini, davacı ...'un eşinin de muvafakatnamesinin bulunduğunu belirterek davanın reddine ve tazminata karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ Mahkemece; kambiyo senedindeki imzanın keşideciye ait olduğu yönündeki ispat yükü lehtar konumunda olan davalıya ait olduğu, keşideci şirket ve aval veren ...'un bono üzerinde atılı imzalara yönelik itirazları kapsamında yapılan grafolojik inceleme sonucu düzenlenen 21.12.2020 tarihli grafolog bilirkişi raporu, 20.04.2021 tarihli adli belge inceleme uzmanı akademisyen 3 kişilik bilirkişi heyeti raporu ve 01.11.2021 tarihli Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi raporu içeriğinde dava konusu bono üzerindeki şirket ve ... adına atılı imzaların ...'un eli ürünü olup olmadığının tespit edilemediğinin bildirildiği, bu konuda ispat yükü davalıya ait olduğundan mevcut dosya kapsamı uyarınca bono üzerinde davacı şirkete atfen atılan imza ile davacı ...'a atfen atılan imzaların davacı ...'a ait olduğunun kanıtlanamadığı, davalı yanın cevap dilekçesi içeriğinde yemin deliline de dayanmamış olduğu, davacılar ... İnşat Taahhüt Petrol Ürünleri Turizm San ve Tic. Ltd.Şti ve ... tarafından açılan menfi tespit talebinin kabulüne, dava dilekçesinde bono üzerindeki davacı ...'un imzası kabul edilmekle birlikte eş muvafakatinin alınmadığı ve kefalet koşullarının oluşmadığı belirtilerek menfi tespit talebinde bulunulmuş ise de kambiyo senedinin niteliği gereği bono borçlusu aval veren için kefalet hükümleri kapsamında olan eş muvafakatinin gerekmediği, dava konusu bononun ön yüzündeki borçlu imzası dışındaki imzalar TTK m. 701 hükmünce keşideci için verilmiş ve şekil bakımından asıl borca bağlı olmakla birlikte TTK m. 777 anlamında tamamen müstakil bir kambiyo taahhüdü olan aval niteliğinde olduğu ve aval veren kimsenin temin ettiği borç, kambiyo senedi ile borçlanma ehliyeti bulunmayan bir kimse lehine veya uydurma bir kimse lehine yada imzası tahrif edilmiş veya imzası kendisini ilzam etmeyen bir kimse lehine verilmiş avallerde olduğu gibi şekle ait noksandan başka bir sebepten dolayı batıl olsa dahi, aval verenin taahhüdü, kambiyo taahhütlerindeki imzaların istiklali prensibine ilişkin TTK m. 677 hükmünün tekrarı niteliğindeki TTK m. 702/2 hükmünce muteber olacağı, dava konusu bono üzerindeki keşideci şirket imzası ile ...'un aval veren imzası borçlulara ait olmasa dahi davacı avalist ...'un sorumluluğuna bir etkisinin bulunmadığı ve aval veren ...'un taahhüdünün geçerli olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hükme karşı davacılardan ... vekili ve davalı banka vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.

İSTİNAF SEBEPLERİ I-)Davacılar vekili; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun asıl borca bağlı hak ve borçların sona ermesini düzenleyen 131. Maddesinin 1. fıkrası gereğince müvekkilinin asıl borç sona erdiği için sorumlu olmadığını, müvekkilinin aval veren sıfatıyla senetten sorumlu tutulmayacağını, belirterek ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. II-)Davalı banka vekili; aval veren davacı ile davacı şirketin temsile yetkilisinin baba oğul olduğunu, aval verenin icra takip dosyasına gelerek borcu kabul ettiğini, imzanın aidiyeti yönünden dosyaya sunulan uzman görüşü ile de davaya konu senette keşideci ve aval veren sıfatıyla atılı bulunan imzaların davacı ... ‘a ait olduğunun ispat edildiğini bildirerek ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR Uyuşmazlık, davacıların takibe konu bono nedeniyle borçlu olup olmadığı, imza incelemesine ilişkin hükme esas alınan bilirkişi raporunun yeterli olup olmadığı, noktasında toplanmaktadır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, kambiyo senedindeki imza inkarına dayalı olarak açılan menfi tespit davasıdır. İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır. Davaya ve icra takibine konu bono incelendiğinde; keşidecisinin ... İnşat Taahhüt Petrol Ürünleri Turizm San ve Tic. Ltd. Şti. aval verenlerin ... ve ..., lehtarı ... A.Ş olan 08.11.2013 keşide tarihli 08.04.2019 vadeli 6.500.000,00 TL bedelli olduğu, keşide tarihi itibariyle davacı ...'un aynı zamanda davacı ... İnşat Taahhüt Petrol Ürünleri Turizm San ve Tic. Ltd.Şti'ni temsil ve ilzama yetkili olduğu işbu menfi tespit davasında adı geçenin gerek kendi adına ve gerekse şirket adına atılı imzalara yönelik itirazda bulunduğu anlaşılmıştır. Ankara 25. İcra Müdürlüğünün 2019/5779 esas sayılı dosyası ile alacaklı ... ... A.Ş tarafından, borçlular ..., ... ve ... İnşat Taahhüt Petrol Ürünleri Turizm San ve Tic. Ltd. Şti hakkında 19.04.2019 tanzim tarihli 08.04.2019 vadeli 6.500.000,00TL bedelli bonoya dayalı olarak toplam 314.115,93 TL alacak talebi ile kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip başlatmıştır. Davacılardan ... İnş….Ltd.Şti ve ...'un imza inkarı kapsamında; davaya ve takibe konu bono üzerinde kendi adına ve davacı şirket yetkilisi olarak ...'a atfen atılan imzaların anılan kişinin eli ürünü olup olmadığı yönünde grafolog bilirkişiye tevdii edilmiş düzenlenen raporda ; "…imzaların ...'un elinden çıkıp çıkmadığı hususunda teknik incelemeye dayalı olarak herhangi bir kanaat beyanında bulunulabilmesinin mümkün olamadığı" tespit edildiği, Adli Tıp Uzmanı Akademisyen üç kişilik bilirkişi heyetine dosya ve belge asıllarının tevdii ile düzenlenen ikinci raporda; "…senet aslı üzerinde atılı borçlu imzaları ve müteselsil kefil ... adına atılı imzaların mevcut mukayese imzalarına kıyasen ...'un elinden çıkıp çıkmadığı hususunda herhangi bir kanaat beyanında bulunmanın mümkün olamadığı" tespiti üzerine, İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığınca Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Kurumu tarafından yapılan inceleme sonucu düzenlenen raporda özetle; "… inceleme konusu senette ... İnşat Taahhüt Petrol Ürünleri Turizm San ve Tic. Ltd.Şti kaşe izi üzerinde ve ... adına atılı imzaların teşhise götürecek önemli karakteristik materyal ve yazı unsuru içermeyen tersini basit taklidi kolay imzalar olması nedeniyle söz konusu imzaların ariyetinin bu meyanda ...'un eli ürünü olup olmadığının tespit edilemediği" bildirilmiştir. Dava 08/11/2013 tanzim tarihli, 08/04/2019 vade tarihli senetteki keşideci ve aval veren imzasının sahte olması nedeniyle borçlu olunmadığının tespitine ilişkindir. İmza inkarı hususunda yapılacak inceleme teknik bir inceleme olup keşide tarihinden önceki ve keşide tarihine yakın imza asılları getirtilerek usulüne uygun imza incelemesi yapılması gerekirken mahkemece bu kapsamda senedin tanzim tarihinden sonraki tarihli belgelerin toplandığı, imza incelemesine esas belge asıllarının keşide tarihinden sonra olduğu, bilirkişi raporunun bu hali ile hükme esas alınamayacağı anlaşılmıştır. İmza incelemesinde öncelikle senedin keşide tarihinden öncesine ilişkin borçlunun uygulamaya elverişli imzalarını taşıyan belgeler, keşide tarihine en yakın tarihli olanından başlayarak bilirkişi tarafından mukayeseye esas alınmalıdır. Senedin keşide tarihinden öncesine ilişkin belge bulunamazsa daha sonraki tarihli belgeler, uygulamaya elverişli imza örneği taşıyan herhangi bir belge temin edilemez ise, borçlunun duruşmada alınan medarı tatbik imza ve yazı örnekleri üzerinden inceleme yapılmalıdır. Sıhhatli bir sonuç alınabilmesi için, inkar edilen imzanın atıldığı tarihten öncesinde veya mümkün olduğu kadar yakın tarihlerde düzenlenen belgelerde bulunan borçluya ait imzaların celp edilip ondan sonra bilirkişi incelemesi yapılması gerekir. Açıklanan nedenlerle mahkemece davaya konu bonodaki imzanın davacıya ait olup olmadığının tespitiyle oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekir. Mahkemenin gerçeğin ortaya çıkması için görevlendireceği bilirkişi aracılığıyla inceleme yaparak, davacı yanın imza inkârı yönünden mahkemece kesin kanaat uzman bilirkişiden yukarıda açıklanan usule göre düzenlenmiş, denetime elverişli olacak şekilde bilirkişi heyetinden rapor alınması gerekirken bu yönün göz ardı edilerek yazılı olduğu biçimde eksik inceleme ve araştırma ile karar verilmesi doğru görülmemiştir. Bu durumda, dava dosyasının kapsamı ile mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri birlikte değerlendirildiğinde; mahkemenin hüküm kurmasını sağlayacak olan tüm esaslı delillerin toplanmamış, mahkemece değerlendirilmemiş olması nedeniyle, davalı vekillinin istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerden ötürü kabulüne, davacı ... vekilinin istinaf itirazlarının bu aşamada şimdilik incelenmesine yer olmadığına, kararın 6100 sayılı HMK’nun 353/1-a-6.maddesi uyarınca kaldırılmasına ve dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile; Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2019/445Esas, 2021/737Karar ve 30/12/2021 tarihli kararının KALDIRILMASINA, 2-HMK.'nin 353/1-a-6.maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, 3-İstinaf başvurma harcı dışında alınan istinaf karar ilam harcının istek halinde yatıranlara İADESİNE, 4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf kanun yoluna başvuran lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına, 6-Kararın tebliğinin ilk derece mahkemesince yapılmasına, HMK'nin 362/1-g maddesi gereğince kesin olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu 03/05/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Başkan e-imzalıdır Üye e-imzalıdır Üye e-imzalıdır Katip e-imzalıdır

NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."

Atıf: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi, E. 2022/424, K. 2024/551, T. 03.05.2024, www.arakarar.com/karar/ankara-bolge-adliye-mahkemesi-22-hukuk-dairesi-2022-424-e-2024-551-k-a29e131492ad