Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/418 E. 2024/1333 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/418
- Karar No
- 2024/1333
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/418 Esas
KARAR NO: 2024/1333 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BURSA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI: 2017/1525 Esas - 2020/562 Karar
DAVA: Tespit
KARAR TARİHİ: 19/09/2024
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Nilüfer Vergi Dairesi Mükelleflerinden ... San. Ve Tic. Ltd. Şti.'nin 2009, 2010, 2011, 2012 ve 2013 yılları hesaplarının vergi müfettişlerince incelenmesi sonucunda 15/10/2014 tarih 2014/A/872/29 sayılı vergi tekniği raporunun düzenlendiğini, raporda ünvanı belirtilen şirketin gerçekte ...'ın kontrolünde olduğu, şirketi gerçekte sevk ve idare eden şahıs olduğu, mükellef adına tarh edilecek vergiler için mükellefler adına ihtiyati tahakkuk verilerek davalı ... nezdinde ihtiyati haciz uygulaması gerektiğinin tespit edildiğini, 213 sayılı VUK'nun 3/B bendine göre vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve buna ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğunu, bunların yemin hariç her türlü delil ile ispat edilebileceğini, vergi müfettişleri tarafından yapılan inceleme sonucunda düzenlenen raporda yer alan tespitler dikkate alındığında tespit davası açmakta idarenin hukuki menfaatinin bulunduğunu, 6183 sayılı AATUHK madde 17 kapsamında şirketin gizli ortağı olduğu yönünde kuvvetli deliller elde edilen davalı ... hakkında da diğer davalı şirket ortakları ile birlikte tahakkuka dayalı ihtiyati haciz uygulanması gerektiğinden ... ile diğer davalı mükellef şirket arasındaki ortaklığın tespiti için dava açılması zarureti hasıl olduğunu beyanla davalılar hakkında ihtiyati tedbir kararı verilerek davalı ...'ın diğer davalı ... San. Ve Tic. Ltd. Şti'nin gizli ortağı olduğunun tespitine hükmedilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı taraf davaya cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi'nin 06/10/2020 tarih 2017/1525 Esas - 2020/562 Karar sayılı kararında;"Mahkememizce yapılan yargılama neticesinde; -Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 27/12/2016 tarih 2015/686 Esas 2016/1436K. Sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir. Dava, davalı ...'ın diğer davalı şirketin gizli ortağı olduğunun tespitine yönelik tespit davasıdır. Davalı ... San ve Tic Ltd Şti'ne ait ticaret sicil kayıtları ... dan getirtilmekle dosyamız içerisine alınmış, davacı vekilince ibraz edilen ve toplanan deliller ile birlikte dava dosyası üzerinde bilirkişi incelemesi yapılarak dosya kapsamına göre rapor aldırılması yönünden mahkememizce resen bilirkişi olarak seçilen YMM bilirkişi ... ve akademisyen Tic. Huk. Bilirkişi Doç. Dr. ... tarafından düzenlenen 18/10/2016 tarihli bilirkişi raporu dosyamız içerisine ibraz edilmiştir. Bilirkişi raporu içeriği ve dosya kapsamına göre; davalı şirketin Bursa Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... sicil numarası ile BTSO Ticaret Siciline kayıtlı bulunduğu,11/08/2014 tarihinde resen terkin edildiğini, şirketin kuruluştaki ilk ortaklarının ... ve ... olup, ...'in müdür olarak seçildiği anlaşılmıştır. Bursa 1. Asliye Ticaret mahkemesinin 2018/80 Esas ve 2018/368 K. Sayılı kararı ile ihyasına karar verilmiştir. Davacı idare tarafından hazırlanan 15/10/2014 tarih 2014/A/872/29 sayılı Vergi Tekniği raporunda yer alan tespit ve değerlendirmelere göre incelemenin 2009, 2010, 2011, 2012 ve 2013 yıllarını kapsamakta olup, rapor içeriğinde şirketin gerçek sahibinin ... olduğu, başka şahısların şirkete ortak yapıldığı, sigortalı işçi bildirimlerinin gerçeği yansıtmadığı, gerçek bir faaliyetinin bulunmadığı, DİİB ve Kapasite raporu almak için ... Ltd. Şti ne ait makinelerin ve işçilerin iş yerine geçici olarak getirtildiğinin belirtildiği, ... San ve Tic Ltd Şti'nin mükellefiyet kaydının res'en terkin edildiği, ... San ve Tic Ltd Şti tarafından düzenlenen faturaların sahte olup, bu firmanın da ...'ın sevk ve idaresinde olduğu, ... San ve Tic Ltd Şti'nin yurt içinden ve dışından aldığını beyan ettiği kumaşları işleyecek ve konfeksiyon ürünlerini üretebilecek şartlara sahip olmayıp, asıl amacının usulsüz yollarla kapasite raporu almak DİİB alarak kumaş ithalat ve ticareti ile usulsüzlükler yapmak olduğu, ... San ve Tic Ltd Şti'nin eski tarihli raporlarda ...'ın şirketin gerçek sahibi olduğu, başka şahısların şirkete ortak yapıldığı, ... isimli şahısların yönetimindeki organizasyonu genel amacının Yurt dışından özellikle Çin'den anti damping vergisine tabii malları dahilde işleme rejimi kapsamında vergi olmaksızın ithal ederek organizasyon içinde bulunan diğer firmalara devretmek suretiyle işleme rejimi kapsamındaki taahhütleri usulsüz yollardan kapatarak haksız şekilde vergisel yükümlülüklerden kurtulmak suretiyle kazanç elde etmek olduğu, bu organizasyon dahilinde fatura akışını sağlamak için ...'ın kendini sahte sorumlu müdürler ile resmiyet dışında tutarak şirkete sahte ortaklar temin ederek sahte faturalar düzenledikleri ve komisyon geliri elde ettikleri, ...'ın şirketin resmi ortağı olmamakla birlikte gerçek sevk ve idaresici yani gizli ortağının olduğu, 213 sayılı VUK Madde 3 6183 sayılı A. A. T.U.H. K madde 17/b-3 maddesi uyarınca teşebbüsün muvazaalı olduğu, bu nedenle ...'ın gizli ortak gibi davrandığı kanaati hasıl olduğundan bu kişi nezdinde şirket ortakları ile birlikte tahakkuka dayalı haciz uygulanarak tarh edilerek vergi ve kesilecek cezalar nedeni ile ... hakkında da şirket ortakları ile birlikte takip yapılabilmesi için bu kişi ile mükellef kurum arasındaki ortaklığın tespiti davası açılması gerektiği bildirilmiştir. ... San ve Tic Ltd Şti TTK da düzenlenmiş olan bir Limited şirket ortaklık yapısına sahip olup, sermaye şirketlerinde TTK hükümleri gereği ortaklardan birisinin şirketteki payına sahip olunması yöntemi ile pay defterine kayıt edilmesi ve ilanı ile birlikte usulüne uygun ortaklığın gerçekleşebileceği, bu hallerde ortaklık sıfatı kazanan kişinin ortaklığın doğduğu andaki kişisel amacı, niyeti, gayesi ve hedefinin kural olarak önemli olmadığı, uygulamada bazen gayri resmi amaçlar ile gerçekte şirket adına işleri yürüten kişi ya da şirketin arkasındaki başka bir tüzel kişi var olduğu halde işleri yönlendirmeyen uygulamada "..." olarak tabir edilen kişilerin ortak ya da yönetici olarak yer alarak gösterildiği olaylarına rastlanmakta olup, söz konusu olayda ise davalı ...'ın fiiliyatta ve resmiyette ortak değil, uygulamada yaptığı eylem ve işlemleri ile şirketin faaliyetlerini perde arkasından yöneten kişi olduğu iddia edilmektedir. TTK'nun 553. Maddesi hükümleri kapsamında şirketler hukukunda yöneticilerin sorumluluğu söz konusu olduğunda, şirketin usulünce seçilmiş yöneticisi olmamasına rağmen şirketi tek başına ya da diğer yöneticiler ile birlikte fiilen sevk ve idare eden kişilerin şirkete, pay sahiplerine ve/veya şirket alacaklılarına verdikleri zararlardan dolayı hukuki sorumluluklarının bulunduğu kabul edilir ki bu halde adı geçen fiili yöneticinin ortak ya da gizli ortak olduğunu ispat etmekte gerekli değildir. Ancak olaya özgü bu durumda davacı kamu idaresi olup, vergi idaresince uygunlanma olanağı bulunan A. A. T. U. H. K madde 17. Hükmüne göre ihtiyati tahakkuk söz konusu olup, madde 17/3 bendine göre " teşebbüsün muvazaalı olduğu ve hakikatte başkasına aidiyeti hakkında deliller elde edilmişse" ihtiyati tahakkuk ve buna bağlı ihtiyati haciz işlemi ile birlikte vergi alacağının güvence altına alınması için anılan madde hükmü ile bir hukuki koruma öngörülmüş olup, davacı idare tarafından vergi alacağının güvence altına alınması için yapılacak olan ihtiyati tahakkuk uygulaması yönünden " Vergi dairesi müdürünün, Grup müdürünün veya müdürün yazılı talebi üzerine Defterdar veya Vergi Dairesi Başkanı mükellefin henüz tahakkuk etmemiş vergi ve resimlerinden Maliye Bakanlığınca tespit ve ilan edilecek olanlar ile bunların zam ve cezalarını derhal tahakkuk ettirilmesi hususunda yazılı emir verebilir" düzenlemesi getirilmiş olup, ihtiyati tahakkuk için herhangi bir süre belirlenmemiş olup, teşebbüsün muvazaalı olduğu ve hakikatte başkasına aidiyeti hakkında deliller elde edilmiş olması yeterli görülmektedir. Delillerde hiç şüphesiz ilgili mevzuata göre Vergi İaderesinin araştırma, inceleme ve değerlendirmeleri sonucu elde edilecektir. Bu nedenle davacı idarenin 6183 sayılı A. A. T. U. H. K 17. Maddesinde belirtilen yetkiyi kullanması için Adli Yargıda dava açması zorunlu kılınmamıştır, yapılan tespit ve incelemelerde davalı ...'ın diğer davalı şirket adına sahte belge düzenlenmesinde belirgin roller üstlendiği, böylece davalı ... San ve Tic Ltd Şti'nin fiili yöneticisi (şirket müdürü olarak kabul edilebileceği, ancak davalı ...'ın davalı şirketin diğer ortakları veya şirket ile aralarında ekonomik, ticari, parasal ilişkileri tevsik edecek başkaca delil bulunmadığından diğer davalı şirket ile aralarında gizli ortaklık ilişkisinin bulunduğuna dair bir tespitte bulunulamayacağı mahkememize rapor edilmiş olup, öte yandan bahsi geçen yasanın 17. Maddesi hükümleri gereği davacı idarenin vergi tahakkuku işlemlerinde bulunabilmesi için mahkememizden davalının diğer davalı şirketin gizli ortağı olduğuna dair bir tespit kararı almasına ihtiyaç bulunmadığından bu davayı açmakta da hukuki yararı bulunmadığından davanın reddine karar vermek gerekmiştir..."gerekçesi ile ''Davanın REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece hukuki yarar yokluğundan davanın reddine karar verildiğini ancak rapordaki tespitler dikkate alınmadan anılan gerekçeyle hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, Nilüfer Vergi Dairesinin mükellefi ... San.Tic.Ltd.Şti.’nin 2009-2010-2011-2012-2013 yılları hesap dönemi işlemlerinin Vergi Müfettişi ... tarafından incelenmesi sonucunda 15/10/2014 tarih ve ... Sayılı Vergi Tekniği Raporunun düzenlendiğini, raporda da çok ayrıntılı olarak açıklandığı üzere ... San.Tic.Ltd.Şti.’nin de aralarında bulunduğu şirketlerin ortaklık yapılarının gerçeği yansıtmadığını, organizasyon dahilinde fatura akışı sağlamak faaliyetini yaptıklarını, söz konusu şirketlerin ortak ve müdürlerinin, organizasyonu yöneten kişi veya kişilerin yanında çalışan bekçi, iş bulma vaadiyle vekalet alınan veya para karşılığında müdür veya ortak yapılan kişiler olduğunun anlaşıldığını, ... Tekstilin aslında ... tarafından yönetildiğini, bu şekilde söz konusu organizasyon içerisinde DİİB’nin vergisel avantajlarından yararlanarak ithalat, ihracat ve ihraç kayıtlı teslimlerle gerçek gibi görünen işlemlerin KDV iadesi almak için kurgulandığı sahte sorumlu müdürlerle davalı ...’ın kendisini resmiyet dışında tuttuğu şirketler aracılığıyla gelir elde ettiğinin tespit edildiğini; Diğer taraftan SGK kontrol memurları tarafından düzenlenen raporda da davalı şirketin gerçekte hiç çalışanı olmadığı, paravan olarak kurulan şirket üzerinden fiiliyatta başka yerde çalışanların sigortalı olarak bildirildiği, diğer bir anlatımla ... Tekstil ünvanlı şirket üzerinden yapılan bildirimler bakımından sahte sigortalılık olgusuyla karşı karşıya olunduğunun belirtildiğini; 6183 Sayılı AATUK’nun 17. maddesinin 3. bendinde yer alan “Teşebbüsün muvazaalı olduğu ve hakikatte başkasına aidiyeti hakkında deliller elde edilmişse , ihtiyati haciz muvazaalı teşebbüsten vergi ve resim bakımından faydalananların malları hakkında tatbik olunur” hükmünden hareketle şirketin gizli ortağı olduğu yönünde kuvvetli deliller elde edilen davalılar hakkında da dava açılması zarureti hasıl olduğunu, 213 Sayılı Kanun’un 3.maddesinin (B) bendine göre, vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğunu, vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin yemin hariç her türlü delille ispatlanabildiğini, vergi müfettişi tarafından yapılan inceleme sonucunda düzenlenen raporda yer alan tespitler dikkate alındığında tespit davası açmakta İdarenin hukuki menfaatinin bulunduğunu; Mahkemece onanan yerel mahkeme kararında teşebbüsün muvazaalı olduğu ve hakikatte başkasına aidiyeti hakkında deliller elde edilmişse ihtiyati tahakkuk ve ihtiyati haciz işlemlerinin yapılmasının davacı idarenin takdir ve sorumluluğunda olduğu, kanun maddesinin idare için emredici nitelikte olması nedeniyle açılan bu tespit davasının delil etmeye yönelik bir girişim olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı, özetle vergi dairesinin idari görevlerini yapmasının tespit kararına bağlı tutulamayacağından bahisle hukuki yarar bulunmadığına hükmedildiğini, fakat bilindiği gibi VUK kapsamına giren vergi ve resimlerden bir kısmı için uygulanacağı öngörülen ihtiyati tahakkukun, mükellefin henüz tahakkuk etmemiş borçları dolayısıyla; tarh, tebliğ, itiraz gibi tahakkuk için gerekli olan aşamaların sonuçlanmasını beklemeden yapılan tahakkuk işlemini ifade ettiğini; Bazı ihtiyati haciz sebeplerinin varlığı, kamu alacağının tahsilini engelleyici nedenlerin mevcut olması ve muvazaa halinde vergi dairesi müdürünün yazılı isteği üzerine Vergi Dairesi Başkanı'nın, mükellefin henüz tahakkuk etmemiş vergi ve resimlerden Maliye Bakanlığı'nca tespit ve ilan edilecek olanlarla bunların zam ve cezalarının derhal tahakkuk ettirilmesi konusunda yazılı emir verebileceğini, yetkili makam tarafından onaylanan ihtiyati tahakkuk emri üzerine, mükelleflerin henüz tahakkuk etmemiş vergi, resim ve cezalarının derhal tahakkuk ettirildiğini ve bu şekilde belirlenen tutar üzerinden ihtiyati haciz uygulandığını; İhtiyati tahakkuk kararına istinaden yapılan tarhiyata karşı vergi davası açılmasının mümkün olduğunu, bu davada kabul kararı verilmesi durumunda yani tarhiyatların terkini gerektiğinde kararın kesinleşmesi ile birlikte ihtiyati tahakkukun kaldırılacağını, ihtiyati haczin, ileride tahakkuk edecek olan, tahakkuk etmiş henüz vadesi geçmemiş bulunan ya da vadesi geçtiği halde ödeme emri tebliğ edilmemiş olan amme alacağının tahsil güvenliğini sağlamak üzere yapılan haciz olarak tanımlanabileceğini, ihtiyati tahakkukun işlerliği ve etkinliğinin, ihtiyati hacizle birlikte uygulanması suretiyle ortaya çıktığını; İhtiyati hacze karşı dava açılmadığı halde, bu haczin dayanağı olan tarhiyata karşı dava açılması ve ilk derece mahkemesince tarhiyatın kısmen veya tamamen terkinine yönelik kararlar verilmesi ve bu kararın kesinleşmesi halinde, bu tarhiyata dayalı ihtiyati haczin kaldırılması gerektiğini, gerek tarhiyata gerekse bu tarhiyattan kaynaklanmış olan ihtiyati hacze karşı dava açıldığı hallerde ise, yargı organlarınca tarhiyatın terkinine karar verilmesi ve terkin kararının kesinleşmesi şartıyla, ihtiyati hacze ilişkin davanın sonucu beklenilmeksizin ihtiyati haczin kaldırılması gerektiğini; Bunun dışında Kanunun 10/5. maddesinde yazılı menkul mallar hariç olmak üzere aynı maddeye göre teminat gösterilmesi, ihtiyati haczin kesin hacze dönüştürülmesi, kesin olarak tahakkuk ettirilen vergi, resim ile bunların zam ve cezalarının ödenmesi, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre hataların düzeltilmesi durumlarında da ihtiyadi haczin kaldırıldığını, dolayısıyla salt idarece yapılacak ihtiyati tahakkuk ve ihtiyati haciz işlemleri ile davalıların limited şirket ile bağlantıları ve sorumluluklarının tespit edilmesinin mümkün olmadığını, zira ihtiyati tahakkukun kalkması ile ihtiyati haciz de kalkacağından ihtiyati haczin dayanağı olan ihtiyati tahakkuka dayalı tarhiyatlara karşı dava açılıp açılmadığı, açılmışsa sonucunun ne olduğu veya davalılarca teminat gösterilip gösterilmediği, kesin olarak tahakkuk ettirilen vergi, resim ile bunların zam ve cezalarının ödenip ödenmediği araştırılmadan salt idarenin bu yetkiye sahip olduğundan bahisle dava açmakta hukuki yararının olmadığı yönünde karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu; Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesinin yetersiz olduğunu, 213 sayılı yasa gereği defter ve belgeleri inceleme yetkisi olan vergi müfettişinin şirket kayıtlarını, defterlerini ve diğer bir çok belgeyi tetkik ederek elde ettiği tespitleri, inceleme yetkisini haiz olmayan bilirkişilerin hangi kritere göre yok sayarak elde edilen komisyon geliri dışında başkaca delil bulunmadığından bahisle gizli ortak olup olmadığı yönünde kanaat oluşturulmadığı şeklinde görüş bildirdiğinin anlaşılamadığını; Diğer taraftan bilirkişi raporunun sonuç bölümünün 3. maddesinde ...’ın ... Ltd.Şti.’nin fiili yöneticisi ( şirket müdürü) olarak kabul edilebileceği belirtilirken, 4. maddesinde ise ortaklık ilişkisinin bulunup bulunmadığı hususunda kanaat oluşturulamadığı belirtilerek çelişki ortaya konulmuş ve bilirkişi raporunda bu yönde yapılan itirazları Mahkemece dikkate alınmadan hüküm kurulmuş olmasının da hukuka aykırı olduğunu; Soruşturma kapsamında vergi suçu raporu üzerine ceza davası açılıp açılmadığı, açılmışsa sonuçlanıp sonuçlanmadığı yönünde hiç araştırma (delil listemizde talep edilmiştir) yapılmamış olmasının da kararın bozulmasını gerektirdiğini beyanla Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin red kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, davalı ...'ın diğer davalı şirketin yöneticisi, gizli ortağı olduğunun tespiti talebine ilişkindir.Davacı taraf, davalı şirket hakkında düzenlenen vergi tekniği raporu ile diğer davalı ...'ın şirketin gizli ortağı, gerçek yöneticisi olduğu halde kayıtlarda şirketle ilgisi olmayan kişilerin ortak ve yönetici olarak gösterildiklerinin tespit edildiğini beyan ederek davalı şirket hakkında uygulanacak vergiler için ihtiyati tahakkuk kararı verilmesi ve davalı ... hakkında ihtiyati haciz uygulanabilmesi için adı geçenin davalı şirketin gizli ortağı olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiş, davalılar davaya cevap vermemiş, Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; İdarece yapılacak ihtiyati tahakkuk ve ihtiyati haciz işlemleri ile davalının limited şirket ile bağlantısının ve sorumluluğunun tespit edilemeyeceği, itiraz edilmesi halinde ihtiyati tahakkuk ve ihtiyati haczin kalkacağı, Mahkemece yeterli araştırma yapılmadığı, bilirkişi raporunun çelişkili ve eksik olduğuna ilişkindir.6100 sayılı HMK'nın 114/1-h maddesi uyarınca hukuki yarar dava şartıdır. Aynı kanunun 115. maddesi uyarınca Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Dava limited şirket gizli ortaklığının tespitine ilişkin bir davadır. Tespit davası ile davalı bir şeyi yapmaya veya bir şeyden kaçınmaya mahkum edilemez, sadece taraflar arasındaki hukuki ilişkinin varlığı veya yokluğu ya da tereddütlü olan içeriği tespit edilir. Tespit davasında davacı, kendisi için söz konusu olan tehlike veya tereddütlü durumun ortaya çıkaracağı zararın ancak tespit davası ile giderilebileceğini ispat etmelidir. Tespit davası ile elde edilecek hukuki koruma başka bir yolla veya başka bir davayla sağlanabiliyorsa, davacının tespit davası açmasında hukuki bir yararı yoktur. Bir dava içerisinde iddia ve savunma olarak ileri sürülebilecek hususlar tespit davasının konusu olamaz.(Pekcanıtez/Atalay/Özekes, Medeni Usul Hukuku, 2011, s.300-302). Somut olayda davacı tarafından bu dava ile ileri sürülen iddialar, daha açık ifadesi ile davalı ...'ın diğer davalı ... San. Ve Tic. Limited Şirketi'nin gizli ortağı olduğu iddiası düzenlenen vergi tekniği raporu ile tespit edilmiştir. Davacı, dava dilekçesi ile davalı şirket hakkında 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanun'un 17. maddesi uyarınca ihtiyati tahakkuk ve 18. maddesi uyarınca davalı ... hakkında ihtiyati haciz uygulanabilmesi için bu tespitin bir kez de Mahkeme kararı ile yapılmasının gerektiğini iddia etmiştir. Oysa 6183 sayılı Kanunun 17. maddesinin 2. Fıkrasının 3 nolu bendi ile teşebbüsün muvazaalı olduğu ve hakikatte başkasına aidiyeti hakkında deliller elde edilmiş ise, idarece henüz teşebbüs hakkında tahakkuk edilmemiş vergi ve cezaların derhal tahakkuk ettirilmesi konusunda yazılı emir verilebileceği ve ihtiyati tahakkukun neticelerini düzenleyen 18. maddesinin 3. fıkrasında, 17. madde uyarınca muvazaalı teşebbüs tespiti nedeniyle geçici tahakkuk yapılmış olması halinde ihtiyati haczin muvazaalı teşebbüsten vergi ve resim bakımından faydalananların malları hakkında uygulanacağı kabul edilmiştir. Buna göre, davalı şirket hakkında ihtiyati tahakkuk uygulanabilmesi için muvazaalı olduğu konusunda Mahkemece verilecek bir karara gerek bulunmadığı gibi, bu davanın da sebebini oluşturan ve muvazaalı şirketin esas sahibi olduğu tespit edilen kişi hakkında ihtiyati haciz uygulanması da Mahkemece karar verilmesi şartına bağlanmamıştır. İdarenin açıklanan mevzuat hükümleri karşısında vergi tekniği raporu ile yapmış olduğu tespitler ihtiyati tahakkuk ve ihtiyati tahakkukun sonucu olarak davalı ... hakkında uygulanacak ihtiyati haciz için yeterlidir. Bu dava ile elde edilecek sonuç vergi tekniği raporu ile elde edildiği gibi, uygulanacak ihtiyati tahakkuk ve ihtiyati hacze itiraz edilmesi halinde de, tespit edilen hususların doğruluğu itirazı inceleyecek idari makamlar ve idari yargı tarafından incelenerek bir karara bağlanacaktır. Açıklanan nedenlerle dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, davacının bu davayı açmakta hukuki yararı olmadığı ve Mahkemece isabetli karar verildiğinden, davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı kurum harçtan muaf olduğundan bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 4-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 5-Kararın İlk Derece Mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 19/09/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.