Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/40 E. 2024/1561 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/40
- Karar No
- 2024/1561
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2022/40
KARAR NO: 2024/1561
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Bakırköy 2. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 17/03/2021
NUMARASI: 2021/198 E. - 2021/51 K.
DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 26/09/2024
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili olan firmanın tescilli markaları olan "..., ..., ..., ..., ..., ..." markalarının tanınmış marka olup tescilinin tüm sınıflarda korunması gerektiğini, ...'in Türkiye'de tüm sektörlerde tanınmış bir marka olup en çok satılan spor ürünleri markalarından biri olduğunu, davalının, TPMK'ya 09/09/2014 tarihinde ... başvuru numarası ile başvuruda bulunmak sureti ile "..." şekil markasını 25.sınıfta tescil ettirmek istediğini, işbu başvurusunun 12/12/2014 tarihli bültende yayınlandığını, devamında kabul edilip dava konusu markanın 12/08/2015 tarihinde tescil edildiğini, davalının ürünlerinde ve markasında kullanmış olduğu ... harfinin tasarımının, müvekkilinin kullanmış olduğu ... tasarımına birebir benzemekte olup bu durumun tüketici nezdinde iki markanın karıştırılmasına neden olduğunu, davalının, markasını oluştururken milyonlarca farklı şekilden müvekkiline ait markalara benzemeyen bir marka oluşturabilme imkanı varken, müvekkiline ait markalara benzer bir marka oluşturmasının müvekkiline ait markaların tanınmışlığından faydalanma çabasını açıkça gösterdiğini, davalının markalarını oluştururken kötü niyetli olup, sürekli olarak müvekkilinin markaları ile iltibas oluşturma çabası içinde olduğunu, davalının eylemlerinin müvekkili firmanın tescilli markalarına tecavüz oluşturmakla birlikte TTK hükümleri gereğince haksız rekabet kurallarına da aykırılık oluşturduğunu belirterek öncelikle davaya konu markanın 3.şahıslara devrinin önlenmesi adına marka üzerine ihtiyaten tedbir konulmasına, davanın kabulü ile davalıya ait ... sayı ile tescilli "..." şekil markasının iptal edilerek hükümsüz kılınmasına, sicilden terkinine, marka tasarımının yenilik ve ayırt edicilik vasfı taşımadığından tespitine, davalı şirketin müvekkiline ait markalara tecavüzünün önlenmesi ve men'ine, davalıya ait markanın kullanıldığı tabelaların sökülmesine, reklam vasıtası, basılı evrak ve ürünlerin toplatılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP DİLEKÇESİ: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın öncelikle zamanaşımı nedeniyle reddedilmesi gerektiğini, müvekkili şirketin usulüne uygun başvuru sonucu uyuşmazlığa konu logoyu tescil ettirdiğini, 2014 yılında itiraz bülteninde yayınlanmış olup davacının somut uyuşmazlığa konu ettiği müvekkili şirketin markasını 2014 yılından bu yana bildiği yahut bilmesi gerektiğini, uyuşmazlık konusu logonun davacının logosu ile karıştırılmasının mümkün olmadığını, "..." şeklinin müvekkili şirketin ürünlerinde sola doğru italik tek çizgi ve sağa doğru yine italik çift çizgi şeklinde kullanıldığını, davacının neredeyse tüm "..." lerinde aşağı veya yukarıya doğru daralan tabiri caizse kuyruklar olup müvekkili şirketin logosundaki gibi düz çizgilerin mevcut olmadığını, logoların bu noktada ayrıştığını, müvekkili şirketin ürünlerinde logo tek başına bile kullanıldığında benzemiyorken, neredeyse tamamında logo birlikte "..." isminin de ürünlerde yer aldığını belirterek ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasını, davacının haksız ve mesnetsiz davasının öncelikle zamanaşımı nedeniyle reddine, mahkemece kabul görmezse davanın esastan reddine, karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesince; "Somut olayda davacı ve davalı markası arasında kıyaslama yapılmış ve bilirkişinin davalı markasının nihai tüketici nezdinde iltibas teşkil edecek benzerlik arz ettikleri yönündeki tesbitine mahkememizce de aynen iştirak edilmiştir. Bu nedenle davalı yana ait ... tescil numaralı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir. Marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti talebi yönünden ise; her ne kadar davacı vekili davalının kullanımlarının tecavüz teşkil ettiğini beyan ve iddia etmiş ise de, bu iddiasını ispata yarar bir delil dosyaya sunamadığı anlaşıldığından bu yönden davasının reddi" şeklindeki gerekçeleri ile;"Davacının davasının KISMEN KABULÜ ile; -Davalı yana ait ... tescil numaralı markanın hükümsüzlüğüne, karar kesinleştiğinde sicilden terkinine, -Davacının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ve men'ine yönelik davasının REDDİNE," şeklinde hüküm kurulmuştur.
İSTİNAF: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle müvekkil şirketin markasını 09.09.2014 tarihinden itibaren on yıl boyunca tescil edildiğini, İlgili tarih üzerinden yaklaşık 5 yıl 3 ay gibi bir süre sonra dava açıldığını, ayrıca müvekkil şirketin markasının 2014 yılında itiraz bülteninde yayınlandığını davacının somut uyuşmazlığa konu ettiği müvekkil şirketin markasını 2014 yılından bu yana bildiği yahut bilmesi gerektiği aşikar olduğunu, İlgili kanun maddesinin zamanaşımına ilişkin bir başka koşulu ise kötü niyet olup müvekkil şirketin kötü niyetli olmadığını, 1996 yılından beri ayakkabıcılık sektöründe faaliyet gösterdiği ve ülkenin tanınmış ayakkabı üreticilerinden biri olduğunu logosunu ve "..." marka ismini tescil ettirdiğini davanın esasını hiçbir şekilde kabul etmemekle birlikte davanın öncelikle zamanaşımı nedeniyle reddedilmesi gerektiğini, müvekkilinin 1996 yılından bu yana ayakkabıcılık sektöründe faaliyet göstermekte olduğunu, Türkiye genelinde ayakkabı sektöründe oldukça tanınan firmalardan biri olduğunu, yine müvekkilinin yıllardır kendi adına tescilli markalarla çeşitli ürünlerin ticaretini yaptığını, geniş bir müşteri çevresi ve potansiyeline sahip olduğunu, davacının iddia ettiği şekilde davacının markasının tanınırlığından faydalanarak ekonomik kazanım elde etme gayesinde olmadığı gibi müvekkilinin buna ihtiyacınında bulunmadığını, davacının neredeyse tüm "..." işaretlerinde aşağı veya yukarıda doğru daralan tabiri caizse kuyruklar olup müvekkilinin logosundaki gibi düz çizgiler mevcut olmadığını, davacı şirket ile müvekkilinin logosunun daha en başta bu noktada ayrışmakta olduğunu, ayrıca davacının markasının logosunda açık bir şekilde "..." yazmakta iken müvekkilinin markasında "..." yazdığını, işbu logoların karıştırılmasının hayatın olağan akışına aykırı olup ayırt etme gücü olan her bireyin ilgili logoları karıştırmayacağının ortada olduğunu, davacının tanınmış marka olması "..." harfini kendi tekellerine aldığı anlamına gelmemesi gerektiğini ve sadece apayrı bir marka isminin yanında "..." harfi bulunmasından ötürü müvekkilinin markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesinin kesinlikle hukuka, hakkaniyete ve vicdana aykırı bir karar olduğunu, "..." markası ile "..." markasının ortalama ve hatta okuma yazma bilen alt tüketici tarafından karıştırılmasının, ilişkilendirilmesinin mümkün olamayacağını, müvekkilinin 5 yıldır işbu logo ile ürettiği ayakkabıların hiçbirinde ... şekli ile ... markasının alt serisi olarak nitelendirilebilecek ayakkabılar üretmediğinin de aşikar olduğunu, "..." ismi ile davacının "..." markasının isim ve fonetik olarak ne derece benzer olduğunun açıklamaya dahi gerek olmadığını düşünmekte iken ilk derece mahkemesince bu hususun benzerlik olarak kabul edildiğini, bu sebeple yapılacak inceleme sonucunda verilen hatalı kararın bozulması ve davanın reddedilmesini talep etmiştir.
İSTİNAFA CEVAP: Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Markalar arasındaki benzerliğin, dosyada alınan bilirkişi raporuyla ispatlandığını, raporda markaların asli unsurlarının “..." ibaresi olarak benzer olduğunu; iki markanın da şekil unsuru yönünden büyük punto ile “...” harfine benzer şekil ihtiva ettiğini markaların oluşturulma biçimi yönünden asli unsurları olan “..." ibarelerinin markada konuşlanış şekli yönünden benzer olduğunu taraf markalarını aynı anda ya da ayrı ayrı gören, markanın hitap ettiği ortalama bir tüketicinin de bu markaların ilişkili markalar olduğunu sanmasının ve bu markaların farklı markalar olduğunu anlasa bile aynı kişiye ait seri markalar olduğunu düşünme ihtimalinin bulunacağını, davalı markası ile karşılaşan bir tüketicinin, karşısında bulunduğu markanın davacı yanın seri markalarından birisi olduğu kanaati ile hareket edebileceğini ve davalı yanın bu sebeple davacı yana ait markaların itibarından yararlanmak sureti ile kazanç elde etme ihtimalinin bulunduğunun ortaya koyulduğunu ve davalı markasının müvekkiline ait markalar ile nihai tüketici nezdinde iltibasa sebebiyet verecek kadar benzer olduğunu ortaya konulduğunu, yerel mahkemece de gerekçeli kararda bilirkişi raporuna iştirak ederek haklı davanın kabulüne, müvekkiline ait markalarla iltibas yaratacak düzeyde benzerliği açıkça ortada olan davalıya ait ... tescil numaralı markanın hükümsüzlüğüne karar verdiğini, ilk derece mahkemesince kurulan kararın yerinde olduğunu ileri sürerek, kararın istinaf incelemesi sonucunda onanmasını ve davalı tarafından sunulan istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davanın konusu davalı adına tescilli ... "..." şekil markasının davacı tanınmış markası ile benzer olduğu ve iltibas riski taşıdığından markanın hükümsüzlüğüne, davalının davacıya ait markalara tecavüzünün önlenmesi ve men'ine, haksız rekabetin tespiti ve önlenmesidir. Mahkemece markanın hükümsüzlüğü davasının kabulüne, markaya tecavüz ve haksız rekabetin önlenmesi davasının reddine karar verilmiş olup, iş bu karara karşı davalı tarafından markanın hükümsüzlüğü yönünden verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulduğundan istinaf incelemesi markanın hükümsüzlüğü yönünden yapılmıştır. Markaların karıştırılma ihtimali bulunması 6769 sayılı SMK'nun 25. maddesinde hükümsüzlük sebebi olarak sayılmıştır. Marka tescilinde nispi ret sebeplerinin yer aldığı 6769 sayılı SMK'nun 6/1. maddesinde, tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dahil, karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvurunun reddedileceği belirtilmiştir. Karıştırılma (iltibas) tehlikesi, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle, sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir. Diğer bir tanıma göre karıştırılma ihtimali, bir -tescilsiz- işaretin veya tescil edilmiş bir markanın daha önce tescil edilmiş bir marka ile şekil, görünüş, ses, genel izlenim vs. sebeple ya aynı ya da benzer olduğu için önce tescil edilmiş marka olduğu zannını uyandırması tehlikesidir. Yapılacak incelemede karıştırılma (iltibas) ihtimalinin araştırılmasına ilk önce markalar arasında ayniyet ya da benzerlik bulunup bulunmadığından başlanması gerekir. Bunun için de ilk önce markalar arasında ayniyet veya benzerlik ve daha sonra mal ve/veya hizmetler arasında ayniyet veya benzerlik olup olmadığı araştırılmalıdır. Burada iltibas tehlikesinin belirlenmesinde, benzerliğin vasat düzeydeki tüketicilerin ilk bakışta ürün veya hizmetin karıştırılmasına sebep olması veya karıştırma tehlikesinin bulunması ölçütü esas alınır. Ancak özel alıcı grubu olan hedef kitle de somut olayda nazara alınabilir. Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmış, 14/01/2021 tarihli marka vekili tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda özetle, "Davalı yan adına tescil edilmiş olan ... kod numaralı ... görselini ihtiva eden markanın hükümsüzlüğünün koşullarının oluştuğunu, dosya münderecatından davalı yanın ilgili markasal kullanımlarına ilişkin herhangi bir bilgi ve belgeye rastlanmadığını, ancak davalı yanın cevap dilekçesinde kullanımlarına ilişkin olarak verdikleri örnekler çerçevesinde davalı yanın dava konusu markayı kullandığını (davalı yanın ... görselini mal ve hizmetlerin sınıflandırılmasına ilişkin tebliğin 25.sınıfında kullandığı) kanaatinin mahkeme nezdinde oluşur ise ilgili kullanımların davacı yana ait markaya tecavüz ve davacı yan ile haksız rekabet teşkil ettiğinden bahsedilebileceği" belirtilmiştir. Davalı tarafından zamanaşımı yönünden yapılan istinaf incelemesinde, dava konusu davalı tarafa ait markanın 12.12.2014 tarihli bültence yayınlandığı, 12.08.2015 tarihinde tescil edildiği, huzurda bulunan davanın 11.11.2019 tarihinde ikame edildiği, dava konusu markanın tescil edildiği tarihten itibaren 5 yıllık süre dolmadan dava açılmış olmakla davalının zamanaşımı istinafı yerinde görülmemiştir. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda ... unsurlu davacı markaları ile benzer olduğu, davacı markalarında ... şekil unsurunun asli unsur olduğu, davacının ... tanınmış markaları ve davaya konu ... seri markalarının tüketici nezdinde bilinir olduğu, sektörde tanınmış seviyesi göz önüne alındığında davalı markasının davacının tanınmış markasından faydalanma ihtimalinin bulunduğu ve iltibas yaratacağı, davalı markası ile davacının 25. sınıfta tescilli markalarının tescil sınıflarının ortak olduğunun tespit edildiği anlaşılmakla hükümsüzlük koşulları oluştuğundan 6769 sayılı SMK 6/1 v 6/5 md gereğince hükümsüzlük kararı verilmesi usul ve yasaya uygundur. Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun Bakırköy 2. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 17/03/2021 tarih ve 2021/198 E. 2021/51 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 59,30-TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30-TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 26/09/2024