Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/107 E. 2024/1613 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/107
Karar No
2024/1613
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2022/107 KARAR NO : 2024/1613

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 06/10/2021 NUMARASI : 2020/45 E. 2021/173 K. DAVANIN KONUSU : Marka Hakkına Tecavüz Nedeniyle Maddi ve Manevi Tazminat KARAR TARİHİ : 26.09.2024 KARAR YAZIM TARİHİ : 26.09.2024

İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 06.10.2021 tarih 2020/45 E. 2021/173 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA :Davacı vekili, müvekkilinin ... markasının TPE nezdinde 2016/77721 tescil numarasıyla 03/10/2016 tarihinde tescil edildiğini, davalı tarafın müvekkiline ait ... markasını “...” olarak kullandığını, bu marka adı altında ürün satışı yaptığını, marka haklarına tecavüz ettiğini, benzerlik nedeniyle iltibasa sebebiyet verdiğini, davalının “...” olarak tabelasında ve internet sitelerinde kullanmakta ve reklam yapmakta olduğunu, bu nedenle sektörde devamlı isim karışıklığı yaşanmasına sebebiyet verdiğini, fatura ve ürünlerin karışıp yanlış gönderilmesi nedeniyle müvekkilini maddi ve manevi zarara uğrattığını, müvekkiline ... ürünleri ve faturaları gönderilmiş olduğunu fatura bedelleri talep edildiğini, İzmir 8.Sulh Hukuk Mahkemesi 2019/133 D.İş Sayılı tespit dosyasında yapılan keşif sonrasında alınan raporda “...” markası adı altında gözlük sattığı tespit edilmiş ve kayıt altına alınmış olduğunu, davalı tarafın kullanımının ve pazarlanmasının bir durdurulmasını ve şimdilik 5.000 TL maddi ve 5.000 TL manevi tazminat talebiyle dava etmiştir. 21/09/2021 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminatı artırarak ıslah harcının ödenmek suretiyle 16.680 TL net olarak avans faiziyle birlikte ıslah etmiştir. CEVAP : Davalı vekili, müvekkilinin 26.11.2016 tarihinde trafik kazası geçirerek vefat eden ablasının oğlu olan yeğeni ...'in ismini uygun bularak işletmesine vermiş olduğunu, 2017 ruhsat tarihli "..." isimli işletmesinde bu ismi kullanmasının nedenini yeğeninin anısını yaşatmak olduğunu, davacının "... " markasından etkilenmeden oluşturulmuş olduğunu, kötü niyetli kullanımı söz konusu olmadığını, müvekkilinin faturalarında, ... ismi ve vergi numarasının da yazmakta olduğunu, karıştırılma ihtimalinin olmadığını, davacı taraf ile müvekkilinin işyeri tabelaları, camekan, kartvizit gibi reklam işlevi gören malzemelerinin birbirinden çok farklı olduğunu, benzerliği ve ilgisinin bulunmadığını, karıştırma ihtimali olmadığını, müvekkili aleyhine başlatılan İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı 2019/102382 soruşturma numaralı dosyasında "markanın esas unsurunu teşkil eden ... ibaresi yönünden bir benzerlik bulunsa da bu benzerliğin şüpheli kullanım ile 2016/77721 tescil numaralı markanın marka hakkına tecavüz suçunun maddi unsurunun oluşmadığı" gerekçesiyle sonuçlandığını, müvekkili tarafından "..." markasının tescili için Kuruma başvuru yapıldığını, davacı tarafın itirazı sonrasında, müvekkili tarafından itiraza görüş sunulmuş olduğunu, marka tescil başvurusunun inceleme aşamasında olduğunu ve kurumun kesin cevabının henüz belli olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı markasının asli unsurunun "..." ibaresi olduğu, davalının kullanımlarının da "..." ibaresini ön plana çıkararak markasal olduğu, davacı markasına iltibas ve tecavüz oluşturduğu, davalının bu kullanımı sonucunda SMK .m.15/2-c uyarınca davacının yoksun kalınan kazancının 16.680 TL olduğu, SMK'nın 149/1-ç ve TBK'nın 58. Maddesi göz önüne alınarak; somut olayın koşulları ve sonuçları dikkate alınarak 5.000 TL manevi tazminatın kabulünün uygun olduğu gerekçesiyle davacının davasının kabulüne, davalının "..." ibaresini kullanımının davacı markasına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğu, durdurulmasına, önlenmesine menine, davalının "..." ibaresini kullandığı tabelaların sökülmesine, reklam vasıtası, basılı evrak ve ürünlerin toplatılmasına, davalının "..." ibaresini kullandığı internet sitelerine erişimin engellenmesine, 16.680 TL maddi tazminatın, 5.000 TL manevi tazminatın 14/05/2019 tarihinden itibaren işleyecek olan avans faiziyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davalı vekili, davaya konu '...' markasının hizmetin ve işyerinin kalitesine ilişkin algısal durum yaratan ve övgü sözü niteliğinden dolayı ayırt ediciliğinin düşük olduğunu, zayıf bir marka tescil ettiren kişinin, o marka ile normal koşullarda karıştırılma ihtimali oluşturabilecek benzer işaretlerin üçüncü kişiler tarafından kullanılmasına katlanması gerektiğini, "..." kelimesinin kullanımının oldukça yaygın olduğunu, bu sebeple davalının markasının zayıf bir marka olduğunu, bu tür markalar arasındaki iltibas tehlikesinin, yapılacak küçük bir değişiklik ile bertaraf edilebileceğini, bu sebeple korunma kapsamının dar yorumlanması gerektiğini, müvekkilinin markasında bulunan "..." kelimesi + "..." ile davacı markasından oldukça farklılaştığını, maddi tazminat yönünden ise TBK'da düzenlenen haksız fiil hükümlerine aykırı şekilde, somut olayın özellikleri göz önünde bulundurulmaksızın ve kusur değerlendirmesi yapılmaksızın salt bilirkişi raporuna göre kurulan hükmün kaldırılması gerektiğini, müvekkilinin esnaf olup davacının bu şekilde bir markasının bulunduğunu bilebilecek veya bilmesi gereken bir konumda olmadığını, tazminat yükümlülüğünün söz konusu olabilmesi için ortada hukuka aykırı eylemden doğan bir zararın bulunması gerektiğini, müvekkilinin "..." ismini kullanmasının davacıyı bir zarara uğratmadığını, tazminatın talep edilebilmesi için mütecavizin kusurlu olması gerektiğini, manevi tazminatın da koşullarının oluşmadığını, manevi tazminata ilişkin bir delil sunulmadığını, bilirkişi raporunda, yoksun kalınan kazancın lisans örneklemesi yoluyla belirlenmesi yöntemi kullanılarak zarar miktarı tespit edildiğini, bu yöntemde, emsal bir araştırma yapılarak, markanın tanınmışlık düzeyi, ekonomik önemi, markanın konu olduğu lisansların sayısı, türleri ve özellikleri de göz önünde bulundurulması gerektiğini, dosya kapsamına alınan bilirkişi raporunda sadece tarafların işyeri muhasebe kayıtları incelenmekle yetinildiğini, davacının dosyaya sunulmuş lisans örneği bulunmadığını, ayrıca piyasada uygulanan kriterlere göre farazi bir lisans örneği de olmaksızın hesaplama yapıldığını, ayrıca bilirkişi raporunda, hiçbir emsal lisans sözleşmesi dosya kapsamında yer almamasına rağmen "piyasa şartlarında gerçekleşen sözleşmelerde kar payı oranı esas alınarak %20'lik bir arttırım" uygulandığını, dosyada mevcut olmadığı halde bilirkişinin re'sen ve dayanaksız arttırım ile miktar tespiti yaptığını, bilirkişi raporunda hesaplanan 16.680 TL'nin davalının iş hacmi açısından oldukça yüksek bir rakam olduğunu, müvekkilinin net karının 2.457,54 TL olduğunu, tazminat hesaplamasının, davalı açısından makul olmayan ve adaletsiz bir sonuca yol açtığını ve gerçeğe uygun olmadığını istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE : Dava, marka hakkına tecavüz tespiti ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları delilere göre, hükme esas alınan bilirkişi raporundaki tespit ve değerlendirmelerin dosya kapsamına uygun olmasına, raporun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olmasına, mahkemece uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, istinaf itirazları yerinde olmadığı değerlendirilerek, yerinde görülmeyen istinaf itirazlarının HMK'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince reddine karar verilmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı yönünden istinaf karar harcı olan 1.480,00 TL'den peşin alınan 370,00 TL'nin mahsubu ile bakiye 1.110,00 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere 26.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2022/107, K. 2024/1613, T. 26.09.2024, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-107-e-2024-1613-k-021679810106