Bölge Adliye Mahkemesi · Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi 2022/672 E. 2024/989 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Daire
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/672
Karar No
2024/989
Karar Tarihi

T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2024/672 Esas 2024/989 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2022/672 KARAR NO : 2024/989

TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR

İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 10/02/2022 NUMARASI : 2021/783 Esas 2022/76 Karar DAVACI VEKİLİ : DAVALILAR : DAVA : Şirket Yöneticinin Azli DAVA TARİHİ : 31/12/2021 KARAR TARİHİ : 26/09/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 26/09/2024

Taraflar arasındaki şirket yöneticisinin azli istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin 2020 yılının Haziran ayında 2.000.000,00 TL sermaye ile kurulduğunu, davalı ...'ın 53600 pay ve %67 hissesinin, müvekkili davacının ise 26400 pay ve %33 hissesi olacak şekilde ortaklık payı oluşturulduğunu, müvekkilinin şirkette küçük ortak konumunda olduğundan şirketin işleyişinden, yaptıkları faaliyetlerden, mali yapısından, kar zarardan, gelir giderden haberdar edilmediğini, davalı şirket müdürü tarafından müvekkiline şekli anlamda usule uygun ancak kendisine resmi olarak haberdar edilmeden sermaye arttırımına gidilerek şirketteki payının çok cüzi hale getirileceğinin söylendiğini, müvekkili tarafından şirketin mali durumu, genel kurulun ve sermaye arttırımının yapılıp yapılmadığı hususunda bilgi almak için Ankara 2. Noterliğinin 08/06/2021 tarihli ve 10820 yevmiye numaralı ihtarnamesini keşide ettiğini, Altındağ 4. Noterliğinin 17/06/2021 tarih ve 14737 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile verilen cevabın hiçbir somut ve kapsamlı bir bilgi içermediğini, bunun üzerine müvekkili tarafından yeniden Ankara Etimesgut 2. Noterliğinin 07/07/2021 tarih ve 13701 yevmiye numaralı ihtarnamesinin keşide edildiğini, davalı müdürün şirket kayıtlarını usulüne uygun tutmadığını, şirketin herhangi bir mal ve hizmet almaksızın vergi kaçırmak için fatura kesmekte olduğunu, gerçekte olmayan medikal mallara ilişkin fatura kesildiğini, şirket adına cezai ve maddi anlamda sorumluluk doğduğunu iddia ederek davalı şirket müdürünün yetkilerinin kaldırılmasını, müvekkilinin davalı şirkete yönetim kayyımı olarak atanmasını, davalının kaçırdığı paraların tespitini ve bu paraların davalı şirket hesabına aktarılmasını talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; banka dekontlarından da açıkça görüldüğü üzere, müvekkili ...'ın kendi namına düsen sermaye miktarının tamamını nakden yatırdığını, yine davacının sermaye payının 1/4'ünü de kendi cebinden yatırdığını, davacının müvekkilleri ile iletişim kuramadığı veyahut kendisine bilgi verilmediği iddiasının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacının vekil ile yürütülebilecek ve işleyişi öğrenebilecek durumu varken dava yolu ile %33 hissedarı olduğu şirketten, %67 hissedarı olan ve yönetim kurulunda bulunan müvekkilinin azlini istemesinin açıkça art niyet göstergesi olduğunu, davacının şirkete kendi isteği ile gelmediği gibi, ne şirketi ne ortağını bilgi almak için de aramadığını, bu durum ile ilgili dosya içeriğine herhangi bir delilin sunulmadığını, davacı yanın ticari itibarı zedeleyeceği varsayımsal iddialar ile müvekkilini ve hissedarı olduğu şirketi baltalayıcı beyanlarına (naylon fatura vs) katılmanın mümkün olmadığını, müvekkili şirket defterleri ile dilekçe ekinde sunulan bilanço vs belgeler incelendiğinde; müvekkili şirketin kar payından davacı yanın hesabına yatırılan paralar ile davacı yanın iddiasının çürütüleceğini, vergi dairesine müzekkere yazılarak müvekkili şirketin herhangi bir vergi borcu olmadığının ortaya çıkartılabileceğini, müvekkili şirketin üretim yapan bir şirket olmadığını ve herhangi bir fabrikasının da bulunmadığını, tedarik eden bir firma olduğunu ve tedarik usulü satış yaptığını, iş bu sebeple, davacının kurulan şirketin ne iş yaptığını bilmemesinin bile, iş ile ilgilenmediğinin, huzurda açılan davanın hukuki dayanaktan yoksun açıldığının kanıtı olduğunu, dava dilekçesinde belirtilen sermaye değişikliğinin bu aşamada söz konusu olmadığını, sermaye artırımına gitmelerinin başlıca nedenlerinin yüksek enflasyon şartlarında erimiş olan sermayelerini güçlendirmek ve yeni yatırımlar için veya şirketlerin faaliyetlerinin reel büyümesi sonucu gereken fon ihtiyacının giderilmesi olduğunu, müvekkili şirketin Anonim şirket yapısında olduğunu, Anonim Şirketlere ilişkin düzenlemelerin TTK'nın 329 ila 572 nci madde hükümleri arasında düzenlendiğini, davacının dava dilekçesinde dayandığı TTK'nın 235 inci madde hükmünün Kollektif şirketlere özgü düzenleme olduğunu, Türk Ticaret Kanununda anonim şirketlere kayyım atanmasının düzenlendiği bir madde hükmü bulunmadığını, 2020 yılı için 2021 yılı hesap döneminde pandemi sebebiyle, toplantı çağrısı yapılamadığını, bu sebeple, bir kusur ve ihmalin bulunmadığını, bununla birlikte müvekkilinin bir kusuru olmamakla birlikte kendisine isnat edilebilecek doğmuş bir zararın da olmadığını, bunun şirket kayıtları ve bilançolar ile sabit olduğunu, davalı şirketin kurulduğu günden itibaren kısa zaman içinde kazanmış olduğu ivmenin buna bağlı olarak kâr payı oranının şirket defterleri incelendiğinde açıkça görüleceğini belirterek davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğüne yazılan yazıya 31.12.2021 tarihinde verilen cevaptan; davalı şirketin merkezinin Çankaya/Ankara'da bulunduğu, yetkilisinin davalı ... olduğu, Anonim Şirketlerde yönetim kurulu üyelerinin görevden alınması usulü TTK'nın 364. maddesinde düzenlenmiş olup, yönetim kurulu üyelerinin genel kurul kararıyla görevden alınabilecekleri belirtildiğinden yöneticinin azli davası dinlenemeyeceği, dava dilekçesinde davaya dayanak olarak gösterilen TTK'nın 636. maddesi limited şirketler, TTK'nın 235. maddesi kolektif şirket yöneticileri hakkında uygulanabileceği, davada, davalı şirket yöneticisinin yetkilisinin azli yanında, yöneticinin kaçırdığı iddia edilen paraların tespit edilerek şirket hesaplarına aktarılması da talep edilmiş ise de, mahkemenin böyle bir yetkisi bulunmadığı gibi, talep şirket zararının şirket namına tahsili olarak değerlendirilecek olduğunda dahi arabuluculuk dava şartının gerçekleşmediği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, kayyım taleplerinin hiçbir şekilde değerlendirmeden eksik hüküm kurulduğunu, şirketin kilitlenme yaşadığını, müvekkilinin saf dışı bırakıldığını, şirketin yerinin bile kendisinden habersiz değiştirildiğini, genel kurulun bir kez dahi toplanmadığını, organ eksikliğini oluştuğunu ve şirket ortağı müdürün haricen öğrenildiği üzere yasal sorumluluğuna aykırı işlemlerden bahsedilmesinin ve bu yönde kayyım taleplerine rağmen salt diğer talepler değerlendirilerek bu yönde kurulan hükmün hatalı olduğunu bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava; anonim şirket yönetim kurulu üyesinin azli ile davalı şirketin kaçırdığı iddia edilen paraların tespit edilerek şirket hesabına aktarılması istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Dosya kapsamından, davalı şirketin merkezinin Ankara ili, Çankaya ilçesinde bulunduğu, şirket yetkilisinin davalı ... olduğu, eldeki davanın davalı şirket müdürünün yükümlülüklerini yerine getirmediği iddiasıyla davalı şirkete yönetim kayyımı olarak davacının atanması, davalının kaçırdığı paraların tespiti ile davalı şirket hesabına aktarılması talebiyle açıldığı anlaşılmakta olup, anonim şirketlerde yönetim kurulu üyelerinin görevden alınması usulü TTK'nın 364. maddesinde düzenlenmiş ol olması, yönetim kurulu üyelerinin genel kurul kararıyla görevden alınabilecek olmaları ve davanın TTK'nun 531.maddesi gereğince organ yokluğundan fesih davası olarak açılmamış olması, davacının istinaf dilekçesinde davasını değiştirmesinin mümkün olmaması, yöneticinin kaçırdığı iddia edilen paraların tespit edilerek şirket hesaplarına aktarılmasına ilişkin talebin şirket zararının şirket namına tahsiline yönelik alacak davası olarak açılmış olması ve dava açılmadan önce arabuluculuk yoluna başvurulmamış olması gözetilerek ilk derece mahkemesince yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın reddi yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davacıdan alınması gerekli olan 427,60 TL harçtan peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 26/09/2024

Başkan- Üye - Üye - Zabıt Katibi -

Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.

Atıf: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, E. 2022/672, K. 2024/989, T. 26.09.2024, www.arakarar.com/karar/ankara-bolge-adliye-mahkemesi-21-hukuk-dairesi-2022-672-e-2024-989-k-c971ec7d8c3c