Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/2169 E. 2026/929 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/2169
Karar No
2026/929
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

40. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

DOSYA NO: 2022/2169

KARAR NO : 2026/929

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi

TARİHİ: 18/01/2022

NUMARASI : 2020/234 Esas - 2022/35 Karar

DAVANIN KONUSU: Tazminat

KARAR TARİHİ: 18/06/2026

Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...'ın sürücüsü olduğu ... plaka sayılı motosikleti ile 28 /06/2018 günü ...'in idaresindeki ... plakalı araç ile çarpıştığını, belirterek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla davacıya ödenmesi gereken 5.500 TL daimi maluliyet tazminatının davalı ... Anonim Şirketi 'ne başvuru tarihi olan 16/10/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava şartı yokluğundan dolayı davanın usulden reddedilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

İlk derece mahkemesince; davanın reddine karar verilmiştir.

Bu karara yönelik istinaf kanun yoluna başvuran davacı vekilinin başvurusunun, ilk derece mahkemesinin 24/05/2022 tarihli ek kararıyla reddine karar verilmiştir.

Asıl karara ve ek karara yönelik istinaf kanun yoluna başvuran davacı vekili: dava açılırken fazlaya dair haklar saklı tutularak dava belirsiz alacak davası olarak açıldığını, bu nedenle açılan davada verilen karar bakımından miktar itibariyle kesin karar verilmiş olmasının hatalı olduğunu, davanın belirsiz alacak davası niteliğinde olduğundan miktar yönünden istinaf sınırı altında olmadığını, hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu'nun maluliyet oranı tespiti içerir raporda, müvekkilin maluliyet oranının hatalı şekilde tespit edildiğini, maluliyet raporuna süresi içerisinde itiraz edilmişse de mahkeme tarafından itirazların reddedildiğini belirtmiştir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda:

Yargıtay'ın yerleşik ve istikrar kazanmış kararlarında da açıklandığı üzere, davanın açıldığı tarihte alacak miktarının belirlenmesi imkansız ise belirsiz alacak davası açılabilir. Öte yandan alacaklıdan alacağın miktar veya değerinin tam olarak belirlenmesi beklenemez ise yine belirsiz alacak davası açılabilir. Alacağın miktarının belirlenebilmesinin, tahkikat aşamasında yapılacak delillerin incelenmesi, bilirkişi incelemesi veya keşif gibi sair işlemlerin yapılmasına bağlı olduğu durumlarda da belirsiz alacak davası açılabileceği kabul edilmektedir.

Dava dilekçesinde açıkça belirsiz alacak davası olduğu belirtilmiştir. Bu durumda, kesin olarak karar verilmesi doğru olmamış, talep karar tarihi itibarıyla istinaf kesinlik sınırının altında olmayıp mahkemece verilen hüküm istinaf kanun yoluna tabi olduğundan ek karar kaldırılarak davacı vekilinin esasa ilişkin istinaf itirazları incelenmiştir.

Dava, trafik kazası nedeniyle maddi kalıcı iş gücü tazminatı istemine ilişkindir.

Davacının 28/06/2018 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı yaralanması sebebiyle

maluliyet durumunun, Adli Tıp 2. İhtisas Dairesi'nin 11/10/2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri ve 30/03/2013 tarih ve 28603 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu raporları hakkında yönetmelik hükümlerince ayrı ayrı gözeterek düzenlediği, her iki raporda da sürekli maluliyet tayinine mahal olmadığının belirlendiği anlaşılmaktadır. Anılan raporlarda davacının kaza sonrası tedavilerine ilişkin kayıtların ve raporların irdelenerek kaza ile maluliyet arasında uygun nedensellik bağının kurulduğu, raporların yetkili heyetçe ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli olarak düzenlenmiş olduğu anlaşılmakla, bu konudaki davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.

KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1.Davacı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı ilk derece mahkemesinin ek karara ve asıl karara yönelik istinaf başvurusunun HMK'nin 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine,

2.Harçlar Kanununa göre alınması gereken 732 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 161,4 TL harcın mahsubu ile bakiye 570,6 TL istinaf karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,

3-Davacının istinaf başvurusu nedeniyle sarf ettiği yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,

4.İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,

5.İstinaf yargılama giderleri için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,

Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nin 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki haftalık süre içerisinde, dairemize ya da bulunulan yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilecek dilekçeyle Yargıtayda temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.18/06/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2022/2169, K. 2026/929, T. 18.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-2169-e-2026-929-k-4be70a36c876