Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1833 E. 2026/378 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/1833
- Karar No
- 2026/378
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2022/1833 KARAR NO : 2026/378
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 28/09/2021 NUMARASI : 2019/47 Esas 2021/662 Karar DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit BAM KARAR TARİHİ : 17/02/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 18/02/2026
Dahili davacılar vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı tarafça müvekkili aleyhine İzmir 22. İcra Müdürlüğü'nün 2019/3747 Esas sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığını, takibin mesnedi olan iki adet senedin, toptancılık yapan davalının davacıya vereceği mallara karşılık önceden imzalanarak davalıya verilmiş senetler olduğunu, müvekkilinin anılan senetlere karşılık davalı şirket yetkilisine 10.000,00 TL ve 7.000,00 olmak üzere iki ayrı ödemeyi elden ve nakit olarak yaptığını, normal şartlarda 3.000,00 TL'lik bir bakiye kalmış olmasına ve davalı anlaşma konusu malların tamamını müvekkiline teslim etmemiş olmasına rağmen hiçbir ödeme yapılmamış gibi toplam bedel üzerinden icraya koyduğunu, müvekkilinin sadece 3.000,00 TL'lik borcunun kaldığından bahisle davanın kabulü ile Davacının davaya konu icra takibinden dolayı sadece 3.000 TL borçlu olduğunun ve bakiye alacaktan dolayı borçlu olmadığının tespitine, davalının kötü niyetli olması ve haksız takip nedeniyle %20 tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı asilin dava açıldıktan sonra vefat ettiğini, davaya mirasçılar ile devam edilmesi gerektiğini, davacı tarafın iddialarını kabul etmediklerini, davalı şirket yetkililerinin söz konusu senetlerin karşılığında malı peşin ve eksiksiz olarak davacı tarafa teslim ettiğini, davacı tarafın HMK'nun 201. maddesi uyarınca iddiasını ispat etmesi gerektiğini, tanık dinletilmesi hususuna dava konusu gereği dayanılamayacağından bahisle davanın reddi ile davacı taraf aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesince "....Dava, davacı aleyhine davalı şirket tarafından başlatılan icra takibine takibe konu bedelin bir kısmının ödendiği iddiası ve kalan bedel yönünden borçlu olmadığının iddiası ile açılan menfi tespit davasıdır. Dava açıldıktan sonra davacının ölümü üzerine mirasçılarının davaya devam etmek istediklerine dair beyanda bulundukları, bu hususu davacı vekili aracılığı ile dosyaya sundukları, kendilerini vekille temsil ettirdikleri ve vekaletnameyi dosyaya sundukları görülmüştür. Ayrıca dosya içinde davacının mirasçılarını gösterir şekilde gösteren İzmir 8. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2019/520 Esas 2019/517 Karar sayılı kararın dosyaya sunulduğu anlaşılmıştır. Davacı tarafça davalı defterleri üzerinde inceleme yapılması talep edilmiş olmakla, davalı defterlerinin bulunduğu adresin davalı tarafça bildirilmesi üzerine, defterler üzerinde inceleme yapılmak üzere dosyanın Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişiye tevdi edildiği anlaşılmış, bilirkişi tarafından düzenlenen 26/07/2021 havale tarihli bilirkişi raporunun dosyaya sunulduğu anlaşılmıştır. Raporun yapılan incelmesinde; Davacı tarafın 2018-2019 hesap döneminde E-Defter mükellefi olduğu, sunulu ticari e-defterlerin defter berat kayıtlarını VUK'na uygun olarak zamanında yapıldığını, davalı tarafından takip konusu yapılan 20.000,00 TL tutarındaki iki adet senedin davalı kayıtlarında olmadığını, ayrıca davacı tarafından davalıya ödendiği iddia edilen ödemelerin de davalı kayıtlarında görülmediği, inceleme yapılan davalı taraf ticari defterlerine göre taraflar arasında ticari ilişki bulunmadığı, yönündeki görüşlerini Hukuki ve nihai kararın Mahkememize ait olmak üzere dosyaya sunduğu görülmüştür. Davacı tarafça davalı lehine düzenlenen her iki bononun geçersiz olduğuna dair herhangi bir iddia da bulunulmamıştır. Bono bedelleri karşılığı ürün teslimi gerektiği halde teslim edilmediği iddiasında bulunulmuştur. Bono bedelleri toplamının 20.000,00 TL olduğu, bu bedellerden 3.000,00 TL'sinin davalı tarafa ödendiği, davalı tarafça beyan edilmiştir. Bakiye 17.000,00 TL yönünden borçlu olunmadığı iddia edilmiştir. Davacı tarafça münhasıran davalı defterlerine dayanılmıştır. Davalı defterleri üzerinde yapılan incelemeye göre gerek icra takibine konu senetlerin gerekse davalıya teslim edildiği beyan edilen ürünlerin teslimine ilişkin bilgilerin defterlerde kayıtlı olmadığı anlaşılmıştır. Her ne kadar davalı defterlerine dayanılmış ve davalı defterlerinde davalının dayandığı ve icra takibine konu ettiği senetler kayıtlı değil ise de, davacı tarafça usulüne uygun şekilde düzenlenerek davalıya teslim edildiği kabul edilen 2 adet senedin varlığı taraflarca uyuşmazlık konusu edilmemiştir. Bu durumda takdiri delil niteliğinde olan davalı ticari defterlerinin kesin delil niteliğinde ve kayıtsız şartsız borç ikrarını içerir kambiyo senetleri karşısında tek başına iddianın ispatlandığı hususunda bir kanaat edinilmesine yeterli olmadığı görülmüştür. Davalı taraf defterlerinde davaya konu edilen senetlerin ve borcun varlığına ilişkin bir beyanın olmaması davacı tarafından düzenlendiği kabul edilen kambiyo senedinde gösterilen bedel kadar borcun olmadığı sonucunu doğurmayacağı Mahkememizin kabulündedir. Davacı tarafça mal ve ürünlerin davacıya teslimi için takibe dayanak senetlerin düzenlendiğini ispatlar şekilde herhangi bir delilin dosyada bulunmadığı anlaşılmıştır. Kambiyo senetleri kayıtsız şartsız borç ikrarını içerir, sebebiyetten soyut belge niteliğinde olduğu kabul edilmekle bu haliyle davacının davalıya borçlu olmadığı iddiasını ispatlar şekilde aynı güçte karşı delil ile ispatlaması gerektiği dikkate alındığında bu nevi bir delilin davacı tarafça dosyaya sunulmadığı, bildirilmediği anlaşılmış, davacı tarafın iddiasını ispatlayamadığı hususu kabul edilerek davanın reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır. Davalı tarafça her ne kadar kötüniyet tazminatı isteminde bulunulmuş ise de davacı tarafın davanın açılmasında kötüniyet iradesini kanıtlar şekilde herhangi bir delilin dosyada bulunmadığı tespit edilmekle, kötü niyet tazminatı isteminin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmış aşağıdaki hüküm kurulmuştur. "şeklindeki gerekçe ile" Davanın REDDİNE, Davalı tarafça bulunulan kötüniyet tazminatı isteminin REDDİNE" karar verilmiştir. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davaya konu senetlerin davalıya teslim edildiğinin tartışmasız olduğunu, davalı tarafça açılmış icra takibinin mevcut olduğunu, davalı tarafın bilirkişi raporunda da yazılı olduğu gibi 06.08.2014 tarihli cevap dilekçesinde "...davalı şirket yetkilileri söz konusu senetler karşılığı malı peşin ve eksiksiz olarak teslim aldığı..." şeklinde beyanda bulunduğunu, anılan beyan ile ispat yükünün yer değiştirdiğini ve davalıya geçtiğini, davalı tarafın tacir olduğunu, müvekkiline senetler karşılığında anlaştığı malı teslim ettiğini ispat etmesi gerektiğini, ancak yapılan ticari defterin incelemesinde bu yönde bir bilgi ve belgeye rastlanmadığını, dolayısıyla davalı tarafın teslimi yönünde yaptığı savunmasını ispat edilememişken haklı davalarının hatalı gerekçe ile reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; Dava konusu senetlerden dolayı davacının davalıya, davaya konu tutar kadar borçlu olmadığının tespiti istemine yönelik menfi tespit davasıdır. 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar res'en gözetilerek ve yine HMK 357/1.maddesindeki, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar istinaf incelemesi sırasında dinlenemez ve yeni delillere dayanılamaz hükmü çerçevesinde yapılmıştır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama neticesinde" Davanın reddine, davalı tarafça bulunulan kötüniyet tazminatı isteminin reddine" karar verilmiştir. İş bu karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davaya konu İzmir 22. İcra Müdürlüğü'nün 2019/3747 Esas sayılı dosyasının incelenmesinden; Davalı alacaklı tarafından, davacı borçlu aleyhinde 21.03.2019 tarihinde 20.000 TL asıl alacak, 123,90 TL ihtiyati haciz harcı, 66,00 TL ihtiyati haciz vekalet ücreti, 222,12 TL geçmiş gün faizi olmak üzere toplam 20.952,02 TL alacak üzerinden kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibinin başlatıldığı, Takibe dayanak olarak her biri 10.000 TL tutarlı ve 21.11.2018 tanzim tarihli 28.02.2019 ve 30.01.2019 vade tarihli 2 adet senedin gösterilmiş olduğu görülmüştür. Davaya konu senetlerin İncelenmesinden her birinin, davacı borçlu tarafından davalı alacaklı şirket lehine düzenlenmiş senetler olduğu ve senet metninde "bedeli ....ahzolunmuştur" ibaresinin yer aldığı ve "nakden" veya "malen" ibaresinin bulunmadığı görülmüştür. Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, gerekçeli, tarafların ve mahkemenin denetimine elverişli, oluşa ve dosya içeriğine uygun olarak düzenlenmiş olmakla, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu uyarınca dava konusu senetlerin ve davacı tarafça davalıya haricen yapıldığı iddia olunan ödemelerin davalı ticari defterlerinde kayıtlı olmamasına, ödeme iddiasının ıspat yükü üzerinde olan davacı tarafça HMK 200 ve devamı maddeleri gereğince yazılı deliller ile kanıtlanamamasına ve mahkeme ara kararına rağmen yemin delilinin de kullanılmamasına göre mahkemece ıspatlanamayan davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı yön bulunmadığından davacı vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir. Sonuç olarak, yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya içeriğine göre, mahkeme kararı ve dayandığı gerekçeler usul ve yasaya uygun bulunduğundan, yerel mahkeme kararına karşı yerinde olmayan istinaf isteminin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek, aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 28/09/2021 tarih, 2019/47 Esas ve 2021/662 Karar sayılı kararına karşı davacının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı taraftan alınması gereken 732,00 TL istinaf harcından başlangıçta alınan 80,70 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 651,30 TL'nin davacı taraftan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafça yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına, 4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere karar verildi. 17/02/2026