Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1721 E. 2025/615 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/1721
Karar No
2025/615
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2022/1721

KARAR NO: 2025/615

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 08/03/2021

NUMARASI: 2019/37 E. - 2021/168 K.

DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 17/04/2025

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Tarafların İddia ve Savunmaları: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava dışı ... adlı şahsın müvekkili şirket nezdinde muhasebe elemanı olarak görev yaptığını, hiçbir şekilde temsil ve ilzam yetkisinin bulunmadığını, 28/09/2018 tarihinde tesadüfen ...'nın şirket kasasından 5.000 USD ve 295 TL'yi şirketten izin almadan aldığını ve kullandığının tespit edildiğini, ...'nın yazılı savunmasının alındığı ve olayı kabul ettiğini, aldığı paraları iade ettiğini ve görevine son verildiğini, şirket hesaplarında inceleme başlatılarak ...'nın müvekkili şirket adına usulsüz olarak bankadan aldığı çeklere sahte imza atarak bu çekleri ilişkili olduğu kişiler ve şirketler vasıtasıyla tahsil ettirerek şirketten para çaldığını ve şirketi zarar uğrattığını, bunun üzerinde Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/198061 soruşturma nolu dosyası ile suç duyurusunda bulunulduğunu, müvekkili şirket tarafından suistimal ve rüşvetle mücadele uzmanı SMMM ... nun denetim ve araştırma için görevlendirildiği, uzman tarafından yapılan araştırmada ...'nın yaptığı usulsüz işlemleri olan 171.318,00 TL + 566.347 USD + 479.881 EURO tutarında para çaldığını, gizlemek için muhtelif hesaplara yevmiye kayıtları işlediğini, sahte çek tahsilatlarının ...'nın eşi olan... tarafından tahsil edildiğini, bir kısım çeklerin bankaya henüz ibraz edilmediğini, ... tarafından usulsüzce bankadan alınarak ve sahte imza atılmak suretiyle kendi şirketleri olan ... San. Ltd Şti ve ... Gıda San. Ve Tic. Ltd Şti verdiğini, oradan da ... A.Ş'ne kırdırıldığını, müvekkil şirketin davaya konu 20/01/2019 tarihli 3010875 çek nolu ve 40.300,00 TL bedelli ... Bankasına ait çekteki imzanın sahte olduğunu bildirerek 20/01/2019 tarihli ... çek nolu ve 40.300,00 TL bedelli ... Bankasına ait çek bakımından davalılara borçlu olunmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili tarafından sunulan 18/02/2019 tarihli cevap dilekçesinde özetle; müvekkilin dava konusu çeki davalı müşterisi ... Gıda San. Ve Tic. Ltd Şti ile aralarında akdedilmiş olan faktoring sözleşmesine binaen devraldığını, çekin müvekkile devir ve ciro edilmesini sağlayan faturaya bağlı alacak temliki işleminin 6361 sayılı kanunda belirtilen esaslara ve BDDK'nın belirlediği kriterlere uygun yerine getirildiğini, sözleşmede müşteri olan ... Gıda San. Ve Tic. Ltd Şti'nin temlik ettiği, davalı .... San. Ltd Şti'den olan kambiyo senedine bağlı alacağı 6361 sayılı yasanın öngördüğü şekilde fatura ile tevsik edildiğini, çeklerin piyasaya sürülmesini sağladığı belirtilen davacı işçisi ... hakkında başlatılan cezai soruşturmanın iş bu dava açısından bağlayıcılığı bulunmadığını, davacının dilekçe içeriğinden anlaşıldığı üzere aynı imza ile tedavüle sürülen ve ödenen birden fazla çekin bulunduğunu, müvekkil şirket zaten bu duruma güvenerek işlem yapılmasına onay verdiğini, davacı şirketin yanında çalışanının işlemlerini gözetim ve denetimde bulunma yükümlülüğünde özen yükümlülüğüne aykırı davranarak kusurlu olduğunu, davacının basiretli bir tacir gibi davranmadığını, adam çalıştıranın kusursuz sorumluluğunun olduğunu ve davacının sorumlu tutulmasının gerektiğini, davaya konu çeki müvekkil, müşterisi tarafından müvekkile verildiğini, müvekkilin davacıyı tanımaz ve doğrudan bir ilişkisinin de bulunmadığını, davacı tarafından inkar olunan imzanın sıhhatini davalı müvekkilin bilme şansının olmadığını, öncelikle kötü niyet tazminatı talep edebilmesi ve mahkemece talep edilen kötü niyet tazminatına hükmedilebilmesi için alacaklının kötü niyetli olması yada ağır kusurunun bulunmasının gerektiğini bildirerek usul ve yasaya aykırı davanın reddine, alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar ... San. Ltd Şti ve ... Gıda San. Ve Tic. Ltd Şti'ye tarafından herhangi bir cevap dilekçesi sunulmamıştır.

İlk Derece Mahkemesi'nin 08/03/2021 tarihli 2019/37 E. 2021/168 K. sayılı kararı ile; Mahkemece;"Davanın KABULÜNE, davacının 20/01/2019 keşide tarihli ... seri numaralı, 40.300,00 TL bedelli çek nedeniyle davalılara borçlu olmadığının tespitine, " karar verilmiştir.

İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; huzurdaki dava müvekkilin yetkili hamili bulunduğu çekteki davacı imzasının inkarı ile borçlu olmadığınını tespiti davası olduğunu, çekteki imzanın borçluya ait olduğunu ispat külfeti senet elinde olduğu, takibe başlayan ve imzanın borçluya ait olduğunu iddia eden alacaklı müvekkiline ait olduğunu, çek üzerindeki imzanın davacıya ait olup olmadığının ispat yükü üzerilerinde iken delillerin toplanmadan dosyanın bilirkişiye tevdii usul ve yasaya aykırı olduğunu, bu hali ile alınan bilirkişi raporuna dayanak tutularak hüküm tesis edilemeyeceğini, olayın özellikleri göz önüne alındığında dava konusu çek ile aynı imzaya havi çeklerin ödenip ödenmediğinin önem arz ettiğini, yapılan bilirkişi incelemesine esas evrakların fotokopi olduğunu ve imzaların fotokopi üzerinden yapılan incelemesi doğru sonuç vermediğini, eksik yapılan inceleme sonucunda kararın kaldırılmasını beyan ederek İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/37 E. 2021/168 K. sayılı dosyasından verilen davanın kabulü kararının istinaf incelemesinden geçirilerek öncelikle usul yönünden eksik tahkikatla hüküm kurulması yönünden kaldırılmasına karar verilmesini mahkeme aksi kanaatte ise esas yönünden istinaf sebepleri değerlendirilerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; huzurdaki davaya konu çekin sahte olduğunu, bu hususun bilirkişi hemde ATK raporları ile de basit olduğunu, müvekkili şirketin sahte çekteki cirantalar ile en ufak bir ticari ilişkisi de bulunmadığını beyan ederek, davalının istinaf başvurusun esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; Dava İİK 72 maddesi uyarınca çekte imza inkarına dayalı menfi tespit istemine ilişkindir. Davacı vekili, dava konusu 20/01/2019 tarihli 3010875 nolu, 40.300,00 TL bedelli ... Bankası’na ait çekteki imzanın sahte olduğunu , şirket çalışanının çeki kendisine ait şirket lehine düzenleyip yine bu davalı şirketler yolu ile tedavüle koyduğunu belirterek, çek nedeniyle davalılara borçlu olunmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili, müvekkilinin dava konusu çeki, davalı müşterisi olan ... İnşaat Şti. ile aralarında akdedilmiş faktoring sözleşmesine dayanarak devraldığını , müşterisi ... İnşaat'ın davalı ... Şti.'den olan kambiyo senedine bağlı alacağını fatura ile tevsik ederek müvekkiline temlik ettiğini, aynı imza ile tedavüle sürülen ve ödenen birden fazla çek bulunduğunu, inkar edilen imzanın sahte olup olmadığını müvekkilinin bilme imkânının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. ATK Fizik İhtisas Dairesinin 16/03/2020 tarihli raporunda özetle; "inceleme konusu basit tersimli keşideci imzası ile ...'ün mukayese imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından farklılıklar saptandığından söz konusu imzanın mevcut mukayese imzalarına kıyasla kuvvetle muhtemel ...ün eli ürünü olmadığı, söz konusu imza atan şahsın tanı unsurlarını ... ve ... açısından teşhise yeter oranda yansıtmadığından ... ve ...'ün eli ürünü olup olmadığının tespit edilemediği" belirtilmiştir. Grafolog bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 21/01/2021 tarihli raporda özetle; "inceleme konusu ... Bankası A.Ş Rıhtım Kadıköy şubesinin, keşide yeri İstanbul, keşide tarihi 20/01/2019 olarak belirlenmiş, 3010875 çek numaralı, 40.300,00 TL bedelli, ... Ltd Şti emrine düzenlenmiş çekteki, ... Hiz. İnş. San. Tic. A.Ş yetkilisine atfen atılmış keşideci imzasının, şirket yetkililerinden ...'e atfen atılmış olduğu ancak bu imzanın mevcut karşılaştırma belgelerindeki imzalarına kıyasla ve grafolojik tanı unsurları bakımından aralarında saptanan farklılıklara nazaran davacı şirket yetkilisi ...'ün eli ürünü olmadığı, söz konusu keşideci imzası ...'ün imzaları model alınarak taklit edilmiş olduğu için taklit eden kişinin grafolojik özelliklerini teşhise yeter oranda yansıtmayacağı cihetle kim tarafından taklit edildiğinin bu meyanda diğer şirket yetkilileri ... ve ... tarafından taklit edilip edilmediklerinin teknik olarak tespit edilemeyeceği" belirtilmiştir. İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında, davalı ... Finans Faktoring tarafından davacı borçlu ve diğer borçlular aleyhine 40.300,00-TL bedelli bir adet çeke istinaden 24/01/2019 tarihinde kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip yapıldığı, borca itiraz üzerine İstanbul 21. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2019/132 Esas- 2021/846 sayılı kararı ile "Somut olayda; takip talebi ekinde faturaların sunulmadığı, bu durumda, takibe dayanak çekin takibe konu olması için 6361 sayılı Kanun'un 9/2. maddesi ve yukarıda belirtilen Yönetmeliğin 8. maddesinde yazılı koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği, dolayısı ile alacaklının yetkili hamil olup olmadığı, alacağın miktarı ve tahsilinin gerekip gerekmediğinin yargılamayı gerektirdiği anlaşıldığından İİK'nun 170/a-2. maddesi uyarınca takibin iptaline karar verilmesi gerektiği" gerekçesi ile İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasındaki takibin davacı borçlu yönünden İİK'nın 170/a-2 maddesi gereğince iptaline, dair kararın istinafı üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi'nin 2022/476 - 2023/2478 sayılı ilamı ile istinaf talebinin esastan reddine karar verilerek 14.02.2023 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. Ticaret sicil kayıtlarına göre keşide tarihinde ve halen davacı keşideci şirket yetkililerinin, ..., ..., ... olduğu müştereken imza yetkilisi oldukları tespit edilmektedir. Menfi tespit davasında borçlu borcun varlığını inkar ediyorsa, kural olarak, hukukî ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukukî ilişkinin ( borcun ) varlığını kanıtlamak durumundadır. “imzanın sahte olması” iddiası senedin hükümsüzlüğüne yönelik olup, her hamile (iyiniyetli olsa dahi) karşı ileri sürülebilen mutlak def’i olarak kabul edilmektedir. Dosya kapsamına göre ; eldeki dava , davalı tarafından icra takibine geçilmeden bir gün önce imza inkarına dayalı olarak açılmış, nitekim imza incelemesi yapılmıştır. Dava konusu ... Bankası’na ait 20/01/2019 tarihli 3010875 nolu, 40.300,00 TL bedelli çekin keşidecisinin davacı şirket olduğu, davalı ... lehine düzenlendiği, sırasıyla lehtar , davalı ... İnşaat ve davalı ... tarafından ciro edildiği, ... Bankası’na ait çekin keşidecisi olan davacı şirket yetkilisi adına atılmış olan imzanın davacı şirketin yetkilisine ait olmadığı, yetkili imzası taklit edilerek oluşturulmuş olduğu, bu durumda çekin keşideci tarafından tanzim edilmemiş olması nedeniyle sahte çek olduğu, davalı ... şirketi her ne kadar çeki usûlüne uygun tevsik edici belge ile aldığını, kanundan kaynaklanan yükümlülükleri yerine getirdiğini ileri sürmüş ise de, imzada sahtecilik mutlak def'ilerden olup, herkese karşı ileri sürülebileceği,senet hamilinin iyi niyetli olup olmamasının hukuki sonucu değiştirmeyeceği, bu itibarla davalı savunmasının yerinde olmadığı, açıklanan nedenlerle dava konusu çekteki imzanın davacı şirket yetkililerine ait olmaması nedeniyle davacının çekten kaynaklı olarak davalıya borçlu bulunmadığı anlaşıldığından, mahkemece eldeki menfi tespit davasının kabulüne karar verilmesinin hukuka uygun olduğu anlaşılmıştır. Davalı ... Faktorin vekilinin İstinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/03/2021 tarih ve 2019/37 E. 2021/168 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 2.752,89- TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 688,22-TL harcın mahsubu ile bakiye 2.064,67-TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, 6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 17/04/2025

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2022/1721, K. 2025/615, T. 17.04.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-1721-e-2025-615-k-32ba4bc62312