Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1742 E. 2025/591 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/1742
- Karar No
- 2025/591
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO:2022/1742
KARAR NO:2025/591
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:07/06/2022
NUMARASI:2020/105 E. - 2022/410 K.
DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ:17/04/2025
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA DİLEKÇESİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkiline ait olan ve davacı sıfatına haiz ... Madencilik ile davalı arasında faktoring sözleşmesi imzalandığını, sözleşme gereği müvekkilinin ...bank ... Şubesinin ... seri numaralı 31.10.2018 keşide tarihli Keşidecesi ... Şirketi 33.181,00 TL tutarlı çeki iş karşılığında aldığını ve çeki faktoring yapmak üzere tahsil ettiğini, müvekkilinden ayrıca sözleşme gereği 1.000.000,00 TL senet alındığını, faktoring yapılan çekin 01.11.2018 tarihinde hesaba gönderildiğini, müvekkilinin sözleşme gereğince çek bedelini ödenmiş olduğundan güvence için verilen senedin boşa çıktığını, davalı tarafından...'nden icra takibi başlatıldığını, icra takibinin çeke ilişkin güvence için verilen senedin iadesi ve başlatılan icra takibinin kaldırılması gerekirken davalı vekilince kalan vekalet ücreti ve ferileri için icra işlemlerini devam ettirdiğini, müvekkilinin şirket adresine talimat dosyası ile hacze gelindiğini, haciz edilen eşyaların muhafaza altına alındığını, davalının ödemeye rağmen çeki takibe koyması hususunda kötüniyetli olduğunu, müvekkilinin mağdur olduğunu beyanla ... sayılı dosyasında takibe konu güvence olarak verilen senedin faktoring ödenen ...bank ... Şubesi bankasının ... seri numaralı 31.10.2018 keşide tarihli 33.181,00 TL tutarlı çeke karşılık verildiği ve bu çekin ödenmesi ile bu icra dosyasının alacak ve ferileri yönünden 11.150,00 TL borçlu olmadığının tespitine, haksız ve kötüniyetli icra takibi yapan ve takibe devam eden davalıdan tahsil edilmek üzere %20den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatının tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davacı vekili 06/09/2021 tarihli beyan dilekçesi ile: davanın istirdat davası olarak devamına, müvekkili tarafından ödenmek zorunda kalınan toplamda 17.855,60 TL nin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizleri ile tahsiline, haksız ve kötüniyetli başlatılan icra takibine konu alacağın %20 aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatı ,yargılama gideri ve vekalet ücreti ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP DİLEKÇESİ:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; borcun faktoring sözleşmesinin imzalanması ile birlikte doğduğunu,müvekkilinin sözleşmeden doğan fesih yetkisini kullandığını, dava konusu bononun hukuken teminat senedi olarak nitelendirilmesinin mümkün olmadığını, Borçlar Yasasından kaynaklı olarak devir anında alacağın varlığı ve temlik borçlusunun ödeme gücü garanti edildiğini ve ayrıca faktoring sözleşmesi ile de temlik borçlusunun ödeme günündeki ödeme gücünün varlığını garanti ettiğini , müşterisinin veya kendisinin kredibilitesinde oluşacak herhangi bir olumsuzluk halinde müvekkilinin kullandırdığı krediyi geri çağırma hakkını kabul ve taahhüt ettiğini, icra takiplerinde icranın yerine getirilmesi ile birlikte harcın doğduğunu, tahsil harcının yükümlüsünün borçlu olduğunu, Borçlar Kanunu 100.maddesi uyarınca yapılan ödemelerin öncelikle alacağın ferilerine sayılacağından takipte faizin işlediğini, komisyon ve masraf alacağının doğduğunu, takipte yapılan icrai işlemler nedeniyle yapılan masrafların davacı borçlu tarafından ödenmesi gerektiğini, davacı ... bononun avali olduğunu, avalin bağımsız bir kambiyo taahhüdü olduğunu beyanla davanın reddini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk Derece Mahkemesinin kararıyla; "Yargılama kapsamında toplanan tüm delillerin değerlendirilmesi sonucunda; Davacı şirket ile davalı arasında 06/01/2017 tarihinde faktoring sözleşmesi imzalandığı, 1.000.000 TL bedelli senedin teminat senedi olarak davalıya verildiği, davalı taraf bu hususu inkar etmiş ise de kendi kayıtlarında anılan senedin ''teminat alımı''olarak işlendiği, Finansal Kiralama Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu'nun 9/2 maddesinde yer alan " Faktoring şirketi Kurulca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde kambiyo senetlerine dayalı olsa bile, bir mal veya hizmet satışından doğmuş fatura ile tevsik edilemeyen alacaklar ile Kurulca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde tevsik edilemeyen mal veya hizmet satışına bağlı doğacak alacakları devir alamaz veya tahsilini üstlenemez. Aynı faturaya dayalı birden çok faktoring şirketine yapılan kısmi temliklerin toplam tutarı fatura tutarını aşamaz." düzenlemesi gereğince faktoring şirketlerinin fatura ile desteklenmeyen kambiyo senetlerinden doğan alacağı temlik alamayacakları, dolayısıyla dava ve takip konusu edilen senedin bu anlamda alınmadığı ve ek teminat olarak alındığı, Faktoring İşlemlerinde Uygulanacak Usul ve Esaslar Hakkındaki Yönetmeliğin “Müşterilerden ek teminat mahiyetinde olmak üzere devralınan ve fatura veya fatura yerine geçen belgeler ile ilişkili olmayan kambiyo senedi veya diğer senetlerin tahsil edilebilmesi için; alacağın vadesinde ödenmeyip sorunlu hale gelmiş olması, alınan kambiyo senedi veya diğer senet karşılığında hiçbir şekilde kambiyo senedi veya diğer senedin ilgililerine finansman sağlanmaması,Kuruluşun işlem ve muhasebe kayıtlarında ek teminat mahiyetinde alınan kambiyo senedi veya diğer senedin ilgili borcun teminatı karşılığında alındığına dair kayıt düşülmesi gerekir" düzenlemesini içerir 8/2. maddesi uyarınca öncelikle ek teminat olarak alınan kambiyo senetlerinin tahsil edilebilmesi için faktoring şirketinin temlik aldığı alacağın vadesinde ödenmeyerek sorunlu hale gelmiş olması gerektiği, davalı tarafından ise asıl borca ilişkin senedin vadesinden önce, henüz alacağın tahsil edilmesinin sorunlu hale gelip gelmediği belirlenmeden teminat senedine dayalı icra takibinin başlatıldığı,faktoringe ve asıl borca konu , faturaya bağlı olarak tanzim edilen senedin 31/10/2018 vade tarihli ve 33.181 TL lik senet olduğu, anılan çekin 01/11/2018 tarihinde ödendiği, davalının bu tahsilatı icra dosyasına bildirmediği, asıl borca konu 33.181 TL bedelli senedin karşılıksız olduğunun 31/10/2018 de yazdırıldığı ancak henüz bu şerh yazılmadan yani risk gerçekleşmeden önce davalı tarafça teminat senedine dayalı alarak eldeki davaya konu olan takibin 24/10/2018 de açıldığı, yani asıl borca ait senedin vadesi gelmeden teminat senedinin takibe konulduğu anlaşılmakla davanın kabulüne, davacıların takibe konan teminat senedi nedeniyle davalıya borçlu olmadıklarının tespitine ve davacı şirketçe ödenen icra dosyasına ödenen bedelin iadesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." şeklindeki gerekçeleri ile, Davanın KABULÜ ile,Davacıların ... takip sayılı dosyasında takiben konan senet nedeniyle davalıya 11.150-TL borçlu olmadıklarının tespitine,Davacı şirket tarafından takip dosyasına ödenen 15.528 TL nin ödeme tarihi olan 11.09.2020 tarihinden, 2.327,10 TL nin ödeme tarihi olan 29.09.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı şirkete verilmesine, şeklinde hüküm kurulmuştur.
İSTİNAF:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilince muaccel bir alacak talep edilmiş olmasına rağmen mahkemece bu durumun dikkate alınmadığını, borcun doğumu ile birlikte muaccel olduğunun açık olduğunu, itiraz eden borçluya gönderilen hesabın kat ihtarnamesi ile davacının müvekkili şirkete ödeme aracı olarak vermiş olduğu çek keşidecisinin çeklerin yazılması ve acz içine düşmesi nedeniyle sözleşmenin feshedildiği ve borcun ödenmesinin ihtar edildiğini ve ihtarnamenin gereği ifa edilmediğinden itiraz eden borçlunun temerrüde düştüğünü, borçlu ile müvekkili şirket arasında akdedilen sözleşmenin feshedildiğinin açık olduğunu, müvekkilinin aralarında imzalanan sözleşmede belirtilen şartlar dahilinde sözleşmeyi feshetmiş olmasına rağmen bu durumun mahkemece dikkate alınmadığını, sözleşmenin feshedilmesiyle birlikte tarafların sözleşme boyunca birbirlerine sözleşeme boyunca doğmuş olan alacak ve borçlarını ifa etmekle mükellef olduğunu, müvekkili ile davacı arasında imzalanan sözleşmede de tarafların hak ve yükümlülüklerinin belirtilmiş olup müvekkili yükümlülüğü kapsamında temlik alınan çeklere ilişkin olarak davacıya finansman sağladığını, borçlunun yükümlülüğünün kendisine kullandırılan finansmanın karşılığında ödemesinin zamanında ve eksiksiz bir şekilde yapılacağı taahhüt etmek olduğunu, bu kapsamda müvekkili faktorün belli aralıklarla müşterinin iş ve işlemleri hakkına bilgi talep edebileceği gibi araştırmada da bulunabildiğini, davacının kullandığı finansman kapsamında müvekkiline ciroladığı çeklerin Merkezi Risk Kurulunca riske düştüğünün açık olduğunu, müvekkilinin de bu durum üzerine sözleşmeyi feshederek yapmış olduğu ödemenin iadesini haklı olarak talep ettiğini, mahkemece davacının çeklerinin risk kayıt sistemine düşüp düşmediğini,müvekkil ile davacı arasında imzalanan sözleşmenin feshinin hüküm ve sonuçlarını incelemeden usul ve yasaya aykırı kararı verdiğini, müvekkilinin sözleşmeden doğan haklarını kullanmış olup yapılan herhangi bir usulsüz işlem bulunmadığını, müvekkili ile davacı arasında imzalanan sözleşmenin mahkemece incelenmediğini, davacı müşterinin borçlulardan her hangi birinin veya kendisinin ödeme güçsüzlüğü karşısında kullandığı krediyi geri iade etmeyi garanti ettiğini, bu garanti kapsamında müvekkilinin tespit etmiş olduğu mali bozukluk nedeni ile sözleşmeyi feshettiğini ve kullandırdığı krediyi geri çağırdığını, mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesinde bilirkişi tarafından sadece defterler üzerinde inceleme yapıldığını ve davalı ile imzalanan sözleşme hükümlerinin hiçbir şekilde değerlendirilmediğini, davalının dava içeriğinde talep ettiği şekilde itiraz hakkının bulunup bulunmadığı değerlendirilmediğini, davacı yanca müvekkiline ciro edilen çekin karşılıksız kaldığını, müvekkilinin risk araştırması neticesinde endişelerinde haklı çıktığını, çekin karşılıksız kalması ile davacının sözleşmede belirtilen yükümlülüklerini yerine getirmediğini ve müvekkilinin sözleşmeyi feshetmekte haklı olduğunun açık olduğunun, karşılıksız kalan çekin daha sonra ödenmesinin riskin gerçekleşmiş olduğu hususunu engellemediğini, tüm bu nedenlerle istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE:İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davanın konusu menfi tespit ve istirdat davasıdır. ... sayılı dosyasında alacaklı tarafından borçlular aleyhine, 06/01/2017 keşide tarihli, 18/10/2018 vade tarihli 33.181,00 TL bedelli senede istinaden 24/10/2018 tarihinde kambiyo senedine dayalı icra takibi başlatılmıştır.Davacılardan ... Madencilik ile davalı arasında faktoring sözleşmesi imzalandığını, sözleşme gereği müvekkilinin ...bank ... Şubesinin ... seri numaralı 31.10.2018 keşide tarihli.... Şirketi 33.181,00 TL tutarlı çeki iş karşılığında aldığını ve çeki faktoring yapmak üzere tahsil ettiğini, müvekkilinden ayrıca sözleşme gereği 1.000.000,00 TL senet alındığını, faktoring yapılan çekin 01.11.2018 tarihinde hesaba gönderildiğini, müvekkilinin sözleşme gereğince çek bedelini ödendiğini, ... sayılı dosyasında takibe konu güvence olarak verilen senedin faktoring ödenen...bank ...Şubesi bankasının ... seri numaralı 31.10.2018 keşide tarihli 33.181,00 TL tutarlı çeke karşılık verildiğini ve bu çekin ödenmesi sebebi ile davanın kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. 23.11.2020 tarihli bilirkişi raporunda özetle;".. Davalı ... AŞ resmi defter kayıtlarında davacı ... Madencilik Nak. Ltd. Şti. Cari hesabında faktoring konusu 31.10.2018 vadeli 33.181,00 TLlik çeki 01.11.2018 tarihinde tahsil ettiği ve 01.11.2018 tarihi itibariyle 175,29 TL borçlu olduğu, 23.10.2018 tarihinde 33.181,00 TLlik kısmı icra takibine konu edilen 18.10.2018 vadeli 1.000.000 TLlik senedin teminat senedi olarak alınmış olduğu ve davalının kanuni defterlerine teminat senedi açıklaması ile muhasebeleştirildiği, Davalının tahsil ettiği çek bedelini takibin yapıldığı ... sayılı dosyasına bildirmediği ve takibe devam ettiği,Dosyaya 31.10.2018 vadeli çek yönünden bakıldığında davacının dava konusu çeke ait borcunun bulunmadığı ve davalının 1 günlük temerrüd faizi talep edebileceği, temerrüd durumunun oluşup oluşmadığı konusunun hukuken değerlendirilmesi gerektiği,Davalı tarafın takibe konu senedin teminat sayılamayacağı yönündeki hukuki içerikli beyanlarının değerlendirilmesi gerektiği" yönünde mütalaada bulunulduğu görülmüştür. 26.11.2021 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle;".. Davalı ... AŞ tarafından faktoring işlemine tabi tutulan 31.10.2018 vadeli ... nolu 33.181,00 TLlik çekin 01.11.2018 tarihinde davalının banka hesabına ödendiği ve ilgili çekten dolayı davacının borcu bulunmadığı,Davacı ... Şti. Tarafından menfi tespit davasının açıldığı 07.02.2020 tarihinden sonra 11.09.2020 tarihinde davalı vekiline ödenen 15.528,00 TL ile 29.09.2020 tarihinde ... talimat sayılı dosyası için ödenen (2.200,00 TL + 127,60 TL ) 2.327,60 TL toplamda 17.855,60 TL'nin davacıya iadesinin gerektiği" belirtilmiştir.Somut olayda toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, davacı şirket ile davalı arasında 06/01/2017 tarihinde Faktoring Sözleşmesi imzalandığı, 1.000.000,00 TL bedelli senedin teminat senedi olarak davalıya verildiği, bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere davalı defter ve kayıtlarında bu senedin ''teminat alımı''olarak işlendiği, davalı tarafından asıl borca ilişkin senedin vadesinden önce, henüz alacağın tahsil edilmesinin sorunlu hale gelip gelmediği belirlenmeden teminat senedine dayalı olarak icra takibi başlatıldığı, 31/10/2018 tarihli karşılıksız ibaresi yazmakta ise de, çekin yasal 10 günlük süre içerisinde 01/11/2018 tarihinde ödendiği, davalı tarafından henüz risk gerçekleşmeden önce 24/10/2018 tarihinde icra takibi başlatıldığı anlaşılmakla mahkemece davanın kabulüne dair verilen karar dosya kapsamına uygundur. Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07/06/2022 tarih ve 2020/105 E., 2022/410 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1.maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.219,72 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 304,93 TL harcın mahsubu ile bakiye 914,79 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.17/04/2025