Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1733 E. 2025/589 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/1733
- Karar No
- 2025/589
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO:2022/1733 Esas
KARAR NO:2025/589
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 2. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ:01/02/2022
NUMARASI:2020/188 E. - 2022/40 K.
DAVANIN KONUSU:Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ:17/04/2025
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:DAVA DİLEKÇESİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı müvekkilinin dünya çapında yaygın ve sektöründe önde gelen firmalardan biri olarak 20 yılı aşkın süredir IP tabanlı güvenlik çözümleri alanında faaliyet göstermekte IP tabanlı video yönetim
sistemi, erişim kontrol sistemi, otomatik plaka tanıma sistemi gibi güvenlik sistemleri geliştirdiğini,... alan adlı internet sitesinin de sahibi olduğunu, davacı şirketin “...” markasını Avrupa Birliği Fikri Mülkiyet Ofisi nezdinde 19.06.2009 tarihinde ... başvuru numarası ile 06/10/2010 tarihinde, Türkiye' de ise... ve... tescil numarası ile “...” düz yazı markalarını tescil ettirdiğini, davacının “...” markasını uzun yıllar “...+ŞEKİL” şeklinde kullanmakta olup IP tabanlı güvenlik çözümleri sektöründe bu marka ile tanındığını, davalının “...” ibareli markayı kendi adına tescil ederek aynı sektörde faaliyet gösterdiğini, davalı “...” markasını tescil edildiği şekilden farklı olarak “...+ŞEKİL ” şeklinde gerek ... alan adlı internet sitesinde davacıya ait logonun da ayniyet derecesinde benzerini taklit ederek tanıtım unsurlarında kullandığını, İstanbul 2.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2019/215 D.iş sayılı dosyasında delil tespiti sonucu alınan bilirkişi raporunda, davalıya ait ... alan adlı internet sitesinde... ibaresi ve “...+ŞEKİL” logosunun kullanıldığı, aynı logonun kartvizit ve fatura/irsaliyelerde de kullanıldığının tespit edildiğini, davacıya ait markanın çekirdek unsurunu içeren davalının ticaret ünvanı nedeniyle işletmeler arasında karışıklık ihtimali meydana gelebileceği gibi potansiyel müşterilerin bildikleri marka ile
faaliyet göstermekte olan işletmenin ürünü zannederek, benzer ticaret unvanını taşıyan işletmenin ürünü talep etme ihtimali nedeniyle iltibasa sebebiyet vereceğini,... tescil numarası ile davalı ...adına tescilli “...” ibareli markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine,davalının eylemlerinin 6769 sayılı SMK kapsamında marka hakkına tecavüz ve TTK kapsamında haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden eylemlerin durdurulmasını ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasını, "..." logosunun kullanıldığı her türlü belge ve tanıtım malzemesine(katalog, kartvizit,fatura, irsaliye, broşür vs) Türkiye sınırları içinde veya Gümrük ve serbest liman veya belge gibi oranlar dahil bulundukları her yerde el konulmasına ve imhasına, erişimin engellenmesine, ticaret sicilden terkinine, davalıya ait ... alan adının iptalini, sicilden terkinini talep ve dava etmiştir.
CEVAP DİLEKÇESİ:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı dilekçesinde, davacı tarafından açılan davanın hükümsüzlük talebine ilişkin olduğu ve 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, davanın zaman aşımı nedeniyle reddini, davalının tescilli markasını 2011 yılından bu yana aktif olarak kullandığını, uzun yıllardır bu kullanıma davacının tarafın sessiz kaldığını, davalı şirketin 2015 yılında davacı firmanın Türkiye Distribütörü olan ... firmasından ürün teklifleri aldığını, 2018 yılında yine ... firması davalı şirketi kendi düzenledikleri “...”ne davet ettiğini, müvekkili şirketin bu etkinliğe katıldığını, dolayısıyla davacı firmanın davalı şirketin markasının varlığından en az 5 yıldır haberdar olduğunu ve herhangi bir müdahalede bulunmadığını, bu nedenle sessiz kalma nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, davalı müvekkilinin ... alan adının sahibi olduğunu, ... nolu...markasının tescilli olduğunu, davalının bu markayı 2011 yılından bu yana kesintisiz olarak kullanarak markanın ayırt edicilik kazandığını, davalının çalıştığı iş kolunda keşif, projelendirme, altyapı, bakım, montaj, devreye alma ve eğitim hizmetlerini beraber vererek, anahtar teslim işleri yapmakta Türkiye’de bir çok kurumsal firmayı portföyüne kattığını, davalının kullandığı ürünlerin dünyaca tanınmış (..., ..., ... vb) birçok markanın ürünleri olduğunu ve bu ürünlerin Türkiye’de farklı distribütörler tarafından satıldığını, davacının Türkiye’de markasının tanınmış olduğuna dair herhangi bir delil sunmadığını, iddialarının yersiz olduğunu,İstanbul 2 FSHH Mahkemesinin 2019/215 D.iş sayılı dosyasında davalının markasını kendisine ait marka tescili kapsamında gerçekleştirdiğini ve kanuna dayalı haklı kullanım meydana geldiğini tespit ettiğini, dolayısıyla tescilli bir marka söz konusuyken davalı şirket tarafından meydana getirilen hiçbir kullanımın hukuka aykırı olarak değerlendirilemeyeceğini, davalı markası kullanım sonucu ayırt edici hale geldiğini ve taraflara ait markaların karıştırılma ihtimali bulunmadığını, davalı şirket markasının kullanım sonucu ayırt edicilik kazandığını, davalı şirket ticaret ünvanını yaklaşık 10 yıldır kullandığını ve davacı sessiz kalarak hak kaybına uğradığını, ... ibaresinin aynı zamanda davalı firmanın ticaret ünvanının esas unsuru olduğunu, belirterek davanın hak düşürücü sürede açılmaması nedeniyle usulen reddini, aksi halde sessiz kalma nedeniyle usulden reddini, haksız ve hukuka aykırı iş bu davanın esastan reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk Derece Mahkemesin kararıyla; "Tüm dosya kapsamı sunulan rapor içerikleri izahı yapılan mevzuat kapsamında değerlendirildiğinde; davalıya ait davaya konu "..." ibaresi üzerinde davacının gerçek hak sahipliğinin bulunduğu, davalının davacı basiretli tacir ilkesi gereği davacı markasını bildiği ya da bilmesi gerekmesine rağmen aynı ibareyi tescil ettirmekte kötü niyetli olduğu, yine davacı kullanımına benzer nitelikte markayı kullandığı dikkate alındığında kötü niyetin izahtan vareste hale geldiği, sessiz kalmaya dayalı hak kaybı savunmasının dinlenmeyeceği, yine davalının davacı markasına benzer nitelikteki kullanımlar yönünden tescil savunmasında bulunamayacağı,kullanımların markaya tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiği." şeklindeki gerekçeleri ile; Davacının hükümsüzlüğe yönelik açmış olduğu davanın KABULÜ ile,TPMK nezdinde davalı adına ... no ile tescilli "..." ibareli markanın HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE, SİCİLDEN TERKİNİNE,Davacının markaya tecavüz ve haksız rekabete dayalı açmış olduğu davanın KABULÜ ile,Davalı kullanımlarının markaya tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin markaya tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, durdurulmasına, önlenmesine, ortadan kaldırılmasına, bu kapsamda... ibaresini taşıyan her türlü ilan, kartvizit, broşür, reklam, afiş, tanıtım evrakı (ticari defter ve kayıtlar hariç olmak üzere) ve basılı materyale el konularak yediemine tevdine, karar kesinleştiğinde masrafları davalıya ait olmak üzere İMHASINA, ... ibaresinin davalı tarafça her türlü internet ve sosyal medya üzerinden kullanımının önlenmesine, Davalı şirketin ticaret ünvanının (" ..." ibaresi yer alan) TERKİNİNE,Davalıya ait olduğu anlaşılan ... alan adının TERKİNİNE, karar verilmiştir.
İSTİNAF:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkillerine ait markanın kötü niyetle tescil edildiğine dair davacı tarafından hiçbir delil sunulmadığını, kararda hiçbir delile dayanmayan şekilde subjektif yorumlarla kötü niyet iddia edildiğini, müvekkilinin markasını iyi niyetle tescil ettirdiğini ve davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, delillerinin incelenmediğini, dosyada müvekkillerinin ... fuarlarına katıldığı tüm delillerin dosyada mübrez olduğunu, ancak mahkeme tarafından gözardı edildiğini, müvekkillerinin uzun yıllardır markayı kullandığını davacı tarafın açıkça bildiğini, davacının sessiz kalma nedeniyle hak kaybına uğradığını, ... ibaresinin aynı zamanda müvekkilleri firmanın ticaret unvanının esas unsuru olduğunu, bu konuda SMK'de yer alan hükümlerin hak sahibi olan firma ya da şahısların marka haklarının korunacağını düzenlediğini, ... ibaresinin müvekkilleri firmasının ticaret unvanının esas unsuru olduğundan Paris Sözleşmesi'ne göre de korunması gerektiğini, konuyla ilgili Yargıtay içtihatlarının da sabit olduğunu, taraflara ait markaların karıştırılma ihtimali bulunmadığını, markaların ayrı sınıflarda tescilli olduğunu ve bilirkişilerin sınıfların bağlantılı olduğuna dair tespitinin hatalı olduğunu, tüm bu nedenlerle istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAFA CEVAP:Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davalının ... markasını seçip tescil ettirmesinin kötü niyetli olduğunu, müvekkillerinin markasına görsel olarak da yaklaştırarak ve aynı sınıflarda kullandığını, bu durumun tesadüfi olarak değerlendirilemeyeceğini, Yargıtay 11. H.D. 2019/2618 E-2020/498 K 20/01/2020 tarihli kararına göre müvekkilleri markasının tanınmış olup olmadığının davalı markasının hükümsüz kılınmasında bir önemi bulunmadığını, davalı markasının kötü niyetli tescil edilmiş olması nedeniyle hükümsüzlük davasının herhangi bir üst süreye bağlı olmaksızın her zaman açılabileceğini, davalının zamanaşımı itirazının yerinde olmadığını, davalının delillerinin incelenmediği, müvekkillerinin davalıdan 5 yıldan uzun süredir haber olduğunu iddia ettiğini, ancak davalının müvekkilinin distribütörü ... şirketinden almış olduğunu iddia ettiği tekliflerle ilgili dosyada herhangi bir belge bulunmadığını, davalı tarafından dosyaya sunulan resimlerden davalının da o etkinlikte olduğunu gösteren herhangi bir resim bulunmadığını, davalının yargılama esnasında kendisinin bahse konu etkinlikte olduğu veya ... firmasından teklifler aldığını gösterir herhangi bir delil de ibraz etmediğini, davalının 2015 yılında dava dışı bir firmadan fiyat teklifi alması veyahut 2018 yılında dava dışı firmanın bir etkinliğine katılmasının müvekkilinin davalıdan haberdar olduğu ve davalının haksız kullanımlarına ses çıkarmadığı sonucunu doğurmayacağını, davalının ayrıca müvekkillerinin sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığını iddia ettiğini, marka tecavüzünün haksız fiil olup haksız fiil devam ettiği sürece zamanaşımı süresinin işlemeye devam ettiğini, her haksız fiil ile zamanaşımı süresinin yeniden başladığını, marka hakkına tecavüz eylemi devam etmekteyse bu tecavüz ve haksız eylem devam ettiği sürece zamanaşımı süresinin işlemeyeceğini ve tecavüzün ve haksız eylemin tespiti, durdurulması, giderilmesi taleplerinin tecavüz ve haksız eylem süresince yapılabileceğini, davalının ... markasını kullanım yoluyla ayırt edici hale getirdiğini iddia ettiyse de kullanım yoluyla ayırt ediciliğin SMK 5/1-b-c-d bentlerinde sayılan hallerde olduğu gibi marka olarak tescil edilemeyecek işaretlere özgü bir kavram olduğunu, huzurdaki davada müvekkilleri tarafından özgün bir şekilde oluşturulmuş bir marka ve logo olduğunu, bu nedenle davalının müvekkilleri tarafından oluşturulmuş özgün kelime ve şekil markasını kötü niyetli olarak tescil ettirmesi ve kullanması karşısında sunulan bu savunma gerekçesinin hukuka uygun olmadığını, markaların yazılışları arasındaki çok küçük farklılıkların markalar arasındaki benzerliğin önüne geçebilecek nitelikte olmadığını, taraflara ait markaların görsel, işitsel ve anlamsal olarak ayniyet derecesinde benzer olmasının her ne kadar tescilli oldukları sınıflar farklı gibi görünse de davalının tescil kapsamından farklı olarak müvekkili şirket ile aynı sektörde faaliyet göstermesinin göz önüne alındığında müvekkili ile davalının markası arasında ilgili müşteri nezdinde dolaylı da olsa organik bir bağ kurulmasına sebep olacak ve markalar arasında karıştırılma ihtimali doğacağını, davalının müvekkillerinin emeğinden haksız yararlanmak ve haksız kazanç sağlamak amacıyla hereket ettiğini, müvekkillerinden haberdar olmaması gibi bir durumun söz konusu olmadığını, tüm bu nedenlerle davalının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE:İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davanın konusu; ...tescil numarası ile davalı ...adına tescilli “...” ibareli markanın hükümsüzlüğü ve sicilden terkini, davalının eylemlerinin 6769 sayılı SMK kapsamında marka hakkına tecavüz ve TTK kapsamında haksız rekabet teşkil ettiğinin tespiti ve önlenmesi, ticaret sicillinden terkini ve davalıya ait ... alan adının iptali , sicilden terkini davasıdır.Davacı adına TPMK nezdinde; 24/04/2017 başvuru tarihli, 09/35/38/41/42. Sınıflarda tescilli ... başvuru numaralı ... markası ile, 12/05/2017 başvuru tarihli 45. Sınıfta.. başvuru numaralı ... markasının tescilli olduğu anlaşılmıştır.Mahkemenin 2019/215 D.İş dosyasında alınan 30/10/2019 tarihli bilirkişi raporunda özetle;" ... alan adı sahibi/yetkilisi bilgileri sorgulandığında; Alan Adının 15 Haziran 2011 tarihinde alındığı, bilgiler arasında ... Şti. ... Kağıthane İstanbul yazdığı, ... mail adresinin yazdığı, +...- + ...- bilgilerinin olduğu,-... linki kontrol edildiğinde link içerisinde ve web sitesi içerisinde ... ibaresinin geçtiği görüldüğü,-Aleyhine tespit istenen "... ŞTİ.'nin kullanmış olduğu markayı ... kod numaralı "..." ibaresi ile17.06.2011 tarihinde tescil etmiş olduğu,-Aleyhine tespit istenen "...ŞTİ.'nin kullanmış olduğu markayı ... kod numaralı "..." olarak tescil etmiş olduğu,-Aleyhine tespit istenen "... ŞTİ." nin kullanmış olduğu hizmetleri ...kod numaralı "..." olarak tescilde yer alan kısımlarda kullandığı,-Aleyhine tespit istenen "... ŞTİ." nin kullanımlarının 6769 SMK kapsamınca elde edilmiş tescile dayandığı" belirtilmiştir.Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.14/05/2021 tarihli Bilirkişi Heyet raporunda özetle; "davacıya ait olduğu belirtilen bahsi geçen “...” internet web sitesinin güncel olarak kullanımda ve aktif olduğu, alan adının ...(sahip) bilgileri kontrol edildiğinde bu alan adının 09.02.2000 tarihinin kayıt olunduğu ve internet sitesinin içerikleri detaylıca incelendiğinde “IP tabanlı güvenlik çözümleri” vb. alanlarda internet sitesi olarak kullanıldığı, davacıya ait olan ilgili internet web sitesinin “...” adresinde davacı tarafından beyan etmiş olduğu gibi uzun yıllardan bu yana yoğun bir şekilde kullanıp kullanılmadığını tespit edebilmek adına web arşiv sistemi üzerinden yapılan inceleme sonucunda ilgili internet sitesinin 2000 yılından bu yana arşiv kayıtlarına ulaşıldığı ve davacı tarafından “...” adıyla “IP tabanlı güvenlik çözümleri” vb. alanlarda internet sitesi olarak yoğun ve aralıksız bir şekilde kullanıldığı tespit Edildiği, davalıya ait olduğu belirtilen bahsi geçen “...” internet web sitesinin güncel olarak kullanımda ve aktif olduğu, alan adının ... (sahip) bilgileri kontrol edildiğinde bu alan adının 15.06.2011 tarihinin kayıt olunduğu ve internet sitesinin içerikleri detaylıca incelendiğinde “Kapalı devre kamera sistemleri (IP tabanlı kamera sistemleri)” vb. alanlarda internet sitesi olarak kullanıldığı, davalıya ait olan ilgili internet web sitesinin “...” adresinde davalı tarafından beyan etmiş olduğu gibi uzun yıllardan bu yana yoğun bir şekilde kullanıp kullanılmadığını tespit edebilmek adına web arşiv sistemi üzerinden yapılan inceleme sonucunda ilgili internet sitesinin
2013 yılından bu yana arşiv kayıtlarına ulaşıldığı ve davalı tarafından “...” adıyla “Kapalı devre kamera sistemleri (IP tabanlı kamera sistemleri)” vb. alanlarda internet sitesi olarak yoğun ve aralıksız bir şekilde kullanıldığı tespit edildiği, davalı kullanımlarının bulunduğu sektör sebebiyle tescil sınıfındaki mal ve hizmetlerinin davacının markalarının tescil korumasına sahip olduğu sınıflardan farklı olduğu görülmüş olsa da, sektörlerin aynı oluşu, davalı ve davacının iş kolu faaliyetlerinin birbirini tamamlayıcı olması sebebiyle davalının marka korumasının bulunduğu 37.sınıftaki hizmetlerinin davacının tescil korumasına sahip olduğu hizmetleri ile benzer nitelikte olduğu, tarafların markalarının fonetik, görsel ve kavramsal olarak ayniyet derecesinde benzerliği sebebiyle iki tarafın markası arasında karıştırılma, ilişkilendirilme ihtimalinin bulunduğu, davalının web sitesi ve basılı evrakı üzerinde markasal kullanımının olduğu bu sebeplerle markaya tecavüz şartlarının oluştuğu, davalı tarafça markasının kendi tescil sınıfındaki mal ve hizmetlere ilişkin emtialara (37.Sınıf) uygun olarak kullanımının bulunduğu, davacının tescilli “...” markasının 09. 35. 38. 41. 42 ve 45. Sınıfta yer alan hizmetler açısından davalının tescil başvuru tarihi olan 17.06.2011 tarihi itibariyle Türkiye’de tanınmış marka olmadığı, davalının ... Nolu ibaresinin Türk Patent nezdinde 37. Sınıftaki “tescili için yapılmış olan marka başvurusunun, yine nihai takdiri mahkemenize ait olmak kaydı ile kötüniyetle yapılmış olduğu, kötüniyetli tescil sebebiyle hükümsüzlük şartlarının gerçekleşmiş olduğu, davacının sessiz kalmak kaydı ile hak kaybının bulunmadığı" belirtilmiştir. 6769 Sayılı SMK'nın 25. Maddesinde hükümsüzlük koşulları belirtilmiş, SMK 5. veya 6. maddede sayılan hallerden birinin mevcut olması halinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verileceği düzenlenmiştir.Dosya kapsamına sunulan deliller ve marka tescil belgelerinden, davacının ... nezdinde 19/06/2009 tarihinde marka tescil ettirdiği anlaşılıyorsa da, davalının marka başvurusunda bulunduğu 2011 yılında, davacı markasının tanınmışlığının ispatlanamadığı, davacının Türkiye'de ... ibareli ilk marka tescilinin 24/04/2017 başvuru tarihli ... başvuru numaralı olduğu, tescil önceliğinin davalıya ait olduğu, davalının ....com.tr ibareli alan adının 15/06/2011 tarihinde tescil edildiği, ilk arşiv kaydının 07 Temmuz 2013 tarihli olduğu anlaşılmıştır. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda, davacının ... alan adının 09/02/2000 yılında tescil ettirildiği ve 16 Şubat 2003 tarihli arşiv kaydına ulaşıldığı beyan edilmişse de, bilirkişi raporundan davacı alan adının Kanada'da tescilli olduğu, alan adına Türkiye'den ulaşılabiliyor olmasının markanın Türkiye'de kullanıldığını göstermediği, davacının markanın gerçek hak sahipliği yönünden delil olarak dayandığı faturaların ise (Türkiye satışına ilişkin) tarihlerinin 2011-2012-2013 ve sonrasına ait tarihler içerdiği, faturalardaki isim adres bilgilerinin kapatıldığı, kime/hangi gerçek yada tüzel kişiye düzenlendiğinin belli olmadığı gibi, davalı marka tescil başvuru ve alan adı tescilinden sonra ilişkin olduğu, davacının ... markasını davalı marka tescilinden önce Türkiye'de kullanarak, ayırt edici hale getirdiğini ve önceye dayalı hak sahibi olduğunu ispatlayamadığı anlaşılmış, aksi yöndeki mahkeme tespiti yerinde görülmemiştir.6769 Sayılı SMK ve fikri mülkiyet haklarının korunmasında hakim olan ilkelerden biri ülkesellik prensibidir. Buna göre, tescilli marka sadece tescilli olduğu ülkede koruma altında bulunmakta olup her ne kadar davacının yurtdışında tescilli markaları davalının Türkiye’de tescilli markasıyla aynı ibare ve aynı/benzer sınıf hizmetleri taşısa da “markaların ülkeselliği” ilkesi gereği davalının dava konusu markayı Türkiye’de tescil ettirmesine engel değildir. Bu kuralın istisnası ise davacı markasının tanınmış olması ya da davalının dava konusu markayı tescilde kötüniyetli olmasıdır.Mahkemece alınan bilirkişi raporlarında davacı markasının, davalı markasının tescil başvuru tarihinde tanınmış olmadığı tespit edilmiştir.Mahkemece "davalının davacı basiretli tacir ilkesi gereği davacı markasını bildiği ya da bilmesi gerekmesine rağmen aynı ibareyi tescil ettirmekte kötü niyetli olduğu, yine davacı kullanımına benzer nitelikte markayı kullanmasının da kötüniyete delalet ettiği" gerekçesiyle davalının markasını kötüniyetli olarak tescil ettirdiği sonucuna varılmışsa da, uygulamada ve öğretide, kendisine duyulan güveni kötüye kullanan kişilerin başvurusu, markayı kullanmak amacıyla değil başkalarının ticaretine engel olmak amacıyla, başkalarından para koparma veya şantaj yapma amacıyla yapılan başvurular kötü niyetli marka başvuruları olarak kabul edildiğinden, davalının ise kötüniyetli olduğuna dair dosya kapsamında somut delil bulunmadığından, davalının tescil ettirdiği markasını tescil ettirdiğinden itibaren fiilen tescil sınıfında kullandığı ve yurt dışında tescilli markanın aynı/benzerini tescil ettirmesi tek başına, markanın kötüniyetli olarak tescil ettirildiğini göstermeyeceğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK 353/1-b/2 maddesi gereğince kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Davalı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile,2- İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 01/02/2022 tarih, 2020/188 E., 2022/40 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,3- Davanın REDDİNE,4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken hükümsüzlük davası yönünden 615,40 TL markaya tecavüz ve haksız rekabet davası yönünden 615,40 TL olmak üzere toplam 1.230,80 TL karar harcından peşin alınan 80,70 TL'nin mahsubu ile eksik alınan 1.150,10 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4/c-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,4/ç-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen hükümsüzlük talebi yönünden hesaplanan 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalıya verilmesine, 4/d- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen markaya tecavüz haksız rekabet talebi yönünden hesaplanan 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalıya verilmesine,5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davalı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine, 5/b-İstinaf yargılaması için davalı tarafından yapılan 220,70 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 96,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 316,70 TL'nin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,5/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 17/04/2025