Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1689 E. 2025/528 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/1689
Karar No
2025/528
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO:2022/1689 Esas

KARAR NO:2025/528

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL 1. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

TARİHİ:31/05/2022

NUMARASI:2018/322 E. - 2022/91 K.

DAVA:Tecavüzün tespiti, Ref'i, Önlenmesi

BİRLEŞEN İSTANBUL 2.FSHHM 2018/503 ESAS 2018/266 KARAR SAYILI DOSYASI

DAVA:TAZMİNAT

İSTİNAF KARAR TARİHİ:27/03/2025

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:

DAVA DİLEKÇESİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilleri ... ve ... ile davalı ...'in birlikte “...” isimli bir hikayeyi ve film senaryosunu meydana getirdiğini, taraflar arasında söz konusu hikaye ile 151 sayfalık film senaryosunun kitap haline getirilip basılması hususunda protokol akdedildiğini, müvekkilleri tarafından adlarının belirtilmesi koşuluyla davalı ...'e eserin kitap olarak işleme hakkını verildiğini, anılan koşulun taraflar arasında akdedilen protokolün 8. maddesinde yer aldığını, ilgili koşula davalılarca “...” isimli kitabın ilk baskının yapıldığı 08,02.2016 tarihinde riayet edildiğini, söz konusu kitabın ikinci baskısında davalıların anılan koşula riayet etmediğini, ilgili kitabın ikinci baskısında önsözde yer verilmesi gereken teşekkür yazısına kitabın sonunda yer verildiğini, anılan durumun son derece manidar olduğunu, davalıların taraflar arasında akdedilen protokole aykırı hareket ettiğini, somut olayda gündeme gelen hikayenin ...'te yayınlanması için anlaşma yapıldığını, ilgili dizinin başrol oyuncusunun ... olduğunu, söz konusu dizinin ...'te yayınlanacak ilk Türk dizisi olma özelliğini taşıdığını, davalıların dizinin ününden faydalanarak kitap gelirlerini arttırmaya çalıştığını, ...'le yapılan anlaşmadan müvekkilleri ile davalı ...'in imzasının bulunduğunu, müvekkilleri tarafından davalılara ihtarname keşide edilerek tecavüzün ortadan kaldırılmasının istendiğini, davalılarca söz konusu ihtamameye karşılık olarak verilen cevapta akde aykırılık bulunmadığının ileri sürüldüğünü, davalılara ait eylemlerin müvekkillerinin eser üzerindeki manevi haklarını ihlal ettiğini, söz konusu eylemlerin aynı zamanda haksız rekabete yol açtığını, FSEK m.15/2 ve m.15/3 hükümleri ile FSEK m.35 hükümleri uyarınca müvekkillerinin eser sahipliklerinden kaynaklanan haklara tecavüz ve haksız rekabet teşkil edildiğinin tespitini talep etme zaruretinin doğduğunu belirterek somut olayda iktibasın ve izinsiz işlemenin varlığı ile dava konusu kitabın müvekkillerine ait orijinal esere dayandığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

BİRLEŞEN İST.2.FSHHM'NİN 2018/503 ESAS SAYILI DOSYASINDA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkillerinin ve davalı yazarın birlikte vücuda getirdikleri ve bu hususta bir ihtilaf olmayan "..." isimli hikayenin ve 151 sayfalık film senaryosunun kitap olarak basılması hususunda taraflar arasında protokol akdedildiğini, müvekkillerinin davalı yazara adın belirtilmesi karşılığında eserin kitap olarak işleme hakkını tahsis ettiklerini, davalılar tarafından 08/02/2016 tarihinde ilk baskısı yapılan "..." isimli kitapta önsözde bu şart gerçekleştiğini ancak aynı kitabın Mart 2018 döneminde davalı yazar tarafından kaleme alınan ve davalı yayıncı tarafından baskıya alınan ikinci baskısında şartın yerine getirilmediğini, müvekkilleri hakkında kitabın önsözünde değil, sonsözünde olmak üzere, son derece manidar ve müvekkillerinin orijinal eser sahipliği sıfatı üzerinde anlam karmaşası yaratmaya açık olan bir açıklama ile sözde bir teşekkür yazısı yayınlandığının görüldüğünü, bu hususun orijinal eser sahibi olan müvekkillerinin FSEK'ten doğan manevi haklarına tecavüz teşkil ettiğini, İstanbul 1. FSHHM'nin 2018/322 esas sayılı dosyasından alınan bilirkişi raporu ile bu durumun tespit edildiğini, vaki durumun 5846 sayılı Kanun kapsamında müvekkillerinin haklarına tecavüz teşkil eden bir eylem olmakla birlikte aynı zamanda iş ürünlerinden yetkisiz yararlanmak bahsi dahilinde haksız rekabet teşkil ettiğini belirterek, FSEK 66, 67 ve 77.maddeleri uyarınca tecavüzün ortadan kaldırılmasına, her müvekkil için 15.000,00 TL'den olmak üzere 30.000,00 TL manevi tazminatın avans faizi ile tahsiline karar verilmesini ayrıca fsek 70/3 ve, TTK 56.maddesine göre davalının elde ettiği kar'ın davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davacı vekili 10.4.2020 tarihli ıslah dilekçesiyle; davalıların kitap satışlarından elde ettiği karın davalılardan alınarak gerek fsek md. 70 gerekse gerekse TTK 56 vd. hükümleri kapsamında; hayatın olağan akışında 110.000,00-TL tutarındaki karın davalılardan tahsil edilerek davacılara avans faizi ile ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP DİLEKÇESİ:Davah ... Vekili 03/09/2018 Tarihli Cevap Dilekçesinde Özetle: Müvekkili ...'in “...” unvanlı uluslararası reklam, medya sektöründe faaliyet gösteren şirketin genel müdürü olduğu sıralarda ileride prodüksiyonunu gerçekleştirmeyi planladığı bir hikaye aradığını, söz konusu dönemde davacılardan ...'ın bir çocuk hikayesi fikri olduğunu müvekkili ile paylaştığını, müvekkilinin kafasındaki hikayenin bir çocuk hikayesi değil fantastik bir hikaye olduğunu, müvekkili ile davacıların içinde olduğu üç kişilik bir senaryo ekibi oluşturulduğunu, ilgili ekibin aynı zamanda ... ile bir sözleşme imzaladığını, senaryo sürecinde kök hikayenin kurulması ve senaryonun yazılmasının müvekkilinin yönlendirmeleri sayesinde gerçekleştiğini, anılan dönemde davacılar ile olan mail yazışmalarında müvekkilinin asistanının da yer aldığını, müvekkili ile davacıların “...” isimli sinema senaryosu Üzerinde birlikte hak sahibi olduğunu, söz konusu eserin bir sinema filmi veya televizyon dizisi olabilmesi için müvekkilinin yoğun emek ve çaba harcadığını, anılan süreçte davacıların herhangi bir katkısı olmadığını, taraflar arasındaki ilişkinin düzenlenmesi için 11.02,2015 tarihli protokol akdedildiğini, müvekkilinin “...” senaryosunu yapımcılara satmaya çalışırken diğer taraftan “...” isimli romanı kaleme aldığını, ilgili romanda "...” senaryosunda yer almayan yeni karakterlerin, yeni bir hikayenin, yeni bir mekanın ve yeni bir kurgunun bulunduğunu, söz konusu romanın ... tarafından yayınlandığını, müvekkilinin yoğun çabaları sonucunda eserin...'te yayınlanması için ... şirketi ile anlaşma sağladığını, ilgili sözleşmede müvekkili ile davacıların imzalarının bulunduğunu, müvekkilinin kendisine ait romanın yayınlanması konusunda... ile olan anlaşmanın sona ermesi üzerine yeni bir yayıncı olan diğer davalı ... şirketi ile anlaştığını, müvekkilinin hak sahibi olduğu romanın ...şirketi ile yapılan anlaşmadan çok daha önceki bir tarihte bastırıldığını, taraflar arasındaki protokolde yer alan teşekkür etme yükümlülüğünü davacıların kafasına göre yorumladıklarını, mühim olan durumun müvekkiline yüklenen teşekkür etme yükümlülüğünün romanda yerine getirilmesi olduğunu, söz konusu yükümlülüğün bir işleme şartı olmadığını, somut olayda gündeme gelen romanın hak sahibinin müvekkili olduğunu, söz konusu durum hakkında herhangi bir çekişme olmadığını, müvekkiline işleme hakkının şartlı olarak verilmediğini, davacıların müvekkili ile birlikte hak sahibi olduğu eser bir senaryo iken müvekkiline ait eserin bir roman olduğunu, davacılarının müvekkiline ait roman üzerinde hiçbir hak talep edemeyeceğini, taraflar arasındaki protokolün amacına bakıldığında teşekkür metninin önsöz veya son sözde yer almasının herhangi bir ehemmiyeti bulunmadığını, müvekkili tarafından kaleme alınan eserin ikinci baskısında davacılar için teşekkür metninin son sözde yer verilmesinin diğer davalı yayınevinin tercihi olduğunu, davanın reddine karar verilmesini talep ettikleri anlaşılmıştır. Davalı ... Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle: Müvekkili ...A.Ş.'nin davacılar ile davalı ...arasındaki ilişkinin tarafı olmadığını, müvekkili şirketin taraflar arasındaki sözleşmeden yahut ilişkiden kaynaklı hak ve yükümlülüklerden haberdar olmasının imkansız olduğunu, davacıların müvekkili şirketten herhangi bir talepte bulunamayacağını, söz konusu durumun süzleşmelerin nisbiliği ilkesine aykırılık teşkil ettiğini, müvekkili şirketin dava konusu esere ilişkin tüm yükümlülükleri imzalamış olduğu mali hak devir sözleşmesi uyarınca yerine getirdiğini, müvekkitli şirketin akdettiği sözleşmede davacıların isimlerinin kitapta yer alıp almasına ilişkin herhangi bir taahhütte bulunulmadığını, müvekkili şirketin davacılara karşı herhangi bir sözleşmesel yükümlülüğü olmadığını, davacıların haksız rekabet iddialarının da mesnetsiz olduğunu, , taraflar arasındaki hak sahipliği iddiasının yargılamayı gerektirdiğini, haksız davanın reddine karar verilmesini talep ettikleri anlaşılmıştır.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk Derece Mahkemesin kararıyla; "I-ASIL DAVADA:1 A-Davacılar ... , ... ve davalılardan ... tarafından kaleme alınan ... isimli senaryo üzerinde fsek 10.madde kapsamında adı geçerlerin birlikte eser sahibi olduklarının tespitine, davalılardan ... tarafından kaleme alınan” ...” isimli kitabın bağımsız bir eser olmadığı, asıl esere bağlı işleme niteliğinde eser olduğunun tespitine,2-Somut olayda izinsiz işleme ve iktibas ile haksız rekabet söz konusu olmadığından bu yöndeki tespit istemin Reddine,

II-BİRLEŞEN DAVADA:1-Davacıların ...’in ve diğer davalının kitabın 2. baskısında davacıların fsek’den kaynaklanan mali haklarına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespiti ve önlenmesi isteminin REDDİNE,2-Davacıların ...’in ve diğer davalının kitabın 2. baskısında davacıların fsek’den kaynaklanan manevi haklarına tecavüzlerinin tespiti ile önlenmesine, 3-Fsek 15/2 maddesine aykırılık nedeniyle oluşan manevi zarar nedeniyle 15.000 TL manevi tazminatın davalılardan alınarak davacı ... ‘e avans faiziyle birlikte ödenmesine,4-Fsek 15/2 maddesine aykırılık nedeniyle oluşan manevi zarar nedeniyle 15.000 TL manevi tazminatın davalılardan alınarak davacı ... ‘a avans faiziyle birlikte ödenmesine,5-Maddi tazminat koşulları oluşmadığından ıslah ile talep edilen maddi tazminat isteminin reddine,6-Dava konusu kitabın 2. baskısı üzerinde karar kesinleştiği tarihte halen satışta olan kitap varsa satışının ve yeniden basımının durdurulmasına,bandrol alınmasının önlenmesi isteminin reddine, kültür Bakanlığı nezdindeki sicil beyana tabi olarak oluşturulduğundan davacıların idari işlem niteliğindeki beyan ve kayıt işlemlerini kendileri oluşturabileceğinden mahkememizce idari makamlara bir yazı yazılmasına yer olmadığına,7-Manevi haklara tecavüz oluştuğundan hükmün ilanında davacıların hukuki yararı bulunduğundan karar kesinleştiğinde hüküm özetinin Türkiye çapında yayan yapan tirajı yüksek 3 gazeteden birinde bir kez ilanına, masrafın davalılardan tahsiline" şeklinde hüküm kurulmuştur.

İSTİNAF:Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; delil tespiti talep ettikleri değişik iş ddosyasında, uyuşmazlığın yargılamayı gerektirdiği savı ile mahkemece önlem alınmadığını, müvekkillerinin esas dava açmak zorunda kaldığını, birleşen davada defalarca alınan aynı yönde tecavüzü tespit eder bilirkişi raporları ile dosyalarının 4 sene sürüncemede kaldığını, maddi yönden zararlarının tespit edilmediğini, sözleşme şartları ve kanunun yanlış değerlendirilerek eser sahibinin sözleşmeden dönmesi esasında FSEK Hükmünün yanlış uygulandığını, birden çok rapor alınarak hatalı hukuki analizlere göre yanlış hüküm kurulduğunu, manevi tazminat talepleri altında talep ettikleri elde edilen karın devri taleplerinin maddi tazminat talebi olarak anlaşılarak reddedildiğini, davalıların mali bilirkişiye evrak tesliminden imtina ettiğini, bu durumun bilirkişi raporları ile de sabit iken hükümde bilirkişi raporlarından doğan yargılama giderlerinin kısmi oranda müvekkillerine yüklendiğini, mali bilirkişiye itirazlarının yoksayılarak dosyada 5 defa eser sahipliğine dönük rapor alınmasına rağmen mali bilirkişi yönünden eksik inceleme yapıldığını, hesaplama yöntemlerine dair itirazlarının gerekçelendirilmeden yoksayıldığını, mali bilirkişininin kendisine evrak sunulmadığından bahisle davalı yanların karını tespit edemediğini belirten mali açıklamalarına itibar edilerek nihayetinde verilen gerekçede ıslah taleplerinin de yoksayıldığını, hatalı hüküm verildiğini, tecavüzün tespitinin 4 sene sonra yapılabildiğini, davalıların 4 sene mühletle üretime devam etmeleri söz konusu olduğu gibi hükmün kesinleşmesine kadar da üretime devam etmelerini engellemeyen bir karar kurulduğunu.-Kararın kısmen bozularak davalılar tarafından elde edilen gelirin müvekkillerine ödenmesi gerektiğini, bu gelirin tespit edilebilir nitelikte olduğunu, tecavüzün tespiti söz konusu olduğundan tecavüzün evvelemirde durdurulmasının da gerektiğini, taleplerinin dosyada öncelikle kitap baskılarının durdurulmasına ve ilgili hususlara yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmesi yönünde olduğunu, mahkemece tespit ve ihtiyati taleplerinin hiçbir zaman değerlendirilmediğini, ret veya kabul kararı verilmediğini, karşı tarafların fiillerinin müvekkillerinin manevi haklarına tecavüz teşkil etmekte olduğunun yerel mahkemece hükme bağlandığını, bu halde kararın kesinleşmesinin beklenmesine kadar tecavüzün devam etmesinin hukuki güvenliği sarstığını, davalıların fiilleri dolayısıyla FSEK m.77 hükmü kapsamında yerel mahkemece alınmayan önlemlerin istinaf aşamasında alınarak tedbir kararı verilmesini.- Gerekçenin hatalı olduğunu, usul ve esasa aykırı bir karar verildiğini, gerekçede müphem olgular mevcut olmasının yanında defaatle ileri sürdükleri itirazlarına yer verilmeksizin karar verildiğini, mahkeme tarafından eksik bilirkişi incelemelerine itirazlarının reddedilmesi neticesinde sürpriz niteliğinde bir karar verilmiş olup bu hususun açıkça HMK 353/b-2 hükmüne aykırı olup bozma nedeni olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda yer alan hukuki yorumun neden tercih edildiğinin, hükme esas alınmayan bilirkişi raporundaki hukuki yorumun neden tercih edilmediğinin anlaşılamadığını, raporlar arasındaki çelişkinin giderilmediğini.-Hükme esas alınan bilirkişi raporunda yer alan hukuki yorumun hatalı olup müvekkillerinin cayma hakkını tartıştığını ve yoksaydığını, gerekçeli kararın cayma hakkı açısından inceleme başlığı ile hüküm içermemesinin incelemenin eksik yapıldığını gösterdiğini, cayma hakkının kullanılması için noter vasıtasıyla diğer tarafa münasip bir mehil verilmesi şartının gerçekleştiğini, artık yeni bir ihtar göndermeye gerek olmadığını, eser sahibi ile karşı taraf arasında mali hakların devrine veya ruhsat verilmesine ilişkin sözleşme yapılmalı ve sona ermiş bulunmalı olması unsurunun olaylarında olduğunu, eser sahibinin menfaatlerinin esaslı surette ihlal edilme koşullarının ve zararlarının bilirkişi raporu ile de sabit olduğunu.-Dosyada mübrez mali bilirkişi raporlarında, bilirkişilerin tecavüzden doğan gelirini hesaplamaktan ısrarla imtina etmiş olup taraflı olduğunu, mahkemece davalıların gelirleri araştırılmadan hüküm kurulmaması gerektiğini, mahkemece hukukçu bilirkişi ve sektör bilirkişisinden, haklı davaları hakkında kanaat bildiren rapor alındığını ancak bu raporun gerekçesiz olduğundan ötürü hükümde esas alınmamış olduğunu, hükme esas alınan mali bilirkişinin hesap yöntemi dolayısıyla dosyanın tekrar heyete gönderildiğini, rapora itiraz ettiklerini ancak hükme esas alınan bilirkişi raporlarında bu dilekçelere uygun bir rapor tanzimi oluşmadığını, mali bilirkişinin kök raporda 4.826,00 TL olarak bulduğu karın hatalı olduğunu, terditli hesaplama yapılmadığını, ...'den gelen müzekkere cevabına ekli bandrol talep formu ve taahhütnamesinde uyuşmazlık konusu kitaba ilişkin verilen bandrol adedinin 2000 adet olarak belirtilmiş olup incelemesi yapılmadığını, mahkemece bir kısım taleplerinin değerlendirilmediğini.-Islahla ileri sürdükleri taleplerin de mahkemece dikkate alınmadan hüküm kurulduğunu.-Bilirkişi heyeti tarafından davalı yazarın senaryoya ilişkin işleme hakkının taraflar arasında akdedilen sözleşme gereğince 15.02.2017 tarihinde sona erdiği tespit edildiğini, bu tarihten itibaren davalı yazarın işleme eser üretimi yapmaması talepleri mevcut ise de bu hususun gerekçede değerlendirmeye alınmadığını, bu hususun ıslah dilekçeleri ile ortaya konulmasına rağmen mahkemece dikkate alınmadığını,.-Davalıların eyleminin 5846 sayılı kanun kapsamında müvekkillerinin haklarına tecavüz teşkil eden bir eylem olmakla birlikte aynı zamanda iş ürünlerinden yetkisiz yararlanmanın haksız rekabet teşkil ettiğini, bu talebin reddinin isabetli olmadığını.-Yargılama giderlerinin müvekkiline değil birden fazla kereler bilirkişi incelemesine sebebiyet vermelerinden ötürü davalılarına tahmiline karar verilmesi gerekirken müvekkillerini yargılama giderleri ile mesul kılmasının isabetli görünmediğini beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... vekili istinaf ve davacı istinafına cevap dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin müvekkiline ait ... adlı eseri işlenme eser olarak kabul ederek hüküm kurmasının hatalı olduğunu, söz konusu eserin işlenme eser olarak kabul edilmemesi ve davacılar lehine manevi tazminat hükmünün kurulmaması gerektiğini, müvekkilinin eseri işleme eser olmadığından davacıların adlarının yer almasının zorunlu olmamasına rağmen müvekkili ve davacı yanlarca yapılan anlaşmaya istinaden müvekkilinin bu hususa bu zamana dek uygun davrandığını, romanının ilk baskısının yapıldığı yayımcı ile anlaşmalarının sona ermesi neticesinde başka bir yayımcı ile anlaştığını ve kitabın ikinci baskısının yapıldığını, ikinci baskıda kitapta önsöz yerine bir sonsöz kısmı oluşturulduğunu ve bu son sözde yine müvekkilinin davacılar ile senaryo çalışmalarını birlikte yaptığına dair ifadesi ile isimlerinin anıldığı bir teşekkür bulunduğunu, tarafların kendi aralarında imzaladığı sözleşmenin senaryoyu birlikte yazdıkları kişilerin isimlerini anarak teşekkür etmesi barındırdığını, bu hususun önsöz yahut sonsözde olmasının sadece bir şekilden ibaret olduğunu, davacının cayma hakkı, mali hak ve bu yöndeki dosyada eksik inceleme yapıldığı iddiasının yerinde olmadığını ve bu yöndeki taleplerinin reddi gerektiğini beyan ederek istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... A.Ş. vekili istinaf ve davacı istinafına cevap dilekçesinde özetle;Dava konusu eserin sahibinin diğer davalı olup müvekkili şirketin yayınevi olarak yazarı ve eserin içeriğini denetleme yetkisi bulunmamakla beraber "..." ilkesi ve kitabın genel bakışı çerçevesinde denetim imkanını da kullandığı, her adımda yazardan onay aldığı ve bu onay ile eser ile ilgili işlemlere devam ettiği hususları da göz önünde bulundurularak müvekkil şirketin sorumluluğuna gidilmesinin mümkün olmadığını, uyuşmazlık konusu teşekkür yazısı ile ilgili yükümlülüklerin düzenlendiği 8.maddenin yer aldığı sözleşmenin taraflarının davacılar ile diğer davalı ... olduğunu, davalı müvekkili şirketin söz konusu sözleşmenin tarafı ve yükümlüsü olmadığının kök bilirkişi raporunun birçok farklı başlığı altında da tespit edildiğini, dosya kapsamında alınan 12/02/2021 tarihli bilirkişi raporunda da diğer davalı ...'in davacılar ile akdettiği sözleşmeden doğan yan yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle müvekkili şirketin sorumlu tutulabilmesinin mümkün olmadığının, davacıların "..." isimli eserden kaynaklı mali haklarına dayalı tazminat taleplerinin yerinde olmadığının tespit edildiğini, dolayısıyla davalı müvekkilinin şirketin söz konusu sözleşmenin tarafı olmadığı ve bu sözleşme kapsamında yükümlülüklerden sorumlu olmadığını, davacıların talebinin muhatabı olmadığını, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarında da davanın muhatabının müvekkili şirket olmadığı belirtilmişken müvekkili şirket aleyhine hangi hususlar gözetilerek hesaplandığı açıklanmayan 15.000-TL maddi tazminata hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, manevi hak ihlali meydana geldiği gerekçesiyle manevi tazminata hükmedilmişse de müvekkili şirketten manevi tazminat talep edilemeyeceğini, yerel mahkemenin senaryonun işleme niteliğinde eser olduğunun tespitine ilişkin kararının yerinde olmadığını, yerel mahkemenin "..." kitabının 2.baskısında davacıların FSEK'ten kaynaklanan mali haklarına tecavüz ve haksız rekabet oluşturulduğunun tespiti ve önlenmesi isteminin reddine dair kararının yerinde olduğunu, istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAFA CEVAP:Davalı... A.Ş. vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacılar tarafından ileri sürülen ihtiyati tedbir talepleri, iddia ve yükümlülüklerinin hiçbir surette muhatabı ve sorumlusu olmayan davalı müvekkili şirket aleyhine doğrudan sonuçlar doğuracak nitelikte, orantısız ve hukuka aykırı tedbir talepleri olup reddi gerektiğini, dava konusu eserin sahibinin diğer davalı olup müvekkili şirketin yayınevi olarak yazarı ve eserin içeriğini denetleme yetkisi bulunmamakla beraber nesnellik ilkesi ve kitabın genel bakışı çerçevesinde denetim imkanını da kullandığını, her adımda yazar onay aldığını ve bu onay ile eserle ilgili işlemlere devam ettiğini, uyuşmazlık konusu teşekkür yazısı ile ilgili yükümlülüklerin düzenlendiği 8.maddenin yer aldığı sözleşmenin taraflarının davacılar ile diğer davalı ... olduğunu, bilirkişi raporunda da müvekkili şirketin söz konusu sözleşmenin tarafı ve yükümlüsü olmadığının tespit edildiğini, davacıların mali haklara dayalı tazminat taleplerinin yerinde olmadığını, tüm bu nedenlerle davacıların istinaf taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE:İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Asıl davanın konusu; davacılar ile davalı ...’in birlikte vücuda getirdikleri "..." isimli hikayenin ve 151 sayfalık film senaryosunun kitap olarak basılması hususunda taraflar arasında protokol akdedildiğini, davacıların davalı yazara adın belirtilmesi karşılığında eserin kitap olarak işleme hakkını tahsis ettiklerini, davalılar tarafından 08/02/2016 tarihinde ilk baskısı yapılan "..." isimli kitapta önsözde bu şart gerçekleştiğini ancak aynı kitabın Mart 2018 döneminde davalı yazar tarafından kaleme alınan ve davalı yayıncı tarafından baskıya alınan ikinci baskısında şartın yerine getirilmediğini, Davacılar ... , ... Ve Davalılardan ... tarafından kaleme alınan "..." isimli senaryo üzerinde FSEK 10.madde kapsamında adı geçenlerin birlikte eser sahibi olduklarının tespitine, davalılardan ... tarafından kaleme alınan” "....” isimli kitabın bağımsız bir eser olmadığı, asıl esere bağlı işleme niteliğinde eser olduğunun tespitine, işlemenin davacılaran manevi haklarına tecavüz teşkil eder nitelikte bulunduğunu bu kapsamda gerçekleşen intihalin tespitine, iltibas ve izinsiz işlemenin orjinal esere dayandığının tespitine karar verilmesi talebidir.Birleşen davanın konusu; Davalılardan ...’in ve diğer davalının kitabın 2. baskısında davacıların FSEK’den kaynaklanan mali ve manevi haklarına FSEK 66, 67,77 madde kapsamında tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespiti ve önlenmesi ile, manevi zarar iddiasıyla her bir davacı için 15.000 TL’den 30.000 –TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline, davalıların kitap satışlarından elde ettiği karın FSEK 70 ve TTK 56 madde kapsamında 110.000,00-TL maddi tazminatın davalılardan tahsiline , karar verilmesi talebidir.Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.24/10/2018 tarihli 1.Bilirkişi Heyet raporunda özetle; "Dava konusu uyuşmazlıktaki “...” isimli senaryonun FSEK m.2/1 çerçevesinde- dil ile ifade olunan: ilim ve edebiyat eseri olduğu, "...” isimli romanın ise ... isimli senaryodan yararlanılarak oluşturulan FSEK 6/1 çerçevesinde işlenme eser olduğu, Davacılar ile davalı ...'in ...isimli senaryonun FSEK 10 çerçevesinde birlikte eser sahibi-oldukları, davalı ...'in davaya konu “Karakalem” isimli romanın işlenme eser sahibi olduğu, Davalının ...romanının izin alınarak oluşturulması nedeniyle izinsiz işleme durumunun göz konusu-olmadığı, ... - isimli romanın ikinci basısının önsözünde birinci basıdan farklı olarak romanın davacıların birlikte eser sahipleri oldukları senaryodan yararlanılarak oluşturulduğuna ilişkin yeterli bilgi söz konusu olmadığından FSEK 15 çerçevesindeki yükümlülüğün gereği gibi yerine getirilmediği ve vaki durum çerçevesinde davacıların FSEK 67'de yer aları Eser üzerinde sahibinin adı hiç konulmamış veya yanlış konulmuş yahut konulan ad iltibasa meydan verecek mahiyette olup da eser sahibi 15 inci maddede zikredilen tespit davasından başka tecavüzün ref'ini talep etmişse, tecavüz eden gerek aslına, gerek tedavülde bulunan çoğaltılmış nüshalar üzerine eser sahibinin adını derç etmeye mecburdur. Masrafı tecavüz edene ait olmak üzere, hükmün en fazla 3 gazetede İlanı talep edilebilir” hükmüne dayalı taleplerinin takdirinin Mahkemeye ait olduğu" belirtilmiştir. 09/09/2019 tarihli 2.Bilirkişi Heyet raporunda özetle;" “...” isimli romanın ikinci baskısının önsözünde birinci baskıdan farklı olarak romanın davacıların birlikte eser sahipleri oldukları senaryodan yararlanılmak suretiyle oluşturulduğuna ilişkin yeterli bilgi söz konusu olmadığından, taraflar arasındaki sözleşmenin 8. madde hükmüne ve FSEK m. 15”e aykırı davranıldığı; Davacıların isimlerinin davaya konu “Karakalem” adlı romanın 2. basısının önsözünde senaryo (hikaye, asıl eser) sahibi olarak zikredilmemesinin ve onlara teşekkür edilmemesinin FSEK m. 15/11 hükmüne aykırılık sebebiyle manevi tazminat ödenmesini gerektiren hukuka aykırı bir davranış olduğu; ayrıca, davacıların, söz konusu manevi hak tecavüzünün FSEK m. 67/11 hükmünde belirtilen şekilde ref'ini talep etme ve manevi tazminatın yanı sıra tecavüzden elde edilen kârı da davalılardan FSEK m. 70/III kapsamında isteme hakkına sahip bulundukları; Buna karşılık, davacılar ile davalılardan ... arasında imzalanmış olan yazılı sözleşmenin 8. maddesinin davacılar açısından “ivaz” teşkil edecek bir “karşı edim yükümlülüğü” içermemesi, sadece “yan yükümlülük” içermesi sebebiyle, anılan 8. Maddeye aykırı düşen davalı davranışının davacılara sözleşmeyi geçmişe ya da ileriye etkili şekilde feshetme hakkı vermediği; huzurdaki davanın konusunun cayma hakkını düzenleyen FSEK m. 58 ile de bir bağlantısının bulunmadığı; dolayısıyla, bahsi geçen yazılı sözleşmenin halen ayakta ve geçerli olduğu; davacıların iştirak halinde sahip oldukları “...” adlı senaryonun işleme mali hakkını bu sözleşmeyle davalılardan ...'e 15 Şubat 2015 — 15 Şubat 2017 tarihleri arasındaki iki yıllık süreyle sınırlı olarak devretmiş oldukları; bu itibarla, davaya konu vakıalar nedeniyle gerçekleşmiş herhangi bir mali hak ihlalinden ve FSEK m. 68 ya da FSEK m. 70/III uyarınca ileri sürülebilecek bir maddi tazminat talebinden söz edilemeyeceğini,bir tazminata hükmedilecekse Davalılardan, ... A.Ş. tarafından basımı gerçekleştirilen, dava konusu 3.000 adet eser için, davalı tarafın kayıtlarında görülen karlılık oranı üzerinden yapılan hesaba göre 64.427,47 TL. sı muhtemel kazanç hesap edildiği, Mahkeme, davalı tarafın mali tablolarında görülen karlılık oranlarının dikkate alınarak kazanç hesabı yapılmasını talep etmesi halinde, davalı tarafın muhtemel kazancının 4.826,64 TL. olarak hesap edildiği, davacı tarafın maddi tazminat talebinin Borçlar Kanununun 50. ve 51. Maddelerine göre belirlenmesi hususunun Mahkemenin takdirinde olduğu" belirtilmiştir.03/03/2020 havale tarihli EK bilirkişi raporunda özetle; " 6769|sayılı SMK'nın 151. maddesinde sayılan seçimlik haklarından (b) bendinde geçen; “Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin elde ettiği net kazanç." hesap yöntemine göre hesaplama yaptıklarını, ek raporda ise hesaplama yönteminin değiştirilmediğini, Davalı ... A.Ş. tarafından,... kitaba yönelik elde edilen kazancın tespiti için istenen ticari belgelerin incelenmek üzere heyete sunulmadığı, bu nedenle ikinci kitap için kazanç kaybı hesabının yapılamadığını, Kök raporda tespit edildiği üzere, davalılardan, .... A.Ş. tarafından basımı gerçekleştirilen, dava konusu ... adlı 3.000 adet eser için, davalı tarafin kayıtlarında görülen karlılık oranı üzerinden yapılan hesaba göre 64.427,47 TL.' sı muhtemel kazanç hesap edildiğini, tazminat talebinin Borçlar Kanununun 50.ve 51.maddelerine göre belirlenmesi hususunun Mahkemenin takdirinde olduğu" belirtilmiştir.12/02/2021 havale tarihli 3. Bilirkişi Heyet raporunda özetle; " Somut olayda “...” isimli eserin “...” eserden farklı edebi türe ait olması ve bunun sonucunda da farklı sayfa sayısına sahip olması ilgili eserleri birbirinden farklı kılmadığı, bu nedenle davalı yazar tarafından kaleme alınan romanın “...” isimli senaryodan bağımsız bir eser olarak kabul edilebilmesinin mümkün gözükmediğini, Davacılar ile davalı ... arasında akdedilen 11.02.2015 tarihli sözleşmeyle “...” isimli eserin işleme hakkının 15.02.2015 - 15.02.2017 tarihleri arasında ...'e devredildiği, somut olayda işleme hakkı devrinin herhangi bir koşula bağlanmadığı, Davacıların sözleşmenin geçerlilik şartı olduğunu savundukları “teşekkür etme” yükümlülüğünün bir karşı edim yükümlülüğü olmayıp sözleşmenin yan yükümlülüğü niteliğinde olduğu, anılan sözleşmede taraflarca ilgili yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde sözleşmenin geçersiz hale geleceğine dair başkaca bir kayıta da yer verilmediği hususları bir bütün olarak değerlendirildiğinde davacıların, işleme hakkının davalı ...'e şarta bağlı olarak verildiği yönündeki iddialarının isabetli olmadığı sonucunun ortaya çıktığını, TBK m.123 vd. hükümleri uyarınca sözleşmenin bir tarafının borcunu ifa etmemesi nedeniyle diğer tarafın sözleşmeyi sona erdirebilmesi için “karşı edim yükümlülüğüne” aykırı bir hareketinin bulunması gerektiği, somut olayda “teşekkür etme” konulu yan yükümlülüğün davalı yazar tarafından usulünce yerine getirilmemiş oluşundan bahisle davacıların sözleşmenin sona erdirilebilmesinin mümkün gözükmediği; FSEK m.58 hükmü uyarınca, cayma hakkının kullanılabilmesi için ise, mali bir hakkı devralan kişinin devraldığı bu haktan münaşip bir süre içinde faydalanmaması gerektiği fakat somut uyuşmazlıkta davacıların bu yönde herhangi bir iddiasının bulunmadığı; bu itibarla, davalı ... tarafından sözleşmedeki “teşekkür etme” şartının yerine getirilmemesi nedeniyle davacıların sözleşmeyi sona erdirebilmesinin yahut cayma hakkının kullanabilmesinin mümkün gözükmediği, FSEK m.15/2 hükmü uyarınca, işlenme eserin asıl eserle olan ilişkisinin belirtilmesinin zorunlu olduğu, davalı ... Göknel tarafından, dava konusu kitabın ikinci baskısının son sözünde, işlenme eserin, asıl eser ile olan ilişkisini yeterince açık olarak belirtilmediği, bununla birlikte, davalı ... ile davacılar arasında akdedilen sözleşmenin 8. maddesi hükmüne göre, işleme eserin ön sözünde diğer yazarların isimlerine yer verilmesi gerektiği, davalı ... tarafından kaleme alınan işleme eserde davacıların ismine son sözde yer verildiği, bu bağlamda, davalı ...'in davacılarla akdedilen sözleşmenin 8. maddesine ve FSEK m.15/2 hükmüne aykırı davrandığının tespit edildiği; davalı ...'in, davacılarla akdettiği sözleşmenin 8. Maddesi ve FSEK m.15/2 hükmüne aykırı davranışının, davacıların asıl eser üzerindeki manevi haklarını ihlal ettiği, Davalı ...'in davacılar ile akdettiği 11.02.2015 tarihli sözleşmeden doğan yan yükümlülüğü yerine getirmemesi nedeniyle - sözleşmelerin nispiliği ilkesi uyarınca - diğer davalı ... A.Ş.'nin sorumlu tutulabilmesi mümkün olmadığı ve fakat somut uyuşmazlıkta FSEK m.15/2 uyarınca, işlenme eserin asıl eserle olan ilişkisinin açık bir şekilde belirtilmemesi nedeniyle davacıların uğradığı manevi zararın tazmin edilmesi noktasında davalı .... A.Ş. ile diğer davalı ...'in birlikte sorumlu tutulabileceğini, bununla birlikte 12.03.2018 tarihli mail yazışmasında davalı yayınevi tarafından, davalı yazara son söz ve teşekkür kısmının değiştirilebileceği ve eski başlığın yerinde kalabileceğine dair seçenek sunulması nedeniyle davalı yayınevinin sorumluluğunun ortadan kalkıp kalkmadığı konusundaki nihai takdirin Mahkemeye ait olduğu, Yapılan tespitlerden, davacıların “...” isimli eserden kaynaklı mali haklarına dayalı tazminat taleplerinin yerinde olmadığının anlaşıldığı fakat Mahkemece aksi kanaatte olunması ihtimaline binaen davacılar lehine hükmedilebilecek telif tazminatının da hesaplandığını, Davalı tarafından basımı gerçekleştirilen dava konusu 5000 adet eser için davalı tarafın kayıtlarında görülen karlılık oranı üzerinden yapılan hesaplamaya göre 107.379,00 TL muhtemel kazanç elde edildiği, Mahkemenin, şirket mali tablolarında görünen karlılık oranı dikkate alındığında davalı tarafın muhtemel kazancının 8.044,40 TL tutarında olduğu" belirtilmiştir.08/10/2021 havale tarihli EK bilirkişi Heyet raporunda özetle; "sektörel ve FSEK yönünden kök raporda yapılan değerlendirme ve tespitlerin geçerliliğini koruduğu" belirtilmiştir.5846 sayılı yasanın 11 . ve 12. Maddelerinde eser sahipliğine İlişkin karinelerin neler olduğu düzenlenmiştir. FSEK 11. Madde hükmüne göre; Yayımlanmış eser nüshalarında veya bir güzel sanat eserinin aslında, o eserin sahibi olarak adını veya bunun yerine tanınmış müstear adını kullanan kimse, aksi sabit oluncaya kadar o eserin sahibi sayılır. Umumi yerlerde veya radyo-televizyon aracılığı ile verilen konferans ve temsillerde, mutat şekilde eser sahibi olarak tanıtılar kimse o eserin sahibi sayılır, meğer ki, birinci fıkradaki karine yoluyla diğer bir kimse eser sahibi sayılsın".FSEK 21. Madde hükmüne göre ise; “Yayımlanmış olan bir eserin sahibi 11. maddeye göre belli olmadıkça, yayımlayan ve O da belli değilse çoğaltan, eser sahibine ait hak ve salahiyetleri kendi namına kullanabilir. Bu salahiyetler, 11.maddenin ikinci fıkrasındaki karine ile eser sahibi belli olmadığı hallerde konferansı verene veya temsili icra ettirene aittir. Bu maddeye göre salahiyetli kimselerle asıl hak sahipleri arasındaki münasebetlere, aksi kararlaştırılmamışsa, adi vekalet hükümleri uygulanır". düzenlemesi yer almaktadır.Sözleşmeden cayma FSEK 58. Madde de düzenlenmiştir. Sözleşmenin feshi ile sürekli borç yükleyen sözleşmelerde sözleşmeden dönme hükümleri ise TBK'da düzenlenmiş olup koşulları ve sonuçları birbirinden farklıdır. Davacılar tarafından, dava dilekçesinde ve yargılama sırasında caymadan kaynaklanan talepler ileri sürülmediğinden,mahkemece bu hususta gerekçeye yer verilmemesinde usul ve yasaya aykırılık görülmediği gibi, HMK 357.madde gereğince istinaf aşamasında ileri sürülemeyeceğinden caymaya yönelik istinaf sebepleri incelenmemiştir.Taraflar arasında yapılan sözleşmede, davacılar tarafından... isimli hikayenin kitap ve e-kitap olarak yazılması ve basılması halinde diğer hikaye sahiplerinin kitap ve e-kitap satışından ve gelirinden hiçbir maddi hak talep etmeyeceği, edebi eserin yazarı, diğer iki hikayenin isimlerine önsözde yer verip teşekkür edeceği düzenlenmiştir.Mahkemece davaya konu işleme kitabın ikinci baskısında, sözleşmede kararlaştırıldığı şekilde, davacıların isimlerine önsözde usulüne uygun olarak yer verilmediği, teşekkür ifadesinin paylaşılmadığı, FSEK 16. maddedeki manevi hakların ihlal edildiğinin tespit edildiği anlaşılmıştır.Davacı tarafça FSEK 70/son maddesi gereğince, davalı tarafın elde ettiği kârın kendilerine verilmesini talep etmiştir. FSEK 70/son madde düzenlemesinden elde edilen kârın manevi tazminat ile birlikte (yığılarak) istenebileceği anlaşılıyorsa da, her ikisinin işlevlerinin farklı olduğu, manevi tazminatın tecavüz nedeniyle hak sahibinin kişilik ve manevi değerlerinde meydana gelen zarar üzüntü ve manevi acıyı giderme amacını taşıdığı, elde edilen karın iadesinin ve eserden vekaletsiz iş görme ve mütecavizin eseri izinsiz olarak kullanması nedeniyle elde ettiği karın ondan alınmasını sağladığı, ancak somut olayda davacıların davalı ile yaptıkları sözleşmede işleme eser mahiyetinde kitaptan gelir elde edeceklerine mali hakların bedeli karşılığında devrine yönelik bir düzenleme bulunmadığından FSEK 70/son maddesi gereğince tazminat talebinin reddi kararının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmıştır.Davacı tarafça ıslah talebinde bulunularak davalıların kitap satışlarından elde ettiği karın davalılardan alınarak müvekkillerine FSEK 70.madde ve TTK 56. madde gereğince 110.000,00 TL'nin avans faiziyle tahsilini istemişse de, yukarıda açıklandığı üzere maddi tazminat ve haksız rekabet koşulları oluşmamıştır. FSEK 67 ve 77.kapsamında önlem alınabilmesi adına "..." isimli işleme kitabın 2. baskısı ve "..." isimli ikinci kitap ile işlenecek tüm serilerinde 15/02/2017 tarihine kadar işleme hakkı verildiği tespit olduğundan, bundan böyle hiçbir işleme eser üretimi yapmamasına dair talep konusunda hüküm kurulmadığını beyan etmişse de işleme eser için davacılar tarafından izin verildiğinden, ihlal edilen hakkın manevi haklardan olduğu anlaşılmakla, men kararı verilmesi ve tedbire hükmedilmesi gerektiğine yönelik sürülen istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Birleşen davada davacı vekili FSEK 66, 67 ve 77 hükümleri uyarınca tecavüzün ortadan kaldırılmasını, her bir davacı için 15.000 TL'den toplam 30.000 TL manevi tazminata hükmedilmesini, ayrıca davalıların kitap satışlarınden elde ettiği karın müvekkillerine ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece davacıların FSEK 66 ve 67. maddeleri uyarınca tecavüzün ref'ini (ortadan kaldırılmasına) talep edebileceği göz önüne alınarak ref talebi yönünden kabul kararı verilmesi gerekirken, mahkemece birleşen davada davacı tarafın FSEK 66 ve 67.madde gereğince ref talebi konusunda olumlu olumsuz karar verilmediği anlaşılmıştır.Somut olayda "Adın Belirtilmesi" manevi hakkı ihlal edildiğinden, davacıların isminin ve teşekkkür yazısının 2. baskı kitaplara yazısının 1.baskıda yazıldığı şekilde yazılarak ihlalin giderilmesini talep edebileceği, ancak eserin işlenmesi ve basımı izinsiz olmadığından 77.madde gereğince ihtiyati tedbir yolu ile eserin toplatılmasının mümkün olmadığı anlaşılmakla, davacılar vekilinin birleşen davaya yönelik istinaf başvurularının kısmen kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, hükmün 6. bendinin kaldırılmasına, davacıların isminin ve teşekkür yazısının 1. baskıda yazıldığı gibi 2. baskıya basılarak ihlalin giderilmesine, ancak eserin işlenmesi ve basımı izinsiz olmadığından eserin toplatılması talebinin reddine karar verilmesi gerekmiştir.Davalı ...istinafında, mahkemenin müvekkiline ait eseri işleme eser olarak kabul ederek hüküm kurmasının hatalı olduğunu ileri sürmüşse de, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarında eserin işleme eser vasfında olduğu tespit edildiği, Manevi tazminata hükmedilmemesi gerektiğini, teşekkür beyanı bulunduğu ileri sürülmüşse de sözleşme kapsamına uygun bir beyan olmadığı, manevi tazminat koşullarının oluştuğu, davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddi gerektiği anlaşılmıştır.Davalı ... A.Ş. vekilinin istinaf başvurusu yönünden, Husumet itirazı ve tazminat yönünden işleme eser mahiyetinde bulunduğundan son sözde isimlerine usulsüz şekilde yer verilmesinden davalı yayınevi de sorumlu olduğundan bu davalının istinafının reddine karar vermek gerekmiştir.Tüm bu nedenlerle davacıların istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK 353/1-b/2 maddesi gereğince kısmen kabulüne kısmen reddine, mahkeme kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına (hükmün 6 bendi çıkartılarak yukarıda belirtilen şekilde yeniden hüküm kurulmasına) davalıların istinaf başvurusunun esastan ayrı ayrı reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Davacılar vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile, davalılar vekillerinin istinaf başvurularının AYRI AYRI ESASTAN REDDİNE, 2- İstanbul 1. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 31/05/2022 tarih, 2018/322 E., 2022/91 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,

3-I-ASIL DAVADA:-Davacılar ... , ... ve davalılardan ... tarafından kaleme alınan "..." isimli senaryo üzerinde FSEK 10.madde kapsamında adı geçenlerin birlikte eser sahibi olduklarının tespitine, davalılardan ... tarafından kaleme alınan " ...” isimli kitabın bağımsız bir eser olmadığı, asıl esere bağlı işleme niteliğinde eser olduğunun tespitine,-Somut olayda izinsiz işleme ve iktibas ile haksız rekabet söz konusu olmadığından bu yöndeki tespit istemin Reddine,

II-BİRLEŞEN DAVADA:-Davacıların ...’in ve diğer davalının kitabın 2. baskısında davacıların FSEK’den kaynaklanan mali haklarına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespiti ve önlenmesi isteminin REDDİNE,-Davacıların ...’in ve diğer davalının kitabın 2. baskısında davacıların FSEK’den kaynaklanan manevi haklarına tecavüzlerinin tespiti ile önlenmesine, -FSEK 15/2 maddesine aykırılık nedeniyle oluşan manevi zarar nedeniyle 15.000 TL manevi tazminatın davalılardan alınarak davacı ... ‘e dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte ödenmesine,-FSEK 15/2 maddesine aykırılık nedeniyle oluşan manevi zarar nedeniyle 15.000 TL manevi tazminatın davalılardan alınarak davacı ...' a dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte ödenmesine,-Maddi tazminat koşulları oluşmadığından ıslah ile talep edilen maddi tazminat isteminin reddine,- Davacıların isminin ve teşekkür yazısının 1. baskıda yazıldığı gibi 2. baskıya basılarak ihlalin giderilmesine ancak eserin işlenmesi ve basımı izinsiz olmadığından eserin toplatılması talebinin reddine,-Manevi haklara tecavüz oluştuğundan hükmün ilanında davacıların hukuki yararı bulunduğundan karar kesinleştiğinde hüküm özetinin Türkiye çapında yayan yapan tirajı yüksek 3 gazeteden birinde bir kez ilanına, masrafın davalılardan tahsiline, 4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; Asıl davada;4/a-Alınması gereken 615,40 TL harcın davalılardan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,4/b-Asıl davada davacıların yargılama giderlerinden olan bilirkişi ücreti ve tebligat giderleri olmak üzere toplam 5.901 TL'nin taktiren 1/2 inin davalılardan alınarak davacılara verilmesine,4/c-Asıl davada Davalı ...'in yargılama giderlerinden olan bilirkişi ücreti ve tebligat giderleri olmak üzere toplam 3.151,00 TL'nin taktiren 1/2 inin davacılardan alınarak bu davalıya verilmesine,4/ç-Asıl davada Davalı ... 'nin yargılama giderlerinden olan bilirkişi ücreti ve tebligat giderleri olmak üzere toplam 4.172,50 TL'nin taktiren 1/2 inin davacılardan alınarak bu davalıya verilmesine,4/d-Asıl davada, Kabul edilen talepler yönünden, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacılara verilmesine,4/e- Asıl davada, Reddedilen talepler yönünden, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalılara verilmesine,4/f-Taraflarca fazla yatırılan gider avansının hüküm kesinleştiğinde ve talebi halinde iadesine, Birleşen davada;4/g-Birleşen davada 2.049,30 TL ilam harcının peşin ve ıslah harcından mahsubu ile eksik kalan 647,20 TL harcın davalılardan tahsiline,4/h-Davacı tarafın yargılama giderlerinden olan 35,90 TL başvuru harcı 35,90 TL peşin harç, 1.366,20 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 1.438 TL yargılama giderinin taktiren 1/3 inin davalılardan alınarak davacılara verilmesine, 4/ı-Birleşen davada kabul edilen Manevi tazminat talebi yönünden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 15.000,00 TL vekalet ücretinin kendisini vekili ile temsil ettiren Davacı ...'e ödenmek üzere davalılardan alınarak bu davacıya verilmesine, 4/i- Birleşen davada kabul edilen manevi tazminat talebi yönünden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 15.000,00 TL vekalet ücretinin kendisini vekili ile temsil ettiren Davacı ...'a ödenmek üzere davalılardan alınarak bu davacıya verilmesine,4/j- Birleşen davada, davacıların FSEK’den kaynaklanan mali haklarına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespiti ve önlenmesi isteminin reddi yönünden, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalılara verilmesine,4/k- -Birleşen davada maddi tazminat talebinin reddi yönünden, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalılara verilmesine,5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacılar tarafından yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine, 5/b-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince asıl dava yönünden alınması gereken 615,40 TL karar harcından peşin alınan 80,70 TL'nin mahsubu ile 534,70 TL harcın davalı ... A.Ş.'den tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,5/c-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince asıl dava yönünden alınması gereken 615,40 TL karar harcından peşin alınan 80,70 TL'nin mahsubu ile 534,70 TL harcın davalı ...'den tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 5/ç-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince birleşen dava yönünden alınması gereken 2.049,30 TL karar harcından peşin alınan 512,33 TL'nin mahsubu ile 1.536,97 TL harcın davalı ... A.Ş.'den tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,5/d-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince birleşen dava yönünden alınması gereken 2.049,30 TL karar harcından peşin alınan 512,33 TL'nin mahsubu ile 1.536,97 TL harcın davalı ...'den tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 5/e-İstinaf yargılaması için davacılar tarafından yapılan 220,70 TL istinaf yoluna başvurma harcının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiliyle davacılara verilmesine,5/f-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 27/03/2025

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2022/1689, K. 2025/528, T. 27.03.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-1689-e-2025-528-k-5a01c31b55f3