Bölge Adliye Mahkemesi · İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi 2022/1665 E. 2025/494 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Daire
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/1665
Karar No
2025/494
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO:2022/1665 Esas

KARAR NO:2025/494

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

TARİHİ:01/07/2022

NUMARASI:2021/492 E. - 2022/125 K.

DAVANIN KONUSU:Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ:27/03/2025

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:

DAVA DİLEKÇESİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilin lisans yoluyla kullandığı "..." markasının hazır giyim ürünleri üzerinde kullanılmakta olduğunu; müvekkil şirketin, lisans sözleşmesi gereği kendisine ait olan tescilli markaları ve tanınmış diğer markalarını tüm ülke genelinde yaygın olarak kullanmakta ve yoğun reklam tanıtım faaliyetleri ile tüketici kitlesine ulaştırmakta olduğunu, aynı zamanda müvekkilin ... adlı internet sitesini de kullanmakta olduğunu, davalı yanın dava konusu "..." markası üzerindeki kullanımının müvekkil davacı yan adına tescilli markadan doğan haklarını ihlal eder mahiyette markasal anlamda bir kullanım olduğunu, davalının "..." markasını izinsiz olarak hem online hem de fiili olarak satışa arz etmekte ve böylece marka iltibası/iktibasına yol açarak marka hakkının ihlali ile haksız rekabet yarattığını, davalı şirkete Beyoğlu ... Noterliği 21.09.2020 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarname gönderilerek haksız kullanıma son verilmesi ihtarı yapıldığını, ancak davalının yapmış olduğu haksız eylemleri kabul etmeyip haksız eylemlerini sürdürmeye müvekkilin markasının basılı olduğu ürünleri hukuka aykırı ve tam kusurlu olarak satarak gelir elde etmeye devam ettiğini, marka tescilinden doğan haklara tecavüzün tespiti ve önlenmesi, davalı şirketin işbu davaya konu teşkil eden marka hakkına tecavüz eylemlerinden doğan elde etmiş olduğu gelir ve müvekkil şirketin marka hakkı kapsamında uğramış olduğu zararlarının tazmini için ıslah/talep artırım ve fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak üzere şimdilik 15.000 TL maddi ve 15.000 TL manevi tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP DİLEKÇESİ:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının adına tescilli ya da üzerinde inhisari lisans hakkı sahibi olduğu bir "..." markası bulunmadığını, davacının, dava dilekçesinde "..." markası ile "... ..., ..." markası ve "... store" markasının belirtildiğini, ... tescil numaralı "... ..." markasının 09, 18, 21, 24, 25, 34 ve 35. sınıflarda tescil edilmiş olduğunu, ... tescil numaralı " ..." markasının 38 ve 41. sınıflarda tescil edilmiş olduğunu, ... tescil numaralı "..." markasının 35. sınıfta tescil edilmiş olduğunu, davacının ... tescil numaralı markasının Türk Patent ve Marka Kurumu kayıtlarında marka adı olarak "..." yazmakta ise de, esas alınması gerekenin başvuru esnasında davacı tarafından sunulan marka örneği olduğunu, marka tescili ile korunan unsurun marka örneği olduğunu, davacının bahse konu markasının örneğinde, yukarıda görülen ... ... ibareleri bulunduğunu, ayrıca bu markanın 38 ve 41. sınıflarda tescil edilmiş olduğunu, davacının dilekçesine konu ettiği müvekkil şirket ürünlerinin ise, hazır giyim ürün grubunda olduğunu, hazır giyim ürünlerinin 25. sınıf kapsamında olduğunu, işaretler arasında ayniyet veya benzerlik bulunmadığı gibi, hatta müvekkil markasında "..." rakamının dahi tam olarak bulunmadığını, davanın belirsiz alacak davası olması sebebiyle, davacının manevi tazminat talebinin hukuki yarar yokluğundan reddini, davacının davasının ve tüm taleplerinin esastan reddini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk Derece Mahkemesin kararıyla;"Tüm bu tespitlerin yanı sıra, davacının ilgili sektörde, dolayısı ile hedef tüketici nezdinde bilinirliği yüksek olan "..." markasını, davaya konu tecavüz oluşturduğu iddia olunan tekstil ürünlerinin etiketinde kullandığı ve "..." markası altında satışa sunduğu, tecavüz oluşturduğu iddia olunan kullanımın tekstil ürününde süsleme-görsel olarak kullanıldığı, bu itibarla, ortalama tüketicinin sanal yahut gerçek "..." mağazasında, "..." etiketini ihtiva eden üründe yer alan kısmi rakamsal unsur dolayısıyla ürün ile davacı markalarını ilişkilendirme ihtimali fiili olarak mümkün görünmemektedir.Tüm bu nedenlerle davacının davasının reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." şeklindeki gerekçeleri ile, Davacının davasının REDDİNE, şeklinde hüküm kurulmuştur.

İSTİNAF:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili şirketin ortağını... (...) olduğunu, müvekkilinin ...'in doğum yılı olan "..." baskılı hazır giyim ürünlerini yasal hakkı neticesinde imal ettiğini ve satışa arz ettiğini, TPMK nezdinde "...", "...." "... ...." markasının... adına marka olarak tescil edildiğini, müvekkili ... Prodüksiyonun marka sahibi ... ile 6769 sayılı SMK'nin 24. maddesine uygun olarak yukarıdaki markaları lisans sözleşmesi yaptığını, dolayısıyla markayı kullanım hakkının müvekkiline ait olduğunu, davalı şirketin müvekkili ile aynı sektörde markanın her türlü yasal hakkını elinde tutan müvekkili şirketin haiziyetini hiçe sayarak müvekkilinin tescilli markası "..."yi herhangi bir izne ya da yasal gerekçeye dayanmaksızın taklit ettiğini, davalı şirketin müvekkiline ait ... markasını hazır giyim ürünleri üzerinde izinsiz olarak kullanarak hem online hem fiili olarak satışa arz ettiğini, davacının davalı şirkete Beyoğlu ... Noterliği'nden 21 Eylül 2020 tarihli, ... numaralı ihtarname gönderdiğini, davalı şirketin uygulamasının marka tecavüzü ve haksız rekabet teşkil ettiğini, müvekkili şirketin kendi koruması altında olan markalarını taşıyan ürünlerin davalı tarafından üretilmesi, bulundurulması, depolanması, satışa arz edilmesi veya satılması konusunda davalıya izin vermediğini, bilirkişi raporunda yapılan açık tespite rağmen mahkeme tarafından bilirkişi raporuna katılınmadığı yönünde değerlendirme yapıldığını ve haklı davalarının reddine karar verildiğini, yerel mahkemenin bu kararının Yargıtay kararları ile çeliştiğini, hiçbir gerekçe gösterilmeksizin bilirkişi raporu ile taban tabana zıt bir karar verildiğini, ek rapor alınması ya da başka bir bilirkişi heyeitnden rapor alınması ihtimalinin değerlendirmeye alınmadığını, bilirkişi raporundaki markaların karıştırılma ihtimali olduğu yönündeki tespitin usul ve yasaya uygun olup yerel mahkeme kararının kabul edilemeyeceğini, "..." ve "..." markalarının benzer kitleleri hedef almakta olup davalının markasal kullanımının halk tarafından karıştırılma ihtimalinin yüksek olduğunu, yapılan savcılık şikayeti ve açılan bu dava akabinde davalıca ilgili ürünlerin toplatıldığının ve üretiminin durdurulduğunun bildirildiğini, davalı tarafından da açıkça iki ürünün benzer olduğu ve tüketici nezdinde karıştırılma ihtimalinin yüksek olduğunun kabul edildiğini, davalının ürettiği ürünün tasarımının dahi müvekkilinin ürünü ile birebir aynı olduğunu, müvekkili ...'in doğum yılı olan bu markayı davalının müvekkili gibi spor bir eşofman üstünün cep bölümünün üstünde olacak şekilde kullandığını, hitap edilen tüketici kesimi aynı olduğu gibi ürünlerin de neredeyse birebir aynı olduğunu, mahkemece davalıya ait ürünlerdeki sayının kaç olduğunun tespit edilip edilemediğinin ya da davalının kabulünün hukuki bir değeri olmadığı yönünde açıklama yapılmışsa da bu açıklamaya katılmanın mümkün olmadığını davalının taraflarına göndermiş olduğu cevabi ihtarnamede de ilgili ürünlerin üzerindeki sayının "..." olduğunun açıkça belirtildiğini, markanın esas unsuru olan sayının aynı yazı tipi ile birlikte kullanılmasının söz konusu markaların ürünlerini ilk bakışta ayırt edilemez hale getirdiğini, davalının davacının marka hakkını ihlal ettiğini gözler önüne serdiğini, davalının başkaca hiçbir ibare eklemeksizin "..." ibaresini tek başına kullanmasının marka hakkına tecavüz kapsamında olduğunu, tüm bu nedenlerle istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAFA CEVAP:Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; müvekkili tarafından kullanılan yarım yazılmış sayının tam ve net olarak hiçbir sayıyı ifade etmediğini, bu ibarenin 14 farklı sayıdan herhangi biri olabilecek bir şekil/motif olduğunu, davacının davasına ve iddiasına konu ettiği müvekkiline ait ürünlerden hiçbirinin üstünde ... sayısı olmadığını, bilirkişi raporunun çelişkili, hatalı ve anlaşılmaz bir değerlendirme ile hazırlandığını, davacının davasına ve iddiasına konu ettiği müvekkiline ait ürünlerden hiçbirinin üstünde ... sayısı olmadığını, ilk derece mahkemesi kararının yerinde olduğunu, davacının istinaf başvurusunun reddi ile ilk derece mahkemesi kararının onanmasına karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE:İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Davanın konusu marka hakkına tecavüzün tespiti önlenmesi, meni, maddi ve manevi tazminat davasıdır.TPMK kaydına göre, ... tescil no.lu “... ...” markasının 09 / 18 / 21 / 24 / 25 / 34 / 35. sınıfta, ... tescil no.lu “...” markasının 38 / 41. sınıfta ve ...tescil no.lu “... ...” markasının 35. sınıfta dava dışı ... adına tescil edilmiş olduğu görülmüştür.Davacı 30.04.2019 tarihli lisans sözleşmesi ile markalar üzerinde inhisari lisans hakkına sahiptir.Davacı dava dilekçesi ile müvekkilin lisans yoluyla kullandığı "..." markasının hazır giyim ürünleri üzerinde kullanılmakta olduğunu; müvekkili şirketin, lisans sözleşmesi gereği kendisine ait olan tescilli markaları ve tanınmış diğer markalarını tüm ülke genelinde yaygın olarak kullanmakta ve yoğun reklam tanıtım faaliyetleri ile tüketici kitlesine ulaştırmakta olduğunu, aynı zamanda müvekkilin ... adlı internet sitesini de kullanmakta olduğunu, davalı yanın dava konusu "..." markası üzerindeki kullanımının müvekkil davacı yan adına tescilli markadan doğan haklarını ihlal eder mahiyette markasal anlamda bir kullanım olduğunu belirterek davanın kabulünü talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesi ile, davacının adına tescilli ya da üzerinde inhisari lisans hakkı sahibi olduğu bir "..." markası bulunmadığını, davacının, dava dilekçesinde "..." markası ile "... ..." markası ve " ..." markasının belirtildiğini, ... tescil numaralı "...." markasının 09, 18, 21, 24, 25, 34 ve 35. sınıflarda tescil edilmiş olduğunu, ... tescil numaralı "..." markasının 38 ve 41. sınıflarda tescil edilmiş olduğunu, ... tescil numaralı "... store" markasının 35. sınıfta tescil edilmiş olduğunu, davacının ... tescil numaralı markasının Türk Patent ve Marka Kurumu kayıtlarında marka adı olarak "..." yazmakta ise de, esas alınması gerekenin başvuru esnasında davacı tarafından sunulan marka örneği olduğunu, marka tescili ile korunan unsurun marka örneği olduğunu, davacının bahse konu markasının örneğinde, yukarıda görülen ... ... ibareleri bulunduğunu, ayrıca bu markanın 38 ve 41. sınıflarda tescil edilmiş olduğunu, davacının dilekçesine konu ettiği müvekkil şirket ürünlerinin ise, hazır giyim ürün grubunda olduğunu, hazır giyim ürünlerinin 25. sınıf kapsamında olduğunu,belirterek davanın reddine talep etmiştir.Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.Bilirkişi heyetine ait 26/03/2022 tarihli raporda özetle; "... tescil no.lu “...” markasının 09 / 18 / 21 / 24 / 25 / 34 / 35. sınıfta, ... tescil no.lu “...” markasının 38 / 41. sınıfta ve ... tescil no.lu “... ” markasının 35. sınıfta dava dışı ... adına tescil edilmiş olduğu; davacının, 30.04.2019 tarihli lisans sözleşmesi ile markalar üzerinde inhisari lisans hakkı sahibi olduğu; Davalı tarafın başkaca bir ibare eklemeksizin “...” ibaresini tek başına esas unsur olarak kullanmasının ... tescil no.lu ve “...” esas unsurlu markaya tecavüz kapsamında değerlendirilebileceği; Davalı tarafın incelenen ticari defterlerinin sahipleri lehine delil vasfına haiz olduğu, Davalı tarafın, dava konusu markayı kullandığı iddia edilen ürünlerin, stok kayıtlarında... stok kodu ile takip edildiği ve piyasada satışa sunulan ürünler için düzenlenen satış faturalarında bu kodun kullanıldığı,Davalı tarafın, dava tarihinden önceki dönem içerisinde, dava konusu markanın kullanıldığı iddia edilen ürün satışlarından 45.468,19 TL.’ sı Brüt Satış karı elde ettiği, mali tablolarında görülen Pazarlama Dağıtım Gideri oranı dikkate alınarak yapılan hesaplamaya göre, 15.027,24 TL.’ sı muhtemel faaliyet kazancı elde ettiği, dava konusu markanın ürün satışlarına olan etkisi dikkate alınarak yapılan hesaba göre, davalı tarafın, dava konusu markaya yönelik kullanımı nedeni ile elde ettiği muhtemel kazancın 4.508,17 TL.’ sı olarak hesap edildiği, Davacı tarafın maddi tazminat talebinin Borçlar Kanununun 50. ve 51. Maddelerine göre belirlenmesi hususunun mahkemenin takdirinde olduğu" belirtilmiştir.Mahkemece bilirkişi raporundan ayrılarak, davacının davaya dayanak markalarının asli unsurunun rakamlardan oluşan bir sayı olduğu, markasına asli unsur olarak yalnızca bir yılı oluşturan sayıyı seçen davalı tarafın markasının ayırdedicilik gücünün zayıf olması dolayısı ile büyük olmayan değişikliklerle benzerlerinin kullanımına katlanması gerektiği, tarihte belli bir sene ve tarihi ifade eden rakamların münhasıran tek bir kişinin tekeline bırakılamayacağı, davacının zayıf olan markası ile iltibas tehlikesinin yapılacak küçük bir değişiklik ile bertaraf edilebileceği tespitinin yanısıra; davalının fiili kullanımı ile davacı markaları arasında küçük bir değişikliğin ötesinde çok daha büyük farklılıklar bulunduğunun, sunulan görsel ve delillerle tespit edildiği gerekçesi ile bilirkişi raporundaki aksi görüşlere iştirak edilmediği belirtilmiştir.6769 sayılı Kanunun 29. maddesinde marka hakkına tecavüz sayılan fiiller sayılmıştır. Bunlar Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7. maddede belirtilen biçimlerde kullanmak, marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak, marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek halleridir.SMK m. 29/1-a atfıyla uygulanacak olan SMK m, 7/2- b'ye göre tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tesdili markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması, marka hakkına tecavüz niteliği taşıyacaktır.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08/06/2016 tarihli, 2014/11-696 esas, 2016/778 karar sayılı kararında da belirtildiği üzere: "...Karıştırılma (iltibas) tehlikesi hukuki bir kavram olup, şu şeklide tanımlanabilir: İki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle, sunulan mal veya hizmetlerin ayrı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408- 409). Diğer bir tanıma göre karıştırılma ihtimali, bir -tescilsiz- işaretin veya tescil edilmiş bir markanın daha önce tescil edilmiş bir marka ile şekil, görünüş, ses, genel izlenim vs. sebeple ya aynı ya da benzer olduğu için önce tescil edilmiş marka olduğu zannını uyandırması tehlikesidir (Ünal Tekinalp, Fikri Mülkiyet Hukuku, 5. Bası, İstanbul 2012, s. 436, N. 18).Somut olayda toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, Bilirkişi heyet raporunda, Davalı tarafın başkaca bir ibare eklemeksizin “...” ibaresini tek başına esas unsur olarak kullanmasının ... tescil no.lu ve “...” esas unsurlu markaya tecavüz sayılacağının belirtilmiş ise de, davacının davaya dayanak markalarının asli unsurunun rakamlardan oluşan bir sayı olduğu, markasına asli unsur olarak yalnızca bir yılı oluşturan sayıyı seçen davalı tarafın markasının ayırdedicilik gücünün zayıf olması dolayısı ile büyük olmayan değişikliklerle benzerlerinin kullanımına katlanması gerektiği, tarihte belli bir sene ve tarihi ifade eden rakamların münhasıran tek bir kişinin tekeline bırakılamayacağı, tekstil sektöründe rakam ve yılların süsleme aracı olarak yaygın şekilde kullanıldığı, davacının zayıf olan markası ile iltibas tehlikesinin yapılacak küçük bir değişiklik ile bertaraf edilebileceği tespitinin yanı sıra davalının fiili kullanımı ile davacı markaları arasında küçük bir değişikliğin ötesinde çok daha büyük farklılıklar bulunduğunun sunulan görsel ve delillerle tespit edildiği anlaşılmakla markaya tecavüzün oluşmadığına ilişkin mahkeme gerekçesi ve davanın reddi kararı sonuç olarak yerinde görülmüştür.Dairemizce HMK 355. Madde gereğince resen yapılan incelemede; mahkemenin gerekçeli kararının içeriğinde, marka görsellerine yer verildiği anlaşılmıştır.T.C. Anayasası'nın 141/3 maddesi gereğince bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerekir. 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 388/1-3. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297/1-c. maddesi, bir mahkeme hükmünün kapsamının ne şekilde olması gerektiğini açıklamıştır.Bir mahkeme hükmünde, tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin birer birer, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde hükümde gösterilmesi gereklidir. Bu kısım, hükmün gerekçe bölümüdür. Gerekçe, hakimin (Mahkemenin) tespit etmiş olduğu maddi vakıalar ile hüküm fıkrası arasında bir köprü görevi yapar. Gerekçe bölümünde hükmün dayandığı hukuki esaslar açıklanır. Hakim, tarafların kendisine sundukları maddi vakıaların hukuki niteliğini (hukuki sebepleri) kendiliğinden (re’sen) araştırıp bularak hükmünü dayandırdığı hukuk kurallarını ve bunun nedenlerini gerekçede açıklar.Hakim, gerekçe sayesinde verdiği hükmün doğru olup olmadığını, yani kendini denetler.Üst mahkeme de, bir hükmün hukuka uygun olup olmadığını ancak gerekçe sayesinde denetleyebilir. Taraflar da ancak gerekçe sayesinde haklı olup olmadıklarını daha iyi anlayabilirler. Bir hüküm, ne kadar haklı olursa olsun, gerekçesiz ise tarafları doyurmaz (Kuru, Baki/ Arslan, Ramazan/ Yılmaz, Ejder; Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı 6100 sayılı HMK’ye göre Yeniden Yazılmış, 22 Baskı, Ankara 2011, s.472). (bkz Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin 24.05.2021 tarihli, 2020/931 Esas- 2021/4270 Karar sayılı kararı) 6100 sayılı HMK'nın “Hükmün Kapsamı” başlıklı 297. Maddesinde, gerekçeli kararda bulunması gereken hususların tek tek sayıldığı, mahkemece marka görsellerine yer verilmesinin kararın gerekçesinde boşluklara neden olduğu, kararın bütünlüğünü bozduğu gibi HMK 297. Madde de düzenlenen usul hükmüne de uygun olmadığı görülmüştür.Tüm bu nedenlerle davacının istinaf başvurusunun resen gözetilen sebeplerle 6100 sayılı HMK 353/1-b/2 maddesi gereğince kısmen kabulüne kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, aynı hükmün kurulmasına karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Davacı vekilinin istinaf isteminin resen gözetilen sebeplerle KISMEN KABULÜ ile,2- Bakırköy 2. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 01/07/2022 tarih, 2021/492 E., 2022/125 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,Bu kapsamda düzeltilmiş gerekçe ile;3- Davacının davasının REDDİNE, 4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL karar harcından peşin alınan 59,30 TL ve tamamlama harcı 512,33 TL olmak üzere toplam 571,63 TL'nin'nin mahsubu ile 43,77 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4/c-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,4/ç-Davalı kendisini vekille temsil ettirmekle, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre reddedilen tecavüzün tespiti talebine yönelik 40.000,00 TL vekalet ücretinin, davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 4/d- Davalı kendisini vekille temsil ettirmekle, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre reddedilen maddi tazminat talebine yönelik 15.000,00 TL vekalet ücretinin, davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 4/e- Davalı kendisini vekille temsil ettirmekle, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre reddedilen manevi tazminat talebine yönelik 15.000,00 TL vekalet ücretinin, davacıdan alınarak davalıya verilmesine,5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,5/b-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 220,70 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 132,50 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 333,20 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,5/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 27/03/2025

Atıf: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, E. 2022/1665, K. 2025/494, T. 27.03.2025, www.arakarar.com/karar/istanbul-bolge-adliye-mahkemesi-44-hukuk-dairesi-2022-1665-e-2025-494-k-9bf2f707689d