Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/3095 E. 2025/550 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/3095
- Karar No
- 2025/550
- Karar Tarihi
T.C. DİYARBAKIR BAM 4. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/3095 - 2025/550 T.C. DİYARBAKIR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2022/3095 KARAR NO : 2025/550
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan) KARAR TARİHİ : 27/03/2025
Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonunda ilk derece mahkemesince verilen ve yukarıda tarih ve numarası gösterilen karara karşı davacı vekili tarafından süresinde istinaf kanun yoluna başvurulmakla; dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: A) DAVACININ İDDİASI VE İSTEMİ: Davacı vekili dava dilekçesinde: 17/08/2021 tarih ve 10.40 sıralarında, ... sevk ve idaresinde bulunan .... plakalı ... marka otomobil ile... plakalı .... yönetimindeki .... marka çekiciye bağlı .... plakalı yarı römorkun birbirine çarpması sonucu yaralanmalı ve ölümlü trafik kazası meydana gelmiş olduğunu, müvekkili ...sevk ve idaresinde bulunan araçta yolcu olarak bulunmakta olduğunu, kaza sonucu müvekkilinin ağır bir şekilde yaralanmış olduğunu, müvekkilinin bu kazada hiçbir kusuru bulunmadığını, müvekkilinin yolcu olarak bulunmuş olduğu araçta, araç sürücüsü, kendi şeridinde seyir halinde iken trafik kazasının meydana gelmiş olduğunu, trafik kazasına sebebiyet veren aracın müvekkili ...' e ait olduğunu, müvekkiline ait olan aracın davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası ile sigortalandırılmış olduğunu, meydana gelen kaza neticesinde müvekkilinin sağlık masrafları ile iş göremediğinden kaynaklanan kazanç kaybı nedeniyle müvekkilinin uğradığı zararın tam ve kesin olarak belirlenemediği için ve mağduriyetin giderilmesi amacıyla işbu belirsiz alacak davasını mahkeme huzurunda açma zorunluluğunun hasıl olmuş olduğunu, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla; tahkikat sonucunda müvekkilinin maddi tazminat değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda arttırılmak üzere şimdilik 30 TL maddi tazminatın davalı şirketten kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsilini, yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasını talep ve dava etmiştir. B) DAVALININ SAVUNMASI: Davalı vekili cevap dilekçesinde; Davacı ....'in ...plakalı aracın maliki olduğundan tazminat taleplerinin reddi gerekmekte olduğunu, Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası, araç işleticisinin, üçüncü kişilere ödemek zorunda kalacağı maddi tazminattan dolayı mal varlığında meydana gelecek eksilmeyi güvence altına alan bir sigorta türü olduğunu, araç işleteninin, bu sigorta sayesinde, zarar gerçekleştiği zaman, daha önce ödemiş olduğu primler karşılığında zarar görenin zararını kendisi değil, sigortacının karşılamakta olduğunu, ancak bunun için sorumluluk sebeplerinin gerçekleşmiş olması gerektiğini, şöyle ki, “Şahıs ve malvarlığında bir zarara uğrayan kimse ilke olarak bu zarara bizzat katlanmak zorundadır. Zararın bir başkasına aktarılması sorumluluk sebeplerinin mevcut olmasına bağlıdır. Bu konuda sorumluluk sigortasının varlığı bu durumu değiştirmez. Zira zarar görenin zararını sigortacıdan talep edebilmesi, sigortalı zarar verenin tazminat borcunun doğmasına bağlıdır. Tazminat yükümlülüğü doğmadıkça zarar gören sigortacıdan hiçbir şey talep edemez.” Görüldüğü gibi sigortacının sorumluluğu, sigortalının tazminat borcunun hukuki mevcudiyetine dayanmakta olduğunu, işletenin, araç sürücüsünün kusurundan kendi kusuru gibi sorumlu olduğu açık olduğundan; işletenin, sürücünün kusuru nedeniyle yaralanması neticesinde tazminatına hak kazanamayacağının izahtan vareste olduğunu, bu nedenle KTK.92/g maddesi gereği ilgililerin sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmayan tazminat taleplerinin KZMSS teminat kapsamı dışında olduğundan davacı işleten ....K’in yaralanması nedeniyle tazminat talep hakkı bulunmadığından huzurdaki davanın reddi gerekmekte olduğunu, huzurdaki dava konusu somut olayda davacının maluliyet oranını gösterir dosyada mübrez adli kurul raporu bulunmamakta olduğunu veya taraflarına tebliğ edilmemiş olduğunu, davacının maluliyet oranını gösterir adli rapor var ise işbu raporun tarafımıza tebliğini, böyle bir rapor yok ise maluliyet oranının kesin ve net olarak tespit edilebilmesi adına huzurdaki dosyanın ATK’ya gönderilerek davacının maluliyet oranının kesin ve net olarak tespit ettirilmesini, davacı ... ... plakalı aracın maliki olduğundan ve işletenin tazminat talepleri Karayolları Trafik Kanunu’nun 92. Maddesi gereği sigorta poliçe teminatı kapsamında bulunmadığından huzurdaki davanın reddini, davacının SGK’dan geçici iş göremezlik ödemesi alıp almadığının kesin ve net olarak tespit edilmesi, ödeme alınması durumunda mükerrer ödemeye mahal vermemek için davacının taleplerinin reddini, geçici iş göremezlik ve tedavi giderine ilişkin taleplerin teminat dışı olması nedeniyle reddini, sorumluluğa esas kusur oranlarının kesin ve net olarak tespit edilebilmesi adına bilirkişi marifetiyle inceleme yaptırılmasını, davacının müterafik kusuru (emniyet kemeri) dikkate alınarak tazminat tutarında indirim yapılmasını, her durumda muaccel bir alacak oluşmadığı için müvekkil şirketin temerrüde düşmediği dikkate alınarak yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiş olduğu anlaşıldı. C) İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesinin .... sayılı kararı ile; "...Davalı şirket nezdinde sigortalı... plakalı aracın17/08/2021 tarihinde gerçekleşmiş olan çift taraflı trafik kaza neticesinde araç sahibi ve yolcu konumunda olan davacının kaza nedeniyle uğradığı geçici ve sürekli iş göremezlik ile bakıcı giderlerini ...plakalı aracının ZMSS'nden tazmin talebine ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Türk Borçlar Kanunu "Alacaklı ve borçlu sıfatlarının aynı kişide birleşmesiyle borç sona erer. " hükmü yer almaktadır. Somut dosya incelendiğinde davacının ... plakalı araçta yolcu ... olduğu; dosyada bulunan evraklar ve poliçe incelendiğinde davaya konu kazaya karışan ...plakalı aracın sigortalısının ve araç malikinin de davacı asil olduğu anlaşılmıştır. Dolayısı ile de işbu davada alacaklı olan ve borçlu kişi sıfatları birleşmiştir. Aynı zamanda Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartlar uyarınca; "Sigortacı, poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında, üçüncü şahısların ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununa göre sigortalıya düşen hukuki sorumluluk çerçevesinde bu Genel Şartlarda içeriği belirlenmiş tazminatlara ilişkin talepleri, kaza tarihi itibariyle geçerli zorunlu sigorta limitleri dahilinde karşılamakla yükümlüdür." Karayolları Trafik Kanunu madde 92/g uyarınca teminat dışında kalan haller arasında; "g) (Ek: 14/4/2016-6704/4 md.) Hak sahibinin kendi kusuruna denk gelen tazminat talepleri,..." sayılmıştır. Meydana gelen kazada hak sahibi olan davacı asil, kendi işleteni olduğu aracının sebep olduğu zararın tazminini talep etmektedir. Açıkça görüleceği üzere Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası üçüncü kişiye gelen zararların tazminini sağlamaktadır dolayısı ile de davaya konu talep KTK ilgili hükümleri uyarınca teminat dışı haller arasındadır..." gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. D) İSTİNAF NEDENLERİ: Hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davacı vekili istinafında; Dava dilekçesini tekrarla, Yargıtay bir çok kararında işletenin tam kusurlu olmasına rağmen açılan tazminat davalarında, davanın kabulüne karar vererek tazminata hükmettiğini, müvekkilinin hiç kusuru olmadığı halde tüm taleplerinin reddedilmesinin yerinde olmadığını, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 22/02/2012 tarihli 2011/787 E, 2012/92 K sayılı kararı, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2016/9133 Esas, 2017/3553 K, sayılı kararının bu yönde olduğunu, tazminat talebiyle açılan davalarda işleten tam kusurlu olsa dahi destekten yoksun kalanlar üçüncü kişi olarak değerlendirildiğini, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortacısından destek tazminatı isteyebileceklerinin kabul edildiğini, somut olayda müvekkilinin, kazanın oluşumuna herhangi bir etkisi olmadığı gibi kazaya karışan sürücülerden biri de olmadığını, bu sebeple müvekkilinin Yargıtay kararları doğrultusunda üçüncü kişi olarak ele alınıp tazminat taleplerinin kabul edilmesi gerektiğini belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve talepleri doğrultusunda karar verilmesini talep etmiştir. E) DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava; trafik kazasına bağlı yaralanma nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir. Dosyanın incelenmesinde; Davacının, kaza yapan araçta yolcu olarak bulunan ancak aynı zamanda aracın maliki/işleteni olan kişi olduğu, davalının ise bu aracın zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesini düzenleyen sigorta şirketi olduğu, yani araç işleteninin, kendi aracının trafik sigortacısına karşı kazada yaralanmasından dolayı tazminat isteminde bulunduğu anlaşılmaktadır. Davayı gören, Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesince, TBK'ya göre, alacaklı ve borçlu sıfatlarının aynı kişide birleşmesiyle borcun sona ereceği kuralına, KTK 92/g maddesinde düzenlenen Hak sahibinin kendi kusuruna denk gelen tazminat taleplerinin teminat dışı olduğuna dair hükme ve ZMMS Genel Şartlarının sigortacının, üçüncü kişilere verilen zararları işletenin sigortalının yerine karşılayacağına dair hükmüne dayanılarak davanın reddine karar verilmiş ve işbu kararı davacı vekili istinaf etmiştir. **Davacı vekili özetle; kararın hukuka aykırı olduğunu, Yargıtayın bu durumda da işletenin zararlarının, sigortaca karşılanacağına dair emsal kararları olduğunu ileri sürerek kararı istinaf etmektedir. **İstinafın Değerlendirilmesi: 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 92. Maddesine göre: Zorunlu mali sorumluluk sigortası dışında kalan hususlar: "Madde 92 – Aşağıdaki hususlar, zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamı dışındadırlar. a) İşletenin; bu Kanun uyarınca eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilere karşı yöneltebileceği talepler, b) İşletenin; eşinin, usul ve füruunun, kendisine evlat edinme ilişkisi ile bağlı olanların ve birlikte yaşadığı kardeşlerinin mallarına gelen zararlar nedeniyle ileri sürebilecekleri talepler, c) İşletenin; bu Kanun uyarınca sorumlu tutulmadığı şeye gelen zararlara ilişkin talepler, d) Bu Kanunun 105 inci maddesinin üçüncü fıkrasına göre zorunlu mali sorumluluk sigortasının teminatı altında yapılacak motorlu araç yarışlarındaki veya yarış denemelerindeki kazalardan doğan talepler, e) Motorlu araçta taşınan eşyanın uğrayacağı zararlar, f) Manevi tazminata ilişkin talepler. g) (Ek: 14/4/2016-6704/4 md.) Hak sahibinin kendi kusuruna denk gelen tazminat talepleri, h) (Ek: 14/4/2016-6704/4 md.) İlgililerin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmayan tazminat talepleri, i) (Ek: 14/4/2016-6704/4 md.) Bu Kanun çerçevesinde hazırlanan zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ve ekleri ile tanımlanan teminat içeriği dışında kalan talepler...." Yine Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartları uyarınca; "Sigortacı, poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında, üçüncü şahısların ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununa göre sigortalıya düşen hukuki sorumluluk çerçevesinde bu Genel Şartlarda içeriği belirlenmiş tazminatlara ilişkin talepleri, kaza tarihi itibariyle geçerli zorunlu sigorta limitleri dahilinde karşılamakla yükümlüdür." Yargıtay 4. HD'nin 2024 tarihli benzer olaya ilişkin emsal ilamında; "...davacı anne Ayşe Kaya’nın araç işleten konumunda olduğu, davacı baba Ercan Sümbül’ün ise tek taraflı kusuru ile kazanın oluşumuna sebebiyet veren sürücü konumunda olduğu, 2918 sayılı KTK’nn 85 inci maddesinin 5 inci bendinde göre araç sürücüsünün ve yardımcılarının kusurundan işletenin sorumlu olacağının düzenlendiği, bu durumda % 100 kusurlu bulunan davacı araç sürücüsünün kusurunun davacı işletene yansıtılabileceği, 2918 sayılı KTK’nın 92 nci maddesinin (g) bendi gereğince hak sahibinin kendi kusuruna denk gelen tazminat taleplerinin teminat dışında olduğunun düzenlendiği, davacı işleten ve davacı sürücünün kazada tam kusurlu olması sebebiyle davacıların tazminat talep haklarının bulunmadığı, alacaklı ve borçlu sıfatlarının davacılar üzerinde birleştiği, bu nedenle başvurunun reddine karar verilmesi gerektiği,..." yönünde karar verilmiştir (Yargıtay 4. HD. 2022/12513 E, 2024/9982 K, 21.10.2024 Tarih). Somut olayda, davacının .... plakalı araçta yolcu....olduğu; dosyada bulunan evraklar ve sigorta poliçesinden davaya konu kazaya karışan .... plakalı aracın sigortalısının ve araç malikinin de davacının kendisi olduğu, dava konusu trafik kazasında, dosyamız davacısının da işleteni olduğu araç sürücüsü ...ın hem trafik kazası tespit tutanağında hem de Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma dosyasına sunulan trafik bilirkişi raporunda %100 tam kusurlu olduğu anlaşılmaktadır. Buna göre, TBK uyarınca, alacaklı ve borçlu sıfatlarının aynı kişide birleşmesiyle borcun sona ereceği, kimsenin kendi kusurundan kaynaklanan zarar talebinde bulunamayacağı, % 100 kusurlu olduğu tespit edilen araç sürücüsünün kusurunun davacı işletene yansıtılabileceği, 2918 sayılı KTK’nın 92 nci maddesinin (g) bendi gereğince hak sahibinin kendi kusuruna denk gelen tazminat taleplerinin teminat dışında olduğunun düzenlendiği, davacı işleten ve davacı sürücünün kazada tam kusurlu olması sebebiyle davacının tazminat talep haklarının bulunmadığı, zaten ZMMS sigortasının da sigortalının kendisinin değil, sigortalının zarar verdiği üçüncü kişilerin zararını karşılamak için yaptırılan bir sigorta dalı olduğu anlaşıldığından ilk derece mahkemesince yukarıdaki gerekçeyle verilen ret kararı yerinde görülmüştür. Kaldı ki davacı vekilinin istinaf dilekçesinde emsal olarak sunduğu Yargıtay kararları, destekten yoksun kalma tazminatına ilişkin ve 2015 öncesi kararlar olup somut dosyada uygulama kabiliyeti bulunan kararlar da değildir. Bu nedenle davacı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir. Bu itibarla, dosya içeriğine, toplanan delillere, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenle, özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, vakıa mahkemesi hakiminin objektif, dosyadaki verilerle çelişmeyen tespitlerine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve re'sen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu, ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı kanaatine varılarak davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereği esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacıdan alınması gereken 615,40-TL istinaf karar ve ilam harcından, istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile eksik kalan 534,70 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydedilmesine, 3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf kanun yoluna başvuran davacı üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, 5-Kullanılmayan gider avansının kararın kesinleşmesinden sonra HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilgililerine iadesine, 6-Kararın dairemiz tarafından tebliğe çıkarılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde, Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere 27/03/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.