Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1375 E. 2026/387 K. – İtirazın İptali
Konu: İtirazın İptali
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/1375
- Karar No
- 2026/387
- Karar Tarihi
- Konu
- İtirazın İptali
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/1375
KARAR NO: 2026/387
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 14/04/2022
NUMARASI: 2021/428 E. - 2022/329 K.
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Eşya taşımadan kaynaklanan)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davacılar vekili ve davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacılar vekili, dava dilekçesinde özetle; davacıların Libya vatandaşı olduğunu, davacı ... adına ........şase numaralı ve davacı ... adına ....... şase numaralı iki adet 2019 model .........marka aracın Türkiye'de ikamet eden yabancılara tanınan haklardan faydalanmak sureti ile her bir araç için 99.400-USD ödenmek suretiyle Dubai'den ithal edildiğini, araçların Dubai'den gemi ile gelip ... Liman Gümrüğü'ne teslim edildiğini, .... Liman Gümrüğü'ne gelen araçların Türkiye'de kullanılabilmeleri için işlemleri yapılmak üzere ... Oto İhtisas Gümrüğü'ne gönderilmeleri zorunluluğu bulunduğunu, transit rejimi kapsamında bir iç gümrükten diğer iç gümrüğe geçerken, yani... Liman Gümrüğü'nden ... Oto İhtisas Gümrüğü'ne geçerken SGS teminatlı araç kullanılması zorunlu olup SGS teminatlı araçların ... Liman Gümrüğü'nde kooperatiften temin edildiğini, bu nedenle müvekkillerine ait araçların taşımasının kooperatif tarafından yönlendirilen SGS teminatlı dava dışı .... Şti.'nin araçları ile gerçekleştirildiğini, davacılara ait iki aracın dava dışı şirkete ait ... plakalı tırın ...plakalı hareketteki taşıma aracına yüklendiğini, ... Oto İhtisas Gümrük Müdürlüğüne teslim edilmek üzere yola çıkıldığını, transit rejimi çerçevesinde gümrükten gümrüğe taşıma yapan dava dışı şirkete ait aracın şoförünün kaza yaptığını, kaza neticesinde tır ve araçların içinde bulunduğu dorsenin yan yatarak devrildiğini, dorse içindeki araçlar ve araçların taşındığı konteynerin ağır hasar gördüğünü, akabinde kazaya karışan tır ve araçların içinde bulunduğu dorse çekici marifeti ile ... Oto İhtisas Gümrük Müdürlüğü sahasına getirildiğini, mühürlü olan dorsenin gümrük görevlileri nezaretinde açıldığını, ... numaralı ... AŞ'ye ait konteynerin içinde taşınan araçların ve ayrıca konteynerin de çok ağır hasar gördüğününn tespit edildiğini gümrük görevlileri araçların ağır hasarlı olarak gümrüğe teslim edildiğine dair tutanak tanzim edildiğini, araçlar çok ağır hasar gördüğünden ve araçların tamir edilerek kullanılması mümkün olmadığından dolayı ithal edilen araçların menşei ülke olan Dubai'ye geri gönderilmesi gerektiğini, mevzuat gereği araçların gümrüklü sahada en fazla 20 günlük bekleme süresi söz konusu olduğunu, gümrük işlemleri yapılmayacak araçların ithal edilen ülkeye iadesi zorunluluğu bulunduğunu, bu nedenle de araçlardaki hasarın bir an önce tespiti amacıyla Bakırköy 5.Sulh Hukuk Mahkemesi 2019/65 D.İş sayısı ile delil tespiti talep edildiğini, 02/06/2019 tarihli bilirkişi raporu düzenlendiğini, araçların perte çıktığını, araçaların menşei ülkeye iade edildiğini, ...tarafından araçların pert fiyatlarının hesaplandığını, . ......... şaseli aracın pert fiyatının 8600-USD, ....... şaseli aracın pert fiyatının ise 7300-USD olduğunu, söz konusu araçların 2019 model ..... ......... marka olduğun, satın alındığı tarihteki fiyatının proforma faturalardan görüldüğü üzere adet başına 99.400-USD olduğunu, davacı ......'ye ait ........ şaseli aracın kazadan sonraki değerlendirilen piyasa fiyatı 8600-USD olarak değerlendirildiğine göre araçta meydana gelen toplam hasarın 90.800-USD, yani 509.388-TL olduğunu, davacı ......'ye ait .... şaseli aracın kazadan sonraki değerlendirilen piyasa fiyatının 7.300-USD olarak hesaplanmış olup araçta meydana gelen toplam hasar 92.100-USD yani 516.681-TL olduğunu, kaza neticesinde ... AŞ'ye ait konteynerin de büyük oranda zarar gördüğünü, şirket konteyneri pert kabul ettiğini, ilgili şirketin bu zarara karşılık davacı ....... adına 22.08.2019 tarihli 3.595-USD bedelli faturayı düzenleyerek gönderdiğini, buna karşılık davacı ... tarafından ödeme yapılmak zorunda kalındığını, konteyner bir bütün halinde davalı şirket tarafından taşınırken zarar meydana geldiğinden müvekkillerin bu zararı davalılara rücu etme imkanı buluduğunu, bu sebeple davacıl ......... tarafından konteyner hasar bedeli olarak ödenen 3595-USD (1-USD = 6,1-TL) ye karşılık 21.929,5-TL ve 588,92-TL (mevduat işlem komisyonu ve BSMV bedeli) toplam 22.518,42-TL nin davalı şirketten tazmini gerektiğini, dava dışı sigortalı taşıma şirketi kendilerine karşı açılmış Bakırköy 2. Tüketici Mahkemesinin 2019/919 Esas sayılı dosyasında şirket aracının... AŞ'nin........... poliçe numaralı nakliyat abonman blok poliçesi kapsamında olduğunu beyan ettiğini, bu beyan üzerine ilgili davanın 14.05.2019 tarihinde... AŞ'ye ihtar edildiğini, poliçede sigortalı araç ile taşınan konteynerli/konteynersiz emtiaya gelen zararların ve ayrıca konteynera gelen zararların da teminata dahil olduğu düzenlendiğini, davalı sigorta şirketinin araçlarda meydana gelen hasar ve konteynerde meydana gelen hasardan poliçede düzenlenen sorumluluk sınırı miktarına kadar sorumlu olduğunu, poliçe gereği sorumluluk sınırı kapsamında davacıların zararının tazmini amacıyla davalı aleyhine İstanbul.... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığını, davalı borçlu tarafça Bakırköy 5. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2019/... Değişik İş sayılı dosyasında bilirkişi raporu alınmış olmasına ve zarar tespit edilmiş olmasına rağmen işbu icra takibine haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptaline ve %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; davalı tarafça tanzim edilen... numaralı nakliyat abonman blok poliçesinin 04/05/2018-2019 tarihleri arasında geçerli olduğunu, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte poliçe özel şartları gereğince konteyner ile taşıma sırasında oluşacak her türlü kazaya ilişkin zararlarda azami sorumluluk 200.000.000,00 TL sigorta bedelinin %20'si ile sınırlı olduğunu, buna istinaden teminat limitinin 40.000,000,00 TL olduğunu, eğer tazminat sorumluluğu doğacak ise poliçe teminat limitlerinin göz önünde bulundurulması gerektiğini, poliçe özel şartları gereğince sefere başlamadan önce yük taşıma detaylarının davalıya bildirilmesi gerektiğini, davalıya bildirimde bulunulmaması nedeniyle davaya konu talebin teminat dışı olduğunu, poliçe özel şartları gereğince müvekkili şirkete sefere başlamadan önce mal bedeli, güzergah ve araç plaka numaralarının yazılı olarak bildirilmesi gerektiğini, yazılı bildirim yapılmaması halinde meydana gelecek zararlardan müvekkilinin sorumlu oomadığını, davaya konu taşımada sefere başlanmadan önce davacıya yazılı olarak herhangi bir bildirimde bulunulmadığını, bu nedenle davalının konu talebe ilişkin hiçbir sorumluluğu bulunmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkilinin sorumluluğunun, taşıyıcının kusur oranı ile sınırlı olduğunu, kusur durumunun tespiti gerektiğini, tabela levhalarında belirtilen köprü yükseklik bilgilerinin güncelliğini yitirerek yanıltıcı hale gelebildiğini, bu hususun da göz önünde bulundurularak taşıyıcının kusur oranının belirlenmesi gerektiğini, kusur tespiti yapılıp gerçek zararın tespiti gerektiğini, İstanbul Bakırköy 5. Sulh Hukuk Mahkemesine hitaben hazırlanan 02/06/2019 tarihli bilirkişi raporunu kabul etmediklerini, bilirkişi raporunun araçlar fiilen ve fiziki olarak görülmeden yalnızca bilirkişiye ibraz edilen belgelere itibar edilerek tanzim edildiğini, sigortalı ve zarar görenin zararın artmasına engel olma yükümlülüğü de bulunduğunu, dava dışı sigortalının meydana gelen zarara ilişkin ödeme yapıp yapmadığının tespiti gerektiğini, davalının faiz, yargılama gideri ve vekalet ücretinden de sorumlu olmayacağını savunarak, davanın reddine ve %20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacıya ait iki aracın davalının nakliyat abonman sigorta poliçesi ile sigortaladığı dava dışı .... Şti. tarafından konteyner içinde taşınması sırasında meydana gelen trafik kazası sonucu hasara uğradığı, davacının araçlarda oluşan hasar bedelinin ve araçların içinde taşındığı konteynerde oluşan hasar bedelinin tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptalini talep ettiği, davalının ise poliçe özel şartları gereğince sefere başlanmadan önce yük taşıma detaylarının yazılı olarak bildirilmediğini, bu nedenle hasarın teminat dışında kaldığını beyanla davanın reddini savunduğu görülmüştür. Davacıların Dubai ülkesinden ithal ettikleri, konteyner içerisinde taşınan emtianın (araçların), transit rejim kapsamında bir gümrükten diğer gümrüğe nakli sırasında davalı sigorta şirketinin sigortalısı dava
dışı.... Şti. tarafından verilen taşıma hizmeti sırasında, taşıyıcının adamı konumundaki sürücünün hatası sonucu meydana gelen trafik kazası sonucu emtianın içinde bulunduğu konteynerin devrilmesi sonucu, emtiada ve emtianın taşındığı konteynerde zarar meydana geldiği anlaşılmıştır.
6102 Sayılı TTK. Md.875`e göre taşıyıcı, eşyanın kendisine teslim edildiği tarihten, alıcısına teslim edildiği tarihe kadar oluşan hasardan sorumlu ise de; “kayıp ve/veya hasarın kendi kusurundan doğmayan” bir sebepten ya da “eşyada zaten mevcut olan noksan” veya “ayıplardan” ya da “ambalajının fena yapılmasından” yahut da 6102 Sayılı TTK Md.878 hükmü uyarınca; “eşyanın gönderen veya gönderilen tarafından işleme tabi tutulması, yüklenmesi veya boşaltılmasından” (Md.878/1-c) ya da eşyanın; “özellikle kırılma, paslanma, bozulma, kuruma, sızma, olağan fire yoluyla kolayca zarar görmesine yol açan doğal niteliğinden” (Md. 878/1-d) veya teamüle uygun olarak üstü açık bir aracın kullanılmış olmasından (Md.878/1-a) yahut da nakliye sürecinde oluşan hasarın “taşıyıcının en özeni göstermesine rağmen kaçınamayacağı ve sonuçlarını önleyemeyeceği bir nedene bağlı olarak meydana gelmesi” halinde (Md.876 hükmünden istifade edip) taşıyıcının kendisini mesuliyetten kurtarabilecek olan beyyinelerden yararlanabilmesi mümkündür. Ancak dosya kapsamında davalının sigortalısı dava dışı taşıyıcının bu madde kapsamında hasardan sorumlu olamayacağı beyyineler mevcut değildir.6102 Sayılı TTK. Md.880/1-3`e göre “taşıyıcının hak sahibine ödeyeceği tazminat, eşyanın taşınmak üzere nakliyeciye teslim edildiği yer ve zamandaki piyasa fiyatına göre, bu yoksa aynı tür ve nitelikteki malların cari değerine göre tayin edilir. Eşya, taşımak üzere teslimden hemen önce satılmışsa, satıcının faturasında taşıma giderleri mahsup edilerek gösterilen satış bedelinin piyasa fiyatı olduğu kabul edilir. Eşyanın hasara uğraması halinde ise taşıyıcının ödeyeceği tazminatın tutarı Md. 880/2 hükmü uyarınca emtianın taşınmak üzere teslim alındığı yer ve zamandaki hasarsız değeri ile hasarlı değeri arasındaki farka göre belirlenir. Bu madde
nazarından bağımsız eksper tarafından yapılan hasar bulgulamasına göre belirlenen tazminat tutarının TTK. Md.880 ile çelişmediği kabul edilse dahi, 6102 Sayılı TTK Md.882`ye göre taşıyıcının ödeyeceği tazminatın tutarı “nakliye sürecinde hasar gören/kaybolan malın brüt ağırlığının her bir kilogramı için
8,33 Özel Çekme Hakkını (SDR`yi) karşılayan tutar” ile sınırlıdır.Dosyaya sunulu olan konişmentoya göre, her bir emtianın (aracın) brüt ağırlığı 1.650,00kg’dır.
Transit belgede de brüt ağırlıkların 1.650,00kg olarak beyan edildiği, dosyaya sunulu olan proforma faturalarda ise ağırlık bilgisinin olmadığı, davalı sigorta şirketi tarafından atanan eksper tarafından düzenlenen ekspertiz raporunda emtianın birinin 2.500,00kg, diğerinin 2.000,00kg olduğunun tespit edildiği ve eksperce sorumluluk sınırının tespitinde bu ağırlık verisi kullanıldığından, bu ağırlık bilgisinin hesaplamada kullanılmasının yerinde olacağı, bu durumda davalının sorumluluk sınırının 4.500,00 kğ x 8.33 = 37.485 SDR olduğu, hesaplanan SDR tutarının karşılığı ise, eşyanın taşıma amacıyla taşıyıcıya teslim edildiği tarihteki, T.C. Merkez Bankasınca ilan edilen kura göre (yani SDR/TL. kuruyla) hesaplanacağı (Md.882/4), taşıyıcının eşyayı teslim aldığı 01.04.2019 tarihinde geçerli olan SDR kuru (TCMB Bülten No: 2019/63’e göre) 1SDR=7,8181TL olduğu, bu durumda taşıyıcının sorumluluk sınırının 293.061,48 TL olduğu tespit edilmiştir.Konteynerde meydana gelen zarar ise 20.526,01TL’dir. Konteynerin ağırlığı 4.830,0kg olarak verildiğinden, buradaki sorumluluk sınırının 4.830,0kg X8,33SDR= 40.233,9SDR olduğu, Merkez bankasınca ilan edilen kura göre 1 SDR' nin 7,8181 olduğu, taşıyıcının sorumluluk sınırının 314.552,65 TL olduğu, Konteynerde meydana gelen hasar tutarının 20.526,01 TL olduğu tespit edilmiştir.Davalı taraf poliçe özel şartları gereğince sefere başlamadan önce yük taşıma detaylarının bildirilmemesi nedeniyle hasarın teminat dışında olduğunu savunmuş ise de poliçede " karayollarında yasal izinle ve belgesi alınmış ağır tonajlı, geniş çaplı ve gabari dışı taşımalara ilişkin ağırlık veya boyutları bakımından bölünmeyen özel yüklerin taşınması da Karayolu Trafik Kanunu ile yönetmeliklere ve ilgili mevzuata uygun olarak bu sözleşme kapsamında dahildir. Ancak sefere başlamadan önce mal bedeli, güzergah ve araç plaka numaraları yazılı olarak sigortacıya bildirilecektir. Teminatın başlangıcı sigortacının yazılı onayına tabidir ve ilave şartlar ekleme hakkı saklıdır." düzenlemesine yer verildiği, davaya konu taşıma işinin karayollarında yasal izinle ve belgesi alınmış ağır tonajlı, geniş çaplı ve gabari dışı taşımalara ilişkin ağırlık veya boyutları bakımından bölünmeyen özel yük kapsamında değerlendirilemeyeceği anlaşılmakla davalının savunmasına itibar edilmemiştir.Dava konusu her iki araç için gerçek zararının toplam 1.031.299,94 TL olduğu, davalı tarafından düzenlenen 04/05/2018-19 vadeli nakliyat abonman sigorta poliçesinde sigortalının dava dışı taşıyan .... Şti. olduğu, poliçe limitinin konteyner ile taşımada sigorta bedelinin % 20'si ( 200.000.000,00 TL % 20) 40.000.000,00 TL olduğu, davalı sigortalısının sorumluluk sınırının 293.061,48 TL olduğu ancak davacının dava konusu her iki araç için 200.000,00 TL üzerinden takip başlattığı, konteynerde meydana gelen hasar tutarının 20.526,01 TL olduğu, tespit edilen hasar miktarının sigorta poliçesi teminatı ve limiti kapsamında kaldığı, mahkememizce kabul edilmiştir. Davacılar vekili icra takibinde işlemiş faiz talep etmiş ise de takipten önce davalının temerrüde düşürüldüğüne dair delilin dosyaya sunulmadığı dikkate alınarak işlemiş faiz talebi yerinde görülmemiştir. Diğer yandan davacı vekili icra inkar tazminatı talep etmiş ise de alacağını likid olmadığı, yargılama ile belirlendiği anlaşılmakla davacının icra inkar tazminatının reddine karar verilmiştir." gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davalının İstanbul.... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takibe yaptığı itirazın 220.000,00 TL asıl alacak üzerinden iptali ile, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmak suretiyle takibin devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, alacak likit olmadığından davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacılar ve davalı vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacılar vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2010/19-376 E., 2010/397 K.sayılı kararında "Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ise; ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Bu koşullar yoksa, likit bir alacaktan söz edilemez. Diğer bir anlatımla, icra inkar tazminatı, alacaklının genel mahkemede açtığı itirazın iptali davası sonucunda borçlunun itirazının haksızlığına karar verilmesi durumunda alacaklı yararına hükmolunan icra hukukuna özgü bir tazminattır. Borçlunun ne kadar borçlu olduğunun saptanması ve itirazında haklı olup olmadığının belirlenmesi ön koşuldur. Borçlunun ödeme emrine karşı itirazın yapıldığı andaki durumu itibariyle haksızlığı saptanacak ancak haklı çıkma durumuna uygun alacak miktarı esas alınarak alacaklı yararına icra inkar tazminata hükmedilmesi gerekecektir." denildiğini, her bir araç için 99.400,00-USD ödendiğini, delil tespiti yapıldığını, Bakırköy 2. Tüketici Mahkemesinin 2019/919 Esas sayılı dosyasının huzurdaki dosya davalısı... AŞ'ye ihbarı ile birlikte davalının davacının alacağını belirleyebilmek için bütün unsurları bilmekte olduğunu, sigorta limiti sınırında tahsili talep edildiğini, alacağın likit olduğunu, takip öncesi işlemiş faiz taleplerinin reddinin de hatalı olduğunu, Yargıtay kararlarında faiz başlangıç tarihinin kaza tarihi olduğunun belirtildiğini, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2008/2484 E., 2008/4216 K.sayılı kararında ''...Davacının temyizi, faiz başlangıç tarihine ilişkindir. Trafik kazaları haksız fiil niteliğinde olup, tazminat borcu haksız fiil tarihinde muaccel olur. Başka bir ifade ile haksız fiillerde borcun muaccel hale gelmesi ihtarı ge-rektirmez. Bu durumda, davacı tarafın ıslah yolu ile talep ettiği tazminata da, talep ettiği gibi kaza tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerekir..." denildiğini, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2005/12133 Esas, 2006/11690 Karara sayılı kararında ''...Dava, haksız eylem nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. Davacı, ıslah dilekçesine konu ettiği maddi tazminatlara olay tarihinden itibaren faiz yürütülmesi isteminde bulunmuştur. Mahkemece, gerekçe de gösterilmeksizin ıslah dilekçesi ile istenilen tazminat miktarlarına ıslah tarihinden itibaren faiz yürütülmesine karar verilmiştir. Haksız eylemlerde, haksız eylem tarihinde direnime (temerrüde) düşülmüş olması nedeniyle, istek de bulunduğu takdirde, olay tarihinden faize hükmedilmesi gerekir..." denildiğini, takipte 200.000,00 TL sigortalLimitine 01.04.2019 tarihinden takip tarihine kadar yasal faiz işletildiğini, 22.518,42 TL konteyner hasar bedeline ödeme tarihi olan 09.03.2020 tarihinden takip tarihine kadar yasal faiz işletildiğini, Yargıtay kararlarında da açıkça kaza tarihinden itibaren faiz istenebileceğinin belirtildiğini, mahkemece davalının temerrüde düşürülmediği gerekçesi ile takip öncesi işlemiş faiz talebimizin reddine karar verilmesinin açıkça hukuka aykırı olduğunu, taşıma şirketine açılan Bakırköy 2. Tüketici Hukuk Mahkemesinin 2019/919 Esas sayılı dosyasında dava 14.05.2020 tarihinde huzurdaki dosyasının davalısı... AŞ'ye ihbar edildiğini, davalının ihbar ile birltemerrüte düştüğünü, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2016/9788 E., 2017/8295 K.sayılı kararının da ''... Dahili davalı ...'nın tazminat ödeme yükümlülüğü kendisine dava ihbarı yapıldıktan itibaren başlar. Dahili davalıya, 22.09.2011 tarihli ihbar dilekçesi 26.09.2011 tarihinde tebliğ edilmekle bu tarih itibari ile temerrüdü oluşacaktır. O halde mahkemece dahili davalı ... vekilinin ihbar tebliğ tarihi 26.09.2011 tarihinden itibaren faizden sorumlu tutulması gerekirken, yazılı şekilde 09.11.2009 tarihinin esas alınması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir..." şeklinde olduğunu, mahkemece kaza tarihinden itibaren faiz istenilemeyeceğine hükmedilse dahi davanın ihbar tarihi olan 14.05.2020 tarihinde davalının temmerrüde düşürüldüğünü, temerrüt itibaren faiz işletilmesi gerekirken takip öncesi işlemiş faiz talebimizin reddedilmesinin açıkça hukuka aykırı olduğunu, mahkemece hüküm kurulurken hesaplama hatası yapıldığını, 15.03.2022 tarihli bilirkişi raporunda konteynerde meydana gelen hasar için 20.526,01-TL talep edilebileceği belirtildiğini, işbu bilirkişi raporuna taraflarca itiraz edilmediğini, 200.000,00 TL sigorta limiti ve 20.526,01 TL konteyner hasar bedeli olmak üzere toplam 220.526,01 TL üzerinden davalının itirazının iptaline karar verilmesi gerekirken 220.000,00 TL üzerinden itirazın iptaline ve takibin devamına karar verilmesinin açıkça hatalı olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacılara poliçe limitinin tamamının ödendiğini, davalının poliçeye ilişkin başkaca bir sorumluluğu bulunmadığını, davalı şirket nezdinde tanzim edilen... numaralı nakliyat abonman blok poliçesinin 04/05/2018-2019 tarihleri arasında geçerli olmak üzere düzenlendiğini, poliçe özel şartları gereğince sefere başlamadan önce yük taşıma detaylarının davalıya bildirilmesi gerektiğini, "Teminat Sınırı Klozu" başlıklı maddede ''Sigortacı her bir vasıtada ve sigortalıya ait farklı emtealardan oluşan ve teminat kapsamında bulunan, aynı anda ve aynı liman, havaalanı, tren istasyonu, gümrük sahalarında ve poliçe teminatı devam eden bekleme yerlerinde poliçeler ile sigortası temin edilmiş emtealar için toplam azami sorumluluğu 200,000.00 TL 'dir. bu meblağ aşıldığı takdirde en geç nakil vasıtasının hareketinde sigortalı, vasıtanın adı, plakası, uçuş nosu, vagon nosu, sevk edilen malın cinsi, sevk edilen malın tonajı, sevk edilen malın kıymeti ve seferin hangi limanlar ve/veya şehirler arasında olacağını ve tarihini sigortacıya bildirmek ve sigortacının peşin onayını almakla yükümlüdür.'' denildiğini, davaya konu taşımada sefere başlanmadan önce davacıya yazılı olarak herhangi bir bildirimde bulunulmadığını, davalıya yazılı bildirimde bulunulmamış olması nedeniyle teminat sınırı klozu uyarınca şirketin sorumlu olduğu tutarın 200.000 TL ile sınırlandırıldığını, davalının hiçbir şekilde davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte 26.05.2022 tarihinde İstanbul.... İcra Dairesinin ... Esas sayılı icra dosyasına 200.000 TL asıl alacak olmak üzere toplamda 273.205,55 TL ödeme yaptığını, poliçe özel şartları uyarınca davacılara yapılan ödeme ile müvekkili şirketin konu poliçeye ilişkin sorumluluğu kalmadığını, davalının hasara ilişkin hiçbir sorumluluğu kalmamış olduğundan istinafa konu kararın kaldırılması gerektiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, davacılara ait aracın dava dışı taşıyıcı şirket tarafından taşınması sırasında meydana gelen hasar bedelinin taşıyıcının sigortacısı davalıdan tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davacılar ve davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Dosya kapsamında bulunan İstanbul....İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı takip alacaklıları tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 200.000,00 TL sigorta limiti, 22.518,42 TL kanuni faiz, 36.000,00 TL yasal faiz, 2.337,60 TL yasal faiz olmak üzere toplam 260.856,02 TL alacak yönünden 06.05.2021 tarihinde icra takibi başlatıldığı, takip dayanağı olarak... poliçe numaralı nakliyat abonman blok poliçesinin gösterildiği, ödeme emrinin 07.05.2021 tarihinde tebliğ edildiği, davalı tarafından 21.05.2021 tarihinde süresinde verilen itiraz dilekçesi ile borcun tamamına ve ferilerine itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin durduğu ve davanın bir yıllık yasal hak düşürücü sürede açıldığı anlaşılmıştır.
Somut olayda, davalının nakliyat abonman sigorta poliçesi kapsamında sigortalısı olan dava dışı .... Şti.tarafında davacılara ait iki aracın konteyner içinde karayoluyla taşınması sırasında meydana gelen trafik kazası sonucu araçların ve konteynerin hasara uğradığı, davacıların araçlarda oluşan hasar bedelinin ve araçların içinde taşındığı konteynerde oluşan hasar bedelinin tahsili için dava konusu takibin başlatıldığı, itiraz üzerine eldeki davanın açıldığı, davalı tarafın ise poliçe özel şartları gereğince sefere başlamadan önce yük taşıma detaylarının davalıya bildirilmesi gerektiğini, davalıya bildirimde bulunulmaması nedeniyle davaya konu talebin teminat dışı olduğunu savunduğu anlaşılmaktadır. Davalı vekilinin istinaf başvurusu yönünden yapılan incelemede; Davacıların Dubai ülkesinden ithal ettikleri ve konteyner içerisinde taşınan araçların transit rejim kapsamında... Liman Gümrüğünden ... Oto İhtisas Gümrüğüne karayoluyla taşınmasının davalının sigortalısı dava dışı.... Şti. tarafından gerçekleştirildiği, taşıma hizmeti sırasında 01.04.2019 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucu araçların içinde bulunduğu konteynerin devrilmesi sonucu, araçlarda ve araçların taşındığı konteynerde zarar meydana geldiği, davacıların araçlarda ve konteynerde meydana gelen zararın sigorta limiti kapsamında taşıyanın sigortacısı davalıdan tahsilini talep ettikleri anlaşılmaktadır.Davalı ile dava dışı sigortalısı arasında... numaralı nakliyat abonman blok poliçesinin düzenlendiği, poliçenin 04/05/2018-04/05/2019 tarihleri arasında geçerli olduğu, poliçe ile sigortalının kendi unvan ve adı altında, kendisine veya alt taşıyıcılarına ait ve/veya piyasadan kiraladığı kendi sorumluluğu altındaki araçlar ile Türkiye dahilindeki muhtelif iller arasında yapacağı kontenerli/konteynersiz ticari emtianın teminat kapsamı altındaki riskler sonucu uğrayacağı ziya ve hasarlardan dolayı taşıyıcı sigortalıya düşecek mali sorumluluğu azami olarak belirtilen limitlerle teminat altına alındığı, ''Kamyon Klozu'' kısmında ise hangi risklerin güvence altına alındığının yer aldığı, buna göre ateş, yıldırım, seylap, dere taşması, çığ, toprak ve dağ heyelan, köprü yıkılması, yolların çökmesi ve kamyon veya treylerin devrilmesi, yanması, çarpması veya çarpışması, neticesinde taşınan malın uğrayacağı zıya ve hasarların muafiyetsiz olarak sigorta güvencesi altında olduğunun belirtildiği, sigorta bedelinin 200.000.000 TL görülmektedir. TTK'nın 875. maddesi gereğince taşıyıcı, eşyanın taşınmak üzere teslim alınmasından teslim edilmesine kadar geçecek süre içinde, eşyanın ziyaından, hasarından veya teslimindeki gecikmeden doğan zararlardan sorumludur. Taşıyıcının sorumluluktan kurtulmasında genel sebepler ve özel sebepler ayrımı yapılmış olup, taşıyıcı ancak TTK'nın 875/3, 876 ve 878. maddesinde gösterilen hallerin mevcudiyetini ispat etmek suretiyle mesuliyetten kurtulur.Somut olayda mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu ile tüm dosya kapsamına göre, davacılara ait araçların dava dışı sigortalı taşıyıcı ... şirketi tarafından yurt içinde nakli sırasında trafik kazası meydana geldiği, kazanın oluşumunda araç sürücüsünün %100 kusurlu olduğu, kaza sebebiyle araçlarda maddi hasar meydana geldiği, taşıyıcının sorumluluktan kurtulmasına ilişkin hallerin bulunmadığı, bu haliyle dava dışı taşıyıcı şirketin meydana gelen zarardan sorumlu olduğu, davalının da taşıyıcının sorumluluk sigortası kapsamında sigorta limiti dahilinde sorumlu olduğu anlaşıldığından mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi yerinde olmuştur. Davacılarca ''Teminat sınırı klozu'' kapsamında 200.000 TL sigorta limiti üzerinden takip başlatılmış olup limitin aşılması söz konusu değildir. Ayrıca, davalı vekili, poliçe özel şartları gereğince sefere başlamadan önce yük taşıma detaylarının bildirilmemesi nedeniyle hasarın teminat dışında olduğunu savunmuş ise de, mahkeme gerekçesinde de belirtildiği üzere davaya konu taşıma işi, karayollarında yasal izinle ve belgesi alınmış ağır tonajlı, geniş çaplı ve gabari dışı taşımalara ilişkin ağırlık veya boyutları bakımından bölünmeyen özel yük kapsamında değerlendirilemeyeceğinden hasarın teminat dışı olduğu yönündeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Bu açıklamalara göre davalı vekilinin istinaf başvuru sebepleri yerinde görülmediğinden, istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.Davacılar vekilinin istinaf başvurusu yönünden yapılan incelemede; Dava konusu alacak, bilirkişi incelemesi ile tespit edilebileceğinden likit nitelikte değildir. Bu sebeple mahkemece icra inkâr tazminatı talebinin reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir.Davacılar, konteyner hasar bedeli için ödeme tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiğini araç hasar bedeline ise kaza tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiğini, bu kabul edilmez ise Bakırköy 2. Tüketici Mahkemesinin 2019/919 Esas sayılı dosyasının davalıya ihbar edildiği 14.05.2020 tarihinden itibaren işlemiş faiz hesaplanması gerektiğini ileri sürmektedir. Eldeki dava, TTK'nın 1478. maddesi uyarınca zarar görenler tarafından taşıyıcının sigortacısına karşı açılan ve sigorta bedeli nispetinde tahsil talebini içeren bir davadır. Zarar gören davacıların dava dışı taşıyıcı şirketin sigortacısı olan davalıya yönelttikleri eldeki davada işlemiş faiz talep edilebilmesi için davalı sigorta şirketinin davacı yanca temerrüte düşürülmesi gerekmektedir. Ancak takip tarihinden önce davalının temerrüte düşürüldüğüne dair bir belgeye dosya kapsamında rastlanmadığı gibi, davacılarca taşıyıcıya açılmış olan davanın davalıya ihbarı ile de davalının temerrüte düşürüldüğünden bahsedilemeyeceğinden mahkemece işlemiş faiz talebinin reddine karar verilmesi usul yasaya uygun olup aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Ancak alınan bilirkişi raporunda konteynerde meydana gelen zarar bedeli 20.526,01 TL olarak hesaplanmasına ve mahkemenin kararının gerekçe kısmında 20.526,01 TL konteyner bedeline hükmedildiği belirtilmesine rağmen, hüküm kısmında 526,01 TL eksik olarak 20.000,00 TL konteyner bedeline hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur. Bu sebeple, davacılar vekilinin bu yöne ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmüş ve hükmün bu bakımdan düzeltilmesi gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararın kaldırılarak davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine ve neticede davanın kabulüne dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
Davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararın HMK'nın 353/1.b.2 hükmü uyarınca düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda;
1-Davanın kısmen kabulü ile davalının İstanbul.... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takibe yaptığı itirazın 220.526,01 TL asıl alacak üzerinden iptali ile asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmak suretiyle takibin devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine,
2-Alacak likit olmadığından davacının icra inkâr tazminatı talebinin reddine,
3-Kabul edilen miktar üzerinden Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 15.064,13 TL karar ve ilam harcından, davacılar tarafından 3.150,49 TL peşin yatırılan harcın mahsubu ile bakiye 11.913,64 TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına,
4-Davacılar kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden, bu karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca belirlenen 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine,
5-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, reddedilen miktar üzerinden belirlenen 6.452,80
TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,
6-6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca 1.360,00 TL'nin davanın kabul ve red oranına göre 210,40 TL'lik bölümünün davacılardan, 1.149,60 TL'lik bölümünün davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
7-Davacılar tarafından harcanan 59,30 TL başvuru harcı gideri, 3.150,49 TL peşin karar harcı gideri olmak üzere, toplam 3.209,79 TL harç giderinin davalıdan alınıp davacılara verilmesine,
8-Davacılar tarafından harç dışında yapılan ve ayrıntısı UYAP'ta kayıtlı toplam 3.720,50 TL yargılama giderinin, davadaki haklılık oranlarına göre takdiren belirlenen 3.144,93 TL'lik bölümünün davalıdan alınarak davacılara verilmesine, bakiye kısmın davacılar üzerinde bırakılmasına,
9-Davalı tarafından sarf edilen yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
10-Taraflarca yatırılan gider avansı bakiyelerinin, karar kesinleştikten sonra, yatıran taraflara yatırana iadesine,
11-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden:
a-Davacılar tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davacılar tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, karar kesinleştikten sonra ve talepleri hâlinde, ilk derece mahkemesince davacılara iadesine,
b-Davacılar tarafından yapılan 220,70 TL istinaf başvuru harcı gideri ile 111,10 TL posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 331,80 TL kanun yolu giderinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine,
c-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; ilk derece hükmü kaldırılıp yeniden karar verildiğinden, davalının yatırdığı istinaf peşin karar harcının, karar kesinleştikten sonra ve talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davalıya iadesine,
d-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
12-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;
HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 05.03.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.