Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1376 E. 2026/388 K. – İtirazın İptali
Konu: İtirazın İptali
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/1376
- Karar No
- 2026/388
- Karar Tarihi
- Konu
- İtirazın İptali
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/1376
KARAR NO: 2026/388
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 20/01/2022
NUMARASI: 2019/238 E. - 2022/54 K.
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin seramik üretimi gerçekleştirdiğini, davalının davacıdan "ihraç kayıtlı" mal temin ettiğini, davalının aldığı 3.646.203,92 TL'lik ürünün yalnızca 152.231,21TL'lik kısmının ihracatının yapıldığını belgelediğini, ancak kalan kısıma ilişkin hiç bir ihracat belgesini davacıya çektiği ihtarlara ve sözlü taleplere rağmen sunmadığını, bu sebeple davacının davalıdan tahsil etmediği KDV'yi vergi dairesine ödemek durumunda kaldığını, ihraç edilen mal ve hizmetlerin KDV Kanunu kapsamında KDV'den muaf olduğu için davacının davalıdan KDV tahsil etmeden davalıya bu ürünleri verdiğini, davalının malları ihraç etmemesinden ve buna ilişkin evrakları müvekkiline vermemesinden dolayı davacının mallar hakkında düzeltme beyannamesi vermek zorunda kaldığını, bu kapsamda davalıdan tahsil etmemiş olmasına rağmen söz konusu bedeli vergi dairesine ödediğini, KDV Kanunun 11. maddesi kapsamında yurtdışına yapılan mal ve hizmet satışlarının KDV'den istisna tutulduğunu, buna "İhraç Kayıtlı Satış" denildiğini, satıcı olan davacının, davalının ihracat yapmak üzere mal temin edeceğini belirtmesi ve karşılıklı anlaşmanın bu doğrultuda yapılması sonucunda davacı tarafından satış ve teslimi gerçekleştirilen seramiklere ilişkin faturaların davalıya KDV'siz olarak anapara üzerinden düzenlendiğini, davalının tüm faturaları alarak TTK kapsamında herhangi bir iadede bulunmadığını, KDV Kanunun 13. maddesi kapsamında da ihraç kayıtlı olarak yapılan bu satışların ihracat belgelerinin ilgili vergi dairesine verilmek üzere satıcıdan malları alan tarafından teslimi gerektiğini, davalının teslim etmediğini, davalının ihraç kayıtlı olarak almış olduğu malların ihracat belgelerinin vergi dairesine sunulmak üzere talep edilmesine rağmen davalı yanca teslim edilmemesi üzerine davacının vergi kaçakçılığı durumunun gündeme gelmemesi ve daha fahiş vergi cezalarını ödenmek zorunda kalmaması adına düzeltme beyannamesi vererek satışı normal satışa çevirdiğini, davalının ihraç kayıtlı olarak aldığı toplam 3.490 462,09 TL'lik mal için, KDV'sini davalıdan tahsil etmemiş olmasına rağmen vergi dairesine tahakkuk eden KDV'yi vergi dairesinden alacaklı olduğu KDV iadelerine mahsup edilmek ve nakden ödemek suretiyle ödendiğini, davalının ihracat yapacağı kandırmacasıyla satın aldığı malları iç piyasaya satarak sadece KDV'sinden 624.873,32 TL haksız kazanç sağladığını, davacı yanca düzeltme beyannameleri ve tahakkukların vergi dairesine ödenmesi sonrasında davalının cari hesabına borç olarak kaydedilen miktarın tahsili için ...... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazının iptaline ve asıl alacağın %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, savunmasında özetle; davalının davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını, davacı şirket yetkili ...'ün de imzasının bulunduğu 06.06.2018 tarihinde yapılan toplantının tutanağına göre uzlaşma sağlanarak borç bakiyesinin sıfırlandığını, bu tarihten sonra da herhangi bir mal alımı olmadığını, toplantı tutanağında belirtilen tarihlerde ve tutarlarda müvekkili tarafından ödemeler yapıldığını, davacının davalı hakkında Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2019/4994 soruşturma sayılı dosyası ile suç duyurusunda bulunmasından dolayı müvekkil şirket yetkilisinin ... Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü Sahtecilik Büro Amirliği'nde ....03.2019 tarihinde ifade verdiğini, orada da bu durumu dile getirdiğini, ihracatla ilgili tüm bildirim ve beyannamelerin ilgili kurum ve kuruluşlara yasal süre içerisinde bildirildiğini, davalının, davacının kamu kurumundan alacak olduğu KDV iadeleri ile ilgili herhangi bir yükümlülüğü olmadığını, KDV alacağını ilgili vergi dairelerinden kendisinin bizzat başvurarak tahsili için gerekli işlemleri yapması gerektiğini, davacı şirket yetkilisinin 06.06.2018 tarihli toplantıda varılan mutabakatı bizzat imzalayarak kabul etmesine rağmen 2017 yılına ilişkin olarak da talepte bulunmasının ticari hayata ve maddi oluşa aykırı olduğunu, bilirkişi incelemesi ve vergi dairesi, gümrük müdürlükleri kayıtları vs celbedildikten sonra inceleme sonucu davacının haksız ve kötü niyetli olarak işbu davayı açtığının ortaya çıkacağını savunarak, davanın reddini ve % 20 oranında kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... Tarafların karşılıklı iddia ve savunmaları, celp edilen bilgi ve belgeler,..... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına binaen; 3065 Sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu, bu kanuna ait Katma Değer Vergisi Uygulama Genel Tebliğleri hükümleri doğrultusunda ihracatı gerçekleştirmek şartıyla davalı şirkete 3065 sayılı KDV kanununun 11/1-c maddesi kapsamına göre 2017 ve 2018 yılında toplam 3.642.693,30 TL tutarında faturalar düzenlediği, düzenlenen bu faturalardaki malların davalı tarafça sadece 152.231,21 TL tutarında ihracatın yapılarak belgelendirildiği, ihracatı belgelendirilmeyen tutarın 3.490.462,09 TL olduğu , ihracatı belgelendirilmeyen 3.490.462,09 TL tutara tekabül eden KDV'nin 628.283,18 TL olduğu, davalı şirket tarafından yine kanun kapsamında davacı şirkete ihracat belgelerinin gönderilmediğinden bu satışların yurtiçi satış vasfına döndüğü, davacı şirketin Katma Değer Beyannamelerini düzelterek yeniden ilgili vergi dairesine beyan ettiği, düzeltme neticesinde beyan edilen toplam KDV tutarının davacı ticari defter kayıtlarına 624.934,37 TL olduğu, düzeltilen KDV tutarı kadar davalı şirketi cari hesap yönünden borçlandırdığı, bu borçlanmaya istinaden davacı şirketin davalı şirketten 624.873,32 TL tutarında alacaklı olduğu, bu alacağın KDV ödenmeden alınan mallara ilişkin borçlu tarafından ödenmeyen ve alacaklı tarafından ödenmek zorunda kalınan toplam KDV alacağı olduğu, cari hesap ekstresine işlendiği itibar edilen ve hükme esas alınan bilirkişi raporunda tespit edilmiş olmakla davanın kabulüne karar vermek gerekmiş, alacağın likit olması nedeniyle davacı lehine ayrıca icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiği anlaşılmakla aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle, davanın kabulü ile ....... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, asıl alacak 624.873,32 TL'nin %20'si olan 124.974,66 TL icra inkâr tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; arabuluculuk süreci gerçekleşmeden hüküm kurulduğunu, davalı ile davacı arasında cereyan eden ticari faaliyet sonucunda şirket yetkileri ile 06.06.2018 tarihli toplantıda hesap mutabakatı yapılarak taraflar birbirlerini ibra ettiğini, davalının davacıdan almış olduğu ihracata yönelik mallarla ilgili olarak gümrük beyannamelerinin ilgili gümrük birimlerine bildirildiği gibi davalı tarafından 2017 ve 2018 yıllarında ihraç yapılan mallar ile ilgili olarak "301 Mal İhracatı kaydı" ile ilgili .... Vergi Dairesi ve Avcılar Vergi Dairesine beyannamelerin verildiğini, dosyaya ibraz edilen B.Çekmece ve Avcılar vergi dairesine verilen Vergi beyannameler, (24 Shf) -Kesilen İhraç faturaları, (61 Shf) -Gümrük beyannameleri, (148 Shf) yönünden yerel mahkeme bilirkişi marifetiyle alanında uzman bilirkişilerden rapor aldırılmadığını, dava konusu vakıalar ile ilgili olarak, davalının ortakları/yetkilileri hakkında Bakırköy 21. Ağır Ceza Mahkemesinin 2021/280 Esas sayılı dosyasından dava açıldığını, bu davanın derdest olduğunu, davanın sonucunun beklenilmesi yönünde talepte bulunulmuş ise de mahkeme bekletici sorun yapılmadığını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, ticari alım satım ilişkisi kapsamında ihraç kaydı ile KDV tahsil edilmeden satılan mallara ilişkin olarak, davalı yanca malların ihraç edilmemesi sebebiyle tahsil edilmeyen KDV bedelinin davalıdan tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Dosya kapsamında bulunan ......İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 624.873,32 TL alacak yönünden 28.12.2018 tarihinde icra takibi başlatıldığı, takip dayanağı olarak ''01.10.2018 tarihli yalan beyan ile ihraç kayıtlı satış kapsamında KDV ödenmeden alınan mallara ilişkin borçlu tarafından ödenmeyen ve alacaklı tarafından ödenmek zorunda kalınan toplam KDV alacağı''nın gösterildiği, ödeme emrinin 04.01.2019 tarihinde tebliğ edildiği, davalı tarafından 09.01.2019 tarihinde süresinde verilen itiraz dilekçesi ile borcun tamamına ve ferilerine itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin durduğu ve eldkei davanın bir yıllık yasal hak düşürücü sürede açıldığı anlaşılmıştır. Davacı vekili; davacının seramik üretimi yaptığını, davalının davacıya, ihraç edeceğini beyan ederek davacıdan mal satın aldığını, davacının da bu ihraç kayıtlı satış sebebiyle davalıya fatura düzenlerken KDV Kanunun 11.maddesi uyarınca sadece mal bedeli üzerinden fatura düzenlediğini, KDV eklemediğini, mevzuat uyarınca davalının ihraç kaydıyla aldığı malların ihraç belgelerini davacıya sunması gerekirken büyük bir kısmını sunmadığını, bunun üzerine davacının vergi cezası ile karşı karşıya kalmamak üzere vergi dairesine düzeltme beyannamesi vererek KDV bedellerini ödemek zorunda kaldığını, bu bedelden davalının sorumlu olduğunu ileri sürmektedir. Davalı vekili; davalının davacıya borcu bulunmadığını, tarafların 06.06.2018 tarihinde düzenlediği mutabakat ile borcun kalmadığını, bu tarihten sonra da herhangi bir mal alımı olmadığını savunmuştur. Öncelikle; davalı arabuculuk yoluna başvurulmadan dava açıldığını belirtmiş ise de, dosyada mevcut Bakırköy Arabuluculuk Bürosunun 2019/207 ve 3720 sayılı arabuluculuk son tutanağına göre arabuluculuk sürecinin 18.01.2019 tarihinde başladığı, 25.02.2019 tarihinde anlaşmama ile sonuçlandığı anlaşıldığından aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Uyuşmazlık, davacının ödediği KDV bedelinden davalının sorumlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. 3065 sayılı KDV Kanunu'nun 11-c maddesine göre, ihraç edilmek şartıyla imalatçılar tarafından kendilerine teslim edilen mallara ait katma değer vergisi, ihracatçılar tarafından ödenmez. Ayrıca mükelleflerce tahsil edilmeyen ancak ilgili dönem beyannamesinde beyan edilecek olan bu vergi, vergi dairesince tarh ve tahakkuk ettirilerek tecil olunur. Söz konusu malların, ihracatçıya teslim tarihini takip eden ay başından itibaren 3 ay içinde ihraç edilmesi halinde, tecil edilen vergi terkin olunur. İhracatın sayılan şartlara uygun olarak gerçekleştirilmemesi halinde, tecil olunan vergi tahakkuk ettirildiği tarihten itibaren 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 51 inci maddesine göre belirlenen gecikme zammıyla birlikte tahsil olunur.Dosya kapsamına ve bilirkişi raporuna göre taraflar arasında 2017 ve 2018 yıllarına ilişkin ticari alım satım ilişkisi bulunduğu, davacı yanca davalı adına düzenlenen faturalarda KDV'ye ilişkin bedelin yer aldığı, ancak faturada ''3065 sayılı KDV Kanununun 11/1-c maddesi hükümlerine göre ihraç edilmek şartıyla teslim edildiğinden, KDV tahsil edilmemiştir.'' ibaresinin bulunduğu, buna göre davacının KDV bedelini davalıdan tahsil etmediği, davalı yanca KDV'yi ödediğine dair bir belge de sunulmadığı görülmektedir. Gerek faturaların içerikleri gerek davalı beyanları bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davalının davacıdan ihraç etmek üzere mal satın aldığı anlaşılmaktadır. 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 8. maddesinde kimlerin katma değer vergisinin mükellefi olduğu hususu ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. 8/1 maddesi gereğince KDV’nin mükellefi esas itibarıyla vergiye tabi mal teslimi ve hizmet ifası hallerinde bu işleri yapanlar olup KDV konusunda alacaklının ise devlet hazinesi olduğu her türlü tartışmadan uzaktır.Somut olayda, dava konusu malzemelerin satışı kural olarak KDV'ye tabi olup taraflar arasında KDV dahil şekilde satış yapıldığı görülmektedir. Davacının ihraç kaydı ile teslim edilen malların faturalarında yer alan KDV bedelini bu kayıt sebebiyle davalıdan tahsil etmediği, davalının kanunda yazılı sürelerde ihraç belgelerini davacıya teslim etmemesi üzerine KDV'nin vergi dairesine karşı mükellefi olan davacının düzeltme beyannameleri düzenleyerek vergi dairesine sunduğu, nihai olarak söz konusu faturaların KDV bedellerinden davalının sorumlu olduğu, ancak davalının bunu davacıya ödediğini ispatlayamadığı anlaşıldığından mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya uygun olmuştur.Davalı taraf, istinaf dilekçesinde ihracat belgelerini verdiğini belirtmiş ise de, dosya kapsamına sunulan belgelerden ihraç belgelerinin sunulduğu sonucu çıkmadığı gibi bilirkişi raporunda da davalının ihraç belgesini vermediği mallara ilişkin faturaların da tek tek tespit edildiği nazara alındığında davalının beyanının soyut bir beyan olduğu anlaşıldığından bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. . Davalı vekili, 06.06.2018 tarihinde tarafların hesap mutabakatı yaparak birbirini ibra ettiği belirtilmiş ise de, söz konusu belgenin KDV konusunu içermediği, ayrıca davalının ihraç belgelerini bu tarihten sonra vermediğinin tespit edildiği nazara alındığında bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Davalı vekilince, davalı şirket yetkilisi hakkında devam eden ceza davasının sonucunun beklenmesi gerektiği istinaf sebebi olarak ileri sürülmüştür. Bakırköy 21.Ağır Ceza Mahkemesinin 14.03.2024 tarihli ve 2021/280 Esas, 2024/135 Krar sayılı kararının incelenmesinde; davacı şirket tarafından davalı şirket yetkililerinin ihraç kaydı ile mal almalarına rağmen aldıkları malları yurt içi piyasada satarak hileli hareketlerle davacıyı zarara uğrattıkları ve dolandırdıkları iddiası ile şikayetçi olunduğu, mahkemece yapılan yargılama sonucunda, taraflar arasındaki uyuşmazlığın hukuki ihtilaf mahiyetinde olduğu, davacı karılanın zararını sanıklardan tazmin edebileceği, kamunun uğradığı bir zararın bulunmadığı, TCK kapsamında suç sayılacak bir olgu ve durum bulunmadığı gerekçesiyle davalı şirket yetkilsinin beraatine karar verildiği görülmektedir. Hukuk hâkimi, ceza mahkemesinin beraat kararı ve ceza yargılaması sırasında alınan kusur bilirkişisi raporları ile bağlı değil ise de ceza mahkemesi kararında tespit edilen maddi olgu ile bağlıdır. Ceza hâkiminin tespit ettiği maddi olaylarla ve özellikle ''fiilin hukuka aykırılığı'' konusu ile hukuk hâkiminin tamamen bağlı olacağı kabul edilmektedir. Diğer bir anlatımla, maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşır. Ancak somut olayda, ceza mahkemesi kararında bu yönde bir iddia ve tespitin bulunmadığı anlaşıldığından, anılan dava sonucunun beklenmesinin eldeki dava yönünden gerekli olmaması sebebiyle bu yöndeki istinaf sebebi yerinde de görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,
2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 32.013,82 TL nispi istinaf karar harcının davalıdan tahsiline,
3-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;
HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 05.03.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.