Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1238 E. 2026/764 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/1238
Karar No
2026/764
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

17. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2022/1238 Esas

KARAR NO:2026/764

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi

TARİHİ:29/03/2022

NUMARASI:2019/305 Esas, 2022/303 Karar

DAVANIN KONUSU:İTİRAZIN İPTALİ

KARAR TARİHİ:21/05/2026

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, davalı ile akdedilen hizmet sözleşmesi kapsamında ... Merkezin'de kiralama, tesis yönetimi ve sair bir kısım hizmetlerin verilmesi işini üstlendiğini ve yükümlülüklerini eksiksiz olarak yerine getirdiğini, ancak davalı ödeme yapmadığından cari hesap borcunun 241.599,70 TL olduğu bildirilerek 60 gün içinde ödeme yapılmaması halinde sözleşmenin feshedileceğine dair noter ihtarnamesi keşide edildiğini, ödeme yapılmadığından sözleşmenin feshedildiğini, İstanbul Anadolu 10. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile başlatılan icra takibinin davalının itirazı üzerine durduğunu, alacağa konu faturaların, davalıya tebliğ edildiğini ve herhangi bir itiraz edilmeden davalı tarafından kayıtlarına alındığını belirterek icra takibine karşı yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirkete 677 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kayyım olarak ...'nin atandığını, davacının sözleşme ile üstlendiği yükümlülüklerinin bir çoğunu yerine getirmediğini, yerine getirdiği yükümlülüklerinde ise yaşanan gecikmenin müvekkilinin zararına sebep olduğunu, hem bu sebepler ile hem de raporlama faaliyetlerinin yerine getirilmemesinden dolayı sözleşmenin müvekkili tarafından haklı nedenle feshedildiğini, davacı tarafından sözleşme konusu edimler yerine getirilmediğinden müvekkilinin herhangi bir ücret ödeme yükümlülüğünün doğmadığını belirterek davanın reddine ve %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini savunmuştur.

İLK DERECE MAHKEME KARARI:İlk derece mahkemesince; davacı tarafından düzenlenen faturaların, davalı tarafından kayıtlarına işlenmekle içeriğinin kabul edildiği, fatura konusu mal veya hizmetin davalıya teslimine karine teşkil eden bu durumun aksinin davalı tarafından ispat edilmesi gerektiği, takip konusu fatura tutarlarının ödendiğine ilişkin davalı tarafça yazılı bir delil getirilmediği, buna göre davacının takip tarihi itibariyle davalıdan 241.599,70 TL alacaklı olduğu, takipte istenen faiz oranın uygun olduğu, taraflar arasında sözleşme bulunduğu da dikkate alınarak davalının, takipteki alacağa yönelik zamanaşımı definin yerinde olmadığı, takip konusu alacağın belirli (likit) olduğu, davalı taraf eksik yada ayıplı ifa sebebiyle ihtarname çekerek sözleşmeyi feshetmiş ise de, ihtarname içeriği ve davalı tarafından ileri sürülen hususların, davacı tarafça ifa edildiği anlaşılan ve davalı tarafça ticari defter ve kayıtlarına işlenmekle fatura içeriği kabul edilen alacağının ödenmemesi için haklı bir gerekçe oluşturmadığı gerekçelerine istinaden davanın kabulü ile, davalının İstanbul Anadolu 10. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasında yaptığı itirazın iptaline, takibin aynen devamına, takip tutarının %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine dair karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ:Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde; davacı tarafından sözleşme konusu edimlerin yerine getirilmediğini, yalnızca fatura ve mali kayıt incelemesine dayalı hatalı bilirkişi raporları esas alınarak karar verilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmenin müvekkili tarafından haklı nedenle feshedildiğini, bu kapsamda davacının sözleşmeye konu AVM'ye kiracı kazandırmadığı gibi raporlama faaliyetlerini de yerine getirmediğini, ancak mahkemece bu hususta esaslı bir inceleme yapılmadığını, davacının, edimlerini yerine getirdiğine dair dosyaya delil sunmadığını, oysa davacının ödemeye hak kazanabilmesi için öncelikle sözleşmeye ilişkin edimlerini ifa etmesi gerektiğini, haklı nedenle feshin ispatı amacıyla tanık dinletme taleplerinin kabul edilmediğini, faturaların defterlere kaydedilmiş olmasının hizmetin yerine getirildiği manasını taşımadığını, müvekkilinin 14/01/2019 tarihli noter ihtarnamesi ile 31/12/2018 tarihli 32.714,34 TL, 47.200,00 TL ve 15.292.35 TL bedelli faturalara itiraz ederek bu faturaları davacı şirkete iade ettiğini, bilirkişi heyetinin rapor tanzim ederken bu hususu gözardı ettiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde, istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:Dava, açık hesap alacağının tahsili için yapılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir.İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf başvurusunda ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır.Davacının, davalı hakkında İstanbul Anadolu 10. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasında 241.599,70 TL asıl alacağın tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlattığı, davalının takibe ve borca karşı itirazda bulunduğu, itirazın davacı alacaklıya tebliğine dair bir belgeye rastlanmadığından işbu itirazın iptali davasının yasal süresi içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.Bilirkişi heyeti tarafından sunulan 25/05/2021 tarihli raporda; davacıya ait ticari defterlerin mail ortamında sunulduğu, 2017 ve 2018 yıllarına ait ticari defterlerin noter açılış tasdiklerinin süresinde yerine getirildiği, yevmiye defterleri kapanış tasdik bilgilerinin sunulmadığı, davalıya ilişkin 2017-2018yıllarına ait ticari defterlerin incelendiği, yevmiye ve kebir defterlerinin e-defter yöntemi ile tutulduğu, envanter defterinin noter açılış tasdiklerinin süresinde yerine getirildiği, davacının dosyaya sunduğu muavin defter kayıtlarına göre, icra takip tarihi itibariyle davalıdan 241.599,70 TL alacaklı olduğu, davalının ise ticari defter ve kayıtlarına göre, icra takip tarihi itibariyle davacıya 241.600,00 TL borcu olduğu bildirilmiştir.Somut olayda, taraflar arasında 01/10/2017 tarihinde yönetim hizmetleri sözleşmesi imzalanmış olup sözleşmesinin konusuna göre ... Merkezinde ki kiralama, yönetim (ticari mülk yönetim, finansal hizmetler, tesis yönetimi), raporlama ve bilgilendirme ile ön muhasebe hizmetlerinin davacı tarafından ifa edileceği, davalının da bunun karşılığında ücret ödeyeceği kararlaştırılmıştır. Ayrıca taraflar arasında 01/04/2018 tarihinde tadil protokolü akdedilmiştir.Davalı taraf Kadıköy ... Noterliğinin 30/11/2018 tarihli ihtarnamesi ile, davacının sözleşmesel yükümlülüklerini yerine getirmediğinden bahisle sözleşmeyi feshettiğini bildirmiştir. Buna karşılık davacı taraf ise Beyoğlu .. Noterliğinin 12/12/2018 tarihli ihtarnamesi ile, feshin geçersiz olduğunu ve sözleşmenin yürürlükte olduğunu, 30/11/2018 tarihi itibariyle 241.599,70 TL cari hesap borcunun 60 gün içinde ödenmemesi halinde sözleşmenin feshedileceğini bildirmiş olup akabinde aynı noterliğin 05/03/2019 tarihli ihtarnamesi ile, 60 gün içinde ödeme yapılmadığından sözleşmenin 9.2 maddesi uyarınca 13/02/2019 tarihi itibariyle feshedildiği bildirilmiştir.Somut olayda, her iki taraf da sözleşmeyi feshettiğini bildirmiş ise de, davacı taraf sözleşme kapsamında verdiği hizmetlerden kaynaklı alacak talebinde bulunduğuna göre sözleşmenin haklı olarak feshedilmiş olup olmamasının sonuca bir etkisi bulunmamaktadır.Zira feshin haklı olup olmaması hususu, fesih nedeniyle uğranılan zararların tazmini bakımından önemlidir. O halde davacı sözleşme ile üzerine düşen edimini yerine getirdiğini ve icra takibine konu miktarda alacağının bulunduğunu ispatlamalıdır.Öte yandan davalı taraf ise, hizmetin sözleşmeye uygun olarak yerine getirilmediğini, bu nedenle davacının hizmet bedeline hak kazanmadığını iddia etmektedir.6102 sayılı TTK'nun 23/1-c maddesi tacirler arasındaki hizmetin ayıplı olması halinde yapılması gereken işlemleri düzenlemektedir. Anılan maddeye göre hizmet alan tacir, malın ayıplı olduğu açıkça belli değilse, malı teslim aldıktan sonra malı incelemek veya incelettirmek, malın ayıplı olması halinde 8 gün içinde bu durumu hizmet verene iletmek durumundadır (Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 2016/991 Esas 2018/5119 Karar sayılı ilamı)."...Davacı taraf 16/09/2024 tarihli noter ihtarnamesi ile, davalının sözleşmeden doğan edimlerini hiç ifa etmediği ve ayıplı ürün ve hizmet sunduğu gerekçelerine istinaden sözleşme ve danışmanlık sözleşmesini feshettiğini bildirerek davalıya ödediği 27.000,00 TL lisans bedeli ile 4.543,00 TL hizmet bedelinin ihtarnamenin tebliğinden itibaren 7 gün içinde ödenmesini ihtar etmiştir. Dava, ticari satım nedeniyle satış bedelinin tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Ticari satımlarda ayıp ihbarının olay tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK’nun 25.maddesinde belirtilen süreler içinde yapılması gerekir. Hükme göre açık ayıplarda 2 gün, açıkça belli olmayan ayıplarda 8 gün içinde ayıp ihbarı yapılmalıdır. Ayıp ihbarının yapıldığını ileri süren kişi 6762 sayılı TTK’nun 20.maddesinde öngörülen şekilde yapıldığını kanıtlamalıdır. 6762 sayılı TTK’nun 20/3. maddesine göre, ayıp ihbarının noter marifetiyle veya iadeli taahhütlü mektupla yahut telgrafla yapıldığı kanıtlanmalıdır. Tanık delili ile ayıp ihbarının yapıldığı kabul edilemez... (Yargıtay 19 HD'nin 2014/19421 Esas 2015/2265 Karar sayılı ilamı).Somut olayda, davacı ve davalının incelenen ticari defterlerine göre davacının takip tarihi itibariyle davalıdan 241.599,70 TL alacaklı olduğu hususu sabit olup bu durumda tacir olan davalı, hizmetin sözleşme koşullarına uygun ifa edilmediğini yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir ise de, TTK'nun 23/son maddesinde belirtilen süre içerisinde hizmetin eksik veya ayıplı yapıldığına dair ihbar mükellefiyetini TTK'nun 18/3 maddesi hükmüne uygun olarak yerine getirdiğini mevcut delil durumu ve dosya kapsamına göre ispatlayamamıştır. Bu durumda davacının, sözleşme ile yüklendiği edimini yerine getirdiğini kabul etmek gerektiği, ayrıca davalının ticari defterlere göre tespit edilen borç tutarını tahkik ve tayin etmesi mümkün olduğundan dava ve takip konusu alacağın likit olduğu anlaşılmakla mahkemece tesis edilen karar isabetli olup davalı tarafın istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir. Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince tesis edilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;

1-İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/305 Esas, 2022/303 Karar sayılı ve 29/03/2022 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE,

2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL harcın davalı tarafından yatırılan 4.125,92 TL harçtan mahsubu ile bakiye 3.393,92 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talebi halinde davalıya İADESİNE,

3-Davalı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi ile aynı Kanunun 361.1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Temyiz Kanun Yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.21.05.2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2022/1238, K. 2026/764, T. 21.05.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-1238-e-2026-764-k-c44b8ffdf162