Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1217 E. 2026/932 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/1217
Karar No
2026/932
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

17. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2022/1217 Esas

KARAR NO:2026/932

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi

TARİHİ:06/04/2022

NUMARASI:2019/281 Esas, 2022/368 Karar

DAVA:TAZMİNAT (Kooperatif Üyeliğinden Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ:25/06/2026

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkilinin 75 adet 2 blok halinde inşa edilecek daire tipi konutlar için 6.000,00 USD ödeyerek davalı ... ... Kooperatifine ortak olduğunu, müvekkilinin aidatlarını ödediğini ve her türlü mali yükümlülüklerini yerine getirdiğini, ancak konutların temelinin dahi atılmadığını, sonrasında kooperatifin bazı ortaklar için villa yapım kararı alarak, hem villa hem de daire tipi ortaklık olarak devam ettiğini, davalı kooperatifin diğer davalı kooperatifler birliğinden tahsis belgesi aldığı 238 ada 1 parsel sayılı taşınmazda villaların yapımını tamamladığını, davalı kooperatifler birliğinin daire tipi daireler için de 236 ada 1 parsel sayılı taşınmazda ön tahsis belgesi verdiğini, ancak ön tahsis belgesinin; arazinin üst birliğe ait olmadığı, arsa sahibi ile yapılmış bir kat karşılığı inşaat sözleşmesi bulunmadığı gerekçesiyle iptal edildiğini, davalı kooperatifler birliği başkanının villalara usulsüz şekilde ölçümlerinden daha büyük yer ayrıldığını beyan ettiğini, villara tahsis edilen yerlerde müvekkilinin de hakkı olduğunu, kooperatifin villa tipi dairelere imal edip ortaklara teslim etmesine rağmen, daire tipi konutların inşaatının dahi başlamadığını, bu durumun eşitlik ilkesi ile bağdaşmadığını, 25 yıldır aidat ve masraf ödenmesine rağmen konut sahibi olamayan müvekkilinin maddi ve manevi zararının arttığını, müvekkilin konut yapımının neden imkansız hale geldiği ile müvekkilinin tüm ödemeleri tespit edilerek müvekkilinin zararının tazmin edilmesi gerektiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 15.000,00 TL ve 30.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davacı vekili ıslah dilekçesi ile; müvekkilinin geçerli bir taşınmaz sözleşmesi ile fiili bir kooperatif ortaklık yapısı olmaması nedeniyle üyelikten ayrıldığı gerekçesiyle 166.621,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte, 20.000,00 TL manevi tazminatın ise dava tarihinden itibaren mevudata uygulanacak en yüksek faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı ... Birliği cevabında; davalı kooperatif ile müvekkili kooperatifler birliği arasında kat karşılığı inşaat sözleşmesi olmayıp, müvekkilinin birlik üyesi kooperatiflere arsa tahsisi yaptığını, tahsisin daire sayısı esas alınarak yapıldığını, davalı kooperatife de 11 blok ve her bir blokta 30 daire olmak üzere 330 daire tahsis edildiğini, imar planı değişikliği ile kat sayısının düşürüldüğünü ve tahsisin 220 daire sayısına düştüğünü, davalı kooperatife tahsis edilen 238 ada 1 parsel sayılı taşınmazın 13.339 m² olduğunu, bu alanın 220 dairenin yapımı için yeterli büyüklükte olup, müvekkilinin daire sayısına uygun miktarda alan tahsis etme edimini yerine getirdiğini, davalı kooperatifin çok katlı inşaattan vazgeçerek villa inşaatı yapması ve davacının ortağı olduğu kooperatifle ilişkisi, davacı ve diğer davalı kooperatif arasındaki uyuşmazlık olduğundan müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini savunarak müvekkili yönünden davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... Kooperatif vekili cevabında; davalı kooperatifler birliği ile yapılan sözleşmeye göre 238 ada 1 parsel ve 236 ada 2 parsel sayılı taşınmazın arsa tahsisinin yapılacağını, kayıtlara göre 220 değil 330 daire tahsis edileceği ve villa arazisi ile daire arazisi tahsisinin ayrı olduğunu, ancak davalı kooperatifler birliğinin 236 ada 2 parsel sayılı taşınmazın tahsis belgesini hukuka aykırı olarak iptal ettiğini, iptal işlemine itiraz ettiklerini, 236 ada 2 parsel sayılı taşınmaz ... adına kayıtlı olup, ... ile aralarında satış vaadi sözleşmesi olan ...'nin bu hakkını davalı kooperatifler birliğine temlik ettiğini, ancak ...'nin Bakırköy 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2009/212 esas sayılı dosyasında açtığı davada temlik sözleşmesinin feshine karar verildiği, bu durumun müvekkili kooperatifinin iradesi dışında gerçekleştiğini, davacının dava açmadığı müvekkili kooperatifin 16.06.2001 tarihli genel kurul toplantısında villa veya daire tercihli ortaklık yapılması, ortakların buna göre tercihlerini belirtmesine karar verildiğini, villa tercih etmeyen davacının 900,00 TL arsa payı ve genel giderlere katılım payı olarak toplam 21.284,04 TL ödeme yaptığını, villa ortaklarının ise yaklaşık 500.000,00 TL ödemesi olup, davacının hiçbir zaman villa ortakları gibi inşaat yapım faaliyetlerine katılım bedeli ödemediğini, eşitlik ilkesi gereği villa ortaklarından tahsil edilen tutarlarla yapılan villaların villa ortaklarına ait olduğunu, davalı kooperatiler birliğinin arsa tahsis etmemesi yaptığı tahsisi de iptal etmesi nedeniyle davacıya tahsis edilecek konut bulunmadığını, bu nedenle davacının sadece Yargıtay kararlarında belirtilen beşli formüle göre tazminat isteme hakkı bulunduğunu, kooperatif ortağının kendisine tahsis yapılmadığı için manevi tazminat isteme hakkı bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:Mahkemece; davacı ile diğer davalı kooperatif arasındaki üyelik ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıkta davalı Davalı ... Kooperatifleri Birliği'nin pasif husumet ehliyetinin bulunmadığı, davacıya tahsis edilebilecek daire bulunmadığı ve davacının yaptığı ödemeler dikkate alındığında Yargıtay 23. HD'nin 2016/9229 Esas, 2020/1334 Karar sayılı kararı gereği davacının ödediği bedeli talep etme hakkı bulunduğu, davacı davasını ıslah ederek feshettiği üyelik sözleşmesi nedeniyle ödemiş olduğu tutar ile 166.621,00 TL maddi tazminatın tahsilini talep etmişse de, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 2015/9673 esas, 2016/1361 karar sayılı ilamında, aidatların güncel değerlerine ilişkin hesaplama yerine, ödenen aidatlara ilişkin hesabın hükme esas alınmasının doğru bulunduğu, somut olay yönünden de davacı tarafça yapılan ve davalının kabulünde olan 26.388,08 TL'nin davalıdan tahsili gerektiği, davalı kooperatifin istifa sonrası 2020 hesap yılı genel kurulunu 02/03/2021 tarihinde yaptığı ve bilançoyu bu tarihte onayladığı görülmekle davalının 03/04/2021 tarihinde temerrüde düştüğü, manevi tazminatın yasal şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davalı ... Kooperatifleri Birliği yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı ... yönünden davanın kısmen kabulü ile 26.388,08 TL'nin temerrüt tarihi olan 03/04/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davacının manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ:

Karar, yasal süre içerisinde davacı vekilince istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davanın konut karşılığı tazminat gibi üyeliğin devamını gerektiren davalardan olmadığı gibi çıkma payı alacağı olarak da değerlendirilmemesi gerektiğini, çıkma yapı alacağı için ortada fiili işleyen bir kooperatif olması gerektiğini, daire talepli ortaklığın arsasının dahi bulunmadığını, müvekkilinin fiili başlamamış bir projeye yönelik üyeliğini devam ettirmesinin çekilmez ve kişilik haklarını zedeleyici boyutlara geldiğini, alacağın sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre hesaplanması gerektiğini, davalı kooperatifler birliğinin kendi adına olmayan arsayı davalı kooperatife tahsis ederek arsa bedeli ve altyapı bedeli tahsil etmesinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin davalıların edimlerini hiçbir şekilde yerine getirmemesi, arsa tahsisinin mümkün olmaması, ortada fiili bir projenin varlığının bulunmaması nedeniyle üyelikten istifa ettiğini, davalı kooperatifler birliğinin de davacının zararından sorumlu olduğunu, yıllardır arsası dahi olmayan kooperatif üyeliği nedeniyle müvekkilinin yıprandığını, bu nedenle manevi tazminat koşullarının oluştuğunu belirterek kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE:Dava, üyelik sözleşmesine istinaden ödenen bedeller ile arsa bedelinin dava tarihindeki güncel değerinin ödenmesi ile manevi tazminat istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesinde alınan 30.01.2020 tarihli raporda; davacının daire grubu üyelerden olup, bu üyelerden genel giderleri karşılayacak şekilde cüzi aidat talep edildiği, villa grubu üyelerden inşaat maliyetleri dikkate alınarak daha fazla aidat ve ara ve ön ödeme şeklinde ödemeler tahsil edildiği, daire grubu için kooperatifler birliği tarafından yapılan taşınmaz tahsisinin iptal edildiği belirtilmiştir.02.06.2021 tarihli bilirkişi heyeti raporunda; davacı ...'in davalı ... Kooperatifi'ne üyeliği gereğince toplamda 26.388,08 TL ödediği, davalı kooperatif tarafından da bu ödeme tutarının kabul edildiği, davacının yargılama devam ederken Üsküdar ... Noterliği'nin 08/12/2020 keşide tarihli ihtarnamesi ile davalı ... Kooperatifi üyeliğinden istifa ederek üyelikten ayrıldığı, davacıya düşebilecek arsa alanının değerin 302.362,00 TL olarak hesaplandığı belirtilmiştir.Mahkemece; davalı kooperatifler birliğine husumet yöneltilemeyeceği, davacının ödediği aidat bedellerini talep edebileceği, manevi tazminat isteme koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davalı kooperatifler birliği yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı kooperatif yönünden davanın kısmen kabulü ile davalının kabulünde olan 26.388,08 TL'nin davalıdan tahsiline, manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiş, davacı vekili hükmü istinaf etmiştir.İstinaf konusu edilen uyuşmazlık; yargılama sırasında kooparetif üyeliğinden istifa eden davacının, davalı kooperatife arsa tahsis edilmemesi nedeniyle inşaata başlanmaması nedeniyle, kooperatife ödediği aidatlar yanında arsa değerinin de tahsilini talep edip edemeyeceği, davalı kooperatifler birliğinin alacaktan sorumlu olup olmadığı, manevi tazminata hükmedilmesinin şartlarının bulunup bulunmadığı hususlarında toplanmaktadır.

1-Yargıtay 11. HD'nin 15.09.2008 tarih ve 2007/7524, 2008/10001 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere davacının daire tahsisi ve tesciline, olmazsa konut karşılığı tazminata ilişkin isteminin dinlenebilmesi için, davacının üye olması ve bunun açılan dava boyunca ve kararın kesinleşmesine kadar devam etmesi gerekir. Öte yandan, YHGK'nın 16.04.2014 tarih ve 2013/23-1616 E., 2014/540 K. sayılı ve Yargıtay 23. HD'nin 13.10.2014 tarih ve 7770 E., 6247 K. sayılı ilamlarında açıklandığı üzere; kooperatif ile ortağının karşılıklı hak ve yükümlülüklerinin belirlendiği anasözleşmede ve 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nda karşılığı bulunmayan "denkleştirme, yeniden değerleme, sepet hesabı, eskalasyon vs." yöntemler kullanılarak çıkma payının hesaplanması yasal dayanaktan yoksun olduğu gibi, böyle bir yöntem, kooperatiflerin kuruluş amacı (m.1) ve kooperatiflerin mevcudiyetinin tehlikeye düşürülmemesini amaçlayan uygulamaya da aykırı bir yorum olacaktır.Somut olayda davacı yargılama sırasında üyelikten istifa etmiş ve ıslah dilekçesi ile ödediği tutarlar ile arsa bedelinin ödenmesini talep etmiştir. Davacı açıkça talebinin çıkma payı talebi olmadığını belirttiğinden mahkemenin HMK'nın 26. maddesindeki taleple bağlılık ilkesi gereği çıkma payına hükmetmemesi yerindedir.Buna göre ilk derece mahkemesinin, davalı kooperatifin kabulünde olan davacının ödediği aidatların tahsiline hükmedilmesi yeterli olup, üyeliğe bağlı olan konut yerine tazminat istemini reddetmesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Nitekim Yargıtay 23. HD'nin 2015/9673 Esas, 2016/1361 Karar sayılı kararında da; çıkma payının "denkleştirme, yeniden değerleme, sepet hesabı, eskalasyon vs." yöntemler kullanılarak hesaplanmasının yasal dayanaktan yoksun olduğu, davacının çıkma payına hükmedilmesi talebinde bulunmadığı gözetildiğinde ödediği aidatlara hükmedilmesi gerektiği belirtilmiştir.

2-Ayrıca davacının davalı kooperatifler birliğinin üyesi olmadığı, davalı kooperatife arsa tahsis edilmemesi ve kooperatifin inşaata başlamayıp konut üretememesinin davacının kişilik haklarını da zedelemeyeceği gözetildiğinde, ilk derece mahkemesinin davalı kooperatifler yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davacının manevi tazminat talebinin de reddine karar vermesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Açıklanan nedenler ile ilk derece mahkemesi kararında hukuka aykırılık görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi görüşüyle dosya heyetin takdirine sunulur.

H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;

1-Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/281 Esas, 2022/368 Karar ve 06/04/2022 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE,

2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL harçtan davacı tarafından yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 651,30 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,

3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi ile aynı Kanunun 361.1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Temyiz Kanun Yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.25/06/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2022/1217, K. 2026/932, T. 25.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-1217-e-2026-932-k-c18e4c9dc4d3