Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2021/344 E. 2022/219 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2021/344
Karar No
2022/219
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO 2023/653 KARAR NO: 2024/650 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul 2.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ: 29/11/2022 NUMARASI: 2021/344 E. - 2022/219 K. DAVA TARİHİ: 15/10/2021 BİRLEŞEN İSTANBUL 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİNİN 2022/35 ESAS - 2022/14 KARAR ESAS NO: 2022/35 KARAR NO: 2022/14 DAVANIN KONUSU Marka (Tecavüzün Tespiti İstemli)| İSTİNAF KARAR TARİHİ: 28/03/2024 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili asıl dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin 2019 yılından bu yana TPMK nezdinde tescilli olan "..." markasını faaliyet gösterdiği alanda yakaladığı başarıyla tanınır hale getirdiği ve ilgili markanın bir kalite sembolü olduğunu, Müvekkil Şirketi markasını taşıyan ... ile vatandaşların tek bir sürüşte 35 km yol gidebildiğini, şehirde trafiğe takılmadan sürüş yaparak bölgenin trafik sorununun çözülmesine katkı sağladığını, Müvekkili Markasının "..." 30.09.2019 tarih ve ... sayı ile TPMK nezdinde tescilli olduğunu, tescil tarihinden bu yana aktif olarak kullanıldığını, Markanın tescilli olmasının yanı sıra, tescilden itibaren davacı müvekkilinin markanın gelişmesi için büyük bir emek sarf ettiğini ve bu emeklerinin karşılığı olarak "..." adı verilen elektrikli scooter'ların Türkiye'de yaygın hale gelmesinde önemli bir rol oynadığını, İşbu başarının kamuoyu nezdinde de büyük takdir topladığını ve müvekkilinin markasının aldığı ödüller ve katılınan festivaller neticesinde Türkiye'de tanınır hale geldiğini, davalının TPMK nezdinde ... numarası ile tescilli “...” markasını tescil tarihinden itibaren hiçbir şekilde kullanılmadığını, SMK 26.maddeye göre ilgili markanın iptali gerektiğini, tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde haklı bir sebep olmadan tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından marka sahibi tarafından Türkiye'de ciddi biçimde kullanılmayan ya da kullanımına 5 (beş) yıl kesintisiz ara verilen markanın iptaline karar verildiğini, davalı şirketin “...” markasını ... tescil numarası ile TPMK nezdinde tescil ettirmişse de tescil tarihinden itibaren 6,5 yıl geçmesine rağmen marka, davalı tarafından hiçbir mecrada ve özellikle davacı müvekkilin iştigal ettiği alanlarda, kanun hükmündeki ifadesiyle “ciddi biçimde” kullanılmadığını, bu durumda markayı kendi nezdinde tescil ederek ticari hayatına devam eden ve marka değeri yaratmış olan davacı müvekkilinin işbu iptal davasını açmasında hukuki menfaati de bulunduğunu, davalının markasının her ne kadar müvekkili markasından önce tescil edildiğini olsa da tescil edildiği günden bu yana kullanılmadığını, açıklanan nedenlerle iptali talep edilen dava konusu markanın huzurdaki dava sonuçlanıncaya kadar üçüncü kişilere devrinin önlenmesine dair öncelikle ihtiyati tedbir kararı verilmesini, davalı adına Türk Patent ve Marka Kurumu ('TPMK") nezdinde 16.05.2015 tarih ve ... sayı ile kayıtlı markanın SMK 26.madde kapsamında tescilli olduğu tüm sınıflar bakımından iptali ile sicilden terkinini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davacı vekili birleşen İstanbul 3. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2022/35 Esas sayılı dosyasında sunduğu dava dilekçesinde özetle; Davalı adına TPMK nezdinde 28.04.2016 tarih ve ... numara ile kayıtlı markanın SMK 26.maddesi kapsamında tescilli olduğu tüm sınıflar bakımından iptali ile sicilden terkinini, iptali talep edilen dava konusu markanın dava sonuçlanıncaya kadar üçüncü kişilere devrinin önlenmesine dair ihtiyati tedbir kararı verilmesini ayrıca davalı şirketin benzer saiklerle ve kötü niyetle 28/04/2016 tarih ve ... numara ile kayıtlı "..." markasını da TPMK nezdinde tescil ettirdiğini, bir ticari şirketin benzer isimlerde birden fazla markayı seri bir şekilde tescile gerek duymasının ticari hayatın olağan akışına uygun olmayıp, yedekleme ve marka ticareti yapmak amacı olduğunu kanıtlar nitelikte olduğunu, davalı şirketin “...” markasını... tescil numarası ile TPMK nezdinde tescil ettirmişse de tescil tarihinden itibaren 6,5 yıl geçmesine rağmen marka, davalı tarafından hiçbir mecrada ve özellikle davacı müvekkilin iştigal ettiği alanlarda, kanun hükmündeki ifadesiyle “ciddi biçimde” kullanılmadığını, bu durumda markayı kendi nezdinde tescil ederek ticari hayatına devam eden ve marka değeri yaratmış olan davacı müvekkilinin işbu iptal davasını açmasında hukuki menfaati de bulunduğunu, davalının markasının her ne kadar müvekkili markasından önce tescil edildiğini olsa da tescil edildiği günden bu yana kullanılmadığını, açıklanan nedenlerle iptali talep edilen dava konusu markanın huzurdaki dava sonuçlanıncaya kadar üçüncü kişilere devrinin önlenmesine dair öncelikle ihtiyati tedbir kararı verilmesini, davalı adına Türk Patent ve Marka Kurumu ('TPMK") nezdinde 28/04/2016 tarih ve ... sayı ile kayıtlı markanın SMK 26.madde kapsamında tescilli olduğu tüm sınıflar bakımından iptali ile sicilden terkinini, söz konusu bu markaya ilişkin açmış oldukları İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde görülen 2021/344 E. sayılı markanın iptali ve hükümsüzlüğü konulu davanın halen derdest olduğunu, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekilince birleşen davaya karşı sunulan cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın markanın tescil tarihi itibariyle kullanılmadığını iddia etmekte ise de “...” markasının fiilen kullanılmaya devam edildiğini, davacı tarafın iddialarının tamamen hukuki mesnetten yoksun olduğunu, “...” markası tescil edildiği günden beri markanın fiili kullanımı devam ettiğini, bu kapsamda markanın tescil edildiği mal veya hizmetler kapsamında markanın ana unsuru değiştirilmeden kullanıldığını, SMK’nın Uygulanmasına Dair Yönetmelik’in 30. maddesinde kullanım ispatına ilişkin kurallar ve sunulması gereken delillerin açıklandığını, buna göre; faturalar, katalog, fiyat listesi, ambalajlar, etiket, fotoğraf, gazete ilanı gibi markanın kullanımını kanıtlayan bütün evraklar kullanım ispatı olarak sunulabildiğini, faturalar gibi resmi niteliği olan evrakların, kullanım ispatını kanıtlayan önemli delilleri teşkil ettiğini, tüm bu bilgi ve belgelerin delil listesi ekinde sunulacağını, söz konusu markanın tescil edildiği mal ve hizmetler bakımından, marka sahibi tarafından, Türkiye’de ciddi bir şekilde kullanıldığı delil listesi ekinde sunacakları belgelerde görüleceğini, bununla birlikte söz konusu markanın kullanımına ilişkin lansman ve marka geliştirme çalışmaları yapıldığını ve marka kullanımı için İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin yaptığı ihaleye katılındığını, ayrıca ihtiyati tedbir kararı karşı tarafın menfaatleri gözetilmeden verilemeyeceğini, tedbir kararı verilmesine karşı tarafın ticari faaliyetlerini önemli ölçüde sınırlandıracaksa ve ticari faaliyetlerine aşırı şekilde zarar verecekse ihtiyati tedbir kararı verilmemesi gerektiğini, ihtiyati tedbire ilişkin şartlar oluşmadığından Davacı tarafın ihtiyati tedbir talebinin reddi gerektiğini, açıklanan nedenlerle ihtiyati tedbir talebinin reddini, davanın esastan tümden reddini, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekilince birleşen davaya karşı sunulan cevaba cevap dilekçesinde özetle; Davalının cevap dilekçesinde belirttiği beyanların tamamen mesnetsiz ve taraflarınca kabulünün mümkün olmadığını, Müvekkili Şirketin 2019 yılından bu yana TPMK nezdinde tescilli olan "..." markasını faaliyet gösterdiği alanda yakaladığı başarıyla tanınır hale getirdiğini ve ilgili marka bir kalite sembolü olduğunu, markanın tescilli olmasının yanı sıra, tescilden itibaren davacı müvekkilinin markanın gelişmesi için büyük bir emek sarf ettiğini, ve bu emeklerinin karşılığı olarak "..." adı verilen elektrikli scooter'ların Türkiye'de yaygın hale gelmesinde önemli bir rol oynamdığını, davalını “...” markası ise TPMK nezdinde tescil tarihinden itibaren hiçbir şekilde kullanmadığını, SMK 26. maddeye göre ilgili markanın iptali gerektiğini, buna göre tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde haklı bir sebep olmadan tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından marka sahibi tarafından Türkiye’de ciddi biçimde kullanılmayan ya da kullanımına 5 (beş) yıl kesintisiz ara verilen markanın iptaline karar verildiğini, davalı şirketin “...” markasını ... tescil numarası ile TPMK nezdinde tescil ettirmişse de tescil tarihinden itibaren yaklaşık 6 yıl geçmesine rağmen markanın davalı tarafından hiçbir mecrada ve özellikle davacı müvekkilin iştigal ettiği alanlarda, kanun hükmündeki ifadesiyle “ciddi biçimde” kullanılmadığını, öyle ki davalının cevap dilekçesinde kullanımı tesvik edici belgeleri sunamadığını ve ileriki safhalarda delil dilekçesi ile birlikte bu belgelerin sunulacağını ifade etmekle yetindiğini, bilindiği üzere HMK 139/ç maddesine göre taraflara yalnızca dilekçelerinde gösterdikleri ancak sunmadıkları delilleri sunma noktasında bir imkan tanındığını, somut durumda davalının cevap dilekçesinde "SMK’nın Uygulanmasına Dair Yönetmelik’in 30. Maddesinde" yer alan delillerin sonradan sunulacağını beyan ettiğini, böyle bir beyan delil sunma niteliğinde olmadığını, davalının HMK 141.maddedeki iddia ve savunma genişletme yasağına aykırı davrandığını, bu şekilde sonradan sunulacak delillere muvafakatleri bulunmadığını, kötü niyetli tescilin SMK uyarınca bir hükümsüzlük nedeni olarak kabul edildiğini, Yargıtay uygulamasında ve marka hukukunda genel olarak kabul gören anlayışa göre; tescil nedeniyle sağlanan marka korumasının amacına aykırı biçimde kötüye kullanılması ve gerçekte kullanmayıp yedekleme, marka ticareti yapmak amacına ya da şantaja yönelik başvuru ve tesciller kötü niyetli tescil olarak kabul edildiğini, sonuç olarak somut olayda 28.04.2016 yılında tescili gerçekleşen "..." markası 6 yılı aşkın süredir aktif olarak kullanılmadığını, yeni tescillerin önlenmesi amacıyla marka hakkını adeta gasp ettiğini ve bu yolla müvekkilinin ticari hayatını sekteye uğratmaya çalıştığını, dava dilekçelerinde de izah ettikleri üzere kanun koyucu ve yargıtay içtihatlarının markayı kullanma amacı olmaksızn marka ticareti yapmak ve yedeklemek amacıyla tescili hükümsüzlük sebebi olarak saydığını, buna göre, davalının tescilden itibaren ciddi biçimde kullanmadığı markasının iptalini ve birleşen dosya konusu marka üzerinde de dava sonuçlanıncaya kadar ihtiyati tedbir kararı verilmesine hükmedilmesini talep ettiklerini açıklanan nedenlerle iptali talep edilen dava konusu markanın huzurdaki dava sonuçlanıncaya kadar üçüncü kişilere devrinin önlenmesine dair öncelikle ihtiyati tedbir kararı verilmesini, davalı adına Türk Patent ve Marka Kurumu ('TPMK") nezdinde ... sayıyla tescilli "..." ve ... tescil numaralı "..." markalarının SMK 26.madde kapsamında tescilli olduğu tüm sınıflar bakımından kullanmama nedeniyle iptali ile sicilden terkinini, yargılama gideri vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekilince birleşen davaya karşı sunulan ikinci cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın iddialarının tamamen hukuki mesnetten yoksun olduğunu, markaların tescil edildiği günden beri markanın fiili kullanımı devam ettiğini, bu kapsamda markanın tescil edildiği mal veya hizmetler kapsamında markanın ana unsuru değiştirilmeden kullanıldığını, SMK’nın Uygulanmasına Dair Yönetmelik’in 30. maddesinde kullanım ispatına ilişkin kurallar ve sunulması gereken delillerin açıklandığını, buna göre; faturalar, katalog, fiyat listesi, ambalajlar, etiket, fotoğraf, gazete ilanı gibi markanın kullanımını kanıtlayan bütün evraklar kullanım ispatı olarak sunulabildiğini, faturalar gibi resmi niteliği olan evrakların, kullanım ispatını kanıtlayan önemli delilleri teşkil ettiğini, tüm bu bilgi ve belgelerin delil listesi ekinde sunulacağını, söz konusu markanın tescil edildiği mal ve hizmetler bakımından, marka sahibi tarafından, Türkiye’de ciddi bir şekilde kullanıldığı delil listesi ekinde sunacakları belgelerde görüleceğini, bununla birlikte söz konusu markanın kullanımına ilişkin lansman ve marka geliştirme çalışmaları yapıldığını ve marka kullanımı için İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin yaptığı ihaleye katılındığını, dilekçeler teatisi sonuna kadar iddia ve savunmanın genişletilip değiştirilebileceği gibi dava dosyasına yeni deliller de eklenebileceğini, davacının cevaba cevap dilekçesi verdiği aşamada iddia ve savunmanın genişletilmesi ve değiştirilmesi yasağı başlamadığını, bu sebeple mahkemenin onayı veya karşı tarafın muvafakatine gerek olmaksızın ikinci cevap dilekçesinde yeni deliller sunulabilmesine kanun izin verdiğini, cevap dilekçelerinde ve yukarıda ayrıca belirttikleri gibi ilgili deliller delil listesi ekinde Mahkememize sunulacağını, ayrıca HMK madde 145 ile izin verdiğini, ihtiyati tedbir kararı karşı tarafın menfaatleri gözetilmeden verilemeyeceğini, tedbir kararına karşı tarafın ticari faaliyetlerini önemli ölçüde sınırlandıracaksa ve ticari faaliyetlerine aşırı şekilde zarar verecekse ihtiyati tedbir kararı verilmemesi gerektiğini, ihtiyati tedbire ilişkin şartlar oluşmadığından Davacı tarafın ihtiyati tedbir talebinin reddi gerektiğini, bilindiği üzere 2020 yılında tüm dünya çapında başlayan Covid-19 salgını nedeniyle tüm ticari hayatın durduğunu, pandemi döneminde en çok etkilenen turizm sektörü olduğunu, mahkemeden bu durumun göz önünde bulundurmasını talep ettiklerini turizm hareketleri nedeni ile hastalıkların ortaya çıktığı ülkeden başka bölgelere taşınması söz konusu olabilirken, salgının yayılmasıyla birlikte, bulaşma riskini önlemek adına alınan tedbirler turizm hareketlerinin olumsuz etkilendiğini, ülkeler tarafından uygulanan ulusal ve uluslararası seyahat kısıtlamalarının başlamasıyla, turist hareketlerinin durduğunu, turizm endüstrisi, sezon öncesi ani ve süresi belirsiz bir krizle karşı karşıya kaldığını, Turizm de bu salgından ilk ve en çok etkilenen sektörlerden biri olduğunu, bu süreçte karantina uygulamaları nedeniyle seyahatlerin tamamen durduğunu, hiçbir şekilde uyuşmazlık konusu markanın kullanılmadığını kabul etmemekle birlikte Covid-19 pandemisinin Türkiye’de ticari hayatla beraber bu hayatın bir parçası olan markaların kullanımını da hem fiilen hem de hukuken önemli ölçüde etkilediğini gösterdiğini, kullanmama sebebiyle iptal davasında veya kullanım ispatı talebinde markanın ciddi kullanımının ispatlanması gerektiğinden, alınan önlemler ve tecrübe edilen kısıtlamalar düşünüldüğünde, Covid-19 pandemisi sebebiyle 2020’de marka kullanım hacminin azaldığının mahkememizden göz önünde bulundurmasını talep ettiklerini açıklanan nedenlerle müvekkili adına ... ve sayıyla tescilli "..." ve ... tescil numaralı "..." markalarının kullanımına ilişkin sunulan deliller dikkate alınarak ihtiyati tedbir talebinin reddini, davanın esastan tümden reddini, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesinin 03/11/2022 tarihli duruşmasında davalı birleşen dosya davalı vekilince; "Aşamalardaki beyanlarımızı tekrar ediyoruz, cevap dilekçemiz ve delil dilekçemiz yönünden ıslah dilekçemizi sunmak için süre talep ediyoruz" beyanında bulunulduğu ve sunulan 10/11/2022 tarihli cevap dilekçelerini ve ıslah dilekçesini içerir dilekçesinde özetle; Davacı taraf her ne kadar markanın tescil tarihi itibarıyla kullanılmadığını iddia etmekte ise de dava konusu markaların Müvekkili Şirket tarafından fiilen kullanılmaya devam edildiğini, davacı tarafın iddialarının haksız ve hukuka aykırı olduğu işbu hukuki mesnetten yoksun davanın reddi gerektiğini, ‘’...’’ ve ‘’...’’ markalarının tescil edildiği günden beri markanın fiili kullanımı devam ettiğini, bu kapsamda markanın tescil edildiği mal veya hizmetler kapsamında markanın ana unsuru değiştirilmeden kullanıldığını, "..." markasının kullanımına ilişkin 2015 yılından beri lansman ve marka geliştirme çalışmaları yapıldığını, işbu dilekçe ekinde sundukları belgelerden görüldüğü üzere müvekkili şirketin İstanbul Büyükşehir Belediyesi / ... Anonim Şirketi’nin paylaşımlı elektrikli araç kullanımına ilişkin ihalesine katıldığını ve ilgili ihaleyi kazandığını, Müvekkili Şirketin ... Anonim Şirketi’nin (‘’...’’) ‘’Araç Paylaşım Sistemi’’ ihalesine katıldığını ve bu ihaleyi kazandığını, buna istinaden 28.11.2014 tarihinde ... ile Müvekkili Şirket arasında ‘’... ARAÇ PAYLAŞIM SİSTEMİ SÖZLEŞMESİ’’ (‘’Sözleşme’’) imzalandığını, İspark ile Müvekkil Şirket arasında yapılan Sözleşme’nin konusunun şehir içinde yol üstü, açık ve kapalı otoparklara konumlandırılacak olan özel donanımlı araçların üçüncü kişi üyeler tarafından online ve/veya mobil olarak kısa veya uzun süreler için kullanılması olduğunu, İşbu Sözleşme kapsamında Müvekkili Şirketin ‘’...’’ markası altında iştigal ettiği alan olan araç kiralama, araç paylaşımı konusunda çok çeşitli çalışmalar gerçekleştirdiğini, paylaşımlı araç kiralama projesi Belediyelerden izin alınmasını gerektiren bir proje olduğunu, İstanbul Büyükşehir Belediyesi de bu işi ihale etme ihtiyacı hissettiğini, Müvekkili şirketin markasını kullanabilmesi ve bunun için fatura kesebilmesi için ise ilgili mevzuatın buna izin veriyor olması ve gerekli yasal izinlerin alınması gerektiğini, ...’ın çıktığı ihaleyi müvekkilinin kazandığını ve buna dair sözleşme imzalandığını, daha sonra bu ihale bir takım yasal sıkıntılar nedeniyle iptal edildiğini, sonuç olarak; paylaşımlı araç projesi işi ile ilgili yasal şartlar 2015 – 2016 yılı itibariyle oluşmadığından bu proje akamete uğradığını, ancak müvekkili Şirketin ... ile imzaladığı sözleşme doğrultusunda “...” markasını oluşturmuş geliştirilmesi için çok ciddi emek harcadığını, zira ... ile varılan anlaşma gereğince paylaşımlı araç kiralama projesi için kullanılacak marka olarak ... markası oluşturulduğunu ve ... ihalesi kapsamında hazırlanan görsel ve çalışmaları işbu dilekçeleri ekinde sunduklarını, bu belgelerden de açıkça görüleceği üzere Müvekkili Şirket dava konusu marka için oldukça kapsamlı çalışmalar yaptığını, davacı tarafın iddialarının tamamen haksız ve mesnetsiz olduğunun görüldüğünü, Müvekkil Şirketin ...’tan almış olduğu ihale kapsamında da 3. Kişiler nezdinde çalışmalar yürüterek, ... (... A.Ş.), ... gibi büyük ölçekli çözüm ortakları ile çalışarak markasını kullandığını ve geliştirilmesini sağladığını, markanın geliştirilmesi ve kullanılmasına ilişkin marka tescil süreçleri, logo çalışmaları ve üçüncü taraflarla yapılan çalışmaları ekte sunduklarını, açıkça görüleceği üzere, müvekkili şirketin söz konusu markayı faaliyet gösterdiği işin her alanında kullandığını ve yaygınlaştırdığını, işbu sebeplerde davacı tarafın iddialarının tamamen asılsız olup haksız bu davanın reddi gerektiğini Müvekkil Şirket söz konusu ... markası ile faaliyet gösterdiği alanda yaptığı çalışmalarla ilgili markasının kullanımına dair hususları Mahkeme’ye ekte sunduklarını, müvekkili Şirket’in faaliyet gösterdiği; paylaşımlı araç kiralama ve turizm sektörü 2020 yılında tüm dünya çapında başlayan Covid-19 salgınından en çok etkilenen alanlardan olduğunu, bu sebeple çalışmaları dönemsel olarak sekteye uğramış olsa da Müvekkili Şirketin pandemi sonrası çalışmalarına devam ettiğini, bu sebeple markanın davacı tarafın haksız iddialarının reddi gerektiğini, davacı tarafın markanın kullanılmadığına ilişkin iddialarının tamamen haksız ve mesnetsiz olduğunu, 2020 yılında başlayan Covid-19 salgınıyla birçok alanda olduğu gibi Müvekkili Şirketin de bu süreçten etkilendiğini, ezcümle Müvekkil Şirketin dava konusu markanın geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması için çok ciddi çalışmalar yaptığını, dosyaya sunulan tüm deliller ve açıklamaları doğrultusunda Müvekkili Şirket tarafından söz konusu markanın kullanıldığının açık olduğu davacı tarafın mesnetsiz iddialarının reddi gerektiğini, dava konusu marka ile ilgili birçok çalışmayı yapan ve Müvekkil Şirket’te genel müdürlük yapmış ... ’ın dava konusu ile ilgili tanık olarak dinlenilmesini talep ettiklerini, tanığın Müvekkil Şirket’in ‘’...’’ markası kapsamında yaptığı çalışmalar, ... ile yapmış olduğu ihale ve markanın kullanımına ilişkin hususlarında dinlenilmesini talep ettiklerini, 07.07.2022 tarihli cevap dilekçesini, 31.08.2022 tarihli ikinci cevap dilekçesini ve 27.10.2022 tarihli delil dilekçelerin ıslah ettiklerini bildirerek, öncelikle işbu dilekçelerinde belirtilen ıslah talepleri doğrultusunda cevap dilekçesi olarak kabul edilmesini ve davacı şirkete tebliğini, saniyen haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın esastan tümden reddini, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekilince sunulan 24/11/2022 tarihli ıslah dilekçesine karşı beyan dilekçesinde özetle; Davalının iddialarının aksine, ilgili markaları ciddi bir biçimde kullanıyor olduğuna dair iddialarının tamamen haksız ve mesnetsiz olduğunu, hal böyle iken ıslah talebinin de hem esas hem usul yönünden yersiz olduğu huzurdaki davalarının kabulüne karar verilmesi gerektiğini, ek olarak usuli bir hak kaybına uğramamak adına davacının ıslah dilekçesi hakkındaki itirazlarını ve beyanlarını sunduklarını, davalı tarafın duruşmada sözlü olarak ıslah talebinde bulunduğunu, yalnızca cevap ve delil dilekçesi yönünden ıslah talep ettiğinden; ıslaha yapmış olduğu tüm taraf işlemlerini dahil etmesinin hukuka aykırılık teşkil ettiğini, bilindiği üzere Islahın 6100 sayılı HMK’nın 176 ile 182’nci maddeleri arasında düzenlendiğini, taraflardan birinin yapmış olduğu usul işleminin tamamen veya kısmen düzeltilmesine dendiğini, Islahın sözlü olarak yapılabileceği gibi, yazılı olarak da yapılabileceğini, Nitekim HMK Madde 177 gereği; Islahın bir davada taraflara bir defaya mahsus olmak üzere tanınmış istisnai bir hak olduğunu, HMK Madde 176 gereği; anılan maddeye göre; aynı davada taraflardan her biri ancak bir kez yapmış olduğu usuli işlemlerini kısmen veya tamamen tahkikatın sona ermesine kadar ıslah edebileceğini, ıslahın davalı tarafından yalnızca kısmen yapılabildiğini, bu halde davada yapılmış olan belli bir usulü işlemin ıslah edileceğini ve bundan sonraki usul işlemlerinin (ıslah edilen usul işlemi ile ilgili oldukları ölçüde) yapılmamış sayılması sağlanacağını, nitekim HMK madde 181 gereği; dolayısıyla tüm bu anılan sebeplerle davalı tarafın tek bir usuli işlem yönünden ve bir kereye mahsus ıslah etme hakkı bulunmakta iken, huzurdaki dosyada bulunan 07.07.2022 tarihli cevap dilekçesini, 31.08.2022 tarihli ikinci cevap dilekçesini ve 27.10.2022 tarihli delil dilekçesinin tamamını birlikte ıslah etmiş olmasının hukuka aykırılık teşkil ettiğini, dolayısıyla usulen hukuka aykırı şekilde yapılmış olan ıslah talebinin reddi gerektiğini, davalı tarafın ıslah yolu ile sonradan sunduğu delillerin SMK 26. maddede anılan süre sınırını bertaraf eder nitelikte olmadığı davalarının kabulü gerektiğini, davalının TPMK nezdinde ... numarası ile tescilli “...” markasını ve ... numarası ile tescilli "..." markasını tescil tarihinden itibaren ciddi biçimde kullanmadığını, SMK 26.maddeye göre ilgili markanın iptali gerektiğini, tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde haklı bir sebep olmadan tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından marka sahibi tarafından Türkiye’de ciddi biçimde kullanılmayan ya da kullanımına 5 (beş) yıl kesintisiz ara verilen markanın iptaline karar verildiğini, tescilli markanın kullanılmış sayılması için markanın ciddi olarak kullanılmış olması gerektiğini, ciddi kullanım ile kastedilen, markayı ticari amaçla kullanma niyet ve isteği olduğunu, ilgili maddenin gerekçesinde de kullanımın markanın tescil amacı dâhilinde, işlevine uygun, yani ticari hayatın içinde, markanın fonksiyonlarının yerine getirilmesi için kullanımı gereğine işaret edildiğini, işbu bilgiler ışığında davalı tarafın sunduğu deliller sırasıyla incelendiğinde ise; davalının da ikrar ettiği üzere söz konusu Sözleşme yasal zemine oturtulamadığını, faaliyete hiçbir zaman geçemediğini ve hazırlık aşamasında kaldığını, Sözleşme geçerli olsa dahi imza tarihi 28.11.2014 olan işbu Sözleşmenin bugün itibariyle yaklaşık 8 sene öncesinde akdedildiğini, SMK 26. Madde uyarınca 5 yıl süreyle ciddi biçimde kullanılmama iddialarının aksini ispata yeter nitelikte olmadığını, sunulan görsellerin hiçbir şekilde gerçeği yansıtmadığını ve tamamen dijital ortamda faaliyete geçmemiş bir ihale için örnek olarak hazırlandığının açıkça görüldüğünü ve davalı tarafça ikrar edildiğini, ayrıca tarih itibariyle Sözleşme'ye ilişkin itirazlarını ayniyle burada da tekrar ettiklerini, çözüm ortakları ile yapılan markanın kullanımını gösterir e-posta yazışmalarının ise zaten tescilli olduğu konusunda hiçbir husumet bulunmayan markaların tescil sürecine ilişkin görseller olduğunu, devamında sunulan Logo çalışmalarına ilişkin yazışmalar ve araç firmaları ile yapılan yazışmaların da yine aynı şekilde 2015 yıllarına ait oolduğu, süre itirazlarının burada da geçerliliğini koruduğunu, ek olarak belirtmek gerekir ki işbu sunulan dilekçelerin hiçbiri kanunda sayılan ciddi biçimde kullanım şartını sağlamadığını, nitekim Sözleşme ve yapılan çalışmalar yasal bir zemine oturtulamadığını, yalnızca Proje aşamasında kaldığını, davalı tarafın 2020 yılında başlayan Covid 19 pandemisini ileri sürmesi ise afaki olduğu, süreci uzatmaya yönelik iddialar olduğunu, davalının beyanlarının aksine Covid 19, toplu taşıma türlerine olan ilgiyi bireysel araçlara yönelttiğini ve otomobil araç kullanımını artırdığını, nitekim İhale konusu Projeye benzer araç kiralama uygulamaları (... A.Ş.) ve Müvekkil Şirketin faaliyet alanında bulunan Scooter, kiralık araç faaliyetleri son derece önem kazanarak adeta Türkiye geneli kullanımda patlama yarattığını, nitekim Müvekkili Markasına ait Scooter vb. Araçlarının bugün itibariyle her sokak başında görüldüğünü, müvekkilinin bu başarısının dava dosyasına sundukları delillerle de sabit olduğunu, bir başka deyişle Covid 19 pandemisi bireysel araç kiralamaya olan ilgiyi davalı iddialarının aksine artırdığını, açıklanan nedenlerle davalı tarafın sunmuş olduğu ispata yeter olmayan delilleri içerir ıslah talebinin reddini, davalı adına TPMK nezdinde 16.05.2015 tarih ve ... sayı ile tescilli ve 28.04.2016 tarih ve ... sayı ile tescilli markalarının SMK 26.madde kapsamında tescilli olduğu tüm sınıflar bakımından iptali ile sicilden terkinini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...Asıl ve birleşen davalar kullanmamaya dayalı marka iptal taleplerine ilişkindir. ....Tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; her ne kadar davalı tarafça ciddi kullanımın ispatına yönelik bir kısım deliller sunulmuş ise de sunulan delillerin ‘’...’’ ve ‘’...’’ markalarının tescil edildiği günden beri markanın fiili kullanımı devam ettiğini, bu kapsamda markanın tescil edildiği mal veya hizmetler kapsamında markanın ana unsuru değiştirilmeden kullanıldığını, "..." markasının kullanımına ilişkin 2015 yılından beri lansman ve marka geliştirme çalışmaları yapıldığını, işbu dilekçe ekinde sundukları belgelerden görüldüğü üzere müvekkili şirketin İstanbul Büyükşehir Belediyesi / ...Anonim Şirketi’nin paylaşımlı elektrikli araç kullanımına ilişkin ihalesine katıldığını ve ilgili ihaleyi kazandığı, markaları ciddi bir şekilde kullandığı iddiasında bulunmuş ise de iptal edilen ihaleye katılmış olmanın ciddi kullanım olarak değerlendirilemeyeceği gibi sunulan bu deliller dışında markanın tescilli olduğu mal ve hizmetlerle alakalı olarak pazar payı oluşturacak ya da mevcut pazarı koruyacak nitelikte faaliyette bulunulduğunu gösterir delil sunulmadığı sonuç olarak ispat yükü altındaki davalının ciddi kullanımı ispatlayamadığı davaya konu markaların yasanın aradığı manada ciddi bir kullanımının bulunmadığı anlaşılmakla davacının sübut bulan davalarının kabulüne" karar verilmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -İlk Derece Mahkemesi tarafından markaların her ne kadar ciddi kullanımı olduğuna ilişkin delil sunulmadığı yönünde gerekçe belirtilmiş olsa da Müvekkili Şirket’in dava konusu fiilen kullanılmaya devam ettiğinin açık olduğunu, inceleme yapılmadan ciddi kullanım olmadığına ilişkin değerlendirmelerin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, -‘’...’’ ve ‘’...’’ markalarının tescil edildiği günden beri markanın fiili kullanımının devam ettiğini, Binbin markasının kullanımına ilişkin 2015 yılından beri lansman ve marka geliştirme çalışmaları yapıldığını, Müvekkili Şirketin İstanbul Büyükşehir Belediyesi / ... Anonim Şirketi’nin Paylaşımlı Elektrikli Araç Kullanımına İlişkin İhalesine katıldığını ve kazandığını, 28.11.2014 tarihinde İspark ile Müvekkili Şirket arasında ‘’... Araç Paylaşım Sistemi Sözleşmesi’’ imzalandığını, Müvekkili şirketin dava konusu markaya ilişkin faaliyetinin belediye ve diğer ilgili kurumlardan izin alınarak yapılabilecek bir faaliyet olduğunu, müvekkilinin hukuka uygun ve ruhsatlı bir taşıma işine tevessül ettiğini buna dair plan proje ve çalışma yaptığını, ...’ın açtığı ihaleye dahil olduğunu ve ihaleyi müvekkilinin kazandığını ve buna dair sözleşme imzalandığını, daha sonra bu ihalenin bir takım yasal sıkıntılar nedeniyle iptal edildiğini, söz konusu ihale iptal edilmeseydi müvekkili şirketin fatura kesebileceğini, paylaşımlı araç projesi işi ile ilgili yasal şartların 2015 – 2016 yılı itibariyle oluşmadığından bu projenin akamete uğradığını, ancak, müvekkili Şirketin ... ile imzaladığı sözleşme doğrultusunda “...” markasını oluşturup geliştirilmesi için çok ciddi emek harcadığını, İspark’tan almış olduğu ihale kapsamında da 3. Kişiler nezdinde çalışmalar yürütmüş olup, ... (...A.Ş.), ... ve ... gibi büyük ölçekli çözüm ortakları ile çalışarak markasını kullandığını ve geliştirilmesini sağladığını, henüz yasal mevzuat tam oluşmamışken müvekkili şirketin de esasen markasının gerçek kullanımına dair beş yıllık süresinin de dolmamış olduğunu, müvekkili şirketin markasını fiilen kullanmaya devam ettiğini bu hususlar dikkate alınmadn markanın iptalinin hukuka aykırı olduğunu, -Dosyaya mübrez 10.11.2022 tarihli ıslah dilekçesi ekindeki belgelerden Müvekkili Şirket’in markanın geliştirilmesi ve kullanılması ile ilgili yaptığı çok ciddi çalışmaların görüldüğünü, -Müvekkili Şirket’in faaliyet gösterdiği paylaşımlı araç kiralama ve turizm sektörü 2020 yılında tüm dünya çapında başlayan Covid-19 salgınından en çok etkilenen alanlardan olduğunu, bu sebeple çalışmaları dönemsel olarak sekteye uğramış olsa da Müvekkili Şirketin pandemi sonrası çalışmalarına devam ettiğini,-Müvekkili Şirket bünyesinde markanın geliştirilmesi ve kullanılması noktasında bizatihi bulunup genel müdürlük yapmış ... ’ın dava konusu ile ilgili tanık olarak dinlenilmemesi; dosyada sunulan deliller de dikkate alınmak suretiyle bilirkişi raporu alınmaması kararının usule ve hukuka aykırı olduğunu, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili Şirketin 2019 yılından bu yana TPMK nezdinde tescilli olan “...” markasını faaliyet gösterdiği alanda yakaladığı başarı ile tanınır hale getirdiğini, 30.09.2019 tarih ve ... sayı ile TPMK nezdinde tescilli olan "..." markasını aktif olarak kullananın müvekkili olduğunu, "..." adı verilen elektrikli scooter'ların Türkiye'de yaygın hale gelmesinde önemli bir rol oynadığını, markaların tescil edildikleri mallar veya hizmetler için fiilen kullanımlarını şart koşmak ve tescil süresinin tamamlandığı tarihten başlayan 5 yıl içerisinde kullanılmamaları halinde iptal edilmelerinin zaruri olduğunu, SMK 26. ve 9. Maddeleri uyarınca davalının “...” markasını ... tescil numarası ile, "...” markasını ise ... tescil numarası ile TPMK nezdinde tescil ettirmişse de tescil tarihinden itibaren işbu markalar, davalı tarafından hiçbir mecrada ve özellikle davacının iştigal ettiği alanlarda, kanun hükmündeki ifadesiyle “ciddi biçimde” kullanılmadığını, ... Araç Paylaşım Sistemi Sözleşmesinin faaliyete hiçbir zaman geçemediğini, çözüm ortakları ile yapılan markanın kullanımını gösterir e-posta yazışmalarının zaten tescilli olduğu konusunda hiçbir husumet bulunmayan markaların tescil sürecine ilişkin görseller olduğunu, 2015 yıllarına ait olduğunu, dava konusu olan ve iptaline karar verilen markaların tescil edildiği günden bu yana kullanılmamakta olup, kötüniyetli tescil olduğunu, davalı taraf 2020 yılında başlayan Covid 19 pandemisi sebebi ile projenin sekteye uğradığını iddia etse de aksine Covid 19, toplu taşıma türlerine olan ilgiyi bireysel araçlara yöneltmiş ve otomobil araç kullanımını artırdığını, istinaf sebeplerinin yerinde olmadığını, davalı yanın istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava, davalı adına ... tescil numarası ile tescilli “...” markası ile, ... tescil numarası ile tescilli "...” markasının kullanılmama nedeniyle iptaline ve sicilden terkinine ilişkindir.Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, bu karar yukarıda açıklanan nedenlerle davalı yanca istinaf edilmiştir.6769 sayılı SMK 9.maddesine göre, tescil tarihinden itibaren 5 yıl içinde haklı bir sebep olmadan tescil edildiği mal ve hizmetler bakımından marka sahibi tarafından Türkiye'de ciddi biçimde kullanılmayan ya da kullanımına 5 yıl kesintisiz ara verilen markanın iptaline karar verilir. Aşağıda belirtilen durumlarda 1.fıkra anlamında markayı kullanma kabul edilir. a)Markanın ayırt edici karakteri değiştirilmeden farklı unsurlarla kullanılması,b)Markanın sadece ihracat amacıyla mal veya ambalajlarda kullanılması,Markanın marka sahibinin izniyle kullanılmasa da kullanılması marka sahibi tarafından kullanım olarak kabul edilir. Davalı istinaf başvurusunda; davalının 5 yıllık hak düşürücü süreyi geçirdiğini, markayı kullandığını, raporda çelişki olduğu iddiasını ileri sürmüş olup, dava tarihinde yürürlükte olan 6769 sayılı SMK'nın 9. maddesi uyarınca tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde haklı bir sebep olmadan tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından marka sahibi tarafından Türkiye’de ciddi biçimde kullanılmayan ya da kullanımına beş yıl kesintisiz ara verilen markanın iptaline karar verileceği, söz konusu madde hükmünün, hem geçmişte tescil edilen markalar için hem de gelecekte tescil edilecek markalar için kullanma külfeti getirdiği, dava açılması için hak düşürücü süresinin bulunmadığı anlaşılmıştır.Davalı tarafça, ... ve ... markaları tescil edildiği günden beri markaların fiili kullanımının devam ettiği, 5 Yıllık kullanmama süresinin dolmadığı, paylaşımlı araç kiralama projesinin Belediyelerden izin alınmasını gerektiren bir proje olduğu ve paylaşımlı araç projesi işi ile ilgili yasal şartların 2015-2016 yılı itibariyle oluşmadığından bu projenin gerçekleşemediği ancak ihaleyi davalının kazanmış ve sözleşmeyi imzalamış olduğu ve ihalenin iptal edildiği, Covid-19 salgının oluştuğunu ileri sürmüş olup, “...” markası ile "...” markasının tescil tarihinden itibaren kullanımına ilişkin dosyada delil bulunmadığı, marka üzerinde ciddi çalışma yapıldığı iddiasına ilişkin olarak ... Araç Paylaşım Sistemi Sözleşmesi ve ... ihalesi kapsamında hazırlanan çalışma ve görseller sunulduğu ancak Araç Paylaşım Sistemi Sözleşmesinin 28.11.2014 tarihli olduğu ve markanın kullanımına dair delil olmadığı, delil olarak sunulan çalışma ve görsellerin fiili duruma ilişkin olmadığı, örnek sunum niteliğinde olduğu, söz konusu delillerin fiili kullanıma ilişkin olmaması nedeniyle ciddi kullanım sayılamayacağı, süre gelen yasal işlemler ve Covid-19 'un mücbir sebep sayılmayacağı, teknik bir durum bulunmaması ve hakimin hukuki bilgisi ile çözümlenecek olması nedeniyle bilirkişi raporunun alınmasını gerektirir bir durum bulunmadığı bu nedenle istinaf istemlerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.Somut olayda, iptali istenen markanın, dava tarihinden geriye doğru 5 yıl içerisinde ciddi ve yoğun olarak kullanıldığının davalı yanca ispatlanması gerektiği, bu kapsamda davalının, dava konusu markayı, iptali istenen emtia sınıfında ciddi olarak kullandığına ilişkin ispat külfetini yerine getiremediği, delil olarak sunulan görseller ve sözleşmenin fiili kullanıma ilişkin olmayıp, çalışma niteliğinde olduğu, Mahkemece verilen kararda bir hata görülmediği, istinaf başvuru sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 2.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 29/11/2022 tarih ve 2021/344 E.2022/219 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Asıl dava yönünden 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 179,90-TL harcın mahsubu ile bakiye 248,00-TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Birleşen İstanbul 3. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi davası yönünden alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 179,90-TL harcın mahsubu ile bakiye 248,00-TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,5-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 28/03/2024

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2021/344, K. 2022/219, T. 28.11.2014, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2021-344-e-2022-219-k-4e948d878b17