Bölge Adliye Mahkemesi · İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi 2021/116 E. 2024/608 K.

Konu: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Daire
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/116
Karar No
2024/608
Karar Tarihi
Konu
İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2021/116

KARAR NO: 2024/608

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 14/10/2020

NUMARASI: 2017/532 Esas - 2020/746 Karar

DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 25/04/2024

Taraflar arasındaki İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili 07/06/2017 tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin tekstil aksesuar ve yan ürünleri satış ve pazarlaması yaptığını, davalının müvekkilinden muhtelif yan ürünü ve aksesuar satın aldığını, taraflar arasında cari hesap ilişkisi kurulduğunu, taraflar arasında 2016 yılında gerçekleşen ticari ilişki neticesinde müvekkilinin satışını yaptığı ürünlerin bedelini faturalandırdığını, davalının düzenlenen faturalara itiraz etmediğini, kısmi ödemeler yaparak müvekkilini oyaladığını, davalının haksız neticesinde takibin durduğunu, müvekkilinin alacaklı olduğunun ticari defterlerde görüleceğini bildirerek, davalının itirazının iptaline, takibin devamına, davalı aleyhine %20 kötü niyet tazminatı ile birlikte yargılama giderlerine hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP: Davalı vekili vekili cevap dilekçesi müvekkilinin davacı şirketi doğrudan tanımadığını, ... isimli tanıdığı aracılığı ile geçici bir süre ticari ilişkileri olduğunu, davalı tarafın ticari kayıtları dışında ileri sürülen bir ticari ilişki bulunmadığını, müvekkilinin 08/04/2016 tarihli para makbuzu ile davacıya ... aracılığı ile 15.000.00 TL ödendiğini, ayrıca 14/03/2016 tarihinde banka kanalı ile 2.500.00 TL ödendiğini, müvekkilinin kayıtlarına göre borcun ... aracılığı ile elden makbuz karşılığı ödendiğini, ... isimli şahsın ödemeye ilişkin belgeyi henüz müvekkiline getirmediğini, davacı tarafın ilk olarak Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasından 11.973, 08 TL alacak iddiasında bulunulduğunu, bu dosyaya itiraz üzerine takibin iptali davası açmadığını, kötü niyetli olarak tekrardan dava konusu 23.794,89 TL'lik icra takibin başlattığını, davacı tarafın ilk takibinden sonra müvekkili ile yeni bir ticari ilişkisi olmadığını, davacının çelişkili taleplerinin haksızlığını ortaya çıkardığını bildirerek davanın reddini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ...Yapılan yargılama ve toplanana delillere göre yanlar arasında davacı tarafından davalıya jakarlı lastik satışı yapılması şeklinde ticari ilişkin kurulduğu, davacı ticari defterlerinde ise, icra takip tarihinde davalının davacıya 23.232,45 TL borçlu olduğu, davalının davacıya banka kanalı ile ödediği sabit olan 2.500,00 TL'nin her iki yan ticari defterlerinde de kayıtlı olmadığı, ancak davacı yan ticari defter kayıtlarına işlememekle birlikte zaten 2.500.00 TL'yi düşerek (26.294,89 TL-2.500,00 TL=23.794,89 TL'nin tahsilini talep tetiği, dolayısı ile her iki yan ticari defter ve kayıtlarının düzeltilmesi neticesinde, davacını davalıdan 23.794,89 TL alacaklı gözüktüğü, davalının ise davacıya 20.792,45 TL borcu gözüktüğü, yanlar arasında 3.062,44 TL ihtilaf olduğu, ihtilafın davacının 2 adet faturasının davalı kayıtlarına alınmamasından kaynaklandığı, faturanın incelenmesinde irsaliyeli fatura olarak düzenlendiğinin görüldüğü, ancak üzerinde herhangi bir teslim alan isim imzası olmadığından mahkememizce davalı şirket yetkilisinin isticvap edildiği, teslim almadıklarını beyan ettiğinden davacının bu 2 fatura yönünden davasını ispat edemediği, ayrıca davalı yanın davacıya 15.000, 00 TL ödeme yapıldığını iddia ettiği, bu konudaki ispat yükü kendine geçmekle ancak, gerek davalının ödediğini iddia ettiği 15.000,00 TL'nin kendi ticari defter kayıtlarında bulunmaması, gerek ibraz edilen makbuzun "Resmi olarak nitelendirdiğimiz bir makbuz niteliğine haiz olmayıp, adi para makbuzu olması, yapılan ödemeye ilişkin bir ibarenin bulunmaması ve davacı şirket yetkilisinin isticvabında inkarı nedeniyle ve tacir vasfına haiz davalının ödeme yaptığını teşvik edici belgeyi VUK hükümlerine uygun olarak ispat edememesi, gerekse de davalı yanın cevap dilkeçesinde delil olarak ticari defter kayıtlarına dayanmakla birlikte, 15.000, 00 TL ödemeyi ticari defter kayıtları ile de ispat edememesi nedeniyle 15.000,00 TL'nin davacıya ödendiğini ispatlamayamamıştır. Yukarıda açıklanan nedenlerle davanın kısmen kabulü ile takibin asıl alacağın 20.732,45 TL üzerinden devamı ile alacak likit olduğundan icra inkar tazminatı ile mahkumiyetine ve davacının işlemiş faiz talebinin davacının işlemiş faiz talebinin ise 6098 sayılı Borçlar Kanunun Borçlunun Temerrütü başlıklı 117 maddesine uyun olarak takip tarihinden önce davalıya bir ödeme ihtarının bulunmadığı, taraflar arasında yazılı bir sözleşme ve belirli bir vade de olmadığından takip tarihi itibariyle davacının işlemiş faiz alacağının bulunmadığından işlemiş faize ilişkin itirazın iptali talebin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm fıkrası oluşturulmuştur. Davanın kısmen kabulüne, Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasına davalının yapmış olduğu itirazın 20.732,45 TL asıl alacağı takip tarihinden itibaren alacaklının talebi aşılmamak koşuluyla değişik oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle takibin devamına, asıl alacağın %20'si üzerinden hesap edilen 4.146.40 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalının koşulları oluşmayan kötü niyet tazminat talebinin reddine, fazlaya ilişkin istemin reddine" karar verilmiş, 05.11.2020 tarihli tashih şerhi ile Mahkememizin 14/10/2020 tarih 2017/532 esas, 2020/746 karar sayılı kararındaki icra müdürlüğünün Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün ... Esas olarak tashihine, tashih şerhinin gerekçeli kararın eki sayılmasına" karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin davacı şirketten ... isimli şahıs aracılığı ile alış veriş yaptığını belirttiklerini, davacı şirket çalışanı ... 19/0602019 tarihli 6. Celsedeki beyanında da bu durumun kabul edildiğini, dosyaya sunulan davacı şirkete ait 15.000,00TL lik makbuzun, davacı şirket adına ... tarafından imzalanarak ... verildiğini ve ... de bu makbuzu müvekkiline getirdiğini, davalı şirket yetkilisinin isticvabında, ... şirkette kendisi ile birlikte çalıştığını beyan ettiğini, dolayısıyla ... şirket adına bu tahsilat makbuzu ile yaptığı tahsilatın şirketi bağlayacağını, ... ise bu makbuzdaki imzayı inkar ettiğini, bu çerçevede HMK madde 211 gereği bu makbuzdaki imzanın ... aidiyeti ile ilgili imza incelemesi yapılması iken, taleplerine rağmen yerel mahkemece söz konusu araştırma yapılmadığını, bu nedenle usuli eksiklikle hüküm kurulduğunu, ... 6. Celsedeki "...biz ... davalının elemanı olarak biliyoruz, bizden malzeme almaya gelmiştir..." beyanına istinaden davanın ... isimli şahsa ihbarı, duruşmaya davet edilerek ifadesinin alınması ve isticvabının yapılması gerektiğini, davacı tarafın, müvekkiline karşı cari hesaptan kaynaklı alacak iddiası ile ilk olarak Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... E sayılı dosyasından 11.973,08TL alacak iddiasında bulunduğunu, bu dosyaya itiraz üzerine takibin durduğunu ancak davacı tarafın bu dosya hakkında itirazın iptali davası açmadığını, davacının sanki ilk takip hiç yokmuş gibi Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ... E sayılı doyasından 23.794,89TL alacak iddiasında bulunduğunu ve itiraz üzerine huzurdaki itirazın iptali davasının açıldığını, ilk icra takibinden sonra, taraflar arasında hiçbir yeni cari hesapla ilgili veya başkaca bir ticari ilişkisi de olmadığını, ikinci takip için yapılan itirazın iptali davasının dinlendiğini ve karara bağlandığını, bu yönüyle de hatalı bir karar verildiğini, taraflar arasındaki alacak iddiasının ihtilaflı olduğunu yargılama neticesinde belirlenebileceğini dolayısıyla alacağın likid olmadığını, bu nedenle yerel mahkemece davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi hatalı olduğunu beyanla Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/532 E, 2020/746 K. sayılı dosyasından 14/10/2020 tarihli verdiği kısmen kabulüne ilişkin kısmının bozulmasını/kaldırılmasını ve yeniden yargılama yapılarak talepleri doğrultusunda davanın reddine karar verilmesini, yargılama gideri ve avukatlık ücretinin davacı üzerine yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE: Dava, cari (açık) hesaptan kaynaklanan bakiye alacağın tahsili amacıyla yapılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçe doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, bu karara karşı, davalı vekili tarafından yasal süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; aynı alacağa ilişkin dava öncesinde takip yapılıp yapılmadığı, dava dışı üçüncü kişiye davanın ihbarının ve ifadesinin alınmasının gerekip gerekmediği, ödene iddiasının ispatında imzası inkar edilen tahsilat makbuzunun dikkate alınıp alınmayacağı, icra inkar tazminatı şartlarının oluşup oluşmadığı noktalarındadır. Davacı alacaklı tarafından, davalı hakkında iş bu itirazın iptali davasına konu Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyasında "cari hesap alacağı" açıklamasıyla 23.794,89 TL alacağın tahsili istemiyle 08.03.2017 tarihinde ilamsız takip başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.Davacı alacaklı tarafından, davalı hakkında Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyası ile "fatura alacağı" açıklamasıyla 11.973,08 TL alacağın tahsili istemiyle 02.09.2016 tarihinde ilamsız takip başlatılmış, itiraz üzerine durmuştur.İcra Hukuku uygulamasında "mükerrer takip" olarak ifade edilen icra takibinde derdestlik, alacaklının aynı alacağı için aynı borçluya karşı eş zamanlı olarak birden fazla icra takibine başvurduğu duruma ilişkindir. İcra hukukunda "derdestlik" konusunda yasada bir düzenleme yer almamaktadır. İcra takibinde de derdestlikten anlaşılması gereken devam etmekte olan bir icra takibinin mevcudiyetine rağmen aynı alacaklının aynı borçluya karşı aynı alacak sebebi ile yeniden icra takibi başlatılmasıdır.İcra takibinde derdestliğinin koşulları kanunda düzenlenmemiş olsa bile derdestliğin Medeni Usul Hukuku’nda dava şartı olmasına paralel olarak icra takibi bakımından da takip şartı haline gelmiştir. HMK m. 114/1'de derdestliği dava şartı olarak düzenlemesinin gerekçeleri icra takibi bakımından da geçerlidir. Zira icra takibinde de mevcut icra takibi devam ederken aynı alacaklının aynı borçluya karşı aynı alacak için tekrar icra takibi yapmasında hukuki bir yararı bulunmamaktadır. (12 H.D. 11.01.2016 23282/10; 12 H.D. 27.10.2015,13155/25994; 12 H.D. 28.05.2015, 10345/14609; 12 H.D. 04.12.2014, 21481/29314; 12 H.D. 25.03.2014, 5146/8532).Somut olayda incelenen takip dosyalarının içeriklerinden anlaşılacağı üzere her iki takibin tarafları aynı olmakla birlikte alacak dayanağı ve miktarları farklıdır. Farklı alacak için başlatılan Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası, iş bu itirazın iptali davasına konu Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyası ile mükerrer olmadığından davalının bu yöne ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 169. Maddesi; “Mahkeme, kendiliğinden veya talep üzerine taraflardan her birinin isticvabına karar verebilir. İsticvap, davanın temelini oluşturan vakıalar ve onunla ilişkisi bulunan hususlar hakkında olur” hükmünü içermektedir. Bu düzenlemeye göre isticvap bir davada o dava ile ilgili belli vakıaların açıklığa kavuşturulması, varlığı ve yokluğu konusunda aleyhine olan tarafın ikrarının sağlanması amacıyla hakimin kendiliğinden veya taraflardan birinin isteminin kabulü ile başvurabileceği usuli bir işlemdir. Bu nedenle davanın tarafları dışındaki üçüncü kişiler tanık sıfatıyla dinlenebilirse de isticvap yoluyla dinlenmelerine usulen olanak bulunmamaktadır. (Erdal Tercan, Medeni Usul Hukukunda Tarafların İsticvabı, Ankara 2001, s. 138; Ejder Yılmaz, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi, Ankara 2012, s. 945 vd.) (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 25.02.2015 gün ve 2013/15-1523 Esas ve 2015/853 Karar sayılı kararı)Diğer yandan HMK'nın 200/1. Maddesine göre bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri 2.500 TL'yi geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Maddenin ikinci fıkrasına göre ise senetle ispatı gereken hususlarda birinci fıkradaki düzenleme hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati hâlinde tanık dinlenebilir.HMK'nun 61/1. Maddesine göre de taraflardan biri davayı kaybettiği takdirde, üçüncü kişiye veya üçüncü kişinin kendisine rücu edeceğini düşünüyorsa, tahkikat sonuçlanıncaya kadar davayı üçüncü kişiye ihbar edebilir.Yukarıdaki düzenlemeler ışığında somut olaya bakıldığında davanın taraflarından olmayan ...'nin isticvabı mümkün olmayıp, ödemenin yapıldığının iddia edildiği 08.04.2016 tarihinde 2.500 TL lik bu sınır aynen yürürlükte olduğundan davalının 15.000 TL tutarındaki ödeme iddiasını tanıkla ispatı mümkün değildir. Ayrıca dava dışı ...'ye dava ihbar edilmemiş olup, dava ilgili kişiye ihbar edilmiş olsa dahi üçüncü kişinin beyanı eldeki dava yönünden delil niteliğine haiz değildir. Bu nedenlerle davalı vekilinin bu yönlere ilişkin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Mahkemece uyuşmazlığın çözümü için tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verilmiştir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222/2,3. Maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca usulüne uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.Bilirkişi aracılığıyla incelenen davacının usulüne uygun tutulan ticari defterlerine göre davacı, takip tarihi itibariyle davalıdan 23.794,89 TL alacaklı; davalı, takip tarihi itibariyle davacıya 23.232,45 TL borçlu görünmektedir. Davacı defterlerinde 08.04.2016 tarihli 1.000 TL tutarında bir ödeme kayıtlı olup, bilirkişi raporunda inceleme gününde davacının davalıdan 2.500 TLnin banka havalesi ile tahsilat aldığına ilişkin beyanda bulunduğu, bu nedenle davacıya ödediği sabit olan 2.500 TL'nin mahsubu neticesinde davalının davacıya 20.732,45 TL borçlu durumda olduğu belirtilmiştir. Somut olayda davalı, davacıya ..... aracılığıyla yapılan ve taraf defterlerinde kayıtlı olmayan 15.000 TL tutarlı ödemeye ilişkin 08.04.2016 tarihli tahsilat makbuzunu ibraz etmiş ise de tahsilat makbuzunda "parayı alan: Uslu" açıklaması dışında bir ibarenin yer almadığı ve makbuzun davacı şirket yetkilisi tarafından kabul edilmediği gözetildiğinde mahkemece tahsilat makbuzu hakkında imza incelemesi yapılmayarak 20.732,45 TL üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik yoktur. Davalının bu yöne ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Diğer yandan itirazın iptali davasında hükmedilen alacak hakkında icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için takibe konu alacağın likit olması zorunludur. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Eldeki davada, dava konusu cari (açık) hesap alacağı likit (belirlenebilir) olup, hüküm altına alınan miktar üzerinden davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesinin koşulları oluşmuştur. Bu nedenle davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2- Alınması gerekli olan 1.416,23 TL harçtan davalılar tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 354,06 TL harcın mahsubu ile eksik 1.062,17 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 25/04/2024

Atıf: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, E. 2021/116, K. 2024/608, T. 25.04.2024, www.arakarar.com/karar/istanbul-bolge-adliye-mahkemesi-43-hukuk-dairesi-2021-116-e-2024-608-k-2352361c9319