Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2021/116 E. 2022/75 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2021/116
- Karar No
- 2022/75
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO:2022/1690 Esas KARAR NO:2025/527 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İstanbul 4. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ:02/06/2022 NUMARASI:2021/116 E. - 2022/75 K. DAVANIN KONUSU:Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ:27/03/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: DAVA DİLEKÇESİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 1997 yılından bu yana ... Şirketi ve ... unvanları altında ticari faaliyetlerini sürdürdüğünü, TPMK nezdinde ... ve ... ibareli markaların tescili için yapılan başvuruya davalı şirket tarafından itiraz edildiğini, itirazın reddedildiğini, bu karara yapılan itiraz ile YİDK tarafından itirazların kısmen kabul edildiğini, bu karara karşı müvekkili tarafından açılan Ankara 1. FSHHM 2017/25 Esas sayılı dosyasının derdest olduğunu, müvekkilinin başvurusunun davalının markaları gerekçe gösterilerek reddedildiğini, yapılan araştırmada davalının ... ve ... markalarını 09. ve 42. sınıflar başta olmak üzere tüm hizmetler bakımından kullanmadığını, müvekkilinin ticaret unvanından doğan haklarını, davalının sicil markaları ve bu markalara dayalı itirazları nedeniyle kullanamamasının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu belirterek, davalı adına tescilli ... numaralı ... ve ... numaralı ... markalarının kullanmama nedeniyle iptaline ve sicilden terkinine, müvekkili şirketin tescili markalarının, davalı şirketin sınai haklarına tecavüz etmediğinin tespitine ve hükmün ilanına karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır. CEVAP DİLEKÇESİ:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... ve ... markaları üzerinde mutlak hak sahibi olduğunu, davanın kötüniyetli olarak ikame edildiğini, müvekkilinin Türkiye ekonomisinin lokomotiflerinden olduğunu, müvekkili markalarının müvekkilinin ticaret unvanının kısaltması olduğunu ve ticaret unvanının yurtiçinde ... olarak kullanılacağının 2013 yılından duyurulduğunu, söz konusu markaların 3. kişiler nezdinde ... ile özdeşleştiğini, davacı tarafça markaların iptalinin ancak ilgili sınıflarda ve dava tarihi itibariyle talep edilebileceğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk Derece Mahkemesin kararıyla; "Tüm bu açıklamalar muvacehesinde toplanan deliller, alınan bilirkişi raporları birbütün olarak değerlendirildiğinde, davalı adına TPMK nezdinde ... tescil numaralı ... ve ... tescil numaralı ... ibareli markaların 09. ve 42.sınıflar bakımından SMK m.9 ve m.26 uyarınca kullanmama nedeniyle tescil tarihleri olan 30/05/2014 tarihinden itibaren iptaline, sicilden terkinine, diğer hizmet sınıfları bakımından iptal taleplerinin reddine, hükümsüzlük koşulları oluşmadığından buna ilişkin talebin reddine, davacının tescilli ... ve ... ibareli markalarının davalı markalarına tecavüz teşkil etmediğinin tespitine, dava konusu uyuşmazlığın yargılamayı gerektirdiği, kusur durumuna ilişkin bir tecavüz değerlendirmesinin bulunmadığı dikkate alındığında hükmün ilanına ilişkin şartların oluşmadığına kanaat getirilmekle ilan talebinin reddine dair karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir." şeklindeki gerekçeleri ile,Davanın KISMEN KABULÜ İLE, davalı adına TPMK nezdinde ... tescil numaralı ... ve ... tescil numaralı ... ibareli markaların 09. Ve 42.sınıflar bakımından SMK m.9 ve m.26 uyarınca kullanmama nedeniyle tescil tarihleri olan 30/05/2014 tarihinden itibaren iptaline, sicilden terkinine, diğer hizmet sınıfları bakımından iptal taleplerinin reddine, Hükümsüzlük koşulları oluşmadığından buna ilişkin talebin reddine,Davacının tescilli ... ve ... ibareli markalarının davalı markalarına tecavüz teşkil etmediğinin tespitine, Hükmün ilanına ilişkin talebin reddine şeklinde hüküm kurulmuştur. İSTİNAF:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; .... Faaliyetlerinin önemli bir kısmını şirket tarafından yürütülen veri, yazılım ve donanım faaliyetlerinin oluşturduğunu, verilerin müşkiyeti Borsa İstanbul'a ait olan veri tabanında saklandığını, istinafa konu kararda belirtilenin aksine ... tarafından yürütülen faaliyetlerin büyük kısmının ... ve ... markalarının 09 ve 42 numaralı sınıflarında belirtilen mal ve hizmetlere ilişkin olduğunu, dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin mahkemece gereği gibi değerlendirilmediğini, mahkeme kararında yer alan tespitin aksine ...'un borsa grubu şirketlerine, piyasa katılımcılarına ve iş ortaklarına 09 ve 42 numaralı sınıflarda belirtilen teknoloji hizmetlerini sunduğunu, bu kapsamda 2014 yılında birincil veri merkezinin devreye alınmış olup ayrıca kolokasyon, zaman sunucusu ve risk yönetimi hizmetleri de sunulduğunu, markaların 09 ve 42 numaralı sınıflarda kullanımının bulunmadığının kabulü anlamına gelmemekle birlikte kullanımın gerçekleştiği mal veya hizmetlerle aynı tür veya benzer mal ve hizmet kullanımı var ise markanın kullanıldığının kabul edilmesi gerektiğini, bu itibarla ... adına tescilli ... ve ... markalarının 09 ve 42 numaralı sınıflarda da kullanımının bulunduğunun kabul edilmesi gerekirken bu konuya ilişkin kullanımın bulunmadığı yönündeki kanaate varılmasının hatalı olduğunu, davacının ... esas unsurlu markasını ticaret unvanında 1997 yılından beri kullanmasının ticari hayatın devamlılığı açısından bu durumun kendisine kazanılmış bir hak sağladığı yönündeki mahkeme tespitinin, yasal dayanaktan yoksun olduğunu, marka hukukunda bu türden bir kazanılmış hak bulunmadığı gibit icaret unvanı ile marka hakkının farklı değerlendirmelere tabi tutulduğunu, davacıya ait ... mühendislik markasının 42. Sınıfta sicilden terkin edildiğini, dosyaya mübrez dilekçelerinde de belirtildiği üzere davacı tarafça TPMK yeniden inceleme ve değerlendirme kurulunun 10/11/2016 tarihli ve ... sayılı kararının iptali talebiyle Ankara 1.FSHHM'nin 2017/25 Esas sayılı dosyası ile ikame edilen davanın reddine karar verildiğini, huzurdaki davanın bahse konu emsal karar ışığında reddi gerektiğini, 42. sınıf bakımından davacı tarafın hukuki yararının bulunmadığının da anılan karardan anlaşıldığından mahkemece bu hususun gözetilmemesinin hatalı olduğunu, davacının davasını dayandırdığı hukuki nedenin belirsiz olduğuna, eda ve tespit davasının bir arada ikame edilemeyeceği ve bir hükümde bu iki talebe ilişkin karar tessis edilemeyeceğine yönelik itirazlarına ilişkin olarak hükümde herhangi bir değerlendirme veya açıklamaya yer verilmemesinin usule aykırı olduğunu, davacının "... ve ..." markalarının müvekkili markalarına tecavüz teşkil etmediğinin tespiti yönünde tesis edilen hükmün hukuka aykırı olguğu gibi, aynı mahkeme kararında hem eda hem tespit hükmüne yer verilmesi nedeniyle usule de aykırı olduğunu, davacının dava konusu ettiği markaların "..." ve "..." ibareli olup mahkeme kararının 7. Sayfa 3 numaralı hükmünde belirtildiği gibi davacının "..." ibareli bir markası bulunmadığını, hatanın maddi hatanın ötesinde olduğunu, SMK 6/1, 6/3 ve 6/6 hükümleri kapsamında hükümsüzlük koşulları oluşmadığından buna ilişkin talebin reddine karar verilmesinin isabetli oldğunu, hükmün ilanına ilişkin şartların oluşmadığı gerekçesiyle bu talebin de reddine karar verilmesinin yerinde olduğunu, hükmün ilgili kısımlarının istinaf taleplerinin dışında tutulması gerektiğini, tüm bu nedenlerle istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili katılma yoluyla istinaf ve istinafa cevap dilekçesinde özetle; davalının bu aşamada sunduğu ve/veya delil sunma süresinden sonra sunduğu delillere muvafakatleri olmadığını, davalının dava tarihine kadar dava konusu markalarını 09 ve 42.sınıf mal ve hizmetlerde kullanmadığını, davalının TPMK'de kayıtlı 200'e yakın markası olduğunu, dava konusu markaları tescil kapsamında olan mal ve hizmetleri dava konsu olan ... ve ... ibareleri altında kullanmadığını, davalı aksini iddia etse de dava tarihinden geriye dönük 5 yıl içinde dava konusu ...-... markaları 09 ve 42. sınıf mal ve hizmetlerde kullanmadığını, mahkeme kararının bu yönden isabetli olduğunu, davalının dava konusu markasını tescilli olduğu diğer sınıflarda dahi cidid biçimde kullanmadığını, davalının her iki markasının da tescilli olduğu tüm mal ve hizmet sınıfları itibariyle iptali gerektiğini, 35-36.sınıf hizmetler ile 09-42. sınıf mal ve hizmetlerin benzer olduğunun söylenmesinin mümkün olmadığını, mal ve hizmetler arasındaki benzerliğin birtakım kriterleri olduğunu ve bu kriterler uygulandığında 35-36.sınıf hizmetler ile 09-42.sınıf mal ve hizmetler arasında benzerlik olmadığınn görüleceğini, davalının iddialarının yerinde olmayıp marka hukukuna aykırı olduğunu, müvekkilin kesintisiz olarak kullandığı markası bakımından ülkede yarattığı katma değeri göz ardı ederek, kendisine ait kullanmadığı marka bakımından katma değer yarattığını ileri sürmesinin adaletsiz bir bakış açısı olduğunu, herkesin kanun önünde eşit olup davalının kullanmadığı markasının iptali gerektiğini, müvekkilinin gerek ticaret unvanı gerekse markaları üzerinde kazanılmış hakkı olduğunu, davalının buna itiraz ettiğini, delillerinden müvekkilinin markayı 1997'den başlayarak kesintisiz kullandığının açıkça görüldüğünü, davalının iddialarının gerçek dışı ve afaki olduğunu, Ankara 1. FSHHM'de görülen 2017/25 Esas sayılı davadanın YİDK iptal davası olup dava konusu işbu davadan tamamen farklı olduğunu, davalının bu aşamada delil sunmasının hukuka aykırı olup kabulünün mümkün olmadığını, delil sunma süresinden sonra ve istinaf dilekçesi ekindeki delillerine muvafakatleri olmadığını, davalının delillerinden dava tarihinden geriye dönük olarak son 5 yıla ilişkin olan delillerin ayıklanması, delillerin ... ve ... ibareli markalar bakımından ayrı ayrı incelenmesi, yine tescil kapsamındaki sınıflar bakımından da ayrı ayrı incelenmesi gerekeceğini, davalının dava dosyasına süresi içinde sunduğu kullanıma ilişkin delilleri incelendiğinde, kullanım belgelerinde kimi yerlerde yalnızca ... ibaresinin ticaret unvanı olarak kullanıldığının, ... ibaresinin ise hiç kullanılmadığının, bu haliyle hiç kullanılmamış ... sayılı ... ibareli markanın tescilli olduğu tüm sınıflarda iptalinin gerekeceğini, ... ibareli kullanımların ise ticaret unvanına ilişkin kullanımlar olduğu, markasal kullanımlar olmadığı, kullanımların ayrı ayrı 09 / 16 / 35 / 36 / 38 / 41 / 42 sayılı mal ve hizmet sınıflarını karşılamadığı ve yine kullanımların ciddi kullanım sayılamayacağı, bu nedenle ... sayılı ... ibareli markanın da tüm sınıflarda iptalinin gerekeceğini, davalı tarafın cevap dilekçesi ile dava konusu "..." ve "..." ibarelerinin davalının markası olarak kullanılmadığını ikrar ettiğini, böyleyken mahkeme kararının eksik olduğunu, davalı markalarının tescilli oldukları tüm sınıflar bakımından iptalini talep ettiklerini, Ankara 1. FSSHM'de 2017/25 sayılı davada bilgisayar hizmetleri ile mühendislik hizmetlerinin benzer kabul edilerek davalarının reddedildiğini, işbu davada ise Ankara Mahkemesinden farklı olarak mahkemenin gerekçesinde de yansıdığı üzere 42. Sınıfa dahil bilgisayar hizmetleri ile 42. Sınıfa dahil mühendislik hizmetlerinin benzer kabul edildiğini, mahkemelerin gerekçeli kararları arasında oluşan bu çelişkinin istinaf incelemesinde giderilmesi gerektiğini, bu davada müvekkilinin hükümsüzlük davasını 42.sınıf mühendislik hizmetlerindeki kullanımına dayalı olarak da ileri sürmüş olup sunulan delilleri le müvekkilinin markasını mühendislik faaliyetlerinde kullandığını ispat ettiklerini, davada müvekkilinin 42.sınıfa dahil mühendislik faaliyetleri ve SMK m.6/3'e dayalı hükümsüzlük taleplerinin gerektiği gibi ele alınmadığını, işbu davada hükümsüzlük talepleri bakımından 556 sayılı KHK'nin uygulanması gerektiğini, müvekkilinin SMK m.6/6'ya dayalı hükümsüzlük taleplerinin gerektiği gibi ele alınmadığını, diğer taleplerinin de kabulü gerektiğini, davada hükmün ilanının reddi ile müvekkili aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin de hukuka aykırı olduğunu, istinaf başvurusunun kabulü ile davanın tümden kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki hususları tekrar etmiş ve davacının, süresi dışında delil sundukları iddiasının doğru olmadığını beyan ederek davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE:İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Davanın konusu; Davalının TPMK nezdinde kayıtlı, ... nolu ‘...’ ve ... nolu ‘...’ markalarının, tescilinden bu yana haklı bir neden olmaksızın, başta 09 ve 42 inci sınıflar olmak üzere, tescilli bulunduğu tüm sınıflar yönünden kullanılmaması nedeniyle iptali ve sicilden terkini, Davalının TPMK nezdinde kayıtlı, ... nolu ‘...’ ve ... nolu ‘...’ markalarının, SMK’nın 6, 25, 156 ve sair maddeleri gereğince kuruma başvuru tarihi olan 05.03.2013 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere hükümsüzlüğüne, türk patent ve marka kurumu sicilinden terkinini,Davacının faaliyetlerinin ve davacı tarafından davalıdan çok daha önce sektörün her alanında kullanılmaya başlanan ‘...’ ve ‘...’ markalarının davalı şirketin sınai haklarına tecavüz teşkil etmediğinin tespiti davasıdır.Davacı vekili dava dilekçesinde, TPMK nezdinde ... ve ... ibareli markaların tescili için yapılan başvuruya davalı tarafından itiraz edildiğini, itirazın reddedildiğini, bu karara yapılan itiraz ile YİDK tarafından itirazların kısmen kabul edildiğini, bu karara karşı müvekkili tarafından açılan Ankara 1. FSHHM 2017/25 Esas sayılı dosyasının derdest olduğunu, müvekkilinin başvurusunun davalının markaları gerekçe gösterilerek reddedildiğini, davalı adına tescilli ... numaralı ... ve ... numaralı ... markalarının kullanmama nedeniyle iptaline ve sicilden terkinine, davalı markalarının hükümsüzlüğüne ve müvekkili şirketin tescilli markalarının, davalı şirketin sınai haklarına tecavüz etmediğinin tespitine ve hükmün ilanına karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.19/04/2021 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle; "davalının tescilli “...” ve “...” markalarının 09 ve 42. Sınıflar dışındaki kullanımlarının markasal mahiyet niteliği taşıdığı; 16-35-36-38-41. sınıflardaki kullanımların ciddi kullanım mahiyeti taşıdığı, davalının 16-35-36-38-41. sınıflara ilişkin ciddi kullanımlarının dava tarihinden önceki beş yıllık süre içinde gerçekleştiği, davalının markalarının tescilli olduğu ürün ve hizmet sınıflarında dava tarihinden geriye doğru beş yıl içinde ciddi biçimde kullanımı olduğundan SMK m.26'daki iptal yaptırımının davalının “...” ve “...” 09 ve 42. Sınıfların dışında kalan 16-35-36-38-41. sınıflara uygulanamayacağı, davalının tescilli “...” ve “...” markalarının 09 ve 42. Sınıflardaki kullanımları açısından dosyadaki delillerin bu sınıflardaki ürünlere yönelik doğrudan ve ciddi kullanımın ispatı açısından yeterli sayılamayacağı; davacının ticari unvanı ve işletme adının davalının dava konusu markaları ile gerçekleştirdiği mal ve hizmetlerle karıştırılma ihtimali yaratmadığı ve ortalama tüketicinin mal ve hizmetler ve işletmesel bağlantı kurmayacağı; bu sebeple davalı tarafın “...” ve “...” markaları açısından SMK m.6, TTK m.52, TTK m.55 bağlamında başta hükümsüzlük olmak üzere herhangi bir yaptırımın uygulanmasının mümkün olmadığı" belirtilmiştir.TPMK kayıtlarının incelenmesinde,Davacının ... no.lu “...” markasını 7. sınıfta 01.08.2013 tarihinde tescil başvurusuna konu ettiği ve markasının belirtilen tarihten itibaren koruma altında olduğu; davacının ... nolu “...” markasını da 7. sınıfta 22.04.2015 tarihinde tescil başvurusuna konu ettiği ve markanın belirtilen tarihten itibaren koruma altında olduğu, davalının ... "...” ve ... nolu “...” markalarını 09-16-35-36-38-41-42. sınıflarda 05.03.2013 tarihinde tescil başvurusuna konu ettiği ve markasının belirtilen tarihten itibaren koruma altında olduğu görülmüştür.Davalı vekilince eda ve tespit davasının birlikte açılamayacağına yönelik istinaf sebebi ileri sürülmüşse de; 6100 Sayılı HMK'nın "Davaların Yığılması" başlıklı 110. Madde de; davacının aynı davalıya karşı, birbirinden bağımsız birden fazla asli talebini, aynı dava dilekçesinde ileri sürebileceği, bunun için dava edilen taleplerin tamamının aynı yargı çeşidi içerisinde yer alması ve ortak yetkili mahkeme bulunmasının şart olduğu düzenlenmekle, davacı tarafça davalı markalarının kullanmamadan dolayı iptali, SMK 6,25 ve 156. Maddeler gereğince hükümsüzlüğü ve davacı kullanımlarının davalı markalarına tecavüz etmediğinin tespiti davasının birlikte açılmasında usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir. Davanın açıldığı tarihte 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu yürürlükte olduğundan, ileri sürülen talepler bakımından SMK hükümlerinin uygulanması yerinde olup, davalı vekilinin 556 Sayılı MarKHK'nın uygulanması gerektiğine yönelik istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Davalı vekilince istinaf dilekçesinde; davacı faaliyetlerinin tümünün bilgisayar sistemleri üzerinden gerçekleştirildiği, söz konusu faaliyetler sonucu oluşan verilerin ise mülkiyeti davacıya ait veri tabanında sağlandığını, ... tarafından yürütülen faaliyetlerin büyük kısmının 09. ve 42. Sınıflarda olduğunu, şirket kuruluşuna ilişkin esas sözleşmede de bu konuların faaliyet alanında olduğunu, müşterilere özel kabinet sağladığını ve kolokasyon hizmeti sunduğunu ileri sürmüştür.SMK’nın 9.maddesinde yer alan “Tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde haklı bir sebep olmadan tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından marka sahibi tarafından Türkiye’de ciddi biçimde kullanılmayan ya da kullanımına beş yıl kesintisiz ara verilen markanın iptaline karar verilir” hükmü düzenlenmiştir. ... ve ... markalarının 09 uncu sınıfında “Veri işleyen ve/veya ileten cihaz ve bilgisayar donanımları; Bilgisayar yazılımları.” 42 nci sınıfında ise“Bilgisayar hizmetleri; Bilgisayar programcılığı hizmetleri, bilgisayar yazılımlarının tasarımı hizmetleri, bilgisayar yazılımlarının bakımı hizmetleri, bilgisayar yazılımlarının güncelleştirilmesi hizmetleri, bilgisayar donanımları alanında danışmanlık hizmetleri, bilgisayar veri tabanı oluşturma hizmetleri, bilgisayar verilerinin kurtarılması hizmetleri, bilgisayar verilerinin düzeltilmesi hizmetleri, bilgisayar sistem analizi hizmetleri, bilgisayar danışmanlık hizmetleri, bilgisayar kiralanması hizmetleri, bilgisayar yazılımlarının kiralanması hizmetleri, bilgisayar programlarının çoğaltılması hizmetleri, bilgisayar yazılımlarının tesisi ve kurulumu hizmetleri.” yer almaktadır.Davalı vekilinin istinaf dilekçesinde ve yargılamada ileri sürdüğü şekilde, faaliyetinde bilgisayar hizmetlerini kullanmak yada müşterilerin davalının sunduğu hizmete bilgisayar yada internet kullanarak ulaşması markanın tescilli olduğu emtia ve hizmet sınıfında kullandığını göstermemektedir. Davalı tarafça sunulan faturalar ise, Borsa işlemlerine ilişkindir, veri dağıtım sözleşmesi imzalanan kuruluş listesi ise bu sınıfta kullanımı ispat yönünden yeterli değildir. Davalı tarafça markanın tescil edildiği sınıf/alt sınıflar için, pazar yaratmak yahut mevcut pazarı korumak amacıyla, temel işlevine uygun olarak, anılan ürünlerin ve hizmetlerin menşeini garanti edecek şekilde ve ciddi biçimde kullanıldığı ispatlanamadığından, mahkemece iptal davası yönünden verilen kısmen kabul kararı yerinde olup, davalı vekilinin ileri sürdüğü istinaf sebebi haklı görülmemiştir.Davalı vekilinin davacı tarafça Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2017/25 Esas sayılı dosyasında davanın reddine karar verildiğini, bu davanında reddi gerektiğini, 42. Sınıf yönünden dava açmakta davacının hukuki yararının bulunmadığını ileri sürmüşse de; davacı marka başvurusunun 42. Sınıfta tescilli davalı markası nedeniyle reddedildiği, kaldi ki, kullanılmayan markaların iptal edilerek Marka Sicili'nden silinmesi ve ticaret hayatına tekrar dahil edilmesinde kamu yararı da bulunduğu, davacının dava açmakta hukuki yararının bulunduğu kanaatine varılmıştır.Davalı vekilinin, davacı tarafın, tescilli ticaret unvanı ve işletme adı kullanımının, davalının markasından kaynaklanan haklarına tecavüzün bulunmadığının tespitine ilişkin davanın kabulü kararının hatalı olduğunu ileri sürdüğü anlaşılmıştır. Davacının “...” ticaret unvanı ile davalının “... ve ...” markaları arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunuyorsa da, davacının “...” ibareli ticaret unvanını 1997 yılından beri kullandığı, davalının “...” ve “...” markalarının 2013 tarihinde tescil başvurusunun yapıldığı anlaşılmıştır. Davacı tarafın 2016-2019 tarihleri arasındaki döneme ilişkin sunmuş olduğu fatura, reklam, fuar, proje katılım ve tanıtımları ile sözleşmelerden “...” mühendislik ibaresini hem markasal hem de unvansal olarak mühendislik hizmetlerinde kullanıma konu ettiği anlaşılmaktadır.Davacının 24 Mart 2003 tarihli imza sirkülerinde bu unvanı kullandığı, “...” alan adını 09 Haziran 2000 tarihinde tescil ettirdiği, 1997-2016 yılları arasındaki döneme ilişkin ... Mühendislik” ibaresini marka ve ticaret unvanı olarak kullandığını gösteren delilleri de dosyaya ibraz ettiği, davacının markasal kullanımının, davalının markasının 09 ve 42. Sınıflarda olmadığı, ticari dürüstlüğe aykırı kullanım olmadığı anlaşılmakla, davanın kabulüne karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı kanaatine varılmıştır.Davacı vekilinin katılma yoluyla istinaf sebeplerinin incelenmesinde; mahkemece dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda, davalı markalarının iptal kararı dışında kalan sınıflardaki kullanımının ciddi kullanım mahiyetinde bulunduğu tespit edilmekle, iptal davasına yönelik ileri sürülen istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Davacı vekilinin hükümsüzlük davasının reddine yönelik istinaf sebeplerinin incelenmesinde; davacı tarafça 31/07/2019 tarihinde hükümsüzlük davası açıldığı, davacının hükümsüzlüğü istenen markalarının tescil tarihlerinin ise 30/05/2014 tarihi olduğu, davalı markalarının tescil tarihinden itibaren dava tarihine kadar 5 yıldan fazla bir süre geçtiği anlaşılmaktadır.Hükümsüzlük davalarının düzenlendiği SMK'nın 25/6 .maddesinde; " Marka sahibinin, sonraki tarihli bir markanın kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği halde bu duruma birbirini izleyen beş yıl boyunca sessiz kalmışsa, sonraki tarihli marka tescili kötüniyetli olmadıkça, markasını hükümsüzlük gerekçesi olarak ileri süremez." hükmü düzenlenmiştir. "Uzun süreli sessiz kalma suretiyle hak kaybı müessesesine" göre, bir hak ihlali karşısında, hak sahibinin bu ihlali bildiği veya bilebilecek durumda olduğu halde bu hususta karşı tarafta dava açılmayacağı yolunda güven oluşturulduktan sonra, oluşturulan bu güvene aykırı olarak, ihlal konusu hakka önemli yatırım yapan kişilere karşı ihlali sona erdirmek amacıyla dava açılmasının çelişkili davranış yasağı teşkil edeceği, böyle bir davranışın TMK 2. maddesi uyarınca dürüstlük kuralına aykırı olacağı ve hukuk tarafından himaye edilmeyeceği kabul edilmektedir.Somut olayda da; davacının marka tescil başvurularına davalı tarafça tescilli markalarına dayanılarak itiraz edildiği, davacının davalının tescilli markalarını bildiği/bilmesi gerektiği, buna rağmen hükümsüzlük davası açmakta 5 yıldan fazla bir süre sessiz kaldığı anlaşılmakla, davacı tarafın hükümsüzlük davasının sessiz kalma nedeniyle reddi gerekirken, mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi yerinde olmadığından, sessiz kalma nedeniyle hak kaybı müessesesi temelini TMK 2. Madde de düzenlenen iyiniyet ilkesinden aldığından kamu düzeniyle ilgili bu husus resen dikkate alınarak, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile, mahkeme kararının kaldırılmasına, mahkeme karar gerekçesi düzeltilerek hükümsüzlük davasının reddine karar vermek gerekmiştir.Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK 353/1-b/1 maddesi gereğince esastan reddine, davacının katılma yolu ile istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK 353/1-b/2 maddesi gereğince kısmen kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, düzeltilmiş gerekçe ile aynı hükmün kurulmasına karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Davalı vekilinin istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE, davacı vekilinin katılma yolu ile istinaf isteminin KISMEN KABULÜNE,2- İstanbul 4. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 02/06/2022 tarih, 2021/116 E., 2022/75 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,Bu kapsamda düzeltilmiş gerekçe ile; 3- Davanın KISMEN KABULÜ İLE, davalı adına TPMK nezdinde ... tescil numaralı ... ve ... tescil numaralı ... ibareli markaların 09. Ve 42.sınıflar bakımından SMK m.9 ve m.26 uyarınca kullanmama nedeniyle tescil tarihleri olan 30/05/2014 tarihinden itibaren iptaline, sicilden terkinine, diğer hizmet sınıfları bakımından iptal taleplerinin reddine, -Hükümsüzlük talebinin reddine, -Davacının tescilli ... ve ... ibareli markalarının davalı markalarına tecavüz teşkil etmediğinin tespitine, -Hükmün ilanına ilişkin talebin reddine,4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince iptal davası ve tecavüzün mevcut olmadığının tespiti davaları yönünden alınması gereken ayrı ayrı 615,40 TLx2=1.230,80 TL karar harcından peşin alınan 44,40 TL'nin mahsubu ile 1.186,40 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,-Reddine karar verilen hükümsüzlük davası yönünden alınması gereken 615,40 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydedilmesine, 4/b-Davacı tarafından yapılan: 1.500,00 TL bilirkişi ücreti, 200,90 TL posta gideri olmak üzere toplam 1.700,90 TL'den dava kısmen kabul kısmen ret olduğundan takdiren 1/2'si 850,45 TL ve 88,80 TL harç (peşin+başvuru) olmak üzere toplam 939,25 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmının davacı üzerinde bırakılmasına, 4/c-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen marka iptali talepleri yönünden davacı vekili yararına hesap olunan 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine, 4/ç-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen menfi tespit talepleri yönünden davacı vekili yararına hesap olunan 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine,4/d-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen marka iptali talepleri yönünden davalı vekili yararına hesap olunan 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalıya verilmesine,4/e-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen hükümsüzlük talepleri yönünden davalı vekili yararına hesap olunan 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalıya verilmesine, 5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;5/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar harcından peşin alınan 80,70 TL'nin mahsubu ile 534,70 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 5/b-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,5/c-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 220,70 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 115,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 335,70 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,5/ç-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 27/03/2025