Bölge Adliye Mahkemesi · İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi 2021/1589 E. 2024/1599 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2021/1589
- Karar No
- 2024/1599
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2021/1589 KARAR NO:2024/1599 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:13/04/2021 NUMARASI:2020/499 E. - 2021/335 K. DAVANIN KONUSU:Ticaret unvanının korunması- tazminat Taraflar arasındaki ticaret unvanının korunması, terkini, haksız rekabetin tespiti ile meni ve tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili .... Şti. (...)'nin uzun yıllardır ulusal ve uluslararası kargo taşımacılığı işi ile iştigal eden bir şirket olduğunu, ... olarak ticari unvanı uzun yıllardır kullandığını, davacının kısaltmaları ve logosunun Türk Patent Enstitüsü nezdinde tescilli ve hukuki koruma altında olduğunu, davacının tescilli kısaltma ve logolarına ek olarak müvekkil tarafından ''...'' markasının tescili için Türk Patent ve Marka Kurumuna başvuruda bulunulduğunu, incelenmesi akabinde ''...'' ibaresi müvekkilinin tescilli markası haline geleceğini, davacının müşterilerinin müvekkiline, davalının ticari unvanının aynı olmasının karışıklığa sebebiyet verdiğini, davalının unvanı sebebiyle şirketi müvekkilinin şirketi ile karışt birkaç müşterisinin sehven davalının adresine gitmiş olmaları üzerine durumun araştırıldığını, araştırma sonunda davalının, yıllardır müvekkilinin ticari unvanının esas ve ayırıcı unsuru olan ''...'' ibaresini web siteleri de dahil olmak üzere müvekkilinin logosuna çok benzer bir logo kullanarak aynı müşteri kitlesine hizmet verme çabasında olduğunu, davalının bu hukuka aykırı davranışının yanında müvekkilinin müşterilerinin internetten arama yapılması neticesinde müvekkiline ulaşmaya çalıştıklarında sehven davalılara ulaşmakta ve davalının ise müşterileri yanıltarak müvekkilinin müşteri kitlesini elinden almaya çalıştığını, ayrıca ve önemle belirtilmesi gereken husus ise yapılan araştırmalar neticesinde ticaret siciline kayıtlı .... Şti.isimli bir şirketin olmadığının tespit edildiğini, ancak davalının kendisi ve .... Şti. isimli gerçekte ticaret sicile kayıtlı olmayan unvanı ... adı altında internet sitesinde belirtmekte ve şirketin ticaret unvanı .... Şti. olmasına rağmen .... Şti. olarak gösterdiğini, dolayısıyla davalının ticaret sicile kayıtlı ''.... Şti.'' isimli bir şirket olmamasına rağmen internet sitesine bu ibareleri yazmasının müşteri kitlesini yanıltmak saiki taşıdığını, müvekkili ile hiçbir bağı ve ticari ilişkisi olmayan davalının web sitesi uzantısının da müvekkilinin web sitesi uzantısı ile benzediğini, hizmet kalitesi ile haklı bir üne kavuşmuş, bilinen ve aranan bir marka haline gelmiş olan müvekkil şirketinin, kendisi ile aynı sektörde ve aynı müşteri kitlesine hizmet sunan davalı ile hiçbir ticari ilişkisi olmadığı halde müvekkilinin müşterilerini yanıltarak müşterileri elinden almaya çalıştığını, davacının web sitesi ''...'' iken davalının web sitesi uzantısının ''...'' olduğunu, ... ibareleri ile arama yapılması halinde davalının internet sitesi ile karşılaşılması neticesinde bu sitenin davacıya ait olduğunun düşünülmesinin oldukça doğal olduğunu, bu bağlamda, davalının web sitesinde bulunan ''...'' ibaresinin dahi iltibas yaratma amacıyla kullanıldığını, hizmet kalitesi ile haklı bir üne kavuşmuş, bilinen ve aranan bir marka haline gelmiş olan davacının kendisi ile aynı sektörde ve aynı müşteri kitlesine hizmet sunan davalı ile hiçbir ticari ilişkisi olmadığı halde, davalının, davacının müşterilerini yanıltarak müşterilerini elinden almaya çalıştığını, dolayısıyla davalı tarafından davacının rızası olmaksızın, bilerek ve isteyerek iltibas yaratma saiki ile ticaret unvanının kullanılması sebebiyle işbu davayı ikame ettiklerini, davalının ticaret unvanına yönelik mezkur tecavüzün haksız rekabet oluşturduğunu, ''...'' ibarelerinin davacı tarafından sağlanan hizmetlerin diğer teşebbüsler tarafından sağlanan benzer hizmetlerden ayırt edilmesini sağlamakta olduğunu, davacının 2005 yılından beri tescilli ticaret unvanın Türk Ticaret Kanunu'nun 52. maddesi ve Ticaret Unvanları Hakkında Tebliğin 5. maddesi ile hukuki koruma altında olduğunu, rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamaların haksız ve hukuka aykırı olduğunu, dolayısıyla davalının davacının TTK'nın 55.maddesindeki ''Dürüstlük Kuralına aykırı davranışlar'' ile davalının ismini kullanarak, kendi hizmetlerinin davacının faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmasına yol açmakta, kendi faaliyetlerini gerçeğe aykırı ve gereksiz yere davacının tanınmışlığından yararlanacak şekilde sürdürdüğünü, TTK'nın 56.maddesinde de haksız rekabetin men’ini, haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, haksız rekabet yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa bu beyanların düzeltilmesini ve tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise, haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhasını, kusur varsa zarar ve zıyanın tazminini talep edilebileceğini, davacının ''... Şti.'' olan ticaret unvanında esas unsurun ''...'' olup davalının ''.... Şti.'' şeklindeki ticaret unvanının esas unsurunun da aynı şekilde ''...'' ibaresi olduğunu, her iki unvanın bütünü incelendiği takdirde esas unsurları ''...'' yardımcı unsurlarının ise davacı adına ''...'' davalının adına ise davacının firmanın yardımcı unsur kelimesinin başına ek getirmek sureti ile oluşturulan ''...'' olması, davalıdan daha önceden tescil edilmiş ve uzun süredir hizmet sunan müvekkilin ticaret unvanı ile iltibas yarattığının ortada olduğunu, davalının ''...'' ve ''...'' ibarelerinin müvekkilinin tescilli ve hukuki koruma altında bulunan ticaret unvanına benzerliğinin davacının n ticaret unvanına yönelik bir tecavüz oluşturduğunu, davalının, davacının müşteri çevresinden yararlanarak onu maddi zarara uğrattığı gibi yıllardır emek ve birikimle oluşturduğu müşteri portföyü üzerinden haksız ve hukuka aykırı kazanç elde ederek ve itibar kaybına sebebiyet vererek manevi olarak da yıprattığını, bu sebeple davacının maddi ve manevi tazminat haklarının doğduğunu ileri sürerek, davacının ticaret unvanına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti ile men’ine, davalının ticaret unvanından ''...'' ibaresinin sicilden terkinine, davacının maruz kaldığı ve yargılama neticesinde tespit edilecek maddi zarara karşılık fazlaya dair tüm talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile davalının, davacının ticaret unvanını kullanması ile elde edebileceği muhtemel gelire göre belirlenmek üzere şimdilik 1.000,00.-TL maddi tazminatın ve davacının ticari itibarı zedelendiğinden 50.000,00.-TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; müvekkili ...nin 02.09.2014 yılında davacı şirketten daha önce kurulduğunu, faaliyet alanının Türkiye'den Irak bölgesi'ne urun satışı ve kargo taşımacılığı, tur taşımacılığı, parsiyel yük taşımacılığı, deniz yolu taşımacılığı, hava yolu taşımacılığı yapmak olduğunu, davalı müvekkilinin ...'a ait logo ve markayı da davacı firmadan çok daha önceden beri kullandığını, marka tescili için Türk Patent Enstitüsüne de başvuru yapıldığını, tarafların logosuna bakıldığında tamamen farklı olduğunu, davacının logosunda ''...'' yazısı ile beraber iki tane iç iç içe davalının logosunun ise ''...'' yazısı ile birlikte dünya işareti ve değişik renklere sahip yıldız olduğunun görüleceğini, logoların tamamen birbirinden farklı olduğunu, ilk bakışta orta zekalı birisinin iki markayı birbirinden ayırmasının mümkün olduğunu, ikisinin benzer olduğunun söylenemeyeceğini, tek benzerliğin ''...'' kelimesi olduğunu, markalar siciline bakıldığında ... markasını kullanan yüzlerce firma olduğunun görüleceğini, ...'ın kelime anlamının ''belirli bir alanı ya da bütün dünyayı göstererek, coğrafya, astronomi, dilbilim vb. bir ya da birkaç konuyu açıklamak için göstererek, hazırlanmış haritalar derlemesi" olduğunun görüleceğini, uluslararası taşımacılık sektörü ile faaliyet gösteren müvekkilinin global bir anlamı olan ... kelimesini kullanmasının da sebebinin bu olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... Dava; TTK'nun 50 vd. maddelerinde açıklanan haksız rekabet hükümlerinin uygulanması suretiyle ticaret unvanına tecavüzün giderilerek davalının ticari ünvanında bulunan ... ibaresinin terkini ve haksız rekabetin meni istemine ilişkindir.Tescil edilmiş bir ticaret unvanının himayesi, TTK madde 52 hükmü çerçevesinde olur. Bu hükme göre, “ticaret unvanının, ticari dürüstlüğe aykırı biçimde bir başkası tarafından kullanılması hâlinde hak sahibi, bunun tespitini, yasaklanmasını; haksız kullanılan ticaret unvanı tescil edilmişse kanuna uygun bir şekilde değiştirilmesini veya silinmesini, tecavüzün sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, gereğinde araçların ve ilgili matların imhasın ve zarar varsa, kusurun ağırlığına göre maddi ve manevi tazminat isteyebilir. Maddi tazminat olarak mahkeme, tecavüz sonucunda mütecavizin elde etmesi mümkün görülen menfaatinin karşılığına da hükmedebilir. Mahkeme, davayı kazanan tarafın istemi üzerine, giderleri aleyhine hüküm verilen kimseye ait olmak üzere, kararın gazete ile yayımlanmasına da karar verebilir". Davacı kendisinden sonra tescil edilen ticaret unvanındaki bir ibarenin iltibas yaratması sebebi ile unvandan çıkartılmasını talep ettiğinden, terkine karar verebilmek için; öncelikle vaki kullanımın iltibas yaratıp yaratmadığı tespit edilmeli, ayrıca her iki tarafın faaliyet alanlarının karşılaştırması ve ortak faaliyet alanlarının bulunduğunun tespit edilmesi ve ayrıca tespit ettikten sonra davalının ticaret unvanında bulunan iltibasa neden olan ibarenin unvandan çıkarılmasına karar vermelidir. Karıştırılma (iltibas), ticari alandaki faaliyetlerde, şeyler arasında bir benzerliği veya karışımı ifade etmekte olup, satın alınan iki mal arasında veya kullanılan iki unvan arasında veya iş mahsullerinde birbirinden ayrılmayacak derecede benzerliğe istinat ettirilmesidir.Dosyada mübrez sicil kayıtlarına göre davacının 30/05/2005 tarihinde ....şti olarak tescil edildiği, 17/03/2014 tarihinde .... Şti olarak tadil edildiği davalının ise 02/09/2017 tarihinde ... unvanıyla tescil edildiği anlaşılmaktadır. Tarafların logolarına bakıldığında; davacının logosunda .. yazısı ile beraber iki tane iç içe ay ile bir nokta işareti olduğu, davalının logosunda ise ... yazısı ile birlikte dünya işareti ve değişik renklere sahip yıldız olduğu, logoların birbirinden farklı olduğu görülmektedir. Davacının ticaret unvanındaki “ ...” ibaresi ile davalının ticaret unvanındaki "..." ibareleri ticaret unvanının çekirdek unsuru olup bu ibareler okunuşu itibariyle iltibasa sebebiyet verecek derecede benzer değildir. Ayrıca uluslararası taşımacılık sektöründe faaliyet gösteren firmaların ... ibaresini kullanmalarının tabii olduğu da dikkate alındığında davacının ticaret sicilinin terkini talebinin yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır. Öte yandan usulen tescil ve ilân edilen ticaret unvanı, terkin edilinceye kadar koruma altında olup, sahibine kullanma hakkı bahşeder. Bu durumda davalının tescilli ticaret ünvanını kullanmasında haksız rekabetten sözedilemez. ... " gerekçesiyle davanın reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkeme kararının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davacının web sitesi ''...'' iken davalının web sitesi uzantısının '...'' olduğunu, ... ibareleri ile arama yapılması halinde davalının internet sitesi ile karşılaşılması neticesinde bu sitenin davacıya ait olduğunun düşünülmesinin oldukça doğal olduğunu, bu bağlamda, davalının web sitesinde bulunan ''...'' ibaresinin dahi iltibas yaratma amacıyla kullanıldığını, hizmet kalitesi ile haklı bir üne kavuşmuş, bilinen ve aranan bir marka haline gelmiş olan davacının kendisi ile aynı sektörde ve aynı müşteri kitlesine hizmet sunan davalı ile hiçbir ticari ilişkisi olmadığı halde, davalının, davacının müşterilerini yanıltarak müşterilerini elinden almaya çalıştığını, dolayısıyla davalı tarafından davacının rızası olmaksızın, bilerek ve isteyerek iltibas yaratma saiki ile ticaret unvanının kullanılması sebebiyle işbu davayı ikame ettiklerini, davalının ticaret unvanına yönelik mezkur tecavüzün haksız rekabet oluşturduğunu, ''...'' ibarelerinin davacı tarafından sağlanan hizmetlerin diğer teşebbüsler tarafından sağlanan benzer hizmetlerden ayırt edilmesini sağlamakta olduğunu, davacının 2005 yılından beri tescilli ticaret unvanın Türk Ticaret Kanunu’nun 52. maddesi ve Ticaret Unvanları Hakkında Tebliğin 5. maddesi ile hukuki koruma altında olduğunu, rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamaların haksız ve hukuka aykırı olduğunu, dolayısıyla davalının davacının TTK'nın 55.maddesindeki ''Dürüstlük Kuralına aykırı davranışlar'' ile davalının ismini kullanarak, kendi hizmetlerinin davacının faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmasına yol açmakta, kendi faaliyetlerini gerçeğe aykırı ve gereksiz yere davacının tanınmışlığından yararlanacak şekilde sürdürdüğünü, TTK'nın 56.maddesinde de haksız rekabetin men’ini, haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, haksız rekabet yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa bu beyanların düzeltilmesini ve tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise, haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhasını, kusur varsa zarar ve zıyanın tazminini talep edilebileceğini, davacının ''.... Şti.'' olan ticaret unvanında esas unsurun ''...'' olup davalının ''... Şti.'' şeklindeki ticaret unvanının esas unsurunun da aynı şekilde ''...'' ibaresi olduğunu, her iki unvanın bütünü incelendiği takdirde esas unsurları ''...'' yardımcı unsurlarının ise davacı adına ''Port'' davalının adına ise davacının firmanın yardımcı unsur kelimesinin başına ek getirmek sureti ile oluşturulan '...'' olması, davalıdan daha önceden tescil edilmiş ve uzun süredir hizmet sunan müvekkilin ticaret unvanı ile iltibas yarattığının ortada olduğunu, mahkemece hatalı değerlendirme yapıldığını, davalının ''...'' ve ''...'' ibarelerinin müvekkilinin tescilli ve hukuki koruma altında bulunan ticaret unvanına benzerliğinin davacının n ticaret unvanına yönelik bir tecavüz oluşturduğunu, davalının, davacının müşteri çevresinden yararlanarak onu maddi zarara uğrattığı gibi yıllardır emek ve birikimle oluşturduğu müşteri portföyü üzerinden haksız ve hukuka aykırı kazanç elde ederek ve itibar kaybına sebebiyet vererek manevi olarak da yıprattığını, bu sebeple davacının maddi ve manevi tazminat haklarının doğduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE: Dava, TTK'nın 50. maddesine göre usulüne uygun tescil ve ilan edilmiş ticaret unvanının kullanılması nedeniyle aynı Kanun'un 52. maddesi gereğince ticaret unvanındaki ''...'' ibaresinin sicilden terkini, TTK'nın 54 ve devamı maddeleri uyarınca haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ve maddi- manevi tazminat istemlerine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Ticaret Sicil Gazetesi kayıtlarına göre; tarafların İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü nezdinde sicile kayıtlı oldukları, davacı şirketin 30.05.2005 tarihinde ... Şirketi adıyla kurulduğu ve 03.06.2005 tarihinde kuruluşun ilan edildiği, davacı şirketin 13.03.2014 tarihinde unvan değişikliği kararı ile ... Şirketi adını aldığı, bu değişikliğin 21.03.2014 tarihinde ilan edildiği, şirket merkezinin Şişli/İstanbul olduğu, davalı ...nin ilk olarak 02.09.2014 tarihinde ... Şirketi adıyla kurulduğu, bunun 08.09.2014 tarihinde ilan edildiği, 16.09.2014 tarihli genel kurul kararıyla unvan değişikliği ile ... unvanın aldığı, bu kararın 26.09.2014 tarihinde ilan edildiği, şirket merkezinin Fatih/İstanbul olduğu görülmektedir. Davacı vekili; davalının unvanındaki ''...'' ibaresinin davalı yanca haksız olarak kullanıldığını, davalı şirketin davacı şirketten kendisinden sonra kurulduğunu, bu ibarenin kullanılmasının iltibas yarattığını ve terkin edilmesi gerektiğini, davalın bu unvanı kullanmasının aynı zamanda haksız rekabete ve müvekkilinin zarara uğramasına sebep olduğunu ileri sürerek, davalının ticaret unvanından '...'' ibaresinin terkinine, bu kullanımın haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, önlenmesine ve maddi manevi zararın tazminine karar verilmesini talep etmiştir.Davanın tarafı olan şirketlerin türleri bağlamında ele alındığında, limited şirketlerin ticaret unvanlarının nasıl olacağına ilişkin hüküm TTK'nın 43. maddesinde yer almaktadır. Anılan düzenleme, ''(1) Anonim, limited ve kooperatif şirketler, işletme konusu gösterilmek ve 46 ncı madde hükmü saklı kalmak şartıyla, ticaret unvanlarını serbestçe seçebilirler. (2) Ticaret unvanlarında, 'anonim şirket', 'limited şirket' ve 'kooperatif' kelimelerinin bulunması şarttır. Bu şirketlerin ticaret unvanında, gerçek bir kişinin adı veya soyadı yer aldığı takdirde, şirket türünü gösteren ibareler, baş harflerle veya başka bir şekilde kısaltma yapılarak yazılamaz.'' şeklindedir.Buna göre limited şirketlerin unvanlarının çekirdek kısmı, şirketin türünü gösteren ibare (limited şirket) ile şirketin işletme konusundan oluşur. Unvana ek almak ise kural olarak serbesttir. Bu serbesti, TTK'nın 46/1. maddesinde, ''Tacirin kimliği, işletmesinin genişliği, önemi ve fınansal durumu hakkında, üçüncü kişilerde yanlış bir görüşün oluşmasına sebep olacak nitelikte bulunmamak, gerçeğe ve kamu düzenine aykırı olmamak şartıyla; her ticaret unvanına, işletmenin özelliklerini belirten veya unvanda yer alan kişilerin kimliklerini gösteren ya da hayalî adlardan ibaret olan ekler yapılabilir.'' şeklinde ifade edilmiştir.Ticaret unvanına ek almanın zorunlu olduğu hâllerden biri TTK'nın 45. maddesinde gösterilmiştir. Bu hükümde ''Bir ticaret unvanına Türkiye'nin herhangi bir sicil dairesinde daha önce tescil edilmiş bulunan diğer bir unvandan ayırt edilmesi için gerekli olduğu takdirde, ek yapılır.'' denilmektedir. TTK'nın 52/1. maddesi uyarınca ticaret unvanının, ticari dürüstlüğe aykırı biçimde, bir başkası tarafından kullanılması hâlinde hak sahibi, bunun tespitini, yasaklanmasını; haksız kullanılan ticaret unvanı tescil edilmişse kanuna uygun bir şekilde değiştirilmesini veya silinmesini, tecavüzün sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, gereğinde araçların ve ilgili malların imhasını ve zarar varsa, kusurun ağırlığına göre maddi ve manevi tazminat isteyebilir. Maddi tazminat olarak mahkeme, tecavüz sonucunda mütecavizin elde etmesi mümkün görülen menfaatinin karşılığına da hükmedebilir. Yukarıda da belirtildiği üzere ticaret unvanının korunmasına ilişkin düzenleme, TTK'nın 52 ve devamı maddelerinde yer almakta olup tacirler için büyük önemi haiz, ticari işletme devri ve ticari işletme rehnine konu olan ticaret unvanı, bu hâli ile kendine has özel koruma tedbirlerine tabi tutulmuştur. Bu şekilde açılan davalarda Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin yerleşik uygulaması gereğince, terkini talep edilen şirkete ait ticaret unvanının ayrıca ek alıp almadığı, tacirlerin iştigal sahalarının benzer olup olmadığı, unvanların genel görünüm itibari ile benzer olup olmadıkları ve bu benzerliklerin üçüncü kişiler açısından karışıklığa neden olup olmayacağı hususları incelenip değerlendirilmelidir.Somut olayda davacı şirketin ticaret unvanının ''... Şirketi'' olduğu görülmektedir. Bu unvanda şirketin türünü gösteren ibare ''... Şirket'', şirketin işletme konusunu gösteren ibareler ise ''... '' ibareleridir. Diğer bir deyişle davacı şirketin ticaret unvanının çekirdek kısmı ''... ''ibarelerinden oluşmakta olup ''...'' ibaresi ise ek olarak seçilmiştir.Davalı şirketin ticaret unvanı ise ''...'' dir. Bu unvanın çekirdek kısmı, şirketin türünü gösteren ''... Şirketi''' kısmı ve işletme konusunu gösteren ''...'' ibarelerinden oluşmaktadır. Unvanın ek kısmı ise ''...'' ibaresidir. Her ne kadar mahkemece, ''...'' ibaresi ile davalının ticaret unvanındaki ''..." ibareleri ticaret unvanının çekirdek unsuru olduğu belirtilmiş ise de esasında ''...'' ibarelerinin ek kısım olduklarının ifade edilmek istendiği, gerekçe bir bütün olarak değerlendirildiğinde maddi hata sonucu çekirdek kısım olduklarının belirtildiği görülmüştür. Bu açıklamalar ışığında; davacının ticaret unvanının ek kısmının ''...'' olduğu, davalının ticaret unvanının ise ek kısmının ise ''...'' olduğu anlaşılmaktadır. Bu haliyle davalının ticaret unvanının eki olarak kullandığı ''...'' ibaresinin davacı şirketin unvanından farklı olduğu, üçüncü kişilerde karşılıklığa mahal verecek nitelikte olmadığı ve TTK'nın 52. maddesindeki şartların gerçekleşmediği kanaatine varılmıştır.Davalı ticari unvanının ekinin davacının ticari unvanının ekinden farklı olduğu ve üçüncü kişilerde karışıklığa sebebiyet verecek nitelikte görülmediğinden ve davalının tescilli unvanını kullanması haksız rekabet teşkil etmeyeceğinden davacının, davalının haksız rekabete sebep olduğu yönündeki iddiası da yerinde görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 368,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 14.11.2024 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.