Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2020/252 E. 2021/916 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2020/252
- Karar No
- 2021/916
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/453 Esas KARAR NO: 2024/1338 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI: 2020/252 Esas 2021/916 Karar TARİH: 08/12/2021 DAVA: Tazminat (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) KARAR TARİHİ: 19/09/2024 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin Aydın ili, Efeler ilçesinde telefon alım ve satımı ile tamiri konusunda faaliyet gösteren bir esnaf olduğunu, 10.07.2018 tarih ve ... gönderi kodlu fatura ile 10.07.2018 tarih ve ... nolu fatura ve ... nolu sevk irsaliyesi ile iki adet ... marka, ... model cep telefonunu ... San.Tic.Ltd.Şti.'ye teslim edilmek üzere davalı kargo şirketine teslim ettiğini, ürünün alıcısına teslim edilmediğini öğrendiğini ve derhal davalı ile iletişime geçtiğini, kargonun müvekkili tarafından adrese teslim edilmek üzere davalı kargo şirketine verildiğini, yapılan araştırma neticesinde de kargonun şubede alıcı firma kaşesi ile başvuru yapan bir kişiye teslim edildiğinin öğrenildiğini, davalı şirketin bu kargoyu adreste teslim etmek yerine şubede teslim ettiğini, benzer şirket bilgileri ile alıcıya ait olmayan bir kaşe kullanılmak sureti ile müvekkilinin alıcısına gönderdiği kargonun başka kişilerce teslim alınmasından dolayı müvekkilinin zarara uğradığını beyanla davalının kusuru ile taşıma sorumluluğunda olan kargonun teslim edilmemesi nedeni oluşan 13.200 TL maddi zararın işleyecek faizi ile davalıdan tazmine ve yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket tarafından 10.07.2018 tarihinde ... firmasına gönderilmek üzere 1 adet kargonun teslim alındığını, taşıması sağlıklı bir şekilde yapılan kargonun varış birimine ulaştırıldığını ve alıcı firma kaşesi ile kargoyu almaya gelen şahsın kargo bilgilerini eksiksiz olarak vererek ve teslim nüshasına imza atarak kargoyu teslim aldığını, müvekkili şirketin somut vakıada kusurunun bulunmadığını, davacının ürün bedellerine ek olarak KDV bedeli de talep ettiğini ancak Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından bir malın hasara/ziyaa uğraması nedeniyle ödenecek tazminat bedellerinin KDV'den muaf olduğuna dair özelgesinin mevcut olduğunu, bu nedenle KDV talebinin haksız olduğunu, müvekkili taşıyıcının TTK madde 882 gereği sınırlı sorumluluğunun söz konusu olduğunu beyanla davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi'nin 08/12/2021 tarih 2020/252 Esas 2021/916 Karar sayılı kararında; "Davacı tarafından açılan dava, taşıma sözleşmesinden kaynaklanan tazminat davasıdır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacı tarafından ... gönderi kodu ile 10.07.2018 günü adrese teslim ödemesi ve iş emri ile kargoya verilen gönderinin 11.07.2018 günü davalıya ait şubede gönderiyi almaya yetkili olmayan üçüncü kişilerin kusuru ile teslimi nedeni ile oluşan zararın davalıdan tazmini gerekip gerekmediği hususlarındadır.Deliller toplandıktan sonra mahkememizce tespit edilen uyuşmazlık konularında rapor düzenlenmesi için dosya taşıma ve lojistik uzmanı Doç. Dr. ...'e tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından mahkememize sunulan rapor, dosya kapsamına uygun, ayrıntılı, açıklayıcı ve denetime elverişli olup hükme esas alınmıştır. Davacı ile davalı ...-... kargo taşıması hususunda anlaşmışlardır. Taşıma faturasındaki bilgilere göre, TTK m.850 gereği taşıyıcının edimi, varma yeri olarak belirlenen malı alıcı adresine kadar taşımaktır. Varma yeri taşıyıcının şubesi değil alıcının adresidir. Taşınan emtianın alıcı adresine kadar olan süreçte emir ve talimatlarla taşıma sürecinin yürütümü gönderene aittir. Taşıyıcı, gönderene sormaksızın, gönderenden talimat almaksızın malı alıcısına varma yeri dışında bir noktada teslim edemez. TTK m.868 gereği alıcısına adreste teslim gönderilerde ancak alıcı adresinde mal ulaştıktan sonra emir ve talimat yetkisi gönderilene geçer. Somut olayda, alıcı adresine kargo götürülmeksizin şubede teslim edilmesi açıkça sözleşmeye aykırıdır. Öte yandan, davalının Kaşe ve İmza ile Teslime güvenerek yaptığı teslimde, adres bilgileri de birebir taşıma faturası ile örtüşmemektedir. Vergi dairesi bilgileri uyumlu değildir. Gerçekten de alıcı adres bilgileri ve kaşesi aynı değildir. Bu noktada belirtmek gerekir ki; taşıyıcı taşıma evrakı ile bire bir uyumlu olması halinde dahi en yüksek taşıyıcı özeni göstermiş olmayacaktır. Sahte kaşe ile malı çeken kişinin mal ve kargo bilgilerini bilmesi, bu bilgileri alıcının çalışanlarından, gönderenden veya taşıyıcı çalışanlarından alması muhtemeldir. Belli bir işbirliği ile bu sahte kaşe ve mal teslimi olmuştur. Ancak bu, davalının malı teslimini haklı göstermez. Malın alıcısına tesliminde eğer teslim başka bir adreste veya şubede yapılıyorsa, bunun gönderene bildirilmesi gerekir ve ayrıca İmza Sirküleri, Kargo Teslim Alma Yetkisi mutlaka yazılı teyit edilmelidir. Somut olayda, sahte bir kaşeye itibar edilerek, TC kimlik numarası, imza sirküleri, kargo teslim alma yetkisi sorgulanmadan yapılan teslim yanlış kişiye teslim olmuş olup bunun sorumluluğunun taşıyıcı üzerinde olduğu kabul edilmiştir. Kaldı ki kargo, şube teslim şeklinde gönderilmiş olsaydı dahi, davalının, kargo tesliminde halen gerekli denetimleri gereği gibi yapmadığı için yine de sorumlu olduğunun kabulü gerekecektir. Taşıma konusu emtianın Telefon olduğu taşıma evrakında yazılıdır. ... numaralı fatura ve ... numaralı sevk irsaliyesi ile iki adet cep telefonu cihazının taşımaya verildiği anlaşılmaktadır. Yük 2 kg üzerinden taşımaya alınmış ve ücretlendirmesi yapılmıştır. 10.07.2018 tarihli taşıma sonunda tam zayi -kayıp sebebi ile 13.200 TL tazminat talep edilmiştir. Davalı taşınan emtianın telefon olduğunu-kıymetli ve nitelikli emtia olduğunu bilerek taşımaya almıştır. Bu nedenle özel ihtimam göstermesi beklenirken, yanlış kişiye teslim ile kayıp-tam zayie sebebiyet vermiştir. Davacının telefonları KDV dahil tedarik ettiği ve KDV dahil sattığı gözetilerek, TTK m.880 hükmünde atıfta bulunulan “satış faturası kıymeti” taşınan emtianın kıymeti sayılacağı düzenlemesi karşısında KDV dahil kıymetin zarar olarak belirlenmesi gerektiği kabul edilmiştir. Davacının kargoyu alıcı adresine-varma yerine götürmeksizin şubede yanlış kişiye teslim etmesi açıkça TTK m.886 hükmüne göre “zarar meydana gelme bilinci içinde pervasızca davranışlarla tam zayi” zararı olarak nitelendirilmek gerekir. Bu durumda TTK m.882 hükmünde düzenlenen sınırlı sorumluluk uygulaması yapılamayacağı kanısı ile zararın tamamının davalı yanca tazmini uygun bulunmuştur.Davalının ibraz edilen sahte kaşeye güvenerek, alıcı adresine götürmeden malı kendi şubesinde, hem de şüpheli bir şekilde yükün araçtan boşaltılmasını bekleyen ve alıcının yetkilisi olduğunu delilleri ile ortaya koymayan gerçek kişi ad soyad ve kimlik bilgileri olmayan bir kişiye yükü teslim etmesinin TTK m.886 kapsamında ağır kusura işaret ettiği, meydana geldiği iddia edilen zararın iki adet cep telefonu için 13.200 TL olduğu ve satış faturası ile de bu miktarların teyit edildiği anlaşılmış, davanın kabulü ile 13.200 TL’nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar vermek gerekmiştir..."gerekçesi ile, ''Davanın kabulü ile 13.200 TL’nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,'' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel Mahkeme’nin 2020/252 E. - 2021/916 K. sayılı dosya hakkında vermiş olduğu 08.12.2021 tarihli gerekçeli kararın hukuka aykırı olduğunu ve istinaf incelemesi akabinde kaldırılması gerektiğini, kararda, davalının sahte kaşeye güvenerek malı kendi şubesinde, alıcı yetkilisi olduğunu delilleriyle ortaya koymayan bir kişiye teslim ettiği, bu durumun TTK m.886 kapsamında ağır kusura işaret ettiği ve zararın 13.200 TL olduğunun belirtildiğini ancak, müvekkili şirketin taşıma sözleşmesine aykırı bir işleminin bulunmadığını, teslimat esnasında kendisini firma yetkilisi olarak tanıtan ve firmanın kaşesini kullanarak imza atmak suretiyle kargoyu teslim alan kişiye teslimat yapılması nedeniyle müvekkilinin sorumlu tutulmasının abesle iştigal olduğunu;Mahkemenin gerekçesine göre ceza soruşturmasının sonucunun beklenmemesi ve haksız fiilin gerçek failinin tespiti için ceza soruşturmasının bekletici mesele yapılmamasının hukuka aykırı olduğunu, müvekkili şirketin kargoyu teslim ederken üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirdiğini, teslimatı kaşeye ve kargo bilgilerinin eksiksiz ibrazına güvenerek yapan personelin iyi niyetli bir şekilde hareket ettiğini, özel belgelerin hukuki işlemlerde güven duyulması gereken belgeler olduğunu ve TCK kapsamında özel belgede sahtecilik suçunun düzenlendiğini, dolayısıyla kargo teslimatını gerçekleştiren personelin üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirdiğini, her ne kadar kararda alıcı bilgileri ile teslim bilgilerinin uyuşmadığı belirtilmiş ise de, teslim belgesi ve sistem kayıtlarında alıcı ile teslim bilgilerinin, alıcı adres bilgilerinin tüm belgeler ve kaşe ile uyumlu olduğunu, sistem kayıtları ile uyumlu şirket kaşesi ile şubeye gelerek, kargo bilgilerini eksiksiz veren ve alıcı adına hareket ettiğini bildiren şahsa kargo tesliminin yapılmamasının beklenemeyeceğini, yalnızca gönderici ve alıcı şahıs ile paylaşılan gönderi bilgilerinin 3. kişilerin eline nasıl geçtiğinin müvekkili şirketin bilgisi dışında olduğunu, kargonun, kendisini alıcı olarak tanıtan ve kargo bilgilerini eksiksiz ibraz eden kişiye teslim edilmesinin normal olduğunu;Gönderici yanın müvekkili şirkete taşınacak olan ürünü teslim etmesinden sonra teslim alma şeklini tercih edecek yanın alıcı olduğunu, hal böyle iken müvekkilinin kanunen göndericiden ürünün nasıl teslim edileceğine dair teyit alma yükümlülüğünün bulunmadığını, hükme esas alınan eksik ve hatalı bilirkişi raporunda bilirkişinin kendi yorumlamasına göre aksi kanaate ulaştığını, TTK madde 868/2'nin lafzından da anlaşılacağı üzere eşyanın teslim yerine ulaşması ile gönderenin emir ve talimat verme yetkisinin sona erdiğini, nitekim kargo müvekkili şirkete teslim edildikten sonra alıcının şubeden teslim alacağını beyan etmesi üzerine kargonun alıcısına şubeden teslim edilmesinde müvekkiline atfedilecek bir kusur bulunmadığını; Hükmedilen zarar miktarına KDV’nin dahil edilmesinin hukuka aykırı olduğunu ve Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından taşıma sebebiyle bir malın hasar görmesi/zayi olması sebebiyle hizmet akdine bağlı olarak ödenen tazminatların herhangi bir hizmetin veya teslimin karşılığı olmaması sebebiyle KDV'te dahil olmadıklarının özelge ile açıklandığını, Mahkemece KDV'nin zarar olarak kabul edilmesinin kabul edilemeyeceğini;Müvekkilİ şirketin sorumluluğunu kabul etmemekle birlikte, aksine kanaat halinde sorumluluğun TTK’da belirlenen limitlerle sınırlı olmadığına ilişkin gerekçenin hukuka aykırı olduğunu, ceza soruşturmasına konu olmuş cezai ve haksız fiil niteliği bulunan üçüncü kişinin eylemleri karşısında müvekkili şirketin sınırlı sorumluluktan yararlanamayacağının kabulünün hukuka aykırı olduğunu, TTK'nın 886. maddesinde zarara kasten veya pervasızca sebebiyet verdiği ispat edilen taşıyıcının sınırlı sorumluluktan faydalanamayacağının belirtildiğini, burada kanun koyucunun pervasızca ve zararın gerçekleşebileceği bilinciyle hareketi birlikte aradığını ve bu durumun kasta eşit bir kusur olarak yorumlanması gerektiğini belirttiğini, somut olayda üçüncü kişinin kasten gerçekleştirdiği bir eylem mevcut iken müvekkili şirketin pervasızca davrandığından bahsedilemeyeceğini, bu hususta ceza dosyasının da Mahkemece incelenmediğini, müvekkili şirketin TTK madde 880 ila 882'de yer alan şekliyle yapılacak hesaplama neticesinde bulunacak zarardan, yani belirli bir limitten sorumlu olabileceğini; Mahkemece eksik ve hatalı bilirkişi raporuna dayanarak karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, dosya kapsamında tanzim edilen bilirkişi raporunun eksik incelemeye dayandığını, rapora itirazlarının değerlendirilmediğini, raporun müvekkili şirket aleyhine yanlı olarak düzenlendiğini, bu rapora dayanılarak hüküm kurulmuş olmasının hukuka aykırı olduğunu beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve esastan inceleme yapılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, yurt içi taşıma sözleşmesi kapsamında alıcısı dışında üçüncü kişiye teslim edilerek zayi edildiği iddia edilen emtia bedelinin tahsili talebine ilişkindir.Davacı taraf, davalı şirket tarafından alıcısına ulaştırılmak üzere teslim alınan ve içerisinde 2 adet cep telefonu olan kargonun, adreste teslim üzerinde anlaşma sağlanmış olmasına rağmen şubede, kendisini alıcı şirketten gelmiş gibi tanıtan kişiye herhangi bir kimlik sorgulaması yapılmaksızın, sahte kaşe basılması karşılığında teslim edildiğini, alıcısına teslim edilmeyen emtia nedeniyle zarara uğradığını iddia ederek zararının tazminine karar verilmesini talep etmiş, davalı taraf, kargo paketinin teslim alınmasından sonra göndericinin emir ve talimat verme yetkisinin sona erdiğini, gönderilenin talebi üzerinde kargonun şubede şirket kaşesi basılmak ve kargoya ilişkin bilgiler alınmak suretiyle teslim edildiğini, herhangi bir kusurun ve sözleşmeye aykırılığın bulunmadığını, aksi halde ise davacının KDV bedelini talep edemeyeceğini, sınırlı sorumluluğun geçerli olduğunu beyanla davanın reddini savunmuş, Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; davalı şirketin taşıma sözleşmesine aykırı bir işleminin olmadığı, kargonun kendisini alıcı şirket yetkilisi olarak tanıtan ve şirket kaşesini kullanarak, şirket adına imza atan kişiye teslim edildiği, Mahkemenin gerekçesinde yer alan kabule göre ceza soruşturmasının neticesinin beklenmesi gerektiği, davalı şirketin üzerine düşen tüm yükümlülükleri yerine getirdiği, kargo paketinin davalı taşıyıcı şirkete taşınmak üzere teslim edilmesinden sonra teslim alma şeklini tercih hakkının alıcıya geçtiği, davalının teslim şekline ilişkin olarak göndericiden (davacıdan) teyit alma yükümlülüğünün olmadığı, tazminat miktarına KDV'nin ilave edilemeyeceği, davalının hasar ve ziya nedeniyle ödediği tazminat bedelleri yönünden KDV'den muaf tutulduğu, davalı şirketin herhangi bir pervasızca hareketinin bulunmadığı, bu nedenle sınırlı sorumluluğun uygulanması gerektiği, bilirkişi raporunun eksik ve hatalı olduğu, rapora itirazlarının değerlendirilmediği, sonuç olarak verilen hükmün hatalı olduğuna ilişkindir.Mahkemece taraf delillerinin ibrazı sağlanarak, bilirkişi incelemesi yaptırılmış ve taşıma konusunda uzman bilirkişiden rapor alınarak istinafa konu karar verilmiştir. HMK'nın 282. maddesinde "Hakim bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir." yasal düzenlemesi yer almaktadır. Davalı tarafça ileri sürülen tüm istinaf sebepleri yargılama aşamasında sunulan cevap, itiraz ve beyan dilekçeleri ile de ileri sürülmüş, ilk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporunda bu iddialar ve itirazlar değerlendirilmiştir. Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre; 6102 sayılı TTK'nın 875 ve 879. maddeleri uyarınca taşıyıcının, eşyanın taşınmak üzere teslim alınmasından teslim edilmesine kadar geçecek süre içinde zıyaından, hasarından veya teslimindeki gecikmeden doğan zararlardan; kendi adamlarının, taşımanın yerine getirilmesi için yararlandığı kişilerin görevlerini yerine getirmeleri sırasındaki fiil ve ihmallerinden, kendi fiil ve ihmali gibi sorumlu olduğu, TTK'nın 876 ve 878. maddelerinde düzenlenen sorumluluktan kurtulma hallerinden birisinin bulunduğunu kanıtlayan taşıyıcının sorumluluktan kurtulacağı, taşıyıcının zarardan sorumlu olduğunun kabulü halinde ise genel kural, taşıyıcının zıya ve hasardan sınırlı sorumluluğunun bulunduğu şeklinde ise de, TTK'nın 886. maddesinde taşıyıcının sorumluluk sınırlamalarından yararlanamayacağı hallerin düzenlendiği, buna göre zarara taşıyıcının, kasten veya pervasızca bir davranışla ve böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlenmiş bir fiilinin veya ihmalinin sebebiyet vermesi halinde sorumluluk sınırlamalarından yararlanamayacağı, taraflar arasında taşıma sözleşmesi ile kargonun alıcıya bildirilen adresinde teslim edileceğinin kabul edildiği ve davalı taşıyıcının teslimatı adrese gitmeksizin şubeye gelen kişiye yaptığının sabit olduğu, davalının bu işlemi sözleşmeye aykırı olduğu gibi teslimatın alıcı şirketin yetki belgesi istenilmeden, kimlik sorgulaması yapılmadan, gönderici adresinden farklı bir adresi içerir kaşenin basılması karşılığında yapıldığı, teslimat yapılan kişinin alıcı şirket çalışanı olmaması sebebiyle ziyanın oluştuğu ve davalının ziyada ağır kusurlu olduğu, buna göre davacının gerçek zararını talep edebileceği, davalının sınırlı sorumluluk ilkesinden faydalanamayacağı, her ne kadar davalı taraf davacının cep telefonları için ödediği KDV bedelinin zarar miktarına ilave edilemeyeceğini iddia etmiş ve bu iddiasına dayanak olarak Gelir İdaresi Başkanlığı'nın muafiyet kararını göstermiş ise de, söz konusu muafiyetin davalının davacıya ödeyeceği tazminat üzerinden vergi ödenmemesine ilişkin olduğu, davacıya ödenecek zarar konusunda bir belirleyiciliğinin bulunmadığı, Mahkemece tespit edilen vakıalara göre uyuşmazlık çözümlendiğinden ceza soruşturmasının neticesinin dosyaya bir katkısının bulunmadığı, bu minvalde ceza soruşturması neticesi beklenmeksizin, dosya kapsamına uygun, denetlenebilir ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmış, davalı tarafın aksi yöndeki tüm istinaf sebepleri haksız bulunmuştur.Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 901,69 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 225,43 TL harcın mahsubu ile bakiye 676,26 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 19/09/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.