Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2018/726 E. 2022/219 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2018/726
- Karar No
- 2022/219
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2022/937 KARAR NO : 2024/2232 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 09/03/2022 NUMARASI : 2018/726 E. 2022/219 K. DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit KARAR TARİHİ : 26.12.2024 KARAR YAZIM TARİHİ : 26.12.2024 İzmir 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 09.03.2022 tarih 2018/726 E. 2022/219 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili; davalı tarafından davacı aleyhine kambiyo senetlerine mahsus icra yolu ile takip başlatıldığını, takip dayanağı olarak 15/05/2017 düzenleme ve 31/07/2017 vade tarihli 34.600,00-TL'lik bononun gösterildiğini, söz konusu bu bononun alacaklısının davalı ... olduğunu, senedin borçlusunun ise yapı kooperatifi olmasıyla birlikte davalının ilgili bu senede kefil olarak iştirak ettiğini, takibe konu olan bu senedin davalı ile borçlu kooperatif arasındaki ticari ilişkiden doğmuş olan sözleşmeden kaynaklı borcun teminatı şeklinde tanzim edildiğini, davalı ile kooperatif arasındaki bu ticari ilişkinin ise davalının maliki olduğu arsa üzerine inşa edilecek taşınmazlarla ilgili olarak akdedilen kat karşılığı inşaat sözleşmesinden doğduğunu, davacının da yapı kooperatifi ile aralarındaki sözlemeye istinaden bu inşaatın yapımını taahhüt eden müteahhit olduğunu, bu kapsamda takibe konu bononun kooperatifin davalıya karşı gecikmiş olan edimlerinden doğan borçların teminatı olarak söz konusu bononun davacının imzasını içerir şekilde davalıya teslim edildiğini, bononun üzerindeki malen ibaresinin elden ya da nakit olarak bir borçlanma olmadığı hususunu doğruladığını, tüm bunlarla beraber takip konusu bono 30.000,00-TL'nin kooperatif hesabından ödendiğini, davacının borçtan sorumlu olmayacağını, belirterek; davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti ile % 20 kötüniyet tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir. CEVAP : Davalı vekili; sunulan banka dekontlarının senet borcuna mahsuben yapıldığı öne sürülmüşse de bunlardan sadece 15.000,00-TL'lik kısmının senede mahsuben yapıldığını, diğer 15.000,00-TL'lik banka dekontunda ise sözleşme gereği ödeme yazıldığını, senede mahsuben yapıldığı iddia olunan bu ödemenin teamüle ve hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, bu kapsamda takibe konu 34.600,00-TL'lik bononun 15.000,00-TL'lik kabul olunan kısmı haricinde bakiye 19.600,00-TL'nin davacının sorumluluğunun devam ettiğini, bu miktar yönünden davacının borçlu olduğunu, belirterek; davanın redine, davacını % 20 kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, hükme esas alınan bilirkişi raporu ile diğer deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davalının davacı aleyhine 31/07/2017 vade tarihli ve 34.600,00-TL bedelli bonoya dayanarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip başlatıldığı, davacı ile davalı arasındaki ihtilafın dava dışı kooperatifin davalıya sözleşme gereği ödeme açıklaması ile 09/08//2017 tarihinde yaptığı 15.000,00-TL'lik ödemenin takip ve davaya konu bonoya ilişkin olup olmadığı noktasında toplandığını, söz konusu senedin teminat senedi olduğu davacı tarafından ileri sürülmüşse de davacının senet metninden anlaşılmayan bu iddiasını yazılı delille ispatlaması gerektiği, ancak bu konuda herhangi bir yazılı delil sunmadığı, aval konumunda olan davacının keşideci ile birlikte seneden konu alacaktan sorumlu olduğu, davacı keşideci tarafından davalıya kısmi ödeme yapıldığını ve senedin 30.000,00-TL tutarında bedelsiz kaldığını ileri sürmüş ise de davalının sadece 02/08/2017 tarihli ve 15.000,00-TL'lik olan senedi kabul ederken 09/08/2017 tarihli diğer senedi kabul etmediği, takibe konu senette malen kaydı bulunmakla ve davalı tarafından da senedin dava dışı kooperatif ile olan ticari ilişki kapsamında düzenlendiği kabul edildiğinden talilden söz edilemeyeceği, davacının ödemenin senede ilişkin olduğunu ispatlaması gerektiği, yapılan inceleme neticesinde 02/08/2017 ve 09/08/2017 tarihli ödemelerin dava dışı kooperatiflerin defterlerinde aynı mahiyette olduğu, dava dışı kooperatifin arsa sahiplerinin temsilcisi olan davalıya 2015 yılından itibaren teslimin yapıldığı 2019 yılına kadar aylık 15.000,00-TL kira kaybı ödemesinin gerektiği, bu kapsamda 2017 ağustos ayına kadar davalıya 185.000,00-TL (02/08/2017 tarihli senet haricinde) ödeme yapıldığı, ayrıyeten 2017 yılı ağustos ayından da sonra kira alacağının tahakkuk ettiği, 09/08/2017 tarihli ödemenin senede ve geçmiş dönem kira kaybına ilişkin olduğunu iddia eden davacının davalının bu tarih itibariyle birikmiş ve/veya 2017 yılı ağustos ayı ile sonrasında da kira kaybına ilişkin alacağının bulunmadığını ispatlaması gerektiği, ancak davacının bunu ispatlamadığını, dolayısıyla davalının kabulünde olan15.000,00-TL'lik ödeme haricindeki kısım yönünden davacının iddiasını ispat edemediği, belirterek; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karara karşı davacı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili; bilirkişiden ek rapor talep edilmesine ve bu ek rapor için bilirkişinin dava dışı kooperatife ait defter ve belgelerin getirilmesini istemesine rağmen bu hususta bir değerlendirilme yapılmadan hüküm kurulduğunu, ayrıca delil listelerindeki tanıklara yönelik de bir inceleme yapılmadığını, mahkemenin kanaatinin aksine davacı tarafa düşen ispat külfetinin sunulmuş olan iki adet dekont ve kooperatifin 19/07/2018 tarihli dilekçesi ile 19/11/2021 tarihli bilirkişi raporuyla yerine getirdiklerini, davalının iddialarını inkar etmediğini ancak yeni iddialar öne sürdüğünü, bu iddialar iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağına tabi olmakla birlikte ispat külfetinin yeni iddia öne süren tarafa davalıya ait olduğunu, belirterek; kararın kaldırılarak davanın tam kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE : Dava, bonoya dayalı takip dosyası kapsamında menfi tespit istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. 1. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. 2. Toplanan tüm deliller ile hukuki ve maddi vakıalar karşısında; davanın teminat senedi ve bedelsizlik iddiasına dayanan menfi tespit istemine ilişkin olmasına, kambiyo senedi uyarınca açılan menfi tespit davasında ispat külfetinin davacı borçluya ait olmasına, senede karşı ileri sürülen her türlü iddia ve def'inin yazılı delille kanıtlanması zorunlu olup ispat külfeti üzerinde bulunan davacının senede karşı ileri sürdüğü bedelsizlik ve senedin teminat senedi olduğu iddiasının ancak yazılı delille ispatlanması gerekmesine, bunun ötesinde davacının takibe konu bonoda aval veren olmasına, aval veren kişinin teminat altına aldığı borç şekle ait noksanlıktan başka bir sebepten dolayı batıl olsa da aval verenin taahhüdünün geçerli olmasına, davaya konu bonoda herhangi bir şekli noksanlık bulunmamasına, esasen aval veren davacının asıl borçlunun ileri sürebileceği defilere dayanmasının da mümkün olmamasına, çekişmeli miktar bakımından davacının yeterli açıklama içermeyen havale dekontunda dayalı ödeme iddiasına karşın, davalının söz konusu ödemenin dava konusu borç dışında başkaca bir borca ilişkin olduğu yönündeki savunmasının gerekçeli inkâr (vasıflı ikrar) niteliğinde olmasına, öğreti ve uygulamada kabul edildiği üzere vasıflı ikrar (gerekçeli inkar) bölünemeyen ikrarlardan olup vasıflı ikrarda bulunan tarafın ikrar ettiği maddi vakıa ile ilgili hukuki nitelendirmeye ilişkin iddiayı ispat etmesi beklenemeyeceğinden somut olayda ispat yükünün de halen davacı üzerinde bulunmasına, borcun ödendiğini gösterir herhangi bir yazılı delil sunulmamasına, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, istinaf itirazları yerinde değildir. Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 427,60-TL'den peşin alınan 80,70-TL'nin mahsubu ile bakiye 346,90-TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 26.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.