Bölge Adliye Mahkemesi · İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi 2020/1498 E. 2023/1115 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2020/1498
- Karar No
- 2023/1115
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2020/1498
KARAR NO : 2023/1115
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 26/10/2023
KARAR YAZIM TARİHİ : 30/10/2023
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava dışı ...‘nın davalı ile olan ticari ilişkisi sebebiyle davalı ...'nun donatanı olduğu 8972261 IMO numaralı M/V Aleksandr Antonov gemisine yağ, yakıt, kumanya, acente masrafları ve gemi adamı ücretleri ile ilgili masraflar yaptığını, söz konusu masrafların ödenmemesinin ardından taraflar arasında 14/04/2016 tarihinde borcun yeniden yapılandırılması sözleşmesi akdedildiğini, böylelikle işbu davaya konu gemi ve dava dışı başka gemilere sağlanan hizmetler çerçevesinde imzalanan sözleşmenin toplam bedeli olan 1.007.117,08 USD'nin 01/05/2016 tarihinde ödenmesi konusunda mutabık kalındığını, ancak borcun belirlenen vadelerde ödenmediğini, sözleşmenin imzalanmasından sonra müvekkili ... Denizcilik şirketinin dava dışı ... ile imzaladığı temlikname uyarınca müvekkilinin borcun yeniden yapılandırılması sözleşmesinden doğan tüm haklara halef olduğunu, bu kapsamda gemi adamlarına ödenen ücretlerle ilgili 91.578,37 USD asıl alacak ile sözleşmenin 6.2 maddesinde yer alan faiz şartına göre tespit edilen 59.222,35 USD işlemiş faiz alacağının tahsili için İstanbul 24.İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, ancak davalının kötü niyetli olarak borca itiraz etmesi üzerine takibin durdurulduğunu ileri sürerek, davalının takibe itirazının iptali ile icra takibinin devamına, alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı gemi maliki vekili cevap dilekçesinde özetle; gemi adamı ücret alacaklarından dolayı 7036 sayılı kanunun 5.maddesi gereğince İş Mahkemelerinin görevli olduğunu, temliknamenin yetkisiz temsilci tarafından imzalandığını, borcun yeniden yapılandırılması sözleşmesinde müvekkilinin imzasının bulunmadığını, davaya sebepsiz zenginleşme hükümleri uygulanacağından sebepsiz zenginleşmeden kaynaklı uyuşmazlıklar için öngörülen 2 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, geminin çıplak kira sözleşmesi ile gemi adamlarından ari olarak kiraya verildiğinden sicilde kayıtlı malik olan müvekkilinin TTK’nun 1061 ve TTK’nun 1127.maddeleri uyarınca donatan olarak addolunamayacağını, davacı tarafın TTK 1320 ve 1352 maddelerine göre gemi alacağı yada deniz alacağı hakkı varit olmadığından mahkemenin görevsiz olduğunu, zira hak sahibinin ... gemisinde hizmet etmiş olan gemi adamlarının bizzat kendileri olduğunu, üçüncü şahıslara bu hakkın geçmesi için BK 127.maddesinde düzenlenen koşulların gerçekleşmesi gerektiğini, somut olayda bu koşulların oluşmadığını, gemi adamı alacağı ve deniz alacağı haklarının üçüncü kişilere geçmesi için ifada bulunan üçüncü kişinin gemi üzerinde mülkiyet hakkının yahut başka bir ayni hakkının bulunması yada müvekkili şirketin borcun ifasından önce alacaklıya bu hususu bildirmesi gerektiği, dosya kapsamında ise bu yönde bir delilin bulunmadığı, kabul anlamına gelmemekle beraber bir an için gemi adamı maaşlarının dava dışı ...tarafından ödendiği varsayılsa bile gemi adamlarının maaşının üçüncü kişi tarafından ödenmesi halinde ödemede bulunan üçüncü kişiye TBK'nun 127.maddesine göre kendiliğinden bir halefiyet sıfatı kazandırmayacağı, gemi adamlarına tanınan rehin hakkının da ödemede bulunan üçüncü kişiye temlik edildiği sonucunun doğmayacağı, öte yandan 14/04/2016 tarihli borcun yeniden yapılandırılması sözleşmesinin müvekkili açısından bağlayıcılığının bulunmadığını, zira sözleşmede müvekkili şirketin temsilcisi, kiracısı veya işletenine ait imza yada kaşenin protokolde yer almadığını, ayrıca protokolün temlik edeni temsilen şirket ortağı tarafından imzalandığı, müvekkilinin gemisini çıplak olarak yani gemi adamları ile donatmaksızın kiraya vermiş olması nedeniyle TTK'nun 1127.maddesine göre müvekkiline yüklenebilecek bir sorumluluğunun bulunmadığını, 14/04/2016 tarihli sözleşmenin ekleri incelendiğinde ... gemisinin navlun gelirlerinin alacağı temlik eden şirket tarafından alındığı ve yine davalı tarafından kabul edildiğinin anlaşıldığını, üçüncü bir şahsın bir başkasının borcunun sebepsiz yere ifa etmesinin beklenemeyeceğini, bu nedenle davalı tarafın temlik aldığını iddia ettiği ve temlik edenin gemi adamlarına ödemiş olduğunu iddia ettikleri bedellerin de kendilerinin bir borcuna karşılık yahut taraflar arasındaki ticari ilişkiye istinaden ifa edildiğinin kabulü gerektiğini, dosyaya sunulan belgelerden ... gemisinin navlun alacakları toplamının karşı tarafın ödediğini iddia ettiği gemi adamı ücretleri toplamından çok daha fazla olduğunu, ayrıca gemi adamı ücretlerinden geminin çıplak kirada olması nedeniyle gemi işletme müteahhidinin sorumlu olduğunu, bu nedenle sicilde kayıtlı malik sıfatından başka bir sıfatı bulunmayan müvekkilinin gemi adamı ücretlerinden sorumlu tutulamayacağını savunarak tüm bu nedenlerle davanın görevsizlik ve esastan reddine, % 20 oranındaki kötüniyet tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...geminin çıplak gemi kira sözleşmesi ile kiraya verilmiş olmasının yanı sıra kira sözleşmesinin 9.maddesinde geminin işletilmesi için gerekli olan yağ, yakıt, kumanya, acentelik ücreti gibi her türlü masraf ve harcamanın kiracıya ait olduğu taraflarca kabul edilmiş olduğundan dava konusu olan yağ, yakıt, kumanya, acentelik ücreti gibi gemiye yapılan harcamalardan dolayı davalı gemi malikinin sorumlu tutulamayacağı, bu alacaklar için düzenlenen borcun yeniden yapılandırılması sözleşmesinde de davalı gemi malikinin imzası bulunmadığından sözleşmenin davalıyı bağlamayacağı kanaatine varıldığından, bu kanaat ışığında davanın reddine, davacının kötüniyetle takip yaptığı anlaşılamadığından davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Dosyanın bilirkişiye gönderilmemiş olması sebebiyle ilk derece mahkemesinin kararının bozulmasını ilgili ilk derece mahkemesi dava sırasında davacı müvekkilimizin dosyanın bilirkişiye gönderilmesi hususundaki taleplerinin hepsini reddettiğini, dosyanın bilirkişiye gönderilmesinin reddedilmesi Anayasa’nın 36. maddesince güvence altına alınan “savunma” hakkının ihlaline sebebiyet verdiğini, söz konusu madde hükmüne göre, “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip” olduğunu, bu temel hak göz önüne alındırıldığında, bilirkişi raporuna başvurma talebi davaya konu olan olay için davacı olan müvekkilimizin savunma hakkının kullanmasını sağlamak için lüzumlu olduğu halde istinaf başvurusuna konu olan olayda ilgili mahkeme dosyaya ilişkin bilirkişi raporu alınmasına ilişkin talepleri reddettiğini, bu kapsamda davacı müvekkilin bilirkişi talebinin reddedilmesi, davacının hukuki dinlenilme hakkını ihlal edildiği açıkça ortada olduğunu, adil yargılanma hakkının kapsamında yer alan savunma ve hukuki dinlenilme haklarının etkin bir içinde kullanılması için davaya konu olan olaya ilişkin bir bilirkişi incelemesinin yapılmasını, ilk derece mahkemesinin kararı hiçbir bilirkişi raporu alınmadan oluşturulmuş ve olaylar ayrıntılı bir şekilde irdelenmediği gibi davacı müvekkilin anayasal hakkı da ihlal edildiğini,
istinaf başvurumuzun lüzumlu kılan ilk derece mahkemesi kararı her ne kadar denizcilik ihtisas mahkemesi sıfatıyla dosyaya bakan mahkemece verilmiş olsa da davaya konu olan hususun alanında uzman bir bilirkişi tarafından da incelemesi gerektiğini, işbu gerekçeli karar bilirkişi raporuna başvurulmadan konuya ilişkin ayrıntılı bilgi alınmaksızın, eksik inceleme yapılarak verilmiş bir karardır bilirkişi incelemesi yapılmaksızın verilmiş olan işbu karar tümden bozulmasını, gerekçeli kararda değinilen ve 17.12.2019 tarihinde davalı tarafça mahkemeye iletilen belgeler süresi içinde sunulmadığını, uyuşmazlığa konu alacak Türk Borçlar Kanunu’nun 183. maddesine ilişkin olup halefiyet ile ilişkilendirilemediğini, itirazlarımızdan da anlaşıldığı üzere, mahkemenin işbu kararının usul ve esastaki eksikliklerden dolayı tümden bozulmasını, yukarıda arz ve izah olunan sebeplerle mahkememiz tarafından re’sen tespit edilecek sebepler muhacevesinde; öncelikle, Tehir-i icra talepli istinaf başvurumuzun kabulüne, istinafa konu olan kararın tümden kaldırılmasına, mahkemece bilirkişi incelemesi yapılarak talebimiz doğrultusunda hüküm kurulmasına, mahkeme aksi kanaatteyse, bilirkişi incelemesi yapılmadan talebimiz doğrultusunda hüküm kurulmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine,
karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
GEREKÇE :Dava, gemi ve deniz alacaklarının tahsili istemiyle başlatılan icra takiplerine vaki itirazın iptali davasıdır.
İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davalı gemi malikinin takip konusu alacaklardan sorumlu olup olmadığı noktasındadır.
Alacağı temlik eden dava dışı .... İle 12 adet gemi maliki/donatınına atfen 14/04/2016 tarihinde "Borcun Yeniden Yapılandırılması Sözleşmesi" imzalanmıştır.
Dava dışı temlik eden ...İle davacı temlik alan ...Denizcilik Taşımacılık Limited Şirketi arasında 27/01/2017 tarihinde imzalanan "Temlikname" ile 14/04/2016 tarihli "Borcun Yeniden Yapılandırılması Sözleşmesi"nden doğan tüm alacaklar davacıya temlik edilmiştir.Daha sonra davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, İstanbul 24. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasında, "27/01/2017 tarihli temliknameye istinaden 14/04/2016 tarihli borcun yeniden yapılandırılmasına ilişkin sözleşme uyarınca TTK'nın 1352 vd. maddeleri tahtında gemiye yapılan harcamalara ilişkin 91.578,37-USD asıl alacağın ve 59.222,35-USD işlemiş faiziyle birlikte tahsili istemiyle 15/11/2017 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuş, davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki davalar açılmıştır.
Davacı taraf cevaba cevap dilekçesinde, ...Ltd.'nin bahse konu gemilerin hem kiracısı hem de işleteni olduğu, temlik eden ... ile ... arasındaki ticari ilişkinin ise Kent’in kiracısı olduğu gemilere yük bağlama işlemlerine ilişkin olduğu, gemilerin borçlarından dolayı seferden men edilmemesi amacıyla ... tarafından verilen talimatlar çerçevesinde; yettiği kadarıyla gemi navlunları, artan kısım için ise temlik eden ...’nin kendi hesabından ödediği bedeller çerçevesinde gemi borçlarının kapatıldığı, bu şekilde gelen navlun bedelleri gemi borçlarına yetmeyince temlik eden ... tarafından birtakım ödemeler yapıldığı, ticari hayatın aksamaması için iki şirket arasındaki duruma ilişkin borçların artması üzerine bahse konu borcun tasfiyesi için 14.04.2016 tarihinde Borcun Yeniden Yapılandırılması Sözleşmesinin akdedildiği şeklinde beyan etmiştir. Yine aynı dilekçesinde davacı vekilince davaya konu alacağın yağ, yakıt, kumanya ve acente masraflarına istinaden açıldığı belirtilmiştir.Alacaklıya ifada bulunan üçüncü kişinin, ifası ölçüsünde alacaklının haklarına halef olabilmesi koşulları, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 127. maddesine düzenlenmiştir. Buna göre, başkasının borcu için rehnedilen bir şeyi rehinden kurtardığı ve bu şey üzerinde mülkiyet veya başka bir ayni hakkı bulunduğu takdirde ya da alacaklıya ifada bulunan üçüncü kişinin ona halef olacağı, borçlu tarafından ifadan önce alacaklıya bildirildiği takdirde üçüncü kişi alacaklının haklarına halef olur.Davacının dayandığı alacağı temlik eden dava dışı.... İle imzalanan "Borcun Yeniden Yapılandırılması Sözleşmesi"nde 8977261 IMO Numaralı m/v ... Gemisi Maliki... Ltd.'nin kaşesi bulunmakla birlikte imzası bulunmamaktadır. Bu halde bahsi geçen bu sözleşme nedeniyle davalı ... Ltd'ye sorumluluk yüklenmesi mümkün değildir.
TTK'nın 1061/1. maddesine göre, donatan, gemisini menfaat sağlamak amacıyla suda kullanan gemi malikine denir. Buna göre donatan "geminin maliki olma" ve "maliki olduğu gemiyi menfaat sağlama amacıyla suda kullanma" olmak üzere iki unsurla tanımlanmıştır. Bu iki unsurun birlikte mevcudiyeti halinde geminin maliki "donatan" ve gemisi de "ticaret gemisi" olarak nitelendirilir.
Malik gemisini kendi adına ve hesabına işletmiyorsa donatan olarak nitelendirilemez. TTK'nın 1061/2. maddesine göre, kendisinin olmayan bir gemiyi menfaat sağlamak amacıyla suda kendi adına bizzat veya kaptan aracılığıyla kullanan kişi, üçüncü kişilerle olan ilişkilerinde donatan sayılır. Buna göre üçüncü kişilerle olan ilişkilerinde donatan sayılan(gemi işletme müteahhidi) "işleten" gerçek veya tüzel kişi olabilir. Bir kimsenin işleten olarak nitelenmesi ve üçüncü kişilerle ilişkilerinde donatan sayılması için "başkasına ait gemiyi kendi adına kullanma ve kullanmanın menfaat sağlama amacına yönelik olması gerekir. Gemi teknik ve ticari yönden işletenin yönetiminde ise, başkasına ait gemiyi kendi adına ve hesabına kullanma unsuru mevcuttur. Kullanımının menfaat sağlama amacına yönelik olması ise, seyrüsefer yolu ile kazanç elde etmek üzere geminin işletilmesini ifade eder(Emine YAZICIOĞLU, Kender-Çetingil Deniz Ticareti Hukuku, İstanbul 2022, s. 245 vd.).Somut olayda, ... Ltd 'nin kayıtlı maliki olduğu 8972261 IMO nolu M/V ... isimli kuru yük gemisini 05/04/2011 tarihli çıplak gemi kiralama sözleşmesi ile sözleşmenin 20. maddesi uyarınca 36 ay süreli olarak dava dışı . ... LTD.'ye kiraya verdiği, 18/02/2014 tarihli zeyilname ile kiralama süresinin 30/12/2016 tarihine kadar uzatıldığı görülmüştür.
Kiracı ... LTD. İle de dava dışı ...LTD. Arasında 04/04/2011 tarihli gemi yönetimi hizmetleri sözleşmesi imzalandığı, sözleşme süresinin 31/12/2012 tarihi olup taraflar arasında düzenlenen zeyilnameler ile işletim süresinin uzatıldığı tespit edilmiştir.Kiracı ... LTD. İle de dava dışı ...LTD. arasında 04/04/2011 tarihinde imzalanan GEMİ YÖNETİMİ HİZMETLERİ SÖZLEŞMESİ'nin 2 numaralı kutucuğunda belirtilen ... LTD.'nin donatan, 3 numaralı kutucukta belirtilen .. . LTD.'nin ise yönetenler olarak anılacağı sözleşmede düzenlenmiştir.Donatanların Yükümlülükleri başlıklı aynı Sözleşmenin 5/3.cü maddesinde;'' İş bu sözleşme tahtında Donatanlar, aşağıda yazılı olanlarda dahil ancak bunlarla sınırlı olmamak üzere, masrafları üstlenmekle yükümlüdür: Mürettebat istihdamı, mürettebata ücretlerin ödenmesi, sigorta muameleleri, yakıt ikmali, erzak ikmali, yönetenlerin ika ettiği ve geminin işletilmesiyle ilgili diğer harcalalar,'' dan sorumlu olduğu belirtilmiştir.
TTK'nın 1352/1-l,o bentlerine göre, geminin işletilmesi, yönetimi, korunması veya bakımı için sağlanan eşya, malzeme, kumanya, yakıt, konteynerler dâhil teçhizat ve bu amaçlarla verilen hizmetler; ülkelerine getirilme giderlerini ve onlar adına ödenmesi gereken sosyal sigorta katılma paylarını da içererek, gemi adamlarına, gemide çalışmaları dolayısıyla ödenecek ücretlerle, onlara ödenmesi gereken diğer tutarlara ilişkin istemler, deniz alacağı hakkı verir.
Deniz alacağının bulunması ise, bu alacakların teminat altına alınması için, geminin ihtiyati haczine imkan verir(TTK m. 1353/1).
TTK'nın 1369/1. maddesindeki düzenlemeye göre, hakkında deniz alacağı ileri sürülen her geminin ihtiyaten haczi;
a) Deniz alacağı doğduğunda geminin maliki olan kişi, ihtiyati haczin uygulandığı sırada da bu borçtan sorumlu olup geminin maliki ise; veya
b) Deniz alacağı doğduğunda geminin kiracısı olan kişi, ihtiyati haczin uygulandığı sırada da bu borçtan sorumlu olup geminin maliki ise; veya
c) Deniz alacağı gemi rehni, gemi ipoteği veya gemi üzerinde aynı nitelikteki bir ayni yükümlülük ile teminat altına alınmış ise; veya
d) Uyuşmazlık geminin mülkiyetine veya zilyetliğine ilişkin ise; veya
e) Alacak, 1320'nci madde uyarınca gemi alacaklısı hakkı veriyorsa, mümkündür. Davacının ileri sürdüğü alacaklardan hiçbirisi yukarıda alınan şartları sağlamamaktadır. Bu halde davacı tarafın geminin ihtiyati haczini isteyemeyeceği bir alacak için gemi malikinin sorumlu tutulması mümkün değildir.
Gemi kira sözleşmesinde, geminin kullanılması karşılığında kira bedeli ödemeyi üstlenen taraf kiracıdır. Kiracı, TTK'nın 1061/2 hükmü gereğince menfaat sağlamak amacıyla kendi adına bizzat veya kaptan aracılığıyla başkasına ait gemiyi kullanması sebebiyle üçüncü kişilere karşı donatan sıfatını alır.
Kiracı, gemiyi tahsis amacına uygun olarak sözleşme hükümleri çerçevesinde dilediği gibi kullanma hakkına sahiptir. (TTK m.1125/1) Geminin tekne sigortası sözleşmesinde sefer bölgesi sınırlaması mevcut ise, sözleşmede belirtilmemiş olsa bile, gemiyi sefer bölgesi sınırları dahilinde kullanmak ve denize elverişli halde bulundurmak zorundadır. Geminin bakım giderleri, gemideki ayıptan kaynaklanmayan tamir ve parçaların değiştirilmesi bedelleri (olağan bakım ve tamir giderleri) ile geminin işletme giderleri kiracıya aittir. (TTK m.1124/3) Gemi adamlarının hizmet sözleşmesinden doğan alacakları da geminin işletme giderleri kapsamında olmakla birlikte, TTK’nın 1127. maddesinin birinci fıkrasında, gemi adamlarının çalıştırılmasından doğan bütün borç ve yükümlülüklerin kiracıya ait olduğu ayrıca hüküm altına alınmıştır.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2011/8537 Esas- 2012/15837 Karar sayılı kararında, yapılan sözleşmeden anlaşıldığı kadarıyla geminin, gemi adamlarıyla birlikte kiraya verildiği için sözleşmenin çıplak gemi kira sözleşmesi sayılamayacağı belirtilmiştir.Somut olayda, ...gemisinin davalı .... LTD tarafından çıplak gemi kira sözleşmesi ile kiraya verildiği tespit edilmiştir.
Kiracı ...LTD. İle de dava dışı ... LTD. Arasında 04/04/2011 tarihli gemi yönetimi hizmetleri sözleşmesinin 2 numaralı kutucuğunda belirtilen ... LTD.'nin donatan, 3 numaralı kutucukta belirtilen .. . LTD.'nin ise yönetenler olarak anılacağı sözleşmede düzenlenmiş olup Donatanların Yükümlülükleri başlıklı aynı Sözleşmenin 5/3.cü maddesinde;'' İş bu sözleşme tahtında Donatanlar, aşağıda yazılı olanlarda dahil ancak bunlarla sınırlı olmamak üzere, masrafları üstlenmekle yükümlüdür: Mürettebat istihdamı, mürettebata ücretlerin ödenmesi, sigorta muameleleri, yakıt ikmali, erzak ikmali, yönetenlerin ika ettiği ve geminin işletilmesiyle ilgili diğer harcalalar,'' dan sorumlu olduğu belirtilmekle buna göre gemisini çıplak kira sözleşmesi ile kiraya veren gemi maliki ...'nun anılan sözleşmeler ve TTK 'nun 1127. maddesine göre takibe konu alacaktan sorumlu tutulamayacağı tesbit edilmekle; İlk Derece Mahkemesine sunulan deliller doğrultusunda mahkemece verilen karar ve gerekçesine göre, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.
Davacı tarafça, bilirkişi talebinin reddine karar verilmesinin hukuki dinlenilmesi hakkının ihlali niteliğinde olduğu ileri sürülmüştür. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 266. maddesinde, mahkemenin, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar vereceği, ancak genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamayacağı düzenlenmiştir. Somut olaya konu uyuşmazlık, davalının sorumlu olup olmadığının tespiti bakımından hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan hallerden olup, uyuşmazlığın niteliğine göre bilirkişiden rapor alınmasına gerek bulunmamaktadır.
Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şeklide hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle:
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 26/10/2023