Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2019/968 E. 2021/253 K. – İtirazın İptali
Konu: İtirazın İptali
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2019/968
- Karar No
- 2021/253
- Karar Tarihi
- Konu
- İtirazın İptali
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2021/1175 KARAR NO: 2024/1347 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 12/03/2021 NUMARASI: 2019/968 E. - 2021/253 K. DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkil şirket ile borçlu şirket devam eden ticari ilişki gereği müvekkilinin davalıya müteaddit defalar mal sattığını, borçlu davalının ise almış olduğu bu malların karşılığı olan bedel kadar değil daha düşük tutarlarda ödeme yaptığını, davalının borcu ödemediğini, bunun üzerine alacağın tahsili amacıyla İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası üzerinden davalı şirket aleyhine icra takibi başlatıldığını, başlatılan icra takibine davalı/borçlu şirket vekili marifetiyle haksız ve kötüniyetli olarak itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptali ile alacağın %20'si oranında tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı, usulüne uygun yapılan tebliğe rağmen cevap dilekçesi sunmamıştır. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; " ... Dava hukuki niteliği itibariyle, İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... E sayılı icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67 maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettir İtirazın iptali istemine konu, İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; 21.10.2019 tarihinde davacı alacaklının, davalı borçlu aleyhine genel haciz yolu ile icra takibinde bulunduğu, ödeme emrinin borçluya 26.10.2019 tarihinde tebliğ edildiği; borçlu vekili tarafından 28.10.2019 tarihli itiraz dilekçesinde borca itiraz edildiği, itiraz dilekçesinin davacı tarafa tebliğ edilmediği, huzurdaki davanın 11/12/2019 tarihinde ve yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Bilirkişi tarafından alınan raporda," davacı şirketin 2018 yılına ilişkin ticari defterlerin açılış ve kapanış tasdiklerinin zamanında yapıldığı, 2019 yılına ilişkin ticari defterlerin GIB onaylı beratlarının süresinde alındığı, TTK hükümlerine göre usulüne uygun tutulduğu, davalı şirkete ait ticari defterler ibraz edilmediğinden fiziken inceleme yapılamamış olsa da, davalı şirket vekili tarafından e posta yoluyla gönderilen muavin hesap hareketlerinin incelemesinde takip konusu cari hesap alacağını oluşturan 20/09/2018 tarih, ... seri nolu 6.454,91 TL tutarlı faturanın her iki şirketin de cari hesap hareketlerinde kayıtlı olduğu, davalı tarafından teslim alan kısmı imzalanan fatura içeriği malların satıldığına ilişkin davacı şirket tarafından bağlı bulunduğu Kadıköy Vergi Dairesi Müdürlüğü'ne BS bildiriminde bulunurken, davalı şirketin de bağlı bulunduğu Beykoz Vergi Dairesi Müdürlüğü'ne BA bildiriminde bulunduğu ve davacının, davalı tarafın yapmış olduğu itirazın 6.454,91 TL ana para alacağı üzerinden iptalini isteyebileceği" yönünde rapor sunulmuştur. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 222/3. Maddesinde " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi (Değişik 28.07.2020T. 7251 Sy. Kanun-23.madde)yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. (Değişik 28.07.2020T. 7251 Sy. Kanun-23.madde). Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükmü düzenlenmiştir. İlgili vergi dairlerinden tarafların Ba/Bs formlarının celp edildiği, bu formlara göre davalının davacıdan aldığı faturaları ilgili dönemde vergi dairesine bildirdiği, dolayısıyla dava konusu faturaların davalıya tebliğ edildiği, ispat yükünin BA formuyla bildirimde bulunan davalıya geçtiği, BA formuyla vergi dairesine bildirilen faturaları alan davalının faturayı ve içeriğini oluşturan emtiayı almadığını veya iade ettiğini kanıtlaması gerektiği, davalının faturaya itiraz etmediği gibi, faturayı ve içeriğini oluşturan emtiayı iade ettiğini TTK'nın 21/2.maddesine uygun şekilde kanıtlayamadığı, ve mahkememizin 22/06/2020 tarihli celsesinde tarafların ticari defterleri üzerinde inceleme yapılmak üzere inceleme günü verilmiş, inceleme gününde davalının ticari defterlerini sunmadığı, bilirkişi raporunun davacının ticari defterlerinin incelenmek suretiyle hazırlandığı görülmüştür. HMK 222/3. maddesine göre davalının ticari defterlerini sunmaması halinde davacının ticari defterleri lehine delil olarak sayılacağından usul ve yasaya uygun bilirkişi raporu hükme esas alınarak ve alacağın varlığına kanaat getirerek davanın kabulü yolunda hüküm tesis edilmiştir. İcra ve İflas Kanununun 67.maddesinin 2.fıkrası gereğince, icra tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Takip talebi ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde alacak likit olduğu anlaşılmakla asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline ilişkin talebin kabulüne karar verilmiştir. ..." gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı/takip borçlusunun, İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına vaki itirazının asıl alacak yönünden iptaline, kabulüne karar verilen asıl alacak miktarının %20 'si oranında icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dosya kapsamında alınan 17/11/2020 tarihli bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, mahkeme tarafından eksik ve denetime elverişsiz bilirkişi raporu ile karar tesis edilmesinin hukuken hatalı olduğunu, bahsi geçen raporda, davalı müvekkilinin ticari defterlerinin incelenmediğini, sadece davacı defterlerinin incelendiğini, yerinde inceleme talep edilmesine rağmen bilirkişinin yerinde inceleme yapmadığını, davacının ticari defterlerindeki alacağın kaydı tek başına alacağın varlığını ispata yeterli olamayacağını, raporda müvekkilinin muavin hesap hareketlerinin de yalnızca 2018 yılına ait kayıtları incelenip 2019 yılının incelenmediğini, salt davacının sunduğu fatura ve sevk irsaliyesine dayanarak mal ve hizmetin teslim edildiğinin ispat edildiği şeklinde değerlendirmenin yeterli olamadığını, bilirkişi raporunda her ne kadar takip sonrası asıl alacağı işleyecek yıllık %21,25 temerrüt faizinin TTK 1530/7 maddesine uygun olduğu belirtilmişse de, bu durumun kabulünün mümkün olmadığını, takip dosyasına yapılan açıkça faize ve faiz oranına ilişkin itirazları doğrultusunda yeniden rapor alınıp, hakkaniyete ve hukuka uygun bir şekilde denetime elverişli rapor hazırlanması gerektiğini, her ne kadar alacağın likit olduğunu belirtmiş ve bu yönde müvekkili aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmiş ise de, alacağın likit ve muayyen olmadığını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, ticari satıma ilişkin fatura ve açık hesap ilişkisinden kaynaklanan bakiye alacağın tahsili amacıyla başlatılmış olan ilamsız icra takibine yönelik itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı, davalı ile aralarındaki ticari ilişki kapsamında davalıya mal sattığını, düzenlenen faturalara istinaden alacağı bulunduğunu ileri sürmüş; davalı, davaya cevap vermemiş ve bu şekilde HMK'nın 128.maddesi gereğince dava dilekçesinde ileri sürülen vakıaları inkar etmiştir. Dosya kapsamında bulunan İstanbul Anadolu ...İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 6.454,91 TL asıl alacak yönünden 21.10.2019 tarihinde icra takibi başlatıldığı, işlemiş faiz isteminin bulunmadığı, takip dayanağı olarak 21.10.2019 tarihli, 6.454,91 TL tutarlı cari hesap alacağının gösterildiği, alacağın takip tarihinden itibaren fiili ödeme tarihine kadar asıl alacağa işleyecek yıllık %21,25 oranındaki temerrüt faizi ( TTK1530/7 maddesi) ile ve değişen oranlardaki faiz ile tahsilinin talep edildiği, ödeme emrinin 26.10.2019 tarihinde tebliğ edildiği, davalı tarafından 28.10.2019 tarihinde süresinde verilen itiraz dilekçesi ile borcun tamamına, faize ve ferilerine itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin durduğu ve davanın bir yıllık yasal hak düşürücü sürede açıldığı anlaşılmıştır. Mahkemece, taraflara ticari defterlerini sunmaları için usulüne uygun şekilde davetiye tebliğ edilmiş, davacı taraf ticari defterlerini sunmuş, davalı taraf ise yerinde inceleme talebinde bulunmuş, bilirkişinin yerinde inceleme için davalı vekilinden e-mail ile talepte bulunmasına rağmen istediği belgelerin hazır edilmemesi sebebiyle davalı defterleri incelenememiş, ancak davalı vekilince e-mail yolu ile gönderilen davalı muavin defter kayıtları incelenerek rapor düzenlenmiştir. Mahkemece hükme esas alınan Mali Müşavir bilirkişi raporunda, davacı şirketin 2018 yılına ilişkin ticari defterlerin açılış ve kapanış tasdiklerinin zamanında yapıldığı, 2019 yılına ilişkin ticari defterlerin GIB onaylı beratlarının süresinde alındığı, TTK hükümlerine göre usulüne uygun tutulduğu, davalı şirkete ait ticari defterler ibraz edilmediğinden fiziken inceleme yapılamamış olsa da, davalı şirket vekili tarafından e posta yoluyla gönderilen muavin hesap hareketlerinin incelemesinde takip konusu cari hesap alacağını oluşturan 20/09/2018 tarih, 78013 seri nolu 6.454,91 TL tutarlı faturanın her iki şirketin de cari hesap hareketlerinde kayıtlı olduğu, davalı tarafından teslim alan kısmı imzalanan fatura içeriği malların satıldığına ilişkin davacı şirket tarafından bağlı bulunduğu Kadıköy Vergi Dairesi Müdürlüğü'ne BS bildiriminde bulunurken, davalı şirketin de bağlı bulunduğu Beykoz Vergi Dairesi Müdürlüğü'ne BA bildiriminde bulunduğu ve davacının, davalı tarafın yapmış olduğu itirazın 6.454,91 TL ana para alacağı üzerinden iptalini isteyebileceği kanaati bildirilmiştir. HMK'nın 190.maddesinde ispat yükünün, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğu, TMK'nın 6. maddesinde ise taraflardan her birinin hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğu belirtilmiştir. Davalı tarafça ticari ilişki reddedilmemiş, borcu bulunmadığı savunulmuştur. Her ne kadar fatura tek başına akdî ilişkiyi ve alacağı tek başına ispata yeterli olmaz ise de somut olayda, davalı şirket ticari ilişkiyi reddetmemiş olduğu gibi davacının düzenlediği takip konusu faturaları BA formlarına göre kayıt altına alıp vergi dairesine bildirimde bulunmuştur. Bu durumda davalının, BA formu uyarınca davacının dava konusu faturasını vergi dairesine bildirmiş olduğu nazara alındığında davalının artık fatura konusu malları teslim almış olduğunun kabulü gerekir. Bir diğer deyişle, davacının takibe konu alacağının dayanağı faturalarını BS formları ile bildirdiği, davalının da bu faturaları BA formuyla vergi dairesine bildirdiği ihtilafsız olup davalının alacağa dayanak faturaları mal alış bildirimi olarak vergi dairesine bildirdiği gözetildiğinde, fatura konusu malların davalıya tesliminin kanıtlandığı sonucuyla hüküm kurulması yerinde olmuştur. Bu nedenle davalı tarafın aksine istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Davalı vekili, davalı ticari defterlerinin yerinde incelenmesi taleplerine rağmen bilirkişi tarafından incelenmediği ileri sürülmüş ise de bilirkişilerin defter ibrazına rağmen incelemenin yapılmadığına dair bir olguyu ortaya koymamıştır. Davalı vekilinin muavin defter kayıtlarını e mail ile bilirkişiye gönderdiği gibi davalının alacağın dayanağı faturayı BA formu ile vergi dairesine bildirmesi ile mal tesliminin kanıtlandığı, bedelinin ödendiğinin davalı yanca kanıtlanamadığı nazara alındığında, bu yöndeki istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir. İİK'nın 67/2. maddesine göre itirazın iptali davasında, borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu, diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. Somut olayda, dava konusu açık hesap ve faturaya dayalı alacak likit olup icra inar tazminatına hükmedilmesi yerinde olup aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Davalı vekilince, takip talebinde yer alan ve TTK'nın 1530/7 maddesine göre belirlenen %21,25 oranında işleyecek faiz oranının yerinde olmadığı istinaf sebebi olarak ileri sürülmüştür. Davalı vekili, gerek takibe itirazında gerekse bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde bu hususa deyinmiştir. Davacı vekilince takip talebinde 6.454,91 TL tutarlı cari hesap alacağının tahsilinin istendiği, ayrıca alacağın takip tarihinden itibaren fiili ödeme tarihine kadar asıl alacağa işleyecek yıllık %21,25 oranındaki temerrüt faizi (TTK1530/7 maddesi) ile ve değişen oranlardaki faiz ile tahsilinin talep edildiği, mahkemece davanın kabulü ile itirazın asıl alacak yönünden devamına karar verildiği, davacının işleyecek faiz oranına ilişkin talebinin dayanağı olarak TTK'nın 1530/7 maddesini gösterdiği görülmektedir. TTK'nın 1530. madde başlığı ''Ticari hükümlerle yasaklanmış işlemler ile mal ve hizmet tedarikinde geç ödemenin sonuçları" şeklinde olup somut olayda taraflar arasında ticari ilişki satım sözleşmesi olmakla birlite TTK'nın 1530. maddesi anlamında bir tedarik ilişkisinin mevcudiyeti kanıtlanmadığından, somut olayda TTK'nın 1530/7 maddesinde öngörülen faiz oranlarının uygulanması da mümkün değildir. Yani TTK'nın 1530/7 maddesinin uygulanabilmesi için taraflar arasında mal ve hizmet tedariki sözleşmesi olması gerekir. Davacı tarafça, taraflar arasında mal tedarik sözleşmesi olduğu ve kendisinin de tedarikçi olduğu ileri sürülmediği gibi, dosya kapsamında da bu yönde bir belgeye de rastlanmıştır. Somut olayda TTK'nın 1530/7 madde hükmünün uygulanmasının mümkün olmamasına göre davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmüştür. Bu nedenle, ilk derece mahkemesi kararının faiz yönünden düzeltilmek üzere kaldırılarak, davanın kabulü ile 6.454,91 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 Sayılı kanunun 2/2 maddesi gereğince Merkez Bankasının kısa vadeli krediler için ön gördüğü değişen oranlarda avans faiz oranı uygulanmasına dair yeniden hüküm kurulması gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı vekilinin istinafbaşvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının faiz yönünden düzeltilmek üzere kaldırılmasına ve davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının faiz yönünden düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda; 1-Davanın kabulü ile davalı/takip borçlusunun, İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı ilamsız icra takibine yönelik itirazının ana para yönünden iptali, temerrüt faizinin türü bakımından kısmen iptali ile takibin, 6.454,91 TL asıl alacağın icra takip tarihinden itibaren işleyecek ve 3095 sayılı Kanunun 2/2 maddesi uyarınca avans esasına göre değişen oranlarda hesaplanacak temerrüt faiziyle birlikte tahsili için devamına, Faizin türüne ilişkin fazla talebin reddine, 2-Kabulüne karar verilen alacak miktarının takdiren %20'si oranında hesaplanan 1.290,98 TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Alınması gerekli 440,93 TL karar harcından davacı tarafça peşin olarak yatırılan 77,97 TL harcın mahsubu ile bakiye 362,96 TL harcın davalı taraftan tahsili ile Hazineye irad kaydına, 4-Davacı tarafından yatırılan 44,40 TL başvurma harcı, 77,97 TL peşin harç olmak üzere toplam 122,37 TL harç giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan tebligat ve müzekkere gideri ve bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 865,50 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 7-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde geçerli AAÜT'deki esaslara göre belirlenen 6.454,91 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 9-Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avans bakiyelerinin yatıran ilgili tarafa iadesine, 10- İstinaf aşamasındaki yargılama giderleri yönünden;a-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davalı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davalıya iadesine,b-Davalı tarafından harcanan 162,10 TL başvuru harcı gideri ile 43,00 TL posta gideri olmak üzere toplam 205,10 TL kanun yolu giderinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, 11-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,12-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.2. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 03.10.2024 tarihinde oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.