Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2019/449 E. 2022/626 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2019/449
- Karar No
- 2022/626
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/570 - 2024/440 T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 23. H U K U K D A İ R E S İ (E S A S I İ N C E L E M E D E N K A R A R I N K A L D I R I L M A S I) ESAS NO : 2023/570 KARAR NO : 2024/440 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN: MAHKEMESİ : Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : 19.10.2022 ESAS-KARAR NUMARASI : 2019/449E., 2022/626K. DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : Davalı vekili tarafından, yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK m.) 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra, dosya incelendi. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ : İDDİA VE SAVUNMALARIN ÖZETİ : Davacı vekili; davalı yanın, dava dışı üçüncü kişi ... aleyhine Ankara 5. İcra Müdürlüğü'nün 2017/4214 sayılı dosyasıyla icra takibi başlattığını, müvekkiline İİK 89/1. maddesi uyarınca birinci haciz ihbarnamesi gönderildiğini, süresinde itiraz ettiklerini ancak itirazlarının sistemde kalması nedeniyle dosyaya girmediğini, 89/2 ve 89/3 ihbarnamelerinin de sokak ismi değişikliği nedeniyle usulsüz olarak tebliğ ğdildiğini, müvekkilinin konut veya benzeri bir kooperatif olmadığını, üye ortağın kendisinin yahut üçüncü kişinin ipotek muvafakati ile kredi kullanımı yaptığını, halen dahi müvekkiline 61.332,13-TL. borcu olduğunu belirterek, müvekkilinin Ankara 5. İcra Müdürlüğünün 2017/4214 sayılı dosyasına veya ...'a 10.263,84-TL borcu bulunmadığının tespitine, davalının % 20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatı ödemeye mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili; icra dosyasında ... ... ... Ltd. Şti. ..., ... ve ...'ın borçlu olduğunu, takibin kira alacağının tahsili için başlatıldığını, 89/1 haciz ihbarnamesinin davacının ... adresine tebliğ edildiğini, daha sonraki tebligatların Tebligat Kanunun 35/4. maddesi uyarınca tebliğ talebinin icra müdürlüğünce reddedilmesi üzerine Ankara 8. İcra Hukuk Mahkemesinin 2019/140 E. sayılı dosyasıyla şikayet yoluna başvurulduğunu, bu kez davacının Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlanan son adresine tebligat çıkarıldığını, davacının TTK 18/2. maddesi uyarınca basiretli bir işadamı gibi davranması gerektiğini, kötüniyetin söz konusu olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAH. KARARI ÖZETİ : İlk derece mahkemesince "Dava icra takibi ile haciz ihbarnamesi gönderilen üçüncü kişinin borçlu olmadığının tespitine ilişkin menfi tespit davasıdır. Borçlunun üçüncü kişi elindeki mal, alacak ve diğer haklarının haczi İİK' nın 89. maddesinde açıklanmıştır. İİK' nun 89/1. maddesinde düzenlenen birinci haciz ihbarnamesi ile borçlunun hamiline ait olmayan veya cirosu kabil bir senede müstenit bulunmayan alacak veya sair bir talep hakkının veya üçüncü şahıs elindeki menkul bir malın haczi halinde, keyfiyetin üçüncü şahsa duyurulması amaçlanmıştır. Bu haciz ihbarnamesine, üçüncü şahsın, borcu olmadığı veya malın yedinde bulunmadığı veya haciz ihbarnamesinin tebliğinden önce borcun ödendiği veya malın istihlak edilmiş veya kusuru olmaksızın telef olduğunu veya malın borçluya ait olmadığını veya malın kendisine rehnedilmiş olduğunu veya alacağın borçluya veya emrettiği yere verilmiş olduğunu iddia ederek haciz ihbarnamesinin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde yazılı veya sözlü olarak itiraz etme hakkı vardır. Üçüncü kişi, birinci haciz ihbarnamesinin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde itiraz etmezse, birinci haciz ihbarnamesi ile istenen borç üçüncü kişinin zimmetinde sayılır. İcra dairesi, birinci haciz ihbarnamesine yedi gün içinde itiraz etmemiş olan üçüncü kişiye, ikinci haciz ihbarnamesi gönderir. Üçüncü kişi, ikinci haciz ihbarnamesinin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde bu ihbarnameye itiraz edebilir. İkinci ihbarnameye süresi içinde itiraz etmeyen ve zimmetinde sayılan borcu icra dairesine ödemeyen veya yedinde sayılan malı icra dairesine teslim etmeyen üçüncü şahsa üçüncü haciz ihbarnamesi gönderilir. Aynı Yasanın 89/3. Maddesi ise ; "..... İkinci ihbarnameye süresi içinde itiraz etmeyen ve zimmetinde sayılan borcu icra dairesine ödemeyen veya yedinde sayılan malı icra dairesine teslim etmeyen üçüncü şahsa onbeş gün içinde parayı icra dairesine ödemesi veya yedinde sayılan malı teslim etmesi yahut bu süre içinde menfi tespit davası açması, aksi takdirde zimmetinde sayılan borcu ödemeye veya yedinde sayılan malı teslime zorlanacağı bildirilir. Bu bildirimi alan üçüncü şahıs, icra takibinin yapıldığı veya yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemesinde süresi içinde menfi tespit davası açtığına dair belgeyi bildirimin yapıldığı tarihten itibaren yirmi gün içinde ilgili icra dairesine teslim ettiği takdirde, hakkında yürütülen cebri icra işlemleri menfi tespit davası sonunda verilen kararın kesinleşmesine kadar durur. Bu süre içinde 106 ncı maddede belirtilen süreler işlemez. Bu davada üçüncü şahıs, takip borçlusuna borçlu olmadığını veya malın takip borçlusuna ait olmadığını ispat etmeye mecburdur...” hükmüne haizdir. Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; Ankara 5. İcra Müdürlüğünün 2017/4214 sayılı takip dosyası ile alacaklı ... AŞ'nin borçlular ..., ... ve ... Ltd. Şti.'ye adi kira sözleşmesine dayalı alacağın tahsili amacıyla kambiyo senetlerine mahsus yolla takip başlattığı, davacı şirkete 24/10/2018 tarihinde 1. haciz ihbarnamesinin gönderildiği, haciz ihbarnamelerinin iptali talebi ile açılan davanın kısmen kabulü ile 89/2 ve 89/3 haciz ihbarnameleri yönünden usulsüz tebliğ şikayetinin kabulü ile öğrenme tarihinin 06/08/2019 tarihi olarak düzeltilmesine karar verildiği ve kararın kesinleştiği, davacı şirket tarafından süresi içinde eldeki menfi tespit davasının açıldığı, yapılan incelemede davacının dava dışı takip borçlularına borçlu olmadığı ve kuruluş yapısı itibariyle de borçlu olmasının mümkün olmadığı anlaşılmıştır. İİK 89/3 maddesi ile özel olarak düzenlenen menfi tespit davası kapsamında davanın kabulü halinde ayrıca bir tazminat öngörülmediğinden tarafların tazminat taleplerinin reddine..." de karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : İstinaf yasa yoluna başvuran-davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle: davacıya birinci, ikinci ve üçüncü haciz ihbarnamelerinin usulüne uygun tebliğ edildiğini, davacının bir itirazının olmadığını, davanın açılmasında müvekkilinin hiçbir kusurunun olmadığını, bu nedenle yargılama giderinden, vekalet ücretinden sorumlu tutulamayacağını, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini bildirerek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasını istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE : Dava, İİK 89/3 maddesi gereğince menfi tespit istemine ilişkindir. 6102 sayılı TTK'nın 4. maddesinde, bu hükümde sayılan mutlak ticari davaların yanısıra "Her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır." hükmü ile nispi ticari davaya ilişkin de düzenleme yapılmış olup, buna göre tarafların her ikisinin de tacir olması ve uyuşmazlık konusu işin tarafların ticari işletmesi ile ilgili olması gerekir. İİK'nın 89/3. maddesinin, üçüncü cümlesi, "..İkinci ihbarnameye süresi içinde itiraz etmeyen ve zimmetinde sayılan borcu icra dairesine ödemeyen veya yedinde sayılan malı icra dairesine teslim etmeyen üçüncü şahsa onbeş gün içinde parayı icra dairesine ödemesi veya yedinde sayılan malı teslim etmesi yahut bu süre içinde menfi tespit davası açması, aksi takdirde zimmetinde sayılan borcu ödemeye veya yedinde sayılan malı teslime zorlanacağı bildirilir. Bu bildirimi alan üçüncü şahıs, icra takibinin yapıldığı veya yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemesinde süresi içinde menfi tespit davası açtığına dair belgeyi bildirimin yapıldığı tarihten itibaren yirmi gün içinde ilgili icra dairesine teslim ettiği takdirde, hakkında yürütülen cebri icra işlemleri menfi tespit davası sonunda verilen kararın kesinleşmesine kadar durur..." hükmünü içermektedir. Bu hükümde belirtilen mahkemenin hangi mahkeme olduğu konusunda bir açıklık bulunmamakla birlikte İİK'nın 235/1. maddesindeki gibi kayıt kabul ve 154/3. maddesindeki gibi iflas davaları için Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğu yolundaki açık bir düzenleme bulunmadığından bu mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunun kabulü gerekir. Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 12.04.2016 tarih ve 3568 E., 6425 K. ve 17.12.2015 tarih ve 7065 E., 17162 K., sayılı ilamları da bu yöndedir. Somut olayda, taraflar arasında doğrudan bir ticari ilişki bulunmadığı gibi uyuşmazlık davalı alacaklı tarafından başlatılan icra takibinde, borçluya borçlu olduğu gerekçesiyle çıkarılan haciz ihbarnamelerine itiraz edilmemesi nedeniyle yedinde sayılan borçtan dolayı borçlu olmadığının tespiti istenmektedir. 01.10.2011 tarihinden sonra açılan menfi tespit davaları için görevli mahkeme, HMK'nın 2. maddesi uyarınca Asliye Hukuk Mahkemesidir. (Prof. Dr. Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, Ankara 2013, sh:476) 6100 sayılı HMK'nın 1. maddesindeki göreve ilişkin kuralların kamu düzenine ilişkin olduğu hükmü ile HMK'nın 353/(1)-a.3 maddesinin mahkemenin görevli olmamasının mutlak kararın kaldırılması nedeni olduğuna ilişkin hükmü karşısında, görev hususu somut olayda olduğu gibi, açıkça istinaf istemine konu edilmese dahi istinaf mahkemesince re'sen gözetilmelidir. Bu durumda İlk derece Mahkemesince, İİK'nın 89/3. maddesine dayalı olarak açılan davada, Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu gözetilerek, HMK'nın 114/(1)-c ve 115/(2). maddeleri uyarınca mahkemenin görevine ilişkin dava şartı noksanlığı bulunduğu gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken, uyuşmazlığın esası incelenerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. Buna göre dairemizce, HMK'nın 353/(1)-a.3. maddesi uyarınca, HMK'nin 114(1).c ve 115/2. maddeleri uyarınca görev yönünden usulden red kararı verilmesi ve HMK'nin 20. maddesinde belirtilen görevsizlik veya yetkisizlik kararı üzerine yapılacak işlemlerin yerine getirilmesi için esası incelenmeden kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile: HMK m. 353/1,a.3. gereğince, Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/449E., 2022/626K. sayılı dava dosyasında verdiği 19.10.2022 tarihli kararın, ESASI İNCELENMEDEN KALDIRILMASINA ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE. 2-Peşin alınan istinaf karar harcının iadesine. 3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından hükümle birlikte değerlendirilmesine. 4-HMK m. 359/4 gereğince kararın tebliği, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemleri ile m. 302/5 gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına. 13.03.2024 tarihinde, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK m. 353/1,a ve 362/1,g gereğince KESİN olmak üzere, OYBİRLİĞİYLE karar verildi. GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ : 14.03.2024 Başkan Üye Üye Katip