Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2018/498 E. 2021/1028 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2018/498
Karar No
2021/1028
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO:2022/1441 KARAR NO:2025/234 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:28/09/2021 NUMARASI:2018/498 E. - 2021/1028 K. DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) BİRLEŞEN İSTANBUL ANADOLU 5.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ 2018/554 ESAS, 2018/563 KARAR SAYILI DAVA DOSYASINDA ; DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ:06/02/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil ... ile davalı ... 'un bundan bir kaç sene evvel tanıştıklarını, davalı kendisinin uzun bir süredir eğitim sektöründe olduğunu eğitim ve özel okullar konusunda her türlü bilgiye sahip olduğunu , müvekkilinin sadece ortaya para koyması ile kolej açabileceklerini söyleyerek müvekkili ikna ettiğini ve davalının telkinleri ile müvekkilinin elindeki bir miktar nakdi yatırım yapma maksadı ile özel okul açmak üzere ortaya koyduğunu, anlaşmaya göre bütün sermaye müvekkil tarafından ortaya konulacak davalı ise kuruluş ve yönetim işlerini üstleneceğini, bu bağlamda kolej açılacağı ve kazanılan para eşit olarak paylaşılacağını, davalının, şirket karından eşit derecede hisse almak üzere anlaşılmış olmasına rağmen kuruluş aşamasında % 50 hissenin kendi adına olmasını talep ettiğini, Müvekkilinin de karşılıklı güven ilişkisi çerçevesinde içinde çok iyi bir yatırım yaptığını da düşünerek bunu kabul ettiğini, davalının, kurulan şirkette esasında hiçbir hisseye sahip olmadığını, emek ve tecrübesini katmak sureti ile ortak olmayı müvekkiline bir şekilde kabul ettirmiş olduğunu, gerçekte hiç sermaye koymadığını, davalının okulda müdür ve müdür yardımcısı pozisyonlarında çalıştığı, 6-7 kişilik bir öğretmen gurubu ile birlikte hareket ederek okulda ta bir egemenlik kurduğunu, kendisi ile birlikte hareket eden öğretmenlere diğer öğretmenlerden yüksek maaş verildiğini, öncesinde başka bir okuldan birlikte ayrıldıklarını, bu okulla davalık olduklarını, maksatlarının en başından özel okul açmak olduğunu, bu dönemde müvekkilinin Çayırova/Kocaeli'inde okulun ikinci şubesini açmaya karar verdiğini, davalının, kendisinin şirketin kurucu müdürü olması sebebiyle açılacak şubenin ancak kendisi tarafından yapılabileceğini, aksinin mümkün olmadığını müvekkiline söylediğini, müvekkilinin bunun doğru olduğunu il milli eğitim müdürlüğünden teyit ettiğini, davalının okulun ikinci şubesinin kuruluş işlemlerini başlattığını, bu dönemde müvekkilinin davalı tarafından saf dışı bırakılmaya çalışıldığı ve şirkete el konulmak istendiğini anladığını, ortaklığın kendisi için çekilmez hale geldiğini, ikinci şubenin açılışı için onay beklenen dönemde davalının müvekkilinin yanına gelerek niyetini belli ettiğini, başvurunun geri çekileceği tehdidi ile müvekkiline sözleşme ve senetler imzalatıldığını, müvekkilinin yatırımının heba olmasını göze alamaması sebebiyle evrakların bir kısmını bu tehdit altında imzaladığını, davalının hisselerinin devri karşılığı 100.000-TL istediğini, müvekkilinin içine sinmese de bunu kabul ettiğini, zira davalının şirkete kuruluşta para koymadığını, bu ödeme için ayrıca iade talepli dava açılacağını, davalının Milli Eğitim Bakanlığında iken müvekkilini arayarak tehdit ettiğini, akabinde 7.08.2017 tarihinde Bakanlığa okul kuruluş işlemlerinin iptali için dilekçe verdiğini, bunun üzerine müvekkilinin daha evvel tanzim edilen evrakları imzalamak zorunda kaldığını, bundan sonra davalının iptal başvurusunu geri çektiğini, müvekkilinin bu süreçte 50.000-TL, 75.000-TL ve 75.000-Tl olmak üzere üç senet imzaladığını, davalının müvekkiline 75.000-Tl değerinde bir senet daha imzalatığını, akabinde müvekkilinin davalı ve diğer öğretmenlerin okulla ilişiğini kestiğini, davalının hem şirket hisseleri karşılığını tahsilden bahsettiğini hem de okulda müdür olarak çalıştığından bahisle İstanbul Anadolu 1.İş Mahkemesinde dava açtığını, bu durumun çelişkili olduğunu, söz konusu senetlerin iadesinin davalıdan iade istendiğini, davalının buna yanaşmadığını belirterek dava konusu haksız durum sebebiyle, müvekkilin telafisi imkansız maddi ve manevi zararlara uğrayacağı oldukça açık olduğundan; davaya konu kambiyo senedinin ödenmesini engeller mahiyette ve olası bir icra takibi neticesinde müvekkilin uğrayacağı muhtemel zararların engellenmesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesini ve dava konusu ... nolu 30.04.2018 vadeli ve 75.000-Tl bedelli senedin iptaline karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen dosyada davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; Davalının, müvekkilinden alacaklı olduğu iddiası ile ... sayılı dosyasından icra takibi başlattığını, icra takibine konu senet incelendiğinde borçlu ...-... A.ş ve diğer borçlu ... olduğunun görüleceğini, 30/04/2018 ödeme tarihli 75.000-TL değerindeki dava konusu senet ve 30/11/2017 ödeme tarihli 50.000-TL ve 30/01/2018 ödeme tarihli 75.000-TL değerindeki senetlerin ... tarafından müvekkiline zorla imzalatıldığını, bunlardan 30/11/2017 ödeme tarihli 50.000-TL bedelli olan senet için İstanbul Anadolu 4.Asliye Ticaret Mahkemesinde 2017/1335 Esas sayılı menfi tespit davası açıldığı ve mahkemece tedbir talebinin kabul edilmiş olduğunu, 30/01/2018 ödeme tarihli 75.000-TL değerindeki senet için İstanbul Anadolu 3.Asliye Ticaret Mahkemesinde 2018/107 Esas sayılı menfi tespit davası açıldığı ve mahkemece tedbir talebinin kabul edildiği , yargılamaya devam edildiği, dosyanın İstanbul Anadolu 4.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/1335 Esas sayılı dosyası ile birleştiği, iş bu davanın konusu olan 30/04/2018 tarih ve 75.000-TL değerindeki senet ile ilgili de ödeme gönünden evvel, İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesinde 2018/498 Esas sayılı menfi tespit davası açıldığı, bu sebeple İstanbul Anadolu 3.Asliye ticaret Mahkemesinin 2018/498 esas sayılı dosyası ile ikame ettiği iş bu davanın konuları ve tarafları aynı olduğu birleştirilmesinde hukuki yarar olduğundan birleştirme kararı verilmesini, senet alacaklısı ...'un diğer menfi tespit davalarında "senetlerden yana alacaklı olduğumu kişi ...'tır, şirketten yana alacaklı değiliz" beyanının dikkate alınmasını, davalı aleyhine açtığı menfi tespit davasının kabulüne, davacı müvekkillerinin 30/04/2018 vadeli, 75.000-TL değerindeki senetten yana davalı tarafa herhangi bir borcun olmadığının tespitine, davalı tarafın açmış olduğu icra takibinde belirttiği 75.060,10-TL takip çıkış bedeli miktarınca davalı tarafa herhangi bir borcunun olmadığının tespitine, dava konusu mezkur senedin ve icra takibinin bütün olarak iptaline, davalının % 20'den az olmamak kaydı ile kötü niyet-icra inkar tazminatına mahkum edilesine, dava konusu senedin yargılama yapmaksızın tahsili halinde müvekkil açısından telafisi imkansız maddi ve manevi zararlar söz konusu olduğundan dava konusu senedin ve icra takibinin teminatsız veya Mahkemece uygun görülecek bir teminat mukabilinde ve iş bu dosya kapsamında yapılacak yargılama neticesi verilecek Mahkeme kararının kesinleşmesine kadar, davaya konusu senedin ödenmesini engeller mahiyette ve ... icra takibinin durdurulması amacıyla ihtiyati tedbir kararı verilmesine, söz konusu takipteki tüm hacizlerin kaldırılmasını, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; Davacıların, davacı şirketin içini ve kendi malvarlığını boşaltmak için süre kazanmak amaçlı davalar açtıklarını ve suç duyurularında bulunulduğunu, davacı ... Aş 'nin 10 Mart 2016'da tüm hisselere sahip olarak kurduğunu, daha sonra 25/06/2016 tarihli karar ile de şirket yönetim kurulu başkanı olarak açılacak olan okula kurucu temsilcisi olarak atandığını, korucu temsilci olarak Milli Eğitim Bakanlığı nezdinde okul açma, kapatma, devretme ve benzeri işlemleri yürütmeye yetkili kılındığını, tüm bu faaliyetler devam ederken ...'tan gelen ortaklık teklifi ile hisselerinin yarısını kendisine devir ettiğini, öğretmen maaşlarının ... tarafından taahhüt edildiği gibi süresinde ödenmemesi gibi sebeplerle anlaşmazlıkların çıkması sonucu ortaklık üzerindeki toplamda bulunan % 50 hissesini de hali hazırda hisselerin diğer yarısına sahip olan ...'a devretme konusunda anlaştıklarını, bu hususta kendisi ile hisse devir vaadi sözleşmesi yaparak, toplamda 300.000,00-TL değerinde olan hisselerini devir ettiğini, hisse devirleri sonrası 20/07/2017 tarihinde ... ile arasında genel müdürlük görevine devam etme konusunda anlaşmaları sonucu iş sözleşmesi imzaladıklarını, daha sonra okulda genel müdür olarak görev yapmaya başladığını, hisse devri karşılığında 100.000,00-TL nakit olarak , kalan 200.000-TL tutarın da ödenmesi konusunda anlaşılıp senetlere bölündüğünü, 50.000-TL miktarlı 30/11/2017 ödeme tarihli ve ... seri nolu, 75.000-TL miktarlı 30/01/2018 ödeme tarihli ve ... seri nolu, 75.000-TL miktarlı 30/04/2018 ödeme tarihli ve ... seri nolu senetler ile ödeme tarihleri geldiğinde ödeneceği hususunda anlaşılarak senetler düzenlendiği ve tarafına verildiğini, senetlerin ödeme gününün gelmesi üzerine her bir senet için davalar açıldığını, senetlerin zorla imzalattırıldığı iddiasında bulunulduğunu, zorla imzalattırma iddiası içeriğinin belli olmadığını, zorlama yorum ile irade sakatlığı hükümlerine dayanılmaya çalışıldığını, böyle bir zorlamanın olmadığını, 30.01.2018 vadeli ve 75.000-TL miktarlı senedin ve dava konusu 30.04.2018 vadeli ve 75.000-Tl miktarlı senetlerin borcu sebebiyle üçüncü kişilere ciro edildiğini, davacının senetleri ödememesi sebebiyle sıkıntıya girdiğini, davacının üzerindeki malvarlığını elinde çıkarmaya çalıştığını, özel okulda çalışan öğretmenlerin bir anda işsiz bırakıldığını, bu öğretmenlerin ücret alacaklarına ilişkin olarak açtıkları davaların derdest olduğunu, bu öğretmenlerin işten ayrılması için tehdit edildiğini beyanla kötüniyetle açılan açılan davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir. Birleşen dosya davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkil ile diğer davalı ... arasındaki borç ilişkisinden alacağını karşılamak amaçlı 75.000-TL bedelli 30/04/2018 vade tarihli ... seri nolu senetin devri ve teslimi açısından uzlaşıldığını, müvekkile senedin karşılığının olup olmadığı sorulduğunda diğer davalı ... tarafından müvekkiline, ...'ın sahip olduğu taşınmazları ve araçları gösterildiğini, tahsil kabiliyetine sahip olduğu kanaati ile senedin devir ve tesliminin gerçekleştiğini, davacı ...'ın üzerine kayıtlı ...,...,...,...,...,... plakalı araçları,...Şti. isimle kurduğu şirkete geçirdiğini, akabinde bu şirket üzerindeki tüm hisselerini dava dışı ...'e devir ettiğini, davacının kendisi ve davacı şirket üzerindeki malvarlığını kaçırmaya çalıştığını, davacının açtığı davaların alacağın tahsilini geciktirmek maksatlı olduğunu belirterek kötü niyetli ve zarara uğratmak niyeti ile açılan davanın reddine, kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "..Asıl davanın KISMEN KABUL,KISMEN REDDİNE, A) Davacı ...'ın davalı ...'a karşı açmış olduğu menfi tespit ve senet iptali talepli davasının reddine, B) Davacı ... Aş'nin davalı ...'a karşı açtığı menfi tespit davasının kabulüne, senedin iptaline yönelik talebinin reddine, 2-Birleşen davanın KISMEN KABUL, KISMEN REDDİNE, A) Davacı ...'ın davalı ...'a karşı açtığı menfi tespit davasının reddine, B ) Davacı ... AŞ'nin davalı ...'a karşı açmış olduğu menfi tespit davasının kabulü ile davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, C) Davalının icra inkar tazminatı talebinin İİK 72/4 madde uyarınca kabulü ile senet bedeli olan 75.000-TL üzerinden % 20 oranında icra inkar tazminatının davacı ...' tan alınarak davalı ...'a verilmesine," karar verilmiştir. Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; -Dava konusu senedin tanzim tarihi 20.07.2017 olduğunu, söz konusu dilekçenin ise davalının hisselerini davacı ...'a devrettiği tarihten sonraki bir tarih olan 17.08.2017 tarihi olduğunu, bu durumda hisse değişikliğine göre davacı şirket yetkililerinin başvuru işlemlerini yürütmesi gerekmekte olup davacı ...'un anılan dilekçesinde okul açma başvurusunun iptal edilmesine yönelik bir beyanı bulunmadığını, Milli Eğitim Bakanlığının da dilekçeden böyle bir anlam çıkarmadığını, kurucu temsilci değişikliğini uygun görerek izni verdiğini, tehdit unsuru olarak kullanıldığı ileri sürülen dilekçenin verilme tarihinin senedin tanzim tarihinden sonrasına ilişkin olduğunu, davacı senedin tanzim tarihinin daha sonraki bir tarih olduğunu iddia ediyor ise, ki bu yönde açık bir beyan ve talebi bulunmadığını bunu ancak yazılı deliler ile ispat edebileceğini, tanıkla ispatı mümkün bulunmadığını, hisse devir vaadi sözleşmesinin, hisse devri ve senetlerin tanzim tarihi uyumlu bulunmakta olup davacı taraf senetlerin zorlama ile imzalandığını ispat edemediğini, -davacı müvekkili ile davalı ...'nın ortak olmak suretiyle özel okul işlettiğini ancak müvekkilinin kendisine birçok zararı verdiğini öğrendiği davalı ile yollarını ayırmak yoluna gittiğini, davalı tarafın bu süreçte müvekkili kurum yönetim ve idaresi kendi elinde olduğu için/ eğitimci olması hasebiyle istismar ederek kullandığını, çok fahiş bedellerle hisse devri sözleşmesi yapmaya kalktığını, senet tanzim tarihleri ile hisse devri sözleşmelerinin aynı tarihte olduğunu tespit eden Mahkemenin bunların aynı gün imzalandığına nasıl emin olduğunun anlaşılamadığını, hisse devir sözleşmesinde imzası bulunan ve objektif olarak savcılık dosyasında tanıklık eden ... ''senet görmedim,olsa bilirdim'' demesine ya da her mercide farklı bir yalan söyleyen husumetli tanık ... çelişkili ifadelerine göre senetlerin irade sakatlanmaksızın alındığı sonucuna nasıl vardığının da anlaşılamadığını, Mahkemenin 17 Ağustos 2017 tarihli Milli Eğitim Bakanlığı kayıtları davalı ...'nın Çayırova'da açılmak istenen okulun kapatılması için dilekçe verdiğini alenen ortaya koymakta iken bu kayıtların dikkate alınmadığını daha doğrusu bu kayıtlara bakarak bononun geçersiz sayılamayacağını söylediğini, Müvekkili ile davalının 2017 yılı Temmuzun 20'sinde davalının baskılarıyla sözleşme yaptığını, aynı zamanda dava konusu senetleri müvekkilinin önüne koyduğunu ancak müvekkilinin senetler dışındaki evrakları imzalayıp senetleri ise imzalamayacağını söylediğini, davalı tarafın söz konusu senetleri imzalaması için müvekkiline baskı kurmaya devam ettiğini, Ankara'ya gidip Milli Eğitim Bakanlığı'na dilekçe vererek açılmak üzere olan ... şubesinin kapatılacağını söylediğini, müvekkilinin de baskı ve tehdit nedeniyle daha büyük zararlara uğrayacağını düşünerek davalının taleplerini kabul ettiğini senetleri imzaladığını, sonrasında borçlu olmadığının tespiti davası açıldığını, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı 2017'ye 199544 ile 2018'e 91921 sayılı soruşturma dosyaları ile de tehdit nedeniyle senet tanzim edilmesi suretiyle şikayetçi olunduğunu, ancak Savcılığın ihtilafın sadece hukuki bir ihtilaf olduğunu düşünerek takipsizlik kararı verdiğini, -Birleşen davada davalı ...'ın, ana davada davalı olan ...'un okuldayken yardımcısı olan ...'ın kardeşi olduğunu, muvazaa olgusunun çok açık olduğunu, ... ile müvekkili kurum arasında 3-4 tane devam eden dava ve savcılık şikayetleri olduğunu ve bu kişinin ... lehine tanıklık yapmaktan yalan yere yemin etmekten çekinmediğini, İST 4 ATM 2017/1335 E: 19/02/2019 tarihli ve nolu duruşmasında ''Davacı vekilinin talebi üzerine tanıktan soruldu; davalı milli eğitim bakanlığına bir dilekçe vermiştir ancak bu dilekçenin içeriği bakanlıktan istenebilir,bu dilekçenin içeriği... Şubesinin açılmaması ile ilgilidir '' şeklinde iken İST 3 ATM 2018/498 E sayılı dosyanın 5 nolu duruşmasında 'başvuru okulun kapatılmasıyla ilgili değildir, ... okulun kurucusu değildir, sorumluluğunu ... devri için kendisiyle konuşmuştur, böyle bir dilekçe olduğunu bilmiyorum , ... okulun açılısıyla ilgili MEB dilekçe verildi. okulun kapatılmasıyla ilgili dilekçe verilmedi" dediğini, bu çelişkiye rağmen tanık olarak itibar edildiğini, -Milli Eğitim Bakanlığına davalının sebep yokken okulun kapanışı için dilekçe verdiğini, bu başvurunun davalının kötü niyetini gösteren en önemli delil olduğunu, Savcılık dosyasının takipsizlikle sonuçlanmasının önemli olmadığını, tanıkların da çelişkili beyanlarının dikkate alındığını, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından dosyaya gönderilen davanın esasını etkileyebilecek nitelikte yazı cevabını incelendiğinde, davalının 17 Ağustos 2017 tarihinde Milli Eğitim Bakanlığı Özel Okullar Daire Başkanlığına hitaben yazdığı dilekçede ... A.Ş de bulunan hisselerinin Yönetim Kurulu Başkanı müvekkil ...'a devrettiğinden dolayı ortaklığının kalmadığını, müvekkilinin güya açılış için gerekli olan taahhüt ve beyan belgelerini imzalamaktan imtina ederek gerekli sorumluluğu yerine getirmediğini iddia ettiğini, böyle bir sebebe dayanarak okul açılış işlemlerinde adının kullanılmamasını ve kullanılan belgelerin iptalini istediğini, müvekkili şirketin sahibi olan ...'ın emekli astsubay olup Milli Eğitim camiasına uzak olduğunu, Davalı ...'un ise öğretmen olup detaylı bilgiye sahip olduğunu, aynı gün içinde verilen geri çekme dilekçesi sunulmamış olsaydı, ... yani kurucu temsilci adına yapılmış başvurunun iptal edileceğini bunun üzerine müvekkili yeni kurucu atama vs birçok işlem yapması gerekeceğinden o eğitim sezonuna açılışı yetiştiremeyecek ve büyük bir zarara uğrayacak olduğunu,-tanık ...'in iki adet sözleşmenin aynı gün imza edildiğini (belirsiz süreli iş sözleşmesi ve hisse devri vaadi sözleşmesi) ifade ettiğini ancak tarih belirtmediğini bunun yanında senet görmediğini ve senetler hakkında bilgi sahibi olmadığını ,senet görseydim hatırlardım demek sureti ile belirttiğini, İlk anlaşmazlıktan beri müvekkilinin Çayırova’da açacağı okulun kapatılacağı, başvurunun iptal edileceği yönünde tehdit eden şüpheli tarafın, ilk önce devir yaptığını, akabinde iş sözleşmesini imza ettirdiğini, bunun akabinde de senetleri imzalatmış olduğunu, senetlerin 17 Ağustos 2017 tarihli iptal başvurusunun ardından mecburen-zorla imza edildiğini, yani devir yapılmasına rağmen senetlerin verilmeyişi sebebi ile hisse devri vaadi sözleşmesi esasında içeriğinde belirtildiği üzere geçersiz olduğunu, sözleşmesin 3 .Maddesi ‘’hisse devrinin 21.07.2017 tarihine kadar yapılmaması ve nakit ödemenin ve senetlerin verilmemesi halinde sözleşme kendiliğinden geçersiz olacaktır’’ hükmünün bulunduğunu, senetlerin daha sonra imzalatılması sebebi ile sözleşme baştan beri geçerli gibi bir algı oluşturulduğunu, taraflar arasında imzalanan 20 Temmuz 2017 tarihli anonim şirket hisse devir sözleşmesinde davalı ...'un hisselerini 50.000 TL karşılığında müvekkili ... devrettiğinin görüldüğünü, davalı tarafın müvekkiline tehditler sonrasında imzalatmış olduğu sözleşmede ise rakamın 300 bin liraya çıktığını, davalı tarafın vermiş olduğu istifa dilekçesine bakıldığında ''18 Ağustos 2017'' tarihinde kurucu temsilciliği görevinden istifa ettiğini bildirdiğini bu dilekçesi 28 Ağustos tarihinde işleme konulduğunu, bakanlığa verilen 17 Ağustos tarihli dilekçe ve öncesi süreçte davalı taraf açıkça kurucu temsilcisi olarak görev yaptığını, -Banka tarafından gönderilen ödememe protestosu ve ihbarname hem şirket hem ... adına geldiğinden iş bu konuda dava açmada hukuki yararı olduğunu, -Tüm istekleri karşılandıktan sonra içeriye ikinci bir dilekçe verip ilk dilekçesini iptal ettirdiği için Milli Eğitim Bakanlığı'nın Okul açmadaki istediği belgeler de gayet açık olduğu için davalının müvekkilinden taahhüt gibi bir belge talep etmesinin söz konusu olmadığını, bu iddiasını ispatlamakla mükellef olduğunu, bu dilekçenin verildiği tarihte davalı tarafın kurucu temsilci olup olmadığı aynı şekilde bu tarihten sonra davalıya müvekkili tarafından taahhütname verilip verilmediğinin araştırılması gerektiğini, müvekkilinin gabin şartları altında iş bu evrakları imzaladığını, aşırı yararlanma şartlarında imzalamış olduğu senetlerin geçersiz olduğunu bu nedenlerle kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Asıl Dava; 30/04/2018 tarih ve 75.000-TL miktarlı senet dolayısıyla borçlu olmadığının tespitine ve senedin iptali, birleşen dosya yönünden; senet ve senede dayalı olarak yapılan icra takibi dolayısıyla borçlu olmadığının tespiti, senedin ve takibin iptali, kötüniyet tazminatı ve icra inkar tazminatına ilişkindir.Davacı ... ve ... A.Ş. tarafından davalı ... aleyhine menfi tespit istemli olarak İstanbul Anadolu 5.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/554 Esasında açılan davada Mahkemenin 05.06.2018 tarih ve 2018/563 Karar sayılı kararı ile dosyanın Mahkeme dosyası ile birleştirilmesine karar verildiği, her iki davanın konusunun da ... nolu 20.07.2017 düzenlenme tarihli, 30.04.2018 vadeli ve 75.000-Tl bedelli senet olduğu anlaşılmıştır. Davacı .... A.Ş nin 10/03/2016 yılında kurularak ticaret siciline kaydedildiği şirketin sermayesinin 100.000 paya ayrıldığı ve tamamının davalı ... adına kayıtlı olduğu, 25.06.2016 tarihli kararla ... un yönetim kurulu başkanı olduğu, davalının şirketin %50 hissesini bilahare davacı ...'a devrettiği, Davalı ...'un yönetim kurulu başkanı, davacı ...'ın yönetim kurulu başkan yardımcısı seçildiği, şirketi müştereken temsile yetkili oldukları, davalı ...'nın 20.07.2017 tarihinde hissesini ...'a devrettiği, 20/07/2017 tarihinde gerçekleştirilen genel kurulda yönetim kurulu başkanı olarak davacı ...'ın seçildiği ve münferiden şirketi temsil yetkisinin davacı ...'a geçtiği kararın 31.07.2017 tarihinde yayımlandığı anlaşılmaktadır. Davalı cevap dilekçesinde ve yargılamanın devamındaki beyanlarında, şirket nezdinde bulunan %50 hissesini 300.000,00 TL bedelle davacı ...'a devrettiğini mutabakatın şahitler huzurunda gerçekleştiğini, sözleşmelerin tarafların serbest iradelerine dayandığını, uyuşmazlık konusu bononun da hisse devri karşılığında verilen bu bonolardan birisi bulunduğunu savunmuştur. Davacı ... ile davalı ... arasında bila tarihli "Şirket Hisse Devri Vaadi Sözleşmesi" imzalandığı, ... ve ...da bu sözleşmeyi şahit olarak imzaladıkları, anılan Sözleşmede hisse devir bedelinin 300.000-TL olduğu, hisse devrine ilişkin noterlikte hisse devir sözleşmesinin yapıldığı, 100.000-TL si nakten ve defaten ödenmek suretiyle 50.000-TL miktarlı 30/11/2017 ödeme tarihli ve ... seri nolu, 75.000-TL miktarlı 30/01/2018 ödeme tarihli ve ... seri nolu, 75.000-TL miktarlı 30/04/2018 ödeme tarihli ve ...seri nolu emre muharrer senetlerin düzenlenerek ...'a teslimi suretiyle hisse bedelinin ödeneceği, noterlikte en geç 21.07.2017 tarihine kadar hisse devrinin yapılmaması, hisse bedeline ilişkin nakit ödemenin yapılmaması, senetlerin teslim edilmemesi halinde sözleşmenin kendiliğinden geçersiz olacağı, ...'un hisselerini devretmekle davacı şirketin geçmişte doğmuş ve gelecekte doğacak borçlarından sorumlu olmayacağı, bu kapsamda ödeme yapılır ise davacı şirket ve ... tarafından ödeneceği kararlaştırılmıştır. Hisse devrinin 20.07.2017 tarihinde noterlik aracılığı ile yapıldığı görülmektedir. Davacı taraf iddiaları bakımından Çayırova/Kocaelinde özel okul şubesi kurulmasına ilişkin olarak Milli Eğitim Bakanlığı ve Kocaeli İl Milli Eğitim Müdürlüğüne müzekkereler yazılarak konuya ilişkin bir başvuru bulunup bulunmadığı, bu başvurunun geri çekilip çekilmediği, bu kapsamda davalı ... tarafından bir dilekçe verilip verilmediği sorulmuş, gelen cevabi yazılarda 22.08.2017 tarihinde Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğünce "Kurum Açma İzni" ile "İşyeri Açma ve Çalıştırma Ruhsatı" düzenlendiği, kurucu ...'un 25.08.2017 tarihli Dilekçesi ile kurucu temsilciliği görevinden istifa ettiğini belirttiği, ... A.Ş. yetkililerince 06.09.2017 tarihinde yapılan toplantı sonucu yeni kurucu temsilci olarak ...'ın seçildiğinin belirtildiği, kurucu temsilci değişikliğinin uygun görülerek 17.10.2017 tarihinde "Kurum Açma İzni" düzenlendiği belirtilmiştir. Kayıtlardan davalı ...'nın 17.08.2017 tarihli Milli Eğitim Bakanlığına hitaben verdiği Dilekçesinde; yönetim kurulu başkanlığını, 20.07.2017 tarihi itibariyle ...'a devrettiğini, davacı firma ile bir ortaklığının kalmadığını, okul açılışı için gerekli belgelerin ... tarafından uyarılarına rağmen imzalanmadığını, gerekli sorumluluğu üstlenmediğini, bu nedenle Çayırova da açılacak okul şubesinin yapılan başvuruda adının kullanılmamasını, kullanılan belgelerin iptalini talep ettiği görülmüştür. Davalı tarafın yasal hakkını kullanarak başlattığı icra takibinde bulunduğu, davacının iddiasının irade bozukluklarının düzenlendiği TBK 38/2 maddesindeki Bir hakkın veya kanundan doğan bir yetkinin kullanılacağı korkutması ile sözleşme yapıldığında, bu hakkı veya yetkiyi kullanacağını açıklayanın, diğer tarafın zor durumda kalmasından aşırı bir menfaat sağlamış olması halinde korkutmanın varlığı kabul edilir hükmü kapsamında kaldığı, HMK 203/1-ç.maddesi uyarınca hukuki işlemlerde irade bozukluğu ile aşırı yararlanma iddialarının senetle ispat zorunluluğunun istisnaları arasında olduğu, davacı tarafça tanık deliline dayanılarak dinleneceği konular ve tanık isimleri bildirildiği ancak tanıkların beyanları incelendiğinde gabin ve tehdit iddiasına ilişkin olarak kesin bir kanaat elde edilemediği, tanık ...'in iki adet sözleşmenin aynı gün imza edildiğini ifade ettiği ancak senet görmediğini de beyan ettiği, bununla birlikte tanığın beyanına karşı Milli Eğitim'den gelen resmi kayıtların olduğu anlaşılmıştır.Somut olayda, dava konusu senedin tanzim tarihinin 20.07.2017 olduğu, davacının tehdit iddiasına ilişkin olarak verildiğini ileri sürüldüğü dilekçe tarihinin ise davalının hisselerini davacı ...'a devrettiği tarihten sonraki bir tarih olan 17.08.2017 tarihi olduğu, davacı her ne kadar bu dilekçenin senet tanzim tarihinde verildiğini ileri sürmüş ise de, Milli Eğitim Bakanlığı ve Kocaeli İl Milli Eğitim Müdürlüğünden gelen cevabi yazılarda 22.08.2017 tarihinde Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğünce "Kurum Açma İzni" ile "İşyeri Açma ve Çalıştırma Ruhsatı" düzenlendiği, kurucu ...'un 25.08.2017 tarihli dilekçesi ile kurucu temsilciliği görevinden istifa ettiğini belirttiği, tanık değil resmi kayıt belgelerine göre tehdit unsuru olarak kullanıldığı ileri sürülen dilekçenin verilme tarihi senedin tanzim tarihinden sonrasına ilişkin olduğu, daha önce olduğunun ise yazılı olarak kanıtlanamadığı, davacı tarafından dava konusu senedin zorla imzalattırıldığı ve borcunun olmadığı gerekçesiyle menfi tespit davasının kabulü talep ve dava edilmiş ise de, senedin zorla imzalattırıldığına ilişkin ispat yükümlülüğünün davacıda olduğu, ispat yükümlülüğünü yerine getiremediği, işbu dava konusu olmayan ancak davaya konu senetlerle birlikte düzenlendiği iddia edilen yargılaması yapılan 30/11/2017 ve 30/01/2018 tarihli senetler yönünden de İstanbul BAM 14. HD. 2021/369 Esas ve 2024/917 Karar sayılı karar ile senedin zorla imzalattırıldığına ilişkin ispat yükümlülüğünün davacıda olduğu, ispat yükümlülüğünü yerine getiremediği gerekçesi ile verilen kararın esastan reddine karar verildiği anlaşılmıştır.Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davacılar vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28/09/2021 tarih ve 2018/498 E., 2021/1028 K. sayılı kararına karşı davacılar vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- Asıl dava yönünden 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL harcın davacılardan müteselsilen tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3- Birleşen dava yönünden 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL harcın davacılardan müteselsilen tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4-Davacılar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,5- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,7- Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 06/02/2025

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2018/498, K. 2021/1028, T. 25.08.2017, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2018-498-e-2021-1028-k-1545069eb2e0