Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2023/4476 E. 2025/1246 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/4476
- Karar No
- 2025/1246
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1020 E., 2023/1173 K. DAVALILAR : ... vekili Avukat ..., ... mirasçısı ...... İLK DERECE MAHKEMESİ : Karşıyaka 4. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/198 E., 2022/354 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemiyle temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 04.03.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde temyiz eden davacı vekili Av. ... ile karşı taraftan davalı ... ve vekili Av. ... geldiler. Başka gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendikten sonra açık duruşmanın bittiği bildirildi. İşin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili özetle; davalı ...’in evlatlığı olan müvekkilinin bedelinin tamamını ödeyerek dava konusu taşınmazı 23.11.2011 tarihinde satın aldığını, ancak müvekkilinin o dönemde eşi ile sorunları olduğu için taşınmazı davalı ... adına tescil ettirdiğini, bedelin müvekkili tarafından ödendiğine dair 23.11.2011 tarihli, 183.135,00 TL bedelli ve 23.11.2011 tarihli, 60.417,33 TL bedelli iki adet dekont olduğunu, sonuç olarak dava konusu taşınmazın gerçek sahibinin müvekkili olduğunu, ancak müvekkilinin evlatlık olduğunu öğrenmesi ve davalı ...’in akıl sağlığındaki bozulmalar neticesinde müvekkili ile davalı ...’in aralarının açıldığını, böylece davalı ...’in kötüniyetli yönlendirmelere açık hale geldiğini, ayrıca davalı ... 74 yaşında olup daire satmaya ihtiyacının da olmadığını, buna karşın davalı ...’a dava konusu meskeni sattığını, müvekkilinin taşınmazda oturduğu için davalı ...’ın evi görmeden satın aldığını bildiğini, evi hiç görmeden ve rayiç fiyatının altında satın alan davalı ...’ın iyiniyetli olmasının mümkün olmadığını, oysa ki üzerine düşen özen görevini yerine getirerek taşınmazı görmeye gelseydi inançlı işlemi ve taşınmazın gerçek sahibinin müvekkili olduğunu öğrenebilecek durumda olduğunu, davalılar arasındaki taşınmaz devrinin müvekkiline zarar vermek kastı ile yapıldığını, davalı ... tarafından diğer davalıya yapılan devrin ...’in fiil ehliyetsizliği, irade sakatlığı ve tarafların muvazaası nedeniyle geçersiz olduğunu ileri sürerek taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı adına tescilini, olmazsa tazminatın yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsilini istemiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... vekili özetle; inançlı temlik iddiasını kabul etmediklerini, dekontların satış bedeli ile ilgisinin olmadığını, davacının borçlarını ödemesinden ibaret olduğunu, müvekkilinin kanser tedavisi için paraya ihtiyaç duyduğundan taşınmazı diğer davalıya sattığını, davacının müvekkilinin kısıtlanması için açtığı davanın reddedildiğini ve müvekkilinin tam ehliyetli olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. 2. Davalı ... vekili özetle; müvekkilinin tapu kaydına güvenen iyiniyetli üçüncü kişi olduğunu, taşınmaz üzerinde hiçbir şerh/tedbir olmadığını, davalının taşınmazı satın alırken araştırmakla yükümlü olduğu tüm hususları araştırdığını, müvekkilinin önce kendine ait evi sattığını, bu hususun tapu kayıtlarıyla sabit olduğunu, eline geçen parayla başka taşınmaz arayışına girdiğini, bir çok emlakçı ile görüştüğünü, taşınmazın iyi konumda olması nedeniyle satın aldığını, satış tarihinden öne Soyak Mavişehir’de ev almak için zaten pek çok ev gezdiğini, hatta 19.11.2019 tarihinde aynı sitede bir başka kişiye kapora bile gönderdiğini, ancak kredi almasında sorun çıkınca evi satın alamadığını, buna ilişkin banka dekontunu sunduklarını, diğer ev satışının kalması üzerine emlakçısının davalı ...’in evinin satılık olduğunu haber verdiğini, dava konusu evi emlakçı vasıtasıyla satın aldığını, ...’nin müvekkiline kızıyla olan sorunlarından bahsettiğini, ancak müvekkilinin taraflar arasındaki inançlı işlemi bilmediğini, zaten bilmesinin mümkün de olmadığını, müvekkiline dairede oturan kiracının sorunlu olduğunun söylendiğini, müvekkilinin aynı sitede birden fazla taşınmaz gezmesi, ayrıca dairenin fotoğraflarını görmesi ve kiracının sorunlu olduğunun söylenmesi nedenleriyle işleri de çok olduğundan tekrar evi gezme gereği duymadığını, müvekkilinin evi satın alabilmek için İş Bankasından 200.000,00 TL kredi çektiğini, ...’in hesabına 380.000,00 TL, ...'in satış için vekalet verdiği ... ......ın hesabına ise 20.000,00 TL gönderdiğini, ayrıca 20.000,00 TL emlakçı komisyon bedeli ile tapu masrafları olmak üzere toplamda 432.640,00 TL ödediğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Adli Tıp Kurumundan alınan raporla davalı ...'nin fiil ehliyetine sahip olduğunun ispatlandığı, irade sakatlığının ve muvazaanın ispatlanamadığı, davalı ...'ın tapuya güvenen iyiniyetli üçüncü kişi olduğu, banka dekontlarında açıklama yer almadığından delil başlangıcı sayılamadığı ve bu nedenle inançlı işlemin de ispatlanamadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili, dava konusu taşınmazın bedelinin tamamının müvekkili tarafından ödenmek suretiyle 2011 yılında satın alındığını, buna ilişkin banka dekontlarının sunulduğunu, dekontlarının yazılı delil olduğunu, yazılı delil kabul edilmemesi halinde delil başlangıcı kabul edilerek tanıklarının dinlenmesi gerektiğini, aksinin kabulü durumunda da 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 203. maddesi gereği altsoy ve üstsoy arasındaki işlemlerde tanık dinlenebileceğini, müvekkilinin taşınmazın satın alındığı aynı gün taşınmazın eski malikine para göndermesinin tesadüfle açıklanamayacağını, taşınmazın satın alındığı tarihte müvekkilinin eşi ile yaşadığı sorunlar nedeniyle taşınmazın annesi davalı ... adına tescil ettirildiğini, müvekkilin taşınmazı satın alındığı tarihten beri hep malik sıfatıyla kullandığını, davacı ile davalı ... arasında husumet olduğunu bilen davalı ...'ın taşınmazı fiilen gelip görmeden rayiç değerinin altında almasının kötüniyetli olduğunu ve muvazaayı ispatladığını, taşınmazın değerine ilişkin bilirkişi raporunun diğer davadaki değere ilişkin bilirkişi raporuyla çelişkili olduğunu, taşınmazın tespit edilen 400.000,00 TL'den çok daha değerli olduğunu, devir tarihi itibariyle en az 900.000,00 TL değerinde olduğunu, ayrıca davalı ...'nin fiil ehliyetine ilişkin yeterli inceleme yapılmadığını, bu husustaki bilirkişi raporuna itirazlarının dikkate alınmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesi kararının hukuka uygun olduğu gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili, istinaf başvurusundaki gerekçelerin yanı sıra kararın gerekçesiz olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesince davalı ...'in ölümü nedeniyle geriye mirasçısı olarak davacı ......'ın kaldığından bahisle davacı ve davalı sıfatlarının birleştiği yönündeki kabulünün hatalı olduğunu, zira ölü davalı ...'in 30.12.2019 tarihli vasiyetnamesi ile müvekkili ...'i mirasçılıktan çıkarttığını, dolayısıyla müvekkilinin mirasçılık sıfatı kalmadığından davalı ...'in mirasçılarının tespiti ile davaya dahil edilmeleri gerekirken bu hususun gözardı edildiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, ehliyetsizlik, muvazaa ve şahsi haktan kaynaklanan inançlı işlem nedenleriyle tapu iptali ve tescil, aksi halde tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 27, 190, 369, 370 ve 371. maddeleri. 2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6, 512 ve 1023. maddeleri, 3. 05.02.1947 tarihli ve 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı. 3. Değerlendirme 1. Somut olayda, Mahkemece kayıt maliki davalı ...'ın kötüniyetinin ispatlanmaması nedeniyle hakkında açılan tapu iptali ve tescil davasının reddinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. 2. Ne var ki, davacı terditli talebi ile tazminat isteminde de bulunmaktadır. Bu itibarla; dosyaya sunulan Karşıyaka 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2021/88 Esas ve 2021/114 Karar sayılı mirasçılık belgesine göre davacı ..., 31.05.2020 tarihinde ölen davalı ...'nin tek mirasçısı olarak gösterilmiş ise de, dosyada bulunan Manisa 2. Noterliğinin 30.12.2019 tarihli ve 50367 yevmiye sayılı vasiyetnamesiyle davalı ..., mirasçısı davacı ...'i mirasçılıktan çıkarma tasarrufunda bulunmuştur. Bu durumda, Mahkemece öncelikle 30.12.2019 tarihli vasiyetnamedeki mirasçılıktan çıkarmanın iptal edilip edilmediğinin araştırılması gerekmektedir. Mirasçılıktan çıkarmaya ilişkin ölüme bağlı tasarrufun iptal edilmemiş olması halinde bu kez, davalı ... 31.05.2020 tarihinde öldüğünden davacıya ...'in mirasçılıktan çıkarma nedeniyle oluşan mirasçılık durumunu gösteren mirasçılık belgesini ibraz etmesi için süre verilmelidir. Yeni mirasçılık belgesinin sunulması halinde mirasçılık belgesinde gösterilen mirasçılara husumetin yöneltilmesi sağlanmalıdır. Bu şekilde taraf teşkili sağlandıktan sonra davacının satış tarihinde dava konusu taşınmazın satıcısı olan ...'a bloke çek ile gönderdiği miktar kadar dekont da gözetilmek suretiyle davacının tazminat talebi hakkında bir değerlendirme yapılması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Bölge Adliye Mahkemesince verilen istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararın BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Yargıtay duruşma vekalet ücreti 28.000,00 TL'nin davalı ... mirasçılarından alınarak davacıya verilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 04.03.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.