Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2016/1191 E. 2019/641 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2016/1191
- Karar No
- 2019/641
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 23. HUKUK DAİRESİ T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 23. H U K U K D A İ R E S İ (İ S T İ N A F B A Ş V U R U S U N U N E S A S T A N R E D D İ) ESAS NO : 2020/305 KARAR NO : 2024/637 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN KARARIN: MAHKEMESİ : KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 10/07/2019 ESAS-KARAR NUMARASI : 2016/1191 Esas-2019/641 Karar DAVACI : VEKİLİ DAVALI : Davacı vekili tarafından, yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK m.) 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra, dosya incelendi. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ : İDDİA VE SAVUNMALARIN ÖZETİ : Davacı vekili; müvekkilinin davalı kooperatif üyesi olup buğday, gübre v.s.ihtiyacını davalıdan karşıladığını, davalı kooperatifin maddi sıkıntı içinde olduğunu duyduğunu ve durumu öğrenmek için davalıya gittiğinde borcunu ödediği sulama boruları için borç senedi düzenlendiğini ve yenileme kredisi kullanıldığını öğrendiğini, oysa müvekkilinin davalıya hiçbir borcu olmadığını, tüm borcunu 26 ton buğday vererek ödediğini, davalı kooperatif çalışanı ...'in üye çiftçilerden tahsil ettiği paraları hesaba işlemediği ve çiftçiler adına senetler düzenleyip krediler kullandığının tespit edildiğini, bu kişi hakkında adli ve idari soruşturma başlatıldığını, müvekkilinin imzası taklit edilerek kredi borç senedi düzenlendiğini, müvekkilinin bu paraları ödemek zorunda kaldığını, bu nedenle dava açma zarureti doğduğunu ileri sürerek ödenen 6.770,52 TL'nın faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı kooperatif vekili; davanın TBK'nun 77/1.maddesi uyarınca zamanaşımına uğradığını, senet ve belgelerin usulüne uygun olarak düzenlendiğini, imzaların davacının eli ürünü olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAH. KARARI ÖZETİ : İlk derece Mahkemesi'nce "Dava, davalı kooperatif çalışanının hileli işlemleri nedeni ile ödenmek zorunda kalınan ve sebepsiz iktisap nedeni ile alınan bedelin iadesi talebi ile açılan istirdat davasıdır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık konuları davacının zaman aşımı definin ve usulu itirazlarının yerinde olup olmadığı, uyuşmazlık konusu edilen senetlerde davacıya atfen atılı imzaların davacının el ürünü olup olmadığı, bu senetlerin sahte olup olmadığı, senetlerin bedellerini ödeyene davacının sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre davalıdan bu bedellerin iadesini talep edip edemeyeceği hususlarıdır. Davacı vekilinin iddialarının sadece hile iddiasına dayanmadığı, aynı zamanda ödeme iddiasında da bulunarak istirdat davasına yönelik dava açtığı, bu nedenle de TBK'nun 39/1. maddesinde belirtilen hak düşürücü sürenin işbu dava dosyasında uygulama olanağının bulunmadığı, TBK'nın 82. maddesinde düzenlenen zaman aşımı süresinin uygulanması gerektiği, 2 yıllık zaman aşımı süresinin de ödeme tarihi ve işbu dava tarihi nazara alınarak geçmemiş olduğu kanaatine varılarak davalı vekilinin cevap dilekçesinde ileri sürdüğü zaman aşımı definin reddine karar verilmiştir. Davacı taraf delil olarak Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2014/14485 soruşturma sayılı dosyasına da dayanmıştır. Delil olarak dayanılan Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2014/14485 soruşturma sayılı dosyası yönünden yazılan müzekkereye verilen cevaba göre, Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı'na yazılan müzekkerelere verilen cevaplara göre ve en son tarih itibarı ile dahi söz konusu 2014/14485 soruşturma sayılı dosyanın halen devam edip, Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2014/14485 soruşturma sayılı dosyasının uzun süredir derdest olması, herhangi bir kamu davasının açılmamış olması nedeniyle hazırlık soruşturmasının sonucunun beklenmesinin iş bu davadaki yargılamayı uzatacağı, mahkememizce tüm delillerin toplanması ile savcılık dosyasının akıbetinin iş bu dava dosyasını etkileyecek nitelikte olmaması, davacının iddia ettiği hususların mahkememizce de incelenip değerlendirildiği ve iş bu alacak davasında davacının iddiaları yönünden gerekli araştırmanın mahkememizce yapılmış olması nedeniyle HMK'nın 30. maddesindeki usul ekonomisi ilkesi dikkate alınarak iş bu dava dosyasının sürüncemede kalmaması için Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2014/14485 soruşturma sayılı dosyasının akıbetinin beklenilmesinden ve bekletici mesele yapılmasına dair ara karardan vazgeçilmesine karar verilmiştir. Nitekim Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi'nin 23/11/2017 tarihli 2017/725 Esas, 2017/1149 Karar sayılı ilamına konu davalısının Felahiye Tarım Kredi Kooperatifi olan benzer nitelikteki uyuşmazlıkta Cumhuriyet Savcılığı ceza soruşturmasının beklenmesine gerek bulunmadığına dair görüş bildirilmiştir. Davacı ile davalı kooperatif arasında imzası ve içeriği inkar edilmeyen Tarım Kredi Kooperatifleri Kredi Genel Sözleşmesinin düzenlenip imzalandığı, bu konuda taraflar arasında bir uyuşmazlığın olmadığı, bu sözleşmeye istinaden davacının davalı kooperatifin 2622 numaralı ortağı olduğu, sözleşmenin 19. maddesine göre ortak ve müteselsil kefiller, kooperatifle aralarında çıkacak her türlü anlaşmazlıklarda kooperatife ait defter, kayıt ve belgelerin yegane kesin delil olacağını ve bunlara hiçbir şekilde itiraz etmeyeceklerini kabul ve taahhüt ettiklerinin açıkça düzenlendiği, davacının iş bu sözleşmeyi imzalamış olması nedeniyle gerek davalı kooperatif, gerekse üyesi olan davacı yönünden tarafları hukuken bağlayıcı ve geçerli nitelikte bir sözleşme olduğu anlaşılmıştır. Davacı tarafça açıkça dava konusu senetlerin üzerindeki imzalar inkar etmiş, mahkememizce Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi'nden imza itirazı konusunda konusunda raporlar aldırılmış, bu raporlarda inkar edilen senetlerdeki imzaların davacının eli ürünü olduğu açıkça kanaat olarak bildirilmiştir. Mahkememizce Adli Tıp Kurumu'nca düzenlenen rapora, objektif, denetime açık, yeterli, bilimsel olması nedeniyle itibar edilmiş ve dava konusu her iki senet altındaki imzanın davacının eli ürünü olduğu kanaatine varılmış ve davacı vekilinin imzaya itirazlarını kanıtlayamadığı analaşılmış ve bu yöndeki itirazlara itibar edilmemiştir. Davacının dava konusu ettiği senetlerin sulama borusu alımından kaynaklandığını ve ödeme ile yenilenen senetler olarak düzenlendiğinin ortaya çıktığını belirtmiş olup, davacının istirdat talebinde bulunduğu 11590/1-2-3 numaralı senetler, 10/05/2013 tarihli 788624 numaralı 3.749,00-TL bedelli faturaya istinaden düzenlendiğini, hem senet üzerinde hem de fatura üzerinde davacının imzası bulunduğunu, davacının istirdat talebinde bulunduğu, 12414 numaralı senet için doğrudan kullanılmış bir kredi olmadığını, bu senet davacının daha önce kullandığı ve kısmi ödeme yaptığı dava konusu 10513-10937-11595 numaralı senetlerle dava konusu olan 11590/1 numaralı senetlerin bakiye tutarının yenilenmesi ile oluştuğunu, 10/09/2014 tarihinde dava konusu olan 11590/2 numaralı senetle birlikte yenilenerek, 13650 senet numarasını aldığını ve 04/09/2015 tarihinde 5.585,67-TL ödenerek borcun sona erdiğini, davacının borçlu olmadığını ileri sürdüğü 11590/3 numaralı senet bedeli de 04/09/2015 tarihinde 1.363,07-TL olarak ödendiği, bu senetlerdeki borçlu imzaların da davacıya ait olduğu, alınan Adli Tıp Kurumu raporunun ve ... Öğretim Üyesi bilirkişi Prof. Dr. ...'ın düzenlediği raporların bilimsel ve teknik verilere uygun, denetime açık, ayrıntılı, gerekçeli ve hüküm kurmaya elverişli olması nedeniyle mahkememizce benimsenmiş ve raporlara itibar edilmiştir. Dava konusu senetlerin vasfına göre davalı kooperatifin alacağını yazılı delil olarak kesin şekilde ispata yarayan belge vasfında olmaları, kredilerin kullandırılmadığının yani kooperatifin kayıtlarının aksini ispat yükünün davacıda olması, dayanak belgelerin senet vasfında olması nedeniyle bu iddiaların yazılı delillerle ispatının gerekmesi davacının bu konudaki iddialarının ispatlanamadığı kanaatine varılmıştır. Dosyadaki itibar edilen yazılı belgelerin aksi nitelikteki davacı tarafın davacının borçlu gösterilmeye çalışıldığı, almadığı emtialar ya da aldığından fazla gösterilen emtialar için gerçek dışı belge dezenlendiğine ve hileye yönelik irade bozukluğuna dair iddialarına itibar edilmemiştir. HMK'nın 203/1-ç. maddesi uyarınca "Hukuki işlemlerde irade bozukluğu ile aşırı yararlanma iddiaları" kapsamında tanık dinlenmiş ise de, davacının bildirdiği tanık beyanlarının itibar edilen dosyada mevcut yazılı belgeler ve bilirkişi raporunun aksini ispat edecek nitelikte ayrıntılı beyan içermemesi, tanık anlatımlarının somut ve görgüye dayalı davacının iddiaları yönünden net bilgiler içermediği dikkate alınarak kesin nitelikte delil kuvvetine haiz olmadığı kanaatine varılmış tanık beyanlarına itibar edilmemiştir. Dosya kapsamındaki davalı kooperatif ile itibari ile taraflar arasındaki borç ve alacak ilişkisinin davalı kooperatifin tarafları açısından yegane ve kesin delil olarak kabul edilmiş olan kooperatifin kayıtlarında yer aldığı ve işlendiği, dayanak belgelerinin de tarafların imzasını içerdiği, davacının bu konudaki işlemler yönünden davalı kooperatif çalışanının hata, hile ve benzeri davranışları bulunduğuna dair ve sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacağa ilişkin iddialarının da somut, yazılı, kesin ve yeterli delil ve belgelerle ispat edilemediği kanaatine varıldığından iş bu dava yönünden davacının davalı kooperatife haksız ve borçlu olmadığı halde ödemek zorunda kaldığı bir ödemesinin olmadığı, yaptığı ödemenin kooperatif kayıtlarına göre haklı bir ödeme olduğu, bu nedenle davalı kooperatiften dava konusu senetler nedeniyle ödediği bedelin iadesini talep edemeyeceği, bu konudaki iş bu talep ve davasının sübuta ermediği sonuç ve kanaatine varıldığından davanın reddine" karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : İstinaf yasa yoluna başvuran davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Mahkemece ceza dosyasının bekletici mesele yapılmadığını, müvekkilinin borcunu elden ödediğini ancak ödeme makbuzu sisteminin arızalı olduğu gerekçesi ile müvekkiline verilmediğini, davalı kooperatif çalışanı ...'in hileli işlemler yaptığını, hakkında soruşturma başlatıldığını, kararın kaldırılması gerektiğini belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur. UYUŞMAZLIK : Uyuşmazlık; davalı kooperatif üyesi olan davacının davalı kooperatife olan senet ve mal alımlarından dolayı borçlu olup olmadığı ve ödediğini iddia ettiği bedelin davalı kooperatiften rücuen tahsiline ilişkin olarak açtığı bu davada haklı olup olmadığı hususlarında toplanmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE : Dava, davalı kooperatif üyesi olan davacının davalı kooperatife olan senet ve mal alımlarından dolayı ödediğini iddia ettiği bedelin davalıdan rücuen tahsili istemine ilişkindir. Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1,b,1 gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/1191E., 2019/641K. sayılı dava dosyasında verdiği 10/07/2019 tarihli kararına yönelik davacı vekilinin İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Yasası gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf harcından peşin alınan 54,40 TL'nın mahsubu ile bakiye 373,20 TL'nın davacıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, kullanılmayan avansın karar kesinleştiğinde gideri içerisinden karşılanarak iadesine, 4-HMK m. 359/4 gereğince kararın tebliği, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemleri ile m. 302/5 gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına, 24/04/2024 tarihinde, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK m. 362/1,a gereğince miktar veya değeri miktar veya değeri üç yüz yetmiş sekiz bin iki yüz doksan (378.290,00) Türk Lirası'nı geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere, OYBİRLİĞİYLE karar verildi. GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ : 24/04/2024 Başkan ... e-imza Üye ... e-imza Üye ... e-imza Katip ... e-imza