Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2016/1192 E. 2019/640 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2016/1192
Karar No
2019/640
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23. HUKUK DAİRESİ T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 23. H U K U K D A İ R E S İ (İ S T İ N A F B A Ş V U R U S U N U N E S A S T A N R E D D İ) ESAS NO : 2020/306 KARAR NO : 2024/455 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN KARARIN: MAHKEMESİ : Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : 10.07.2019 ESAS-KARAR NUMARASI : 2016/1192 E., 2019/640 K. DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : Davacı vekili tarafından, yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK m.) 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra, dosya incelendi. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ : Davacı vekili, müvekkilinin eşi ...'un davalı kooperatifin 2660 numaralı ve müvekkilinin oğlu ...'un da 2767 numaralı üyesi olduğunu, birlikte çiftçilik yaptıklarını, ihtiyacı olan buğday, gübre vb. ihtiyaçlarını davalı kooperatiften karşıladığını, kooperatifte meydana gelen sıkıntıları duyunca kendisi adına bir işlem yapılıp yapılmadığı ve ne kadar borcu olduğunu öğrenmek için kooperatife gittiğinde, almadığı malları almış gibi senet düzenlendiğini, çekmediği halde yenileme kredisi çektiğini öğrendiğini ve 2013 yılında 140.000,00-TL borçlandırıldığını öğrendiklerini, müvekkilinin eşi ve oğlu adına 65.000,00-TL ödeme yaptığını ve kooperatif yetkilisi ...'e elden 30.000,00-TL ödeme yaptığını, aynı gün kalan borç için ise 45.000,00-TL bedelli yenileme borç kredisi işlemleri yapıldığını, bu işlemlerden bir süre sonra 10.000,00-TL yine kooperatif yetkilisi ...'e ödeme yaptığını, kalan borcunun 35.000,00-TL olduğunu düşünürken borcun daha fazla olduğunu öğrendiğini, kooperatif çalışanı ... tarafından yüzlerce çiftçinin yatırmış olduğu paraların hesaplarına işlenmediğinin, adlarına düzenlenen senetler ile borçlandırdığının ve krediler kullandırdığının tespit edildiğini, bu şahıs hakkında adli ve idari soruşturma başlatıldığını, bu şahsın kooperatif üyeleri yerine bir kısım belgelere sahte imzalar attığını, kooperatife ait olmayan sahte tahsil fişleri imzaladığını, hileli davranışlarının yapılan soruşturma dosyası ile de ortaya çıkarıldığını, müvekkilinin ödemelerinin tahsilat olarak işlenmeyerek peşin ödemelerinin kayıt altına alınmadığını, çekilen bu kredilerin müvekkilinin rızası alınmadan kurum çalışanlarınca alınıp kullanıldığını; sonuçta, müvekkilinin 75 ton DAP gübresi alımı için 12152 numaralı 10.500,00-TL bedelli senede istinaden fazladan 10.500,00-TL ödeme yapıldığını, ancak gübreyi almadığını, müvekkilinin bu krediden dolayı alacaklı olduğunu, mağdur edildiğini beyan ederek sebepsiz zenginleşmeye dayalı, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 10.500,00-TL fazla ödemenin ödeme tarihi olan 25.09.2015 tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, öncelikle davacı tarafın borçlu olmadığı iddiasında olması halinde istirdat davası açamayacağını, sebepsiz zenginleşmeye yönelik alacak davası yönünden ise zaman aşımı süresinin geçtiğini, kooperatif tarafından düzenlenen senet ve belgelerin İİK uyarınca ilam mahiyetini haiz belgeler olduğunu, yetkili memurlarca düzenlenen belgelerin aksi ispatlanıncaya kadar kesin delil niteliğinde olduğunu, elden peşin ödeme yapıldığı iddiasının borçlar ile ilgili senet imzalanmış olması karşısında hayatın olağan akışına uygun olmadığını, davacının davasını yazılı delillerle ispat etmesi gerektiğini, imza ve yazı inkarı halinde 12152 numaralı senet yönünden fazla ödeme iddiasının da yersiz olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince "...Davacı vekilinin iddialarının sadece hile iddiasına dayanmadığı, aynı zamanda ödeme iddiasında da bulunarak istirdat davasına yönelik dava açtığı, bu nedenle de TBK'nun 39/1. maddesinde belirtilen hak düşürücü sürenin işbu dava dosyasında uygulama olanağının bulunmadığı, TBK'nın 82. maddesinde düzenlenen zaman aşımı süresinin uygulanması gerektiği, 2 yıllık zaman aşımı süresinin de ödeme tarihi ve işbu dava tarihi nazara alınarak geçmemiş olduğu kanaatine varılarak davalı vekilinin cevap dilekçesinde ileri sürdüğü zaman aşımı definin reddine karar verilmiştir. Davacı taraf delil olarak Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2014/14485 soruşturma sayılı dosyasına da dayanmıştır. Delil olarak dayanılan Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2014/14485 soruşturma sayılı dosyası yönünden yazılan müzekkereye verilen cevaba göre, Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı'na yazılan müzekkerelere verilen cevaplara göre ve en son tarih itibarı ile dahi söz konusu 2014/14485 soruşturma sayılı dosyanın halen devam edip, Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2014/14485 soruşturma sayılı dosyasının uzun süredir derdest olması, herhangi bir kamu davasının açılmamış olması nedeniyle hazırlık soruşturmasının sonucunun beklenmesinin iş bu davadaki yargılamayı uzatacağı, mahkememizce tüm delillerin toplanması ile savcılık dosyasının akıbetinin iş bu dava dosyasını etkileyecek nitelikte olmaması, davacının iddia ettiği hususların mahkememizce de incelenip değerlendirildiği ve iş bu alacak davasında davacının iddiaları yönünden gerekli araştırmanın mahkememizce yapılmış olması nedeniyle HMK'nın 30. maddesindeki usul ekonomisi ilkesi dikkate alınarak iş bu dava dosyasının sürüncemede kalmaması için Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2014/14485 soruşturma sayılı dosyasının akıbetinin beklenilmesinden ve bekletici mesele yapılmasına dair ara karardan vazgeçilmesine karar verilmiştir. Nitekim Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi'nin 23/11/2017 tarihli 2017/725 Esas, 2017/1149 Karar sayılı ilamına konu davalısının ... olan benzer nitelikteki uyuşmazlıkta Cumhuriyet Savcılığı ceza soruşturmasının beklenmesine gerek bulunmadığına dair görüş bildirilmiştir. Davacı ile davalı kooperatif arasında imzası ve içeriği inkar edilmeyen Tarım Kredi Kooperatifleri Kredi Genel Sözleşmesinin düzenlenip imzalandığı, bu konuda taraflar arasında bir uyuşmazlığın olmadığı, davacı ...'un da alınan beyanlardan da anlaşıldığı üzere davalı kooperatifin üyesi olduğu davaya konu edilen 12152 numaralı kredi borç senedi üzerindeki imzanın kendisine ait olmadığı ileri sürülmüş olup, bu senet yönünden Adli Tıp Kurumu'nda imza incelemesi yaptırılmış ve imzanın davacı eli ürünü olduğu belirlenmiştir. ... Davacı tarafından bir kısım senetlerin üzerindeki imzalar kabul edilmiş olmasına rağmen dava konusu senet üzerindeki imza inkar etmiş, mahkememizce Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi'nden imza itirazı konusunda konusunda raporlar alınmıştır. Bu raporlarda inkar edilen senetteki imzanın davacının eli ürünü olduğu açıkça kanaat olarak bildirilmiştir. Mahkememizce Adli Tıp Kurumu'nca düzenlenen rapora, objektif, denetime açık, yeterli, bilimsel olması nedeniyle itibar edilmiş ve dava konusu her iki senet altındaki imzanın davacının eli ürünü olduğu kanaatine varılmış ve davacı vekilinin imzaya itirazlarını kanıtlayamadığı anlaşılmış ve bu yöndeki itirazlara itibar edilmemiştir. Davacının dava konusu ettiği senedin davacıya satışı yapılan 7.500,00-kg zirai gübre için düzenlendiği, fatura ve senet üzerinde davacının imzası olduğu, dava konusu 12152 numaralı senedin davacı tarafça 08/08/2015 tarihinde faiz ve masraflarla birlikte 12.101,75 TL olarak ödendiğini ve borcun sona erdiği, Dava konusu senedin vasfına göre davalı kooperatifin alacağını yazılı delil olarak kesin şekilde ispata yarayan belge vasfında olmaları, senetlerin vasfına göre 12152 numaralı senedinyenilenerek 14013 senet numarasını aldığı, kooperatifin kayıtlarının aksini ispat yükünün davacıda olması, dayanak belgelerin senet vasfında olması nedeniyle bu iddiaların yazılı delillerle ispatının gerekmesi davacının bu konudaki iddialarının ispatlanamadığı kanaatine varılmıştır. Dosyadaki itibar edilen yazılı belgelerin aksi nitelikteki davacı tarafın davacının borçlu gösterilmeye çalışıldığı, almadığı emtialar ya da aldığından fazla gösterilen emtialar için gerçek dışı belge düzenlendiğine ve hileye yönelik irade bozukluğuna dair iddialarına itibar edilmemiştir. HMK'nın 203/1-ç. maddesi uyarınca "Hukuki işlemlerde irade bozukluğu ile aşırı yararlanma iddiaları" kapsamında tanık dinlenmiş ise de, davacının bildirdiği tanık beyanlarının itibar edilen dosyada mevcut yazılı belgeler ve bilirkişi raporunun aksini ispat edecek nitelikte ayrıntılı beyan içermemesi, tanık anlatımlarının somut ve görgüye dayalı davacının iddiaları yönünden net bilgiler içermediği dikkate alınarak kesin nitelikte delil kuvvetine haiz olmadığı kanaatine varılmıştır. Dosya kapsamındaki davalı kooperatif ile itibari ile taraflar arasındaki borç ve alacak ilişkisinin davalı kooperatifin tarafları açısından yegane ve kesin delil olarak kabul edilmiş olan kooperatifin kayıtlarında yer aldığı ve işlendiği, dayanak belgelerinin de tarafların imzasını içerdiği, davacının bu konudaki işlemler yönünden davalı kooperatif çalışanının hata, hile ve benzeri davranışları bulunduğuna dair ve sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacağa ilişkin iddialarının da somut, yazılı, kesin ve yeterli delil ve belgelerle ispat edilemediği kanaatine varıldığından iş bu dava yönünden davacının davalı kooperatife haksız ve borçlu olmadığı halde ödemek zorunda kaldığı bir ödemesinin olmadığı, yaptığı ödemenin kooperatif kayıtlarına göre haklı bir ödeme olduğu, bu nedenle davalı kooperatiften dava konusu senet nedeniyle ödediği bedelin iadesini talep edemeyeceği, bu konudaki iş bu talep ve davasının sübuta ermediği sonuç ve kanaatine varıldığından davanın reddine..." karar verilmiştir. İstinaf yasa yoluna başvuran davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Müvekkilinin 2014 yılında davalı kooperatifte yaşanan sıkıntıları duyar duymaz kendisi adına bir işlem yapılıp yapılmadığını ve ne kadar borcunun olduğunu öğrenmek için kooperatife gittiğini, kooperatifin almadığı malları almış gibi senet düzenlediğini ve çekmediği halde yenileme kredisi çektiğini öğrendiğini, ancak müvekkilinin peşin çalıştığını veya aldığı malların karşılığını harmandan sonra davalıya ödediğini; Müvekkilinin davalıya olan borcunu 2013 yılında ödediğini ve geriye 35.000,00-TL borcu kaldığını, yapılan ödemelerin davalının çalışanı ...'e elden nakit olarak ödendiğini, makbuz istendiğinde ise sistemin arızalı olduğunun söylenmesi üzerine belge verilmediğini; Yapılan soruşturma sonucunda davalı kooperatifin yetkilisi ve ziraat mühendisi olan ...'in hileli yöntemler ile kooperatif üyelerini borçlandırdığının ortaya konulduğunu; Yerel mahkemece hileli davranışlardan kaynaklanan davalı kooperatif çalışanı hakkında yapılan soruşturma dosyasının bekletici mesele yapılarak ceza dosyasından çıkacak sonuca göre hareket edilmesi gerekirken davaya konu yapılan senetlerden dolayı ret karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu beyan ederek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Dava, kooperatif borç senedi nedeni ile fazladan ödendiği bildirilen bedelin istirdatı istemine ilişkindir. Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına; dava konusu senet karşılığı düzenlendiği kabul edilen ve 7,5 ton tutarındaki gübre için "müşteriye teslim" ibaresini içeren 30.09.2013 tarihli ve 10.500,00-TL bedelli fatura altında davacının isim ve imzasının mevcut bulunmasına göre davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1,b,1 gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/1192 E., 2019/640 K. sayılı dava dosyasında verdiği 10.07.2019 tarihli kararına yönelik davacı vekilinin İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE. 2-Alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından, peşin alınan 54,40-TL harcın düşümü ile kalan 373,20-TL harcın davacıdan alınıp Hazine'ye gelir kaydına. 3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, kullanılmayan avansın karar kesinleştiğinde gideri içerisinden karşılanarak iadesine. 4-HMK m. 359/4 gereğince kararın tebliği, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemleri ile m. 302/5 gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına. 13.03.2024 tarihinde, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK m. 362/1,a gereğince miktar veya değeri üç yüz yetmiş sekiz bin iki yüz doksan (378.290,00) Türk Lirası'nı geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere, OYBİRLİĞİYLE karar verildi. GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ : 14.03.2024 Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ... e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2016/1192, K. 2019/640, T. 14.03.2024, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2016-1192-e-2019-640-k-16f95bb15c90