Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2015/6616 E. 2015/16781 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2015/6616
Karar No
2015/16781
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/135 Esas KARAR NO: 2024/882 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI: 2018/289 Esas - 2021/702 Karar TARİHİ: 30/09/2021 DAVA: İtirazın İptali KARAR TARİHİ: 23/05/2024 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, Müvekkili bankanın Bakırköy/ İstanbul Şubesi ile dava dışı borçlu ... San. Ve Tic. A.Ş. arasında imzalanan Genel Nakdi ve Gayrinakdi Kredi Sözleşmesini davalı borçlu ...' nun da müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıklarını, bahse konu sözleşmeye istinaden ... San. Ve Tic. A.Ş.'ne kullandırılan krediden kaynaklanan borçların ödenmemesi üzerine, asıl borçlu olan firmaya ve kefiller ...'na Bakırköy ... Noterliği'nin 16.02.2018 tarihli ... yevmiye sayılı ihtarnamesi keşide edilmesine rağmen, borç ödenmediğini, müvekkili bankanın Bakırköy/ İstanbul Şubesi ile dava dışı borçlu ... San. Ve Tic. A.Ş. arasında imzalanan Genel Nakdi ve Gayrinakdi Kredi Sözleşmesini davalı borçlu ...' nun da müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıklarını, bahse konu sözleşmeye istinaden, ... San. Ve Tic. A.Ş.'ne kullandırılan krediden kaynaklanan borçların ödenmemesi üzerine, asıl borçlu olan firmaya ve kefiller ...'na Bakırköy ... Noterliği'nin 16.02.2018 tarihli ... yevmiye sayılı ihtarnamesi keşide edilmesine rağmen borcun ödenmediğini, borcun ödenmemesi üzerine davalılar/borçlular hakkında İstanbul ... İcra Müdürlüğü' nün ... E. sayılı dosyasından haciz yoluyla icra takibine geçildiğini, esasen müvekkili bankanın takip tarihi olan 07.03.2018 tarihinde, borçlu şirketten ... numaralı taksitli ticari kredi borcundan dolayı 943.273,47 TL muaccel alacağı bulunduğundan fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla 943.273,47 TL üzerinden İstanbul ... İcra Müdürlüğü' nün ... E. Sayılı dosyasından haciz yoluyla icra takibi başlatıldığını, İstanbul ... İcra Müdürlüğü' nün ... E sayılı dosyası ile yürütülen icra takibi kapsamında davalı borçluya gönderilen ödeme emrine, davalı tarafından herhangi bir borcunun olmadığı iddiasıyla itiraz edilerek takibin durduğunu, dava dışı asıl borçlu şirket ... San. ve Tic. A.Ş' nin süresinden sonra itiraz ettiğinden asıl borçlu şirket hakkında söz konusu takip kesinleştiğini, borçlu ...'nun anılan takibe haksız yere itiraz ettiğinden icra takibine devam edilebilmesi için işbu davanın açılması zorunluluğu doğduğunu, İstanbul mahkemelerinin ve icra dairelerinin yetkili olduğunu, davalı ile imzalanan genel nakdi ve gayrinakdi kredi sözleşmelerinin 13,4. maddesinde açıkca belirtildiğini, davalının da müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı, her iki Genel Nakdi ve Gayrinakdi Kredi Sözleşmesi'nin de 13,4. Maddesinde; “İşbu sözleşmeden doğacak her türlü anlaşmazlıklarda Tekirdağ Mahkeme ve İcra Dairelerinin yanı sıra sözleşmeyi imzalayan Banka Şubesinin bulunduğu yer ile İstanbul Mahkeme ve İcra Müdürlüklerinin ayrı ayrı yetkili olduğunu müşteri kabul ve taahhüt eder.” düzenlemesinin mevcut olduğunu ve bu düzenlemede yetkili mahkeme ve icra dairelerinin, yetki sözleşmesi ile açıkça belirlenmiş durumda olduğunu, öte yandan, Genel Nakdi ve Gayrinakdi Kredi Sözleşmesinin, esasen bir miktar para alacağına ilişkin olduğundan para borcu götürülecek borç olduğundan, alacaklının ikametgahında ödenmesi gerektiğini, somut olayda alacaklı Bankanın Genel Müdürlüğü İstanbul'da olduğundan, Türk Borçlar Kanunu'nun 89.maddesinin 1. fıkrası ile HMK'nun 10. Maddesinin hükümlerine istinaden, somut olayda alacaklının ikametgahı olan İstanbul İcra Müdürlükleri ve İstanbul mahkemelerinin yetkili olduğunu, bu itibarla, herhangi bir hukuksal dayanağı olmayan yetki itirazının reddine karar verilmesi gerektiğini, davalı borçlunun sözleşmelerde yer alanı imzalara ilişkin itirazlarının gerçeğe aykırı olduğunu, sözleşmelerde yer alan imzaların üstünde yapılacak bilirkişi incelemesi ile bu durumun ortaya çıkacağını, 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizi'ne İlişkin Kanuna göre; temerrüt faizinin taraflarca serbestçe kararlaştırılacağının hükme bağlandığını, davalının da müvekkili banka ile imzalamış olduğu sözleşme ile tayin edilen oranlarda faiz ödemeyi kabul ettiğini belirterek açıklanan nedenler ile davalı borçlu ...'nun haksız ve kötü niyetli olarak İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin devamına, ayrıca davalı aleyhine % 20 dan aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, vekalet ücreti ile yargılama giderinin de davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, Davanın yetki sebebi ile usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkili hakkında kredi sözleşmesinde kefil sıfatı ile icra takibi başlatıldığını, müvekkilinin gerçek kişi olduğunu, sözleşmede belirtilen yetki sözleşmesinin müvekkili bakımından geçersiz olduğunu, huzurdaki davada kredi sözleşmesinin asıl borçlusu şirketin davalı olmadığını, 6100 sayılı HMK md 17 uyarınca tacirler arasında uyuşmazlıklarda yetkili mahkeme belirlenmiş ise yani yetki sözleşmesi yapılmış ise davanın sadece belirlenen mahkemede açılabilceğini, ancak bu hususun gerçek kişiler için geçerli olmadığını, huzurdaki davada tacir olan şirketin taraf olarak yer almadığını, bu nedenle yetki sözleşmesinin geçerli olmadığını ve ortak yetkinin de söz konusu olmadığından yetki itirazlarının haklı olduğunu, kaldı ki icra müdürlüğünde yapılan yetki itirazının iki borçlu olması sebebi ile geçersiz olsa bile bu durumun müvekkili bakımından ticaret mahkemelerini davada yetkili hale getiremeyeceğini, kredi sözleşmesinin asıl borçlusu ve kefil sıfatı ile sözleşmeyi imzalayan müvekkilinin kefalet borcunun rehinle teminat altına alındığını, bu nedenle öncelikle rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapılması gerektiğini, davacı bankanın, kredi sözleşmesi nedeni ile olan alacaklarının rehinle teminat altına alındığını, 101 adet aracın bankaya rehin verildiğini, bu rehinlerin aynı zamanda müvekkilinin kefalet borcu için de verildiğini, davacı bankanın İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasından rehnin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibi başlatıldığını, rehinlerin alacağı karşılayıp karşılanmayacağı henüz belli olmadığını, mevzuat ve Yargıtay içtihatları uyarınca takip tarihi itibarı ile müvekkiline başvurulmasının hukuken mümkün olmadığını, davacı alacaklının öncelikle taşınır rehni ile ilgili takibi sonuçlandırması gerektiğinin açık olduğunu, bu nedenle de müvekkili hakkında başlatılan icra takibinin haksız olduğunu belirterek açıklanan nedenler ile davada Bakırköy Mahkemeleri' nin yetkili olması sebebi ile davanın usulden reddine, müvekkilinin davacıya borcu olmaması sebebi ile davanın esastan reddine, davacı bankanın haksız ve kötü niyetli olması sebebi ile müvekkili lehine %20 den aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 30/09/2021 tarih 2018/289 Esas - 2021/702 Karar sayılı kararında; "Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklı alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın İİK'nın 67.maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İstanbul 6. İcra Ceza Mahkemesi' nin , İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün, İstanbul Bakırköy ... Noterliği' nin yazı cevapları, İstanbul ... İcra Müdürlüğü' nün ... E. Sayılı dosyası, bilirkişi ... tarafından düzenlenen 08.08.2019 tarihli kök ve 08.11.2019 tarihli ek raporları ile bankacı bilirkişi ... tarafından düzenlenen kök ve ek raporlar ile tüm dosya kapsamı davamızın delillerini oluşturmaktadır. Her ne kadar davalı vekilince gerek icra dosyasına sunulan itiraz dilekçesi ile gerekse de mahkememize sunulan cevap dilekçesi ile HMK md.6 uyarınca davalı borçlunun adresi itibariyle Bakırköy icra dairelerinin ve mahkemelerinin yetkili olduğundan bahisle yetki itirazda bulunulduğu anlaşılmış ise de; dava dışı asıl borçlu ve müteselsil kefil arasında imzalanan genel nakdi ve gayri nakdi kredi sözleşmesinin 13.4 maddesinde banka ile borçlu şirket arasındaki uyuşmazlıkların ve anlaşmazlıkların çözümünde İstanbul Mahkeme ve İcra Müdürlüklerinin yetkili olacağının belirtildiği anlaşılmaktadır. Sözleşme serbestisi ilkesi gereğince kararlaştırılan yetkili yer mahkemesi HMK'nın 17. maddesi uyuarınca tacir olan taraflar için bağlayıcı ve geçerlidir. Müteselsil kefil sıfatıyla sözleşmeyi imzalamış bulunan kefiller açısından da tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın, yetki şartı geçerlidir. Bu sebeple icra dairesinin ve mahkememizin yetkisine yönelik yapılan itirazın reddine karar vermek gerekmiştir.Mahkememizce yapılan yargılama ve toplanan tüm deliller ile dosya kapsamı deliller ile uyumlu olması nedeniyle içeriğine itibar edilen bilirkişi ... tarafından düzenlenen 26.04.2021 uyap kayıt tarihli bilirkişi raporu birlikte incelenip değerlendirildiğinde; davacı banka ile dava dışı asıl borçlu ... San. ve Tic. A.Ş. Arasında; 15.04.2016 tarihinde 3.000.000 TL limitli genel kredi ve gayrinakdi kredi sözleşmesi imzalandığı, davalının da 3.000.000 TL limit ile müteselsil kefil olarak 15.05.2017 tarihinde 1.000.000 TL ilave limit ile toplam kefalet limitinin 4.000.000 TL' ye yükseltilmiş olduğu, davalının kefaletinin TBK. 583. maddesinde belirtilen şekil şartlarına uygun olduğundan kefalet limiti dahilinde sorumluluğu bulunduğu anlaşılmıştır. Temerrüt tarihi açısından yapılan değerlendirmede, davacı bankanın asıl borçlu ve kefile gönderilmiş Bakırköy ... Noterliği’nin 16.02.2018 tarih ... Yev. no.lu ihtarnamesi ile, dava dışı asıl borçlunun 28.02.2018 tarihinde temerrüde düştüğü ancak müteselsil kefile yapılan tebligatın bila ikmal iade edildiği anlaşılmıştır. İhtarın gönderildiği adres davalı tarafından genel kredi sözleşmesinde belirtilen adrestir. TBK'nın 117.maddesi gereğince kural olarak muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. İİK'nın 68/b maddesi ile genel kredi sözleşmesinin asıl borçluları yönünden düzenleme yapılmıştır. Yasa maddesinde; “Borçlu cari hesap veya kısa, orta, uzun vadeli kredi şeklinde işleyen kredilerde krediyi kullandıran taraf, krediyi kullanan tarafın kredi sözleşmesinde belirttiği adresine, borçlu cari hesap sözleşmesinde belirtilen dönemleri veya kısa, orta, uzun vadeli kredi sözleşmelerinde yazılı faiz tahakkuk dönemlerini takip eden onbeş gün içinde bir hesap özetini noter aracılığı ile göndermek zorundadır. Sözleşmede gösterilen adresin değiştirilmesi, yurt içinde bir adresin noter aracılığıyla krediyi kullandıran tarafa bildirilmesi halinde sonuç doğurur; yeni adresin bu şekilde bildirilmemesi halinde hesap özetinin eski adrese ulaştığı tarih tebliğ tarihi sayılır” hükmü yer almaktadır. Kefil, kefalet ettikleri sözleşmelerden dolayı asıl borçlunun borcundan kefalet limiti kapsamında tüm feriler dahil olmak üzere ( temerrüt faizi, masraflar ) sorumludur. Bunun dışında kefil temerrüde düşürülmüş ise asıl borçtan kefalet limiti ve kendi temerrüdünün hukuki sonuçları ile de sorumludur. Kefil hakkında icra takibi yapılabilmesi için ayrıca kendisine temerrüt ihtarında bulunulmasına gerek yoktur. Temerrüt ihtarı kefile tebliğ edilmediyse kefilin temerrüdünün, takip tarihinde başladığı kabul edilir (Yargıtay 19.HD'nin 14/12/2015 tarih, 2015/6616E. 2015/16781K. sayılı ilamı). Somut olayda, sözleşmede hüküm olsa dahi kefilin temerrüdünün ancak kat ihtarının kefile tebliği ile mümkün olabileceği, bu nedenle kat ihtarının tebliğine kadar akdi faiz bu tarihten itibaren temerrüt faizi uygulanarak kefilin sorumlu olduğu miktarın belirlenmesine yönelik bilirkişi raporuna mahkememizce itibar edilmiştir. ( İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. HD' nin 2019/849 esas, 2021/414 karar sayılı ilamı) Akdedilen Genel Kredi Sözleşmesi’nin ”muacceliyet ve temerrüt halleri ile uygulanacak gecikme faizi oranı” başlıklı 10.1. ve 10. 5. Maddesi; 10.1. Md. Kredi geri ödemesinin vadeye bağlandığı durumlarda, vade tarihinde banka alacakları hale gelir. Müşteri sözleşme ve ekleri kapsamındaki borçlarını kararlaştırılan vade tarihinde eksiksiz olarak ödemediği taktirde banka tarafından protesto keşidesine, ihtarname gönderilmesine, mehil tayinine velhasıl hiçbir kanuni takip ve teşebbüs icrasına mahal kalmaksızın temerrüde düşeceğini, muaccel hale gelen tüm borçlarını faiz ve diğer masrafları, bilcümle ferileri ile birlikte derhal ödeyeceğini beyan eder. . . . “10.5. Md. Müşteri’nin kredi borcunu (Taksitlendirilmiş kredilerde taksitlerden herhangi birini) masraf, komisyon ya da her türlü ad altındaki ödeme tarihinde/vadesinde ödenmemesi veya borcun sözleşme kapsamında muaccel hale gelmesi halinde, Müşteri borcun hangi türden doğduğuna ve bu kredi vadesine bakılmaksızın alacağın muaccel hale geldiği tarihten itibaren Banka’ca borçlu Cari Hesap şeklinde çalıştırılan kredilere uygulanan en yüksek cari faiz oranının 2 katı oranında gecikme faizi ödeyeceğini kabul eder.. hükümlerinin bulunduğu anlaşılmıştır. Davacı banka tarafından kullandırılmış taksitli kredi olan ... nolu 1.000.000 TL' lik taksitli kredi nedeniyle; kat 16.02.2018 tarihi itibariyle; dava dışı asıl borçlu ve kefil tarafından en son 8. Taksit olan 25.01.2018 tarihli taksit ödenmiş olup, bu tarih itibariyle davacı bankanın 909.969,08 TL. anapara alacak tutarının kaldığı, 25.01.2018 tarihinden kat 16.02.2018 tarihine kadar kredi kalan anapara tutarı 909.049,29 TL' ye fiili olarak tahakkuk ettirlmekte olan aylık %1,31 yıllık %15,72 akdi faiz oranı üzerinden ; kat 16.02.2018 tarihi itibariyle davacı bankanın toplam 918.635,67 TL. alacaklı bulunduğunun hesaplandığı, kat tarihinden temerrüt 28.02.2018 tarihine kadar (Davacı banka muhtelif kereler temerrüt tarihi itibariyle bankaca fiili olarak uygulanmakta/T.C. Merkez Bankası’na bildirilmiş olan akdi faiz ile temerrüt faiz oranlarının belirlenmesine yönelik banka kayıt ve belgelerini bilirkişi incelemesine ibrazı talep etmediğinden banka tarafından faiz takip talebi ile talep etmiş olduğu yıllık %46 temerrüt faiz ile ilgili kayıt ve belgeler ile belgeleyememiş olması nedeniyle) dolayısı ile dava konusu krediye fiili olarak uygulanmış akdi faiz oranı yıllık %15,72 esas alınarak, sözleşme maddesine uygun biçimde temerrüt 28.02.2018 tarihinden takip 07.03.2018 tarihine kadar (15,72 X 2 = ) yıllık %31,44 oranında temerrüt faizi ve %5 bsmv. uygulanması ile; davalı kefilin taksitli ticari krediden dolayı; 918.635,66 TL asıl alacak 11.231,85 TL işlemiş faiz +561,59 TL BSMV Toplam 930.429,10 TL üzerinden takibin DEVAMINA, Asıl alacak 918.635,66 TL 'ye icra takip tarihinden itibaren yıllık % 31,44 oranında temerrüt faizi ve faizin % 5 gider vergisi yürütülmesine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. Her ne kadar davalı vekilince bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçesi ile davacı bankanın, kredi sözleşmesi nedeni ile olan alacaklarının rehinle teminat altına alındığını, 101 adet aracın bankaya rehin verildiğini, rehinlerin aynı zamanda müvekkilinin kefalet borcu için de verildiğini, bu araçların paraya çevrildiğinde davacı bankanın alacağının çok çok üstünde bir bedel elde edileceğini belirtmiş ise de; davamızın konusunu genel kredi ve gayrinakdi kredi sözleşmesinin oluşturduğu, dosyada örneği bulunan ticari taşıt kredisi ve rehin sözleşmelerinin ayrı kredi sözleşmeleri oldukları ve rehinlerin dava konusu kredi için verildiğine ilişkin belgeye rastlanmadığı anlaşılmıştır. Asıl alacak likit ve belirlenebilir olduğundan davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmiştir."gerekçesi ile, "Davacının davasının KISMEN KABULÜ İLE; İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasına yapılan itirazın kısmen kabulü ile takibin davalı ... açısından 4.000.000 TL kefalet limitine kadar sorumlu olmak üzere; a) taksitli ticari krediden dolayı; 918.635,66 TL asıl alacak 11.231,85 TL işlemiş faiz +561,59 TL BSMV Toplam 930.429,10 TL üzerinden takibin DEVAMINA, b) Asıl alacak 918.635,66 TL 'ye icra takip tarihinden itibaren yıllık % 31,44 oranında temerrüt faizi ve faizin % 5 gider vergisi yürütülmesine, c) Asıl alacağın % 20 'si olan 186.085,82 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Fazlaya ilişkin istemin REDDİNE," karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, yerel mahkemede görülmekte olan davanın; İstanbul ... İcra Müdürlüğü' nün ... E. sayılı dosyasından haciz yoluyla takibe vaki itirazın iptali istemiyle açılmış olup; Tüm dosya kapsamı ile dosyada mübrez sözleşme ve bilgilere bilirkişi raporunda belirtilen faiz oranına itirazlarına rağmen hüküm tesis edildiğini, temerrüt faizinin %46 olarak uygulanması gerekirken %31,44 oranında uygulanarak karar oluşturulması sebebiyle karar hakkında istinaf yoluna başvurma zorunluluğunun doğduğunu, Borçlu firma ile imzalanan dosyada mübrez Genel Nakdi ve Gayri Nakdi Kredi Sözleşmesinin "Müşterinin kredi borcunu (taksitlendirilmiş kredilerde taksitlerden herhangi birini), masraf, komisyon ya da her türlü ad altındaki ücreti ödeme tarihinde/vadesinde ödenmemesi veya borcun Sözleşme kapsamında muaccel hale gelmesi halinde; Müşteri, borcun hangi tür krediden doğduğuna ve bu kredi vadesine bakılmaksızın alacağın muaccel hale geldiği tarihten itibaren Bankaca Borçlu Cari Hesap şeklinde çalıştırılan kredilere uygulanan en yüksek cari faiz oranının 2 katı oranında gecikme faizi ödeyeceğini kabul ve taahhüt eder." maddesi dikkate alınarak bankalarınca uygulanan temerrüt faiz oranının takip talebinde belirtildiği şekilde %46 olması gerektiğini, Sözleşme doğrultusunda faiz oranı açıkça belirli iken Yerel Mahkeme kararında ; "...Davacı banka muhtelif kereler temerrüt tarihi itibariyle bankaca fiili olarak uygulanmakta/T.C. Merkez Bankası’na bildirilmiş olan akdi faiz ile temerrüt faiz oranlarının belirlenmesine yönelik banka kayıt ve belgelerini bilirkişi incelemesine ibrazı talep etmediğinden banka tarafından faiz takip talebi ile talep etmiş olduğu yıllık %46 temerrüt faiz ile ilgili kayıt ve belgeler ile belgeleyememiş olması nedeniyle) dolayısı ile dava konusu krediye fiili olarak uygulanmış akdi faiz oranı yıllık %15,72 esas alınarak, sözleşme maddesine uygun biçimde temerrüt 28.02.2018 tarihinden takip 07.03.2018 tarihine kadar (15,72 X 2 = ) yıllık %31,44 oranında temerrüt faizi ve...." şeklinde hüküm tesis ettiğini; bu durumun kabulünün mümkün olmadığını; ilgili bilgi belgelerin sunulduğnu ve karara dayanak rapora itiraz edilmiş ise de; başkaca bir belgenin müvekkilinden istenmesinin söz konusu dahi olmadığını, bu hususta ekte yeniden temerrüt faiz oranlarına ilişkin belge sunulduğunu, yukarıda açıklanan nedenlere yerel mahkeme kararının kaldırılarak, talepleri gibi %46 temerrüt faizi uygulanarak karar oluşturulması taleplerinin mevcut olduğunu, İleri sürerek, yukarıda açıklanan ve dairemizce re’sen dikkate alınacak nedenlerle yerel mahkeme kararın kaldırılmasını, yeniden yargılama yapılarak talepleri gibi davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; genel kredi ve kefalet sözleşmesinden doğan kredi alacağının davalı müteselsil kefilden tahsili amacıyla başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı tarafından ileri sürülen istinaf sebebi; ilk derece mahkemesince alacağın hesabında temerrüt faiz oranının takip talebinde olduğu gibi ve genel kredi sözleşmesinin 10.5 maddesi uyarınca yıllık %46 olarak esas alınması gerekirken, yıllık %31,44 oranının esas alındığı, dosyaya temerrüt faiz oranlarını gösterir delillerini son alınan bilirkişi raporuna itiraz dilekçesi ekinde sundukları yönündedir. Dava konusu genel kredi sözleşmesinin 10.5 maddesinde; müşterinin kredi borcunu (taksitlendirilmiş kredilerde taksitlerden birini) masraf, komisyon ya da her türlü ad altındaki ücreti ödeme tarihinde/vadesinde ödememesi veya borcun sözleşme kapsamında muaccel hale gelmesi halinde; müşterinin, borcun hangi tür krediden doğduğuna ve bu kredi vadesine bakılmaksızın, alacağın muaccel hale geldiği tarihten itibaren Banka tarafından borçlu cari hesap kredisi şeklinde çalışılan kredilere uygulanan en yüksek cari faiz oranının iki katı oranında gecikme faizi ödeyeceğini kabul ve taahhüt ettiği düzenlenmiştir. Davacının takip talebinde istediği yıllık %46 oranındaki temerrüt faiz oranının, anılan sözleşme hükmüne göre temerrüt tarihindeki borçlu cari hesap şeklinde çalışılan kredilere uygulanan en yüksek akdi faiz oranının iki katı olduğu ispatlamakla yükümlü olduğu kuşkusuzdur. Davacı vekilinin mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporuna itiraz dilekçesi ekinde sunduğu bir sayfadan ibaret bilgisayar ekran görüntüsü incelendiğinde, hangi tarihlere ilişkin olduğu belli olmayan farklı kredi türlerine ilişkin temerrüt faiz oranları listesi olduğu, oysa temerrüt tarihinde bankanın borçlu cari hesap kredisi şeklinde çalıştığı kredilere uyguladığı en yüksek akdi faiz oranının ibrazı gerektiği, gerek dava dilekçesi, gerek delil dilekçesi, gerekse daha önceki beyan dilekçeleri ile de bu yönde bir delil sunulmadığı, dolayısıyla davacı vekilinin dilekçesi ekinde sunduğu listenin takip talebinde istenen temerrüt faiz oranının sözleşmeye uygun olduğunu ispata yeterli olmadığı anlaşılmıştır. Öte yandan mahkemece taraf delilleri toplanarak davacı bankanın ticari defter ve kayıtları ile dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış, bankacı bilirkişi ... tarafından tanzim edilen kök raporun, eksik belgelerin sunulması gerektiğinden bahisle ön rapor biçiminde düzenlendiği, 24/04/2021 tarihli ek raporda; davacı bankadan, muhtelif kereler temerrüt tarihi itibariyle bankaca fiili olarak uygulanan veya Merkez Bankası'na bildirilmiş olan akdi ve temerrüt faiz oranlarının belirlenmesine yönelik banka kayıt ve belgelerinin incelemeye ibrazının talep edildiği, ancak uzun süre beklenilmesine rağmen bu belge ve kayıtların incelemeye sunulmadığı belirtildiği ve temerrüt faiz oranının, dava ve takip konusu taksitli ticari kredinin yıllık akdi faiz oranı olan %15,72 oranının iki katı olarak yıllık %31,44 olarak belirlendiği, davacı bankanın bu rapor itiraz dilekçesi ekinde yukarıda belirtilen ve ispata elverişli olamayan bir sayfadan ibaret bilgisayar ekran görüntüsünü sunduğu anlaşılmıştır. Bu saptamalar karşısında mahkemece; davacının takip talebinde istediği yıllık %46 oranındaki temerrüt faiz oranının, genel kredi sözleşmesinin 10.5 maddesine göre temerrüt tarihindeki borçlu cari hesap şeklinde çalışılan kredilere uygulanan en yüksek akdi faiz oranının iki katı olduğunu ispatlayamadığından, takip ve dava konusu krediye fiilen uygulanan akdi faiz oranının iki katı üzerinden hesaplanan temerrüt faiz oranını esas alınarak hüküm kurulmasında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır. Aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Sonuç itibariyle; ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından, istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 59,30-TL harcın mahsubu ile bakiye 368,3‬0-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 23/05/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2015/6616, K. 2015/16781, T. 07.03.2018, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2015-6616-e-2015-16781-k-67c79fe2e0b4