Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2015/466 E. 2019/7810 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2015/466
Karar No
2019/7810
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2022/553 Esas KARAR NO:2024/1494 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI:2021/79 Esas 2021/967 Karar TARİH:15/12/2021 DAVA:Tazminat (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ:03/10/2024 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; göndereni dava dışı ... firması olan yükün 15.10.2008 tarihinde yurt dışı ihracında davacı ile anlaşıldığını, davalı ... tarafından devir alınan ... firmasının "alt nakliyeci" olarak taşımayı davacı yandan üstlendiğini, davalı tarafın, davacı yana taşıma özelliklerini gösteren taşıma faturası tanzim ettiğini, 15.10.2008 tarihli taşıma senedinde taşımanın davalı yanca .... plakalı araçla yapıldığının yazılı olduğunu, taşıma sırasında meydana gelen hasar sebebi ile ödenen sigorta tazminatının rücuu için dava ikame edildiğini, sigortacı ... A.Ş. tarafından ikame edilen davada taşıyıcının sorumluluğuna hükmedildiğini, 24.08.2020 tarihinde davacı tarafından 6.600 TL tazminat ödemesi yapıldığını, CMR m.39 gereği davalının ödenen tazminattan sorumlu olduğunu beyanla davalı ...'ın öncelikle .... Sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptaline ile takibin devamına, dava bedelinin %20'sinden az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalının taşıyıcı sıfatı olmadığını, Bulgaristan'da yerleşik ... firmasının Türkiye acentesi sıfatı ile ticari faaliyette bulunduğunu, davalıya TTK m.102 gereği doğrudan kusur ve sorumluluk izafe edilemeyeceğini ve husumet yöneltilemeyeceğini, TTK m.850 kapsamında davalının taşıyıcı olmadığını, İstanbul Anadolu 18.Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2015/466 ve 2018/753 Karar sayılı dava dosyasında ... taşıma senedinde ... kaşe ve imzası olduğunu, davacının rücu sorumlusunun dava dışı ... şirketinden tazmin talep etmesi gerektiğini, davalının, davacı yana taşıma sözleşmesine dayalı herhangi bir borcu bulunmadığını, emtia hasarına ilişkin usulüne uygun hasar bildirimi yapılmadığını, takibin haklı sebep olmaksızın davalı şirkete yöneltildiği gözetilerek kötüniyet tazminatı taleplerinin kabulü gerektiğini beyanla ... Sayılı dosyasına yapılan itirazın kabulü ile takibin durdurulmasına, davacının icra takibine konu ettiği meblağın %20'sinden aşağı olmamak üzere davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi'nin 15/12/2021 tarih 2021/79 Esas- 2021/967 Karar sayılı kararında; "Dava; davacı tarafından ödenen tazminatın davalının alt taşıyıcı sıfatıyla sorumlu olduğu iddiası ile rücu edilmesi için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptaline ilişkindir. Dosya kapsamından, göndericisi ..., alıcısı.... olan, 1244 koliden oluşan emtianın nakliyesinin davacı tarafından üstlenildiği, davacının üstlendiği taşıma işini tamamen ... A.Ş firmasına bıraktığı, ... A.Ş'nin alt taşıyıcı sıfatıyla taşımayı gerçekleştirdiği, emtianın bir kısmının hasarlı olduğu, hasara ilişkin olarak ... tarafından hasar bedelinin sigortalısı ...'ya ödendiği, ödenen bedelin rücu edilmesi istemiyle davacı aleyhine İstanbul Anadolu 8. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2015/466 E. sayılı dosyası ile dava açıldığı, dava sonucunda davacının aleyhine tazminata hükmedildiği, alt taşıyıcı... A.Ş'nin bu davada ihbar olunan sıfatıyla yer aldığı, davacı tarafından 6.600,00 TL ödeme yapıldığı, alt taşıyıcı.... A.Ş'nin 31/07/2013 tarihinde ... A.Ş'ye devredildiği, 30/06/2015 tarihinde ...A.Ş'nin davalı ... A.Ş'ye devredildiği, davalının TBK m.202 uyarınca ... A.Ş'nin borçlarından sorumlu olduğu anlaşılmıştır. İstanbul Anadolu 8. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2015/466 E. Sayılı dosyanın incelenmesinde; mahkemece yapılan yargılamada iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacı sigortacının sigortalısına temlik niteliğinde ibraname ile hasar tediyesinde bulunmak suretiyle haklarına halef olduğu ve zarar gören sıfatıyla talep hakkı bulunduğu, hasarın meydana geliş şekline göre kural olarak davalı taşıyıcının sorumluluğunun sonlandığı, ancak taşıyıcının yüke özen-nezaret borcu eksikliğinden dolayı davalıya % 25 oranında kusur izafe edildiği, hasardan akdi ve fiili taşıyıcıların müşterek ve müteselsil sorumlu olduğu, davacı sigorta şirketinin poliçe istisna hükmü hilafına sigortalısına ödemede bulunmasıyla halefiyet ilkesini ihlal ettiği, ancak temlik niteliğinde ibranameye dayalı olarak davadaki sıfatına göre alacaklı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 1.394,19 TL hasar tazminatının 08/05/2009 dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verildiği, kararın Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2019/510 E. 2019/7810 K. Sayılı ilamı ile onanarak kesinleştiği görülmüştür. Uyuşmazlık; davalının alt taşıyıcı sıfatıyla sorumlu olup olmadığı noktasındadır. Uyuşmazlık konusu açısından yapılan değerlendirmede; davalının devir aldığı .... A.Ş tarafından 28.10.2008 tarihli, 0168834 numaralı faturanın doğrudan davacı... Şti.'ne düzenlendiği, fatura içeriğinde dava konusu taşımanın açıkça yazıldığı, navlun ücretinin 2.025,00 EURO olduğu, davacının bu taşıma işini davalıya devir ettiği, taşıma bakımından davacının davalı ile müteselsil sorumlu olduğu, ancak CMR m.34 ve devamı hükümlerine göre, davacı tazminat ödemek durumunda kalırsa, müteselsil sorumluluk iç ilişkisinde davalıya rücu edebileceği, davalının iddia ettiği gibi bir acentelik ve acente sıfatı ile düzenlenmiş fatura söz konusu olmadığı, araçların dava dışı... firmasına ait olmasının davalının taşıyıcı sıfatını değiştirmeyeceği, davalının yurt dışı nakliyesinin başka bir firmaya bırakması halinde dahi alt taşıyıcı sıfatıyla sorumluluğunun devam ettiği, nitekim İstanbul Anadolu 8. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2015/466 E. Sayılı dosyanın gerekçe kısmında “hasardan akdi ve fiili taşıyıcıların müşterek ve müteselsil sorumlu olduğu, tazminat ödeyen taşıyıcının da zarar sorumlusu fiili taşıyıcıya rücu hakkı bulunduğu” tespitinde bulunulduğu, davalının bu dosyada ihbar olunan sıfatıyla yer aldığı, davacı tarafından dava hakkında bilgilendirildiği, bu durumda CMR m.39 uyarınca davacının ödediği tazminatın tartışma konusu yapılamayacağı anlaşılmakla davacının akdi taşıyıcı sıfatı ile ödediği tüm tazminatı davalıya rücu edebileceği sonucuna varılmıştır. Dosya içeriği, taşıma senedi, ekspertiz raporu, navlun faturası ve ödeme dekontu bu sonucu doğrulamaktadır. İşlemiş faiz açısından yapılan değerlendirme; davacının aslında zarar sorumlusu olan davalı yerine ödeme yaptığı anlaşılmakla zararın ödeme tarihi itibariyle doğduğu, davalı yerine ödeme yapan davacının ödeme tarihinden takip tarihine kadar işlemiş temerrüt faizini talep edebileceği sonucuna varılmıştır. Mahkememizce ödeme tarihi olan 24/08/2020 tarihi ile takip tarihi olan 13/10/2020 tarihi arasındaki süreye, uygulanması gereken ... tarafından açıklanan yıllık %10 oranındaki avans faizi uygulanarak davacının talep edebileceği işlemiş faiz alacağının 88,60 TL olduğu tespit edilmiştir.Tüm bu açıklanan nedenlerle; davanın kısmen kabulüne, itirazın kısmen iptaline, takibin 6.688,60 TL üzerinden devamına takip tarihinden itibaren asıl alacak 6.600,00 TL değişen oranlarda avans faizi uygulanmasına, alacak tazminattan kaynaklandığından icra inkar tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur..."gerekçesi ile ''Davanın KISMEN KABULÜNE, itirazın kısmen iptaline, takibin 6.688,60 TL üzerinden devamına takip tarihinden itibaren asıl alacak 6.600,00 TL değişen oranlarda avans faizi uygulanmasına, icra inkar tazminatı talebinin reddine,'' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel Mahkeme nezdinde görülmekte olan dosyada .... Şti.'nin müvekkili şirket ...Şirketi hakkında rücuen tahsil için başlattığı takibe ilişkin itirazın iptalini talep ettiğini;Huzurdaki davaya konu olayda davacının, zarara uğrayan dava dışı yük ilgilisinin zararını karşılayan sigorta şirketine mahkeme ilamı doğrultusunda ödeme yapmış olup; müvekkili şirketin söz konusu hasardan sorumlu olduğu iddiasıyla işbu alacağın rücuen tahsil edilmesi amacıyla İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas numaralı icra dosyası üzerinden takip başlattığını, ancak taşıma senedinde de belirtildiği üzere işbu dava konusu taşımanın nakliyecisi dava dışı ... Şirketi olduğundan, taşıma esnasında meydana gelen hasardan müvekkili şirketin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, bu sebeple müvekkili şirket tarafından haksız ve kötüniyetli olarak başlatılan icra takibine itiraz edildiğini; Müvekkili şirketin, dosyada mübrez rapora yönelik itirazlarının hiçbir şekilde dikkate alınmamasının, yalnızca davacı taraf iddiaları doğrultusunda inceleme yapılmış olması sonucu tüm bu hususlarda defaatle itiraz ve izahta bulunulmasına karşın Yerel Mahkeme tarafından hatalı ve hukuka aykırı bir şekilde hüküm tesis edildiğini, bahse konu İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurma zorunluluğu hasıl olduğunu; Müvekkili şirketin Bulgaristan'da mukim ... ("...keti'nin acentesi olarak faaliyet göstermekte olup taşıyıcı sıfatını haiz olamdığını, bu sebeple müvekkili şirketin işbu davanın tarafı olmadığını, müvekkili şirketin, işbu davaya konu uyuşmazlığa esas teşkil eden ticari faaliyette, Bulgaristan'da mukim ...tinin Türkiye'deki acentesi olarak faaliyet gösterdiğini, bu kapsamda müvekkili şirketin, acentesi bulunduğu şirketin Türkiye'deki firmalardan olan navlun ücreti alacaklarını tahsil ederek taşıyıcılara navlun ücreti alacaklarını transfer ettiğini, başka bir ifade ile müvekkili şirketin taşıyıcı sıfatına haiz olmadığını, yalnızca acentelik hizmeti verdiğini; Müvekkili şirkete yönlendirilen icra takibine esas teşkil eden İstanbul Anadolu 18. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2015/466 E. ve 2018/753 K. numaralı dosyasında mübrez taşıma senedinden de açıkça görüleceği üzere, uyuşmazlığa konu taşımanın nakliyecisinin ... olarak yer aldığını, ayrıca taşıma senedinde nakliyecinin imzası ve kaşesi kısmında yine aynı şirketin imzasının bulunduğunu, bahse konu taşımanın ise... - ...plakalı araçla gerçekleştirildiğini, müvekkili şirketin ise yalnızca acentelik hizmetlerinin verilmesi hususunda ... Şirketi'ne hizmet verdiğini ve taşımacılık işleminde fiilen yer almadığını, sırf bu husus dahi gözetildiğinde işbu davada müvekkili şirkete yöneltilebilecek herhangi bir husumeti olmaması sebebiyle işbu davanın usulden reddi gerektiğini; TTK'nın 105/3. maddesinde; "Acentelerin ad ve hesabına hareket ettikleri kişilere karşı Türkiye’de açılacak olan davalar sonucunda alınan kararlar acentelere uygulanamaz." şeklinde ifade bulunduğunu, müvekkili şirketin acente sıfatını haiz olması sebebiyle taşımacılık işlemlerindeki hasar ve sorumluluğun müvekkili şirkete yöneltilmesinin söz konusu olmadığını, bu kapsamda işbu davanın müvekkili şirketin husumet yokluğu sebebiyle öncelikle usulden reddi gerekmekteyken davanın kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu;Husumete ilişkin itirazları saklı kalmak kaydıyla; Yerel mahkeme tarafından verilen kararın, adil yargılanma hakkının ihlali niteliğinde olduğunu, Yerel Mahkeme tarafından yapılan yargılamada davacı tarafın kusur oranına ve eşyalarda hasara neden olan kök nedene ilişkin hiçbir tespit yapılmadığını, bir başka deyişle yalnızca davacı tarafın iddiaları üzerinden yargılamaya devam edildiğini, Yerel Mahkemenin bu yaklaşımının, mahkemenin tarafsız olması gerektiği prensibiyle bağdaşır bir durum olmadığını, üstelik dosya kapsamında alınmış olan bilirkişi raporu son derece hatalı olup rapora karşı beyan ve itirazları dosyaya sunulmuşsa da, bu yöndeki itirazları dikkate alınmaksızın, değerlendirilmeksizin bahse konu bilirkişi raporunun hükme esas teşkil etmesinin açık bir biçimde adil yargılanma hakkının ihlali anlamına geldiğini; Yerel Mahkemenin somut olayda davacının akdi taşıyıcı sıfatı ile ödediği tüm tazminatı davalıya rücu edebileceği sonucuna varmış olup bu doğrultuda hüküm tesis ettiğini, kararın gerekçesi incelendiğinde müvekkili şirketin sorumlu olmadığına yönelik yapılan savunmalar ve diğer ispat araçları dosyada mevcut iken bunların hiçbirinin dikkate alınmadığının anlaşıldığı, müvekkili şirket tarafından ibraz edilen savunmaların hiçbir şekilde dikkate ve değerlendirmeye alınmamasının ve buna ilişkin herhangi bir gerekçeye yer verilmemesinin muhakeme hukukunun temel ilkelerinden olan Adil Yargılanma Hakkı'nın ihlali anlamına geldiğini, gerekçeli kararın oluşturulmasındaki temel maksatın; uyuşmazlığın taraflarına, hükmün tesis edilişindeki hukuki gerekçelerin izah edilmesi iken Yerel Mahkeme salt dosya kapsamında alınmış olan eksik incelemeye matuf Bilirkişi Raporuna göre hüküm tesis ettiğini ve müvekkili şirket savunmalarını dikkate almadığı gibi buna yönelik herhangi bir makul gerekçe ileri süremediğini, eksik ve hatalı incelemeye matuf bilirkişi raporunun hükme esas alınması sebebiyle kararın kaldırılması gerektiğini;Taraf iddia ve savunmaları dikkate alınmaksızın eksik bir inceleme sonucunda tespit ve değerlendirmede bulunan, bu sebeple de itiraza uğrayan bilirkişi raporunun, müvekkili şirketin itirazları göz önünde bulundurulmaksızın doğrudan hükme esas alınmasının hatalı olduğunu, dosya kapsamında sunulan deliller değerlendirilmeksizin, raporun hükme esas alınmasının aynı zamanda Anayasal savunma hakkının ihlali anlamına geleceğini;Yargıtay kararlarında da, HMK'nın 281. maddesine aykırı olacak şekilde bilirkişi raporuna karşı yapılan itirazlar karşılanmadan Yerel Mahkemece bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının usule ve yasaya aykırı olduğunun kabul edildiğini, Yerel Mahkeme tarafından tesis edilmiş olan hatalı ve hukuka aykırı kararın kaldırılması gerektiğini;Müvekkili şirket Bulgaristan'da mukim .... ("...") Şirketi'nin acentesi olarak faaliyet göstermekte olup taşıyıcı sıfatını haiz olmadığını, müvekkili şirketin taşıma işlemi dolayısıyla davacıya karşı herhangi bir borcu bulunmadığını, müvekkili şirketin, işbu davaya konu uyuşmazlığa esas teşkil eden ticari faaliyette, Bulgaristan'da mukim ... Şirketinin Türkiye'deki acentesi olarak faaliyet gösterdiğini, bu kapsamda müvekkili şirketin, acentesi bulunduğu şirketin Türkiye'deki firmalardan olan navlun ücreti alacaklarını tahsil ederek taşıyıcılara navlun ücreti alacaklarını transfer ettiğini, başka bir ifade ile müvekkili şirketin, taşıyıcı sıfatına haiz olmadığını, yalnızca acentelik hizmeti verdiğini; Bir taşma işinde taşıyıcının kim olduğunun ya taraflar arasında özel bir taşıma sözleşmesi varsa buna bakılarak ya da böyle bir sözleşme yoksa taşıma senedine bakılarak belirlendiğini, müvekkili şirkete yönlendirilen icra takibine esas teşkil eden İstanbul Anadolu 18. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2015/466 E. Ve 2018/753 K. numaralı dosyasında mübrez taşıma senedinde de uyuşmazlığa konu taşımanın nakliyecisi olarak ... olarak yer almakta, ayrıca taşıma senedinde nakliyecinin imzası ve kaşesi kısmında yine aynı şirketin imzasının bulunduğunu, bahse konu taşımanın ise ... - ... plakalı araçla gerçekleştirildiğini, müvekkili şirketin ise yalnızca acentelik hizmetlerinin verilmesi hususunda ... Şirketi'ne hizmet verdiğini ve taşımacılık işleminde fiilen yer almadığını, bu sebeple öncelikle müvekkili şirketin işbu davada taraf gösterilmesinin usule ve yasaya aykırı olduğunu, TTK m. 105/3 "Acentelerin ad ve hesabına hareket ettikleri kişilere karşı Türkiye’de açılacak olan davalar sonucunda alınan kararlar acentelere uygulanamaz. hükmü çerçevesinde müvekkili şirketin acente sıfatını haiz olması sebebiyle taşımacılık işlemlerindeki hasar ve sorumluluğun müvekkili şirkete yöneltilmesinin mümkün olmadığını;Yukarıda izah edilen hususların dosya münceredatı ile sabitken Yerel Mahkemece dosyada mübrez deliller ve taşıma senedi incelenmeksizin "davalının iddia ettiği gibi bir acentelik ve acente sıfatı ile düzenlenmiş fatura söz konusu olmadığı, araçların dava dışı ... firmasına ait olmasının davalının taşıyıcı sıfatını değiştirmeyeceği" gerekçesiyle hüküm tesis edilmesinin usule ve yasaya aykırı nitelikte olduğunu, bunun yanı sıra Yerel Mahkeme tarafından yapılan inceleme esnasında delil ve savunmalarının değerlendirilmediği, netice itibariyle eksik ve hatalı inceleme ile hüküm tesis edildiğinin açıkça görüldüğünü; Taşımanın müvekkili şirket tarafından yapıldığının ve hasarın müvekkili şirket sorumluluğunda olduğunun ikrarı olmamak koşuluyla, emtiadaki hasara karşı müvekkili şirkete usulüne uygun bildirimde bulunup bulunmadığına yönelik herhangi bir değerlendirme yapılmaksızın Yerel mahkeme kararının tesis edilmesinin hatalı olduğunu, kesinlikle taşıma işleminin müvekkili şirket tarafından yapıldığının kabulü anlamına gelmemek kaydıyla, biran için aksi varsayıldığında dahi müvekkili şirkete rücu edilebilecek herhangi bir zarar bulunmadığını, bu sebeple müvekkili şirketin davacıya taşıma işleminden kaynaklı herhangi bir borcu bulunmadığını;Bununla birlikte bilindiği üzere CMR Konvansiyonu'nun 30. maddesi uyarınca; hasar halinde, hasarın açıkça görüldüğü hallerde teslim anında, hasarın açıkça görülmediği diğer hallerde ise yükün alıcısına tesliminden sonra 7 gün içerisinde taşıyıcısına ihbarda bulunulmaması halinde taşımacıdan tazminat talep etmenin mümkün olmadığını, CMR Konvansiyonu'nun ilgili maddelerinde de açıkça görüleceği üzere, taşıma işlemine konu emtiada herhangi bir zarar meydana gelmesi halinde, bahse konu zararın usulüne uygun olarak süresi içerisinde taşıyıcıya bildirilmesi gerektiğini, bu itibarla davacı tarafın, emtianın hasarlı olduğunun tespiti için hak düşürücü süre içerisinde usulüne uygun bir ihbarda bulunduğunu ispat etmekle mükellef olduğunu, keza bahsi geçen hususun davacı tarafından ispat edilememesi durumunda; huzurdaki davanın reddine karar verilmesi gerektiğini;Davacı tarafın, emtianın hasarlı olduğunun tespiti için hak düşürücü süre içerisinde usulüne uygun bir ihbarda bulunduğunu ispat etmekle mükellef olduğunu, bahsi geçen hususun ispat edilememesi durumunda; taşınan emtianın hasarsız bir şekilde teslim edildiğine dair davalı yararına karine oluştuğunun kabul edileceğini, netice itibariyle taşıyıcı sıfatına sahip olunduğunun ikrarı anlamına gelmemek kaydıyla, biran için aksi varsayıldığında dahi müvekkili şirkete emtiadaki hasara yönelik herhangi bir bildirimde bulunulmadığından, müvekkili şirketten emtiadaki hasara ilişkin herhangi bir zarar tazmini talebinde de bulunulamayacağını beyanla İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/79 Esas numaralı dosyası üzerinden tesis etmiş olduğu, 15/12/2021 tarih ve 2021/967 Karar numaralı kararın kaldırılarak davanın tümüyle reddi yönünde karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, uluslararası taşıma sırasında emtiada oluşan hasar nedeniyle sigorta şirketine ilama dayalı olarak akdi taşıyıcı tarafından ödenen tazmianatın hasarın oluşmasına sebep olduğu iddiası ile alt taşıyıcıdan rücuan tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ve takibin devamı taleplerine ilişkindir.Davacı taraf, dava dışı gönderici/satıcı ... Şirketi tarafından Macaristan/Budapeşte'de bulunan şirkete gönderilen/satılan emtianın taşınması işinin taraflarınca üstlenildiğini ve alt taşıyıcı olarak davalı tarafça devralınan ... Şirketine devredildiğini, emtianın taşıma sırasında uğradığı hasar nedeniyle sigorta şirketi tarafından yapılan tazminat ödemesinin rücuan tahsili için taraflarına karşı açılan davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, bu davanın davalı alt taşıyıcıya ihbar edildiğini, Mahkeme kararından sonra başlatılan icra takip dosyasına ödeme yapıldığını, taşımayı yapan ve hasardan sorumlu olan davalı hakkında ödenen tazminatın tahsili için icra takibi başlatıldığını, davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini beyan ederek itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiş, davalı taraf, dava konusu taşımada Bulgaristan'da mukim ... .. Şirketi'nin acentesi olarak yer aldığını ve taşıyıcı sıfatını haiz olmadığını, yalnızca acente sıfatı ile navlun ücretlerini tahsil ederek acentesi olduğu şirkete transfer ettiğini, bu nedenle davacıya karşı herhangi bir sorumluluğun bulunmadığını, aksi halde de emtiadaki hasara ilişkin olarak süresinde yapılmış bir ihbar bulunmadığını, davacının takip yapmakta kötü niyetli olduğunu beyan ederek davanın reddini savunmuş, Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davalı vekilince ileri sürülen istinaf sebepleri; davalının dava konusu taşımada Bulgaristan'da mukim ... Şirketi'nin acentesi olarak yer aldığı, taşımayı gerçekleştirmediği, bu nedenle davalıya husumet yöneltilemeyeceği, Mahkemece itirazları değerlendirilmeksizin hatalı ve eksik bilirkişi raporunun hükme esas alındığı, husumet itirazları saklı kalmak kaydıyla emtiadaki hasara ilişkin süresi içerisinde davalıya yapılmış bir ihbar/bildirim olmadığı, bu nedenlerle karar hatalı olup kaldırılması gerektiğine ilişkindir. Mahkemece taraf delillerinin ibrazı sağlanarak, bilirkişi incelemesi yaptırılmış ve bilirkişi raporu alınarak istinafa konu karar verilmiştir. HMK'nın 282. maddesinde "Hakim bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir." yasal düzenlemesi yer almaktadır. Davalı tarafça ileri sürülen tüm istinaf sebepleri yargılama aşamasında sunulan cevap, itiraz ve beyan dilekçeleri ile de ileri sürülmüş, İlk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporunda bu iddialar ve itirazlar değerlendirilmiş, gerekçeli kararda her bir savunma sebebi hakkında ne şekilde değerlendirme yapıldığı açıklanmıştır.Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre; davacı tarafından üstlenilen uluslararası taşıma işinin davalıya devredildiği, Mahkemece de kabul edildiği üzere, davalının davacı adına navlun faturasını herhangi bir şirket acentesi olarak değil doğrudan kendisi adına, ticari faaliyeti kapsamında düzenlediği, taşıma senedinde de taşıyıcı olarak yer aldığı, taşıma senedinde davalı ile birlikte taşıyıcı olarak gösterilen .. .. Şirketi'nin taşımanın bir kısmını gerçekleştirmiş olduğunun anlaşıldığı, davalının anılan şirketin acentesi olduğu iddiasının ispatına yönelik herhangi bir delil ibraz etmediği, dava konusu taşımada davacı ile birlikte taşıyıcı olarak yer aldığı, kesinleşmiş mahkeme ilamı ile sabit olduğu üzere bu taşıma sırasında bir hasar oluştuğu ve hasarın gönderici şirkete sigortacı tarafından ödendiği, sigorta şirketi tarafından da davacıya rücu edildiği ve davacının sigorta şirketine ödeme yaptığı, uluslararası taşımalarda uygulanması gereken CMR Konvansiyonu'nun taşımacılar tarafından ortaklaşa yapılan taşımalarla ilgili hükümlerinin 34 vd maddelerinde düzenlendiği, Konvansiyonun 37. maddesi uyarınca bu sözleşme hükümleri gereğince tazminat ödemiş taşımacının, bu tazminat üzerinden ödediği faiz ve yaptığı sarflarla birlikte tazminatı, ziyan ve hasardan sorumlu olan taşımacıdan talep edebileceği, davalının fiili taşıyıcı olarak zarar ve ziyandan sorumlu olduğu, bu minvalde husumet itirazlarının haksız olduğu, yine Konvansiyonun 39. maddesi uyarınca, 37 ve 38. maddeler gereğince bir istem karşısında kalan taşımacının, dava ile ilgili tebliğat yapıldıktan ve kendisine savunma hakkı verildikten sonra, tazminatın miktarı mahkeme kararı ile saptanmış ise, bu istemi yapan taşımacının yaptığı ödemenin yerinde olup olmadığını tartışma konusu yapamayacağı, sigorta şirketi tarafından davacıya karşı açılan davanın davalıya ihbar edildiği, davalı tarafından artık süresinde hasar ihbarı yapılmadığı kabilinden olmak üzere yapılan ödemenin yersiz olduğuna dair bir savunma sebebi ileri sürülemeyeceği, Mahkemece hüküm kurmaya elverişli ve denetime açık bilirkişi raporunun hükme esas alınmasında bir isabetsizlik olmadığı, davalı tarafın istinaf başvurusunun tümü ile haksız olduğu anlaşılmıştır. Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 456,90 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 115,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 341,90 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 03/10/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2015/466, K. 2019/7810, T. 28.10.2008, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2015-466-e-2019-7810-k-375c06ffd059