Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2013/640 E. 2013/2910 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2013/640
- Karar No
- 2013/2910
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/891 Esas KARAR NO: 2025/781 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI: 2025/85 D.İş - 2025/85 Karar EK KARAR TARİH: 14/03/2025 TALEP: İhtiyati Haciz KARAR TARİHİ: 08/05/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: İhtiyati haciz talep eden vekili talep dilekçesinde özetle, Müvekkili şirketin davalı şirketten hem fatura alacağı hem de borç alacağı bulunmakta olduğunu, davalı şirketin 19.11.2024 tarihinde düzenlediği cari hesap mutabakatıyla da kabul ettiğini müvekkili şirketin 68.999,98 TL önceki yıldan devreden alacağı, 1.500.000,00 TL borç olarak gönderilen alacağı, 400.000,00 TL borç olarak gönderilen alacağı, 470.455,12 TL fatura alacağı olmak üzere toplam 2.439.455,10 TL alacağı bulunmakta olduğunu, davalı şirketin talebi üzerine dostane bir yardımlaşma amacıyla 1.500.000,00 TL ve 400.000,00 TL olarak belirtilen alacak kalemlerini davalıya borç olarak verebilmek için 23.07.2024 tarihinde kredi kullandığını ve davalı şirket vade tarihinin 29.08.2024 olduğunu bilmesine rağmen borcu ödeyemediğini, müvekkili şirket 390.000 TL'den fazla faiz ve masraf ödeyerek kredi borcunu kendisi kapatmak zorunda kaldığını, davalı şirketin tek ortağı ... borçları sebebiyle intihar ettiğini, yerine kardeşi ... geçtiğini, müvekkili şirketin alacağını talep ettiğini, şirket yetkilisi ...'nın kabulü mümkün olmayacak bir teklif sunduğunu, davalı şirketin iflasın eşiğine geldiğini, muvazaa yollarına sapılarak mal kaçırma girişimlerinde bulunulduğunu, en az 4 bankada bulunan teminat mektubunu paraya çevirdiğini şirketin iflasa doğru gittiğinin göstergesi olduğunu belirterek fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 2.439.455,10 TL olan müvekkili şirket alacağının tahsilini teminen davalının banka hesapları, taşınır, taşınmaz malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının borca yeter miktarının ihtiyaten haczine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesinin 14/02/2025 tarih ve 2025/85 D.İş - 2025/85 Karar sayılı kararı ile; " Yukarıda hüviyeti yazılı alacaklının borçlulardan alacağı olan (2.439.455,10) TL alınmasının temini bakımından vaki isteği İcra İflas Kanununun 257. Maddesinin 1.fıkrasına uygun bulunmuş, alacak rehinle temin edilmemiş ve diğer taraflarla üçüncü şahısların muhtemel zarar ve ziyanlarına karşı kafi teminat da alınmış bulunduğundan adı geçen borçlu; ... GIDA SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ'nin Malları ile 3. Şahıslardaki hak ve alacaklarının; İcra ve İflas Kanununda muayyen tahditler dairesinde, İHTİYATEN HACZİNE," karar verilmiş ve verilen karara karşı borçlu vekili tarafından itiraz kanun yoluna başvurulmuştur. Aleyhine ihtiyati haciz kararı verilen karşı taraf vekili 20/02/2025 tarihli ihtiyati haciz kararına itiraz dilekçesinde; Mahkememizce verilen ihtiyati haciz kararının yetkisiz mahkeme tarafından verildiğini, müvekkili şirketin adresinin ''... Mah . No: ... Başakşehir / İstanbul '' olduğunu, yetkili mahkeme Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, mal kaçırma veya adres değiştirme gibi bir durumu söz konusu olmadığını, buna dair dosya içerine herhangi bir belge de sunulmadığını, müvekkilinin borca yeter ve katkat fazlası taşınır ve taşınmaz malvarlığı bulunmakta olduğunu, karşı tarafça ileri sürülen alacak iddiasına itiraz ettiklerini, karşı tarafın alacak iddiasının dayandırdığı hususun banka ödeme dekontlarıyla müvekkili şirkete borç verildiği iddiası olduğunu, ancak taraflar arasında vadeye ilişkin herhangi bir sözleşme veya mutabakat bulunmamakta olduğunu, dosyaya sunulan mutabakat belgesi altındaki imzanın da müvekkili şirketi yetkilisine ait olmadığını, hemde bu mutabakat metninin vadeye ilişkin olmadığını, karşı tarafça gönderilen ve müvekkili şirketi temerrüde düşüren herhangi bir ihtarnamede keşide edilmediğini, karşı tarafça iddia edilen fatura da taraflarınca itiraz edildiğini ve fatura içeriği hizmet de alınmadığını, alacağın varlığına ve ödenmeme riskine ilişkin yaklaşık ispat koşulu sağlanmadığını, yeterli delil sunulmadığını, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, müvekkilinin bütün taşınmazlarına ve taşınırlarına haciz tesis edildiği, 3 adet aracın yakalandığını, müvekkilinin en az 600 Milyon TL değerinde mal varlığı hakkında infaz edildiğini, bu durumun müvekkili şirketin finansal operasyonlarını ve ticari hayatını felç edeceğini belirterek itirazlarımızın kabulü ile, mahkememizce verilen ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa karşı yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 14/03//2025 (Ek Karar Tarihi) tarih ve 2025/85 D.İş - 2025/85 Karar sayılı kararı ile:"Dava ihtiyati haciz kararına itiraza ilişkindir.İİK'nın 257/1.maddesi gereğince rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. İİK 265. maddesinde ihtiyati haciz kararına itiraz sebepleri; mahkemenin yetkisi,teminat, ihtiyati haczin dayandığı sebepler olarak sınırlı şekilde sayılmıştır.İİK 264. Maddesinde "dava açılmadan veya icra takibine başlanmadan önce ihtiyati haciz yaptırmış olan alacaklı haczin tatbikinden, haciz gıyabında yapılmışsa haciz tutanağının kendisine tebliğinden itibaren 7 gün içinden ya takip talebinde bulunmaya veya dava açmaya mecburdur" hükmünü açıklamıştır. İtiraz eden vekili müvekkili şirketin adresinin ''... Mah . No : ... Başakşehir / İstanbul '' olduğunu, yetkili mahkemenin Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu,belirterek yetki itirazında bulunmuştur. İhtiyati haczin dayanağı 09/11/2024 tarihli fatura olup, para alacağı halindedir.Para alacakları götürülecek alacaklardan olup, alacaklının bağlı olduğu yer mahkemeleri de yetkilidir. ... A.Ş adresi Gaziosmanpaşa/İstanbul olduğundan Mahkememiz görevli ve yetkilidir. İtiraz kabul edilmemiştir. İtiraz eden vekili alacağın muaccel hale gelmediği itirazında bulunmuştur.Son fatura tarihi 09/11/2024 olup üzerinden TTK 1530 md gereğince 30 günlük süre geçmiştir. Taraflar arasındaki hesap mutabakat tarihi de 19/11/2024 dür. Ayrıca itiraz eden vekili taraflar arasında sözleşme bulunmadığını açıklamış olup, cari hesap vs sözleşmesi olmadığından hesabın kat'ı da aranmayacaktır.Alacağın muaccel olduğu kabul edilmiş, itiraz kabul edilmemiştir.İtiraz eden vekili müvekkilinin mal kaçırma girişimi olmadığını beyan etmiştir.İbraz edilen vatsap yazışmalarına göre ; itiraz eden borçlu tarafın ağustos 2024 tarihinden itibaren borçtan haberdar olduğu, son olarak yapılan 19/11/2024 tarihli hesap mutabakatından sonra borçtan ve borcun ödenmesi gerektiğinden haberdar olan borçlunun ihtiyati haciz tarihi 14/02/2025 e kadar hiç bir ödeme yapmadığı, borcu ödemesi için makul sürenin geçtiği, alacağın rehinle temin edilmemiş olduğu, ayrıca borçlu tarafın konkordato geçici mühleti aldığı böylece yaklaşık ispatın gerçekleştiği dikkate alınarak itiraz kabul edilmemiştir.İtiraz eden vekili konkordato geçici mühleti nedeniyle ihtiyati haczin kaldırılmasını istemiştir. Ancak konkordato geçici mühleti ihtiyati haciz kararına engel olmayıp haczin uygulanmasına engeldir. Bu nedenle itiraz kabul edilmemiştir." gerekçesi ile,"1-İtiraz eden borçlu tarafın yetki itirazının reddine, konkordato geçici mühletin ihtiyati hacze engel olmadığından bu itirazın da reddine, borçlu tarafın diğer itirazlarının da reddine," karar verilmiş ve karara karşı aleyhine ihtiyati haciz kararı verilen karşı taraf vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Aleyhine ihtiyati haciz kararı verilen karşı taraf vekili istinaf dilekçesinde özetle, Müvekkili şirket tarafından 'mal kaçırma' veya 'adres değiştirme' gibi bir durumu söz konusu olmayıp, buna dair dosya içerine herhangi bir belge de sunulmadığını; şirketin iddia edilen borca yeter ve katkat fazlası taşınır ve taşınmaz malvarlığı bulunduğunu; somut olayda ihtiyati haczin şartları oluşmadığını,İhtiyati haciz, İcra ve İflas Kanunu (İİK) m. 257 ve devamında düzenlenmiş olup, geçici bir hukuki koruma tedbiri niteliğinde olduğunu; İİK m. 257/2 uyarınca, vadesi gelmemiş bir alacak için ihtiyati haciz kararı verilebilmesi, borçlunun adres değişikliği veya malvarlığını kaçırma yönünde hileli davranışlarının somut delillerle ispat edilmesi şartına bağlı olduğunu ancak, karşı tarafça bu yönde hiçbir somut delil sunulmadığını; aksine, müvekkili şirketin malvarlığı ve adres durumunun açıkça ortaya konduğunu, Dilekçeleri içeriğindeki ve ekindeki listeden de görüleceği üzere müvekkil şirketin 61 adet aracı ve 14 adet taşınmazı bulunduğunu, Sadece 1 adet araç dahi iddia edilen alacağı karşılamaya yeterli olduğunu; öte yandan İstanbul ili, Başakşehir ilçesi, ...'de bulunan ve 4 adet bağımsız bölümden oluşan binanın müvekkili şirketin mülkü ve merkez adresi olduğunu, Müvekkili şirketin 2021 yılından beri bu adreste ticaret yapmakta olduğu; müvekkili şirketin hiçbir yere taşınmadığını ve adres değişikliğinin de yapmamış olup, sadece bu binanın değerinin (... bulunan 4 adet taşınmaz) 300 milyon türk lirası olduğunu, Mahkemeye dilekçeleri içeriğinde ve ekinde malvarlığı bilgisini sunduklarını ve gerekirse Mahkemece de TAPU VE EGM sorgusu yapılmasını arz ve talep ettiklerini; Mahkemeden müvekklilin İTO kayıtlarının sorgulanmasını arz ve talep ettiklerini; İlk derece mahkemesince tüm bu hususların göz ardı edildiğini; mahkemenin delil toplamadığını, en nihayetinde eksik inceleme ile işbu haksız ve hukuki dayanaktan yoksun karara imza attığını, 'Mal kaçırma' veya 'adreste bulunmama' gibi bir durum söz konusu olmadığından ihtiyati haczin kaldırılmasını arz ve talep ettiklerini, Mahkemenin, mal kaçırma girişimini yalnızca WhatsApp yazışmalarına dayandırdığını; ancak bu yazışmaların, borçlunun malvarlığını kaçırma niyetini açıkça ortaya koyan somut bir delil niteliği taşımadığını, Yargıtay 15. Hukuk Dairesi’nin 2013/640 E., 2013/2910 K. Ve Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 2016/12800 E. 2016/9132 K. sayılı kararlarında da belirtildiği üzere, “İhtiyati haciz kararı verilebilmesi için borçlunun mal kaçırma kastı, somut ve inandırıcı delillerle kanıtlanmalıdır.” olayda, karşı tarafça böyle bir delil sunulmadığını; mahkemece bu hususun yeterince araştırılmadan hüküm tesis edildiğini, Yargıtay 15. Hukuk Dairesi’nin 2013/640 E., 2013/2910 K. ...Yukarıda izah edildiği üzere, vadesi gelmemiş bir alacaktan dolayı, ihtiyati haciz istenebilmesi için de, İcra İflas Kanunu'nun 257/II. maddesinde gösterilen şartlardan en az birinin oluşması gerekir. Bu kapsamda yapılan incelemede, borçlunun muayyen yerleşim yerinin bulunmaması, taahhütlerinden kurtulmak amacıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya çalışması veya kendisinin kaçmaya hazırlanması yahut kaçması ya da bu amaçla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunması şartlarından en az birinin bulunması gerekir ki, dosya kapsamında bu şartların bulunduğunu gösteren herhangi bir delil bulunmamaktadır. Bu halde, İcra İflas Kanunu'nun 257/II. maddesi kapsamında da, somut olayda ihtiyati hacze karar verilmesi mümkün değildir.Yapılan açıklamalara göre, mahkemece itirazın kabulü ile ihtiyati haczin kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken, yetersiz ve yanılgılı değerlendirme ile itirazın reddine karar verilmiş olması doğru olmamış ve temyiz incelemesine konu itirazın reddine dair 07.08.2012 tarihli ek kararın bozulması gerekmiştir... Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 2016/12800 E. 2016/9132 K. ...borçlunun taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır yahut kaçar yada bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eder işlemlerde bulunursa verilebileceği, bunun alacaklı tarafça maddi vakıalar ile ortaya konmuş ve ispatlanmış olmasının gerektiği, itiraza konu karar dosyasında borçlu şirket yetkilisinin haciz sırasındaki beyanının mal kaçırma kastının ispatı için yeterli olmadığı ve bunun dışında somut delil ileri sürülmediği, karşı taraf alacaklı vekilinin savunduğu hususların ihtiyati haciz kararından sonra gerçekleşen olaylara ilişkin olduğu, gerekçesiyle itirazın kabulü ile ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.Kararı, karşı taraf (alacaklı) vekili temyiz etmiştir. Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, karşı taraf (alacaklı) vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, karşı taraf (alacaklı) vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA Karşı tarafça ileri sürülen alacak iddiasına açıkça itiraz ettiklerini ancak hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek kaydı ile bir an için alacak iddiası doğru olsa dahi iddia edilen alacağın vadesinin de gelmediğini, Karşı tarafın alacak iddiasını dayandırdığı temel hususun, banka ödeme dekontları ile müvekkili şirkete borç verildiği iddiası olduğunu ancak taraflar arasında vadeye ilişkin herhangi bir sözleşme veya mutabakat bulunmadığını; karşı tarafça dosya içerisine sunulan mutabakat belgesi altındaki imza hem müvekkili şirket yetkilisine ait olmadığını hem de bu mutabakat metninin vadeye ilişkin olmadığını, Karşı tarafça müvekkili şirkete gönderilen ve müvekkili şirketi temerrüde düşüren herhangi bir ihtarname de keşide edilmediğini; bu sebeple İİK 257/2 gereği müvekkil şirketin adres değişikliği ve mal kaçırmaya yönelik hileli davranışları karşı tarafça açıkça ispat edilmesi gerektiğini; oysaki olayda bu yönde herhangi bir somut delil bulunmadığı gibi, aksi durumu ortaya koydukları malvarlığı kayıtları ve İTO kayıtları ile kanıtlamış bulunduklarını, Yine karşı tarafça iddia edilen faturanın da taraflarınca itirazlıdır ve fatura içeriği hizmet alınmadığını, İlk derece mahkemesi, kararında TTK M. 1530’un uygulama alanını somut olayda yanlış değerlendirdiğini, Mahkemenin, son fatura tarihinin 09.11.2024 olduğunu ve Türk Ticaret Kanunu (TTK) m. 1530 gereğince 30 günlük sürenin geçtiğini belirterek alacağın muaccel olduğunu kabul ettiğini ancak bu değerlendirmenin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, TTK m. 1530, faturalara itiraz süresini düzenler ve faturanın borçlu tarafından kabul edildiği varsayımını getirdiğini ancak bu hüküm, fatura içeriğine itiraz edilmediği sürece geçerli olduğunu; müvekkili şirket, dosyaya sundukları itiraz dilekçesinde açıkça fatura içeriğine itiraz ettiğini; hizmetin alınmadığını ve faturanın ticari defterlerinde yer almadığını beyan ettiğini; dolayısıyla TTK m. 1530’un otomatik olarak somut olaya uygulanmasının mümkün olmadığını, Ayrıca, taraflar arasında vadeye ilişkin yazılı bir sözleşme veya mutabakat bulunmadığını; karşı tarafça sunulan 19.11.2024 tarihli mutabakat belgesi, müvekkili şirket yetkilisinin imzasını taşımamakta ve vade hususunu düzenlememekte olduğunu; bu durumda, alacağın vadesinin geldiği iddiasının da dayanaksız olduğunu, Yargıtay 13. Hukuk Dairesi’nin 2016/12778 E. 2019/4502 K. sayılı kararında, “Fatura alacağının muacceliyeti için taraflar arasında vade konusunda açık bir anlaşma bulunması veya borçlunun temerrüde düşürülmesi gerekir” denildiğini; olayda, müvekkili şirkete ihtarname gönderilmediğini; dolayısıyla temerrüt şartları oluşmadığını, Karşı tarafça alacağın varlığına ve ödenmeme riskine ilişkin yaklaşık ispat koşulu sağlanamamıştır. bunun yanı sıra alacaklı iddiasını ispata elverişli delil de sunmadığını; ihtiyatı haciz kararına bu yönü ile de itiraz ettiklerini, Talep eden tarafça herhangi çek, bono, resmi senet, ilam veya ilam niteliğinde herhangi bir belgenin dosyaya sunulmadığını, Talep eden tarafından dosya içerisine sunulan itirazı kabil olan yargılamayı gerektirir özel belgeler olduğunu, esas mahkemesince yapılacak olan yargılamada, Talep eden tarafından ileri sürülen dekontların gerçek olup olmadığı, Bu dekontlar uyarınca bankacılık işleminin yapılıp yapılmadığı, Varsa alacağın vadesinin gelip gelmediği, Varsa borcun ödenip ödenmediği veya borcu sona erdiren eşdeğer bir belge olup olmadığı,İddia edilen faturanın müvekkil şirket ticari defterlerinde yer alıp almadığı,İddia edilen faturaya dair hizmetin verilip verilmediği,İddia edilen mutabakat metinindeki imzanın müvekkil şirket yetkilisine ait olup olmadığı,gibi hususların çözüme kavuşturulacağını; görüldüğü üzere alacağın var olup olmadığı ve varsa miktarı hakkında yapılacak yargılama ile hüküm tesis edilecek olup, yargılama sonucunda netlik kazanacak olacak 'ihtilaflı bir konu' hakkında ihtiyati haciz kararı verilemeyeceğini, İhtiyati haciz, alacağın varlığı ve muacceliyeti konusunda ciddi bir ihtilaf bulunmadığında uygulanabileceğini; olayda, karşı tarafça sunulan banka dekontlarının gerçekliği, bu dekontlarla ödeme yapılıp yapılmadığı, alacağın vadesi, borcun ödenip ödenmediği ve mutabakat belgesindeki imzanın müvekkili şirkete ait olup olmadığı gibi hususların ihtilaflı olduğunu, İddia edilen fatura, müvekkili şirketçe itirazlı olduğunu ve hizmetin alındığına dair delil sunulmamıştır. Bu ihtilaflar, ancak esas mahkemesinde yapılacak yargılama ile çözülebilecekken, mahkemece işin esasına girilmeden ihtiyati haczin devamına karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarında yer aldığı üzere, “İhtiyati haciz, alacağın varlığı ve miktarı konusunda ciddi bir ihtilaf bulunan hallerde uygulanamaz; bu tür durumlarda esas yargılama beklenmelidir” hükmü yer almakta olduğunu, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2016/2154 E., 2016/3619 K. ''... Somut olaya gelince haksız eylem nedenine dayalı tazminat davasında, mahkemece ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiştir. Mahkemece verilen karar usul ve yasaya uygundur. Keza ortada kesinleşmiş miktarı belli ve muaccel bir alacak bulunmamaktadır. Yargılama sonucuna bağlı bir alacak vardır. Yaklaşık ispat kuralıyla ihtiyati haciz kararı verilemez. Şu durumda davacının ihtiyati tedbir talep etmesi halinde, bu konuda bir karar verilmek suretiyle gerekli güvence sağlanabilir...'' Mezkur kararda geçici mühletten bahsedilerek mühletin yaklaşık ispat için dayanak oluşturduğu belirtilmiştir. oysa ki konkordato geçici mühleti, mal kaçırma veya yaklaşık ispat için yeterli olmadığını, Mahkeme, müvekkili şirketin konkordato geçici mühleti almış olmasını, alacağın ödenmeme riskine dair yaklaşık ispat koşulu olarak değerlendirdiğini ancak bu yorum, hukuka açık bir şekilde aykırı olduğunu, İİK m. 286 uyarınca konkordatonun, borçlunun mali yapısını düzeltmek ve alacaklıları korumak amacıyla başvurduğu bir hukuki yol olduğunu, Konkordato talebi, borçlunun mal kaçırma hazırlığı içinde olduğu anlamına gelmeyeceğini; aksine, borçlunun iyi niyetle borçlarını ödeme çabası olarak değerlendirilmesi gerektiğini, Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 2020/8667 E., 2021/5103 Karar sayılı kararı somut olaya ışık tutar nitelikte olduğunu, ''...Somut olayda, takip tarihinin 03.11.2017 olduğu, borçlu lehine verilen, ... Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 3 (üç) aylık geçici konkordato mühlet konulu karar tarihinin ise 11/12/2018 olduğu, dolayısıyla şikayet konusu takibin, geçici mühlet kararından önce başlatıldığı anlaşılmış olduğundan takibin durdurulması yerindedir. Ancak, mühlet kararı sonrasında; alacaklının talebi üzerine, borçlu şirketin menkul v e gayrimenkullerine yönelik haciz talebi kabul edilerek 07/02/2020 tarihinde araçlarına yine 19.02.2020 tarihinde de, taşınmazına haciz konulmuştur. Bu durumda borçlu şirket hakkında verilen mühlet kararı ile İİK 294. madde kapsamında takip durmakla, bu karar tarihinden sonra artık şirketin malvarlığı için haciz kararı verilmeyecektir. O halde, ilk derece mahkemesince, yukarıda açıklanan gerekçe doğrultusunda şikayetin kabulü ile borçlu hakkında, mühlet kararından sonra verilen hacizlerin kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken, mahkemece şikayetin reddine ve ilk derece mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi isabetsiz olup, bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile yukarıda yazılı nedenlerle 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nun 364/2. maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nun 373/1. maddesi uyarınca, ... Bölge Adliye Mahkemesi 4.Hukuk Dairesi'nin 24/09/2020 tarih, 2020/983 E 2020/2060 K.sayılı istinaf talebinin reddine ilişkin kararının (KALDIRILMASINA), ... 3.İcra Hukuk Mahkemesi’nin 09/03/2020 tarih, 2020/174 Esas- 2020/194 K.sayılı kararının (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin de bölge adliye mahkemesine gönderilmesine, 20/05/2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.'' Bilindiği üzere ve Yargıtay'ın yerleşik içtihatları ile benimsendiği üzere “Konkordato geçici mühlet kararı, borçlunun malvarlığını kaçırdığına dair bir karine oluşturmaz; bu yönde somut delil aranmalıdır” . Olayda, konkordato süreci dışında mal kaçırma iddiasını destekleyen hiçbir delil bulunmadığını, Mahkemenin, konkordato mühletini “yaklaşık ispat” için yeterli görmesi, İİK m. 257’nin amacına ve ruhuna aykırı olduğunu; ihtiyati haczin, istisnai bir tedbir olduğunu ve ciddi bir tehlike ihtimaline dayanması gerektiğini; müvekkili şirketin malvarlığı, iddia edilen alacağı karşılamaya fazlasıyla yeterli olduğunu; dolayısıyla ödenmeme riski bulunmadığını, Müvekkili şirket tarafından karşı tarafça dile getirilen alacak iddiasına dair imza itirazı da dahil olmak üzere bütün itiraz haklarımız yeri geldiğinde kullanılacağını, Mahkemenin yapacağı inceleme, alacağın varlığı ve var ise miktarı ile ilgili olmayıp, salt 'mal kaçırma' ve 'adreste bulunmama' durumu ile ilgili olduğundan, bu aşamada işin esasına girmeyip, sadece esasa dair bütün itiraz haklarını saklı tuttuklarını beyan ettiklerini, Karşı taraf ilk derece mahkemesinin vermiş olduğu kararı İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... ESAS sayılı dosyası ile infaza koymuş olup, yukarıda belirtilen müvekkilin bütün taşınmazlarına ve taşınırlarına haciz tesis edildiğini ve 3 adet aracının da yakalandığını, İhtiyati haciz kararının infazı aşaması ile müvekkilin en az 600 MİLYON TL değerinde bir malvarlığı ihtiyati haciz ile karşı karşıya kaldığını, Bu durumun, müvekkili şirketin finansal operasyonlarını ve ticari hayatını felç etmekte; orantılılık ilkesine aykırılık teşkil etmekte olduğunu; İİK. m. 257/1’de öngörülen “yaklaşık ispat” koşulu, aynı zamanda tedbirin ölçülü olmasını da gerektirdiğini; iddia edilen 2.439.455,10 tl’lik alacak için müvekkil şirketin tüm malvarlığına haciz konulmasının, hakkaniyete ve hukuka aykırı olduğunu; iş bu sebeplerle ihtiyati haczin ivedilikle kaldırılması gerektiğini, İleri sürerek, yukarıda açıklanan nedenlerle, İstanbul 15.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14.02.2025 tarihli, 2025/85 esas ve 2025/85 karar sayılı kararının istinaf incelemesiyle kaldırılarak, istinaf başvurularının kabulüne, müvekkili şirket aleyhine konulan ihtiyati haczin kaldırılmasına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa karşı yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Talep; ihtiyati haciz talebinde bulunanın karşı taraftan faturadan ve ödünç olarak verilen paradan kaynaklı alacağının olduğu iddiası ile alacağın tahsilinin temini için ihtiyati haciz kararı verilmesi talebine ilişkin olup, Mahkemece 14/02/2025 tarih ve 2025/85 D.İş - 2025/85 Karar sayılı kararı ile ihtiyati haciz talebinin kabulüne karar verilmiş, karara karşı taraf vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine Mahkemece 14/03/2025 tarihli ek kararı ile itirazın reddine karar verilmiş, ek karara karşı muteriz vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İİK'nın 257/1. fıkrası uyarınca; rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. İİK'nın 258. maddesi uyarınca; ihtiyati haciz talep eden alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur. Burada aranan ölçü yaklaşık ispat ölçüdür. İİK'nun 265. maddesi hükmü gereğince, borçlu kendisi dinlenilmeden verilen ihtiyati haciz kararına yönelik haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine ve teminata, huzuru ile yapılan hacizlerde haczin uygulandığı, aksi halde haciz tutanağının kendisine tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde itiraz edebilir. Bu durumda mahkeme, gösterilen itiraz sebepleri ile bağlı inceleme yaparak itirazı kabul veya reddeder.Somut talepte; ihtiyati haciz talep eden vekili, haciz talep edenin karşı taraftan fatura konusu hizmete karşılık alacağı ve ödünç verilen para alacağı olduğunu, karşı taraf tarafından borcun ödenmediğini, alacağın tahsilinin temini için ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiş ve talep ekinde, fatura, whatsapp yazışma kayıtları, davalı şirketin kaşesinin ve üzerinde imza bulunan hesaplar arası muavin dökümü ve açıklamalı banka dekontları sunulmuş olup, sunulan söz konusu delillere göre muaccel alacağın varlığı yaklaşık olarak ispat edildiği ve ihtiyati haciz şartları oluştuğu, imza itirazının İİK'nın 265 maddesi uyarınca sınırlı olarak sayılan itiraz sebepleri arasında sayılmadığından bu aşamada incelenmesinin mümkün olmadığı anlaşılmakla Mahkemece ihtiyati haciz kararı ve ihtiyati haciz kararına itirazın reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun olup, aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, ihtiyati hacze itiraz edenin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İhtiyati hacze itiraz edenin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.013,90-TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 615,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 398,50-TL'nin ihtiyati hacze itiraz edenden tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 08/05/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.