Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2013/4788 E. 2014/2136 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2013/4788
- Karar No
- 2014/2136
- Karar Tarihi
T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/201 KARAR NO : 2024/703 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ :14/10/2022 NUMARASI :2019/10 Esas - 2022/747 Karar DAVACI :SELÇUKLU TEKSTİL VE EV GEREÇLERİ LTD. ŞTİ. - ...- ... VEKİLİ :Av. ... - ... DAVALI :EGGER PLASTİK A.Ş. - ... VEKİLİ :Av. ...- ... DAVANIN KONUSU :İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ :09/01/2019 KARAR TARİHİ :22/04/2024 KR. YAZIM TARİHİ :22/05/2024 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu alacak müvekkili şirket ile borçlu Roma Plastik San. ve Tic. A.Ş. arasında bir süre devam eden ticari ilişkiden doğmuş bir alacak olduğunu, müvekkili şirketin söz konusu bu ticari ilişki kapsamında borçlu şirkete 2016 yılı Şubat ayında ödeme yapmış ve bunun karşılığı olarak da bir kısım mal satın aldığını, devam eden ilişkiler neticesinde müvekkili şirketin davalı borçlu şirketten 51.590 TL alacağı kaldığını, borçlu şirketin çalışanı ve pazarlamacısı ... tarafından 15 Aralık 2016 tarihinde alacak bakiyesi ve fiyat mutabakatı' konulu mail müvekkili şirkete gönderildiğini, bu mailde; 'müvekkil şirketin tarafınızda 52.999,00 TL alacağının olduğunu, müvekkil alacağının Euro cinsinden hesaplandığını, şirket müdürlerinizden ... ile görüşüldüğü üzere müvekkili şirket alacağının 15.346,00 Euro olduğu ve KDV dahil bu miktar üzerinden müvekkile ürün verilebileceğini bildirildiğini, ayrıca müvekkili şirket tarafından yapılacak mal alımından %25+10 iskonto uygulanacağı belirtildiğini, ... tarafından 15 Aralık 2016 tarihinde gönderilen ve içeriği 2. maddede belirtilen mailin bilgi kısmına ise borçlu şirket yetkilileri ..., ..., ..., ...'de eklenmiş olup, bu yetkililerin hiç birisi tarafından mutabakat metnine ve mail içeriğine itirazda bulunulmamış olduğunu, ancak ilerleyen süreçte ... tarafından 15.12.2016 tarihinde gönderilen mail içeriğine bağlı kalınmamış ve taahhütler yerine getirilmemiş olduğunu, davalı şirket ödeme tarihinden sonra satış yaptığı malları Euro cinsinden yapmasına rağmen, müvekkilinin kendilerinde bulunun alacağını TL kabul etmiş ve mal satmaya çalıştığı tarihteki Euro kurunu baz alarak faturalandırmış olduğunu, oysa ki müvekkili tarafından malzeme bedeli olarak verilen tutarın TL olarak kabul edilmesi ve satılan malın satış tarihindeki kur baz alınarak faturalandırılması MK 2 uyarınca hakkın kötüye kullanılması olarak da değerlendirilmesi gerektiğini, kaldı ki, davalı ile Euro üzerinden de mutabakat sağlanmış olduğunu, Bunun üzerine ... tarafından 15.12.2016 tarihinde gönderilen “alacak bakiyesi ve fiyat mutabakatı” konulu mail de belirtilen 15.346 Euro borç tutarı ödenmesi için Kadıköy 23. Noterliği'nin 13.09.2018 tarih ve ... Yevmiye no'lu ihtarnamesi keşide edildiğini, Söz konusu ihtarname üzerine davalı şirket tarafından Kadıköy 32. Noterliği'nin 24.09.2018 tarih ve ... yevmiye no'lu ihtarnamesi keşide edilmiş; müvekkili şirketin davalı şirketten döviz cinsinden hiçbir borcu bulunmadığı, bakiye 35.454,37 TL'nin iade edildiği belirtilmiş olduğunu, yukarıda izah ettikleri üzere davalı şirketçe müvekkilinin alacağı 15.346 Euro olarak kararlaştırılmasına rağmen ve TL cinsinden ödeme kabul etmediklerini ancak ödeme tarihindeki kurun geçerli olacağını belirtmelerine rağmen ödeme tarihindeki kur dikkate alınmayarak TL cinsinden eksik ödeme yapıldığını, davalının ödeme yaptığı tarihteki kur üzerinde hesap edildiğinde müvekkili şirkete ödenen yalnızca 4.935 Euro olduğunu, 15.346 Euro asıl alacağa mahsuben 15.12.2016 tarihinden sonra müvekkili şirketçe alınan bir miktar malın KDV dahil bedeli ise 5.807 Euro olduğunu, dolayısıyla bu miktarlar mahsup edildiğinde davalı şirketin müvekkili şirkete 4.604 Euro borcu bulunmakta olduğunu, bu sebeplerle; fazlaya ilişkin tüm talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, Gebze 4. İcra Dairesi 2018/49836 Esas sayılı dosyasından başlatılan takipteki davalının haksız ve kötü niyetli borca, faize, faiz oranına ve fer'ilerine itirazının iptali ile takip konusu alacağın faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, borçlu tarafça takibe sırf alacağının tahsilini geciktirmek amacıyla kötü niyetli olarak itiraz edildiğinden borçlu aleyhine dava konusu miktarın %20'sinden aşağı olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirket Roma Plastik San. ve Tic. A.Ş. Türkiye'nin pazar lıderi ve dünyanın 3. büyük kenar bandı üreticisi olduğunu, müvekkili şirket gerek yurt içi, gerekse yurt dışı satışlarında fiyatlarını Euro üzerinden belirlemekte ve fakat faturasını ve hesap kayıtlarını Türk Lirası üzerinden düzenlemekte olduğunu, davacı ile müvekkili şirket arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığını, buna karşılık davacı, ön ödeme yapma ve akabinde sipariş verme şeklinde daha önce müvekkili şirketten ürün tedarik ettiğini, davacının yapmış olduğu ön ödemelerden dolayı müvekkili şirkette 35,454,37 TL tutarında alacak bakiyesi kalmış, davacı akabinde uzun süre yeni sipariş vermediğini, devamında ise davacı, Kadıköy 23. Noterliği'nin ... yevmiye numaralı 13.09.2018 tarihli ihtarnamesi ile kabulü mümkün olmayan şekilde müvekkili şirketten Euro cinsinden alacağı olduğunu iddia ederek haksız taleplerde bulunduğunu, davacının bu ihtarnamesi ile müvekkili şirkete yeni sipariş vermeyeceği anlaşıldığından, müvekkili şirkette bulunan bakiye tutar olan 34.454,37 TL (işbu dava ve icra takibi tarihinden çok önce) 24.09.2018 tarihinde davacının Türkiye İş Bankası Sultanbeyli Şubesi'nde bulunan ... IRAN numaralı hesabına ödendiğini, ayrıca davacıya cevaben Kadıköy 32. Noterliği kanalıyla gönderilen ... yevmiye numaralı 24.09.2018 tarihli ihtarname ile davacının gerçeğe aykırı/haksız beyan ve taleplerine itiraz edildiğim, müvekkili şirketin 24.09.2018 tarihinde yaptığı ödeme sonrasında davacıya hiç bir borcu kalmamış olduğunu, Davacının müvekkili şirket ile süre gelen ticari ilişkisinde müvekkili şirkete Türk Lirası olarak ödeme yaptığını, tarafların karşılıklı olarak birbirlerine düzenledikleri faturaların tamamı da Türk Lirası üzerinden olup; bu hususu tarafların ticari defter ve kayıtlarından da tespit edilebileceğini, buna rağmen davacının müvekkilden Euro olarak iade talep etmesi tamamen haksız ve hukuka aykırı olduğunu, zira davacı hiçbir zaman müvekkili şirkete Euro olarak ödeme yapmamış olduğunu, davacı her ne kadar gerçeğe aykırı bir biçimde taraflar arasında Euro üzerinden mutabakat olduğunu iddia etse de, esasen taraflar arasındaki mutabakat da Türk Lirası üzerinden yapıldığını, diğer yandan, yukarıda belirttikleri taraflar arasında Türk Lirası üzerinden mutabakat gerçekleştirilmesine ilişkin davacı şirketin imza ve kaşesini içeren formun tarihi, delil alarak dayanılan mail tarihinden sonra olup; davacı dahi anılan mail tarihinden sonra müvekkili şirketten alacağının Türk Lirası olduğunu kabul ve ikrar etmişken (söz konusu hakiye icra takibi ve dava tarihi öncesi davacıya ödenmiştir) işbu dava dinlenemeyeceğini, davacının, gerek ihtarnamesine ve gerekse dava dilekçesine delil olarak eklemiş olduğu ...'a ait olduğu iddia edilen mail delil niteliği taşımamakta olduğunu, nitekim, bahsi geçen ...'ın müvekkili şirketi temsil ve ilzam yetkisi olmadığı gibi, elektronik imzalı bir yazışma da söz konusu olmadığını, bu sebeplerle; haksız ve kötü niyetli davanın reddine, davacının %20'den az olmamak üzere kötü niyetli tazminatına mahkum edilmesine, karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; "... Davanın KABULÜNE, Davalı borçlunun Gebze 4. İcra Müdürlüğü' nün 2018/49836 Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptaline ve takibin devamına, -Davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine ..." şeklinde hüküm kurulmuştur. İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; "davacının, müvekkil şirketten herhangi bir alacağı bulunmamakta olup; davacı ile müvekkil şirket arasında kur farkı talep edilebileceği yönünde herhangi bir anlaşma da bulunmamaktadır. Yerel mahkemece bu husus değerlendirilmeksizin karar verilmiş olması, haksız ve hukuka aykırıdır (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2013/4788 E. - 2014/2136 K. ve 29.01.2014 T.), davacının Euro üzerinden kur farkı talebinin hukuki bir dayanağı bulunmamaktadır. Kabul anlamına gelmemek kaydıyla anılan mail, muhasebesel ve hukuksal anlamda bir mutabakat anlaşması olarak hiçbir şekilde kabul edilebilir değildir. Dosyada mübrez tüm bilirkişi kök ve ek raporları ile müvekkil şirketin yasal ticari defter/e-defter kayıtlarının delil kudretine haiz olduğu, davacıya kalan borç/alacak bakiyesi tutarının 0,00 tl olduğu ve davacının müvekkil şirkete yaptığı ödemelerin TL olduğu, taraflar arasındaki mutabakatın ve ilişkinin taraflarca "TL" şeklinde işlendiği açıkça tespit edilmiştir. Yine, davacı, kendi defterlerinin incelenmesi için oluşturulan 20.12.2019 tarihli 3 numaralı ara kararı verilen kesin süre içerisinde yerine getirmemiş ve dosyada mübrez 11.12.2019 tarihli bilirkişi kök raporuna da yasal süresi içerisinde itiraz etmemiştir. Bu sebeple, söz konusu raporda yer alan tespitler, müvekkil şirket lehine usuli kazanılmış hak oluşturmuştur. Davacı tarafın süresinden sonra ileri sürdüğü ek rapor alınmasına yönelik talebinin kabul edilmesi ve bu doğrultuda alınan 09.06.2021 tarihli ek raporun hükme esas alınması, usul ve yasaya aykırıdır. Yüksek Mahkemeler tarafından da kararlılıkla içtihat edildiği üzere; taraflardan birinin bilirkişi raporuna süresi içerisinde itiraz etmemesi üzerine, diğer taraf lehine usulü kazanılmış hak oluşur. Ayrıca, hükme esas alınan 09.06.2021 tarihli bilirkişi ek raporu ile işbu davanın haksızlığını ortaya koyan tespitlerin ardından nihai takdir mahkemeye bırakılmak suretiyle, ihtimalli olarak değerlendirme yapılmıştır. Yerel mahkeme tarafından, tüm raporlarda mevcut hesaplamalar yerine bilirkişilik görevi icabı yapılan işbu ihtimalli değerlendirmenin hükme esas alınma sebebi gerekçeli kararda hiçbir şekilde açıklanmamış olup; gerekçesiz olarak yazılan kararın kaldırılması gerekmektedir" beyanı ile yerel mahkeme kararının kaldırılması, davanın reddine karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. Davacı vekili katılma yoluyla istinaf ve istinafa cevap dilekçesinde özetle; "yerel mahkeme gerekçeli kararında "dava konusu alacağın bilirkişi raporu ile belirlenmesi ve yargılamayı gerektirmesi nedeniyle likit alacaklardan olmaması nedeni ile icra inkar tazminatı talebinin reddine" karar verilmiştir. Mahkeme kararı bu yönüyle hatalı olup kararın icra inkar tazminatı talebinin reddine ilişkin kısmının kaldırılması gerekmektedir. Şöyle ki, müvekkil şirketçe kur farkı alacağının tahsili için icra takibi başlatılmışsa da davalı yanın haksız itirazları sonucunda takip durmuştur. Yerel mahkeme her ne kadar davamızı kabul etmişse de alacağın likid olmaması nedeniyle icra inkar tazminatı talebimizi reddetmesi yerinde olmayıp kararın icra inkar tazminatı açısından bozulması gerekmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 12.3.2003, 19-109/152 “alacağın gerçek miktarı belli ve sabit ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmekte veya bilinmesi gerekmekte ve böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesi mümkün ise başka bir ifadeyle, borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise alacak likiddir" hükmü gereğince davalı borçlunun ticari defterlerinden borcun açıkça görüldüğü ve tarafımızca dosyaya sunulmuş olan kur farkı faturaları ile de alacağın sabit olduğu göz önünde bulundurulduğunda alacağın likid bir alacak olduğu aşikardır (İİK m. 67), kur farkından doğan takibe konu alacak Kur farkı faturalarının da dosyaya sunulmuş olduğu göz önünde bulundurularak yerel mahkemenin yanlış değerlendirmesi sonucu reddettiği icra inkar tazminatı yönünden kararın kaldırılmasını talep ederiz" beyanı ile yerel mahkeme kararının yalnızca İcra inkar tazminatı yönünden istinaf incelemesi neticesinde kaldırılarak müvekkili lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talebiyle katılma yoluyla istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili davalı yanın istinafına cevap dilekçesinde özetle; Davalı şirket, cevap dilekçesinde de açıkladığı üzere yurt içi ve yurt dışı satışlarında fiyatlarını EURO üzerinden belirlemekte fakat faturaları düzenleme tarihindeki kur üzerinden TL cinsinden düzenlemektedir. Davalı şirketin ürün fiyatlandırmasını EURO üzerinden belirlediği ve döviz kurlarındaki dalgalanmalarında süreklilik arz ettiği düşünüldüğünde aynı ürüne ilişkin kısa vadede oldukça yüksek fiyat farkları ortaya çıkmaktadır. Döviz kurundaki bu yükselişler sebebiyle müvekkil şirket zarara uğramamak için davalı yana 117.150,00 TL ön ödeme yapmıştır. Nitekim davalı yan da ödeme alındığını cevap dilekçesinde ikrar etmiştir. Müvekkil şirket TL cinsinden çek verdiği tarihteki fiyat üzerinden mutabık kalınıp alacağı bitinceye kadar aynı fiyattan mal alması gerekirdi. Hal böyle iken davalı yanın cevap dilekçesinde bu yönde herhangi bir sözleşme yapılmadığını ileri sürmesi açıkça hakkın kötüye kullanılması teşkil etmektedir. Kaldı ki ön ödemenin ticaret ve borçlar hukukundaki anlam ve mantığı ileride oluşabilecek zararların önüne geçmektir. Aynen öyle de davalı yan ulusal para ile faturalandırma yaparak kur değişimlerinden kendisini korumuştur. Ancak davalı şirket kötüniyetli davranarak ön ödemeye istinaden sabit bir kur veya TL belirlemesi gerekirken, yapmamış müvekkilin zarara uğramasına sebebiyet vermiştir. Hiçbir zaman mutabık kalınan tarihteki kur üzerinden fatura düzenlememiştir. İlerleyen zamanda ise oluşan zararlara ve bakiye alacağa istinaden 15.346 EURO'da mutabık kalınmasına rağmen ve yine Euro üzerinden anlaşılmasına rağmen TL üzerinden eksik ödeme yapmıştır. Kur farkı alacağının talep edilebilmesi için sözleşme olması zorunlu değildir. Zira yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre faturaya konu malların döviz karşılığı satımının yapılmış olması yeterlidir (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2017/3549 E., 2018/4033 K.), davalı taraf istinaf başvuru dilekçecesinde davacı müvekkil şirkete herhangi bir borcu olmadığı yönündeki iddialarını sürdürmekte olup işbu iddiaların somut gerçeklerle bağdaşmamaktadır. Hazırlanmış olan bilirkişi ek raporu ve talimat yoluyla bizzat yerinde incelenerek hazırlanmış bilirkişi raporundan da bu borcun varlığı açıkça anlaşılmaktadır. Yerel mahkeme karar duruşmasına kadar bilirkişilerce hazırlanmış olan üç raporu da eksiksiz bir şekilde değerlendirmiş olup hukuka uygun bir şekilde karar verilmiştir. İş bu değerlendirmeler sonucu davalı şirketten alacağımız olduğu doğrulanmıştır. Bu nedenle davalı şirketin söz konusu iddialarının yasal dayanağı bulunmamaktadır" beyanı ile davalı yanın istinaf başvurusunun reddini talep etmiştir. Davalı vekili davacı yanın katılma yoluyla istinafına cevap dilekçesinde özetle; "davacı tarafından, dava konusu alacak iddiasına konu alacağın, likit alacak olduğunu iddia edilmiş olup; taraflar arasında herhangi bir konuya veya cari hesap ilişkisine dair bir sözleşme mevcut olmadığından bu iddia gerçek dışıdır. bilirkişi raporlarıyla araştırılması/tespiti gereken bir alacağın, likit alacak olabilmesi hukuken ve Yargıtayca mümkün değildir. Bir alacağa dair icra inkar tazminatı kararı verilebilmesi için hukuken alacağın likit olma zorunluluğu mevcuttur. İşbu davaya konu alacak iddiası, likit bir alacağa ilişkin olmayıp; Yerel Mahkeme tarafından icra inkar tazminat talebinin reddine karar verilmesi hukuken yerinde olmuştur" beyanı ile yerel mahkeme kararının kabul edilen yönlerden kaldırılmasına, davacı yanın istinaf taleplerinin ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER:Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/10/2022 tarih, 2019/10 Esas - 2022/747 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş karara karşı davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosyanın incelemesinde; taraflar arasında ticari ilişki olduğu, davacı tarafından davalıdan plastik ham maddesi satın alındığı, satın alınan bu ürünlerin bedelinin davalı tarafa ödendiği, davacı tarafından davalı tarafa mal karşılığı yapılan ödemelerin fazla yapıldığı, yani bir nevi avans ödemesi olarak fazladan yapılan bu ödemenin davalı taraftan istenildiği, davalı tarafından bu istemin kabul edilmediği, bunun üzerine davacı tarafından davalı aleyhine Gebze 4. İcra Dairesi 2018/49836 Esas sayılı dosyası üzerinden takip başlatıldığı, başlatılan takibe itiraz edilmesi üzerine eldeki davanın açıldığı, davalı tarafından açılan davanın reddinin talep edildiği, ilk derece mahkemesince açılan davanın kısmen kabulüne karar verildiği, verilen karara karşı taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. Dosya arasına alınan Gebze 4. İcra Dairesi 2018/49836 Esas sayılı icra dosyasının yapılan incelemesinde; davacı alacaklı tarafın, davalı borçlu aleyhine 4.604,00 EURO alacak üzerinden ilamsız icra takibi yaptığı, ödeme emrinin davalı borçluya tebliği üzerine davalı vekilinin süresinde borca ve ferilerine itiraz ettiği, itiraz üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği, verilen karara karşı süresi içerisinde eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır. Dosya arasına alınan 11/12/2019 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Davalı Roma Plastik San. ve Tic. A.Ş.'nin, özel mali dönemı defter/e-defter tuttuğu, davaya konu 2015-2016-2017 ve 2018 yıllarına ait yasal ticari defter ve e-defterlerinin açılış (e-beratlarının) tasdiklerini ve kapanış (e-beratlarının) tasdıklerini yasal süresi içerisinde yaptırılmış olduğu, yasal ticari defterleri üzerinde yapılan usul incelemelerinde kayıtların VUK. 215-219 maddesi hükümleri ile Tekdüzen llesap Planı Genel Tebliğine uygun tutulduğu ve defterlerin hirbirlerini teyit ettikleri görülmüştür. 6102 sayılı TTK'nunu ile HMUK'nun 222. maddesi amir hükümlerine göre davalı şirketin davaya konu 2015-2016-2017 ve 2018 yıllarına ait yasal ticarı defter ve e-defterleri delil kudretine haiz görülmüş olup, nihai takdirin Sayın Mahkeme'nin olduğu, davalı şirketin, davaya konu 2015-2016-2017 ve 2018 yıllarına ait yasal ticari defter/e-defter kayıtlarına göre; 24.10.2018 icra takip tarihi itibariyle davalının davacıya kalan asıl borç/alacak bakiyesi tutarının 0.00 TL (Sıfır-TL) olarak tespit edildiği, Davalı şirkete ait ticari defter/e-defterleri ile muavin defter dökümü kayıtları üzerinde yapılan incelemelerde, takip ve dava konusu faturaların davalının ticari defter/e-defterlerinde kayıtlı olduğu ve bedelinin ödendiği ve ödenmeyen takip ve dava konusu borç/alacak miktarının ise 0,00 TL olarak tespit edildiği yönünde görüş bildirildiği görülmüştür. Dosya arasına alınan 09/06/2021 tarihli ek bilirkişi raporunda özetle; davalının davacıya kalan asıl borç bakiyesi tutarının 6.352,27 Euro karşılığı 42.194,95 TL işe 22,28 Euro karşılığı 147,99 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 6.374,55 Euro karşılığı 42.342,94 TL olarak hesap edildiği yönünde görüş bildirildiği görülmüştür. Dosya arasına alınan 25.04.2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davalı, Roma Plastik San. Ve Tic. A. Ş tarafından 2017 yılında düzenlediği satış faturaları sonrasında ön ödemelerden kalan tutarı 24.09.2018 tarihinde 35.454,37 TL davacının banka hesabına havale yapıldıktan sonra ticari defter kayıtlarında borç alacak durumu 0 TL bakiye olduğu, davacı Selçuklu Tekstil ve Ev Gereçleri Ltd Şti. İle davalı Roma Plastik San. ve Tic. A.Ş. Ticari defterlerine göre borç alacak durumunun 0 TL bakiye olduğunun bildirildiği görülmüştür. Eldeki davada, ilk derece mahkemesince; davalının faturalara dayalı ticari borcunu ödemediği, davalı defterlerinde yapılan incelemede, alınan 09/06/2021 tarihli ek bilirkişi raporuna göre davacının davalıdan alacaklı olduğunun belirlendiği anlaşıldığından davacının davasının kabulüne, dava konusu alacağın bilirkişi raporu belirlenmesi ve yargılamayı gerektirmesi nedeniyle likit alacaklardan olmaması, faturaya dayanan alacak olmaması nedeni ile davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine şeklinde karar verilmişse de verilen kararın eksik inceleme ve araştırmaya dayalı yanılgılı kanaatle verildiği anlaşılmıştır. İcra Takibine İtiraz etmek istiyen borçlu, itirazını, ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde dilekçe ile veya sözlü olarak icra dairesine bildirmeye mecburdur. (2004 sayılı kanun 62.madde)Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. (2004 sayılı kanun 67.madde) Bu davada, ispat yükü kural olarak davayı açan alacaklıda olup, alacaklı alacağını ispatla yükümlüdür. Genel hükümler dairesinde her türlü delille ispat edilecek alacak da yine takip talebine konu olan ve borçlu tarafça itiraza uğrayan alacaktır. Zira aynı maddede itirazın haksızlığı borçlu açısından, takibin haksız ve kötü niyetli yapılması da alacaklı açısından tazminat müeyyidesine bağlanmıştır. (HGK 2017/(19)11-1309 Esas. 2021/377 Karar) Ticari uyuşmazlıklarda mahkeme tarafların ticari defterlerinin ibrazına, resen veya taraflardan birinin istemi üzerine karar verebilir (HMK m 222/1, TTK m. 83/1). HMK'nın 222/2. maddesi uyarınca, ticari defterlerin ticari delil olarak kullanılabilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının bir birini doğrulamış olması gerekmektedir. Öte yandan aynı Kanunun 222/3. maddesi uyarınca da, ticari defterlerin sahibi lehine delil olarak kabul edilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 17/09/2019 tarihli 2017/19-919 E. 2019/886 K. sayılı "...6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 89. (6762 sayılı TTK’nın 87) maddesine göre iki kişinin herhangi bir hukuki sebep veya ilişkiden doğan alacaklarını teker teker ve ayrı ayrı istemekten karşılıklı olarak vazgeçip bunları kalem kalem alacak ve borç şekline çevirerek hesabın kesilmesinden sonra çıkacak artan tutarı isteyebileceklerine ilişkin sözleşme cari hesap sözleşmesi olarak tanımlanmıştır. Aynı maddelerde cari hesap sözleşmelerinin yazılı yapılmadıkça geçerli olmayacağı belirtilmiştir. Buna göre, taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmadıkça TTK'nın cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamayacaktır. Eldeki davada; davacının alacağı takip talebinde cari hesap alacağı olarak belirtilmiş, dava dilekçesi ekinde bu alacağa esas teşkil belgeler ibraz edilmiştir. Az yukarıda detaylandırıldığı üzere; cari hesap ilişkisinden bahsedebilmek için 6102 sayılı yasanın 89.maddesi düzenlemesine göre taraflar arasında cari hesaba ilişkin yazılı bir sözleşmenin bulunması gerekir. Taraflar arasında böyle bir sözleşmenin bulunmadığı, dolayısıyla cari hesaba ilişkin maddelerin uygulanamayacağı, taraflar arasında davacı tarafından davalıdan mal alımı öncesinde davalıya yapılan avans ödemesi niteliğindeki alacağın talep edilmesine yönelik uyuşmazlık olduğu kanaatine varılmıştır. Eldeki davada; dosyaya sunulan 25.04.2022 tarihli davacının defterlerinin incelenmesi sonucu tanzim edilen rapor ile 11.12.2019 ve 09.06.2021 tarihli tüm dosya kapsamına göre hazırlanan kök ve ek raporlarda tespit edildiği üzere; taraflar arasındaki uyuşmazlığın davacının davalıdan mal alımı sürecinde davalıya yaptığı ödemeden daha az mal alımı yapması ve bu nedenle de davalının uhdesinde kalan bir miktar alacaktan kaynaklı olduğu, davacının alacak iddiasını 15.12.2016 tarihli fiyat mutabakatı isimli belgeye dayandırdığı, taraflar arasında yazılı cari hesap sözleşmesi olmadığından bu belgenin teknik olarak 6102 sayılı TTK'nın 94. Maddesi anlamında düzenlenmiş bir mutabakat mektubu olarak kabul edilemeyeceği, taraflar arasındaki ticari ilişki nedeniyle davalı çalışanı tarafından düzenlenen ve davacıya gönderilen ve aynı zamanda eldeki davaya da konu edilen mutabakat belgesinin, içeriği itibariyle taraflar arasındaki alacak borç ilişkisine ilişkin kesin bir borç bakiyesi içermediği, kaldı ki bu mail yazısının tarihinin 15.12.2016 olduğu, dosya arasına alınan ve her iki tarafın da ticari defterleri incelenerek hazırlanan bilirkişi raporlarında davacının davalıdan alacaklı olmadığının ve davacı defterlerine göre davalı tarafından dava konusu mailin gönderildiği tarihten sonra 24.09.2018 tarihinde davalı tarafından davacıya yapılan ödeme ile bakiyenin sıfırlandığının belirlendiği, bu aşamada, artık davacının davalıdan alacaklı olmadığı, bu durumda artık, mahkemece dosya arasında bulunan takibe ve davaya konu edilen mutabakat belgesi gereğince davaya konu edilen alacağın olmadığının sabit olması karşısında davanın tümden reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı kanaatle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi hatalı olmuş bu nedenle de verilen kararın kaldırılması gerektiği anlaşılmıştır. Davalı her ne kadar kötüniyet tazminatı talebinde bulunmuştur. kötüniyet tazminatına hükmedilmesi için alacaklının haksız olması yanında açıkça kötüniyetli olması gerekir (İİK m.72/5). Davacının takip başlatırken kötüniyetli olduğuna dair dosyada delil olmadığından davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddi gerekmiştir. Gerekçeli karar başlığında; davacı şirket ile davalı vekilinin adreslerinin yazılmaması 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesine aykırı ise de, bu eksiklik mahallinde her zaman düzeltilebileceğinden eleştirilmekle yetinilmiştir. Bu nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle kabulüne, yerel mahkemenin kararının kaldırılmasına, dosyada toplanacak başkaca delil bulunmadığı anlaşıldığından ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir hususta bulunmadığından; dairemizce davanın esası hakkında HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince hüküm kurulmasına karar verilmiştir. H Ü K Ü M: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere ; 1-Davacının ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davalının ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle ESASTAN KABULÜNE, Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/10/2022 tarih, 2019/10 Esas - 2022/747 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince, KALDIRILMASINA, YENİDEN YARGILAMA YAPILMASI GEREKMEDİĞİNDEN AŞAĞIDAKİ ŞEKİLDE HÜKÜM KURULMASINA, a)Davanın REDDİNE, b)Davalının kötüniyet tazminatı talebinin REDDİNE, c)Alınması gerekli 427,60-TL karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 480,00-TL harçtan mahsubu ile fazla yatırılan 52,40-TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince davacıya iadesine, ç)Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, d)Davalı tarafça yapılan yargılama gideri olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, e)Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca hesaplanan 17.900,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, f)Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, 3-Davacının istinaf incelemesi yönünden harç ve yargılama masrafları; a)İstinaf Kanun Yoluna Başvuru harcının hazineye irat kaydına, b)Alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından, istinafa gelirken peşin alınan 80,70-TL'nin mahsubu ile kalan 346,90-TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302/5 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, c)Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, ç)İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 4-Davalının istinaf incelemesi yönünden harç ve yargılama masrafları; a)İstinaf Kanun Yoluna Başvuru harcının hazineye irat kaydına, b)İstinaf Karar Harcının talep halinde ilk derece mahkemesince davalıya iadesine, c)Davalı tarafından yapılan 220,70-TL İstinaf Kanun Yoluna Başvurma harcının davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 5-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Davalının yatırdığı istinaf gider avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince davalıya iadesine, 7-Kararın, 6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine, İlişkin; Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362. maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.22/04/2024 ... Başkan ... ¸e-imzalıdır ... Üye ... ¸e-imzalıdır ... Üye ... ¸e-imzalıdır ... Katip ... ¸e-imzalıdır * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*