Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2013/16374 E. 2014/229 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2013/16374
Karar No
2014/229
Karar Tarihi

T.C. ERZURUM BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2022/1435 KARAR NO : 2024/1686 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 07/04/2022 (Karar) NUMARASI : 2018/328 Esas, 2022/256 Karar DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) Taraflar arasında görülen davanın yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine dair verilen karara karşı yasal süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; mülkiyeti Erzurum ...Belediye Başkanlığına ait ... plaka sayılı aracın 17/10/2016 günü saat 10:40 sıralarında ... sevk ve idaresindeyken Erzurum ... ilçesi, ... Caddesi ... önünden yaya olarak karşıya geçmekte olan müvekkiline çarpması sonucu yaralamalı trafik kazası meydana geldiğini, söz konusu olaya ilişkin olarak Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan soruşturma neticesinde Erzurum .... Asliye Ceza Mahkemesine taksirle yaralamadan dolayı dava açıldığını, olay mahallinde keşif yapıldığını ve kusura ilişkin rapor alındığını, kaza neticesinde müvekkilinin basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek derecede yaralandığını, vücudunda ve özellikle sağ kolunda parçalı kemik kırığı meydana geldiğini, kemik kırıklarının hayat fonksiyonlarına etkisinin ağır (4) derecede olduğunu, kazanın araç sürücüsünün kusuruyla oluştuğunu, araç sürücüsü ve araç maliki davacıda oluşan efor kaybı, meslekte kazanma gücü kaybı ve davacıda oluşan manevi tazminattan sorumlu olduğunu, kazaya karışan aracın davalı sigorta şirketi tarafından karayolları motorlu araçlar zorunlu mali mesuliyet sigortasıyla sigortalandığını, davalı sigorta şirketinin sigortalı araçların 3. şahıslara verebileceği bedeni zararları teminat altına aldığını, müvekkilinin sağ kolunda oluşan parçalı kırıktan dolayı vücuda platin protez takıldığını, kolunu eskisi gibi kullanamadığını, müvekkilinde oluşan maluliyetten dolayı zararın giderilmesi için davalı sigorta şirketine 30/01/2018 tarihinde müracaat edildiğini ancak sigorta şirketinin bu güne kadar müspet ya da menfi bir cevap vermediğini, tüm bu nedenlerle fazlaya ilişkin dava talep hakklarının saklı tutulması kaydı ile şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminatın olay tarihi olan 17/10/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tüm davalılardan 30.000,00 TL manevi tazminatın davalı ... ve Erzurum ...Belediye Başkanlığından alınarak davacıya verilmesine, yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekilinin 17/02/2021 tarihli ıslah dilekçesi ile dava değerini toplam 21.153,28‬-TL olarak ıslah ettiği anlaşılmıştır. Davacı vekilinin 15/03/2022 tarihli ıslah dilekçesi ile dava değerini toplam 44.089,19‬-TL olarak ıslah ettiği anlaşılmıştır. CEVAP: Davalı ... Sigorta vekili cevap dilekçesinde özetle; sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı araç için müvekkili şirketçe 17/03/2016 - 17/03/2017 tarihleri arasında ... nolu poliçe numarası ile Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Poliçesi düzenlendiğini, müvekkili şirketin sorumluluğunun poliçe üzerinde yazılı teminat limitleri ile sınırlı olduğunu, her durumda müvekkili şirketin sigortalısının kusuru oranında tazminat ödemesi yapmakla yükümlü olduğunu, öncelikle davacı tarafından müvekkili ... plakalı araç sürücüsünün dava konusu kazanın meydana gelmesinde kusuru bulunduğunun ispat edilmesi gerektiğini, Devlet Hastanesinden alınmış olan engelli sağlık kurulu raporunun taraflarınca kabul edilebilirliğinin bulunmadığını, müvekkili şirketin geçici iş görmezlik tazminat taleplerine ilişkin sorumluluğunun bulunmadığını, dava konusu kaza nedeniyle tazminat hesabı yapılmasına karar verilmesi halinde maluliyet hesabının sigorta aktüerleri yönetmeliği uyarınca hazine müsteşarlığınca yetkilendirilen aktüerler listesine kayıtlı, lisanlı aktüerler tarafından ve TRH 2010 ulusal mortalite tablosunda yer alan verilere göre yapılması gerektiğini, tüm bu nedenlerle müvekkil şirket hakkında hüküm kurulmamasına karar verilmesini savunmuştur. Diğer davalılar cevap dilekçesi sunmamıştır. YEREL MAHKEME KARARI; Mahkemece, "... Tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; dava trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat davası olduğundan, Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin 2021/19605 Esas 2021/6472 Karar 11.10.2021 tarihli ilamı ile Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2020/10352 Esas 2021/2596 Karar 11.03.2021 tarihli ilamı doğrultusunda davacıların maluliyetinin kaza tarihinde yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliğ'e göre tespiti yaptırılmıştır. Yine bu ilamlar doğrultusunda aktüerya raporu TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant yöntemi kullanılarak düzenlettirilmiştir. Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen maluliyet, kusuru raporları ve aktüerya bilirkişi tarafından düzenlenen 2. ek rapor hükme esas alınmıştır. Davacının yaşı, meydana gelen kazadaki kusur durumu, tarafların sosyal ve ekonomik durumu, kaza tarihininden itibaren işleyecek olan faiz, davacının maluliyet yüzdesi ve bu maluliyet nedeniyle çektiği acı ve duymuş olduğu üzüntünün boyutu, hakkaniyet ve manevi tazminat miktarının bir taraf için zenginleşme aracı, diğer taraf için de yıkım olmaması ilkesi ve davacının uğradığı manevi zarar göz önüne alınarak ve tarafların kusur durumu nedeniyle hakkaniyet ölçüsünde oranlama yapılarak manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile; 6.000 TL manevi tazminatın, 17.10.2016 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve Erzurum ...Belediye Başkanlığından alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmesi gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle "1-Davacının maddi tazminat talebi açısından davanın kabulü ile, 1.877,90 TL geçici iş göremezlik, 38.522,09 TL sürekli iş görememezlik olmak üzere, toplam 44.089,19 TL maddi tazminatın davalı sigorta şirketi açısından 09/02/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile, diğer davalılar açısından kaza tarihi olan 17/10/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken müteselsilen davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 2-Manevi tazminat bakımından davanın kısmen kabulü ile; 6.000,00 TL kaza tarihi olan 17/10/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... ve davalı Erzurum ...Belediye Başkanlığından alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine," şeklinde karar verilmiş, ilk derece mahkemesinin 16/05/2022 tarihli tashih şerhi ile hükmün 1. maddesinin "1.877,90 TL geçici iş göremezlik, 3.689,19 TL işlemiş dönem zararı ve 38.522,09 TL sürekli iş görememezlik olmak üzere, toplam 44.089,19 TL maddi tazminatın davalı sigorta şirketi açısından 09/02/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile, diğer davalılar açısından kaza tarihi olan 17/10/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken müteselsilen davalılardan alınarak davacıya verilmesine" şeklinde düzeltilmesine karar verilmiş, karara karşı davalı ..., davalı Erzurum ...Belediye Başkanlığı vekili ile davalı ... Sigorta A.Ş. vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF İTİRAZLARI: Davalı ... istinaf dilekçesinde özetle; Erzurum Asliye Ticaret Mahkemesinin iş bu dava dosyasına konu manevi tazminat davasında görevli mahkeme olmadığını, 6100 sayılı HMK'nın 2. maddesi uyarınca Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğunu, bu nedenle Asliye Ticaret Mahkemesi'nce iş bu davada verilen kararın yok hükmünde olduğunu, bilirkişinin hakimin kendi yetkisi ile takdir edeceği kusur konusunda oransal değerlendirme yapmasının hukuka aykırı olduğunu, zira kusur konusunda hakim ve mahkemenin yetkili olduğunu, bilirkişi raporuna karşı itirazlarının dikkate alınmadığını, kendisine atfedilen kusur oranının fazla olduğunu, davacı ...'un %100 kusurlu olduğunu, bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, tarafına atfedilen kusur oranının maddi tazminat hesaplamasında indirildiğini, bu kusur oranının maddi tazminat belirlemesinde dikkate alınmadığını, sigorta şirketi tarafından ödenmesi gerektiğini, bu nedenle müteselsil sorumluluğunun kaldırılmasını talep ettiğini, ceza yargılamasında 2 kez keşif kararı alındığını ve keşif yapıldığını, ancak her iki keşfin de belirlenen saatten 3-4 saat sonra yapılması nedeniyle katılamadığından kazanın oluş şekline ilişkin savunma, itiraz ve beyanlarının alınmadığını, manevi tazminat konusundaki belirlemelerin hukuka aykırı olduğunu , manevi tazminatın amacının duyulan elem ve üzüntünün giderilmesini sağlamak olduğunu, davada talep edenin zenginleşmesine ve diğer tarafın mağduriyetine neden olacak şekilde yüksek ve hakkaniyete aykırı manevi tazminata hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, manevi tazminata hükmedilirken kusur oranlarının da dikkate alınmadığını, davacı tarafın trafik kazasında asli kusurlu olmasının da dikkate alınması gerektiğini, manevi tazminat miktarının kendisini mağdur ederek çok zor durumda bıraktığını, tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Davalı Erzurum ...Belediye Başkanlığı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkil idareye atfedilen kusur oranının fazla olduğunu, kusur atfedilmemesi gerektiğini, kazanın gerçekleştiği yerde alakasız bir yerden trafik akışının yoğun olduğu yer ve saatte yaya geçitlerinin olduğu yer haricinde karşıdan karşıya geçmenin davacının kendi kusuru olduğunu, ATK raporunda davalı araç sürücüsünün hız limitini aşıp aşmadığının belirsiz bırakıldığını, müvekkil idarenin işleteni olduğu aracın sürücüsünün kusursuz olduğunu, mahkemece müterafik kusurun re'sen gözetilmeden karar verildiğini, davacı tarafın 18/02/2021 ve 16/03/2022 tarihlerinde ayrı ayrı iki kez ıslah talebinde bulunduğunu, HMK'nın 176/2. maddesi uyarınca aynı davada tarafların ancak bir kez ıslah yoluna başvurabileceğini, Yargıtay kararlarının da bu yönde olduğunu, 16/03/2022 tarihli ıslah dilekçesinin kendilerine 04/04/2022 tarihinde elektronik olarak tebliğe çıkarıldığını, 09/04/2022 tarihinde tebliğ edildiğini, ancak iki haftalık yasal cevap süresi beklenilmeksizin mahkemece 07/04/2022 tarihinde karar verildiğini, ıslaha karşı beyan süresinin beklenmesi gerektiğini, ıslaha karşı zaman aşımı def'i ve dav anın esasa etki eden hususlarda beyanda bulunma hakları mevcut iken hatalı olarak beyan süresinin dolması beklenmeden karar verildiğini, eksik araştırma ile hüküm kurulduğunu, SGK'dan işgöremezlik zarar tazmini yönünden ödeme yapılıp yapılmadığının sorulması gerektiğini, işgöremezlik yönünden davacının çalıştığının ispat yükü kendi üzerinde olduğunu, çalıştığı varsayımı ile karar verilmesinin hatalı olduğunu, davacının sigorta şirketinden veyahut SGK'dan tazminat alması durumunda mükerrer olarak kötü niyetli iki defa tazminat alınmış olup, sebepsiz zenginleşmeye neden olacağının açık olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla aktif ve pasif dönem zararlarından asgari geçim indiriminin düşülmesi gerektiğini, davacının iyileşme süresinin 4 ay olduğunu, ATK raporundan davacının yaralanmasının geçici mi kalıcı mı olduğunun anlaşılamadığını, davacının 4 aylık iyileşme müddeti sonrası çalışmaya başlayacağından sürekli işgöremezlik tazminatı istenemeyeceğini, manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu, salt geçici bir süreliğine basit bir yaralanmadan manevi tazminatın hakkaniyete aykırı yüksek belirlendiğini, tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkil sigorta şirketinin geçici iş göremezlik tazminat taleplerine ilişkin sorumluluğunun bulunmadığını, geçici iş göremezlik ödemelerinin SGK tarafından yapıldığını, müvekkiline atfedilen kusuru kabul etmediklerini, aksi kanaatte olunması halinde ise raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi gerektiğini, mahkemece 09/02/2018 tarihi olarak belirlenen faiz başlangıç tarihini kabul etmediklerini, 2918 sayılı kanunun 98/1 ve 99/1. maddelerinde sigortacının gerek bedensel, gerekse eşyaya gelen zararları ödeme yükümlülüğünün durumun sigortacıya ihbarından itibaren sekiz iş gününde ödemesi gerektiğinin hükme bağlandığını, 6102 sayılı TTK'nın 1299. maddesinin de bu hükmün tekrarı niteliğinde olduğunu, bu nedenle müvekkil şirketin faiz sorumluluğunun ancak başvuru tarihinden sonraki 8. günden itibaren söz konusu olacağını, Yargıtay kararlarının da bu yönde olduğunu, faiz başlangıç tarihinin ihbar tarihi olan 20/09/2018 tarihinin üstüne 8 iş günü sayılarak hükmedilmesi gerektiğini, dolayısıyla 03/10/2018 tarihinin ihbar tarihi olarak sayılması gerektiğini, tüm bu nedenlerle tehir-i icra taleplerinin kabulü ile ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Dava, trafik kazası sebebiyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hükümlerle sınırlı olmak üzere inceleme yapılmıştır. Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde, davacı vekili dava dilekçesinde mülkiyeti Erzurum ...Belediye Başkanlığına ait ... plaka sayılı aracın ... sevk ve idaresindeyken yaya olarak karşıya geçmekte olan müvekkiline çarpması sonucu yaralamalı trafik kazası meydana geldiğini, kaza neticesinde müvekkilinin basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek derecede yaralandığını iddia ederek maddi ve manevi tazminat talep ettiği, davalı ... Sigorta A.Ş vekili cevap dilekçesinde müvekkili şirketin sorumluluğunun poliçe üzerinde yazılı teminat limitleri ile sınırlı olduğunu, müvekkili şirketin geçici iş görmezlik tazminat taleplerine ilişkin sorumluluğunun bulunmadığını ileri sürerek davanın reddini talep ettiği, mahkemece, iddia, savunma, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, maddi tazminat yönünden davanın kabulüne, manevi tazminat davasının kısmen kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle; -Olayda davacının % 65 oranında, davalı sürücü ...'ın % 35 oranında kusurlu olmasına, olay sonrasında davacıda % 6 oranında maluliyet meydana gelmesine. olayın oluş şekli, kazadaki kusur durumu, zararın ağırlığı, davacının yaşadığı, elem ve ızdırabın derecesine, tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına, kaza tarihindeki paranın alım gücüne, manevi tazminatın, zarara uğrayanda, manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşımasına, manevi tazminatın bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemesine, zarar görenin zenginleşmemesine, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmesine göre hükmedilen manevi tazminat miktarın duyulan acıyı, çekilen sıkıntıyı hafifletebilecek düzeyde ve her iki tarafın mali ve sosyal durumlar uygun olmasına, -Dosyada mevcut müzekkere cevabına göre davacının geçici iş göremezlik süresince iş yerinden herhangi bir ödeme almamasına, sigorta şirketinin geçici iş göremezlik zararlarından da sorumlu olmasına, -İlk derece mahkemesince yargılama sırasında ATK'dan alınan alınan bilirkişi raporunda davalı sürücü ...'ın % 35 oranında, davacının % 65 oranında kusurlu olmasına, soruşturma aşamasında savcılık tarafından trafik bilirkişisinden alınan bilirkişi raporunda davalı sürücü ...'ın tali, davacının asli oranda kusurlu olması aşağıda belirtilenler dışındaki istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. a-Davacı tarafça 29.11.2018 tarihli taraf değişikliğini içerir dilekçesinde; şimdilik, 1.000,00.TL maddi tazminatın, olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tüm davalılardan ve 30.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve Erzurum ...Belediye Başkanlığından müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesini talep ettiği, mahkemece de; 03.12.2018 tarihli ara karar ile; 1-)Davacı tarafın taraf değişikliği talebinin; HMK 124/3 maddesi uyarınca maddi bir hatadan kaynaklandığı, dürüstlük kuralına aykırı olmadığı anlaşılmakla KABULÜNE; 2-)Davalı olarak gösterilen; ... Aracılık Hizmetleri Ltd. Şti.'nin davalı kaydının silinmesine, Davalı olarak gösterilen ... Sigorta A.Ş. 'nin davalı olarak Uyap sistemine kaydının yapılmasına, 3-)Dava dilekçesi, taraf değişikliği dilekçesinin ve iş bu ara kararın davalı ... Sigorta A.Ş.'ne tebliğine, 4-)Taraf değişikliği dilekçesi ve iş bu ara kararın Davalı ... Aracılık Ltd. Şti'ne tebliği, yönünde karar oluşturulmuştur. 6100 sayılı HMK'nın 124/4. Maddesine göre; Dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayanıyorsa, hâkim karşı tarafın rızasını aramaksızın taraf değişikliği talebini kabul edebilir. Bu durumda hâkim, davanın tarafı olmaktan çıkarılan ve aleyhine dava açılmasına sebebiyet vermeyen kişi lehine yargılama giderlerine hükmeder. Ancak Mahkemece belirtilen yasal çerçevede hareket edilmeyerek 03.12.2018 tarihli ara karar ile davanın tarafı olmaktan çıkarılan ... Aracılık Hizmetleri Ltd. Şti. aleyhine de hüküm kurulması isabetsiz olmuştur. b-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297 nci maddesi uyarınca, mahkeme kararlarının; Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri içermesi, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi zorunludur. 6100 sayılı HMK.nun 298/2. maddesine göre “Gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz.” "Yukarıda belirtildiği üzere gerekçeli kararda mahkemece alacaklardan sadece ... Şirketinin sorumlu olduğu belirtilmesine rağmen, hüküm fıkrasında her iki davalının sorumluluğuna hükmedilmiştir. Kararın gerekçesi ile hüküm fıkrası arasında çelişki bulunduğundan, bu durum 10.04.1992 gün ve 1991/7 Esas, 1992/4 karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına ve 6100 sayılı yasanın HMK.nun 298/2. maddesine aykırı olduğundan hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. T.C. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2013/16374 E. 2014/229 K." Yargıtay Hukuk Genel Kurulu`nun 2010/11-195E., 238K. Sayılı 28.04.2010 tarihli usulden bozmayı kapsayan ilamının gerekçesinde de vurgulandığı üzere: "Yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının, açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir." Somut uyuşmazlıkta gerekçeli kararda mahkemece aktüerya bilirkişi tarafından düzenlenen 2. ek rapor hükme esas alındığı belirtilmesine rağmen, mahkemece 10.03.2022 tarihli aktüerya bilirkişi tarafından düzenlenen 3. ek rapor hükme esas alınarak hüküm verilmiştir. Kararın gerekçesi ile hüküm fıkrası arasında çelişki bulunduğundan, Mahkemenin, yukarıda ayrıntılarıyla açıklanan biçimde usulün öngördüğü niteliklere haiz bulunmayan kararı, usul ve yasaya uygun değildir. Bu durum 10.04.1992 gün ve 1991/.. Esas, 1992/...karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına ve 6100 sayılı yasanın HMK.nun 298/2. maddesine aykırı olduğundan ilk derece mahkemesinin kararı bu yönüyle yerinde görülmemiştir. c-2709 sayılı 1982 Anayasasının Madde 141/1-3 f. " Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır." Anayasanın 141/3. maddesine göre, bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması zorunludur. Adil yargılanma hakkının sağlanması kapsamında kararların gerekçeli olmasıyla ilgili kamu düzenine ilişkin hükümlere 6100 sayılı HMK’da da yer verilmiştir. HMK'nın 297. maddesine göre, hükümde tarafların iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan deliller, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepler yer almalı ve sonuç kısmında da taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. HMK’nın 298/2. maddesinde ise “Gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz” hükmü düzenlemiştir.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 24.02.2010 tarihli 2010/1-86 Esas ve 2010/108 karar sayılı kararında da belirtildiği üzere; “Yasanın anladığı anlamda oluşturulacak hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir. Zira tarafların bu dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur”. Bu kapsamda somut davada yapılan değerlendirmede mahkemece; 1-Davacının maddi tazminat talebi açısından davanın kabulü ile, 1.877,90 TL geçici iş göremezlik, 38.522,09 TL sürekli iş görememezlik olmak üzere, toplam 44.089,19 TL maddi tazminatın davalı sigorta şirketi açısından 09/02/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsiline karar verilmiş, Yine; ilk derece mahkemesinin 16/05/2022 tarihli tashih şerhi ile hükmün 1. maddesinin "1.877,90 TL geçici iş göremezlik, 3.689,19 TL işlemiş dönem zararı ve 38.522,09 TL sürekli iş görememezlik olmak üzere, toplam 44.089,19 TL maddi tazminatın davalı sigorta şirketi açısından 09/02/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile, ...." şeklinde düzeltilmesine karar verilmiştir. Mahkemenin gerekçesinde hüküm altına alınan miktarlar için davalı sigorta şirketi yönünden faiz başlangıcının hangi hukuki sebeplerle 09/02/2018 olarak kabul edildiği hiçbir şekilde gerekçede açıklanmamış olması da yerinde görülmemiştir. d-Davacı vekili tarafından verilen ıslah dilekçesi davalı belediye başkanlığına 09.04.2022 tarihinde elektronik olarak tebliğ edilmiş, mahkemece davalının ıslah dilekçesine karşı cevap dilekçesinde olduğu gibi yasal 2 haftalık cevap süresini beklemeden 07.04.2022 tarihinde karar verilmiştir. Bu haliyle davalı belediye başkanlığının Anayasal savunma hakkı kısıtlanmıştır. Bu yönüyle de ilk derece mahkemesinin kararı yerinde değildir. e-Mahkemenin karar başlığında dava türü doğru olarak; Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) belirtilmesine rağmen gerekçeli kararının davanın nitelendirildiği kısmında davanın türü; taraflar arasındaki uyuşmazlığın istirdat (icra yoluyla ödenmek zorunda kalan paranın geri alınması) davası olduğu şeklinde belirtilmiştir. Bu haliyle karar başlığındaki davanın türüne ilişkin nitelendirme ile gerekçeli karardaki davanın türüne ilişkin nitelendirme birbiri ile uyumsuz olmuştur. Mahkemece gerekçeli karar içeriğinde davanın türünün karar başlığındaki dava türü ile çelişki oluşturmayacak şekilde ve doğru olarak tespit edilmesi gerekmektedir. O halde mahkemece yapılacak iş; Yukarıda açıklandığı üzere davacının istemleri hakkında infazda tereddüt oluşturmayacak şekilde açık ve anlaşılır bir biçimde usulün aradığı niteliklere haiz ve kararın gerekçesinin de sonucu ile tam bir uyum içinde, (16/05/2022 tarihli tashih şerhi ve usulü kazanılmış haklara riayet edilerek) bir karar vermekten ibarettir. HMK.'nun 353/1-a-6. maddesinde "...Mahkemece, tarafların davanın esasıyla ilgili olarak gösterdikleri delillerin hiçbiri toplanmadan veya gösterilen deliller hiç değerlendirilmeden karar verilmiş olması" bölge adliye mahkemesince başvuruya konu kararın esası incelemeden kaldırılmasına karar verilmesi gereken haller arasında sayılmıştır. Somut olayda; yukarıda ayrıntılı biçimde izah edilen yargılamadaki eksiklikler uyuşmazlığın esasının çözümü için olmazsa olmaz niteliktedir. Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı ... vekilinin istinaf itirazlarının reddine, davalı Belediye Başkanlığı vekili ve davalı sigorta şirketi vekilinin istinaf itirazlarının kısmen kabulü ile HMK'nın 297. 298. 355 ve 353/1-a-6 maddeleri uyarınca kararın kaldırılmasına, davalı Belediye Başkanlığı vekilinin ve davalı sigorta şirketi vekilinin sair istinaf itirazlarının reddine, dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davalı ...'nın istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili ile davalı Erzurum ...Belediye Başkanlığı vekilinin istinaf kanun yolu başvurularının KISMEN KABULÜ ile, mahkemece verilen hükmün HMK’nın 297. 298. 355 ve 353/(1)-a-6. Maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA, sair istinaf itirazlarının reddine, 3-Dava dosyasının HMK’nın 353/(1)-a maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-İstinaf aşamasında alınması gereken 3.421,59-TL istinaf karar harcından başlangıçta alınan 855,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 2.566,19-TL harcın davalı ...'dan alınarak hazineye irat kaydına, 5-İstinaf başvurusu sırasında davalı ... tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına, 6-İstinaf kanun yolu başvurusu sırasında davalılar ... Sigorta A.Ş. ve Erzurum ...Belediye Başkanlığı'ndan alınan peşin harçların adı geçen davalılara iadesine, 7-İstinaf aşamasında davalılar ... Sigorta A.Ş. ve Erzurum ...Belediye Başkanlığı tarafından yapılan yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesinde verilecek yeni kararda dikkate alınmasına, 8-İİK 36. maddesi gereğince istinaf aşamasında tehiri icra talebi doğrultusunda yatırılan teminat olması halinde yatıran tarafa İADESİNE, 9-Kararın taraflara tebliği, harç ve gider avansı iadesine ilişkin işlemlerin yerel mahkemesince yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oybirliğiyle HMK'nun 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere ... tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2013/16374, K. 2014/229, T. 07.04.2022, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2013-16374-e-2014-229-k-b8cab68bd84c