Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 1999/8071 E. 2015/3631 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 1999/8071
- Karar No
- 2015/3631
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2022/1201 KARAR NO:2025/182 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ (DENİZCİLİK İHTİSAS MAHKEMESİ SIFATIYLA) NUMARASI:2020/251 Esas - 2022/84 Karar TARİH:24/02/2022 DAVA:İtirazın İptali (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan) KARAR TARİHİ:06/02/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket tarafından ... numaralı ... Poliçesi ile sigortalanan ... A.Ş.'ye ait oto koltuk aksamı ve parçaları cinsi emtiaların, borçluların sorumluluğunda, Mısır'dan ... adlı gemi ile Türkiye'ye nakliyesi esnasında ... No'lu konleyner tavanındaki delik sebebiyle ıslanmak suretiyle hasara uğradığını, nakliye işlemi davalılar tarafından gerçekleştirildiğini, fatura ve yapılan tespitler gereğince sovtaj durumu da dikkate alınarak 16.902,81 TL (asıl alacak) sigortalı zararı, müvekkil şirket tarafından tazmin edilmiş olup TTK ve poliçe hükümleri ile Banka ödeme dekontu, halefiyet kuralları ve sigortalının temlik talebi gereğince TBK ilgili hükümleri temlik esasına göre sigortalısının haklarını devralan müvekkilin TTK ve ilgili konvansiyon hükümleri ile davalıya rücu hakkı doğduğunu, navlun faturasını düzenleyen 1 nolu davalı ... A.Ş. ye taşıyan sıfatıyla tüzel kişilik olarak dava açıldığını, konşimento belgelerini düzenleyen 2 no'lu Davalı ...'yc İzafeten ... A.Ş. ye taşıyan-forwarder sıfatıyla tüzel kişilik olarak dava açıldığını, 3 no'lu Davalı ...'a, ... (Imo: ...) isimli geminin donatan/maliki (...) fiili nakliyeci sıfatıyla tüzel kişilik olarak dava açıldığını, 4no'lu Davalı ...'e, ... (Imo: ...) isimli geminin donatan'ı (...) fiili nakliyeci sıfatıyla tüzel kişilik olarak dava açıldığını, müvekkil sigortalısına emtiaların, sigortalı tesisinde tahliyesi esnasında emtiaların hasara uğradığı tespit edildiğini ve firma yetkililerince 31.10.2018 tarihinde derhal hasar tutanağı tutulduğunu, davalılara 13.11.2018 Tarihinde ihtarname gönderildiğini, emtiaların nakliye esnasında hasara uğradığının tartışmasız olduğunu, oluşan hasarın tespitine müteakip ekspertiz çalışması yapıldığını ve ekspertiz raporu düzenlendiğini, hasarın konteynerın Mısırdan Bursa'ya yapılan taşıma esnasında yağan yağmur sularının konteyner sacındaki delikten sızması ve sıvı temasına bağlı olarak emtianın zayi olması sebebiyle, yani nakliye esnasında meydana geldiği eksperlerce tespit edildiğini, hasarlı emtiaların zayi olduğunu, davalıların basiretli bir taşıyıcı olarak gerekli dikkat ve özeni göstermemiş olması neticesinde işbu hasar meydana geldiğini, öncelikle taşıma İşlemini organize eden ...olarak 1 ve 2 nolu davalı ...firmasının ve meydana gelen hasar nedeniyle taşıma işlemini gerçekleştiren 3,4 No'lu davalıların sorumluluğu bulunduğunu, davalılara müracaatta bulunulduğunu, akabinde arabuluculuk görüşmesi yapıldığını ancak sonuç alınmadığını belirterek müvekkilinin davalılardan olan 18.107,14 TL alacağına ilişkin ... saydı dosyasına vaki itirazın iptali ile, takibin devamina karar verilmesini talep etmiştir.1 ve 2 nolu davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkil ... A.ş. şirketin pasif husumet ehliyetinin ispat edilemediğini, davacı tarafından delil olarak sunulan konişmentoda müvekkilinin konişmentoyu düzenleyen taraf olmadığını,. Konişmentoda adı taraf olarak bulunmadığını, sorumluluğun acenta sorumluluğu kapsamında değerlendirilerek, kendisine en fazla sadece izafeten sorumluluk yöneltilmesi mümkün olduğu halde iş bu dava ile kendisine doğrudan husumet yönetilmesi hukuka aykırı olduğunu, kaldı ki, davalı şirketin işbu dava konusu taşımalara ilişkin acenta gibi değil de taşıma işleri komisyoncusu gibi sorumlu olacağı düşünülse dahi, TTK 928/1 uyarınca, taşıma işleri komisyoncusu yalnızca zilyetliğinde bulunan malların hasarından sorumlu tutulacağını, bu nedenle müvekkil davalı şirketin mallar üzerindeki doğrudan yahut dolaylı bir zilyetliğinden bahsedilmeyeceği için taşıma işleri komisyoncusu sayılsa dahi TTK 928/1 hükmü uyarınca sorumlu tutulmayacağını,zamanaşımı süresi dolduğundan davanın ikamesi mümkün olmadığını, dava konusu hasarın ne zaman, hangi aşamada, hangi neden ile meydana geldiği belli olmadığını, davaya konu taşımada fiili taşıyıcı davalı .... A.Ş. olduğunu, İşbu taşımada ambalajlama ve yükleme gönderen .... tarafından, boşaltma ise sigortalı ... A.s tarafından yapıldığını, davacı tarafından dosyaya sunulan ekspertiz raporunda da görüleceği üzere taşman mallar oto koltuk kablosudur, su ile temasında zarar görecek bu emtiayı taraflar deniz taşımacılığı ile taşımayı tercih etmiş ancak alması gereken Önlemleri alamadığını, emtianın karton kolide taşındığını, işbu doğrultuda davacının iddia ettiği gibi bir hasar meydana gelmişse bu durum yetersiz ambalajlamadan oluştuğunu, ayrıca yüklemeyi yapan gönderenin konteynerı kontrol etme sorumluluğu da bulunmadığını, İthalatlarda konteynerın mühürlü olması sebebiyle fiziki olarak konteyner içine müvekkil şirketin teması, kontrolü olması mümkün olmadığını, taşıyıcı olarak müvekkilinin sorumluluğu konteyneri mühürlü olarak alıp müşteriye götürmek olduğunu, davacının dosya kapsamında sunduğu ekspertiz raporunda 22.11.2018 tarihli ekspertiz raporu her ne kadar davacı tarafından delil olarak dosyaya sunulmuşsa da işbu rapor incelendiğinde görüleceği üzere ekspertiz yalnızca davacının talebi üzerine, davacının ilettiği belgeler ile raporunu hazırladığını, ayrıca raporda hasarın ne zaman oluştuğuna dair bir tespit de bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 3 ve 4 No'lu Davalı vekili Cevap Dilekçesi Özetle; davacı sigorta şirketi tarafından sigortalısına yapılan ödemenin geçerli bir sigorta İlişkisinin varlığına dayanıp dayanmadığı, menfaat yokluğu, ... (lütuf ödemesi) niteliği taşıyıp taşımadığı ve bu sebeple de halefiyetin söz konusu olup olmadığı davacı sigorta şirketinin sunmuş olduğu delillerden anlaşılamadığını, davanın pasif husumet itirazımızdan dolayi reddi gerektiğini, müvekkil şirketlerden ... A.ş.de taşıyan sıfatını haiz olmayıp, taşıyan olmakla ilintisi dahi olmayan dava taraflardan olduğunu, gemiye ilişkin ...kayıtlarında kayıtlı gemi maliki/ donatan (registered owner) ... olarak gözüken yabancı ülkede mukim bir şirket olduğunu, bu surette, işbu mesnetsiz davanın esasa geçilmeden husumet yokluğundan reddi gerektiğini, davacı tarafından ttk hükümlerine uygun olarak yapılmış bir ihbar bulunmadığını, davaya konu olan uyuşmazlığın dayanağı olan ekspertiz raporunun hukuki bir geçerliliği olmadığını, ürünlerde meydana gelen hasarın ne zaman meydana geldiği de ayrıca muallak olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 24/02/2022 tarih ve 2020/251 Esas - 2022/84 Karar sayılı kararında;"Dava; nakliyat sigorta poliçesi kapsamında sigortalıya ödenen hasar bedelinin rücuan tazmini için başlatılan icra takibine itirazın iptali davasıdır.Dava dışı sigortalı... A.Ş. tarafından satın alınan 18 palet oto aksam ve parçaları emtiasının ... sayılı konişmento tahtında ... Limanından Gemlik Limanına ...İsimli gemi ile sevkedildiği, emtianın nakliyat rizikolarına karşı nakliyat emtia sigorta poliçesi ile sigortalandığı, varma yerinde emtianın ıslandığının tespit edildiği, ekspertiz incelemesi sonucunda tespit edilen hasar bedelinin davacı tarafça dava dışı sigortalısına ödendiği ve davacının bu bedelin rücuan tahsilini talep ettiği görülmüştür.TTK 1188. maddesinde göre kısmi hasar ve geç teslim halinde taşıyana karşı açılacak davanın eşyanın teslim edildiği tarihten itibaren 1 yıl içinde açılmaması halinde hakkın düşeceği belirtilmiştir. Rücu hakkının ise teslim tarihinden itibaren 1 yıllık süreye malın teslim tarihinden itibaren işlemeye başlamakla birlikte hak sahibine ödeme yaptıktan sonra 90 günlük ek sürede kullanılması gerekmektedir. Somut olayda emtianın 31/10/2018 tarihinde hasarlı olarak tesliminin gerçekleştiği, icra takibinin ise 24/09/2019 tarihinde başlatıldığı, bu durumda davanın hak düşürücü süre içerisinde açıldığı görülmüştür.Dava dışı satıcı Mısır'da mukim ... firması tarafından sigortalı alıcı ... adına düzenlenmiş 29.09.2018 Tarih ... No'lu Ticari Satış Faturasına göre emtianın ... teslim şartı ile satın alındığı bu satış türüne göre emtianın gemi küpeştesini geçtikten sonra her türlü risk alıcıda olup davacının halefiyete istinaden aktif husumet ehliyetinin bulunduğu anlaşılmıştır.Dava konusu taşımaya ilişkin iki konişmento düzenlenmiş olup fiili taşıyan ... tarafından düzenlenen 02.10.2018 tarih ve ... no.lu Konişmentoya göre; Yükletenin davadışı Mısır'da mukim ... firması, Alıcının/İhbar olunanın davalı ... A.Ş. olduğu, taşıma konusu toplam 18 palet (19400 adet , brüt 1880 kg) oto aksam ve parçalan emtiasının içerisine istiflendiği ... konteynerin ... Limanında "..." isimli gemiye 02.10.2018 tarihinde yüklenerek varış yeri olan ... Limanına deniz yoluyla sevk edilmiş olduğu görülmektedir. ... tarafından düzenlenen 01.10.2018 tarih ve ... no.lu Konişmentoya göre ise Alıcının/İhbar olunanın dava dışı sigortalı alıcı .... A.Ş. olduğu, eşyanın teslimi için ... A.Ş. ne başvurulması gerektiğinin yazılı olduğu görülmektedir. Taşımaya ilişkin navlun faturasının ise davalı ... A.Ş. Tarafından düzenlendiği görülmüştür. Buna göre davalı ... A.Ş. nin, ... AS'ye İ... ve kendi adına asaleten akdi taşıyan olarak pasif husumet ehliyetinin bulunduğu anlaşılmıştır. Davacı taraf davalı ...A.Ş.nin donatan, ... Şirketi Ism manager olarak hasardan sorumlu olduklarını belirterek bu davalılara husumet yöneltmiş olup, ... Şirketi nin... yöneticisi olduğu anlaşıldığından pasif husumet ehliyetinin bulunmadığı anlaşılmıştır. Davacı vekili... A.Ş.nin donatan olduğunu belirtmiş ise de equasis kaydına göre donatanın... As isimli başka bir şirket olduğu görülmüştür. Dava konusu taşımaya ilişkin düzenlenen ... Sayılı konişmentonun incelenmesinde taşıyanın ... olduğu görülmüştür. Davalı ... İşletmeciliği vekili davalının varma limanı acentesi olduğunu savunmuş olup, davalı tarafça sunulan konişmentoda da davalının tahliye limanındaki acente olarak belirtildiği görülmüştür. Konişmentonun yurt dışında düzenlenmiş olması ve davacı tarafça davalının taşıyan olduğunu gösterir başkaca delil sunulmadığı da gözetildiğinde davalı ... AŞ nin taşıyan ve donatan sıfatının, buna göre pasif husumet ehliyetinin bulunmadığı kanaatine varılarak bu davalılar yönünden davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmiştir.Davacı taraf yük hasarının taşıma sırasında konteyner tavanındaki delikten su girmesi nedeniyle hasarın davalı taşıyanın sorumluluğunda meydana geldiği iddiasına dayanmaktır. TTK 1185. Maddesinde "Zıya veya hasarın en geç eşyanın gönderilene teslimi sırasında taşıyana yazılı olarak bildirilmesi şarttır. Zıya veya hasar haricen belli değilse, bildirimin eşyanın gönderilene teslimi tarihinden itibaren aralıksız olarak hesaplanacak üç gün içinde gönderilmesi yeterlidir, Eşyanın zıya veya hasarı ne bildirilmiş ne de tespit ettirilmiş olursa, taşıyanın eşyayı denizde taşıma senedinde yazılı olduğu gibi teslim ettiği ve eğer eşyada bir zıya veya hasarın meydana geldiği belirlenirse, bu zararın taşıyanın sorumlu olmadığı bir sebepten ileri geldiği kabul olunur. Şu kadar ki, bu karinelerin aksi ispat olunabilir." düzenlemesi bulunmaktadır. Gümrük işlemlerinin tamamlanmasını müteakip ...no.lu konteyner 31.10.2018 tarihinde ... plakalı araca yüklenerek karayolu ile sigortalının ..., Bursa'da bulunan deposuna sevk edilmiştir. Aynı gün sigortalının deposuna ulaşan konteynerden yapılan tahliye işlemleri esnasında konteynerin tavanının yırtık olduğu ve bir kısım emtiada ıslanma olduğu tespit edilmiş ve alıcının depo sorumlusu ile araç şoförü tarafından 31.10.2018 tarihli bir tutanak tanzim edildiği görülmüştür. Sigortalı 13.11.2018 tarihli ihtarname ile süresinden sonra hasar ihbarında bulunmuştur. Buna göre yük hasarından davalının sorumlu olduğunu davacı tarafın ispatlaması gerekmektedir.Tahliye limanında konteynerın hasarlı olduğuna dair konteyner teslim ve hasar tespit tutanağı düzenlenmemiştir. Emtiadaki ıslaklığın deniz suyundan mı yoksa tatlı sudan mı meydana geldiği hususunda gümüş nitrat testi yapılmamış olup davacı tarafın hasarın deniz suyundan meydana geldiği yönünde bir iddiası da bulunmamaktadır.10/09/2021 havale tarihli bilirkişi raporunda taşımanın kombine taşıma olduğu, buna göre davalı taşıyanın hasardan sorumlu olması gerektiği belirtilmiş ise de; dava konusu taşımaya ilişkin olarak düzenlenmiş bulunan ... no.lu konişmentoda ... kaydı yer almaktadır. Bu kayıt, taşıyanın yükleme limanındaki kontcyner sahasından boşaltma limanındaki konteyner sahasına kadar olan taşımadan sorumlu olduğunu göstermektedir. Ayrıca her iki konişmentoda, nihai varış yeri belirtilmeksizin sadece yükleme limanı ile tahliye limanı belirtildiğinden söz konusu taşımanın ... (...) olduğu anlaşılmaktadır. Bu taşıma şeklinde, taşıyanın mallara ilişkin sorumluluğu malların yükleme limanında gemi küpeştesine kabul edilmesiyle başlamakta ve tahliye limanında geminin küpeştesinden tahliye edilmesiyle sona ermektedir. Bu nedenle taşıyanın sorumlu olduğu yönündeki anılan rapora itibar edilmemiştir. Bu açıklamalara göre davacı tarafça hasarın deniz taşıması sırasında taşıyandan kaynaklı bir nedenle meydana geldiği ispatlanamadığından ... A.Ş. ve ... A/S'ye izafeten ... A.Ş. yönünden davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur."gerekçesi ile, ''Davalılar ... A.Ş. ve ... A/S'ye izafeten ... A.Ş. yönünden açılan davanın REDDİNE, Davalılar ... A.Ş. ve ... A.Ş. yönünden açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle REDDİNE,Yasal şartlar oluşmadığından davalılarn kötüniyet tazminatı taleplerinin REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili süre tutum sonrası istinaf dilekçesinde özetle; " İlk derece mahkemesi tarafından husumete yönelik olarak değerlendirmeler hatalıdır. istinafa konu - dava konusu taşıma işinde davalıların üstlendikleri roller ve sıfatları farklıdır. bu nedenle işbu taşımadan doğan zarardan müteselsilen sorumludurlar. gerek 1 ve 2 no.lu davalılara taşıyan sıfatıyla, gerek 3 ve 4 no.lu davalılara donatan sıfatıyla husumet yöneltilmesi hukuka ve usule uygundur. 3 no'lu davalı ...'a, ...isimli geminin donatanı sıfatıyla dava açılmış olup, donatan olarak yüke ilişkin meydana gelen zararlardan sorumluluğu bulunmaktadır. 4 no'lu davalı okyanus ege denizcilik'e, medkon sinop isimli geminin ...'ı (...) sıfatıyla tüzel kişilik olarak dava açılmıştır. Davalıların pasif husumete ilişkin itirazlarını, bilirkişilerin bu yöndeki değerlendirmelerine itraz ediyoruz ve mahkemenize sunmuş olduğumuz, (delil no 5) equasis kayıtları na istinaden kabul etmiyoruz. İlk derece mahkemesinin değerlendirmeleri hatalıdır. 1 no'lu Davalı ...'ye (...)’te yer alan ... Faturasını düzenleyen TAŞIYAN sıfatıyla tüzel kişilik olarak dava açılmıştır. 2 no'lu Davalı ... AS'ye İzafeten ...'ye (...)’te yer alan (...) Konşimento belgelerini düzenleyen TAŞIYAN-... sıfatıyla tüzel kişilik olarak dava açılmıştır. 2 No'lu Davalı ... tarafından hazırlanmış KONŞİMENTO, davalının taşıyıcı olduğunu kanıtlar niteliktedir. Sırf bu sebeple dahi davalı söz konusu hasardan sorumludur ve aksi yöndeki iddiaları yerinde değildir. "Mahkemece, davanın reddine dair verilen karar Dairemizce dava konusu taşımaya dair olarak davalı tarafından iki adet navlun faturası düzenlendiği dikkate alındığında, davalı şirketin taşıyan olduğunun kabulü gerektiği.... ve davalı taşıyanın TTK'nın 1061. maddesi gereğince oluşan zarardan sorumlu olduğu” (T.C. Yargıtay11. HD E. 2015/3631 K. 2015/13298 T. 12.10.2015) "Davalının düzenlemiş olduğu navlun faturası dikkate alındığında, taşıma işinin nakliye sorumluluğunu üstlendiği, bu sebeple davada pasif dava ehliyetine sahip olduğu" (T.C. Yargıtay 11. HD E. 2014/17547 K. 2015/2991 T. 5.3.2015) Dosyaya sunulan Equasis Kayıtları, davalının donatan sıfatını haiz olduğunu kanıtlar niteliktedir. Bu nedenle 3 ve 4 no.lu davalılara ... olarak husumet yöneltilmiştir. Davalının aksi yöndeki iddiaları hukuken mesnetsizdir. MADDE 1061- (1) Donatan, gemisini menfaat sağlamak amacıyla suda kullanan gemi malikine denir.(2) Kendisinin olmayan bir gemiyi menfaat sağlamak amacıyla suda kendi adına bizzat veya kaptan aracılığıyla kullanan kişi, üçüncü kişilerle olan ilişkilerinde donatan sayılır. Malik, geminin işletilmesinden dolayı gemi alacaklısı sıfatıyla bir istemde bulunan kişiyi, bu işletilme malike karşı haksız ve alacaklı da kötüniyet sahibi olmadıkça, hakkını istemekten engelleyemez.Donatanın yük zararlarından dolayı sorumluluğu taşıyanın sorumluluğu hükümlerine bağlı tutulmuştur. TTK madde 1062 ile, donatanın yükle ilgili olan kişilere karşı sorumluluğu, yükle ilgili kişilere karşı taşıyanın sorumluluğu ile aynı rejime tabi tutulmuş olmaktadır. (Dr. Jur Bülent Sözer, Deniz Ticareti Hukuku, s.422)"...donatan yolculara ve yükle ilgili kişilere karşı, taşıyanın gemi adamlarının kusurundan doğan sorumluluğuna ilişkin hükümlere göre sorumlu olur." TTK.m1062 ¸Davalı ... için, husumetin belirlenmesinde donatan sıfatının esas alınması gerekir. Dosyaya, equasis kayıtlarını sunmamız davalı ...'nin ... (...) sıfatı ile bu taşıma ilişkisinde bulunduğunun ispatıdır."Donatanın sorumluluğunu düzenleyen TTK. nun 947. maddesinde de donatanın sorumluluğunun, taşıyanın sorumluluğu esasları ile eş değerli olduğu kabul edilmiş bulunmaktadır." (T.C. Yargıtay 11. HD., E. 1987/5285 K. 1988/183 T. 22.01.1988) Bu bağlamda bilirkişilerin 3 ve 4 nolu davalılar yönünden pasif husumete yönelik yapmış olduğu değerlendirmeler hatalıdır.TTK madde 1062 hükmü sebebi ile; yükle ilgililer, uğradıkları zararlar bakımından kendi akitlerine, yani navlun sözleşmesi yapmış oldukları taşıyana nasıl ve hangi hükümlere göre başvurma imkanları varsa, donatana başvurdukları zaman da aynı kurallara tabi olacaklardır. (Dr. Jur Bülent Sözer, Deniz Ticareti Hukuku, s.423)Yargıtay da benzer bir konuda donatanın, yükle ilgili şahıslara karşı taşıyan gibi sorumlu olduğuna karar vermiştir."TTK.nun 947. maddesi hükmüne göre; (Donatan, gemi adamlarından birinin vazifesini yaparken işlediği kusur neticesinde üçüncü şahıslara verdiği zararlardan dolayı mes'uldür; şu kadar ki, donatanın yükle ilgili şahıslara karşı olan mesuliyeti; taşıyanın gemi adamlarının kusurundan doğan mesuliyeti derecesindedir.) Kanunun bu hükmüne göre, donatanın bir zarardan sorumlu tutulabilmesi için zararın, hem gemi adamlarından birinin kusurundan ileri gelmiş olması ve hem de o kusurun görevin yerine getirilmesi sırasında işlenmiş olması şarttır. Binaenaleyh, söz konusu madde hükmüne göre donatan, gemi adamlarının görevi dışında veya görevleri içinde olsa bile (kusursuz) olarak üçüncü şahıslara verdiği zararlardan dolayı sorumlu tutulmamış bulunmaktadır. Başka bir deyişle, donatan, gemi adamlarının sadece (kusurlu) hareketlerinden sorumlu tutulmuştur. (Birinci Kaptan süvari) gemi adamı sayılmaması halinde donatan, kaptanın fiil ve hareketlerinden dolayı TTK.nun 947. maddesine göre değil BK.nun istihdam edenin sorumluluğu ile ilgili 55. maddesine göre sorumlu olacaktır ve donatan (böyle bir zararın vuku bulmaması için hat ve maslahatın icap ettirdiği bütün dikkat ve itinada bulunduğunu yahut dikkat ve itinada bulunmuş olsa bile yine zararın vukuuna mani olamayacağını) isbat etmek suretiyle bu kurtuluş beyyinesi sayesinde sorumluluktan kurtulabilecektir. Halbuki, (birinci kaptan süvari) gemi adamı sayıldığı takdirde donatan TTK. nun 947. maddesine göre söz konusu (kurtuluş beyyinesi)nden yararlanamayacaktır. Bu da elbette gemideki yolcu ve yüke iras edilecek bir zarar halinde donatanın (ayni yani gemi ve nevlunla mutlak sorumluluğu sonucu doğuracaktır. Bu şekil bir sorumluluk gemideki yolcularla yük sahiplerinin lehine olan bir sorumluluk şeklidir." (T.C. Yargıtay HGK., E. 1979/263 K. 1981/11 T. 14.01.1981)Davalıların müştereken sorumlu olduğu mevzuatta yer alan ilgili hükümlerden anlaşılmaktadır."Dava dilekçesinde; göndericiye ödediği sigorta tazminatın asıl alacaklıya halef olarak rücuen tahsilini talep etmiştir. O nedenle, asıl alacaklı ne gibi haklara sahip ise sigortacının da aynı haklara sahip olacağı açıktır. Asıl alacaklı, taşıyıcı ile aralarında düzenledikleri 1.2.1993 tarihli taşıma sözleşmesinde, taşıyıcı açıkça, cins ve miktarı yazılı mallara götürmek üzere sağlam ve tamam teslim aldığını, yolda olacak bütün hasar ve ziyandan sorumlu olduğunu kabul etmiştir. Öte yandan TTK.nun 781. maddesine göre de taşıyıcı malın gönderilene teslimine kadar meydana gelen zararın tamamından-kusursuzluk beyginesi getirmedikçe-sorumludur. ....... Gerçektende davacı, taşıma sözleşmesine dayanarak asıl alacaklıya halef olarak TTK.1301 maddesi gereğince giderinin rücuan tahsilini talep etmiştir. Hal böyle olunca, TTK.781 maddesi gereğince davalı taşıyıcı zararın tamamından sorumlu olduğundan, davacının zararının tamamını davalılardan isteyebileceğinde kuşku ve duraksamaya yer olmamalıdır. Açıklanan nedenlerle sonucu bakımından doğru olan yerel mahkeme kararı onanmalıdır." (T.C. YARGITAY HUKUK GENEL KURULU E. 1997/11-64 K. 1997/278 T. 2.4.1997) Bu sıfatla navlun sözleşmesinin tarafı olan davalı, "Taşıma süresince yüke nezaret edecek, onun ziya ve hasara uğramaması için gereken özeni gösterecektir. Bu sorumluluğun bir yansıması veya şartı olarak da taşıyan sefer boyunca yükün doğrudan zilyedi olacaktır." (SÖZER, Bülent, Deniz Ticaret Hukuku, 2. Bası İstanbul 2012, syf. 582)TTK'nın ilgili hükümleri uyarınca; m. 926; Taşıma işleri komisyoncusu, eşyanın taşınmasını bizzat üstlenebilir. Bu hakkını kullanırsa, taşımadan doğan haklar ve yükümlülükler yönünden taşıyıcı veya taşıyan sayılır. m. 929; Taşıma işleri komisyoncusu; a) Kendi adamlarının, b) Taşımanın yerine getirilmesi için yararlandığı kişilerin, görevlerini yapmaları sırasındaki fiil ve ihmallerinden, kendi fiil ve ihmali gibi sorumludur.TTK'nda Taşıma İşleri komisyoncusunun taşıyan sayıldığı haller aynen forwarder için de geçerlidir. Bu nedenle davalının taşıyıcı olmadığı ya da taşımanın bir başka alt taşıyıcı tarafından gerçekleştirdiği bu nedenle esas olarak sorumluluğu olmadığına ilişkin itirazları mevzuata ve içtihatlara tamamen aykırıdır.Taşımayı fiilen bir başka firmanın gerçekleştirmiş olması müvekkil sigortalısı ile davalı taraf arasındaki ilişkiye etki etmemektedir. Davalının taşıma işlemini bir başka taşıyıcıya yaptırmış olması ve bunun sonuçları taşıma işinin tamamını organize eden taraf olarak davalının sorumluluğundadır. Bu nedenle işbu itirazın iptali davasında söz konusu ihbarın gerçekleştirilmesinin tarafımız açısından davanın esasına bir etkisi olmayacaktır.Davalılar işbu dava konusu hasara ilişkin sigorta tazminatının ödenmesi hususunda müteselsilen sorumludurlar. Cevap dilekçeleri ile de bir anlamda taşıma işinin üstlenildiği hususu ve diğer beyanlar ile sorumluluk ikrar edilmiş durumdadır.2-İlk derece mahkemesi tarafından ... kaydı hatalı olarak değerlendirilmektedir. bu kayıtta konteyner sahasından ifade edilen, alıcının belirlenen konteyner sahasıdır. Nitekim ilk derece mahkemesi de bilirkişi raporuna riayet etmeksizin sorumluluğun limanda sona erdiği gerekçesi ile red kararı vermiştir. Bu değerlendirme son derece hatalı bir değerlendirmedir. Oysaki söz konusu taşıma bir kombine taşımadır. İlk derece mahkemesince bu hususlar itirazlarımıza rağmen diikate alınmamıştır.Mahkeme tarafından ifa yerine dair taraflar arasındaki alım satım sözleşmesi şartları araştırılmaksızın eksik inceleme ile hüküm kurulmuştur. Çünkü söz konusu taşımada standart bir... veya... bulunmamaktadır. İlgili taşımada ... mevcuttur dolayısıyla bu noktada.. "..." Kavramı geniş olarak yorumlanmalıdır. Konşinentoda ... kaydı bulunmamaktadır. Mahkeme tarafından destinasyon bilgileri hatalı olarak değerlendirilerek taşımanın yalnızca limandan limana olduğu kanaatine varılmıştır. Oysaki mahkeme tarafından; taraflar arasındaki taşıma sözleşmesinin şartlarına dair ayrıca bir araştırmaya gidilmemiştir.Gönderici sahasından teslim alınan emtianın alıcı sahasına kadar olan nakliye süreci de ... olarak ifade edilmektedir. İlk derece mahkemesinin söz konusu kaydı dar anlamı ile değerlendirmesi tarafımızca kabul edilmemektedir. Söz konusu taşımada , varma limanının "..." Türkiye olduğu açıkça belirtilmiştir. Öte yandan Konşimentoda "Delivery of goods please apply to" teslimat acentesi olarak açıkca -... A.Ş. Firması ve adresi belirtilmiştir. Bu sebeple ilk derece mahkemesinin aracılık hususundaki değerlendirmeleri hatalıdır. Bu işlemleri de ... A/S adına Türkiyede gerçekleştirecek olanın ... A.Ş. Olduğu izahtan varestedir. TBK'da düzenlenen genel kural uyarınca, özel olarak kanunda belirtilmediği sürece, sözleşmelerin geçerliliği için özel bir şekil şartı söz konusu değildir. Dolayısıyla şekil şartı ile ilgili özel bir kanun olmadığı ve TTK’da da ayrıca özel bir kural ile şekil şartı getirilmediğinden, acentelik sözleşmeleri sözlü olarak da yapılabilir. Taraflar arasında yazılı bir acentelik sözleşmesi de mevcut olabilir ancak bu hususta bir bilgimiz olması beklenemeyecektir. Somut olayımızda dava dilekçemizle birlikte sunmuş olduğumuz belgelerde kendisine izafeten husumet yönelttiğimiz firma olan ... A/S Mısır-Türkiye arası taşımayı gerçekleştiren firma olup, konşimento belgesinde iletişim ve teslimat için muhatap ... A.Ş. olarak gösterilmiştir. ... limanından D... A.Ş. tarafından teslim alınmıştır. Dava delillerimiz arasında yer alan faturalarda da işbu davalının navlun faturasının yanında, ayrıca teslimata dair fatura kesmesinin de Forwarder sıfatına haiz olduğunun ayrı bir göstergesindir. Yukarıda açıkladığımız iki ayrı husus ile somut olayın verilerini değerlendirdiğimizde ... firmasının, içtihatlardan da anlaşılan izafeten husumet yöneltme amacına uygun bir şekilde Türkiye’de muhatap bir adres olarak ... A.Ş. kullanılması yerinde olmuştur. 3-Davalı taşıyıcı olduğunu inkar etmemektedir. Davalı, ...(TAŞIMA İŞLERİ ORGANİZATÖRÜ) sıfatını haizdir. ..., taşıma işlerinde müşterilerine aracılık ile lojistik hizmet vererek, taşıma sürecinin tamamını organize etmektedir.Bu sıfatla navlun sözleşmesinin tarafı olan davalı, "Taşıma süresince yüke nezaret edecek, onun ziya ve hasara uğramaması için gereken özeni gösterecektir. Bu sorumluluğun bir yansıması veya şartı olarak da taşıyan sefer boyunca yükün doğrudan zilyedi olacaktır." (SÖZER, Bülent, Deniz Ticaret Hukuku, 2. Bası İstanbul 2012, syf. 582)TTK'nın ilgili hükümleri uyarınca; m. 926; Taşıma işleri komisyoncusu, eşyanın taşınmasını bizzat üstlenebilir. Bu hakkını kullanırsa, taşımadan doğan haklar ve yükümlülükler yönünden taşıyıcı veya taşıyan sayılır. m. 929; Taşıma işleri komisyoncusu; a) Kendi adamlarının, b) Taşımanın yerine getirilmesi için yararlandığı kişilerin, görevlerini yapmaları sırasındaki fiil ve ihmallerinden, kendi fiil ve ihmali gibi sorumludur.TTK'nda Taşıma İşleri komisyoncusunun taşıyan sayıldığı haller aynen forwarder için de geçerlidir. Bu nedenle davalının taşıyıcı olmadığı ya da taşımanın bir başka alt taşıyıcı tarafından gerçekleştirdiği bu nedenle esas olarak sorumluluğu olmadığına ilişkin itirazları mevzuata ve içtihatlara tamamen aykırıdır. Taşımayı fiilen bir başka firmanın gerçekleştirmiş olması müvekkil sigortalısı ile davalı taraf arasındaki ilişkiye etki etmemektedir. Davalının taşıma işlemini bir başka taşıyıcıya yaptırmış olması ve bunun sonuçları taşıma işinin tamamını organize eden taraf olarak davalının sorumluluğundadır. Bu nedenle işbu itirazın iptali davasında söz konusu ihbarın gerçekleştirilmesinin tarafımız açısından davanın esasına bir etkisi olmayacaktır.Davalılar işbu dava konusu hasara ilişkin sigorta tazminatının ödenmesi hususunda müteselsilen sorumludurlar.Cevap dilekçeleri ile de bir anlamda taşıma işinin üstlenildiği hususu ve diğer beyanlar ile sorumluluk ikrar edilmiş durumdadır.4- İlk derece mahkemesinin hasarın hangi aşamada meydana geldiği veyahut davalıların kendilerinin sorumlu olup olmadığına ilişkin bir delil bulunmadığı ve ispat yükünün tarafımızda kaldığına ilişkin değerlendirmelere itiraz ediyoruz. ekspertiz raporu aksi ispat edilinceye kadar delil niteliğindedir. 5684 Sayılı Sigortacılık Kanunu'nun "Sigorta Eksperleri” başlıklı 22. maddesinin 17. fıkrasında eksperler tarafından düzenlenen raporların delil niteliğinde olduğu hüküm altına alınmıştır. Eksper raporunun delil niteliğine bir değerlendirmede bulunmamışlardır bu nedenle ekspertiz raporunda hasarın taşıma sırasında meydana geldiği tespitleri dikkate alınarak talebimizin kabulüne karar verilmesi gerekmektedir. ilk derece mahkemesinin red kararı hatalıdır.ksper raporunun delil niteliğine bir değerlendirmede bulunmamışlardır bu nedenle ekspertiz raporunda hasarın taşıma sırasında meydana geldiği tespitleri dikkate alınarak talebimizin kabulüne karar verilmesi gerekmektedir. ilk derece mahkemesinin red kararı hatalıdır.Dava dosyasında mübrez ekspertiz raporu, taşıma alanında uzman bir kişi ve bağımsız eksper tarafından düzenlenmiştir. Bağımsız ve objektif olarak taşıma hasarına ilişkin yapılan hasar tespitinde, malın hasardan önceki hali (sayı/ ambalaj şekli.v.s) açıklanır, zararın en aza indirgenmesi için piyasa araştırması yapılır, ayrı ayrı ve ayrıntıları ile hasar tespiti yapılır, hasarın meydana geliş şekli ve sorumlusunun tespit edilir ve sebebiyet veren taraf ile ilgili rücu koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenir. Bu haliyle ekspertiz raporları ilk olay inceleme tutanağı niteliğindedir ve gerçek zarar miktarının tespitindeki en önemli belgedir.Aksi ispat edilinceye kadar delil niteliğinde olan ekspertiz raporunda; emtianın gümrük işlemlerinin tamamlanması akabinde aynı gün emtianın tahliyesi sırasında yapılan kontrollerde, bir kısım oto koltuk kablosunun ıslak olduğu, araç sürücüsünün de imzasını taşıyan tutanak ile tespit edildiği, 1080 adet otomotiv yedek parçasının mevcut hasarlarından dolayı hurdaya ayrıldığı belirtilmiştir. Yine aynı raporda, nakliyeci firma sorumluluğunda yapılan taşıma sırasında oluştuğu, yani hasarın nakliye esnasında meydana geldiği sabittir. Aksi ispat edilemediği halde de davalılar emtiaların hasarlanmasından sorumlu olacaktır ve buna ilişkin yargıtay kararları sunulmuştur.5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun "Sigorta Eksperleri” başlıklı 22. maddesinin 17. fıkrasında eksperler tarafından düzenlenen raporların delil niteliğinde olduğu hüküm altına alınmıştır. 5684 sayılı Sigortacılık Kanununa göre Hazine Müsteşarlığınca hazırlanan ve 22.06.2008 tarih 26914 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Sigorta Eksperleri Yönetmeliğinin 15. maddesinde asıl görevleri, sigorta edilen risklerin gerçekleşmesi sonucu ortaya çıkan kayıp veya hasarın neden ve niteliği ile miktarını bizzat inceleyip belirlemek olan ve konusu sigorta olmak kaydıyla, sözleşme öncesinde mutabakatı kıymet ve ön ekspertiz raporlarının hazırlanması; hasar öncesinde ise hasar riski konusunda gözetim faaliyetlerinde bulunabilecek kişiler” olarak tanımlanan ve bu yönetmelik uyarınca görev ifa eden bağımsız ekspere tespit ettirilmek suretiyle hazırlanan raporların geçerli ve bağlayıcı olacağı hükme bağlanmıştır.Yargıtay'ın 11.Hukuk Dairesi 1999/8071 E. - 2000/1725 K. ve 02.03.2000 tarihli kararında "Öte yandan, gerek yurt içi ve gerekse uluslararası taşımalarda hasar ihbarı veya belgeleyen tutanağın düzenlenmesini müteakip, uzman bağımsız ekspertiz firmalarına hasarın kapsam ve miktarı ile ilgili rapor tanzimi için başvurulmakta olup, somut olayla ilgili aksi ve sahteliği iddia olunmayan ekspertiz incelemesinin yaptırıldığı belgelenmiştir." denilerek hasarın ekspertiz incelemesi ile tespit edilebileceği ve inceleme sonucu tanzim edilen raporun aksinin ve sahteliğinin iddia edilemeyeceği belirtilmiştir. Görüleceği üzere, yasalar ile şartları ve müeyyideleri belirlenen eksperlerin, bağımsız ve objektif olarak ayrıntılı ve belgeli hasar tespiti yaptıkları raporlarının delil niteliğinde olduğu ve bağlayıcı olacağı yasal mevzuatlar ve içtihatlar ile hüküm altına alınmıştır. Bu nedenle ekspertiz raporunda hasarın taşıma sırasında meydana geldiği firması olduğu tespitleri dikkate alınarak ayrıntılı inceleme sonucu yapılan hasar tazminatı hesaplaması doğrultusunda talebimizin kabulüne karar verilmesi gerekmektedir.Yargıtay kararları ve diğer açıklamalarımız ışığında, davalıların somut olayda sorumlu olduğunu ve müvekkilimizin dava dışı sigortalısına ödemiş olduğu tazminat bedelini tahsil etme hakkını haiz olduğu anlaşılmaktadır.Tüm bu hususlar değerlendirildiğinde, ve diğer beyanlarımız dikkate alındığında, meydana gelen hasardan davalıların sorumlu olduğu tarafımızca ispat edilmiştir. Davalı cevap dilekçesi ekinde itiraz ve savunmalarını ispatlar nitelikte hiçbir delil sunmamış, bu nedenle somut delillerimiz ve iddialarımız doğrultusunda davamızın kabulüne karar verilmesi talebimizdir. 5- Davalı tarafın ispat etmesi gereken hususlar sanki davacı tarafın ispatlaması gerekirmiş gibi bir ifade kullanılmıştır. zararın taşıma esnasında meydana geldiği sabittir.“TAŞIYICININ SORUMLULUĞU, İSPAT KÜLFETİ TERS ÇEVRİLMİŞ BİR KUSUR SORUMLULUĞUDUR. Taşıyıcı, eşyanın kendisine teslim edildiği tarihten gönderilene teslim edildiği tarihe kadar geçen sürede uğradığı ziya ve hasardan sorumlu olup, bu mesuliyetten ancak kendisinin kusuru olmadığını ispatladığı takdirde kurtulabilir.” (T.C. Yargıtay 11. HD E. 2014/8720 K. 2014/17039 T. 6.11.2014) Yargıtay 11 HD E. 2015/817 E. ve 2015/2126 K. Sayılı kararı da aynı içeriktedir."İspat külfeti bakımından öncelikle gönderen veya gönderilenin taşıma konusu eşyanın taşıyana tam ve her türlü ayıptan ari olarak teslim olunmasına rağmen, bu eşyanın gideceği yere aynı şekil ve vasıfta varmadığını ispat etmesi halinde hasarın taşıyıcının kusur ve hatasından ileri geldiğinin ispat edilmesine gerek yoktur.Taşıyıcının sorumluluğu bir kusur sorumluluğu olmakla birlikte, genel kurallara aykırı olarak, ispat yükü tersine çevrilmiştir. Hasardan kaynaklı zarar sebebiyle sorumlu olmadığını savunan taşıyan, bu hasar sebebiyle kendisine atfı kabil bir kusurun bulunmadığını ispat etmelidir. ….eşyanın gideceği yere varmadan hasarlandığı hususunda tereddüt bulunmamaktadır. Bu hususun tartışmasız olması sebebiyle artık taşıyıcı hasardan kaynaklanan zarar sebebiyle kendisine atfı kabil bir kusurun bulunmadığını ispat edecektir.” (T.C. Yargıtay 11. HD. E. 2015/817 K. 2015/2126 T. 18.2.2015) 6-Zararın taşıma esnasında meydana geldiği sabittir, davalılar işbu taşımadan ekspertiz raporu ve dosyaya sunulan delillerle ve dahi mahkemeye ibraz edilen bilirkişi raporu ile ispat edildiği üzere müteselsilen sorumludur. İlk derece mahkemesince bilirkişilerin tespitlerinin aksine red şeklinde hüküm kurulmuştur."Dava dilekçesinde; göndericiye ödediği sigorta tazminatın asıl alacaklıya halef olarak rücuen tahsilini talep etmiştir. O nedenle, asıl alacaklı ne gibi haklara sahip ise sigortacının da aynı haklara sahip olacağı açıktır. Asıl alacaklı, taşıyıcı ile aralarında düzenledikleri 1.2.1993 tarihli taşıma sözleşmesinde, taşıyıcı açıkça, cins ve miktarı yazılı mallara götürmek üzere sağlam ve tamam teslim aldığını, yolda olacak bütün hasar ve ziyandan sorumlu olduğunu kabul etmiştir. Öte yandan TTK.nun 781. maddesine göre de taşıyıcı malın gönderilene teslimine kadar meydana gelen zararın tamamından-kusursuzluk beyginesi getirmedikçe-sorumludur. ....... Gerçektende davacı, taşıma sözleşmesine dayanarak asıl alacaklıya halef olarak TTK.1301 maddesi gereğince giderinin rücuan tahsilini talep etmiştir. Hal böyle olunca, TTK.781 maddesi gereğince davalı taşıyıcı zararın tamamından sorumlu olduğundan, davacının zararının tamamını davalılardan isteyebileceğinde kuşku ve duraksamaya yer olmamalıdır. Açıklanan nedenlerle sonucu bakımından doğru olan yerel mahkeme kararı onanmalıdır." (T.C. YARGITAY HUKUK GENEL KURULU E. 1997/11-64 K. 1997/278 T. 2.4.1997)Taşıma öncesi emtia teslim alınırken taşıma belgesinde herhangi bir çekince bulunmamaktadır. Bunun sonucunda da TTK'nın ilgili hükümleri uyarınca emtiaların hasarsız olarak teslim edildiği ve hasarın taşıma esnasında meydana geldiği hususu aksi ispat edilinceye kadar karine olarak kabul edilmektedir. Dosya kapsamında davalının aksi yönde herhangi bir iddiası ve ispat vasıtası da bulunmamaktadır. Bu nedenle emtianın davalıların sorumluluğunda gerçekleştirilen taşıma esnasında hasara uğradığı sabittir.Emtiaların nakliye esnasında hasara uğradığı tartışmasızdır.Oluşan hasarın tesptine müteakip ekspertiz çalışması yapılmış ve (Delil No 8) Eksper Raporu düzenlenmiştir. Eksper Raporunda; 20 Adet Karton kolinin ıslanmadan dolayı deforme olduğu,Koliler içerisindeki 1.080 adet oto koltuk kablosu modülleri üzerinde su lekeleri olduğu tespit edilmiştir.Elektronik aksam olması ve otomotiv sektöründe risk teşkil eden hassas parçalar olması sebebiyle üretimde kullanılamayacağı,Konu ile ilgili sovtaj durumu hasar hesabında dikkate alınmıştır.Hasarın konteynerın Mısırdan Bursa'ya yapılan TAŞIMA ESNASINDA yağan yağmur sularının konteyner sacındaki delikten sızması ve sıvı temasına bağı olarak emtianın zayi olması sebebiyle; yani nakliye esnasında meydana geldiği eksperlerce tespit edilmiştir. Neticeten hasarlı emtialar zayi olmuştur.Yalnızca bu rapor dahi hasarın taşıma sürecinde meydana geldiğini ispatlar niteliktedir.Davalılar tarafından yapılan savunmalar somut delil niteliğindeki belgeleri değiştirmeyeceğinden, davalının sorumluluğunun aksini ispat eder herhangi bir delili bulunmadığından ve yapılan savunmalara gerekçeli olarak verilen cevaplarımız mevcut olduğundan işbu davanın kabulü gerekmektedir.7- Bilirkişi raporunda alacak bakımından davalının itirazda haksız olduğu tespit edilmiştir. Bu sebeple müvekkilin tazminatı talep hakkına haiz olduğu ortadadır. Davanın kabulü gerekmektedir. Bilirkişilerce, müvekkilimizin dava dışı sigortalısının zararını sigorta poliçesi kapsamında giderdiği, haklarına halef olduğu davalının da zarardan sorumlu olup, icra takibine itirazında haksız olduğu tespit edilmiştir. Dolayısı ile icra inkar tazminatı talebimizde haklılığımız ispatlanmıştır. Dava konusu likit alacaktır. Ödeme dekontu ve eksper raporundaki hesaplamalar ile de bu husus sabittir.İşbu itirazın iptali davasına konu tazminat alacağı, delil niteliğini belirtmiş olduğumuz ekspertiz raporunun tazminat hesaplamalarından anlaşılacağı üzere gerçek miktarı belli olan likit bir alacaktır. Tazminat miktarı belirlenebilir olduğundan, alacağın likit olmadığından bahsedilemez. Bu sebeple, borçlunun borca haksız bir şekilde itiraz etmesi, icra inkar tazminatının amacına uygun talep edildiğini göstermektedir.8- Davalı tarafların mesnetsiz iddialarını kabul etmemekle birlikte, aşağıda yer alan Yargıtay İçtihatında da ifade edildiği üzere, ilk derece mahkemesi davalının acente sıfatını haiz olması halinde dahi, asaleten davalı sıfatıyla husumet yöneltilen acenteye, asıl davalıya izafeten acente aleyhine açıldığı kabul edilmek suretiyle davaya devam edilebilir bu noktada davanın reddedilmesi hatalıdır.TTK'nın 103. maddesi hükmüne göre yurt içinde merkez veya şubesi olmayan yabancı ticari işletme adına geçici de olsa yurt içinde işlem yapanlar hakkında acentelik hükümleri uygulanır. Bunun sonucu olarak yurt dışındaki yabancı şirkete izafeten yurt içinde işlem yapana karşı TTK m. 105 hükmü gereğince dava açma olanağı vardır. Bu nedenle... ŞİRKETİNE... A.Ş. ye dava açılması isabetlidir. Yerel mahkemenin DAVALILARIN SORUMLULUĞUNA GİDECEK BAŞKACA HERHANGİ BİR DELİL BULUNMADIĞI yönündeki kararı hukuka aykırıdır. Söz konusu dava Türkiye'deki temsilcisi ve acentesi sıfatıyla yöneltilmiştir.Tarafımızca acenteye dava açılmasının Yargıtay içtihatlarınca da hukuka ve hakkaniyete uygun olduğu açıktır.“Dava, emtia taşıma sigortasından kaynaklanan rücuen alacak istemine ilişkindir. Mahkemece yukarıda özetlendiği gibi davanın acenta aleyhine açıldığından bahisle pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir. Ancak her ne kadar dava dilekçesinde davalı olarak... A.Ş. gösterilmişse de dilekçe metninin 3. paragrafında taşımanın dava dışı ... tarafından yapılıp davalının onun acentesi sıfatıyla hareket ettiği açıklanmıştır. Bu durumda davanın... ... A.Ş. aleyhine açıldığı kabul edilmek suretiyle, işin esasına girip sonucuna göre karar vermek gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddi doğru görülmemiş, davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün mümeyyiz davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.” (T.C. Yargıtay 11. HD. E. 2013/17336K. 2014/6591 T. 3.4.2014)Yurt dışındaki yabancı şirkete izafeten yurt içinde işlem yapana karşı TTK m. 105 hükmü gereğince dava açma olanağı vardır...kişisel kusuru bulunması gerekmez.Yargıtay da TTK 103. maddesi uyarınca yurt dışındaki yabancı işletmeye izafeten yurt içinde işlem yapana karşı dava açılabileceğine ilişkin benzer kararlar vermiştir. Yargıtay 17. HD 2014/10333 E. 2016/2623 K. 3.3.2016 T. Kararında:''6762 Sayılı TTK'nın 117/3. ( 6102 sayıl TTK'nın 103 ) maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti içinde merkez veya şubesi bulunmayan yabancı ticari işletme adına geçici de olsa yurt içinde işlem yapanlar hakkında acentelik hükümlerinin uygulanacağı hükme bağlanmıştır. Bunun sonucu olarak da yurtdışındaki yabancı işletmeye izafeten yurtiçinde işlem yapana karşı dava açılma olanağı vardır.... tebligat yapılarak, gerekirse Tebligat Kanunundaki ilanen tebligat hükümleri de işletilmek suretiyle taraf teşkilinin sağlanarak işin esasına girilmesi tarafların delilleri de toplandıktan sonra varılacak uygun sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken bozma gereği yerine getirilmeden hüküm konulması isabetli değildir.''''....Davalının Türkiye'de merkez ve şubesi bulunmayan (CT) ticari işletmesi nam ve hesabına memleket içinde muamelede bulunduğu açıkça görülmektedir. TK'nın acentelikle ilgili 117. maddesinin 3. bendi ve aynı yasanın 119. maddesi karşısında davalı hakkında dava açılabileceği halde aksinin kabulü ile davanın husumet yönünden reddinde isabet bulunmamaktadır...'' ( HGK.'nın 22.09.1978 tarih ve 11-1012/760) ''......Türkiye'de merkezi ve şubesi bulunmayan bir firma adına ve hesabına Türkiye'de arızi olarak da olsa işlem yapan yerel firmanın acente olarak kabulü doğrudur.'' ( Y.19. HD 13/12/1998 tarih, E. 5675 K.7321)Yabancı tacirler adına acentelik yapanların aracılıkta bulunduğu veya yaptığı sözleşmelerden doğan davaların acentelere karşı açılması mümkün olduğu ifade edilmektedir."Davaya konu taşımanın yabancılık unsuru taşıdığı, özel hukuka ait olan ve yabancılık unsuru barındıran uyuşmazlığı MÖHUK m.1 uyarınca Milletler arası Özel Hukukun uygulanması gerektiği, MÖHUK'un milletler arası yetkiye ilişkin genel kuralı olan m. 40 uyarınca Türk Mahkemelerinin milletler arası yetkisini iç hukukun yer itibariyle yetki kuralları tayin ettiği, e-TTK m. 119 uyarınca yabancı tacirler adına acentelik yapanların aracılıkta bulunduğu veya yaptığı sözleşmelerden doğan davaların acentelere karşı açılması mümkün olduğu konşimentonun kaptan namına ... Şti tarafından imza ve kaşe edildiği, acente olarak gösterilen ... davalının acentesi olduğundan davalı vekilinin TTK 119 madde uyarınca yetki itirazının reddine...." (T.C. Yargıtay 11. HD E. 2016/5717 K. 2017/3854 T. 19.6.2017) Yargıtay kararından da anlaşılacağı üzere, acente aleyhine açılmış olan davanın reddinin hatalı olacağı davanın sözü edilen yabancı şirkete izafeten davalıya açılmış sayılacağı açıkça anlaşılmaktadır. 9-Davalının esasa ilişkin olarak, ambalaj ve yükleme ile sorumluluğa/ sorumluluğun sınırlandırılmasına dair sunmuş olduğu savunma ve itirazlar yerinde değildir. aksi hususta yerleşmiş Yargıtay İçtihatları bulunmaktadır.TTK m. 1141 1ve 2. fıkraları uyarınca; "Her türlü navlun sözleşmesinde taşıyan, geminin denize, yola ve yüke elverişli bir hâlde bulunmasını sağlamakla yükümlüdür. Taşıyan, yükle ilgili olanlara karşı geminin denize, yola veya yüke elverişli olmamasından doğan zararlardan sorumludur."Bununla birlikte yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında belirtildiği üzere, taşıyıcının yükleme, istif ve ambalaja ilişkin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığı kabul edilse dahi, basiretli bir taşıyıcıdan beklenen nezaret yükümlülüğü ve aksi halde sorumluluğu bulunmaktadır. “Mahkemece, taşınan emtianın davalı taşıyıcı tarafından hasarlı teslim edildiği dosya kapsamı itibariyle sabit bulunduğuna göre, davaya konu hasarla ilgili olarak sorumluluktan kurtulmaya yönelik ispat yükünün davalı taşıyıcıda olduğu ilkesel olarak gözetilerek, tüm deliller toplanıp aralarında uluslararası taşıma hukuku konusunda uzman bir bilirkişinin de bulunduğu bilirkişi kurulundan, hasarın nasıl ve neden kaynaklandığının denetlemeye imkan verecek şekilde belirlenmesi, hasarın ambalaj eksikliğinden kaynaklandığı sonucuna varılırsa da, davalı taşıyıcının üzerine düşen bütün önlemleri alıp almadığının ve gerekli uyarıları yapıp yapmadığının tartışılması, tüm bu belirlemeler sonucu hasıl olacak duruma göre bir hüküm kurulması gerekirken, eksik inceleme sonucu hüküm kurulması doğru olmamış, hükmün bu sebeple bozulması gerekmiştir.” (T.C. Yargıtay İL HD. E. 2014/14730 K. 2015/36 T. 12.1.2015) “Yüklemenin sorumluluğu gönderene ait olsa bile tüm malların sevkiyat sırasında yol, güzergah ve iklim koşullarını düşünerek taşıyıcının da ambalajlama ve istifleme aşamasında gözetim görevi bulunduğu, taşıyıcının, malın emniyetle taşınmasını sağlamak üzere gereken her türlü tedbiri alması, varsa hatalı ambalaja, istiflemeye, yüklemeye ve boşaltmaya karşı çıkması, basiretli bir taşıyıcıdan beklenen davranışta bulunması ve durumu gönderene veya alıcıya bildirerek gereken uyarıda bulunması gerekmekte olup, bu uyarının yapılmadığı hallerde zararın ambalaj,istif, yükleme ve boşaltmadan sorumlu bulunan kimseler ile taşıyıcı arasında 818 Sayılı B.K.'nun 44.maddesi uyarınca paylaştırılması gerekir. Bu nedenle, taşıyıcının sorumlu tutulamayacağına dair mahkeme gerekçesi yerinde değildir.”(T.C. YARGITAY HUKUK GENEL KURULU E. 2012/11-68 K. 2012/244 T. 28.3.2012)Bu Hususta Dr. Jur. Bülent Sözer "Deniz Ticaret Hukuk"u kitabındaki görüşü de şöyledir(s638);¸Yine aynı kitapta Sayın Dr. Jur. Bülent Sözer'in taşıyanın özen yükümlülüğüne ilişkin görüşü şöyledir. (S.654) Bilirkişi heyetinin tespitlerine karşılık; Yargıtayın uygulaması da aşağıdaki gibidir.“Davalı, her ne kadar istif ve yüklemenin göndericiye ait olduğunu, hasarın kötü ambalaj ve istifleme hatasından kaynaklandığını savunmuş ise de, gönderen hatalı yükleme konusunda yanlış talimat vermiş olsa bile, taşıyıcının, malın emniyetle taşınmasını sağlamak üzere her türlü tedbiri alması, hatalı yüklemeye karşı çıkması gerektiğinden, basiretli bir taşıyıcıdan beklenen davranışta bulunmaması nedeniyle sorumluluğu vardır.”(Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E. 2002/12522,K. 2003/5035,T. 15.5.2003)Aksi davalı tarafça ispat edilmedikçe, hasarın yüke elverişli olmayan taşımadan, özen yükümlülüğünü de yerine getirmeyen taşıyıcı kusurundan kaynaklı meydana geldiği olayın gidişatından anlaşılmaktadır.Somut olayımızda emtia "taşıyanın hakimiyet alanında" iken hasara uğramıştır. Dolayısıyla taşıyanın mutlak sorumluluğu bulunmaktadır.Yukarıdaki Yargıtay kararında da ifade edildiği üzere, taşıyıcının, malın emniyetle taşınmasını sağlamak üzere her türlü tedbiri alması, basiretli bir taşıyıcıdan beklenen davranışta bulunmaması halinde yine sorumluluktan kurtulamayacaktır."Mahkemece, taşıyanın tedbirli bir taşıyanın göstermesi gereken özen ve dikkat yükümlülüğünü yerine getirmediği, TTK m.1178'e göre gönderilene usulüne uygun teslim yapılmadığı, TTK m.1179'a göre taşıyanın ve onun adına hareket eden adamlarının somut olaydaki fiili taşıyanın, ağır bir kusurunun pervasızca bir davranışının bu zarara sebebiyet verdiği, davalı taşıyanın TTK m.1187'e göre sınırsız sorumlu olduğu ..... Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA..." (YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ E. 2016/3125 K. 2017/4094 T. 12.7.2017) Yargıtay kararında da belirtiliği üzere, tarafımızca hasarın varlığını ve niteliğini belirleyen belgeler mahkemenize sunulmuş bulunmaktadır. Bu sebeple bilirkişinin ihbarın yokluğuna ilişkin tespitleri Yargıtay uygulamalarınca kabul edilmemektedir.Tespitin aksine ilişkin ilgili madde ve Yargıtay kararları mahkemenize sunulmaktadır."Davalının düzenlemiş olduğu navlun faturası dikkate alındığında, taşıma işinin nakliye sorumluluğunu üstlendiği, bu sebeple davada pasif dava ehliyetine sahip olduğu" (T.C. Yargıtay 11. HD E. 2014/17547 K. 2015/2991 T. 5.3.2015) 10-Davalılar taşıma süresince yüke nezaret etme, onun ziya ve hasara uğramaması için gereken özeni gösterme yükümlülüğü altındadır. Bilirkişilerin davalıların özen yükümlülüğüne yönelik bir değerlendirmeleri bulunmamaktadır. RApor bu yönüyle hüküm kurmaya elverişli değildir. Hasarın oluş şekline bakıldığında konteyner içine sızan sular nedeniyle emtialar ıslanmış ve zarar görmüştür. Bu noktada davalı şirket taşıma esnasında gerekli dikkat ve özeni göstermediği için oluşan zarardan sorumludur.Hasarın konteynerın Mısırdan Bursa'ya yapılan TAŞIMA ESNASINDA yağan yağmur sularının konteyner sacındaki delikten sızması ve sıvı temasına bağı olarak emtianın zayi olması, Emtianın alıcıya teslimine kadar aştarma işlemlerine nezaret etmesi, uygun ekipman ve adamların seçilmesi, koşulların değerlendirilmesi BASİRETLİ BİR TAŞIYICI TARAFINDAN ÖNLEM ALINMASINI GEREKTİREN hususlardır."Malzemelerin taşımayı yapacak araca yüklendiği, meydana gelen hasarın nedeninin yol, güzergah ve sevkıyat sırasındaki iklim koşullarına bağlı olarak oluşan nakliye muhataralarından (rizikolardan) kaynaklanmış olabileceği, bu anlamda da davalı taşıyıcının malların yüklenmesi, istiflenmesi ve ambalajlanması ile taşımanın yol ve sevkiyat koşullarına uygun yapılıp yapılmadığına dair nezaret yükümlülüğü bulunduğundan müterafik kusur bağlamında zarardan sorumlu olabileceği tespit edilmiştir. Yüklemenin sorumluluğu gönderene ait olsa bile malların sevkıyat sırasında yol ve iklim koşullarını düşünerek taşıyıcının da ambalajlama ve istifleme aşamasında gözetim görevi bulunduğu, taşıyıcının, malın emniyetle taşınmasını sağlamak üzere gereken her türlü tedbiri alması basiretli bir taşıyıcıdan beklenen davranışta bulunması ve durumu gönderene veya alıcıya bildirerek gereken uyarıda bulunması gerekmekte olup, bu uyarının yapılmadığı hallerde zararın ambalaj, istif, yükleme ve boşaltmadan sorumlu bulunan kimseler ile taşıyıcı arasında paylaştırılması gerekir."Mahkemece, taşınan emtianın davalı taşıyıcı tarafından hasarlı teslim edildiği dosya kapsamı itibariyle sabit bulunduğuna göre, davaya konu hasarla ilgili olarak sorumluluktan kurtulmaya yönelik ispat yükünün davalı taşıyıcıda olduğu ilkesel olarak gözetilerek, tüm deliller toplanıp aralarında uluslararası taşıma hukuku konusunda uzman bir bilirkişinin de bulunduğu bilirkişi kurulundan, hasarın nasıl ve neden kaynaklandığının denetlemeye imkan verecek şekilde belirlenmesi, hasarın ambalaj eksikliğinden kaynaklandığı sonucuna varılırsa da, davalı taşıyıcının üzerine düşen bütün önlemleri alıp almadığının ve gerekli uyarıları yapıp yapmadığının tartışılması, tüm bu belirlemeler sonucu hasıl olacak duruma göre bir hüküm kurulması gerekirken, eksik inceleme sonucu hüküm kurulması doğru olmamış, hükmün bu sebeple bozulması gerekmiştir." (T.C. Yargıtay İL HD. E. 2014/14730 K. 2015/36 T. 12.1.2015)TTK’nın taşıyanın sorumluluğunu düzenleyen 1178.maddesinde belirtildiği üzere; “Taşıyan, navlun sözleşmesinin ifasında, özellikle eşyanın yükletilmesi, istifi, elden geçirilmesi, taşınması, korunması, gözetimi ve boşaltılmasında tedbirli bir taşıyandan beklenen dikkat ve özeni göstermekle yükümlüdür.” Branda ile örtülü tır içerisinde uluslar arası bir güzergahta taşınan emtia söz konusu iken brandanın delik olması veyahut yeterli derecede korumalı olmaması sonucu emtianın ıslanması kaçınılmaz bir durumdur, hasarın tamamen taşıyıcının pervasızca davranışı ve ağır kusuru sonucu olduğu anlaşılmaktadır. Zira basiretli bir taşıyıcının, üstelik Türkiye-Almanya güzergahında yağmur dolayısıyla ıslanma riski normalden fazla iken, emtiayı koruyacak olan brandanın sağlam ve yüke elverişli olduğunu kontrol etmemesi düşünülemez. Arz etmiş olduğumuz diğer sebeplerle birlikte davalının emtiaya gelen hasardan sorumlu olduğu ve ağır kusuruyla bu hasara sebebiyet verdiği açıktır.Ancak eşyanın doğal niteliğinin belirli hasar sebeplerini bünyesinde barındırması halinde eşyanın ilgilisi bu sebeplerden meydana gelmesi olası hasarı engellemek için gerekli tedbirleri alırsa bunları sağlayan eşyanın ilgilisine karşı sorumluluktan kurtulma bu sebebe dayandırılamaz. Eşyanın ilgilisi, eşyayı özel niteliğinin hasar ve zıya sebebi olmaması için gereken şekilde paketler, özel donanım içine yerleştirir ya da gerekli korumayı sağlarsa, artık taşıyıcının bu sebebi ileri sürme imkanı da kalmaz. Kaldı ki, eşyanın doğal niteliği taşıyıcı tarafından en başından beri bilinmektedir. ...'nin "Taşıma Mukavelesinin Akdedilmesi ve Uygulanması” başlıklı 8. maddesinde "(1)Yükü teslim aldığı sırada taşımacı şunları kontrol edecektir: a) Parça sayısı ve bunların üzerindeki marka ve numaralar bakımından sevk mektubundaki beyanların doğruluğu, b) Yükün ve bunların ambalajının görünürdeki durumu, (2) Taşımacı bu maddenin 1 nci paragrafında belirtilen beyanları kontrol etmek için gerekli makul araçlardan yoksun ise sevk mektubuna çekincesini gerekçesi ile birlikte yazacaktır, Aynı şekilde yükün ve ambalajların görünürdeki durumu ile ilgili yazacağı çekincenin gerekçelerini de belirtecektir.” denilmektedir.Ayrıca 9. maddede "(1) Sevk mektubu taşıma mukavelesinin akdine mukavelenin koşullarına ve yüklerin taşımacı tarafından kabulüne karine teşkil eder.(2) Sevk mektubunda taşımacı tarafından beyan edilmiş çekince yok ise aksi kanıtlanmadıkça tesellümde yükün ve ambalajların iyi durumda olduğu sayılarının marka ve numaralarının sevk mektubunda yazılı olanlara uyduğu varsayılır.” denilmektedir. İlgili madde gereği taşıyıcının yükün ambalajı/istifi veya taşıma senedinde yer alan kayıtları hususunda ilişkin bir çekincesi var ise bunu yazılı olarak belirtmesi gerektiği açıkça hüküm altına alınmıştır. Dosyada ise davalı taşıyıcının yüke, ambalaja veya başkaca bir hususa ilişkin çekincesinin yer aldığı hiçbir yazılı belge veya beyan yoktur. Bu husus da CMR madde 9 gereği davalı taşıyıcı firmanın yükü eksiksiz ve sağlam durumda aldığına karine teşkil etmektedir. Davalı, malları sağlam ve eksiksiz bir vaziyette teslim almıştır. Emtialar araca yüklendikten sonra bütün sorumluluk taşıyıcı tarafa aittir. Taşıyıcının yüke özen borcu bulunmaktadır. Malların istifi, kontrolü ve taşınması davalının sorumluluğundadır. Davalı taraf bir ticari işletmedir. Ticari hayata ilişkin kuralları düzenleyen Türk Ticaret Kanununun 18. maddesine göre her tacir - ki davalı taşıyıcı tacir sıfatını haizdir- ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmekle yükümlüdür. Basiretli bir taşıyıcının, genel olarak gerekli dikkat ve özeni gösterdiğini kanıtlaması yeterli değildir. Ziya ve hasara neden olan olayın doğumunda kusurlu olmadığını da kanıtlaması gerekecektir. Aksi halde hasardan sorumlu olacaktır. Bu konuda basiretli bir tacir gibi hareket etmeyen taraf davalıdır.Taşıyıcı eşyayı teslim alırken ambalajı kontrol etmek, eksiklik ve yanlışlıkları kayıt ettirmek durumundadır. Aksi halde eşyayı sözleşmeye uygun koşullarla teslim aldığı kabul edilir. Bu inceleme yükümlülüğünü yerine getirmeyen davalının emtiayı tam ve sağlam olarak almış olduğunun kabulü gerekir ve emtiayı hasarlı olarak teslim etmiş olması nedeniyle hasardan sorumlu olduğu açık ve nettir. Bilirkişilerce tespiti yapılan kusur oranlarının kabulü mümkün değildir. CMR Konvansiyonu ve TTK hükümleri gereğince müvekkilime müterafik kusur atfedilemez. Aksini ispat yükü taşıyıcıdadır. Ancak davalı taşıyıcının da aksini ispat edecek hiçbir delil vasıtası bulunmamaktadır. Bu nedenle davalının tam kusurlu sayılması gerekmektedir.Davalının bu sebeple tam kusurlu kabul edilmesi için emsal teşkil etmesi açısından: ''...davalının ürünü taşıma senedinde belirtilen +2 C sıcaklıkta taşımamış olduğu, eşyanın doğal niteliğinin baştan bilindiği ve CMR 18/4 maddesi gereğince davalının taahhüt ettiği şartları sağlamadığı ve sorumluluktan kurtulma savunmasında bulunamayacağı, yükleme esnasında ön soğutma yapılmadığı ancak davalı tarafından sıcaklığın +2C'ye indirilmesinin mümkün olması karşısında ön soğutma yapılmamasının taze olan ürünün bu derecede bozulmasını sağlamayacağı, taşıyıcının taahhüt ettiği sıcaklıkta taşımayı sağlamadığı ve zarar meydana gelme ihtimali bilinci ile taşıma yapmış olduğu için tam kusurlu sayılacağı...'' (T.C. YARGITAY 11. H.D. 2015/5726 E. 2015/13056 K. 7.12.2015 T.) "demiştir.İleri sürerek, yukarıda izah olunan sebeplerle İstinaf başvurularını kabulü ile; esasa dair beyan ve itirazları saklı kalmak kaydı ile İLK DERECE MAHKEMESİNİN USULDEN RED KARARININ BOZULARAK DAVANIN TAM KABULÜNE, müvekkilinin davalılardan olan 18.107,14 TL alacağına ilişkin...sayılı dosyasına vaki İTİRAZIN İPTALİ İLE, TAKİBİN DEVAMINA, dava dışı sigortalıya ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan tahsiline, alacakları likit ve belirlenebilir olduğundan % 20 den az olmayan oranda icra inkar tazminatı, yargılama giderlerinin davalılara yükletilmesine, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu uyarınca karşı taraf vekalet ücretinin kendilerine hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava; davacı nezdinde nakliyat emtia abonman alt sigorta poliçesi ile sigortalı dava dışı şirkete ait emtianın davalılar nezdinde deniz taşıması sırasında hasarlandığı ve davalıların kusurlu olduğu iddiası ile sigortalıya ödenen hasar bedelinin davalılardan rücuen tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talebine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davalılar ... A.Ş. ve ... A/S'ye izafeten ... A.Ş. yönünden açılan davanın reddine, davalılar ... A.Ş. ve ... A.Ş. yönünden açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş, verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Davacı vekili, davalı ... A.Ş.nin donatan olarak, davalı ... A.Ş.nin ISM yöneticisi olarak iş bu davada pasif husumet ehliyetlerinin bulunmasına, dava konusu emtianın deniz taşıması sırasında hasarlandığının ekspertiz raporu ile sabit olmasına, Mahkemece ispat yükünün ters çevrilerek kendilerine yüklenmesinin hatalı olmasına rağmen Mahkemece aksinin kabulü ve yukarıda belirtilen gerekçeler ile davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesi ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri yargılama aşamasında dava dilekçesi, bilirkişi raporlarına itiraz dilekçeleri ve beyan dilekçeleri ile ileri sürülmüş, gerekçeli kararda her bir iddia ve savunma sebebi hakkında ne şekilde değerlendirme yapıldığı açıklanmıştır. HMK 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki iddia, savunma, taşımaya ilişkin bilgi ve belgeler ve bilirkişi raporlarına, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK 355/1 maddesi uyarınca incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacının istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1- Davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacıdan alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından, peşin olarak yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 06/02/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.