İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/902 E. 2025/843 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/902
- Karar No
- 2025/843
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/902 Esas KARAR NO : 2025/843 Karar DAVA : İtirazın İptali DAVA TARİHİ : 25/10/2024 KARAR TARİHİ : 09/10/2025 KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 24/10/2025 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda, TALEP: Davacı taraf dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin yurt içi ve yurt dışı kara taşımacılığı ve antrepo işi ile iştigal eden sektörde ve pazarda önemli bir konuma sahip bir firma olup aynı zamanda lojistik sektöründe çok iyi bilinen bir şirket olduğunu, davalı ... Limited Şirketi'nin yurt dışına ihraç etmek istediği emtialar için Müvekkili firmadan söz konusu emtiaların taşınması hususunda navlun teklifi istediğini, taraflar arasındaki yazışmalar neticesinde mutabık kalınarak söz konusu emtiaların müvekkili firma tarafından kara yolu ile taşıması gerçekleştirildiğini, bu kapsamda davalıya ait emtiaların işbu dilekçemiz ekinde sunulan CMR belgeleri kapsamında; taşındığını, detaylıca belirtilen kara yolu taşıması için müvekkili firma tarafından kesilen ... numaralı 14.03.2024 tarihli 540 Euro , .... numaralı 14.03.2024 tarihli 106 Euro, yine .... numaralı 14.03.2024 tarihli 106 Euro ve ... numaralı 14.03.2024 tarihli 800 Euro tutarlarında toplam 1.552 Euro ceza geliri açıklamasıyla e-fatura düzenlenmek suretiyle davalı tarafa gönderildiğini, taşınan yükler tırın dorsesine müvekkil firma tarafından yüklenmemiş olup, yüklemenin davalı firma tarafından yapıldığını ancak işbu dilekçe ekinde paylaşılan kantar cezalarından da anlaşılacağı üzere yüklemenin usulüne uygun yapılmadığını, taşınan mal dorseye fazla yüklenmiş olduğundan kantar cezaları kesildiğini, müvekkili firmanın ise işbu kantar cezalarının ödenmesi için davalı firmaya icra takibi başlattığını, ne yazık ki, müvekkili şirketçe ilgili CMR Belgesi muvacehesinde verilen taşıma hizmetleri tamamlandığı, ilgili faturalar ve cezaların ödenmesi için davalı şirkete bildirildiği ve defalarca kendilerine elektronik posta yolu ile bildirimde bulunulduğu halde davalı tarafın borcunu ödemediğini, bilindiği üzere taşıma ücretinin veya taşımadan kaynaklanan diğer ücretlerin borçlusunun gönderici olduğunu, müvekkili şirketin taşıma sözleşmesi gereğince taşımayı gerçekleştirdiğini, nitekim işbu dilekçe ekinde yer alan mail yazışmalarından da açıkça anlaşılacağı üzere davalı tarafın söz konusu borcun varlığını kabul ettiğini, bunun üzerine davalı aleyhine 16.08.2024 tarihinde Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı şirketin kendilerine tebliğ edilen ödeme emrine 21.08.2024 tarihinde vekilleri aracılı ile itiraz ettiğini, bunun üzrerine ilgili icra müdürlüğünde takibin durdurulmasına karar verildiğini, davalı şirketin ödeme emrinde yer alan borca itirazında davalının böyle bir borcu bulunmadığı gerekçesiyle itiraz etmiş olup işbu dilekçe ekinde sundukları CMR belgesi, mail yazışmaları, cari hesap kayıtları ve diğer tüm delillerden de anlaşılacağı üzere davalı şirketin borçlu olduğunu, dolayısıyla işbu itiraz haksız ve yasal dayanaktan yoksun olup, iptali gerektiğini, arabuluculuğa başvurulduğunu ve sürecin anlaşmama olarak sonuçlandığını beyan ederek, davanın kabulüne, haksız ve yasal dayanaktan yoksun itirazın iptali ile Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasında takibin kaldığı yerden devamına, haksız ve yasal dayanaktan yoksun olarak takibe itiraz edilmesi nedeniyle, davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP:Davalı taraf sunduğu dava cevap dilekçesinde özetle; Huzurda görülmekte olan davanın, müvekkili şirketin müşterisinin yurt dışına ihraç etmek istediği emtianın taşınması amacıyla davacı firma alt/fiili taşıma için mutabık kalması neticesinde;- Emtianın kara yolu taşımasının gerçekleştirilmesi sürecinde; davacı tarafından toplamda 1.552,00-EUR tutarında ceza geliri açıklamasını içeren faturaların düzenlenerek Müvekkil Şirket’e gönderildiği, - İşbu ceza tutarlarının, taraflar arasında taşınması hususunda mutabık kalınan yüklerin, tırların dorselerine usulüne uygun yüklenmediği ve bu yüklemelerin Müvekkil Şirket tarafından gerçekleştirildiği, iddialarıyla kantar cezalarının toplam bedeli olan 1.552,00-EUR üzerinden Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasından başlatılan icra takibine itirazın iptaliyle icra inkâr tazminatına hükmedilmesi talepleriyle haksız ve mesnetsiz şekilde ikame edildiğini, ne var ki, davacı tarafın haksız ve kötü niyetli şekilde ikame ettiği davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, emtianın yüklemesi sürecinin müvekkili şirket tarafından gerçekleştirilmemiş olup, söz konusu ceza işlemlerinin davacı tarafından açıkça onaylanan yük miktarı sebebiyle düzenlendiğini, basiretli tacir gibi davranmayan davacının kendi kusuru neticesinde düzenlenen ceza bedellerini müvekkili şirketten tahsil etmeye çalışmasının kötü niyetli olduğunun açık göstergesi olduğunu, müvekkili şirketin, dünyanın dört bir yanında yıllardır taşımacılık ve lojistik hizmetini vermekte olan köklü ve tecrübeli bir firma olduğunu, Türkiye’de de yerel ve uluslararası taşımacılık alanlarında faaliyet göstermeye devam ettiğini, müşterilerinin emtia taşınması taleplerine istinaden, TTK’nın 917. ve devamında düzenlenen maddeleri uyarınca taşıma işleri komisyoncusu sıfatıyla söz konusu ürünlerin taşınmasını organize ederek rezervasyonlar da oluşturmakta olup huzurdaki davaya konu emtianın Türkiye’den Avusturya’ya taşınması işinin de davacı şirket tarafından gerçekleştirilmesi konusunda, davacı şirkete fiyat teklifinde bulunulmuş olup davacı şirketin yükleme talimatı ve onaylarına binaen emtianın taşınması için davacıdan taşıma hizmeti almış ve bu ilişki kapsamında kanuni/sözleşmesel yükümlülüklerini gereği gibi eksiksiz ifa etmiş ve taşıma ücreti ödenmiş olduğunu, bu hususların davacının da kabulünde olup uyuşmazlık bulunmadığını, buna karşın davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğünün aksine, taşımaya konu yükün müvekkili şirkete ait olmadığını, müvekkili şirketin, tarafı olmadığı bir ticari alım – satıma konu emtianın, alım – satım şartlarına uygun şekilde taşınması işini üstlenmiş ve bu işi davacıya taşere etmiş olup bu kapsamda müvekkilinin huzurdaki uyuşmazlıktaki sıfatının taşıma işleri komisyoncusu olarak tanımlandığını, müvekkili şirketin, müşterisi tarafından verilen ve müvekkili şirketin taşıma işleri komisyoncusu olduğu taşıma hizmetine ilişkin taşıma işine başlanmadan önce davacıya taşınacak yüklerin tonajı bildirilmiş ve yüklerin de fotoğraflarını da paylaşılarak tonajların uygun olup olmadığını, buna göre izin alınıp alınamayacağını bildirmiş olduğunu, nitekim müvekkil şirketin personeli .... tarafından 05.03.2024 tarihinde davacıya iletilen e-mailde; "yaklaşık 22200 – 22300 kg yükleme yapılacağını bildirmektedir. Sorun olur mu?” şeklinde yüklemesi yapılacak emtianın ağırlığının sorun yaratıp yaratmayacağı sorusunun yöneltilmiş; davacı şirket bünyesinde fiyatlandırma ve tedarik müdürü olarak görev yapmakta olan ... tarafından 05.03.2024 tarihli cevap e-mailinde;“Sorun yok bu şekilde devam edebiliriz." şeklinde yükün ağırlığı onaylanmış; müvekkil şirketin müşterisi tarafından bildirilen tonajlara istinaden taşımanın yapılabileceği, herhangi bir sorun olmayacağı bildirilmiş ve bu şekilde taşıma gerçekleştirildiğini, fakat taşıma işi sırasında yükler hakkında çeşitli makamlar tarafından taşıma araçlarına fazla tonaj yüklendiği gerekçesiyle ceza kesilmiş ve davacı tarafından bu cezalar müvekkil şirkete 14.03.2024 tarihli faturalar ile yansıtıldığını, fakat yukarıda belirtilen ve işbu dilekçe ekinde sunulan mail yazışmalarından da görüleceği üzere, taşıma işi başlamadan önce yükün tonajı hakkına bilgi verilmiş ve davacının onayına istinaden taşıma işi başlatıldığını, işbu hususla birlikte, davacının iddialarının aksine emtianın yüklenmesi sürecine müvekkil şirketin hiçbir şekilde dahil olmamış; tüm yükleme işlemleri, .... firmasının taşeronu ve gönderici tarafından gerçekleştirilmiş olduğunu, nitekim kantar cezalarının düzenlendiği ... ve .... plakalı araçlara yüklemelerin yapıldığına ilişkin bilgilendirme maili ve yüklemenin davacı tarafça yapıldığına ilişkin görseller de davacı şirket bünyesinde Operasyon Uzmanı olarak çalışmakta olan ... tarafından 07.03.2024 tarihinde müvekkil şirkete bildirildiğini, tüm bu hususların, yükleme işlemlerinin müvekkil şirketçe gerçekleştiğini ve söz konusu kantar cezalarından müvekkil şirketin sorumlu olduğunu iddia eden davacının iddialarının gerçekle bağdaşmadığını, davasının ise haksız, mesnetsiz ve kötü niyetli olduğunu ispatlar nitelikte olduğunu, mahkemenin de malumunda olduğu üzere emtianın gereğinden fazla yüklü olması sebebiyle kantar cezasının düzenlendiğini ve bu sebeple zarara uğradığını iddia eden davacının bu iddialarını ve zararın müvekkil şirketin kusurundan dolayı meydana geldiğini ispat etmesi gerektiğini, davaya konu taşımada taşınan emtianın yüklemesinin müvekkili şirket tarafından yapılmadığının açık olup davacının uğradığı zararın müvekkile atfedilebilir bir sebeple gerçekleştiğini ispatlaması gerektiğini, ticaretine ilişkin tüm faaliyetlerinde basiretli davranması beklenen bir tacir olan davacının, emtianın ağırlığına ve yüklemenin taraflarınca yapıldığına ilişkin tüm bilgi ve belgelere rağmen yüklemenin müvekkili şirket tarafından yapıldığını iddia etmesi ve kendi kusuru sebebiyle düzenlenen kantar cezalarını müvekkil şirketten tahsil etmeye çalışmasının kötü niyetli olduğunun da açık göstergesi olduğunu, davacı tarafça müvekkiline kesilen kantar cezalarına ilişkin tüm faturaların iade edilmiş olup müvekkili şirketin davacı şirkete borçlu görünmediğini, iş bu hususun tarafların ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi neticesinde de ortaya çıkacağın, müvekkilden alacağı olmadığı halde müvekkiline kötü niyetli olarak icra takibi başlatan davacı tarafın %20 den az olmamak üzere kötü niyet tazminatı hükmedilmesi, icra inkar tazminatı talebinin reddedilmesi gerektiğini, davacı tarafça başlatılan icra takibi haksız ve kötü niyetli olduğundan, reddi talep olunan alacak miktarı üzerinden %20’den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etme zorunluluğu doğduğunu, davacı tarafından müvekkili şirket aleyhine başlatılan icra takibi haksız ve dayanıksız olup, dolayısıyla huzurdaki dava da haksız ve hukuki mesnetten yoksun, bu nedenle Mahkemeden müvekkili aleyhine ikame olunan işbu haksız ve hukuki mesnetten yoksun itirazın iptali davasının ve icra inkâr tazminatı dâhil tüm taleplerinin reddine ve davacı aleyhine %20’den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini karşı dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla talep etme gereği hâsıl olduğunu beyan ederek, fazlaya ilişkin tüm dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla; Haksız ve mesnetsiz davanın reddine, Davacı aleyhine %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, Yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacıya yükletilmesine, karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Taraflara usulüne uygun tebligat yapılmıştır. Dava, hukuki niteliği itibariyle faturaya dayalı başlatılmış olan ilamsız icra takibine vaki itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. Bakırköy Arabuluculuk Dairesinin .... numaralı dosyasında; 26/09/2024 tarihinde 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m. 17, m. 18/A ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 5/A uyarınca arabuluculuk son tutanağının düzenlendiği anlaşıldı. Dosya kapsamında bulunan Bakırköy .... İcra Dairesinin .... Esas sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 1.552,00,-EURO Fiili Ödeme Tarihi asıl alacak (İstenen: Yıllık Reeskont Avans), 184,84-Euro Fiili Ödeme Tarihi İşlemiş Faiz, 1.736,84-Euro fiili ödeme tarihi toplam alacak yönünden 16/08/2024 tarihinde icra takibi başlatıldığı, davalı tarafından 21/08/2024 tarihinde ödeme emrine, borca, asıl alacağa, faize, faiz oranına ve diğer tüm ferilerine itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin durduğu ve davanın bir yıllık yasal hak düşürücü sürede açıldığı görülmüştür. Bakırköy ... ATM ... Esas sayılı dosyası dosyamız arasına alınmıştır. Uyuşmazlık, davalı şirket tarafından organize edilen taşımalarda fiili taşıyıcı olarak yetkilendirilen davacı şirketin Türkiye-Avusturya taşımasında Avusturya yerel idaresi tarafından araçlarına kesilen idari para cezalarından davalı şirketin sorumluluğu bulunup bulunmadığı ve davacı şirket tarafından keşide edilen fatura konusu bedellerin davalı şirketten talep edilip edilemeyeceği, borçlunun temerrüte düşüp düşmediği temerrüt tarihinin , uygulanması gereken faiz tür ve oranının, buna göre tahakkuk eden faiz miktarının ve toplam alacağın ne olduğu, icra-inkar tazminatı koşullarının oluşup oluşmadığı hususunda toplandığı tespit edildi. Mahkememizce davacının iddiası, davalının savunması ve tüm dosya kapsamına göre bahsi geçen uyuşmazlık konusunun çözümü bakımından dosya üzerinde günsüz olarak bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği görülmüştür. Dosyanın bilirkişiye verildiği, bilirkişi tarafından hazırlanan 03/03/2025 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmında; " Dava dilekçesi, cevap dilekçesi, taraf vekillerinin sair dilekçe ve beyanları ile faturalar, tüm dosya içeriği, Sayın Mahkemenin görevlendirmesi ile yukarıda arz edilen inceleme ve değerlendirme sonucu; Taraflar arasındaki ihtilaf noktalarının; davalı şirket tarafından organize edilen taşımalarda fiili taşıyıcı olarak yetkilendirilen davacı şirketin Türkiye-Avusturya taşımasında Avusturya yerel ... tanafından araçlarına kesilen idari para cezalarından davalı şirketin sorumluluğu bulunup bulunmadığı ve davacı şirket tarafından keşide edilen fatura konusu bedellerin davalı şirketten talep edilip edilemeyeceği ve talep edilebilecek ise miktarının ne olması gerektiği ile faiz hususları üzerinde toplandığı; davalı şirketin e-faturalara iade faturası düzenleyerek süresinde itiraz ettiği ve bilahare davacı şirket tarafından aynı bedellerin (toplam 1.552 Euro) davalı şirkete tekrar fatura edildiğinin anlaşıldığı, kanaatimizce aynı sebebe ve aynı mal ve hizmete dayalı olarak gönderilen faturalara bir kez itiraz edilmesinin yeterli olduğu ve davacının TTK m.21/2 hükmüne dayanarak sırf faturaya isnat edilerek davalı şirketten herhangi bir talepte bulunmasının yerinde olmayacağının değerlendirildiği; Davacı vekili yükleme hatasından dolayı cezaya maruz kaldıklarını ileri sürmesine rağmen dava dosyasında cezanın sebebini açıklayan bir veri bulunmadığı, cezaya ilişkin iki belgenin yabancı dilde olduğu, bu nedenle ceza sebebinin tarafımızca tespitini mümkün olmadığı; ancak davalı vekili cevap dilekçesinde cezanın sebebinin tonaj olduğunu ileri sürmüş, davacı vekili de beyan dilekçesinde bunu kabul etmiş görünerek, emtia ağırlığının Türkiye mevzuatına uygun ancak Avusturya mevzuatına aykırı olduğu savunmasında bulunduğu görülmekle bu ikinci hususun yükleme hatası olmadığı, güzergah boyunca yük ağırlığının mevzuata uygunluğunun taşıyıcının risk alanında kaldığı ve bu nedenle cezaya maruz kalması halinde bunu gönderene veya kendi üst taşıyıcısı davalı şirkete yansıtmasının mümkün olmadığı; ayrıca ceza miktarı ve ödemeyi gösteren verilerin dava dosyasında bulunmadığının değerlendirildiği; davacı şirket tarafından davalı şirketin daha önce temerrüde düşürüldüğüne dair herhangi bir belge dava dosyasında bulunmadığından dolayı Sayın Mahkemenin davalı şirket aleyhine takdirde bulunması halinde takip tarihinde temerrüde düşmüş olduğu, aynı nedenle davacının işlemiş faiz talebinin de yerinde olmadığı; takip talebinde avans faizi oranında faiz talebinde bulunmasına rağmen yabancı para üzerinden talepte bulunmasına göre 3095 sayılı Kanunun 4-a maddesi uyarınca belirlenecek oran üzerinden takip tarihinden itibaren faiz iletilebileceğinin değerlendirildiği; İcra inkâr ve kötü niyet tazminatları yönünden tüm takdir ve değerlendirmenin Mahkemeye ait olduğun" sonuç ve kanaatine varıldığı belirtilmiştir. Davacı tarafın ıslah dilekçesi ve davalının ıslah dilekçesine karşı beyan dilekçesi incelenmekle, davacının ıslah dilekçesi içeriğinin 04/02/1948 gün ve 10/3 sayılı YBK dikkate alındığında sunulan belgeler de dikkate alınmak suretiyle dosyanın ek rapor alınmak üzere bilirkişiye tevdiine karar verilmiş, bilirkişi tarafından sunulan 17/09/2025 tarihli ek raporunun sonuç kısmında özetle; "Örnek bilirkişi raporunda akdi taşıyıcıya %30, fiili taşıyıcıya %70 sorumluluk önerildiği, zira o dosyada araç özellikleri bakımından akdi taşıyıcının yönlendirmesinin sabit olduğu, sonradan aracın yüke uygun olmadığı anlaşıldığı, bu nedenle tali kusur önerildiği, Yine atıfta bulunulan YİBK kararı bakımından davacının kendi faturalarına dayanan ceza alacaklarının, yeni sunulan delillere göre dava dışı ... LOJİSTİK firmasına ödendiği ileri sürülen cezalar kaynaklı olduğu gözetilerek, sunulan yeni delillerin yargılamada etkisinin yüce mahkemenin takdir ve değerlendirmesini gerektirdiği, Davacının dava dışı ... Lojistik ile olan akdi ilişkisi ve buna göre davacının ... firmasına ödemek durumunda kaldığını iddia ettiği ceza bedellerinin mali inceleme ile tespit edilebileceği, davacı bunları kendi nispi sözleşmesi gereği ödemiş de olsa her halde davalıya yansıtabileceği sonucuna yol açmayacağı, davalının sadece yük bilgileri ile taşıma sözleşmesini kurduğu, araç seçimi ve kapasite konusunda bir özel talebinin olmadığı, bu nedenle akdi taşıyıcı sıfatı ile sorumluluk yöneltilemeyeceği KÖK rapor sonuçlarının değişmediği" görüş ve kanaatini bildirir ek raporunu dosyaya sunmuştur. Bilirkişi raporları HMK 280. Maddesi uyarınca taraflara tebliğ edilmiştir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) “ispat yükü” başlıklı 6. maddesinde; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü tutulmuştur. İspat yükünü düzenleyen 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesi “(1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.(2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir” şeklindedir. Dosya tüm deliller ile birlikte somut olay bakımından değerlendirildiğinde; davalı şirket tarafından organize edilen taşımalarda fiili taşıyıcı olarak yetkilendirilen davacı şirketin Türkiye-Avusturya taşımasında Avusturya yerel idaresi tarafından araçlarına kesilen idari para cezalarından davalı şirketin sorumluluğu olup olmadığı, davacı şirket tarafından keşide edilen fatura konusu bedellerin talep edilip edilemeyeceğinin tespiti gerekmektedir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun “ispat yükü” başlıklı 6. Maddesi ile Hukuk Muhakemeleri Kanunu 190. Maddesi uyarınca ispat yükü davacı üzerindedir. Davacı takibe dayanak olarak davalı şirketi üzerine düzenlenen 27.07.2024 tarihli ve ... nolu fatura kapsamında “Alış iade faturası” açıklaması ile 1.552,00 Euro alacak nedeni ile takip başlatılmıştır. Davalı şirketin e-faturalara iade faturası düzenleyerek süresinde itiraz ettiği, davacı şirket tarafından aynı bedellerin (toplam 1.552 Euro) davalı şirkete tekrar fatura edildiği, Davacının TTK m.21/2 hükmüne dayanarak davalı şirketten herhangi bir talepte bulunmasının yerinde olmayacağı 03/03/2025 tarihli bilirkişi raporu ile tespit edilmiştir. Dava dilekçesinde bu faturanın dayanağının yükleme hatasından dolayı cezaya maruz kaldıklarından bahisle düzenlendiği ileri sürmüştür. Fatura, sözleşmenin kurulması aşaması ile ilgili bir belge olmayıp, sözleşmenin ifa safhasıyla ilgilidir. Bir başka ifadeyle fatura edimlerin ifası aşamasında düzenlenerek edimlerin içeriğini gösterir. Dolayısıyla Türk Ticaret Kanunu’nun 21. maddesinin ikinci fıkrası gereğince itiraz edilmeyerek kabul edildiği varsayılan fatura içeriği de sözleşmesinin ifasına ilişkin hususlar hakkında olmalıdır. Fatura içeriğinin incelenmesi bakımından taşıma bilirkişisi 03/03/2025 tarihli raporda dava dosyasında cezanın sebebini açıklayan bir veri bulunmadığı, cezaya ilişkin iki belgenin yabancı dilde olduğu, bu nedenle ceza sebebinin tarafımızca tespitini mümkün olmadığı; emtia ağırlığının Türkiye mevzuatına uygun ancak Avusturya mevzuatına aykırı olduğu savunmasında bulunduğu, Avusturya mevzuatına aykırı olduğu hususun yükleme hatası olmadığı, güzergah boyunca yük ağırlığının mevzuata uygunluğunun taşıyıcının risk alanında kaldığı ve bu nedenle cezaya maruz kalması halinde bunu gönderene veya kendi üst taşıyıcısı davalı şirkete yansıtmasının mümkün olmadığı, ayrıca ceza miktarı ve ödemeyi gösteren verilerin dava dosyasında bulunmadığının tespiti karşısında davacı vekilince ıslah dilekçesi ve ekinde deliller sunulmuştur. Islah dilekçesinin davalıya usulüne uygun tebliğ edilmiş, 04.02.1948 gün ve 10/3 sayılı YBK dikkate alınarak ek rapor alınmıştır. Düzenlenen ek raporda da belirtildiği gibi, davalı akdi taşıyıcı olup yük miktar bilgileri haricinde araç seçimine bir katkı ve yönlendirmesi olmadığı anlaşılmaktadır. Davalı tarafından mal/miktar bilgilerinin verildiği, araç seçimi ise davacı tarafın yaptığı anlaşılmıştır. Davacı taraf, kendisinin dava dışı ... firmasına cezaları ödediğini, alacağının yansıtma alacağı olduğunu, cezaların esasen kendisine değil, dava dışı fiili taşıyıcı ... lojistik firmasına düzenlendiği, ... Lojistik firması tarafından kendilerine yansıtıldığı iddia etmekte ise de buna ilişkin de belge sunulmamıştır. Davacının takibe konu fatura alacağını ispatlayamadığı, dava dilekçesinde " sair deliller" denildiği yemin deliline açıkça dayanmadığı anlaşıldığından yemin hakkı hatırlatılmaksızın ispatlanamayan davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Davalının kötü niyet tazminat talebi bakımından ise, kötüniyet tazminatının talep edilebilmesi için davanın reddi kararının yeterli olmadığını, kötü niyetinin ispat edilmesi gerektiği ancak iş bu dosyada davacının kötü niyeti ispat edilemediğinden tazminat talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklandığı üzere; İSPATLANAMAYAN DAVANIN REDDİNE, Davalının kötü niyet tazminat talebinin reddine, 1-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 615,40-TL ilam harcın davacı tarafından yatırılan 651,29,00-TL peşin harçtan mahsubu ile hazineye irat kaydına, bakiye 35,89-TL harcın davacıya iadesine, 2-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 3-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Bakırköy Arabuluculuk bürosunun arabuluculuk dosyasında Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili hazineye irat kaydına, 4-Davalı kendini bir vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre hesap edilen 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacı taraftan tahsili ile davalıya verilmesine, 5-Kullanılmayan gider avansının HMK 333. maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine, 6-HMK'nın uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 09/10/2025 Katip ... ¸e-imzalı Hakim ... ¸e-imzalı