İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi

Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/63 E. 2025/784 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2025/63
Karar No
2025/784
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/63 Esas KARAR NO : 2025/784 Büyükçekmece İcra Dairesi : ... DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 20/01/2025 KARAR TARİHİ : 23/09/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 02/10/2025 Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dilekçesinde özetle; davacı şirketin davalıdan 08/07/2024 tarihinde mal satın aldığını ve karşılığında 200.000,00-TL'nin ödemesini yaptığını, satın alınan malın ödemesine karşılık ürünlerin davacıya teslim edilmediğini, iş bu bedelin iadesi için Büyükçekmece icra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, başlatılan takibe davalı tarafça itiraz edilmesi üzerine takibin durduğunu belirterek, itirazın iptalini, takibin devamını, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı taraf cevap dilekçesi sunmamış ancak 17/06/2025 tarihinde sunduğu beyan dilekçesi ile davanın reddini talep ettiği görülmüştür. DELİLLER : Büyükçekmece İcra Dairesi'nin .... esas sayılı dosyası, Büyükçekmece Vergi Dairesi Müdürlüğü yazı cevabı, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü yazı cevabı, bilirkişi incelemesi, tüm dosya kapsamında toplanan deliller. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Dava, Taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davacı tarafından satın alınan ve davalı tarafça teslim edilmeyen mala ilişkin ödediği bedelin iadesine dayalı olarak Büyükçekmece İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptali takibin devamı ve icra inkar tazminatı taleplerinin sübut ve miktarı noktasında toplanmış olduğu görüldü. Büyükçekmece İcra Dairesi'nin ... esas sayılı takip dosyası incelendiğinde; davacı şirketin davalı aleyhinde dayanak 200.000,00-TL asıl alacak ile asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsili için faturaya dayalı olarak ilamsız icra takibine geçildiği, borçluya ödeme emrinin tebliği üzerine borçlunun süresinde, borca itiraz ederek takibin durmasına sebebiyet verdiği, İcra Müdürlüğü'nce takibin durdurulmasına karar verildiği, eldeki itirazın iptali davasının yasal süre içerisinde ikame edildiği anlaşılmıştır. Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır. Taraflar tacir olup delil olarak ticari defterlere dayanıldığından TTK'nun 83 ilâ 85 ve HMK'nun 222. maddeleri uyarınca tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde konusunda uzman bilirkişi marifetiyle bilirkişi incelemesi yapılmıştır. Mahkememize 25/07/2025 tarihinde ibraz edilen bilirkişi raporunda özetle, Taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığını, Davacı tarafın tutmakla mükellef olduğu yasal defterlerin usulüne uygun tutulduğu, defter beratlarının ise yasal süreler içerisinde Maliye Bakanlığına verildiği, Davacının, parasını kredi kartıyla ödeyerek davalıdan 08/07/2024 tarihinde aldığı lambirinin teslim edilmediği iddiasıyla takip başlattığı, Davacı malı teslim almadığını iddia ederken, davalı mali teslim ettiğini ve kendisine ne faturanın ne de malzemenin iade edilmediğini beyan etmekle, davacıya mal teslimi yaptığını beyan eden davalı, malın teslimine ilişkin sevk irsaliyesi ve defter, kayıtlarını ibraz etmediğini, davacının da malı teslim almadığını iddia ederken adına düzenlenen faturaya yasal süresinde ya da sonrasında itirazda bulunmadığını, davalının sevk irsaliyesi ibraz etmesi gerektiği mütalaa edilse de davacının da adına düzenlenmiş ancak teslim almadığını beyan ettiği mala ilişkin faturaya itiraz etmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu görüş ve kanaati bildirilmiştir. Tüm dosya kapsamı, ibraz ve celp edilen deliller, bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğide; Dava yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Bu bağlamda belirtmek gerekirse; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesi gereğince ispat yükü, kanunda özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi davalının ödeme savunmasında bulunmasıdır. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını HMK’da belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Eldeki davada, uyuşmazlığın her iki tarafı tacir olup, uyuşmazlık konusu iş her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgilidir. Bu nedenle fatura, faturaların delil olma niteliği üzerinde de durmakta yarar vardır. Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) 229. maddesinde "Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır" hükmünü haizdir. Bu hüküm çerçevesinde, 24.12.2003 tarihli ve 25326 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 27.06.2003 tarihli ve 2001/l E., 2003/l K. sayılı kararında fatura; “Ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü, fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari belge niteliğindedir” şeklinde tanımlanmıştır. TTK’nın 23. maddesine göre fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağı mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi yani alım-satım ilişkisini ispat etmesi gerekmektedir. Tek başına fatura düzenlenmesi akdi ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticari defterlerine kaydedilmesi durumunda, alıcı ile satıcı arasındaki akdi ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Ancak, eğer fatura, alıcının ticari defterlerinde kayıtlı değilse, satıcı alacak iddiasını diğer delillerle ispat etmelidir. Sevk irsaliyesine ilişkin olarak ise aynı Kanun’un 230/2-5 maddesi “Satılan malların teslim tarihi ve irsaliye numarası, (Malın alıcıya teslim edilmek üzere satıcı tarafından taşındığı veya taşıttırıldığı hallerde satıcının, teslim edilen malın alıcı tarafından taşınması veya taşıttırılması halinde alıcının taşınan veya taşıttırılan mallar için sevk irsaliyesi düzenlemesi ve taşıtta bulundurulması şarttır” hükmünü haizdir. Buna göre usulüne göre düzenlenmiş ve taşıyan ile gönderen veya gönderilenin imzasını haiz bir sevk irsaliyesi de eşyanın taşınmak üzere taşıyıcı tarafından teslim alındığını veya eşyanın gönderilene teslim edildiğini ispata yarayan bir belgedir. Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; eldeki davada, ticari nitelikteki satış sözleşmesi nedeniyle satıcı davalı tarafından davacı adına düzenlenen faturaların ödenmesine karşın malların teslim edilmemesi nedeniyle ödenen bedelin iadesine dayalı alacağın tahsili için girişilen icra takibine ilişkin itirazın iptali talep edilmiştir. Yukarıda açıklanan hususlar doğrultusunda, tarafların incelenen ticari defter ve belgeleri ile de sabit olduğu üzere; davacının lehine delil niteliğine haiz olan ticari defterine işbu davaya konu edilen alacağa konu faturayı işlediği ve devamında herhangi bir iade faturası tanzim etmediği de göz önüne alınarak davacının, dava konusu malları teslim aldığı karinesi oluşmakla bu karinenin aksini ispata yönelik bir kesin delili bulunmadığı da tespit edilmiş olup, dava konusu satın aldığı ve ancak kendisine teslim edilmediğini ileri sürdüğü malların karşılığı ödediği bedelin iadesini gerektirir haklı bir sebebi bulunmadığı anlaşılmakla davanın reddine dair karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın reddine, 2-Alınması gerekli 615,40-34TL harçtan davacı tarafça yatırılan 3.415,50-TL harcın mahsubuyla fazlaca yatırılan 2.800,10-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafça yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 5-Davalı kendini vekille temsil ettirmediğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-Arabuluculuk ücreti olan 3.600,00-TL TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 7-Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, Dair, 6100 sayılı HMK'nun 342 ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren 2 haftalık süre içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile ilgili İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda açıkça okunup, usulen anlatıldı. 23/09/2025 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/63, K. 2025/784, T. 23.09.2025, www.arakarar.com/karar/bakirkoy-7-asliye-ticaret-mahkemesi-2025-63-e-2025-784-k-fa43eb2e28eb