İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/388 E. 2025/462 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/388
- Karar No
- 2025/462
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/388 Esas KARAR NO : 2025/462 DAVA : Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 13/09/2021 KARAR TARİHİ : 09/05/2025 KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 09/05/2025 Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; İstanbul ili, ... ilçesi .... Mahallesi ... Sok. .... 13-14 Sitesi No:2 (Tapu Kaydı: İstanbul İli, ... İlçesi, ... Mahallesi ... ada ... parsel) de müvekkiline ait yapı bulunmakta ve yapının yapılış yılı 1997 olduğunu, Yapı, yapıldığı yıl dikkate alındığında tamamen zemine oturmuş durumda olup 28.09.2019 tarihinde meydana gelen depreme kadar herhangi bir hasar vs olmadığını, 28.09.2019 tarihinde Silivri açıklarında büyüklüğü Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü (KRDAE) tarafından 5.7 olarak hesaplanan bir deprem meydana geldiğini, Müvekkilinin depremden hemen sonra yapıya gittiğinde yapının tabanında deprem çatlağı olduğu, zeminden dolayı kapıların açılıp-kapanmadığı, kolonlarda derin çatlakların olduğunu görmüş olduğunu, Silivri Sulh Hukuk Mahkemesi ... D.İş dosyası ile uzman heyet tarafından keşif yapılmış ve bilirkişi raporuna göre yapının zemininde çatlama, duvarlarda patlamaların olduğu, demir donatının açığa çıktığı bununda taşıyıcı özelliğini yitirmesine sebep olacağını, meydana gelen hasarın deprem kaynaklı olduğunu belirtilmiş olduğunu, yapı için uzun yıllardır depreme ve diğer durumlara karşı sigorta yapılmakta olduğunu, ilgili yapı için DASK' a 15.08.2019 başlangıç tarihli ... poliçe numaralı sigorta yapılmış ve sigorta bedeli 121.040,00.-TL olarak belirlenmiş olduğunu, yine müvekkili DASK'ın yanında diğer davalı .. Sigorta şirketine 01.09.2019 başlangıç tarihli .... poliçe numarası ile sigorta yapılmış, .... Sigorta Poliçesinde deprem için sigorta bedeli 142.960,00.-TL enflasyonlu bedel belirlenmiş olduğunu, müvekkiline ait yapı depremden kaynaklı hasar nedeniyle ağır hasar görmüş olup en ufak sarsıntıda yıkılacak durumda olduğunu, kolonlardaki ve duvardaki derin çatlaklar, yapı zemininde yarılmalar bunun göstergesi olduğunu, yapının zemininde oynamalar olduğu için iç kapılar zemine çarptığından açılamamakta olduğunu, binanın yıkılıp yeniden yapılmasından başka seçenek bulunmadığını, hasarın karşılanması için sigorta şirketlerine müracaat edilmiş olduğunu, DASK tarafından müvekkile 7.726,70.-TL gönderilmiş olduğunu, müvekkilinin teminatı 121.040,00.-TL olduğu halde eksik ödeme göndererek sürecin kapatılmak istendiğini, kurumun gönderdiği rakamla günümüz şartlarında herhangi bir işin yapılması mümkün olmadığı gibi herhangi bir onarım da yapılamayacağını, bu sebeple müvekkilinin Sigorta Tahkim Komisyonuna başvurmuş ve Tahkim Komisyonu 01.01.2021 tarihli kararında DASK'ın gönderdiği bedelin yeterli olduğunu belirterek talebin reddine karar vermiş olduğunu, Tahkim Komisyonunun kararına karşı itiraz yoluna gidilmiş, İtiraz Hakem Heyeti tarafından 21.03.2021 tarihli kararında işin yargılamayı gerektirir nitelikte olmasından dolayı karar verilemeyeceği bu sebeple de hakem heyeti kararını kaldırdığına dair karar vermiş olduğunu, yapı ağır hasarlı olduğundan yıkılıp yeniden yapılması gerekmekte olduğunu, Dask bu hasardan dolayı sigorta bedelinin tümünden sorumlu, ... şirketi de, Daskın sigorta bedelinden fazla olan hasar tutarına, sigorta bedeli kadar sorumluluğu bulunmakta olduğunu belirterek açıklanan nedenlerden dolayı; Fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak şartıyla şimdilik 1.000 TL nin hasarın meydana geldiği tarihten itibaren işleyecek yasal faizle birlikte DASK'tan ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak şartıyla şimdilik 1.000,00.-TL nin hasarın meydana geldiği tarihten itibaren işleyecek yasal faizle birlikte ... Sigorta A.Ş.'den alınıp müvekkile verilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ...Sigorta vekilin cevap dilekçesinden özetle; Davacının deprem sonucunda konutunda meydana gelen hasarın tespiti amacıyla davalı müvekkili kuruma yapılan başvuru sonucunda ... adına düzenlenmiş ... No'lu DASK Poliçelerine istinaden hasar dosyası oluşturularak davacının konutundaki hasarın miktar ve niteliğini tespit etmek amacıyla konusunda uzman bağımsız eksper atandığını, atanan eksper davacının konutunda hasar için gerekli tespit ve incelemeleri yaptıktan sonra Ekspertiz raporu düzenlendiği, gelen eksper raporuna göre deprem sebebiyle kısmi hasar tespit edildiği, tespit edilen hasar tutarından muafiyet düşülerek sigortalıya 7.726,70-TL ödendiği, müvekkili kurumun, davacı sigortalının hasar talebini, eksper raporlarının tesbitlerine göre değerlendirildiği, binada meydana gelen hasarın deprem sebebiyle meydana gelip gelmediğinin nasıl ve kimlerce yapılacağı ise yasal düzenlemelerle açıkça belirlendiği, meydana gelen depremde taşıyıcı kolonları hasarlanmamış ve rizikodan önceki haline onarımla getirilmesi mümkün olduğu teknik açıdan belirlenmiş hasarların bulunduğu bir binada, binanın yapısal durumu da dikkate alınarak yeni mevzuat gereği afet dönüşüm kapsamına alınarak verilmiş yıkım kararı sonucu oluşan zarar ile deprem sonucu doğrudan meydana gelen hasarlar arasında nedensellik ilişkisi olmadığı, binanın yapısal sorunları ve mevcut yönetmeliklere uymaması nedeni ile yıkılıp yapılması yasal olarak iyileştirme olup Zorunlu Deprem Sigortası kapsamında olmadığı, Zorunlu deprem sigortası poliçeleri sigortalıların beyanlarına göre oluşturulduğu, poliçedeki teminat miktarı DASK'ın sorumluluğunun üst sınırını teşkil etmekte ve zararın meydana geldiği tarihteki serbest piyasa rayiç birim fiyatlarına göre hasar bedelinin (davacıya ait konutun yeniden yapım maliyetinin) belirlenmesi gerekmekte olduğu, sigorta poliçesindeki deprem rizikosunun amacı deprem nedeniyle meydana gelen hasarın yani riziko nedeniyle oluşan gerçek zararın giderilmesi olup, rizikonun yapının yapım eksikliğinden mi yoksa depremden mi meydana gelip gelmediği, zararın Zorunlu Deprem Sigortası kapsamında bulunup bulunmadığının tesbiti gerektiği, müvekkili Kurumun, 18.05.2012 tarih ve 28296 sayılı Resmi Gazete de yayımlanan 6305 sayılı Afet Sigortaları Kanunu’nun 3. ve devamı maddeleri uyarınca kamu tüzel kişiliğini haiz olup, müvekkili Kurumun ve gelirlerinin her türlü vergi, resim ve harçtan muaf olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir. Davalı ... SİGORTA ANONİM ŞİRKETİ vekilin cevap dilekçesinden özetle; Davacı yan her ne kadar oluştuğunu iddia ettiği hasarın 28.09.2019 tarihli deprem kaynaklı olduğunu belirtse de yapının yapılış tarihinin 1997 yılı olduğu da gözetilerek yapının bulunduğu konumda 1997 yılından 2019 yılına kadar ağır hasar kaydı yaratacak birçok olay yaşanmış olduğunu, Müvekkili şirketin ... numaralı ... Sigorta Poliçesi bakımından sorumluluğu yalnızca vade tarihi olan 31/12/2018-2019 tarihlerini kapsayan olaylar bakımından geçerli olduğunu, işbu sebeple öncelikle iddia edilen hasarın hangi tarihte gerçekleştiğinin tespiti amacıyla bilirkişi incelemesi yapılmasını talep ettiklerini, 28.09.2019 tarihli deprem kayıtlarının Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü'nden celbini talep ettiklerini, nitekim işbu tarihte meydana gelen depremin davacı yan tarafından iddia edilen nitelikte bir hasar meydana getirip getirmeyeceğinin ve işbu hasarın yalnızca ilgili deprem neticesinde olup olmayacağının tespiti gerektiğini, izah edilen nedenler ve Sayın Mahkemece resen tespit edilecek sebeplerle; görevsizlik nedeniyle davanın reddine, zamanaşımı nedeniyle davanın reddine, husumet itirazları gözetilerek davanın reddine, Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü'nden 28.09.2021 tarihli deprem kayıtlarının celbine, aksi kanatte olunması halinde dosyanın bilirkişiye tevdine, herhalde davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER : Silivri Sulh Hukuk Mahkemesinin ... D.İş dosyası, .... Sigorta Şirketinde bulunan poliçenin ve hasar dosyası, Silivri Belediye Başkanlığı, Silivri Tapu Müdürlüğü, Sigorta Tahkim Komisyonu hakem heyet kararı ve itiraz üzerine verilen karar, Kandilli Rasathanesi yazı cevabı, bilirkişi incelemesi, tüm dosya kapsamında toplanan deliller. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Dava, 28/09/2019 tarihli deprem nedeniyle oluşan hasar bedelinin tazmini istemine ilişkindir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 6335 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesinde ticari davalar tanımlanmıştır. Buna göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile maddenin devamı fıkralarında belirtilen davalar ticari dava olarak nitelendirilmiştir. Yine aynı Kanunu'un 5/3. maddesinde “Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır” hükmüne yer verilmiştir. Anılan yasal düzenlemeler karşısında, Asliye Ticaret Mahkemelerinin özel mahkeme niteliğinde bulunduğu, bu niteliği gereği görev alanının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre belirleneceği ve genel mahkemeler ile arasındaki ilişkinin önceki kanunun aksine görev ilişkisi olduğu açıktır. Asliye Ticaret Mahkemelerinin çekişmeli yargıdaki görev alanının TTK’nda ve diğer özel kanunlarda ticari dava olduğu belirtilen davalarla sınırlı olduğu kuşkusuzdur. Öte yandan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6335 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesinde ticari davaların; mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olarak iki gruba ayrıldığı anlaşılmaktadır. Mutlak ticari davalar, tarafların sıfatına veya bir ticari işletme ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın kanun gereği ticari sayılan davalar olup TTK’nun 4/1. maddesinin b, c, d, e, f fıkralarında ve özel kanunlarda düzenlenmiştir. Nispi ticari davalar ise, tarafların tacir sıfatını haiz olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili uyuşmazlıklardan doğan davalardır. Bir başka ifade ile, bu davalar ya bir ticari işletmeyi ilgilendirmeli ya da iki taraf için de ticari sayılan hususlardan doğmaları halinde ticari dava olarak nitelendirilebilirler. Gerek mutlak ve gerekse nispi ticari davaların Asliye Ticaret Mahkemelerinde görüleceği açıktır. (Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E. 2018/2531 K. 2018/11280 T. 19.06.2018) Mahkememizden verilen 02/12/2024 tarih ve .... Esas ... karar sayılı kararı İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi'nin 16/04/2025 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı ilamıyla davalı Doğal Afet Sigortaları Kurumu Başkanlığı yönünden davasının tefrik edilerek Tüketici Mahkemesine görevsizlik kararı verilmesini, gerektiğine karar verilmiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi'nin 16/04/2025 tarih ve ... Esas .... Karar sayılı ilamında; "Somut davada, davacı gerçek kişi tüketici konumunda olduğu ve davacı tüketicinin konutuna yönelik uyuşmazlık konusu her iki sigorta poliçesinin de tüketici işlemi olduğu sigorta poliçeri ve dava tarihi itibariyle 6502 sayılı kanunun yürürlükte olduğu döneme ilişkin uyuşmazlıkta yargılamanın Tüketici Mahkemesinde görülmesi gerektiği sabit olup Asliye Ticaret Mahkemesince davanın görülerek neticelendirilmesi hatalıdır. Bu durumda davacının davalı DASK hakkındaki davasında verilen hükmün görev yönünden kaldırılması davalı ... Sigorta A.Ş. hakkındaki davasında verilen hükmün ise kesin nitelikte olması nedeniyle görev hususunun bu davalı yönünden değerlendirilemeyeceği anlaşılmıştır. Bu kapsamda İlk Derece Mahkemesince karşılıklığa sebebiyet vermemek için davalı DASK hakkındaki davasının tefrik edilerek Tüketici Mahkemesine görevsizlik kararı verilmesi gerekmektedir. Açıklanan sebeplerle; davacı vekilinin davalı ... Sigorta A.Ş. yönünden istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 352/1.b maddesi uyarınca reddine, davacı vekilinin davalı DASK yönünden istinaf başvurusunun ise mahkemenin görevli olmamasına rağmen davaya bakmış bulunması nedeniyle, davacı tarafın istinaf başvurusunun kabulü ile 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin (3) numaralı alt bendi uyarınca esası incelemeden kararın kaldırılmasına, sair istinaf sebeplerinin bu aşamada değerlendirilmesine yer olmadığına ve dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar vermek gerekmiştir." gerekçesi ile karar verilmiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi ... Esas, ... Karar 18/11/2024 tarihli ilamı ile " ilk derece mahkemesince tarafların tacir olduğu ve davanın nisbi ticari dava olduğu gerekçesi ile davalı tarafın görev itirazı reddedilmiş ise de, davacının gerçek kişi olduğu, davaya konu davacının maliki olduğu, davalı sigorta şirketin genişletilmiş kasko poliçe ile sigortalı aracın ruhsat kaydında kullanım amacının "Yük Nakli-Hususi" olarak belirtildiği, taraflar arasında düzenlenen kasko poliçesinin davacının, yetkilisi olduğu şirket adına değil bizzat gerçek kişi olarak davacı adına düzenlendiği gibi davaya konu poliçede, aracın ticari amaçla kullanıldığı konusunda herhangi bir belirleme de bulunmadığı, bu durumda, davacının tüketici olduğu, davalı sigorta şirketi ile aralarında aktedilen sigorta sözleşmesinin de bir tüketici işlemi olduğu, dolayısıyla eldeki davaya bakma görevinin Tüketici Mahkemesine ait olduğu gözetilerek davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken işin esasına girilerek yazılı biçimde karar verilmiş olması isabetsiz olduğunu" bildirmiştir. İncelenen tüm dosya kapsamına, tarafların iddia ve savunmaları ve istinaf ilamı içeriğine göre; davacı gerçek kişinin tüketici olduğu, davalı sigorta şirketi ile aralarında aktedilen sigorta sözleşmesinin de bir tüketici işlemi olduğu anlaşılmakla istinaf ilamı doğrultusunda yargılamanın Tüketici Mahkemesince görülmesi gerektiğinden mahkememizin görevsizliğine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının açtığı davada,mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; açılan davanın, HMK'nun 115/2.maddesi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE,mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 2-Görevli Mahkemenin Bakırköy Tüketici Mahkemesi OLDUĞUNA, 3-HMK 20. Maddesi gereğince süresi içerisinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde iki hafta içinde mahkememize müracaat ile dosyanın görevli mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, başvurulmaması halinde davanın açılmamış sayılmasına, 4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK' nun 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARATINA, 5-Harç ve masrafların görevli mahkemede nazara ALINMASINA, Dair, 6100 sayılı HMK'nun 342 ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren 2 haftalık süre içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile ilgili İstinaf Dairesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar tarafların yokluğunda açıkça okunup, usulen anlatıldı. 09/05/2025 Katip Hakim