İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/77 E. 2024/105 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/77
- Karar No
- 2024/105
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/77 Esas KARAR NO : 2024/105 DAVA : İtirazın İptali (Ticari İş Tellallığı Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 25/03/2022 KARAR TARİHİ : 26/01/2024 KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 26/01/2024 Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; 29/05/2019 tarihinde taraflar arasında Uluslararası Emlak atış Sözleşmesi imzalandığı, bu sözleşmede komisyonun dairenin peşin satış fiyatı üzerinden dış pazar satışlarında %10 + KDV, iç pazar satışlarında %2 + KDV şeklinde belirtildiğini, müvekkilinin bu anlaşma doğrultusunda reklam çalışması yaptığını, tercüman bulduğunu, müşterilerin otel, yemek ve ülke tanıtımı masraflarını karşıladığını, müvekkilinin temeli atılmamış inşaat projesine 2 adet alıcı bulduğunu ve bu kişilerle satış sözleşmesi yaptığını, sözleşme içeriğinde ayrıca alıcılar tarafından %30 peşinat yatırıldığında komisyonun tamamı ödenir maddesi olduğunu, müvekkilinin davalı şirkete komisyon alacağının vadesinin gelip gelmediği sorduğunu, davalı şirketin de şifahen alıcıların borçlarını ödemekte geciktiğini, bu yüzden müvekkilinin komisyon alacağının muaccel olmadığını söylediklerini, müvekkilinin alıcılar ile görüştüğünü, alıcıların borcun tamamen ödendiğini sadece faiz alacağı kaldığını söylediğini, bunun üzerine müvekkilinin 03/09/2021 tarihinde davalıya 2 adet fatura düzenleyip gönderdiğini, davalının söz konusu faturaları Beyoğlu .... Noterliği'nin 09/09/2021 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile iade ettiğini, daha sonra borcun bir kısmını ödemeyi kabul ettiklerini ancak 92.205,90-TL eksik ödeme yaptığını, bunun üzerine müvekkilinin Küçükçekmece .... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyası ile takip başlattığını, davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini, müvekkilinin alacağı paranın enflasyon sebebiyle değerini kaybetmesi ve faiz alamaması sebebiyle fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 37.589,52-TL zarara uğradığını, bu sebeplerle davanın kabulü ile davalının icra dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin devamını, davalının %20'den az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın haksız ve kötü niyetli olarak icra takibi başlatıldığını, alacak iddiasının muaccel hale gelmediğini, müvekkili şirketin davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını, haliyle belirtilen nedenlerle davacının alacağının likit ve kesin olmadığını, bu bağlamda, belirli olmayan bir alacakla ilgili yapılan itiraz hakkında da müvekkili şirket aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceğini, iş bu nedenlerle davacının müvekkili şirket aleyhine haksız ve kötü niyetli icra inkar tazminatı taleplerinin de reddine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. DELİLLER, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, icra takibine vâki itirazın iptali talebine ilişkindir. Dosyanın Küçükçekmece .... Asliye Hukuk Mahkemesinin 18/10/2023 tarih ... esas ... karar sayılı ilamı ile görevsizlik kararı üzerine mahkememizin yukarıda yazılı esas sayılı sırasına kayıt olduğu anlaşılmıştır. Mahkemelerin görevine ilişkin kurallar kamu düzeninden olması nedeniyle dava şartları arasında sayılmıştır. Uyuşmazlığın esasına geçmeden önce davaya bakmaya görevli mahkemenin belirlenmesi yönünden değerlendirme yapılması gerekmektedir. Taraflar arasında simsarlık sözleşmesinin imzalandığı dava dilekçesi anlatımı ve eklenen delillerden anlaşılmaktadır. Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 2. maddesi gereğince kapsamını her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları oluşturmaktadır. Kanun’un “Tanımlar” başlıklı 3. maddesinin (k) bendinde Tüketici “ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi”, (l) bendinde ise Tüketici İşlemi “Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi” ifade eder şeklinde tanımlanmıştır. Yasa koyucu, bu hükümle, tüketicinin taraf olduğu sigorta sözleşmelerini tüketici işlemi olarak kabul etmiştir. Aynı Kanun’un 73. maddesinde, bu Kanun'dan kaynaklanan uyuşmazlıkların tüketici mahkemesinin görevine girdiği düzenlenmiş, 83. maddesinde ise, taraflardan birinin tüketici olduğu işlemler ile ilgili diğer Kanun'larda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği belirtilmiştir. Her ne kadar, davalı vekili tarafından davanın ticari dava olarak görülmesi gerektiği ve dosyanın ticari dava şartı olarak arabuluculuk dava şartının noksan olduğu savunmalarında bulunulmuş ve Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından, davacı tarafın işletme hesabına göre defter tuttuğu ve ikinci sınıf tacir olduğu tespitleriyle davanın nispi ticari dava olarak nitelendirilmiş ve bu doğrultuda da görevsizlik kararı verilmiş ise de, davacı yönüyle tacir araştırması kapsamında mahkemece yazılan müzekkere cevapları incelendiğinde, davacının gerçek kişi tacir kaydının bulunmadığı, işletme hesabına göre defter tutarak tacir vasfına haiz olmadığı, burada aynı zamanda davacının belirli gelir sınırlarını aşması gerektiği, bu doğrultuda mahkememizce davacının, 2020-2021-2022-2023 yılları vergi beyannameleri incelendiğinde alış, satış tutarları gayrisafi iş hasılatı Vergi Usul Kanunu madde 177 de belirtilen sınırları aşmadığı, yasal sınırların altında olduğu ve bu sebeple tacir sıfatının bulunmadığı, (Adana Bam 6.HD 2021/406 esas, 2021/438 karar), bu sebeple eldeki davanın nispi ticari dava olarak nitelendirilemeyeceği, dava konusunun, taraflar arasında imzalanan simsarlık sözleşmesi kapsamında oluşan alacak davası olduğu, konu itibariyle de davanın mutlak ticari dava olarak TTK md. 4 kapsamında sayılmadığı, yine davacının davalı ile olan hukuki ilişkisinin simsarlık ilişkisi olduğu ve ancak simsarlığı meslek edindiğine dair bir emarenin dosyada bulunmadığı, bu haliyle davacının tüketici sıfatına haiz olduğu hususları sabit görülerek, ASHM' nin görevsizlik kararına karşı mahkememize tevzii edilen işbu dosyaya, usul ekonomisi gereği ve emsal YHGK 2017/15-2141 esas, 2019/442 karar sayılı ilamı doğrultusunda tensiben görevsizlik kararı vermek gerekmiş ve dosyanın görevli Bakırköy Tüketici Mahkemesine gönderilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının açtığı davada,mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; açılan davanın, HMK'nun 115/2.maddesi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE,mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 2-Görevli Mahkemenin Bakırköy Tüketici Mahkemesi Mahkemesi OLDUĞUNA, 3-HMK 20. Maddesi gereğince süresi içerisinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde iki hafta içinde mahkememize müracaat ile dosyanın görevli mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, başvurulmaması halinde davanın açılmamış sayılmasına, 4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK' nun 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARATINA, 5-Harç ve masrafların görevli mahkemede nazara ALINMASINA, Dair, 6100 sayılı HMK'nun 342 ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren 2 haftalık süre içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile ilgili İstinaf Dairesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde verilen karar dosya üzerinden açıkça okunup,usulen anlatıldı. 26/01/2024 Katip ... ¸ Hakim ... ¸