İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi

Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/1258 E. 2024/992 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/1258
Karar No
2024/992
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/1258 Esas KARAR NO : 2024/992 Bakırköy .... İcra Dairesi : .... DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 28/12/2023 KARAR TARİHİ : 14/10/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 17/10/2024 Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında ticari ilişki olduğunu ve müvekkilinin faturalara konu malı teslim aldığını, söz konusu mallar için 3 adet fatura kesildiğini ancak üzerine düşen ödeme edimini ifa etmeyen davalı hakkında Bakırköy .... İcra Müdürlüğü’ nün ... Esas sayılı dosyası kapsamında takip yapıldığını tebliğ edilen ödeme emrine itiraz edildiğini, itiraz üzerine takibin durduğunu, arabuluculuk sürecinin anlaşamama olarak sonuçlandığını belirterek; itirazın iptali ile takibin devamını, takibe itiraz eden davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yan üzerinde bırakılmasını talep ve dava etmiştir. Davalının cevap dilekçesi sunmadığı görüldü. DELİLLER : Bakırköy .... İcra Dairesi ’nün ... esas sayılı dosyası, faturalar, ticari defterler ve belgeler, muavin defter kayıtları, bilirkişi incelemesi, tüm dosya kapsamında toplanan deliller. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Dava, davacı tarafça başlatılan Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı icra takibine vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talebine ilişkindir. Davalı vekili icra dosyasına yapmış olduğu itirazında; müvekkilleri şirketin alacaklı görünen tarafa herhangi bir borcunun olmadığını, bu nedenle takibe, borca, ödeme emrine, işlemiş ve işleyecek faize, faiz oranına ve tüm ferilerine itiraz ettiklerini beyan etmiştir. Bakırköy .... İcra Dairesi’nin ... esas sayılı takip dosyası incelendiğinde; davacı şirketin davalı aleyhinde dayanak 87.390,80- TL, 34.933,90-TL, 38.115,18-TL bedelli faturalar ve 29.607,25-TL, 11.421,95-TL, 11.512,87-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 212.982,22-TL alacağın tahsili için faturaya dayalı olarak ilamsız icra takibine geçildiği, borçluya ödeme emrinin tebliği üzerine borçlunun süresinde, borca itiraz ederek takibin durmasına sebebiyet verdiği, İcra Müdürlüğü'nce takibin durdurulmasına karar verildiği, davanın yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır. Bilirkişi .... 27/06/2024 tarihli raporunda; "Davacı tarafından ibraz edilen yasal defterlerin sahibi lehine delil olma özelliğine haiz olduğu, davalı adına 3 adet fatura keşide edildiği, takip tarihi olan 24.03.2024 tarihinde davacı yan defterlerine göre davalının davacıya 160.439,88.-TL borçlu olduğu, davalı tarafından hiçbir fatura için herhangi bir ödeme yapılmadığı ve kapanış kaydında davalının halen bu bedel kadar borçlu olduğu, davalı tarafından defter ve belge ibraz edilmediği, davalının, 2. Sınıf tacir olduğu ve esnaf sınırını aşmadığı, bu sebeple gerek B formu verme yükümlülüğü olmadığı ve gerekse de ödeme ve cari hesap gibi kayıtların defterlerinde yer alma zorunluluğu olmadığı, davalı adına keşide edilen faturalar içeriğinin davalının iş kolu ile uygun olduğu, davacı tarafından düzenlenen faturaların açık faturalar olduğu yani bedelinin satış sırasında tahsil edilmediği, ancak faturaların üzerinde teslim alındığına ilişkin isim, imza, kaşe bilgisinin olmadığı, davacı yanca 15.11.2019 ve 06.08.2019 tarihli faturaların .... aracılığı ile davalıya iletildiğine ilişkin ekran görüntüleri paylaşıldığı ancak iletişim bilgisinin davalı işletmeye ait olup olmadığının tespitinin tarafımca mümkün olmadığı, Sayın Mahkeme tarafından davacının iddiasında haklı görülmesi halinde davalıya tebliğ edilen 15.11.2019 ve 06.08.2019 tarihli fatura bedelleri kadar (73.049,08.-TL) alacaklı olabileceği, davacının takip talebinde davalıdan faiz talebinde bulunduğu ve fakat davalı temerrüde düşürülmediğinden faiz talep edemeyeceği, yönünde oluşan görüş ve kanaatimi içerir iş bu raporumu hukuki değerlendirme ve takdir sadece Yüksek Mahkeme’nize ait olmak üzere, saygılarımla arz ederim." yönünde görüş ve kanaat bildirilmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 6335 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesinde ticari davalar tanımlanmıştır. Buna göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile maddenin devamı fıkralarında belirtilen davalar ticari dava olarak nitelendirilmiştir. Yine aynı Kanunu'un 5/3. maddesinde “Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır” hükmüne yer verilmiştir. Anılan yasal düzenlemeler karşısında, Asliye Ticaret Mahkemelerinin özel mahkeme niteliğinde bulunduğu, bu niteliği gereği görev alanının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre belirleneceği ve genel mahkemeler ile arasındaki ilişkinin önceki kanunun aksine görev ilişkisi olduğu açıktır. Asliye Ticaret Mahkemelerinin çekişmeli yargıdaki görev alanının TTK’nda ve diğer özel kanunlarda ticari dava olduğu belirtilen davalarla sınırlı olduğu kuşkusuzdur. Öte yandan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6335 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesinde ticari davaların; mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olarak iki gruba ayrıldığı anlaşılmaktadır. Mutlak ticari davalar, tarafların sıfatına veya bir ticari işletme ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın kanun gereği ticari sayılan davalar olup TTK’nun 4/1. maddesinin b, c, d, e, f fıkralarında ve özel kanunlarda düzenlenmiştir. Nispi ticari davalar ise, tarafların tacir sıfatını haiz olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili uyuşmazlıklardan doğan davalardır. Bir başka ifade ile, bu davalar ya bir ticari işletmeyi ilgilendirmeli ya da iki taraf için de ticari sayılan hususlardan doğmaları halinde ticari dava olarak nitelendirilebilirler. Gerek mutlak ve gerekse nispi ticari davaların Asliye Ticaret Mahkemelerinde görüleceği açıktır. (Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E. 2018/2531 K. 2018/11280 T. 19.06.2018) Tarafların tacir araştırması için yazılan müzekkere cevabında davalının fatura tarihinde işletme hesabı esasına göre defter tuttuğu, esnaf sınırını aşmadığı, incelenen beyannamelerde de sözleşmenin yapıldığı tarihlerde davalının VUK 177.maddesinde belirtilen sınırı aşmadığının bildirildiği görülmüştür. 6102 sayılı yeni TTK 11.maddesine göre ticari işletme tanımı yapılmış olup, ticari işletme ile esnaf arasındaki sınır Bakanlar Kurulunca çıkartılacak kararnamede gösterilir hükümleri bulunduğundan, 21/07/2007 tarih 26589 sayılı resmi gazetede yayınlanan 2007/12362 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile esnaf, sanatkar ve tacir sanayici ayrımı belirlenmiştir. Bu belirlemeye göre VUK 177.maddesinde belirtilen hadlerden 1. ve 3. bendindeki konularda faaliyette bulunanların yarısını, 2.bendindeki faaliyetlerde bulunanların tamamı dikkate alınarak bu rakamları aşanlar Tacir olarak kabul edilmiştir. Davacının bildirmiş olduğu gayrisafi hasılatı vergi beyannamesine göre esnaf olarak kabulü gerekmektedir. Nitekim, benzer mahiyetteki dosyalarda verilen görevsizlik kararlarının istinaf ve temyizi üzerine Bölge Adliye Mahkemeleri Ve Yargıtay kararlarında ikinci sınıf tüccar olduğu bildirilen kişi hakkında işletme defteri tutması nedeniyle değerlendirmenin gelir gider tablosuna göre belirleneceği içtihat olunmuştur. Örnek olarak belirtmek gerekirse Yargıtay .... Hukuk Dairesi'nin ... esas, ... karar sayılı ilamında, Antalya .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin kararında davalının ikinci sınıf tüccar olduğu bildirilmekle her iki tarafında tacir olduğu belirtilerek ticaret mahkemesinin görevli olduğuna ilişkin verilen kararı "her ne kadar davacı tacir ise de, davalının gerçek kişi olduğu ve tacir olmadığı" belirtilerek asliye hukuk mahkemesini yargı yeri olarak belirlemiştir. Yine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi'nin ... esas, ... karar sayılı ilamında İzmir .. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin "....Mahkememiz davalısının dosyaya kazandırılan müzekkere cevaplarına göre ticaret sicil nezdinde tacir kaydının olmadığı, vergi dairesinden gelen yazı cevabına göre ise işletme defteri tutmasına rağmen 2021 yılı gelir ve gider tablosuna göre belirlenen sınırın üzerinde gelir elde etmediği anlaşıldığından davalının iş bu uyuşmazlık yönünden tacir olmadığı kanaatine varılarak Asliye Hukuk mahkemesinin görevli olduğundan" bahisle vermiş olduğu görevsizlik kararını davalının vergi dairesi cevabında işletme defterine göre kayıtlarını tutup, ikinci sınıf tüccar olduğu açıklamasına göre davalının işletme defteri tutup, gelir gider tablosuna göre belirlenen sınırın üstünde gelir elde etmediği belirlenerek yapılan tacir araştırmasına istinaden verilen görevsizlik kararının usul ve yasaya uygun nitelikte olduğunu belirterek istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Bir başka emsal dosyada Ankara Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi'nin ...esas, ... karar sayılı ilamında, Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi'nin "...Ankara Ticaret Sicil Memurluğu ve Yenimahalle Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün cevabi yazılarında davacının ticaret sicilinde kaydının bulunmadığı, 2017, 2018, 2019 ve 2020 dönemlerinde ikinci sınıf tüccar sıfatıyla işletme hesabı esasına göre defter tuttuğunun bildirildiği görülmüştür. Buna göre davacının işletme hesabı esasına tabi vergi mükellefi olan esnaf olduğu, bir başka deyişle tacir olmadığı anlaşılmaktadır." gerekçesiyle vermiş olduğu görevsizlik kararının istinafı üzerine yapılan yargılamada "kimlerin tacir sayıldığı konusunda 6102 sayılı TTK'nun 11. ve devamı maddesi hükümlerine göre değerlendirme yapılmalıdır. Buna göre ve mahkemece de yapılan araştırma sonucunda davacının işletme hesabı esasına tabi vergi mükellefi olup, esnaf niteliğine haiz olduğu ve tacir olmadığı anlaşılmaktadır." denilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bir başka emsal dosyada İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi'nin ... esas, ... karar sayılı ilamında, "davalının gerçek kişi tacir kaydı bulunup bulunmadığının ilgili sicil müdürlüğünden, hangi esasa göre defter tuttuğunun, birinci sınıf tacir olup olmadığının ve fatura tarihi itibariyle faaliyetinin esnaf sınırını aşıp aşmadığının bağlı bulunduğu vergi dairesinden sorularak, davalının tacir olup olmadığının tespiti, buna göre görevli mahkemelerin ticaret mahkemeleri mi, asliye hukuk mahkemeleri mi olduğunun değerlendirilmesi gerekirken gerekirken, mahkemenin kamu düzenine ilişkin ve dava şartı olan görev hususunda araştırma ve değerlendirme yapmaksızın esasa girmesi yerinde olmamış, HMK'nun 355 maddesi uyarınca bu noksanlık re'sen nazara alınmıştır. " denilmiştir. Somut uyuşmazlık yönünden de yapılan araştırmada, davalının esnaf sınırını aşmadığı, işletme hesabına göre defter tuttuğu, dolayısıyla davalının tacir olmadığı anlaşıldığından, davada görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi olup, mahkememizin görevsizliğine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının açtığı davada,mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; açılan davanın, HMK'nun 115/2.maddesi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE,mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 2-Görevli Mahkemenin Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi OLDUĞUNA, 3-HMK 20. Maddesi gereğince süresi içerisinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde iki hafta içinde mahkememize müracaat ile dosyanın görevli mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, başvurulmaması halinde davanın açılmamış sayılmasına, 4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK' nun 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARATINA, 5-Harç ve masrafların görevli mahkemede nazara ALINMASINA, Dair, 6100 sayılı HMK'nun 342 ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren 2 haftalık süre içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile ilgili İstinaf Dairesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar davacı vekilinin ve davalı asilin yüzüne karşı açıkça okunup, usulen anlatıldı. 14/10/2024 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/1258, K. 2024/992, T. 14.10.2024, www.arakarar.com/karar/bakirkoy-7-asliye-ticaret-mahkemesi-2023-1258-e-2024-992-k-0f12efe69169