İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi

Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/989 E. 2024/119 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2022/989
Karar No
2024/119
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2022/989 Esas KARAR NO : 2024/119 DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 04/11/2022 KARAR TARİHİ : 30/01/2024 KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 01/02/2024 Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dilekçesinde özetle; Davalı şirketin müvekkili şirket ile akdedilen sözleşme kapsamında yer alan hiçbir edimini yerine getirmediğinden müvekkili şirketin davalıya herhangi bir borcu olmamakla birlikte sözleşmeden doğan haklarına kavuşamadığı gibi bahsi geçen müvekkili şirket ve yetkilisi tarafından cirolanan; ... Beylikdüzü Şubesi, ... numaralı çek hesabına ait, ... Seri Numaralı, ... emrine düzenlenen 25.11.2022 Keşide Tarihli, 100.000-TL bedelli, ... Şubesi, ... numaralı çek hesabına ait,... Seri Numaralı, ... emrine düzenlenen, 20.02.2023 Keşide Tarihli, 250.000-TL bedelli, çekler adeta davalı tarafından gasp edildiğini, müvekkili şirketin çeklerin takasa konu edilip edilmediğini dahi bilmemekte olduğunu, müvekkili şirkete teslim edilmeyen çeklerin piyasada ticari itibari yüksek olan firmalar tarafından keşide edilmiş olduğundan, müvekkili şirketin cirosu da bulunduğundan ve çeklerin vadeleri henüz gelmediğinden çek vadeleri geldiğinde çeklerin karşılığının bankadan tahsil edilerek davalı ya da çeki elinde bulunduran 3. Kişilerin sebepsiz zenginleşmesine sebebiyet vereceği açık olduğunu, müvekkilinin olmayan bir borcuna karşılık tahsil edilmesinin ivedilikle engellenmesi için telafisi imkansız nitelikte mağdur edilmesinin önüne geçilmesi adına öncelikle ihtiyati tedbir kararı ile çeklere ödeme yasağı koyulmasını, müvekkili şirketin borçlu olmadığının tespiti ile birlikte çeklerin müvekkili şirkete aynen iadesine davalı tarafından çeklerin iade edilmemesi veya 3. Kişilerin elinde olması halinde ise bahsi geçen çeklerin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı usulüne uygun meşruhatlı davatiyeye rağmen davaya cevap vermemiş, duruşmalara katılmamıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Dava, Davacının, davalı ile akdettikleri sözleşme kapsamında davalıya verdiği ... ve ... seri numaralı çekler karşılığı davalının sözleşmedeki edimlerini yerine getirip getirmediğinin, çeklerdeki ödeme karşılığı hizmeti davacıya verip vermediğinin tespiti ile davacının iş bu çeklerden dolayı davalıya borçlu olup olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır. Taraflar tacir olup delil olarak ticari defterlere dayanıldığından TTK'nun 83 ilâ 85 ve HMK'nun 222. maddeleri uyarınca tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde konusunda uzman bilirkişi marifetiyle bilirkişi incelemesi yapılmıştır. Bilirkişi 25/07/2023 havale tarihli raporunda; Davacı....gıda San Ve Tic Ltd Şti ve Davacı ...'ın Dava konusu; ... şubesi ,... nolu ,250.000,00 TL ... şubesi ,... nolu ,100.000,00 TL lik çeklerde, Üst HAMİL OLARAK görünen, Dava dışı ... ile resmi bir ticari ilişkisi olmadığını, ... olarak görünen Davalı ... San Ve Tic. Ltd Şti ile dosya münderecatın göre ticari ilişkişi olup olmadığı hususunda net bir değerlendirme yapılamadığını bildirmiştir. Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle, alacağın dayanağını teşkil eden kambiyo senedinin hukuksal niteliğini irdelemiştir. Bütün mücerret alacaklarda olduğu gibi kambiyo senedi alacağı da kural olarak, uygun bir asıl borç ilişkisine dayanır. Bir kambiyo senedi düzenleyip veren ve bu senedi alan herkes, bütün hukuki işlemlerin yapılmasına temel teşkil eden bir ‘gayeye’ ulaşmak istemektedir. İşte bu gaye, bir kambiyo senedinde mündemiç hakkın doğumu ve devri açısından hukuki sebebi teşkil eder. Kambiyo senedi düzenlenmesi dolayısıyla ortaya çıkan bu ilişki "kambiyo ilişkisi" olarak anılmaktadır. Kambiyo senedi vermek suretiyle borç altına giren borçlu "kambiyo taahhüdü"nde bulunmuş olur. Kambiyo ilişkisinin altında esas itibariyle bir asıl/temel borç ilişkisi vardır. Kambiyo senedinden kaynaklanan talebin geçerliliği, temel ilişkiden kaynaklanan temel talebin ve bununla ilgili olarak taraflar arasında varılmış amaca ilişkin mutabakatın geçerliliğinden tamamen bağımsızdır. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel talebe ise, bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır. Bu aşamada, menfi tespit konulu eldeki davada, ispat yükünün özellikleri üzerinde de durulmalıdır. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 72.maddesi gereğince, borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında, borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (4721 s.TMK m.6). İspat yüküne ilişkin bu genel kural menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da, tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf, o vakıayı ispat etmelidir. Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürebilir. Borçlu, borcun varlığını inkar ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir. Görülmektedir ki, menfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Kambiyo senetlerine dayalı davada ise ispat yükü davacı borçludadır. Borçlu bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukuki ilişkinin senette görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir. Aynı ilkeler, HGK’nun 17.12.2003 gün ve 2003/19-781 E., 2003/768 K. sayılı ilamında da benimsenmiştir. Yukarıda yapılan tüm açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde: Davacılar, kambiyo senedinden dolayı borçlu olmadığının tespitini istediğine göre, konunun hem kambiyo hem de ispat hukuku açısından ele alınıp, değerlendirilmesi gerekir. 6100 Sayılı HMK m. 201 gereğince; yazılı bir belgeye (senede) bağlanmış olan her çeşit iddiaya karşı defi olarak ileri sürülen hususların yazılı delillerle ispatlanması gerekir. Borçlu bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukuki ilişkinin senette görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2017/19-821 E. 2019/58 K.) Somut olayda; davacı, davaya konu ... Şubesi ... seri numaralı 25/11/2022 keşide tarihli 100.000,00 TL bedelli ve yine ... Şubesi ... seri numaralı 20/02/2023 keşide tarihli 250.000,00 TL bedelli çekleri taraflar arasında akdedilen sözleşmede davalı tarafa düşen edimlerin yerine getirilmesi için teminat amaçlı verildiğini ve ancak davalının sözleşme gereği edimlerini yerine getirmediği ve çekleri de iade etmediği iddiası ile işbu çeklerden dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitini talep etmektedir. 6100 Sayılı HMK m. 201 gereğince; yazılı bir belgeye (senede) bağlanmış olan her çeşit iddiaya karşı defi olarak ileri sürülen hususların yazılı delillerle ispatlanması gerekir. Yapılan yargılama sonunda, eldeki davada verilen çekin, davalı tarafından sözleşme kapsamında üstlenilen edimlerin yan yapılan işin karşılığı olarak verilmediği, yapılacak işlerin teminatı amaçlı verildiği yönündeki iddia ile ispat külfetinin davacı borçluda olduğu, senede karşı ileri sürülen her iddianın, HMK'nın 200. maddesine göre yazılı delille ispatının gerektiği, çekin önlü arkalı suretinde teminat amaçlı verildiğine dair bir ibare bulunmadığı, davacının bu iddiasını yazılı olarak iddialarını ispat edemediği, davacı vekilinin dava dilekçesinde yemin deliline dayandığı mahkememizce delilinin hatırlatıldığı ve ancak bu delile dayanılmayacağının beyan edildiği hususu da göz önüne alınarak açıklanan gerekçe ve anılan kanun hükümleri uyarınca davanın reddine dair karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın reddine, 2-Alınması gerekli 427,60 TL harçtan davacı tarafça yatırılan 5.977,13 TL harcın mahsubuyla bakiye 5.549,53‬ TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacılara iadesine, 3-Davacıların yaptığı yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, Dair, 6100 sayılı HMK'nun 342 ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren 2 haftalık süre içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile ilgili İstinaf Dairesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar davacı vekilinin yüzüne karşı açıkça okunup, usulen anlatıldı. 30/01/2024 Katip ... ¸ Hakim ... ¸

Atıf: Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/989, K. 2024/119, T. 30.01.2024, www.arakarar.com/karar/bakirkoy-7-asliye-ticaret-mahkemesi-2022-989-e-2024-119-k-5b438f51368e